Bizi Takip Edin

Avrupa

Binlerce Alman askeri Litvanya’ya konuşlanacak

Yayınlanma

Litvanya parlamentosu (Seimas), geçtiğimiz perşembe günü Berlin ve Vilnius arasında imzalanan ve Litvanya’da birkaç bin Alman askerinin kalıcı olarak konuşlandırılmasını öngören anlaşmayı onayladı.

Her iki ülkenin savunma bakanları eylül ayı ortalarında anlaşmaya varmış ve böylece Alman Silahlı Kuvvetlerinin (Bundeswehr) “Litvanya Tugayı” için yasal çerçeve hazırlanmıştı.

Bu gücün daha da büyümesi ve güçlenmesi şu anda Alman asker alım sürecinin ilerlemesi ve Rūdninkai’de 170 hektarlık bir askeri eğitim alanını da içerecek şekilde Litvanya’da gerekli altyapının tamamlanması faktörlerine bağlı.

Litvanya Savunma Bakanlığı ülkenin askerileştirilmesi için kapsamlı bir dizi hedef bildirmişti. Litvanya silahlı kuvvetlerinde yeni bir zırhlı tümen kurulması, askeri harcamaların daha da artırılması, silahlanmanın hızlandırılması ve “topyekün savunma konseptinin” hayata geçirilmesi hedefleniyor.

Planlar, Alman savunma şirketlerinin Litvanya’daki faaliyetlerini genişletmelerini de sağlayacak. Litvanya Tugayının konuşlandırılması Almanya için güç politikaları açısından büyük bir başarı olarak görülüyor. Berlin’in bu sayede Baltık bölgesinde öncü bir askeri rol oynama hedefine doğru ilerlediği düşünülüyor.

2027’ye kadar 5 bine yakın asker gidecek

Alman askerlerinin Litvanya’da kalıcı olarak konuşlandırılacağına dair 2023 yazında yapılan ilk duyuruyu, 18 Aralık 2023 tarihinde Vilnius ve Berlin tarafından ortaklaşa imzalanan bir “yol haritası” takip etmişti.

Bu yol haritasına göre Almanya Nisan 2024’ün başında, planlanan 4.800 askerden sadece 21’ini Litvanya’ya gönderdi. Alman Savunma Bakanlığına göre bu ön grup ekim ve kasım aylarında 129 askerle daha genişletilerek bir “aktivasyon personeli” haline getirilecek.

Berlin, 2025’in ilk yarısında askerlere ve ailelerine Litvanya Tugayına geçmeyi taahhüt etmeleri için çağrıda bulunmayı planlıyor. 2026’ya kadar 500 askere ulaşılması hedefleniyor.

Tugayın geri kalan 4.300 askerden oluşan büyük kısmının konuşlandırılması ise 2026 ve 2027 yıllarında gerçekleşecek.

NATO misyonu Almanya’nın “ileri kolu”

Alman Savunma Bakanlığı bu gücün 203. Zırhlı Tabur (Kuzey Ren-Vestfalya’daki Augustdorf’tan), 122. Zırhlı Piyade Taburu (Bavyera’daki Oberviechtach’tan) ve 2017’den beri Litvanya’da konuşlanmış olan Almanya liderliğindeki çok uluslu NATO Geliştirilmiş İleri Mevcudiyet Taburundan oluşmasını istiyor.

Tugayın komutanı, 2017 yılında Litvanya’daki NATO taburuna ilk komuta eden General Christoph Huber olacak.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius eylül ayı ortasında yaptığı bir basın açıklamasında, Bundeswehr’in otuz ila elli kadar mensubunun aileleriyle birlikte Litvanya’ya uzun süreli olarak yerleşmek istediklerini ifade etmiş olmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirmişti.

Vinius, Almanlar için yeni askeri eğitim merkezi inşa edecek

Litvanya Savunma Bakanlığına göre, Alman tugayının yüzde 80’i Vilnius’un güneyindeki Rūdninkai’de, geri kalanı ise Rukla’daki Alman liderliğindeki NATO taburunun mevcut yerinde konuşlandırılacak.

Litvanya hükümeti, 170 hektarlık kendi askeri eğitim alanı da dahil olmak üzere “Litvanya tarihinin en büyük askeri altyapı parçası” olarak adlandırdığı inşaat için 125 milyon avro harcadığını söylüyor.

