Avrupa
Binlerce Alman askeri Litvanya’ya konuşlanacak

Litvanya parlamentosu (Seimas), geçtiğimiz perşembe günü Berlin ve Vilnius arasında imzalanan ve Litvanya’da birkaç bin Alman askerinin kalıcı olarak konuşlandırılmasını öngören anlaşmayı onayladı.
Her iki ülkenin savunma bakanları eylül ayı ortalarında anlaşmaya varmış ve böylece Alman Silahlı Kuvvetlerinin (Bundeswehr) “Litvanya Tugayı” için yasal çerçeve hazırlanmıştı.
Bu gücün daha da büyümesi ve güçlenmesi şu anda Alman asker alım sürecinin ilerlemesi ve Rūdninkai’de 170 hektarlık bir askeri eğitim alanını da içerecek şekilde Litvanya’da gerekli altyapının tamamlanması faktörlerine bağlı.
Litvanya Savunma Bakanlığı ülkenin askerileştirilmesi için kapsamlı bir dizi hedef bildirmişti. Litvanya silahlı kuvvetlerinde yeni bir zırhlı tümen kurulması, askeri harcamaların daha da artırılması, silahlanmanın hızlandırılması ve “topyekün savunma konseptinin” hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Planlar, Alman savunma şirketlerinin Litvanya’daki faaliyetlerini genişletmelerini de sağlayacak. Litvanya Tugayının konuşlandırılması Almanya için güç politikaları açısından büyük bir başarı olarak görülüyor. Berlin’in bu sayede Baltık bölgesinde öncü bir askeri rol oynama hedefine doğru ilerlediği düşünülüyor.
2027’ye kadar 5 bine yakın asker gidecek
Alman askerlerinin Litvanya’da kalıcı olarak konuşlandırılacağına dair 2023 yazında yapılan ilk duyuruyu, 18 Aralık 2023 tarihinde Vilnius ve Berlin tarafından ortaklaşa imzalanan bir “yol haritası” takip etmişti.
Bu yol haritasına göre Almanya Nisan 2024’ün başında, planlanan 4.800 askerden sadece 21’ini Litvanya’ya gönderdi. Alman Savunma Bakanlığına göre bu ön grup ekim ve kasım aylarında 129 askerle daha genişletilerek bir “aktivasyon personeli” haline getirilecek.
Berlin, 2025’in ilk yarısında askerlere ve ailelerine Litvanya Tugayına geçmeyi taahhüt etmeleri için çağrıda bulunmayı planlıyor. 2026’ya kadar 500 askere ulaşılması hedefleniyor.
Tugayın geri kalan 4.300 askerden oluşan büyük kısmının konuşlandırılması ise 2026 ve 2027 yıllarında gerçekleşecek.
NATO misyonu Almanya’nın “ileri kolu”
Alman Savunma Bakanlığı bu gücün 203. Zırhlı Tabur (Kuzey Ren-Vestfalya’daki Augustdorf’tan), 122. Zırhlı Piyade Taburu (Bavyera’daki Oberviechtach’tan) ve 2017’den beri Litvanya’da konuşlanmış olan Almanya liderliğindeki çok uluslu NATO Geliştirilmiş İleri Mevcudiyet Taburundan oluşmasını istiyor.
Tugayın komutanı, 2017 yılında Litvanya’daki NATO taburuna ilk komuta eden General Christoph Huber olacak.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius eylül ayı ortasında yaptığı bir basın açıklamasında, Bundeswehr’in otuz ila elli kadar mensubunun aileleriyle birlikte Litvanya’ya uzun süreli olarak yerleşmek istediklerini ifade etmiş olmalarından duyduğu memnuniyeti dile getirmişti.
Vinius, Almanlar için yeni askeri eğitim merkezi inşa edecek
Litvanya Savunma Bakanlığına göre, Alman tugayının yüzde 80’i Vilnius’un güneyindeki Rūdninkai’de, geri kalanı ise Rukla’daki Alman liderliğindeki NATO taburunun mevcut yerinde konuşlandırılacak.
Litvanya hükümeti, 170 hektarlık kendi askeri eğitim alanı da dahil olmak üzere “Litvanya tarihinin en büyük askeri altyapı parçası” olarak adlandırdığı inşaat için 125 milyon avro harcadığını söylüyor.
