Avrupa
BSW, AfD ile işbirliği yapacak mı?

Saksonya-Anhalt’ta yüzde 5,3 oy alarak eyalet meclisine girmeye hak kazanan BSW, AfD ile işbirliği meselesine açıklık getirmeye çalışıyor.
Başta CDU olmak üzere ana akım partilerin AfD’ye karşı “güvenlik duvarı” (Brandmauer) politikasına katılmayacağını daha önce ilan eden Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), tüm partilerle görüşmeye açık olduğunu söylüyor.
BSW’nin Saksonya-Anhalt baş adayı Thomas Schulze, Deutschlandfunk’ta yaptığı açıklamada, AfD’nin baş adayı Ulrich Siegmund’un adaylığını koyması halinde, BSW’nin eyalet meclisindeki üçüncü tur oylamada çekimser kalma tutumunu sürdüreceğini belirtti.
Schulze, BSW’nin “basamak” olmakla suçlanmaması gerektiğini, asıl diğer partilerin böyle olduğunu söyledi.
BSW adayı, “Ben AfD’yi buradaki halkın yüzde 44’ü tarafından seçilmiş bir parti olarak görüyorum. Ve bunu hesaba katmak zorundayım. Benim için bu demokrasidir,” dedi.
Schulze, örneğin, Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması talebinde AfD ile ortak bir zemin bulunduğuna işaret etti.
BSW’li diğer baş aday Claudia Wittig de seçim gecesi Saksonya-Anhalt’ta bir tür ortaklık olasılığını dışlamadı.
Öte yandan partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, geçen hafta partisinin Saksonya-Anhalt’ta AfD ile koalisyon kurmasına karşı çıkmıştı.
“{ungeskriptet} by Ben” adlı podcast’te verdiği kapsamlı röportajda, bu reddi hem BSW’nin hükümet deneyiminin olmamasına hem de AfD ile arasındaki siyasi farklılıklara bağladı.
Neden AfD ile koalisyon kurmayı reddettiği sorulduğunda, Wagenknecht öncelikle kendi partisinin durumuna değindi.
BSW, ilk kez Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’ne gireceğini ve bugüne kadar profesyonel siyasetçi olarak çalışmamış çok sayıda adaya sahip olduğunu kaydeden Wagenknecht, nu nedenle, siyasi açıdan çok daha deneyimli bir parti ile hemen koalisyon kurmayı ilke olarak sorunlu buluyor.
Onun sözlerine göre bu durum sadece AfD için değil, aynı zamanda CDU için de geçerli. BSW, genç bir parti olarak böyle bir koalisyon hükümetinde siyasi olarak mağdur edilme riskiyle karşı karşıya.
Wagenknecht, bu konuda BSW’nin Thüringen’deki deneyimlerinden açıkça dersler çıkarıyor.
Oradaki koalisyon hükümetine katılımını artık bir hata olarak değerlendirdi ve eyalet teşkilatının bazı kesimlerini, BSW’nin temel ilkelerini yeterince savunmamakla suçladı.
Fakat Wagenknecht, koalisyonu reddetme kararını yalnızca stratejik kaygılarla gerekçelendirmedi. AfD ile aradaki önemli siyasi farklılıklara da işaret etti.
Özellikle, kendi değerlendirmesine göre parti içindeki otoriter eğilimleri eleştirdi. Ortak bir koalisyonda BSW’nin, AfD tarafından yönetilen bir bakanlığın kararlarını yeterince engelleyemeyebileceğini fakat yine de bunun siyasi sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacağını belirtti.
Wagenknecht, örnek olarak AfD’nin liderliğindeki olası bir İçişleri Bakanlığı’nı gösterdi.
Aynı zamanda, AfD’nin şu anda bir eyalet hükümetini yönetmek için yeterli sayıda uygun personele sahip olduğu konusunda şüphelerini dile getirdi.
Wagenknecht bu bağlamda, bir koalisyon ile münferit siyasi projelerde işbirliği arasında net bir ayrım yaptı.
Ona göre, içerik açısından ortak noktalar varsa ve gerekli parlamento çoğunluğu sağlanabiliyorsa, AfD ile birlikte önergeler veya yasalar lehinde oy vermek mantıklı.
Böylece BSW’nin izlediği yolu, klasik bir “güvenlik duvarı” stratejisinden de ayırdı.
Wagenknecht, uzun süredir AfD’yi parlamento içindeki gücüne uygun olarak siyasi karar alma süreçlerine dahil etmeyi fakat bununla birlikte kalıcı bir hükümet işbirliğine girilmemesini savunuyor.
Wagenknecht, Saksonya-Anhalt için bunun yerine farklı bir hükümet modeli önerdi. Seçimlerden sonra, mümkünse partiler üstü bir şahsiyetin başbakan olarak seçilmesi gerektiğini savundu.
Bu kişinin daha sonra bir kabine kurması gerekiyor: Wagenknecht’in görüşüne göre, kabine kadrosunun oluşturulmasında öncelikle mesleki yetkinlik belirleyici olmalı.
Böyle bir hükümetin sabit bir koalisyon çoğunluğu olmayacak. Bunun yerine, hükümetin her bir tasarısı için eyalet meclisinde çoğunluk sağlaması gerekecek. Konuya bağlı olarak farklı partiler bu süreçte yer alabilir; AfD ve BSW de dahil.
Wagenknecht, bu şekilde hem AfD’ye karşı yeniden bir “yangın duvarı koalisyonu” kurulmasını hem de AfD’nin tek başına hakimiyet kurmasını engellemeyi umuyor.
Aynı zamanda, AfD’nin mutlak çoğunluk elde etmesinin arzu edilmez olduğunu da açıkça belirtiyor.
Yine de Wagenknecht, AfD’nin siyasi olarak dışlanmasını reddetti. Eyalet meclisi seçimlerinden sonra BSW’nin parlamentoda temsil edilen tüm partilere görüşme teklifinde bulunmak istediğini belirtti ve AfD ile de görüşmelerin gerçekleşeceğini öngördü.
Böylece Saksonya-Anhalt için tutum net bir şekilde ortaya kanuyor: BSW, AfD ile resmi bir koalisyonu dışlıyor ama görüşmeleri ya da belirli konularda ortak parlamento çoğunluklarını dışlamıyor.
Wagenknecht’in tercih ettiği model, değişen çoğunluklara sahip, partiler üstü bir eyalet hükümeti olacak.
Ne var ki, başta AfD olmak üzere diğer partilerin böyle bir modele hazır olup olmayacağı su götürür.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü








