Amerika
Eski FBI ajanları Grassley’i ihraçlarda rol oynamakla suçladı

ABD Senatosu Adalet Komisyonu Başkanı Chuck Grassley, Başkan Trump hakkındaki ceza soruşturmasına dair gizliliği kaldırılmamış belgeleri yayımlayarak FBI ajanlarının görevden alınmasında usulsüz rol oynamakla suçlanıyor. FBI’a karşı açılan iki ayrı dava, ajanların kimliklerinin açıklandığı bu belgelerin ardından hedef haline getirildiklerini ve idari süreç işletilmeden işten çıkarıldıklarını ortaya koydu.
Görevlerine son verilen çok sayıda eski FBI ajanı, Senato Adalet Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Chuck Grassley’nin ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik yürütülen ceza soruşturmasına dair bir dizi sansürlenmemiş belgeyi kamuoyuna açıklamasının, ihraç süreçlerinde belirleyici bir rol oynadığını savundu.
Söz konusu iddialar, FBI’a karşı açılan ve Grassley’nin doğrudan davalı olarak isimlendirilmediği ancak eylemlerinin temel bir faktör olarak işaret edildiği iki ayrı dava dosyasında yer aldı.
Davacılar, eski özel yetkili savcı Jack Smith’in 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına yönelik soruşturmasında görev aldıkları için hedef seçildiklerini belirtiyor.
Hukuki süreçte yer alan iddialara göre, FBI ajanlarının iş akitleri, Smith’in ekibindeki görevlendirmeleri gerekçe gösterilerek haksız şekilde feshedildi.
Dosyalardan birinde, FBI’ın bu profesyonel çalışmaları artık “hasmane ve taraflı eylemler” olarak nitelendirdiği kaydedildi. Davalar ayrıca, Senato Adalet Komisyonu’nun Smith’in yürüttüğü Arctic Frost soruşturmasına yönelik geniş kapsamlı incelemesini ve Cumhuriyetçilerin FBI bünyesindeki “çürüme” olarak adlandırdıkları durumu düzeltmeye odaklanan muhafazakar ekosistem içindeki Grassley’nin rolünü sorguluyor.
Grassley’nin kamuoyuna açıkladığı belgelerin ajanların isimlerini sansürsüz şekilde içerdiği, bu durumun ise hem çevrimiçi ortamlarda ajanlara yönelik yoğun saldırılara hem de teşkilatın çalışanları tasfiye etme sürecinde bir tepkiye yol açtığı ifade ediliyor.
FBI’a dava açan iki ajanı temsil eden eski federal savcı Margaret Donovan, “Milletvekillerinin, bu sansürsüz ifşaatların doğrudan sonucunun bilgi sahibi olmayan çevrimiçi bir kitlenin dürüst ve çalışkan federal kolluk görevlilerini hedef almasına neden olacağını bilerek bu kadar pervasızca yanlış nitelendirmelerde bulunması beni dehşete düşürüyor” dedi.
Grassley’nin 92 yaşında olması ve en yaşlı senatör statüsüne atıfta bulunan Donovan, en iyi ihtimalle Grassley’nin ne yaptığını bilmediğini, en kötü ihtimalle ise bir siyasi müttefiki hedef alan suç faaliyetlerini soruşturma cesareti gösteren federal ajanlara kasten zarar vermeye çalıştığını sözlerine ekledi.
Soruşturması kapsamında Grassley; Smith’in incelemesine dair çok sayıda belgeyi, muhafazakar aktivistlere gönderilen mahkeme celplerini ve 6 Ocak günü Trump ile görüştüğüne inanılan senatörlerin telefon kayıtlarını yayımladı.
Yayımlanan belgelerin bir kısmının, normal şartlarda kamuoyuyla paylaşılmayan ve Adalet Bakanlığı’nın Kongre ile paylaşmasının büyük ölçüde yasak olduğu büyük jüri materyalleri olduğu kaydedildi. Bu durum, söz konusu bilgileri Grassley ile paylaşan ifşacıların kimliklerine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Trump destekçileri bu belgelerin eski başkana yönelik “yersiz” bir soruşturmanın katmanlarını araladığını savunurken; eleştirmenler Grassley’nin, amirlerinin talimatıyla yasal adımlar atan ajanların yürüttüğü usulüne uygun bir soruşturmayı, Smith’in ceza incelemesinden sınırlı kesitler sunarak çarpıttığını vurguluyor.