İnşaat tamamlanana kadar Litvanya ordusu Nemenčinė ve Rokantiškės askeri üslerini Alman birliklerinin kullanımına açacak. Her iki üs de Vilnius’un dış mahallelerinde yer alıyor.
Litvanya Savunma Bakanı, Alman ortaklarına yeni tugay için askeri altyapı ve sivil hizmetler inşa etmenin hükümeti için “bir öncelik” olduğu konusunda güvence verdi.
Litvanya, Alman askerleri için yasal çerçeve oluşturdu
Alman Savunma Bakanlığı, eylül ayında imzalanan “konuşlanma anlaşmasının” artık Bundeswehr’in ve asker ailelerinin Litvanya’daki varlığının yasal çerçevesini oluşturduğunu belirtiyor.
Anlaşma diğer hususların yanı sıra Alman ordusunun Litvanya’daki askeri üsleri kullanma hakkını tanımlıyor, Litvanya’daki Alman birliklerinin hareketlerini düzenliyor ve Litvanya askeri polisiyle “yetki paylaşımı” konusu da dahil olmak üzere Alman askeri polisinin Litvanya topraklarındaki yetkilerini yönetiyor.
Anlaşma ayrıca Alman askerleri ve aile üyelerinin Litvanya’da sağlık ve eğitimden iş piyasası ve vergi hukukuna kadar günlük yaşama erişimini de kapsıyor.
Alman okulları ve anaokulları, askeri mağazalar, radyo istasyonları, sürücü okulları ve kantinlerin kurulması için yasal düzenlemeler de ana hatlarıyla belirlenmiş durumda.
Litvanya Savunma Bakanlığı bunu “askeri sivil altyapı” olarak adlandırıyor. Anlaşma için tasarlanmış bir torba yasa, Pistorius tarafından Litvanya Tugayının kurulmasına yönelik “önemli adımlar” olarak tanımlanıyor.
Alman tarafı bu düzenlemelerin Alman askerlerinin ve ailelerinin uzun vadede Litvanya’ya taşınması için “teşvik” yaratacağını umuyor.
Alman silah sanayii başrolde
Litvanya’daki askeri eğitim alanının yanına bir Rheinmetall mühimmat fabrikası da inşa ediliyor.
Bu amaçla nisan ayında şirketin bir temsilcisi ile Litvanya’nın savunma ve ekonomi ve inovasyon bakanları arasında bir mutabakat zaptı imzalandı.
Pistorius, Rheinmetall’in Litvanya’daki üretim tesisinin Almanya ile Litvanya arasındaki “savunma ortaklığını daha da yoğunlaştırma” planına dahil olduğunu belirtiyor.
Diğer Alman savunma şirketleriyle birlikte çalışan Rheinmetall, Litvanya’nın tedarik etmeye istekli olduğu Leopard 2 tankını da üretiyor. Halihazırda elli adetlik tank tedariki görüşülüyor. Bu partinin Vilnius’un ağır piyade tümeni kurma çabalarıyla uyumlu olacağı belirtiliyor.
Alman silah endüstrisi için bunlar önemli siparişleri temsil ediyor. Leopard muharebe tankları, diğer tank üreticilerinin artan rekabeti ile karşı karşıya olan Alman silah üreticilerinin amiral gemisi ürünlerinden biri.
Baltık’ta Rusya’ya karşı “garantör ülke” olarak Almanya
Almanya artık Baltık bölgesinde güvenliğin “garantörü” olarak anılıyor.
Mayıs ayında basına konuşan Litvanya Savunma Bakanı, Almanya’nın “ülkesinin en önemli müttefiklerinden biri olduğunu söylemişti.
Berlin’in Litvanya topraklarına bir tugay yerleştirme kararının, Almanya’nın “üstün liderliğini” ortaya koyduğunu öne süren bakan, güvenlik politikası açısından Alman hükümetinin faaliyetlerinin Litvanya ve bir bütün olarak Baltık bölgesi için “kritik” olduğunu söylemişti.
Almanya’nın Litvanya Tugayı NATO için de bir model teşkil ediyor. Litvanya, “tüm Avrupa kıtasının güvenliği bu misyonun başarısına bağlı olduğunu” düşünüyor.
