Amerika
Eski FBI ajanları Grassley’i ihraçlarda rol oynamakla suçladı

ABD Senatosu Adalet Komisyonu Başkanı Chuck Grassley, Başkan Trump hakkındaki ceza soruşturmasına dair gizliliği kaldırılmamış belgeleri yayımlayarak FBI ajanlarının görevden alınmasında usulsüz rol oynamakla suçlanıyor. FBI’a karşı açılan iki ayrı dava, ajanların kimliklerinin açıklandığı bu belgelerin ardından hedef haline getirildiklerini ve idari süreç işletilmeden işten çıkarıldıklarını ortaya koydu.
Görevlerine son verilen çok sayıda eski FBI ajanı, Senato Adalet Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Chuck Grassley’nin ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik yürütülen ceza soruşturmasına dair bir dizi sansürlenmemiş belgeyi kamuoyuna açıklamasının, ihraç süreçlerinde belirleyici bir rol oynadığını savundu.
Söz konusu iddialar, FBI’a karşı açılan ve Grassley’nin doğrudan davalı olarak isimlendirilmediği ancak eylemlerinin temel bir faktör olarak işaret edildiği iki ayrı dava dosyasında yer aldı.
Davacılar, eski özel yetkili savcı Jack Smith’in 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına yönelik soruşturmasında görev aldıkları için hedef seçildiklerini belirtiyor.
Hukuki süreçte yer alan iddialara göre, FBI ajanlarının iş akitleri, Smith’in ekibindeki görevlendirmeleri gerekçe gösterilerek haksız şekilde feshedildi.
Dosyalardan birinde, FBI’ın bu profesyonel çalışmaları artık “hasmane ve taraflı eylemler” olarak nitelendirdiği kaydedildi. Davalar ayrıca, Senato Adalet Komisyonu’nun Smith’in yürüttüğü Arctic Frost soruşturmasına yönelik geniş kapsamlı incelemesini ve Cumhuriyetçilerin FBI bünyesindeki “çürüme” olarak adlandırdıkları durumu düzeltmeye odaklanan muhafazakar ekosistem içindeki Grassley’nin rolünü sorguluyor.
Grassley’nin kamuoyuna açıkladığı belgelerin ajanların isimlerini sansürsüz şekilde içerdiği, bu durumun ise hem çevrimiçi ortamlarda ajanlara yönelik yoğun saldırılara hem de teşkilatın çalışanları tasfiye etme sürecinde bir tepkiye yol açtığı ifade ediliyor.
FBI’a dava açan iki ajanı temsil eden eski federal savcı Margaret Donovan, “Milletvekillerinin, bu sansürsüz ifşaatların doğrudan sonucunun bilgi sahibi olmayan çevrimiçi bir kitlenin dürüst ve çalışkan federal kolluk görevlilerini hedef almasına neden olacağını bilerek bu kadar pervasızca yanlış nitelendirmelerde bulunması beni dehşete düşürüyor” dedi.
Grassley’nin 92 yaşında olması ve en yaşlı senatör statüsüne atıfta bulunan Donovan, en iyi ihtimalle Grassley’nin ne yaptığını bilmediğini, en kötü ihtimalle ise bir siyasi müttefiki hedef alan suç faaliyetlerini soruşturma cesareti gösteren federal ajanlara kasten zarar vermeye çalıştığını sözlerine ekledi.
Soruşturması kapsamında Grassley; Smith’in incelemesine dair çok sayıda belgeyi, muhafazakar aktivistlere gönderilen mahkeme celplerini ve 6 Ocak günü Trump ile görüştüğüne inanılan senatörlerin telefon kayıtlarını yayımladı.
Yayımlanan belgelerin bir kısmının, normal şartlarda kamuoyuyla paylaşılmayan ve Adalet Bakanlığı’nın Kongre ile paylaşmasının büyük ölçüde yasak olduğu büyük jüri materyalleri olduğu kaydedildi. Bu durum, söz konusu bilgileri Grassley ile paylaşan ifşacıların kimliklerine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Trump destekçileri bu belgelerin eski başkana yönelik “yersiz” bir soruşturmanın katmanlarını araladığını savunurken; eleştirmenler Grassley’nin, amirlerinin talimatıyla yasal adımlar atan ajanların yürüttüğü usulüne uygun bir soruşturmayı, Smith’in ceza incelemesinden sınırlı kesitler sunarak çarpıttığını vurguluyor.
