Amerika
Bolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı

Bolivya İşçi Merkezi (COB), köylü sendikaları ve madenciler tarafından öncülük edilen iki haftadır süren yol kapatmaları Bolivya Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’ın yönetimini krize sürükledi.
Paz, göreve gelmesinden altı aydan kısa bir süre sonra yaygın protestolar ve barikatlar nedeniyle siyasi başkent kuşatma altında kalırken, giderek derinleşen bir krizle karşı karşıya.
İşçi ve köylülerin eylemleri La Paz’daki pazarları boşalttı ve hastanelerin hayati önem taşıyan oksijen stoklarını tüketti.
Pazartesi günü, eski Bolivya Cumhurbaşkanı Evo Morales’in destekçileri, başkentte polisle çatıştı.
Protestocular cumhurbaşkanının istifasını talep ediyor ve Paz’ın devletin neoliberal yeniden dönüşümüne öncülük eden “reformlarının” geri çekilmesini istiyor.
Paz cuma günü, barikatlar neredeyse tüm ülkeyi saracak şekilde genişlemesine rağmen, “Demokrasiyi yok etmeye çalışanlar hapse girecek,” diye uyardı.
COB, ücret artışları talep ederek protestolara başlarken, köylü sendikaları ise düzenli benzin tedariki talep ediyordu. Madenciler ise ek maden alanlarına erişim için ayrı müzakereler yürütüyor. Devlet okulu öğretmenleri de maaş iyileştirmeleri konusunda ayrı görüşmeler yapıyor.
Cumhurbaşkanlığı sözcüsü José Luis Gálvez, Evo Morales’e atıfta bulunarak, “Bu talepler büyük ölçüde mevcut gerçeklere uygun bir şekilde ele alındı; fakat demokrasimizi istikrarsızlaştırmaya çalışan karanlık güçler var,” dedi.
Göstericilerin ortak talebi Cumhurbaşkanı Paz’ın istifası
COB’un yanı sıra Tupac Catari Tek İşçi Federasyonu, ülke çapında barikatlar kurdu. Madenci kooperatifleri, 14 Mayıs’ta Plaza Murillo’ya girmeye çalışan dinamit taşıyan göstericiler gönderdi.
Başlangıçta hükümetin baskı altında yürürlükten kaldırdığı bir tarım reformu önlemi olan 1720 sayılı yasaya karşı harekete geçen çiftçi örgütleri, bu tavizin öfkelerini dindirmek için yetersiz kalması üzerine Paz’ın istifasını talep ederek sokaklarda kalmaya devam etti.
Morales’in kendi destekçileri olan ve Chapare tropik bölgelerinde örgütlenen Evistalar, 18 Mayıs’ta mevcut protestolarla birleşmek üzere La Paz’a doğru altı günlük bir yürüyüş başlattı.
Katolik piskoposlar konferansı, insani bir ara verilmesi ve diyalog çağrısında bulunarak, altmış yedi barikatın hastanelerde gıda, ilaç ve oksijen sıkıntısına yol açtığını ve üç kişinin ölümünün doğrudan barikatlara atfedilebileceğini belirtti.
Paz hükümeti bölünmüş durumda
Paz, “iflas etmiş bir devlet” devraldığını tekrarlıyor ama muhalifleri, geçen yıl yakıt kıtlığı ve %20 civarında seyreden enflasyon oranıyla karakterize edilen son 40 yılın en kötü krizine karşı gösterdiği yavaş tepki nedeniyle onu eleştiriyor.
Patron kuruluşlarına göre, devam eden protestolar ve yol kesintileri Bolivya ekonomisine günde 50 milyon dolardan fazla zarar veriyor ve yaklaşık 5.000 aracı otoyollarda mahsur bırakıyor.
Son yirmi yıldır Morales ve ardından Luis Arce liderliğinde Bolivya’yı yöneten Sosyalizme Doğru Hareket (MAS), iki eski lider arasındaki şiddetli çekişmenin ardından geçen yılki seçimlerde tarihi bir yenilgiye uğramıştı.
Morales, geçtiğimiz günlerde X platformunda yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Hükümet ve sağ, benim siyasi bir ceset olduğumu ve kimseyi harekete geçiremeyeceğimi iddia ediyor ama yine de beni suçlamaya devam ediyorlar. Yakıt, gıda ve enflasyon gibi yapısal talepler çözülmediği sürece ayaklanma bastırılamayacak.”
MAS döneminin bitişi, Bolivya’nın siyasi manzarasını derin bir bölünmeye sürükledi ve hiçbir parti tek başına baskın bir güç olarak ortaya çıkamadı.