Berlin yıllardır Moskova ile yaşanan çatışmadan faydalanarak kendisini Baltık bölgesinde lider askeri güç olarak konumlandırıyor ve aynı zamanda NATO içindeki konumunu güçlendiriyor.
Baltık bölgesi, Almanya’nın her iki dünya savaşında da işgal ettiği topraklar arasında yer alıyor.
Almanya daha sonra bölgeden çıkarılmış, 1990’lardan sonra ise AB’nin doğuya doğru genişlemesinin bir parçası olarak siyasi ve iktisadi olarak bölgeye geri dönmüştü.
Avrupa
AB’ye geri dönüş Londra’ya serbest ticaret anlaşmalarını feda ettirebilir

İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham’ın AB’ye geri dönüş olasılığını gündeme alması, İşçi Partili eski hükümet yetkililerinin maliyet uyarılarına yol açtı. Bloomberg’ün haberinde, Margaret Thatcher döneminde kazanılan bütçe indiriminin kalkması halinde Londra’nın yıllık 5 milyar sterlin ek harcamayla karşılaşacağı ve Brexit sonrası imzalanan üçüncü ülke anlaşmalarının iptal edileceği kaydedildi.
İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olarak geri dönmesi durumunda, ülkenin her yıl yaklaşık 5 milyar sterlin (6,6 milyar dolar) ek harcama yapmak zorunda kalabileceği belirtildi.
Bloomberg’in eski Başbakan Keir Starmer yönetiminde görev almış İşçi Partili yetkililere dayandırdığı habere göre, olası bir geri dönüş Londra açısından ciddi bir mali yük ve ticari tavizler getirecek.
Söz konusu maliyet artışının temel nedenlerinden birini, eski Başbakan Margaret Thatcher döneminde elde edilen bütçe indiriminin kaldırılma ihtimali oluşturuyor.
İngiltere’nin ortak AB bütçesine yaptığı net katkıyı yüzde 66 oranında düşüren bu mekanizmanın yürürlükten kalkması, Starmer’ın eski çalışma arkadaşlarına göre İngiliz ekonomisine doğrudan ek yük getirecek.
Yetkililer mali faturaya karşılık Brüksel’in bazı başlıklarda taviz verebileceğini dile getiriyor.
Bu kapsamda AB yönetiminin, İngiltere’yi Schengen Bölgesi’ne katılmaya ya da euro para birimine geçmeye zorlamayabileceği değerlendiriliyor.
Buna karşın üyeliğe dönüş doğrudan mali harcamaların ötesinde kapsamlı ticari zorunlulukları da beraberinde getirecek.
Haberde, Londra’nın AB’den ayrıldıktan sonra üçüncü ülkelerle imzaladığı bütün bağımsız ticaret anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalacağına dikkat çekildi.
Temmuz ayı sonunda başbakanlık görevinden ayrıldığını duyuran Keir Starmer’ın yerine geçen yeni Başbakan Andy Burnham, bir sonraki genel seçimlerde İngiltere’nin birliğe geri dönüşü için kampanya başlatabileceğini açıklamıştı.
Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan zirvede ele alacağı üç seçeneği paylaşan Burnham; tam üyelik, AB tek pazarına erişim ve gümrük birliğine katılım başlıklarını değerlendireceğini bildirdi.
Starmer da başbakanlığı öncesinde Brexit sürecine destek vermemiş, ayrılık koşullarının yumuşatılmasını savunarak sürecin iptalini de seçenekler arasına alan ikinci bir teyit referandumu düzenlenmesi için çaba göstermişti.
İngiltere’de 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 51,9’u birlikten ayrılma yönünde oy kullanmıştı.
Ülke, 47 yıllık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020’de AB’den resmen ayrıldı. Londra, üyelik sürecinde çeşitli ayrıcalıklar ve istisnalar içeren özel bir statüye sahipti.
Avrupa
Hamburg Limanı, NATO askeri lojistiği için modernize edilecek

Almanya, Hamburg Limanı’nı hem ekonomik rekabet gücünü artırmak hem de NATO’nun savunma lojistiğine hizmet etmek amacıyla genişletmeye hazırlanıyor. Federal hükümetin 2028 yılından itibaren kaynak aktaracağı projeyle rıhtımlar yenilenecek, gemi dönüş alanı 600 metreye çıkarılacak.
Almanya’nın en büyük limanı konumundaki Hamburg Limanı, hem ülke ekonomisini canlandırma hem de NATO’nun askeri lojistik ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle kapsamlı bir yenileme sürecine giriyor.
Bild gazetesinin haberine göre limanın, 2028 yılından itibaren özel bir federal fondan mali destek alması planlanıyor.
Hamburg liman sahalarının devlet teşvik haritasına dahil edilmesine ilişkin resmi kararın bu yılın sonuna kadar çıkması bekleniyor.
Projeyle birlikte rıhtım duvarlarının yenilenmesi, eskiyen vinçlerin modern alternatifleriyle değiştirilmesi ve bağlantı yollarının geliştirilmesi hedefleniyor.
Yatırımların temel amacını, limanın Avrupa’nın önde gelen lojistik merkezleri arasındaki konumunu yeniden güçlendirmek oluşturuyor.
Liman altyapısında sivil ve askeri hedefleri birleştiren “çift kullanım” yaklaşımı öne çıkıyor.
Plan çerçevesinde inşa edilecek altyapı, standart konteyner trafiğini hızlandırmanın yanı sıra olası bir kriz anında NATO’ya ait ağır askeri teçhizat ve zırhlı araçların sevkiyatına da kesintisiz lojistik zemin hazırlayacak.
Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre 2030’lu yıllara kadar gemi manevra alanının çapının 600 metreye çıkarılması öngörülüyor. Bu genişletme adımı, yeni nesil mega konteyner gemilerinin limana güvenli şekilde yanaşabilmesini sağlayacak.
Liman idaresi, yılın başında kaydedilen yük trafiğindeki gerileme ve pazar payı kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü bildirdi.
İyileşme sürecinde, liman işletmecisi HHLA şirketinin bir buçuk yıldır kilit hissedarları arasında yer alan dünyanın en büyük deniz taşımacılığı firması MSC belirleyici rol oynuyor.
Şirket, HHLA terminalleri üzerinden gerçekleştirdiği elleçleme hacmini artırma taahhüdünde bulundu.
Hamburg eyalet yönetimi ise büyük taşımacılık şirketlerine bağımlılığı dengelemek adına yük trafiğini çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.
Hamburg Ekonomi Senatörü Melanie Leonhard, kentin Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan ile ticari bağlarını genişletmeyi hedeflediklerini açıkladı.
Almanya’nın liman hamlesi, savunma harcamalarındaki genel artış eğilimiyle eşzamanlı ilerliyor.
2025 yılında Avrupa’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülke olan Almanya’nın, ordunun imkanlarını geliştirerek 2030’a kadar kıtanın önde gelen askeri gücüne dönüşebileceği belirtiliyor.
ABD merkezli Foreign Affairs dergisi şubat ayındaki değerlendirmesinde, Berlin’in bu askeri yükselişinin Avrupa’yı güçlendirmek yerine kıta içinde yeni bölünmelere yol açabileceği uyarısına yer vermişti.
Avrupa
Alman donanması kıyılardaki etkinliğini artırıyor

Bremerhaven limanının yüksek kapasiteli bir askeri merkez haline getirilmesi ve muhtemelen Emden’de kurulacak beşinci Alman deniz üssü ile birlikte, federal hükümet Alman kıyılarının askeri hale getirilmesi sürecini hızlandırıyor.
German Foreign Policy’nin aktardığına göre Bremerhaven’da, muazzam miktardaki silah ve mühimmatı mümkün olduğunca çabuk boşaltmak ve Doğu Avrupa’daki potansiyel savaş alanlarına nakletmek için gerekli lojistik altyapı modernize edilecek ve genişletilecek.
Bu, bu hafta Savunma Bakanlığı ile Bremen belediye yetkilileri arasında imzalanan bir mutabakat zaptında öngörülüyor.
Federal hükümet bu amaçla 1,35 milyar avroya kadar kaynak sağlarken, Bremen eyaleti de 212 milyon avrodan fazla katkı sağlıyor.
Bremen, ülke genelinde yoksulluk riskinin en yüksek olduğu ve çocuk yoksulluğu oranının en yüksek olduğu eyalet.
Yoksullukla mücadele yerine askeri lojistiğin genişletilmesi için yüz milyonlarca avroluk bir meblağın ayrılması, eyalet hükümetinde yer alan Sol Parti’den senatörler tarafından da destekleniyor.