Grassley, hassas belgelerin birçoğunun FBI’ın yanı sıra ifşacılardan (whistleblowers) geldiğini ve personel kararları konusunda teşkilatla koordinasyon kurmadığını bildirdi.
Grassley’nin sözcüsü Clare Slattery yaptığı açıklamada, “The Hill, Başkan Grassley’nin kararlı denetimini karalamak ve kamuoyundan gizlenen binlerce sayfalık kayıt aracılığıyla silah haline getirilmiş Arctic Frost soruşturmasının ardındaki gerçeği ortaya çıkarmak için kariyerlerini riske atan cesur ifşacıları korkutmak için tasarlanmış tamamen sahte bir anlatıyı papağan gibi tekrarlıyor” ifadelerini kullandı.
Slattery, ifşacıların Grassley’i Capitol Hill’deki en keskin ve deneyimli müfettiş olarak gördüklerini ve onun kendilerini her zaman savunacağını bildikleri için ofisine gelmeye devam ettiklerini ekledi.
Konuya aşina 10 kaynakla görüşen The Hill’in aktardığına göre Grassley ve Senatör Ron Johnson tarafından paylaşılan belgelerde yaklaşık 70 FBI ajanı ve çalışanının ismi yer alıyor.
Bir dönem teşkilat bünyesinde çalışmış ve isminin açıklanmasını istemeyen eski bir ajan, “Eskiden organizasyonda bulunan ve işleyişi bilen bizler için burada görünen durum, ajanların isimlerini lekelemek ve idarenin tabanında onları işten çıkarmayı haklı çıkaracak bir halk desteği oluşturmak için yürütülen koordineli bir çabadır” değerlendirmesinde bulundu.
Eski ajan, belgelerin yayımlanmasının ardından “MAGA dünyası” medyasında bu isimler hakkında yazılar yazıldığını ve bir ihraç talebi dalgasının oluştuğunu, nihayetinde bu kişilerin gerçek bir disiplin süreci işletilmeden görevden alındıklarını ifade etti.
Grassley’nin denetim çalışmaları siyasi yelpazenin her iki kanadından da takdir toplarken, Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu Başkanı Jim Jordan, Grassley’den “ifşacı mevzuatının babası” olarak bahsetti.
Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin de Grassley’nin “ifşacılara ve kamu dürüstlüğüne olan bağımsız bağlılığını” kabul etti; ancak onu “tamamen taraflı Trumpçı komplolara organize bir şekilde yardımcı olan seçici ifşaatlar yapmakla” suçladı.
Raskin, milletvekillerinin komplo teorileri ve yalanlar için bir iletim mekanizmasına dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu FBI ajanları kesinlikle siyasi ve ideolojik ayrımcılığın kurbanı oldu. Umarım bu davalar, Senatör Grassley’nin onları hedef alma çabasının bir parçası olduğunu kanıtlamaz” dedi.
FBI içindeki ilişkiler ağını ele alan mart ayı sonundaki dava dosyası, Grassley’nin belgeleri açıklaması ile FBI Direktörü Kash Patel’in attığı adımlar arasındaki kronolojiyi ortaya koydu. Patel, geçtiğimiz ekim ayında Fox News’e yaptığı açıklamada, önceki yönetimlerin gizlediği belgeleri yayımladığını savunarak, “Kolluk kuvvetlerini silah haline getiren ve tekilleşmiş şekilde siyasallaştıran önceki idarenin liderliğine öfke duyması gereken Kongre’deki ortaklarımızla birlikte çalışacağız” ifadesini kullanmıştı.
Bu açıklamadan birkaç gün sonra Grassley, yayımladığı bilgiler sonucunda Patel’in daha fazla ajanı işten çıkardığını belirterek, “Direktör Patel sayesinde şimdiden bazı hesap verebilirlik adımları atıldı ve daha fazlasının geleceğini bekliyorum” dedi.
