Bizi Takip Edin

Diplomasi

Britanya, Ukrayna’ya barış gücü gönderme planından vazgeçebilir

Yayınlanma

The Times gazetesinin haberine göre, Britanya ve bazı Avrupa ülkeleri, Rusya ile doğrudan çatışma riskini gerekçe göstererek Ukrayna’ya on binlerce asker gönderme planından vazgeçmeyi düşünüyor. Bunun yerine, Batı Ukrayna’ya askeri eğitmen gönderme ve hava sahası koruması gibi alternatifler değerlendiriliyor. Kiev de barış gücü fikrine şüpheyle yaklaşıyor.

The Times gazetesinin haberine göre, Britanya ve bazı Avrupa ülkeleri, uluslararası barış gücü misyonu kapsamında Ukrayna’ya on binlerce asker gönderme planından büyük olasılıkla vazgeçecek.

Gazeteye konuşan diplomatik kaynaklar, bu kararın temel nedeninin, ateşkesin ihlal edilmesi durumunda yabancı birliklerin varlığının Rusya ile doğrudan bir çatışmaya yol açabileceği endişesi olduğunu belirtti.

Gazeteye bilgi veren ve “gönüllüler koalisyonu” görüşmelerine katılan isimsiz bir diplomat, “Riskler çok yüksek ve mevcut güçler görevin ölçeğine uygun değil,” dedi.

Aynı diplomat, “Britanya her zaman bu pozisyondaydı. Daha sert bir yaklaşımı Fransa öneriyordu,” ifadelerini kullandı.

The Times‘ın aktardığına göre, Londra ve diğer Avrupa başkentlerinde şu anda ciddi olarak alternatif bir senaryo değerlendiriliyor.

Bu senaryoda, Batılı askeri personel şehirleri, limanları ve nükleer tesisleri korumak için Ukrayna topraklarına yerleştirilmeyecek.

Bazı Avrupalı liderler, kara birliklerini göndermekten demonstratif bir şekilde kaçınmanın Moskova’yı kendi “kırmızı çizgilerini” yeniden gözden geçirmeye zorlayabileceğini ve bir barış anlaşmasının imzalanmasına katkıda bulunabileceğini düşünüyor.

Tam teşekküllü bir birlik yerine, Britanya ve Fransa’nın batı Ukrayna’ya askeri eğitmen göndermesi öngörülüyor.

Bu, çatışmaların yeniden başlaması durumunda doğrudan muharebeye katılmadan ve cephe hattına yakın konuşlanmadan Ukrayna topraklarında resmi olarak bulunma yükümlülüğünü yerine getirmeyi sağlayacak.

Ayrıca Avrupa ülkeleri, eğer barış güçleri yine de konuşlandırılırsa onlara koruma sağlamak amacıyla savaş uçakları ve hava savunma sistemleri kullanarak Ukrayna hava sahasını koruma olasılığını görüşmeye devam ediyor.

Gelecekteki misyonda Türkiye’nin de deniz ortağı rolünde yer alması mümkün.

Bunlara ek olarak, Britanya ve müttefikleri, Ukrayna’nın savunma potansiyelini güçlendirmek için silah sevkiyatıyla askeri destek sağlamayı sürdürmeyi amaçlıyor.

Kaynak, AB’de Ukrayna’da büyük çaplı bir askeri varlığın Britanya ve diğer ülkelerin NATO’nun doğu kanadının güvenliğini sağlama kabiliyetlerini zayıflatacağından endişe edildiğini belirtti.

Londra ve Paris, ateşkes çabaları kapsamında, Papa Francis’in cenazesinden hemen sonra Donald Trump ve Vladimir Zelenskiy arasında bir görüşme düzenleme fikrini değerlendiriyor. Bu adımın gerilimi azaltabileceği ve müzakere sürecini hızlandırabileceği düşünülüyor.

The Times‘ın verilerine göre, Kiev’de de barış gücü gönderme fikrine karşı şüphecilik devam ediyor.

Ukraynalı yetkililer, Vladimir Putin’in bu varlığa rıza göstereceğine inanmıyor.

Kaynaklardan biri, “Pozisyonumuzu savunmaya devam ediyoruz, ancak Moskova’nın ‘kırmızı çizgilerini’ yeniden gözden geçirmesini umuyoruz,” ifadesini kullandı.

Aynı kaynak, “Şu anda önümüzde duran görev, Ukrayna’nın kendi kabul edilebilir sınırlarını aşmak zorunda kalmayacağı bir ‘iniş bölgesi’ bulmaktır,” diye ekledi.

Batılı bir diplomat da Rusya üzerindeki baskının artırılması çağrısında bulundu ve Trump’ın Kremlin’e karşı aşırı sadakat göstermesinden endişe duyduğunu dile getirdi.

Diplomat, “Rusya’ya Ukrayna’dan daha sıcak yaklaşıyor ve bu kesinlikle kabul edilemez,” değerlendirmesini yaptı.