Bremerhaven’de modernizasyon faaliyetleri yoğunlaştı
Denizyolu yük elleçleme açısından Hamburg’un ardından ikinci, Wilhelmshaven’ın önünde yer alan Almanya’nın en büyük ikinci limanı olan Bremerhaven Limanı, askeri yüklerin elleçlenmesi için ideal olarak kabul ediliyor.
Liman, sadece konteynerlerin değil, araçların da boşaltılması için önemli bir kapasiteye; ayrıca savaş tankları gibi ağır askeri teçhizatı bile taşıyabilecek ağır yük alanlarına sahip. Buna ek olarak, kilitlerden geçmeden erişilebildiği için ulaşımı önemli ölçüde daha kolay ve hızlı.
Son olarak, karayolları ve özellikle de demiryollarıyla iyi bağlantılara sahip; bu da bir kriz veya savaş durumunda silah ve mühimmatın hızlı bir şekilde nakledilmesi için hayati önem taşıyor.
Limanın askeri bir aktarma merkezi olarak özel uygunluğu, tarihinden de kaynaklanıyor: Liman, İkinci Dünya Savaşı’nın sonundan beri ABD kuvvetleri tarafından kullanılıyor.
Soğuk Savaş döneminde, Federal Almanya Cumhuriyeti’ndeki merkezi aktarma limanı olarak hizmet vermiş ve buna uygun olarak genişletilmişti.
1990’dan sonra ABD için önemini yitirdi; fakat Ukrayna çatışmasının tırmanmasıyla birlikte, ABD’nin varlığı yeniden arttı.
Başlangıçta Defender Europe 2020 gibi tatbikatlar kapsamında, ardından 2022’den itibaren Ukrayna savaşı bağlamında ABD faaliyetleri tırmanışa geçti.
Uzmanlar, 2023 gibi erken bir tarihte bile Bremerhaven’ın “tıpkı eski günlerdeki gibi bir silah merkezi” olarak işlev gördüğünü belirtmişlerdi.
Limanlar askeri lojistik için optimize ediliyor
Federal hükümet şu anda limanın askeri lojistik kapasitesini daha da artırmak için çalışıyor.
Örneğin, “liman havuzlarının derinleştirileceği ve karayolu ile demiryolu bağlantılarının genişletileceği” bildiriliyor.
Konteyner tesisleri modernize edilecek ve daha ağır yükleri taşıyabilecek şekilde uyarlanacak.
Bu durum hem vinçler hem de depolama alanları için geçerli olup, bu alanların yeni bölgelere doğru genişletilmesi de planlanıyor.
Liman işletmecisi Bremenports’un bir sözcüsünün “Askeri teçhizatın verimli bir şekilde taşınması artık sadece tanklarla sınırlı değil” dediği aktarılıyor.
Günümüzde silah ve mühimmat da konteynerlerle teslim ediliyor ve savaş durumunda bunların hızla boşaltılıp ileriye taşınması gerekecek.
Bunu sağlamak için Kaiserhafen’da yeni bir demiryolu döner köprüsünün inşası da planlanıyor. Raporlara göre mevcut köprü, askeri teçhizatın hareketini gereksiz yere yavaşlatan bir “darboğaz” olarak tanımlanıyor.
Ayrıca, askeri lojistiğe yoğun bir şekilde odaklanılması, oldukça maliyetli güvenlik önlemlerini de gerektiriyor.
Örneğin, sadece yeni çitler ve mahremiyet perdeleri inşa edilmekle kalmayacak, aynı zamanda insansız hava aracı savunma sistemleri kurulacak ve siber güvenlik önlemleri alınacak.
Sol Partili senatörlerden silahlanmaya destek
Federal hükümet, Bremerhaven’daki askeri lojistiği optimize etmek ve bununla bağlantılı olarak Bremen Havalimanı’nın Bundeswehr’in ihtiyaçlarına daha uygun hale getirilmesi amacıyla 2031 yılına kadar yaklaşık 1,35 milyar avro tahsis ediyor.
Bremen Belediye Başkanı Andreas Bovenschulte’ye göre bu, Alman hükümetinin Bremen eyaletindeki bir projeye şimdiye kadar sağladığı en büyük hibe.