İnşaat tamamlanana kadar Litvanya ordusu Nemenčinė ve Rokantiškės askeri üslerini Alman birliklerinin kullanımına açacak. Her iki üs de Vilnius’un dış mahallelerinde yer alıyor.

Litvanya Savunma Bakanı, Alman ortaklarına yeni tugay için askeri altyapı ve sivil hizmetler inşa etmenin hükümeti için “bir öncelik” olduğu konusunda güvence verdi.

Litvanya, Alman askerleri için yasal çerçeve oluşturdu

Alman Savunma Bakanlığı, eylül ayında imzalanan “konuşlanma anlaşmasının” artık Bundeswehr’in ve asker ailelerinin Litvanya’daki varlığının yasal çerçevesini oluşturduğunu belirtiyor.

Anlaşma diğer hususların yanı sıra Alman ordusunun Litvanya’daki askeri üsleri kullanma hakkını tanımlıyor, Litvanya’daki Alman birliklerinin hareketlerini düzenliyor ve Litvanya askeri polisiyle “yetki paylaşımı” konusu da dahil olmak üzere Alman askeri polisinin Litvanya topraklarındaki yetkilerini yönetiyor.

Anlaşma ayrıca Alman askerleri ve aile üyelerinin Litvanya’da sağlık ve eğitimden iş piyasası ve vergi hukukuna kadar günlük yaşama erişimini de kapsıyor.

Alman okulları ve anaokulları, askeri mağazalar, radyo istasyonları, sürücü okulları ve kantinlerin kurulması için yasal düzenlemeler de ana hatlarıyla belirlenmiş durumda.

Litvanya Savunma Bakanlığı bunu “askeri sivil altyapı” olarak adlandırıyor. Anlaşma için tasarlanmış bir torba yasa, Pistorius tarafından Litvanya Tugayının kurulmasına yönelik “önemli adımlar” olarak tanımlanıyor.

Alman tarafı bu düzenlemelerin Alman askerlerinin ve ailelerinin uzun vadede Litvanya’ya taşınması için “teşvik” yaratacağını umuyor.

Alman silah sanayii başrolde

Litvanya’daki askeri eğitim alanının yanına bir Rheinmetall mühimmat fabrikası da inşa ediliyor.

Bu amaçla nisan ayında şirketin bir temsilcisi ile Litvanya’nın savunma ve ekonomi ve inovasyon bakanları arasında bir mutabakat zaptı imzalandı.

Pistorius, Rheinmetall’in Litvanya’daki üretim tesisinin Almanya ile Litvanya arasındaki “savunma ortaklığını daha da yoğunlaştırma” planına dahil olduğunu belirtiyor.

Diğer Alman savunma şirketleriyle birlikte çalışan Rheinmetall, Litvanya’nın tedarik etmeye istekli olduğu Leopard 2 tankını da üretiyor. Halihazırda elli adetlik tank tedariki görüşülüyor. Bu partinin Vilnius’un ağır piyade tümeni kurma çabalarıyla uyumlu olacağı belirtiliyor.

Alman silah endüstrisi için bunlar önemli siparişleri temsil ediyor. Leopard muharebe tankları, diğer tank üreticilerinin artan rekabeti ile karşı karşıya olan Alman silah üreticilerinin amiral gemisi ürünlerinden biri.

Baltık’ta Rusya’ya karşı “garantör ülke” olarak Almanya

Almanya artık Baltık bölgesinde güvenliğin “garantörü” olarak anılıyor.

Mayıs ayında basına konuşan Litvanya Savunma Bakanı, Almanya’nın “ülkesinin en önemli müttefiklerinden biri olduğunu söylemişti.

Berlin’in Litvanya topraklarına bir tugay yerleştirme kararının, Almanya’nın “üstün liderliğini” ortaya koyduğunu öne süren bakan, güvenlik politikası açısından Alman hükümetinin faaliyetlerinin Litvanya ve bir bütün olarak Baltık bölgesi için “kritik” olduğunu söylemişti.

Almanya’nın Litvanya Tugayı NATO için de bir model teşkil ediyor. Litvanya, “tüm Avrupa kıtasının güvenliği bu misyonun başarısına bağlı olduğunu” düşünüyor.

Berlin yıllardır Moskova ile yaşanan çatışmadan faydalanarak kendisini Baltık bölgesinde lider askeri güç olarak konumlandırıyor ve aynı zamanda NATO içindeki konumunu güçlendiriyor.

Baltık bölgesi, Almanya’nın her iki dünya savaşında da işgal ettiği topraklar arasında yer alıyor.

Almanya daha sonra bölgeden çıkarılmış, 1990’lardan sonra ise AB’nin doğuya doğru genişlemesinin bir parçası olarak siyasi ve iktisadi olarak bölgeye geri dönmüştü.

Avrupa

Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Yayınlanma

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.

Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.

Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.

Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.

Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.

Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.

Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.

Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.

Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.

Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.

S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.

PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.

Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.

Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.

Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.

Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:

“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”

ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Yayınlanma

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.

Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.

Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.

Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.

Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.

Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.

Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:

“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”

Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.

Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.

Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.

Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor

Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.

Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.

ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.

Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.

Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.

Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.

Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.

Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Arktik’teki etkisini artırmaya çalışıyor

Yayınlanma

AB, Kuzey Kutbu’nda (Arktik) askeri hareket kabiliyetini genişletmeye yönelik planlar geliştiriyor ve yüksek Kuzey bölgelerinde “çok modlu askeri hareket koridorları” oluşturmayı hedefliyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre bu husus, salı günü Brüksel’de Avrupa Komisyonu tarafından sunulan AB’nin yeni Kuzey Kutbu stratejisinde özetlendi.

Stratejiye göre, Arktik’te “limanlar, havaalanları ve bunların iç kesimlerle bağlantıları”ndan oluşan ve “olumsuz hava koşullarında bile işlevsel kalacak” karmaşık bir lojistik sistem kurulacak.

Strateji belgesinde ayrıca, askeri güçlerin ve kaynakların Arktik’e sorunsuz bir şekilde konuşlandırılmasını sağlamak için “manevralar veya stres testleri” yapılacağı da duyuruluyor.

AB, bu stratejiyle, iklim değişikliğinin yol açtığı Arktik buzlarının erimesinin bir yandan bölgenin doğal kaynaklarına erişimi kolaylaştırırken, diğer yandan artık hem ticaret hem de askeri operasyonlar için kullanılabilen Kuzeydoğu ve Kuzeybatı Geçitleri gibi yeni deniz yollarını açtığı gerçeğine yanıt veriyor.

Arktik stratejisi, ABD’den daha fazla bağımsızlık hedefliyor ve Avrupa’dan kutup bölgesini geçerek Doğu Asya’ya uzanan bir “pan-Arktik” denizaltı kablosunun döşenmesini öngörüyor.

Arktik doğal kaynakları

AB’nin yeni Arktik stratejisi, diğer konuların yanı sıra, Arktik’te bulunan (bazıları deniz yatağının altında, bazıları karada) doğal kaynakları ele alıyor.

Bu kaynaklara, buzların erimesi nedeniyle yakında daha kolay erişilebilecek veya halihazırda erişilebilir durumda. Brüksel de bu kaynakların çıkarılmasını destekliyor.

Örneğin, İsveç’in en kuzeyindeki Kiruna yakınlarında nadir toprak elementleri çıkarmaya yönelik bir proje ile Grönland’ın doğusunda molibden madenciliği yapma planı özellikle belirtiliyor.

AB’nin 2021 tarihli önceki Arktik stratejisinden farklı olarak, Komisyon artık çok taraflı bir çerçeve içinde Arktik’te petrol, doğalgaz ve kömür çıkarılmasını kesin olarak yasaklamayı savunmuyor.

Bunun nedeni, AB’nin Rus enerji kaynaklarını kademeli olarak kullanımdan kaldırmasının ardından Norveç’in, tüm doğal gaz ithalatının yaklaşık yüzde 30’unu karşılayarak Birliğin en önemli doğal gaz tedarikçisi haline gelmiş olması.

Fakat ülkenin mevcut kaynaklarından elde edilen üretimin 2030’larda azalmasının bekleniyor. Bu nedenle Norveç, muazzam rezervlerin bulunduğu tahmin edilen Barents Denizi’ndeki yeni yatakları araştırmayı planlıyor.

Oslo ile stratejik işbirliğine olduğu kadar Norveç’in hammadde tedarikine de bağımlı olan AB, artık buna karşı çıkmıyor.