Grassley, hassas belgelerin birçoğunun FBI’ın yanı sıra ifşacılardan (whistleblowers) geldiğini ve personel kararları konusunda teşkilatla koordinasyon kurmadığını bildirdi.
Grassley’nin sözcüsü Clare Slattery yaptığı açıklamada, “The Hill, Başkan Grassley’nin kararlı denetimini karalamak ve kamuoyundan gizlenen binlerce sayfalık kayıt aracılığıyla silah haline getirilmiş Arctic Frost soruşturmasının ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için kariyerlerini riske atan cesur ifşacıları korkutmak için tasarlanmış tamamen sahte bir anlatıyı papağan gibi tekrarlıyor” ifadelerini kullandı.
Slattery, ifşacıların Grassley’i Capitol Hill’deki en keskin ve deneyimli müfettiş olarak gördüklerini ve onun kendilerini her zaman savunacağını bildikleri için ofisine gelmeye devam ettiklerini ekledi.
Konuya aşina 10 kaynakla görüşen The Hill’in aktardığına göre Grassley ve Senatör Ron Johnson tarafından paylaşılan belgelerde yaklaşık 70 FBI ajanı ve çalışanının ismi yer alıyor.
Bir dönem teşkilat bünyesinde çalışmış ve isminin açıklanmasını istemeyen eski bir ajan, “Eskiden organizasyonda bulunan ve işleyişi bilen bizler için burada görünen durum, ajanların isimlerini lekelemek ve idarenin tabanında onları işten çıkarmayı haklı çıkaracak bir halk desteği oluşturmak için yürütülen koordineli bir çabadır” değerlendirmesinde bulundu.
Eski ajan, belgelerin yayımlanmasının ardından “MAGA dünyası” medyasında bu isimler hakkında yazılar yazıldığını ve bir ihraç talebi dalgasının oluştuğunu, nihayetinde bu kişilerin gerçek bir disiplin süreci işletilmeden görevden alındıklarını ifade etti.
Grassley’nin denetim çalışmaları siyasi yelpazenin her iki kanadından da takdir toplarken, Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu Başkanı Jim Jordan, Grassley’den “ifşacı mevzuatının babası” olarak bahsetti.
Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin de Grassley’nin “ifşacılara ve kamu dürüstlüğüne olan bağımsız bağlılığını” kabul etti; ancak onu “tamamen taraflı Trumpçı komplolara organize bir şekilde yardımcı olan seçici ifşaatlar yapmakla” suçladı.
Raskin, milletvekillerinin komplo teorileri ve yalanlar için bir iletim mekanizmasına dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu FBI ajanları kesinlikle siyasi ve ideolojik ayrımcılığın kurbanı oldu. Umarım bu davalar, Senatör Grassley’nin onları hedef alma çabasının bir parçası olduğunu kanıtlamaz” dedi.
FBI içindeki ilişkiler ağını ele alan mart ayı sonundaki dava dosyası, Grassley’nin belgeleri açıklaması ile FBI Direktörü Kash Patel’in attığı adımlar arasındaki kronolojiyi ortaya koydu. Patel, geçtiğimiz ekim ayında Fox News’e yaptığı açıklamada, önceki yönetimlerin gizlediği belgeleri yayımladığını savunarak, “Kolluk kuvvetlerini silah haline getiren ve tekilleşmiş şekilde siyasallaştıran önceki idarenin liderliğine öfke duyması gereken Kongre’deki ortaklarımızla birlikte çalışacağız” ifadesini kullanmıştı.
