Bizi Takip Edin

Avrupa

Birleşik Krallık savaşa hazırlanıyor

Yayınlanma

Birleşik Krallık hükümeti, Stratejik Savunma İncelemesini (SDR) yayınladı ve Rusya’yı “acil tehdit” ilan ederek savaş hazırlıklarını artırma sözü verdi.

“Britanya’yı daha güvenli hale getirmek: Yurt içinde emniyet, yurt dışında güç” başlıklı SDR’nin yayınlanması öncesinde konuşan Başbakan Keir Starmer, ülkeyi “silahlı kuvvetlerin temel amacı olan savaşa hazırlık durumuna” geçireceğini söyledi.

Birleşik Krallık’ın karşı karşıya olduğu en büyük tehditleri ve bunlara nasıl karşı koyulacağını özetleyen önemli bir çalışma olan SDR, ülkenin savaşma ve müttefiklerini koruma yeteneğini güçlendirmek için 60’tan fazla yeni önlem belirledi.

İncelemede ülkenin 30.000 yeni iş yaratacak denizaltı programını genişletmesi, savaş alanında kararları hızlandırmak için teknolojiye 1,5 milyar sterlin harcaması ve Kraliyet Donanmasını insansız hava araçları, savaş gemileri, denizaltılar ve uçakları birleştiren “hibrit” bir güç olarak geliştirilmesi önerildi.

Raporda, İngiltere’nin “NATO öncelikli yaklaşım” olarak tanımlanan, Avrupa müttefiklerinin karşı karşıya olduğu ortak tehditlere yanıt vermeye odaklanması gerektiği belirtildi.

Öte yandan Starmer, 2027 yılına kadar bütçeyi GSYİH’nin yüzde 2,5’ine çıkarmayı taahhüt etse de, bunu yüzde 3’e çıkarma hedefi “iktisadi ve mali koşullara bağlı” olmaya devam ediyor.

Bu belirsizlik, milletvekilleri ve savunma çevrelerinde, Birleşik Krallık’ın SDR’nin işaret ettiği en ciddi zorluk olan “Rusya’nın saldırganlığının” oluşturduğu tehdide karşı bir planının olmadığına dair endişe yarattı.

Raporda, “Devletler arası çatışmalar Avrupa’ya geri döndü ve Rusya, hedeflerine ulaşmak için askeri güç kullanmaya, sivillere zarar vermeye ve nükleer silah kullanmakla tehdit etmeye hazır olduğunu gösterdi,” deniyor.

Seyir füzesi tehdidi

SDR’nin ortak yazarlarından biri, bir seyir füzesinin “İngiltere’den sadece 90 dakika uzaklıkta” olduğunu ileri sürdü.

General Sir Richard Barrons, Sky News’e verdiği demeçte, Rusya, Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerin “potansiyeli” ve bunların “günlük ulusal yaşamımızı” nasıl etkileyebileceği konusunda “çok endişeli” olmamız gerektiğini söyledi.

General, bunun bir siber saldırı, elektrik veya su şebekemizi çökertme veya sosyal medyamıza sızarak “herkese yanlış bilgi verme” şeklinde olabileceğini belirtti.

Barrons, Birleşik Krallık’ın “hassas füzelerin Birleşik Krallık’a ulaşıp büyük zarar verebileceği bir dünyada var olmaya kesinlikle hazırlıklı olması gerektiğini” de sözlerine ekledi, fakat bunun “yakında gerçekleşecek veya acil bir durum” olmadığını da belirtti.

Barrons, “Kabiliyet açısından, bir seyir füzesi Birleşik Krallık’tan sadece 90 dakika uzaklıkta,” dedi.

İHA ve balistik füze bombardımanı korkusu

SDR raporuna göre, Birleşik Krallık bu yıl bir savaşa girmek zorunda kalırsa, uzun menzilli insansız hava araçları, balistik füzeler ve seyir füzeleriyle bombardımana tutulacak.

Raporda, İngiltere’nin devletler arası bir çatışmaya girerse karşılaşabileceği beş “saldırı yöntemi” belirtildi.

İngiltere ve dünyanın dört bir yanındaki üsler, limanlar ve havaalanları ilk hedefler olacak. Petrol platformları, su altı kabloları, uydular ve ticaret gemileri de siber saldırılar ve sabotajlarla karşı karşıya kalacak.

İnceleme raporunda, “Mevcut savaş yöntemlerine göre, İngiltere 2025 yılında NATO kapsamında devletler arası bir savaşa girerse, aşağıdaki saldırı yöntemlerinden bazılarına veya tümüne maruz kalması beklenebilir,” uyarısında bulunuluyor.

SDR, silahlı kuvvetlerin “yetersiz” stoklardan, kitlesel kayıpların yaşandığı çatışmalarla başa çıkamayan sağlık hizmetlerinden ve sadece “az sayıda” askerin görevlendirilmeye hazır olduğu anlamına gelen personel “krizinden” muzdarip olduğunu vurguluyor.

‘Ulusu seferber etmek’

Starmer, SDR’nin yayınlanmasına hazırlanırken Glasgow’daki Govan tersanesini ziyaret etti ve gazetecilere amacının “Birleşik Krallık’ın tamamında amaç birliği sağlamak” ve “ulusun ortak bir amaç için seferber edilmesi” olduğunu söyledi.

Başbakan savaş zihniyetine sahip bir ülke vizyonu çizerken, daha sonra “tüm toplumun” katılımını gerektiren bir yaklaşımın gerekliliğinden bahseden inceleme metninde bu vizyonu detaylandırdı.

SDR’nin önerileri arasında iç savunmaya yeniden odaklanılması, harp okulu gücünün genişletilmesi ve krizin çatışmaya dönüşmesi halinde hükümete yedekleri ve sanayiyi seferber etme yetkisi veren bir “savunma hazırlık yasası” yer aldı.

Ayrı olarak, Savunma Bakanı John Healey, Birleşik Krallık’ın 2034 yılına kadar 76.000 kişilik düzenli orduya sahip olacağını vaat etti.

Her aşamada Healey ve Starmer, Birleşik Krallık’ın ve Avrupa komşularının savunmasını güçlendirmenin ülkede yeni işler yaratacağını ve iktisadi büyüme arayışına yardımcı olacağını göstermeye çalıştı.

Öte yandan Starmer, ülkenin savunmasını iktisadi büyümeyle ilişkilendirmeye çalışırken, planları Maliye Bakanı Rachel Reeves tarafından kısıtlandığı için bir çıkmaza girmiş durumda.

Starmer, savunma harcamalarını GSYİH’nin yüzde 2,5’ine (şu anda yaklaşık 85 milyar sterlin) çıkaracağını açıkladığında, Healey’nin müttefikleri bu taahhüdün kısmen savunma bakanının dikkatli ve tutarlı lobi faaliyetlerinin sonucu olduğunu iddia etti.

Fakat Healey, yüzde 3’e ulaşma konusunda kesin bir taahhütte bulunma mücadelesini henüz kazanamadı. Starmer’ın sözcüsü, bunun “bir sonraki parlamentoda” gerçekleşeceğini söyledi, ki bu da 2034’e kadar uzayabilir.

SDR’deki vaatler nasıl yerine getirilecek?

Siyasetçiler ve savunma analistleri, bunun SDR’deki vaatleri yerine getirmek için yeterli olmadığını savunuyor.

Gölge savunma bakanı James Cartlidge, “İşçi Partisi’nin Stratejik Savunma İncelemesindeki tüm vaatleri, bunları karşılamak için yeterli para olacağına dair kanıt sunulmadıkça, şüpheyle karşılanacaktır,” dedi.

Liberal Demokratların savunma sözcüsü Helen Maguire da incelemenin “boş bir vaat olarak kalma riski” olduğunu söyledi.

Chatham House’da kıdemli araştırma görevlisi Marion Messmer, Birleşik Krallık’ın “savunma harcamalarını biraz artırıp, ardından taahhüdünü yüzde 3’e kadar ertelemenin şaşırtıcı” olduğunu söyledi.

Zaman çizelgesi, Ukrayna’daki savaşın sona ermesinden sonra Rusya’nın NATO ülkelerine ne kadar hızlı bir tehdit oluşturabileceğine ilişkin farklı değerlendirmeler nedeniyle de önemli.

SDR kendi değerlendirmesini yapmasa da, “Rusya’nın savaş ekonomisi, sürdürülebilir olması halinde, Ukrayna’da ateşkes olması durumunda kara kuvvetlerini daha hızlı yeniden inşa etmesini sağlayacaktır,” diyor.

SDR’yi parlamentoda açıklayan Healey, eleştirilere verdiği yanıtta, “Maliye bakanının, Muhafazakâr hükümetin 14 yıllık başarısızlığının ardından iktisadi temelleri nasıl düzelttiğini görüyorum ve bir sonraki parlamentoda savunma harcamalarını yüzde 3’e çıkarma hedefimize ulaşacağımızdan hiç şüphem yok,” dedi.

Hükümet yetkilileri, Reeves tarafından yürütülen ve sadece önümüzdeki beş yılı kapsayan harcama incelemesinin şartlarının ötesinde, daha yüksek harcama taahhüdü için kesin bir zaman çizelgesi veremeyeceklerini belirtti.

Yetkililer, Starmer’ın, incelmede belirtilen önlemlerin kamu maliyesinin durumuna bağlı olarak “yüzde 100 emin” olduğunu vurguladığını vurguladı.

Harcamaların artırılması için belirlenen son tarih de Birleşik Krallık’ın yanıtının en önemli yönü değil. Messmer, hükümetin insansız hava araçları gibi ekipmanları temin etmek için tedarik sürecini hızlandırma kabiliyetinin, Rusya’nın tehdidine yanıt verme konusundaki ciddiyetine dair bir ipucu vereceğini söyledi. Bu husus, SDR’de de vurgulanmıştı.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English