Paz sürpriz bir seçim zaferi elde etti fakat iktidara gelmesini sağlayan Hıristiyan Demokrat Parti, meclis içinde kısa sürede bölündü. Bu arada cumhurbaşkanı, başkan yardımcısı ve eski polis memuru Edman Lara ile açık bir çekişme içinde olmaya devam ediyor.
Paz, uluslararası güçlerden çeşitli yatırım ve kredi taahhütlerini garantilese de, bu fonların çoğu henüz hayata geçirilemedi.
İlk adım olarak, yakıt sübvansiyonlarını kaldırdı; fakat bu, daha önceki kıtlıklardan bıkmış halk arasında protestolara yol açmadı. Bununla birlikte, hükümetin ithal ettiği düşük kaliteli benzin, araçlarına verilen zarardan dolayı ulaştırma işçileri arasında protestolara neden oldu.
“Kalitesiz benzin” skandalı, ulaştırma işçileri arasında bir dizi grev ve protesto dalgasına yol açarken, devlet petrol şirketinde iki üst düzey yetkilinin istifasına da neden oldu.
ABD’den Paz hükmetine destek
Bolivya’da devam eden protestolar ve barikatlar, tüm bölgeyi endişelendiriyor.
Şili’den Kosta Rika’ya kadar sekiz Latin Amerika hükümeti, kısa süre önce “demokratik düzeni sarsmayı amaçlayan her türlü eylemi” reddeden ortak bir bildiri yayınladı.
Komşu ülke Arjantin ise, ülkedeki kıtlığı gidermek amacıyla bir haftalık insani yardım hava köprüsü başlatacağını duyurdu.
Bolivya ile ilişkilerini yeniden kurmaya çalışan ABD, “Bolivya halkının barış, güvenlik ve istikrarı için düzeni yeniden tesis etme” yönündeki Paz’ın çabalarını desteklediğini açıkladı.
Salı günü, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, X’te yaptığı açıklamada, Bolivya’nın meşru hükümetine ABD’nin desteğini teyit etmek için Paz ile görüştüğünü söyledi.
Landau ayrıca, barikat ve ayaklanmaların organizatörlerini kınadı ve kanıt sunmadan, bunların organize suç ve uyuşturucu kaçakçılarının desteğini aldığını iddia etti.
Özellikle Brezilya ve Kolombiya’yı Rodrigo Paz’ı desteklemeye çağıran Landau, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminin, “hükümet ve düzen karşıtı güçlerin” galip gelmemesini sağlamak için çalıştığını garanti etti.
Landau, “Bolivya’daki umut verici yeni başlangıcın başarısız olması durumunda bunu derinden üzülürüm. Amerika kıtasındaki tüm ülkeler için bu tür bir medeniyetsiz davranışa tanık olmak kötü olur,” dedi.
Marco Rubio’nun yardımcısı, özellikle Arjantin’in Paz yönetimine verdiği desteği övdü ve “tüm yükün” ABD’ye binmemesi gerektiğini belirtti.
Sağcı Paz hükümetinin Trump ile ittifakı gelişiyordu
Nisan ayında Bolivya ve Amerika Birleşik Devletleri, lityum da dahil olmak üzere kritik mineraller konusunda bir mutabakat zaptı imzalayarak bilgi paylaşımı için bir çerçeve oluşturdu ve işbirliği olanaklarını araştırmaya başladı.
Washington ise tedarik zincirlerini güvence altına alma konusundaki ilgisini kamuoyuna açıkladı. Anlaşma, Paz hükümeti tarafından, Bolivya’nın lityumunu nihayet uluslararası pazarlara ulaştıracak bir teknolojik ortaklığın ilk adımı olarak sunuldu.
Paz hükümeti ayrıca, Şubat 2026’da Bolivya’nın ABD Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’nin (DEA) La Paz’da kalıcı bir operasyonel varlık kurmasına izin vermeyi kabul ettiğini doğruladı.
Bu karar, Morales’in 2008 yılında bu kurumu ülkeden sınır dışı etme kararını tersine çevirdi.
Morales dönemindeki karar, DEA’nın faaliyetlerinin gerçek bir uyuşturucu ile mücadele çabası olmaktan ziyade MAS hükümetine yönelik siyasi gözetim ve müdahale niteliğinde olduğu yönündeki somut suçlamalara dayanıyordu. Bu olay, Bolivya’nın Washington’un güvenlik aygıtından egemen bağımsızlığını ilan etmesinin belirleyici sembollerinden biri haline gelmişti.
Paz hükümeti, bu kararın geri alınmasını “profesyonel bir kolluk düzenlemesi” olarak sundu. Dışişleri Bakanı Aramayo, kurumun işbirliği alanlarının ve operasyonel sınırlarının kesinleştirilmesi için müzakerelerin halen sürdüğünü belirtti.
Kolombiya’dan Bolivya halkına karşı katliam uyarısı
Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, göstericilerin tarafını tutarken, baskıların artması halinde “Bolivya halkının ezilmesi” ve bir “katliam” yaşanacağı uyarısında bulundu.
Arjantin hükümeti ise Bolivya’ya isyan bastırma malzemesi sevk ettiği şüphesiyle karşı karşıya. Buenos Aires’te muhalefet milletvekilleri, Bolivya’ya giden “Hercules C-130” tipi kargo uçakları hakkında açıklama talep ediyor.
Solcu Alianza Popular (AP) partisinden milletvekili Rolando Pacheco, uçakların Javier Milei hükümetinin iddia ettiği gibi insani yardım taşımadığını, aksine gösterileri bastırmak için polis ve askeri operasyonlara yönelik ekipman taşıdığını düşünüyor.
Arjantin’deki dijital platformlar üzerinden yerli halka karşı nefret kampanyaları körükleniyor. Aynı zamanda, Morales’e göre, Trump’ın müttefiki olan ABD’li paralı asker şirketi Academi’nin (eski adıyla Blackwater) kurucusu Erik Prince, “isyan halindeki halk hareketlerine” karşı bir müdahale çağrısında bulundu.
Yeni “Kondor Operasyonu” tehdidi
Öte yandan Bolivya hükümeti ve zenginlerinin, Latin Amerika’daki sağcı hükümetler ve ABD ile birlikte işçi-köylü isyanını zor yoluyla bastırmak için harekete geçeceği endişesi artıyor.
Morales, 1970’lerde Latin Amerika’daki devrimci gerilla hareketlerini kontrgerilla yöntemleri ile bastırmak için başlatılan “Kondor Operasyonu”nun yeni bir versiyonu olan “Kondor Planı 2026”tan söz ediyor.
Bu kod adı altında, faşist Güney Amerika diktatörlükleri, 1970’lerde ABD istihbarat kurumlarının rehberliğinde binlerce muhalif figürü öldürmüş, kaybetmiş veya onlara işkence etmişti.
Buna paralel olarak, Bolivya’nın iktisadi elitleri protestoculara karşı harekete geçiyor. Santa Cruz’da aşırı sağcı “Pro Santa Cruz Vatandaş Komitesi” perşembe günü (21 Mayıs) bir “Demokrasi Yürüyüşü” çağrısı yaptı.
Cochabamba ve La Paz’da ise “Pititas” olarak adlandırılan varlıklı mahallelerin sakinleri, barikatlara karşı gösteriler düzenledi ve protestoların başlıca organizatörü olarak Evo Morales’i sorumlu tuttu.
Morales ise Paz yönetiminin ABD ve bölgedeki sağcı hükümetlerle işbirliği içinde baskıyı yoğunlaştırabileceği konusunda uyarıyor. Bu durumdan en çok yerli halk ve sendikal hareketler etkilenecek.
Morales, 15 Mayıs’ta X platformunda yaptığı paylaşımda, ABD’nin Paz hükümetine, DEA ve ABD Güney Komutanlığı’nın desteğiyle kendisini gözaltına almak veya öldürmek amacıyla bir askeri operasyon düzenlemesini emrettiğini belirtti.
Morales, hükümetin operasyonun tamamlanmasının ardından general rütbesine terfi ettirip silahlı kuvvetler komutanı olarak atayacağına söz verdiği, Albay Franz Andrade Loza komutasındaki tropikal Chapare bölgesindeki Ordunun Dokuzuncu Tümeni de dahil olmak üzere belirli askeri birimlerin isimlerini verdi.
Ayrıca, Jeanine Áñez’in savunma bakanının eski yardımcısı Yarbay Carlos Giménez Ortuño komutasındaki bir F-10 biriminin de adını verdi.
Morales’in suçladığı sivil isimler arasında, güvenlik güçlerinin 60’tan fazla göstericiyi öldürdüğü 2003 Kara Ekim katliamının ardından Miami’ye kaçan Gonzalo Sánchez de Lozada’nın eski içişleri bakanı Carlos Sánchez Berzaín de vardı.
Morales ayrıca, Washington’da olduğu bildirilen Sosyal Savunma Bakan Yardımcısı Ernesto Justiniano’nun adını da verdi.
İddiaya göre belgeler, operasyona karşı çıkan polis memurları tarafından sızdırıldı.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’