Bu açıklamadan birkaç gün sonra Grassley, yayımladığı bilgiler sonucunda Patel’in daha fazla ajanı işten çıkardığını belirterek, “Direktör Patel sayesinde şimdiden bazı hesap verebilirlik adımları atıldı ve daha fazlasının geleceğini bekliyorum” dedi.
Patel ayrıca, Grassley’nin eski Adalet Bakanı Merrick Garland ve dönemin FBI Direktörü Christopher Wray’in Arctic Frost soruşturmasını onayladığını gösteren belgeleri paylaşmasının ardından sosyal medyada ona teşekkür etmiş; FBI’ın “hükümetin en üst kademelerindeki siyasallaşmayı gösteren dokümantasyonu” teslim ettiğini belirtmişti. İkinci dava dosyasında ise üç ajan, ihraçlarının Grassley’nin ifşaatlarıyla eşzamanlı olduğunu kaydetti.
Ajanlar, Patel’i Kongre ile paylaşımı dahi sınırlanan gizlilik kurallarına tabi büyük jüri materyallerini usulsüzce paylaşmakla suçladı.
Bu dava, usulüne uygun süreç işletilmeden işten çıkarıldığını hisseden yaklaşık 45 kişilik ajan havuzu için bir toplu dava niteliği taşımayı hedefliyor.
FBI’a yakın bir kaynak, işten çıkarmaları Patel’in Trump yönetimi içindeki sarsıntılı konumunu sağlama alma çabası olarak nitelendirdi. Kaynak, “Direktör, başkanı memnun etmek için görevine son verecek kişiler arıyor; Grassley ise bunları onun için hazırlıyor. Bu süreçte güçlü bir Senato üyesini memnun etmenin ek faydasını da görüyorlar” dedi.
Kaynağa göre geçmişte teşkilat liderliği ajanların çıkarlarını korumak için direnç gösterirken, mevcut durumda liderliğin Grassley’i isimleri kamuoyuna açıklaması için aktif olarak teşvik ettiği ve bunun işten çıkarma gerekçesi yapıldığı bir yapı oluştu.
FBI, The Hill’e yaptığı açıklamada, Kongre’ye 50 bin sayfadan fazla belge teslim ettiklerini ve bu rakamın önceki iki direktörün toplamının üç katından fazla olduğunu bildirdi. Kurum açıklamasında, “Direktör Patel, tarihin en şeffaf FBI’ını yönetiyor ve ilgili komisyonlarla yürüttüğümüz çalışmalar aracılığıyla güveni yeniden inşa etme konusundaki kararlılığını defalarca kanıtladı. Başkan Grassley kritik bir denetim rolü üstleniyor ve kendisiyle çalışmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.
Grassley de ajanların isimlerini sansürlemeden belgeleri yayımlamasını, ofisinin uzun süredir devam eden bir politikası olarak savundu.
Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonu’nun eski danışmanlarından Zack Schram, büyük soruşturmaların geleneksel olarak belgeleri soruşturma sonunda nihai raporla birlikte yayımladığını belirterek, Grassley’nin yönteminin geleneksel denetim çıkarlarıyla her zaman örtüşmediğini ifade etti.
Schram, devam eden bir soruşturmanın perdesini özellikle ilgi çekmek amacıyla aralamanın, karmaşık ve olguya dayalı bir soruşturmanın çıkarlarına aykırı olduğunu söyledi.
Grassley’nin eski baş müfettişi Jason Foster ise Senatörün her zaman bilgileri parça parça yayımlama stilini benimsediğini ve tartışma yaratarak kamuoyu ve basınla işbirliği yapmanın tam hikayeye ulaşmak için değerli olduğunu belirterek Grassley’nin yöntemini savundu.
Foster, isimlerin açıklanmasının şeffaflık yoluyla doğrudan kamu hesap verebilirliğini sağlamayı amaçladığını savundu.
Öte yandan Schram, isimleri parça parça yayımlamanın, işini talimatlar doğrultusunda ve yasaya uygun yapan kişilere zarar verebileceğini ve geçmişte komisyonlarda çalışırken bu tür sonuçların farkında olarak hareket ettiklerini kaydetti.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











