Bizi Takip Edin

Amerika

Eski FBI ajanları Grassley’i ihraçlarda rol oynamakla suçladı

Yayınlanma

ABD Senatosu Adalet Komisyonu Başkanı Chuck Grassley, Başkan Trump hakkındaki ceza soruşturmasına dair gizliliği kaldırılmamış belgeleri yayımlayarak FBI ajanlarının görevden alınmasında usulsüz rol oynamakla suçlanıyor. FBI’a karşı açılan iki ayrı dava, ajanların kimliklerinin açıklandığı bu belgelerin ardından hedef haline getirildiklerini ve idari süreç işletilmeden işten çıkarıldıklarını ortaya koydu.

Görevlerine son verilen çok sayıda eski FBI ajanı, Senato Adalet Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Chuck Grassley’nin ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik yürütülen ceza soruşturmasına dair bir dizi sansürlenmemiş belgeyi kamuoyuna açıklamasının, ihraç süreçlerinde belirleyici bir rol oynadığını savundu.

Söz konusu iddialar, FBI’a karşı açılan ve Grassley’nin doğrudan davalı olarak isimlendirilmediği ancak eylemlerinin temel bir faktör olarak işaret edildiği iki ayrı dava dosyasında yer aldı.

Davacılar, eski özel yetkili savcı Jack Smith’in 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına yönelik soruşturmasında görev aldıkları için hedef seçildiklerini belirtiyor.

Hukuki süreçte yer alan iddialara göre, FBI ajanlarının iş akitleri, Smith’in ekibindeki görevlendirmeleri gerekçe gösterilerek haksız şekilde feshedildi.

Dosyalardan birinde, FBI’ın bu profesyonel çalışmaları artık “hasmane ve taraflı eylemler” olarak nitelendirdiği kaydedildi. Davalar ayrıca, Senato Adalet Komisyonu’nun Smith’in yürüttüğü Arctic Frost soruşturmasına yönelik geniş kapsamlı incelemesini ve Cumhuriyetçilerin FBI bünyesindeki “çürüme” olarak adlandırdıkları durumu düzeltmeye odaklanan muhafazakar ekosistem içindeki Grassley’nin rolünü sorguluyor.

Grassley’nin kamuoyuna açıkladığı belgelerin ajanların isimlerini sansürsüz şekilde içerdiği, bu durumun ise hem çevrimiçi ortamlarda ajanlara yönelik yoğun saldırılara hem de teşkilatın çalışanları tasfiye etme sürecinde bir tepkiye yol açtığı ifade ediliyor.

FBI’a dava açan iki ajanı temsil eden eski federal savcı Margaret Donovan, “Milletvekillerinin, bu sansürsüz ifşaatların doğrudan sonucunun bilgi sahibi olmayan çevrimiçi bir kitlenin dürüst ve çalışkan federal kolluk görevlilerini hedef almasına neden olacağını bilerek bu kadar pervasızca yanlış nitelendirmelerde bulunması beni dehşete düşürüyor” dedi.

Grassley’nin 92 yaşında olması ve en yaşlı senatör statüsüne atıfta bulunan Donovan, en iyi ihtimalle Grassley’nin ne yaptığını bilmediğini, en kötü ihtimalle ise bir siyasi müttefiki hedef alan suç faaliyetlerini soruşturma cesareti gösteren federal ajanlara kasten zarar vermeye çalıştığını sözlerine ekledi.

Soruşturması kapsamında Grassley; Smith’in incelemesine dair çok sayıda belgeyi, muhafazakar aktivistlere gönderilen mahkeme celplerini ve 6 Ocak günü Trump ile görüştüğüne inanılan senatörlerin telefon kayıtlarını yayımladı.

Yayımlanan belgelerin bir kısmının, normal şartlarda kamuoyuyla paylaşılmayan ve Adalet Bakanlığı’nın Kongre ile paylaşmasının büyük ölçüde yasak olduğu büyük jüri materyalleri olduğu kaydedildi. Bu durum, söz konusu bilgileri Grassley ile paylaşan ifşacıların kimliklerine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Trump destekçileri bu belgelerin eski başkana yönelik “yersiz” bir soruşturmanın katmanlarını araladığını savunurken; eleştirmenler Grassley’nin, amirlerinin talimatıyla yasal adımlar atan ajanların yürüttüğü usulüne uygun bir soruşturmayı, Smith’in ceza incelemesinden sınırlı kesitler sunarak çarpıttığını vurguluyor.

Grassley, hassas belgelerin birçoğunun FBI’ın yanı sıra ifşacılardan (whistleblowers) geldiğini ve personel kararları konusunda teşkilatla koordinasyon kurmadığını bildirdi.

Grassley’nin sözcüsü Clare Slattery yaptığı açıklamada, “The Hill, Başkan Grassley’nin kararlı denetimini karalamak ve kamuoyundan gizlenen binlerce sayfalık kayıt aracılığıyla silah haline getirilmiş Arctic Frost soruşturmasının ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için kariyerlerini riske atan cesur ifşacıları korkutmak için tasarlanmış tamamen sahte bir anlatıyı papağan gibi tekrarlıyor” ifadelerini kullandı.

Slattery, ifşacıların Grassley’i Capitol Hill’deki en keskin ve deneyimli müfettiş olarak gördüklerini ve onun kendilerini her zaman savunacağını bildikleri için ofisine gelmeye devam ettiklerini ekledi.

Konuya aşina 10 kaynakla görüşen The Hill’in aktardığına göre Grassley ve Senatör Ron Johnson tarafından paylaşılan belgelerde yaklaşık 70 FBI ajanı ve çalışanının ismi yer alıyor.

Bir dönem teşkilat bünyesinde çalışmış ve isminin açıklanmasını istemeyen eski bir ajan, “Eskiden organizasyonda bulunan ve işleyişi bilen bizler için burada görünen durum, ajanların isimlerini lekelemek ve idarenin tabanında onları işten çıkarmayı haklı çıkaracak bir halk desteği oluşturmak için yürütülen koordineli bir çabadır” değerlendirmesinde bulundu.

Eski ajan, belgelerin yayımlanmasının ardından “MAGA dünyası” medyasında bu isimler hakkında yazılar yazıldığını ve bir ihraç talebi dalgasının oluştuğunu, nihayetinde bu kişilerin gerçek bir disiplin süreci işletilmeden görevden alındıklarını ifade etti.

Grassley’nin denetim çalışmaları siyasi yelpazenin her iki kanadından da takdir toplarken, Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu Başkanı Jim Jordan, Grassley’den “ifşacı mevzuatının babası” olarak bahsetti.

Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin de Grassley’nin “ifşacılara ve kamu dürüstlüğüne olan bağımsız bağlılığını” kabul etti; ancak onu “tamamen taraflı Trumpçı komplolara organize bir şekilde yardımcı olan seçici ifşaatlar yapmakla” suçladı.

Raskin, milletvekillerinin komplo teorileri ve yalanlar için bir iletim mekanizmasına dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu FBI ajanları kesinlikle siyasi ve ideolojik ayrımcılığın kurbanı oldu. Umarım bu davalar, Senatör Grassley’nin onları hedef alma çabasının bir parçası olduğunu kanıtlamaz” dedi.

FBI içindeki ilişkiler ağını ele alan mart ayı sonundaki dava dosyası, Grassley’nin belgeleri açıklaması ile FBI Direktörü Kash Patel’in attığı adımlar arasındaki kronolojiyi ortaya koydu. Patel, geçtiğimiz ekim ayında Fox News’e yaptığı açıklamada, önceki yönetimlerin gizlediği belgeleri yayımladığını savunarak, “Kolluk kuvvetlerini silah haline getiren ve tekilleşmiş şekilde siyasallaştıran önceki idarenin liderliğine öfke duyması gereken Kongre’deki ortaklarımızla birlikte çalışacağız” ifadesini kullanmıştı.

Bu açıklamadan birkaç gün sonra Grassley, yayımladığı bilgiler sonucunda Patel’in daha fazla ajanı işten çıkardığını belirterek, “Direktör Patel sayesinde şimdiden bazı hesap verebilirlik adımları atıldı ve daha fazlasının geleceğini bekliyorum” dedi.

Patel ayrıca, Grassley’nin eski Adalet Bakanı Merrick Garland ve dönemin FBI Direktörü Christopher Wray’in Arctic Frost soruşturmasını onayladığını gösteren belgeleri paylaşmasının ardından sosyal medyada ona teşekkür etmiş; FBI’ın “hükümetin en üst kademelerindeki siyasallaşmayı gösteren dokümantasyonu” teslim ettiğini belirtmişti. İkinci dava dosyasında ise üç ajan, ihraçlarının Grassley’nin ifşaatlarıyla eşzamanlı olduğunu kaydetti.

Ajanlar, Patel’i Kongre ile paylaşımı dahi sınırlanan gizlilik kurallarına tabi büyük jüri materyallerini usulsüzce paylaşmakla suçladı.

Bu dava, usulüne uygun süreç işletilmeden işten çıkarıldığını hisseden yaklaşık 45 kişilik ajan havuzu için bir toplu dava niteliği taşımayı hedefliyor.

FBI’a yakın bir kaynak, işten çıkarmaları Patel’in Trump yönetimi içindeki sarsıntılı konumunu sağlama alma çabası olarak nitelendirdi. Kaynak, “Direktör, başkanı memnun etmek için görevine son verecek kişiler arıyor; Grassley ise bunları onun için hazırlıyor. Bu süreçte güçlü bir Senato üyesini memnun etmenin ek faydasını da görüyorlar” dedi.

Kaynağa göre geçmişte teşkilat liderliği ajanların çıkarlarını korumak için direnç gösterirken, mevcut durumda liderliğin Grassley’i isimleri kamuoyuna açıklaması için aktif olarak teşvik ettiği ve bunun işten çıkarma gerekçesi yapıldığı bir yapı oluştu.

FBI, The Hill’e yaptığı açıklamada, Kongre’ye 50 bin sayfadan fazla belge teslim ettiklerini ve bu rakamın önceki iki direktörün toplamının üç katından fazla olduğunu bildirdi. Kurum açıklamasında, “Direktör Patel, tarihin en şeffaf FBI’ını yönetiyor ve ilgili komisyonlarla yürüttüğümüz çalışmalar aracılığıyla güveni yeniden inşa etme konusundaki kararlılığını defalarca kanıtladı. Başkan Grassley kritik bir denetim rolü üstleniyor ve kendisiyle çalışmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.

Grassley de ajanların isimlerini sansürlemeden belgeleri yayımlamasını, ofisinin uzun süredir devam eden bir politikası olarak savundu.

Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonu’nun eski danışmanlarından Zack Schram, büyük soruşturmaların geleneksel olarak belgeleri soruşturma sonunda nihai raporla birlikte yayımladığını belirterek, Grassley’nin yönteminin geleneksel denetim çıkarlarıyla her zaman örtüşmediğini ifade etti.

Schram, devam eden bir soruşturmanın perdesini özellikle ilgi çekmek amacıyla aralamanın, karmaşık ve olguya dayalı bir soruşturmanın çıkarlarına aykırı olduğunu söyledi.

Grassley’nin eski baş müfettişi Jason Foster ise Senatörün her zaman bilgileri parça parça yayımlama stilini benimsediğini ve tartışma yaratarak kamuoyu ve basınla işbirliği yapmanın tam hikayeye ulaşmak için değerli olduğunu belirterek Grassley’nin yöntemini savundu.

Foster, isimlerin açıklanmasının şeffaflık yoluyla doğrudan kamu hesap verebilirliğini sağlamayı amaçladığını savundu.

Öte yandan Schram, isimleri parça parça yayımlamanın, işini talimatlar doğrultusunda ve yasaya uygun yapan kişilere zarar verebileceğini ve geçmişte komisyonlarda çalışırken bu tür sonuçların farkında olarak hareket ettiklerini kaydetti.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English