Patel ayrıca, Grassley’nin eski Adalet Bakanı Merrick Garland ve dönemin FBI Direktörü Christopher Wray’in Arctic Frost soruşturmasını onayladığını gösteren belgeleri paylaşmasının ardından sosyal medyada ona teşekkür etmiş; FBI’ın “hükümetin en üst kademelerindeki siyasallaşmayı gösteren dokümantasyonu” teslim ettiğini belirtmişti. İkinci dava dosyasında ise üç ajan, ihraçlarının Grassley’nin ifşaatlarıyla eşzamanlı olduğunu kaydetti.
Ajanlar, Patel’i Kongre ile paylaşımı dahi sınırlanan gizlilik kurallarına tabi büyük jüri materyallerini usulsüzce paylaşmakla suçladı.
Bu dava, usulüne uygun süreç işletilmeden işten çıkarıldığını hisseden yaklaşık 45 kişilik ajan havuzu için bir toplu dava niteliği taşımayı hedefliyor.
FBI’a yakın bir kaynak, işten çıkarmaları Patel’in Trump yönetimi içindeki sarsıntılı konumunu sağlama alma çabası olarak nitelendirdi. Kaynak, “Direktör, başkanı memnun etmek için görevine son verecek kişiler arıyor; Grassley ise bunları onun için hazırlıyor. Bu süreçte güçlü bir Senato üyesini memnun etmenin ek faydasını da görüyorlar” dedi.
Kaynağa göre geçmişte teşkilat liderliği ajanların çıkarlarını korumak için direnç gösterirken, mevcut durumda liderliğin Grassley’i isimleri kamuoyuna açıklaması için aktif olarak teşvik ettiği ve bunun işten çıkarma gerekçesi yapıldığı bir yapı oluştu.
FBI, The Hill’e yaptığı açıklamada, Kongre’ye 50 bin sayfadan fazla belge teslim ettiklerini ve bu rakamın önceki iki direktörün toplamının üç katından fazla olduğunu bildirdi. Kurum açıklamasında, “Direktör Patel, tarihin en şeffaf FBI’ını yönetiyor ve ilgili komisyonlarla yürüttüğümüz çalışmalar aracılığıyla güveni yeniden inşa etme konusundaki kararlılığını defalarca kanıtladı. Başkan Grassley kritik bir denetim rolü üstleniyor ve kendisiyle çalışmaktan gurur duyuyoruz” ifadelerine yer verdi.
Grassley de ajanların isimlerini sansürlemeden belgeleri yayımlamasını, ofisinin uzun süredir devam eden bir politikası olarak savundu.
Senato İç Güvenlik ve Hükümet İşleri Komisyonu’nun eski danışmanlarından Zack Schram, büyük soruşturmaların geleneksel olarak belgeleri soruşturma sonunda nihai raporla birlikte yayımladığını belirterek, Grassley’nin yönteminin geleneksel denetim çıkarlarıyla her zaman örtüşmediğini ifade etti.
Schram, devam eden bir soruşturmanın perdesini özellikle ilgi çekmek amacıyla aralamanın, karmaşık ve olguya dayalı bir soruşturmanın çıkarlarına aykırı olduğunu söyledi.
Grassley’nin eski baş müfettişi Jason Foster ise Senatörün her zaman bilgileri parça parça yayımlama stilini benimsediğini ve tartışma yaratarak kamuoyu ve basınla işbirliği yapmanın tam hikayeye ulaşmak için değerli olduğunu belirterek Grassley’nin yöntemini savundu.
Foster, isimlerin açıklanmasının şeffaflık yoluyla doğrudan kamu hesap verebilirliğini sağlamayı amaçladığını savundu.
Öte yandan Schram, isimleri parça parça yayımlamanın, işini talimatlar doğrultusunda ve yasaya uygun yapan kişilere zarar verebileceğini ve geçmişte komisyonlarda çalışırken bu tür sonuçların farkında olarak hareket ettiklerini kaydetti.
Amerika
ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.
ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.
Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.
CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.
Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.
Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.
Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.
Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.
Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.
Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.
ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.
Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.
Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.
Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.
Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.
Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.
En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.
Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.
USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.
Amerika
Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.
Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.
Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.
A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.
Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.
DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.
Amerika
SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.
Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.
CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.
Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.
Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.
Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.
Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu.
Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.
SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.
Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.
Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.
Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.
Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.
Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.
Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.
Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.
Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.
Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.
SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.
Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.
Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.
Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.
Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