Bloomberg: Erdoğan, Ukrayna’ya barış gücü göndermeyi planlıyor

Diplomasi

NATO üyeleri, Hürmüz Boğazı’na ilişkin seçenekleri görüşüyor

Yayınlanma

NATO, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğünü desteklemek amacıyla olası katkıları kolaylaştırmak için bu hafta başında bir video konferans düzenledi.

Avrupa Yüksek Müttefik Komutanı (SACEUR) Alexus Grynkewich’in sözcüsü Reuters’a yaptığı açıklamada, bunun bir NATO misyonu olmadığını da söyledi.

Sözcü cuma günü yaptığı açıklamada, “Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargahı, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü desteklemek amacıyla müttefiklerin olası katkılarını kolaylaştırmak için 19 Ağustos 26 Çarşamba günü savunma şefleri düzeyinde ilgilenen müttefiklerin katılımıyla bir toplantı düzenledi,” dedi ve şöyle devam etti:

“Açıkça belirtmek gerekirse, bu bir NATO görevi değil. Fakat NATO’nun müttefikleri bir araya getirme ve onların ortaya koyduğu yetenekleri anlama konusundaki benzersiz gücü göz önüne alındığında, NATO’nun bu şekilde kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi mantıklıdır.”

NATO müttefikleri, İran çatışmasına doğrudan dahil olmaktan kaçınmaya çalışırken, bunun yerine Şubat ayından önce tüm petrol ticaretinin yaklaşık beşte birini taşıyan boğazın yeniden açılmasına yönelik ittifak dışı planlara odaklandılar.

Fransa ve Britanya, gerginlikler azaldığında veya çatışma çözüldüğünde boğazdan güvenli geçişi garanti altına almak için yaklaşık bir düzine ülke arasında bir koalisyon oluşturma çabalarına öncülük etti.

Fakat herhangi bir uzun vadeli düzenleme, nihai olarak İran’ın rızasını gerektiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin ve Arap ülkeleri kuraklık ve çölleşme ile mücadele için beş yıllık eylem planı başlattı

Yayınlanma

Çin ve Arap ülkeleri, kuraklık, çölleşme ve arazi bozulmasıyla mücadele amacıyla beş yıllık bir eylem planı başlattı. Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi’nin (NFGA) pazar günü Global Times’a verdiği bilgiye göre plan, taraflar arasındaki işbirliğini geleneksel çölleşmeyle mücadele çalışmalarının ötesine taşıyarak çayırların korunması, havza yönetimi ve sulak alanların korunması gibi alanlarda teknolojik inovasyonu da kapsayacak.

Plan, halen Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da devam eden Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 17. oturumu (COP17) kapsamında düzenlenen bir toplantıda başlatıldı.

NFGA’nın Global Times’a gönderdiği basın açıklamasına göre eylem planı kapsamında Çin ve Arap ülkeleri önümüzdeki beş yıl boyunca çölleşme ve bozulmuş arazilerin restorasyonu, kum ve toz fırtınalarının izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, çayır yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ile sulak alanların korunması ve restorasyonu gibi kilit alanlarda uygulamaya dönük işbirliğini derinleştirecek.

İki taraf ayrıca teknoloji, veri ve araştırma sonuçlarının paylaşılmasına yönelik platformlar geliştirerek, disiplinler arası araştırmalar yürüterek ve uzaktan algılama ile arazi bozulmasının akıllı değerlendirilmesi gibi teknolojiler geliştirerek teknolojik inovasyonu ve araştırma sonuçlarının uygulamaya geçirilmesini hızlandıracak. Plan ayrıca BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin uygulanmasını destekleyecek demonstrasyon üslerinin kurulmasını öngörüyor.

Plan kapsamında çölleşmeyle mücadelede Çin-Arap işbirliği ağlarının güçlendirilmesi, politika, teknoloji ve araştırma sonuçlarının paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi ve Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesindeki ortaklıkların genişletilmesi de hedefleniyor. Hükümetlerin, araştırma kuruluşlarının, şirketlerin, toplumsal kuruluşların ve yerel toplulukların sürece katılımı teşvik edilecek.

Genç uzmanlar arasındaki değişim programları, ortak araştırmalar, saha demonstrasyonları ve teknik eğitimler yoluyla kapasite geliştirme alanındaki işbirliği de genişletilecek.

Toplantı, Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi ile Arap Birliği Sekretaryası tarafından ortaklaşa düzenlenirken, organizasyonu Çin Ormancılık Akademisi ile Çin-Arap Ülkeleri Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi üstlendi.

Çin Ormancılık Akademisi Başkan Yardımcısı Cui Lijuan, bazı girişimlerin şimdiden somutlaşmaya başladığını belirtti. Örneğin Çin ve Mısır, ekolojik koruma ve bütünleşik havza yönetimi konularında deneyim paylaşımı amacıyla Sarı Nehir ile Nil Nehri havzalarını karşılaştırmalı olarak inceleyecek bir çalışma yürütme imkanını araştırıyor.

