Bizi Takip Edin

Diplomasi

Britanya, Karayiplerde ABD ile istihbarat paylaşımını durdurdu

Yayınlanma

Birleşik Krallık’ın istihbarat teşkilatları ve ordusu, Karayiplerde uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı şüphelenilen gemilerle ilgili ABD ile istihbarat paylaşımını durdurdu.

İddiayı İngiliz gazetesi The Times haber yaptı. Trump yönetimi, uluslararası sularda uyuşturucu kaçakçılarına karşı ölümcül saldırılar düzenliyor. Eşi görülmemiş bir hamle ile, bölgedeki İngiliz kaynaklarından toplanan istihbarat artık Amerikalılara aktarılmıyor, çünkü Britanya ABD saldırılarına ortak olmak istemiyor.

Kraliyet Donanması, kaçakçılık şüphesi olanlara karşı operasyonlar düzenliyor, fakat askeri bir kaynak, “Sadece gemileri hedef alıyoruz ve insanları öldürmüyoruz. Onları gözaltına alıyoruz,” dedi.

Askeri yetkililer, uyuşturucu kartellerini terörist olarak tanımladıktan sonra onları “havaya uçurma” yönündeki Donald Trump kararının yasallığı konusunda endişeli.

Geçen yıl eylül ayında, Kraliyet Donanmasına ait bir savaş gemisi ilk kez bir “uyuşturucu denizaltısını” durdurmuş ve Karayip Denizinde kaçakçılığı yapılan 160 milyon sterlin değerinde kokain ele geçirmişti.

HMS Trent, Dominik Cumhuriyeti’nin 190 deniz mili güneyindeyken yarı dalgıç gemiyi ele geçirmek için ABD sahil güvenlik ve ABD deniz devriye uçağıyla birlikte çalışmış ve on bir şüpheli tutuklanmıştı.

ABD, Karayiplerde askeri operasyonlara başladı

Kraliyet Donanmasından bir kaynak, o sırada suç çetelerinin denizaltıları kullanmasının, gangsterlerin uyuşturucudan para kazanmak için daha yenilikçi yollar bulmasıyla birlikte giderek yaygınlaşan bir fenomen olduğunu söyledi.

ABD, eylül ayında teknelere karşı saldırılar başlattı ve şu ana kadar 76 kişi öldürüldü.

CNN’e göre Britanya, ABD’nin hedefleri seçmek için İngilizlerin sağladığı istihbaratı kullanabileceğinden endişelenmeye başladı ve bir aydan fazla bir süre önce istihbarat paylaşımını askıya aldı.

ABD, Britanya’nın en yakın istihbarat paylaşım ortağı ve Londra, Amerikalılar tarafından toplanan bilgilere büyük ölçüde güveniyor.

Her iki ülke de Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda ile birlikte “Beş Göz” istihbarat paylaşım ortaklığının bir parçası.

Bir hükümet sözcüsü, “İstihbarat konularında yorum yapmamak uzun süredir uyguladığımız bir politikadır. ABD, güvenlik ve istihbarat konusunda en yakın müttefikimizdir. Küresel barış ve güvenliği korumak, seyrüsefer özgürlüğünü savunmak ve ortaya çıkan tehditlere yanıt vermek için birlikte çalışmaya devam ediyoruz,” dedi.

ABD’nin misilleme yapıp İngilizlerle paylaştığı bilgileri kısıtlayıp kısıtlamadığı belli değil.

Birleşik Krallık, Karayiplerde çeşitli istihbarat varlıklarını barındıran bir dizi bölgeyi kontrol ediyor. Ülkenin dinleme ajansı GCHQ gibi kurumlar tarafından toplanan bilgiler, daha sonra ABD’ye aktarılarak bu suçluların engellenmesi için kullanılıyor. İngiltere, kaçakçılık yapanların suçlu olarak yargılanması için istihbaratı ABD’ye aktarmaktan memnun.

Kaynak, İngiltere’nin sağladığı istihbaratın uyuşturucu kaçakçılığı yapan gemilerin konumlarını ve gemilerdeki kişi sayılarını da içerdiğini ekledi. 

Kraliyet Donanması görevleri kendisi yürüttüğünde gemilere çıkıyor, mürettebatı gözaltına alıyor ve uyuşturucuları ele geçiriyor.

Geçen ay BM İnsan Hakları Komiseri Volker Türk, bu saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini söyledi. Britanya’nın de bu görüşe katıldığı düşünülüyor.

Trump yönetimi, kaçakçıların Amerikalılar için acil bir tehdit oluşturdukları ve “düşman savaşçılar” oldukları için öldürülebileceklerini savunuyor.

Pazartesi günü, ABD güçlerinin doğu Pasifik’te uyuşturucu kartelleri tarafından işletildiği iddia edilen iki tekneye daha saldırdığı ortaya çıktı. 

Savaş Bakanı Pete Hegseth’e göre, altı kişi öldürüldü. Hegseth, “Bu gemilerin istihbaratımız tarafından yasadışı uyuşturucu ve kaçakçılıkla bağlantılı olduğu, uyuşturucu taşıdığı ve doğu Pasifik’te bilinen bir uyuşturucu kaçakçılığı transit rotası boyunca seyrettiği biliniyordu,” dedi.

Diplomasi

ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.

Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.

i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.

Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.

The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.

İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.

Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.

Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.

İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Washington ile Kiev arasında Patriot teknolojisi pazarlığı sürüyor

Yayınlanma

ABD ile Ukrayna arasında Patriot hava savunma sistemlerinin üretim teknolojilerinin Kiev’e devredilmesi konusunda zorlu müzakereler yürütülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner, iki ülkenin teknoloji transferi ve yerel üretim için temasları sürdürdüğünü bildirdi.

ABD ile Ukrayna, Kiev’in Patriot hava savunma sistemlerini kendi topraklarında üretmesini sağlayacak teknoloji transferi konusunda zorlu müzakereler yürütüyor.

Açıklama, ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti Üyesi Mike Turner tarafından yapıldı.

2023-2025 yıllarında Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Turner, CBS News kanalına verdiği mülakatta iki ülkenin istişareleri sürdürdüğünü doğruladı. Turner, “Savunma amaçlı olan Patriot füzeleriyle ilgili durum çok karmaşık” ifadelerini kullandı.

Kongre üyesi, müzakerelerin Ukrayna’ya Patriot teknolojilerine daha geniş erişim sağlanmasını kapsadığını ve bu sayede ülkede söz konusu hava savunma sistemlerinin üretiminin organize edilebileceğini kaydetti.

Turner, Trump yönetimi ile Pentagon’un müzakereleri olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayarak ilgili kararı almasını umduğunu dile getirdi.

Trump teknoloji hırsızlığı endişesini dile getirdi

Turner’ın çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya Patriot füzelerini üretme izni verme vaadinden şüphe duymaya başladığına ilişkin haberlerin ardından geldi.

The New York Times gazetesi, Trump’ın teknolojinin Washington’a karşı kullanılabileceği endişesiyle Ukrayna’nın Patriot füzelerini üretmesine izin verme sözünden vazgeçtiğini yazdı.

ABD Başkanı Trump daha önce Patriot sistemlerinin sırlarını teknoloji devi Nvidia’nın çiplerine benzetmiş ve bu teknolojilerin dışarı sızmasına izin verilemeyeceğini savunmuştu.

Trump, 31 Temmuz’da Camp David’deki başkanlık rezidansında bakanlar kurulu toplantısının ardından CNBC kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Patriot üretim teknolojisini hiçbir ülkeye devretmediğini, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğunu fakat bu yönde görüşmelerin yapıldığını söyledi.

Patriot füzelerinin yerel olarak üretilmesi konusu, Kiev yönetiminin hava savunma araçlarındaki yetersizlik beyanlarının gölgesinde aylardır tartışılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında yaptığı açıklamada ülkesinin çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük önleyici füze kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını duyurmuştu.

Zelenskiy, mayıs ayı sonunda Washington’a başvurarak Patriot üretimi için lisans verilmesini talep etmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayı başında ABD’nin Ukrayna’ya söz konusu lisansı vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Trump o dönemde Patriot füzelerinin üretiminin “çok karmaşık” olduğunu vurgulamış, ancak Kiev’in bu teknolojide uzmanlaşabileceğine inandığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.

Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.

Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.

Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.

Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.

Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.

Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.

2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.

Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.

Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.

NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.

Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.

Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.

Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.

ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English