Buzulların erimesi ile açılan yeni deniz yolları

Buna ek olarak, AB dikkatini Arktik’te yeni deniz yollarının kademeli olarak açılmasına da yöneltiyor.

Örneğin, Doğu Asya’dan Rusya’nın kuzey kıyıları boyunca Avrupa’ya uzanan Kuzeydoğu Geçidi, artık Ağustos’tan Ekim’e kadar gemilerin geçişine açık.

Bu rota, Hint Okyanusu üzerinden geçen olağan rotadan önemli ölçüde daha kısa ve özellikle mevcut petrol fiyatları göz önüne alındığında nakliye maliyetlerini önemli ölçüde düşürüyor.

Bir Çinli nakliye şirketi bu yaz Kuzeydoğu Geçidi üzerinden düzenli seferlere başladı; yakın zamanda bir Güney Kore gemisi de bu güzergâh üzerindeki ilk ticari seferinden sonra Busan limanına geri döndü.

Şu ana kadar çok az sayıda gemi tarafından kullanılsa da, Kuzeybatı Geçidi de artık Kuzey Atlantik’ten Kanada’nın kuzeyindeki takımadalar ve Alaska’nın kuzeyinden geçerek Doğu Asya’ya uzanan güzergâh olarak kullanılmaya başladı.

Uzmanlar, genel olarak bakıldığında bu rotanın yaz aylarında “belirli gemi türleri ve nakliye rotaları için” Panama Kanalı üzerinden yapılan geleneksel geçişe kıyasla avantajlar sunabileceğine inanıyor.

Eylül ayında dört Rus savaş gemisinin, Rusya’nın Arktik bölgesindeki iki ada arasındaki Şokalski Boğazı’ndan tarihte ilk kez geçiş yapması, yeni askeri seçeneklerin de ortaya çıktığını gösterdi.

Yüksek Kuzey’de askeri hareketlilik

Bu, yeni AB Arktik Stratejisinin özellikle askeri yönlere odaklanmasının bir başka nedeni.

Rusya, bir süredir Arktik’teki askeri konumlarını güçlendiriyor. Bir yandan, Rusya’nın ikinci vuruş kapasitesinin bir kısmını barındıran Kuzey Filosunun karargahı kuzeybatı kıyısında yer aldığı için; diğer yandan ise olağanüstü uzun kuzey kıyı şeridi stratejik açıdan savunmasız olduğu için.

NATO da kendi adına Arktik’teki faaliyetlerini önemli ölçüde genişletiyor. Finlandiya’nın kuzeyinde, İsveç ve Norveç’te, ayrıca İzlanda ve Grönland’da çok sayıda tatbikat düzenliyor ve yeni “Arctic Sentry Operasyonu”nu yürütüyor.

Strateji belgesinde, AB’nin de artık Arktik’teki konumunu güçlendirmesi gerektiği belirtiliyor.

Bu, bir yandan NATO ile işbirliği içinde, diğer yandan da AB’nin kendi önlemleri yoluyla gerçekleştirilmek isteniyor.

Örneğin, AB’nin uydu sistemlerinden, özellikle de Copernicus ve Galileo uydularından yararlanılması da dahil olmak üzere, durum farkındalığının artırılması gerekiyor.

Ayrıca, şu anda planlama aşamasında olan ve Starlink’in Avrupa’daki muadili olan IRIS2 uydu grubu, iletişimi iyileştirmek amacıyla Arktik’i de kapsayacak şekilde genişletilmeli.

Bu çabaları koordine etmek için AB, bir Deniz Güvenliği Merkezi kuracak.

AB, Kuzey Kutbu’ndaki askeri hareket kabiliyetine özel önem veriyor. Belgeye göre, gerekirse bu bölgede her an hızlı ve büyük ölçekli asker konuşlandırması mümkün olmalı.

Bu amaçla, limanlar, havaalanları ve bunların iç kesimlerle bağlantılarını da içeren “çok modlu askeri hareket koridorları” oluşturulması gerekiyor.

Tüm bunlar, “olumsuz hava koşullarında bile işlevsel kalabilen” tek bir bütünsel ve karmaşık lojistik sistem olarak planlanacak.

Bu, “buz çözme” ve “donmuş zeminde ağır ve aşırı büyük askeri araçların idaresi” gibi önlemlerin yanı sıra “hasarlı altyapının hızlı onarımı” için planlama yapılmasını gerektirecek.

Gelecekte AB, NATO veya aynı görüşteki ortaklar ile işbirliği içinde, “kuvvetlerin ve askeri kaynakların Arktik’e ve bu bölge içinde sorunsuz bir şekilde konuşlandırılmasına odaklanan tatbikatlar veya stres testleri düzenlemesi” isteniyor.

Bunun “inandırıcı caydırıcılık” açısından hayati önem taşıdığına inanan AB ayrıca, savaş gemileri için buzların arasından bir yol açmak üzere kendi buz kırıcı filosuna duyulan ihtiyacı vurguluyor.

ABD’ye karşı “stratejik özerklik”te Arktik’in rolü

Tüm bu süreçte AB, yalnızca Rusya’ya karşı net bir tavır almakla kalmıyor; aynı zamanda ABD’den daha fazla bağımsızlık hedefliyor.

Bir yandan, Danimarka’ya ait ancak AB üyesi olmayan ve ABD tarafından ilhak edilme tehdidi altında bulunan Grönland ile ilişkilerin genişletilmesini teşvik ediyor. Belge, bunun yeni Arktik stratejisinin temel taşlarından biri olduğunu belirtiyor.

Öte yandan belgede, Norveç, İzlanda ve Kanada ile –ayrıca Arktik kıyı devleti olmasa da stratejik açıdan elverişli bir konumda bulunan Birleşik Krallık ile– “Kuzey Komşuluk” stratejisinin bir parçası olarak işbirliğinin yoğunlaştırılması gerektiği belirtiliyor.

AB, Norveç ile güvenlik ve savunma diyaloğunu sürdürüyor; bu diyalog geçtiğimiz Nisan ayında beşinci kez gerçekleştirildi; bu yıl Brüksel, Oslo ile bir “Arktik Diyaloğu” da başlattı.

Kanada ise Avrupa Komisyonu tarafından Arktik’te “doğal bir müttefik” olarak sınıflandırılıyor. Gözlemciler, Arktik stratejisinde Kanada’dan onlarca kez bahsedilirken, ABD’den sadece birkaç kez bahsedildiğine dikkat çekiyor.

Bu, AB’nin Yüksek Kuzey’de Washington’dan bağımsızlık peşinde olduğunun bir kanıtı sayılıyor.

Buna uygun olarak, belgede “Arktik’in ayrılmaz parçası” olan “Avrupa’nın stratejik özerkliği”nden açıkça bahsediliyor.

Japonya’ya kadar uzanan pan-Arktik kablo planı

AB’nin Arktik Stratejisi, Japonya ve Güney Kore’yi de Arktik konusunda işbirliği ortakları olarak tanımlıyor.

Bunun arka planında, Grönland’ı bir denizaltı kablosuyla AB’ye bağlamak ve ardından bu kabloyu Bering Boğazı üzerinden Japonya ve Güney Kore’ye kadar uzatmak planı yatıyor.

Berlin, bir süredir böyle bir “pan-Arktik kablo”nun kurulmasını savunuyor.

Berlin merkezli Alman Uluslararası ve Güvenlik İlişkileri Enstitüsü’nün (SWP) Temmuz ayı başlarında yaptığı açıklamaya göre, böyle bir kablo çeşitli nedenlerle son derece arzu ediliyor.

Birincisi, bugüne kadar rotasının “yüzde 90’ı” Kızıldeniz ve Cibuti ile Yemen arasındaki boğazdan (Bab el-Mendeb) geçen Avrupa ile Asya arasındaki veri trafiği, “yüksek hata oranı ve yedeklilik eksikliğinden muzdarip.”

Ayrıca, Kuzey Kutbu üzerinden geçen güzergâh “önemli ölçüde daha kısa” ve bu da daha düşük gecikme süresi, yani iletimde daha az gecikme ile sonuçlanacak.

Özellikle uluslararası hisse senedi ticareti, Kuzey Kutbu bölgelerinden geçen yeni bir kablo sayesinde mümkün hale gelecek “gerçek zamanlı veri aktarımlarından” faydalanabilir.

SWP, biri Grönland’ın batısından, diğeri Grönland’ın doğusundan geçen iki olası güzergâhı özetliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English