Cui’ye göre söz konusu girişim Çin Ormancılık Akademisi’nin desteğini aldı ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da ilgisini çekti.

Çin ile Arap ülkeleri arasındaki gelecekteki işbirliği ayrıca çölleşmenin izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, ekolojik teknolojiler ile genç uzmanlara yönelik değişim ve eğitim programlarına odaklanacak.

Cui, iki tarafın ayrıca halen ağırlıklı olarak devlet kurumlarının öncülük ettiği işbirliği çerçevesine şirketleri, toplumsal kuruluşları ve uluslararası kurumları da dahil ederek katılımı genişletmeyi amaçladığını söyledi.

Xinhua’ya göre 2023 yılında, çölleşmeyle mücadele konulu uluslararası bir forum sırasında Çin-Arap Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi açılmıştı. Merkezin kurulması, Çin’in Kubuqi Çölü’ndeki çölleşmeyle mücadele çalışmalarından edindiği uzmanlığı paylaşma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmişti.

NFGA’ya göre merkez, son üç yılda Çin ile Arap ülkeleri arasındaki düzenli işbirliği mekanizmalarını istikrarlı biçimde güçlendirdi. İki taraf arazi bozulmasına yönelik yer gözlem sistemleri ve akıllı karar destek araçlarını ortaklaşa geliştirirken Çin, Arap ülkelerinde uygulanmaya uygun altı kategoride 30 pratik çölleşmeyle mücadele teknolojisini derledi.

Merkez ayrıca Suudi Arabistan ve Mısır dahil çeşitli ülkelerle düzenli iletişim ve değişim kanalları oluşturdu. Bunun yanı sıra, Arap ülkelerinde sürdürülebilir teknik işbirliğini ve mesleki eğitimi desteklemek amacıyla başlangıç aşamasında bir Çin-Arap çölleşmeyle mücadele ağı ve uzman havuzu kurdu.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD sınır dışı edilen göçmenler için Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek

Yayınlanma

ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulü kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeme yapacak. Liberya makamları gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. İlk göçmen kafilesi 20 Ağustos’ta başkent Monrovia’ya ulaştı.

The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulüne yönelik anlaşma kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek.

ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri, bakanlığının bu ödemeyi geçen yılın aralık ayında onayladığını gösteriyor. Liberya bu karardan iki ay önce başka ülkelerden gelen göçmenleri kabul etme ihtimalini değerlendirme taahhüdünde bulundu.

Liberya makamları ülkeye gelecek göçmenlerin ırk veya din gerekçesiyle herhangi bir baskı ve takibata maruz kalmayacağı konusunda ABD’ye güvence verdi. Dışişleri Bakanlığı bu taahhütleri güvenilir buldu.

Tahsis edilen mali kaynak Liberya’nın göç sisteminin desteklenmesi ve göçmenlere yardım sağlanması amacıyla kullanılabilir. Bu kapsamda ödenek barınma, beslenme ve mesleki eğitim harcamalarını içeriyor.

NYT’nin aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, doğrudan kendi menşe ülkelerine sınır dışı edilemeyen göçmenleri nakletmek amacıyla başka ülkelerle benzer anlaşmalar imzalıyor.

İnsan hakları örgütleri, göçmenlerin hiç tanımadıkları ve aralarında insan hakları sorunları bulunan ülkelerin de yer aldığı coğrafyalara gönderilmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı çıkıyor.

Gazetenin verilerine göre Liberya makamları, gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bu hafta duyurdu. İlk göçmen grubu 20 Ağustos’ta Liberya’nın başkenti Monrovia’ya ulaştı.

Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı yabancılara ait 175 binden fazla vizeyi iptal etti.

Trump, 2024 yılındaki seçim kampanyası sırasında düzensiz göçmenleri milyonlar halinde sınır dışı etme vaadinde bulunmuştu.

NBC’nin aktardığı hesaplamalara göre sınır dışı edilenlerin sayısının yılda en az 1 milyona ulaşabilmesi için her gün 2,7 binden fazla kişinin ülkeden çıkarılması gerekiyor.

Daha önce, nisan ayında Kongo Demokratik Cumhuriyeti de ABD’den sınır dışı edilen üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmek üzere Washington ile anlaşmaya vardı.

İlk sınır dışı edilen kafile 17 Nisan’da Kinşasa’ya ulaştı; bu kişiler Kolombiya, Peru ve Ekvador vatandaşlarından oluşuyordu.

Anlaşma çerçevesinde Kongo’ya kaç kişinin gönderilebileceğine ilişkin toplam sayı kamuoyuna açıklanmadı.

Göçmenlerin barınması amacıyla Kinşasa yakınlarında tesisler hazırlandı ve sınır dışı işlemlerine dair maliyetleri ABD üstlendi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English