Bremen eyaleti ise “Bremerhaven 2031 Konuşlanma Merkezi” projesine ek olarak 212 milyon avro katkıda bulunuyor.
Bremen eyalet bütçesinden bu şekilde büyük meblağlar savaş hazırlıklarına aktarılırken, 2024 yılında eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 25,9’u yoksulluk riski altında, tüm çocukların ise yüzde 28,6’sı yoksulluk içinde yaşıyor olarak sınıflandırıldı.
Bu durum, Bremen’i yoksulluk riski en yüksek ve çocuk yoksulluğu oranı en yüksek eyalet yapıyor.
Bremerhaven’daki askeri lojistiğin eyalet bütçesinden yüz milyonlarca avroluk bir meblağla finanse edilmesine ilişkin onay, Sol Parti’ye mensup iki Bremen senatöründen de geldi.
Sol Partili Ekonomi ve Limanlardan Sorumlu Senatör Kristina Vogt, yeni tesisler inşa etmek yerine “halihazırda sivil amaçlarla kullanılan altyapımızı askeri amaçlar için iyileştirmenin” “akılcılığını” övdü.
Baltık Denizi’nin militarizasyonuna Kuzey Denizi de ekleniyor
Bremerhaven askeri merkezinin genişletilmesiyle birlikte Almanya’nın kıyılarının militarizasyonu ilerliyor.
Şimdiye kadar Almanya’nın denizcilik altyapısının odak noktası Baltık Denizi kıyılarıydı. Bunun nedeni kısmen Soğuk Savaş döneminde Federal Almanya Cumhuriyeti’nin denizcilik faaliyetlerinin Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkelerine yönelik olmasıydı.
Birkaç eğitim tesisinin yanı sıra, Alman Donanması burada öncelikle Eckernförde, Kiel ve Rostock-Warnemünde’de bulunan üç büyük deniz üssünü ve Rostock’ta bulunan Deniz Komutanlığı’nı işletiyor.
Kuzey Denizi’nde ise bunlara Wilhelmshaven’daki deniz üssü ve Cuxhaven yakınlarındaki Nordholz’da bulunan Deniz Hava Komutanlığı ekleniyor.
Deniz Hava Komutanlığı, Kiel’de konuşlanmış 1. Operasyon Filosu ve Wilhelmshaven’da konuşlanmış 2. Operasyon Filosu ile birlikte Alman Donanması’nın üçüncü büyük birimi.
Şu anda, Bundeswehr’e bağlı yaklaşık 16.000 asker ve 1.800 sivil personel, Donanma’nın ana üslerinde ve çeşitli küçük tesislerinde görev yapıyor.
Silahlı kuvvetlerin diğer kollarında olduğu gibi, Alman Donanması da personel sayısını artırmayı hedefliyor.
Almanya’nın beşinci deniz üssü inşa edilecek
Mevcut dört deniz üssü ve Bremerhaven askeri merkezine ek olarak, federal hükümet kısa süre içinde yine Kuzey Denizi’nde inşa edilecek beşinci bir deniz üssünün yapımını duyurmayı planlıyor.
Haberlere göre, üssün yeri olarak Emden seçildi. Burada pazartesi günü Savunma Bakanı Boris Pistorius ve Aşağı Saksonya Eyalet Başbakanı Olaf Lies’in olası yeni bir deniz üssüyle ilgili sonraki adımları ana hatlarıyla açıklaması planlanıyor.
Emden, Soğuk Savaş döneminde bir deniz üssüne ev sahipliği yapmıştı ama üs 1997’de kapatılmıştı.
Haberlere göre, Emden’in lehine olan argümanlardan biri, Aşağı Saksonya’nın Kuzey Denizi limanları arasında en geniş kullanılmayan alana sahip olması.
Kullanılmayan arazinin nasıl akılcı bir şekilde değerlendirileceği konusunda bir süredir tartışmalar sürüyor ama bu tartışmalar daha önce sivil kullanıma odaklanmıştı.
Alman Donanması’nın planlarına göre, yeni deniz üssü yedi fırkateyn, on mayın tarama gemisi ve on römorkörün yanı sıra dört haneli sayıdaki Bundeswehr askeri ve sivil personeli barındıracak.
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak










