Diplomasi
BM ve üyeler saldırıyı kınadı; ABD İran’ı suçladı

Birleşmiş Milletler (BM) ve bazı üye ülkeler, İran’ın Şam’daki büyükelçilik yerleşkesinde yer alan konsolosluk binasına 1 Nisan’da düzenlenen hava saldırısını kınarken, ABD, İran’ı İsrail ve ABD’nin tesislerini hedef almakla suçladı.
Japonya’dan BM Güvenlik Konseyi başkanlığını devralan Malta’nın başkanlığı ve Rusya’nın talebiyle Konsey’de, İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen hava saldırısı görüşüldü.
Burada bir konuşma yapan BM Orta Doğu, Asya ve Pasifik’ten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Mohamed Khaled Khiari, İran’ın hem BM Genel Sekreteri hem de Güvenlik Konseyi’ne mektup göndererek, İsrail’in, diplomatik tesislerine saldırı düzenlediğini aktardığını bildirdi. Khiari, basında yer alan haberlerde ise 13 İranlı personel ile 6 Suriyeli sivilin öldüğünün kaydedildiğini anımsatarak, “Genel Sekreter’in ifadelerini tekrar ederek bu saldırıyı kınıyorum” dedi.
Uluslararası hukuk uyarınca diplomatik tesisler ve personelin korunması gerektiğinin altını çizen Khiari, aynı zamanda üye ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini vurguladı. Mohamed Khaled Khiari, kurallara dayalı uluslararası düzenin uluslararası barış ve güvenlik için kilit öneme sahip olduğunu belirtti. Suriye’de İran’la bağlantılı hedeflere yönelik saldırıların İsrail tarafından gerçekleştiğinin dile getirildiğine dikkati çeken Khiari, bu yıl başından beri bu çerçevede 12 saldırı gerçekleştiğini aktardı.
İsrail’in olaylara ilişkin sorumluluk üstlenmediğini, ancak Suriye’de askeri operasyon gerçekleştirdiğini kabul ettiğini ifade eden Khiari, “Bugün Konseye tüm ilgili taraflarla irtibata geçmesi ve gerginliğin artmasını engellemesi için çağrıda bulunuyoruz” diye konuştu.
Rusya: Bir sonraki hedef herhangi bir ülke olabilir
Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise “Batı Kudüs’ün Gazze’deki askeri misyonu BM Güvenlik Konseyi’nin acilen ateşkes talep edilen kararına rağmen devam ediyor” sözlerini sarf etti. İsrail’in, ABD’nin suç ortaklığıyla bağlayıcı bir Konsey kararını ihlal etmesinden derin endişe duyduklarını aktaran Nebenzia, İsrail’in Dünya Merkezi Mutfağı (World Central Kitchen-WCK) çalışanlarını öldürmesinin bunun bir örneği olduğunu söyledi.
Nebenzia, İsrail’in bir diğer sorumsuz eyleminin de İran’ın Şam’daki konsolosluk binasına saldırısı olduğunu kaydederek, diplomatik ve konsolosluk tesislerinin dokunulmaz olduğunu ifade etti.
Söz konusu saldırıyı şiddetle kınadıklarını belirten Nebenzia, İsrail’in Suriye’de yoğun nüfuslu bir bölgeyi ilk kez hedef almadığına dikkati çekti.
Vassily Nebenzia, uluslararası topluma İsrail’in eylemlerini kınama çağrısında bulunarak, “Konsey üyelerinin dayanışmasına güveniyorum. Eğer dayanışma göstermezsek, herhangi bir ülkenin diplomatik misyonu bir sonraki hava saldırısının hedefi olabilir” uyarısında bulundu.
Çin: Uluslararası hukukun kırmızı çizgileri ihlal edildi
Çin’in BM Daimi Temsilci Yardımcısı Geng Shuang da Gazze’de çatışma başladığından beri ev, okul, hastane, insani yardım tesisleri, BM ajanslarına yönelik saldırılar gerçekleştiğini, bugün de diplomatik tesisin hedef alındığını hatırlattı. Geng, “Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkilerin temel ilkelerinin kırmızı çizgileri çok kez ihlal edildi” değerlendirmesini yaptı.
Çin’in söz konusu saldırıyı şiddetle kınadığını vurgulayan Geng, İsrail üzerinde etkisi olan ülkelere, yapıcı rol oynayarak Gazze’de ateşkes, Orta Doğu’da ise istikrarı teşvik etmeleri çağrısında bulundu.
Cezayir: Somut adım atma vakti geldi
Cezayir’in BM Daimi Temsilcisi Amar Bendjama ise işgalci İsrail’in söz konusu saldırısının, uluslararası hukukun ihlali olduğunu belirtti. Kışkırtıcı eyleme güçlü bir sesle karşı çıkmak gerektiğinin altını çizen Bendjama, bu eylemin tüm bölgeyi daha büyük bir gerginliğe itebileceği uyarısında bulundu. Bendjama, “Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail’in bu saldırıyla ne amaç ettiği açık” diyerek, uluslararası düzenin bütünlüğünün tehlikede olduğunu söyledi.
Hukuka aykırı bu tür davranışların sonuçları olması gerektiğini vurgulayan Bendjama, “Artık somut adım atma vakti” dedi.
ABD: İran ve ortakları bölgede gerginliği artırmaktan kaçınmalı
ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Robert Wood da ABD’nin Suriye’de meydana gelen saldırıyla hiçbir alakasının olmadığını, daha önceden de bilgisinin bulunmadığını kaydetti.
Saldırı hakkında bilgi toplamaya devam ettiklerini aktaran Wood, “Ancak açık olan bir şey var ki İran ve ortakları bölgede gerginliği artırmaktan kaçınmalı” diye konuştu.
Suriye rejimi ve İran’ın, İsrail ile ABD’nin tesis ve personellerine yönelik saldırı düzenlediğini kaydeden Wood, kendilerini korumaktan kaçınmayacaklarını dile getirdi. Çatışma zamanında da diplomatik misyonların korunması gerektiğinin altını çizen Wood, “Söz konusu tesiste terör örgütü liderleri ve unsurlarının bulunduğuna ilişkin haberlerden endişe duyuyoruz. İran’ın terörist ve aşırıcılarla süregelen koordinasyonunu kınıyoruz” ifadesini kullandı.
WCK konvoyuna yönelik saldırıyı da üzüntü ve endişeyle karşıladıklarını belirten Wood, “Bu olay İsrail’in Gazze’de insani yardım personeli ve tesislerini korumak için çok daha fazlasını yapması gerektiğini gösteriyor” vurgusunda bulundu. Wood, diğer ülkelerle birlikte olayın şeffaf bir şekilde soruşturulmasını talep ettiklerini belirterek, “Bunun tekrarlanmaması lazım” görüşünü paylaştı.
İran: ABD, İsrail’in tüm suçlarından sorumlu
İran’ın BM Daimi Temsilciliği Maslahatgüzarı Zahra Ershadi ise BM Güvenlik Konseyi’ne söz konusu saldırıyı güçlü bir şekilde kınaması için çağrı yaptı.
İsrail’in istikrarsızlaştırıcı ve sorumsuz eylemlerinin bölge ve uluslararası barış ile güvenliği tehdit ettiğini kaydeden Ershadi, “İsrail ceza almadığı için gerginliği artırmaya çalışıyor. Sivilleri öldürmek, açlığı savaş metodu olarak kullanmaktan kaçınmıyor. Gayrimeşru bir şekilde gücünü kullanarak apartheid politikaları, etnik temizlik, soykırım ve askeri hedeflerini her türlü maliyete karşı gerçekleştirmek için uğraşıyor” sözlerini sarf etti. Ershadi, ülkesinin itidalli davrandığını ancak bunun da bir sınırının olduğunu belirterek, İran’ın uluslararası hukuk ve BM Şartı uyarınca cevap verme bağlamında meşru haklarını muhafaza ettiğini aktardı.
“ABD’nin İsrail’in Gazze’de soykırım dahil tüm suçlarından sorumlu” olduğunu ifade eden Ershadi, İsrail’in bunu ABD’nin siyasi, mali ve askeri desteği olmadan yapamayacağını dile getirdi.
Suriye: İsrail’in sponsoru ABD
Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Qusay el-Dahhak da İsrail’in barbarca saldırısını işgal altındaki Golan Tepeleri’nden yaptığını söyledi. Saldırının gerçekleştiği alanın sivillerle dolu olduğuna dikkati çeken Dahhak, İsrail’in, saldırılarını ABD desteği olmadan gerçekleştiremeyeceğini kaydetti.
Dahhak, ABD’nin yıllardır İsrail’e koruyucu şemsiye görevi yaptığını ve sponsorluğunu yürüttüğünü vurgulayarak, bu vesileyle İsrail’in Filistin halkına soykırım yaptığını ifade etti.
Diplomasi
G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.
“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.
Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.
Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.
Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.
Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.
Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.
Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.
On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.
Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.
Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.
Greer şöyle konuştu:
“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”
AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.
Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.
ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.
Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya.
Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.
Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.
Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.
Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.
Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.
Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).
Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor.
Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.
CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.
Diplomasi
Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.
Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.
Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.
İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.
Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.
Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.
Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.
Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.
Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.
Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.
Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.
İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.
17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.
Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.
Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.
Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.
South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.
14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.
Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.
Diplomasi
NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.
POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.
Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.
Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.
Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.
Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.
Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.
Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.
Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.
NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”
Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.
Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.
Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.
Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:
“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”
NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.
Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.
Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.
Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.
Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.
“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.
Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor









