Amerika
Büyük Oyun I: Hürmüz Vanasından Swap Vanasına
Deniz Hakyemez
İran, ABD-İsrail saldırısı üzerine Hürmüz Boğazı’nı kapattığında yükselen petrol fiyatlarının ABD’yi zora sokması beklendi. Trump’ın ilk dönemdeki “aç, aç” baskısı bu beklentiyi güçlendirdi. Ardından ABD ablukası geldi. Son günlerde, Muhammed Bakır Kalibaf’ın “paper-oil”i hedef alan tweetlerinin de İran’ın fiziksel zaferini kutlarken “bu zaferin finansal ekranlarda silik bir dipnota dönüşmesi” karşısında duyduğu hayal kırıklığının bir göstergesi olduğu şeklinde yorumlar başladığını gördük (Bkz. Hürmüz’ün Dar Boğazı’nda Bir Vibe Savaşı: Petrol, Tahvil ve Manipülasyon’un Epistemolojisi, Doç. Dr. Murteza Ocaklı, Aydınlık, 24 Nisan 2026). İran’ın büyük direnişinin karşısında –Trump’ın gitgellerinden ablukasına– ABD’nin küresel piyasa ve finans oyunları var ve kanımca bunların önemli bir kısmı kalıcı hedefleri olan (reaktif değil, proaktif) oyunlar; başından itibaren yazmaya çalıştığımız budur: ABD İran savaşıyla mümkün olan yapay dolar talebinden ve ikincil yaptırımlardan medet ummaktadır.
Bir önceki yazımda Hürmüz vanası üzerinde ABD’nin dolaylı bir kontrol mekanizması kurmaya ve bunu bir finansal kontrol mekanizmasına çevirmeye çalıştığını yazmıştım. Bu, belki de bir yazı dizisi olarak okunabilecek bir dizinin üçüncü yazısı: İlk yazı ABD’nin gene bir İsrail savaşıyla bağlantılı 73/4 Petrol Krizi’nden nasıl petrodolar egemenlği ile çıktığı ve ABD’nin en başından krizin mağdurlarından değil, tetikleyicilerinden olmasının muhtemel olduğu üzerineydi.
1974’te “petrodolar” doğmuştu. Enerji krizi ülkelerin dolara koşmasına ve doların güçlenmesine neden olmuştu. Başlangıçta yatırımcılar enflasyon nedeniyle ABD tahvillerinden kaçmıştı. O gün ABD açısından çözüm petrodolar’la gelmişti. ABD, Suudileri “Petrolü sadece dolarla sat, ben de seni koruyayım,” diyerek ikna etmişti. Suudiler de kazandıkları dolarlarla gönüllü olarak ABD tahvilleri (borç senedi) almışlardı ve ABD sistemi kurtulmakla kalmamış, süreçten dolarla borçlanan tüm ülkeleri kendilerine ve IMF/Dünya Bankası’na daha bağımlı kılarak çıkmıştı.
Demek ki, 73/4’te ABD, başta gönülsüz yatırımcıları gönüllü yatırımcılara çevirebildi. Bugünse 39 trilyon borç dağı ve enflasyon kaygısı ABD tahvillerine gönüllü alıcı bulmayı zorlaştırıyor. O halde 73/4 krizine bakmak neden önemli?
Kilit nokta aynıdır ve enerji krizinden beslenmektedir: Enerji dolarla satıldığı sürece, Hürmüz’deki kriz dünyada mecburi bir dolar talebi yaratmaya yazgılıdır. Şu an faizler enflasyonun biraz üzerinde olsa da, enerji şoku büyüdüğünde bu dengenin bozulacağı biliniyor. Çünkü bu kez tam da borcu artık çok büyük olduğu için ABD’nin faizleri enflasyonun üstüne çıkarması beklenmiyor, çünkü böyle bir durumda bütçedeki faiz harcamaları yükü çok ciddi ölçüde artar (Bu ayrıca tahvillere şu an gönüllü alıcı bulunamamasındaki ana nedendir). Ancak doların asıl gücü enerji krizi koşullarında artık faiz getirisinden değil, pek çok ülke için “enerjiye erişim anahtarı” olmasından gelir. Dünya doların alım gücü azalsa bile petrol ve gaz alabilmek için bu “çadıra” girmek zorundadır. Ayrıca birçok ülke, kendi para birimini dolara sabitlediği veya finansal sistemini dolar likiditesi üzerine kurduğu için de bu çadıra mecburdur. Krizlerde ulusal para değerlerini korumak ve sistemin çöküşünü engellemek için acil ve nakit dolar erişimine ihtiyaç duyarlar.
Bu durum, 1974’teki klasik petrodolar sisteminden daha derin bir bağımlılığı ifade etmekte. O dönemde dolar sadece petrolün etiketiydi, bugünse hem enerjiye ulaşımın hem de dolara dayalı küresel finans sistemine entegre olmuş ülkelerin bu çerçeve içindeki tek nefes borusu; bir anlamda enerji ticareti ile finansal nefes borusu-prangayı tek bir dolar şemsiyesi altında toplayan “genişletilmiş ya da evrilmiş petrodolar sistemi” (Bazıları petrodolar 2.0 diyor¹), çünkü mesele artık sadece varil değil, aynı zamanda ardındaki finansal yapı olsa da dünyada petrol fiyatı arttığında dolar talebi de mecburen artmakta.
Dolayısıyla Hürmüz, bundan önceki yazımda anlattığım gibi, ABD için ilk vanadır. Enerji krizi, kontrollü tutulabilirse, yapay bir dolar talebinin anahtarıdır. Burada ABD’nin aradığı denge, yapay dolar talebi ile, borçlarını enflasyonda eritecek kadar yüksek, ancak müttefiklerini tamamen iflas ettirip kendi faizlerini kontrolsüzce fırlatmayacak dengedir.
Peki, ABD bu krizde de şapkadan gönüllü olmasa da gönülsüz tahvil alıcıları çıkarabilir mi? Başka deyişle, devasa borç yükünü paylaşmak zorunda kalacak ülkeler bulabilir mi? Körfez’deki ABD müttefiklerinin birçoğunun swap hattı talebinde bulunduğu haberleri doğruysa yarı-gönüllüler var gibi görünüyor.
ABD bir ülkeye swap hattı açtığında aslında şunu der: “Sana nefes alacak kadar dolar veriyorum ama bu doları benden aldığın için artık benim finansal ve siyasi yörüngemdesin, karşılığında elindeki o düşük faizli tahvilleri satmayacaksın, hatta rezervleri korumak için yenilerini almaya devam edeceksin.”
Böylece, enerji akışını kısarak dünyanın önemli bir kısmını nakit dolara muhtaç hale getiren Kriz vanası Hürmüz’den, ABD’nin açtığı bir “kontrol vanası” olarak görülebilecek swap’a geliyoruz: Zora giren müttefiklerine karşı şantaj kozu olarak kullanabileceği, sonunda kendi ihtiyacı doğrultusunda musluğu açıp kurtarır gibi yaparken onları dolar sistemine kalıcı olarak kelepçeleme hesabı kurduğu ikinci vana.
Kalibaf’ın girişte sözü edilen tweetlerinde ABD’nin finansal oyunlarının sonuçları karşısında bir hayal kırıklığından fazlası var elbette. Kalibaf gerçek petrol fiyatlarının eninde sonunda “paper oil” fiyatlarını yakalayacağına işaret ediyor. Doğrudur, ve ABD için bir açıdan büyük risktir, çünkü fiyatların kontrolsüz yükselmesi ve ABD’nin ince dengesini bozması tehlikesi vardır. Öte yandan bu durumda aynı kriz, küresel bir kriz olacak ve pek çok ülkeyi ABD’den çok daha ciddi vuracaktır; bu da, sertleşirse, Trump’ı koltuğundan dahi edebilir, ama “bir Amerika var Trump’tan içeri” diye düşünebilmeliyiz ve bütünüyle kontrolden çıkmadıkça, doların güçlü olduğu bir dünyada bunun, dışarıdan ABD’ye daha fazla servet aktarımı anlamına geldiğini unutamayız.
Çin ile rekabetinde sıkışan ABD, tam da Çin ile Mayıs görüşmelerine doğru ilerlerken ekonomik refaha mı, jeopolitik hakimiyete mi öncelik verecek, soru budur ve daha önceki yazımda belirttiğim gibi meselenin bir de friend-shoring ayağı vardır, devam edeceğiz.
(Bu yazı 26.04.2026 tarihinde yazılmıştır)
¹ Financial Times’da “There is no such thing as the petrodollar” [“Petrodolar diye bir şey yok”] adlı bir makale yayınlandı. Yazıda doların küresel hakimiyetinin artık petrol anlaşmalarından ziyade bankacıların yönettiği karmaşık Eurodolar mimarisine dayandığını açıklıyor. Güzel, ancak bunu yaparken mevcut enerji krizinin ABD’nin finansal oyunları ile ilgisini bütünüyle hasıraltı ediyor. Hürmüz gibi bir vana daraldığında ve enerji akışı bundan etkilendiğinde devasa bir borç sarmalı içindeki dünyanın elindeki dolar likiditesi hızla kurur. Gelinen noktada kimse, petrodolar sisteminin 73/4’tekiyle bütünüyle aynı şekilde işlediğini savunmuyor. Yeni sistemde finansal sıkışıklık ve bağımlılık ayağı öne çıkıyor; ancak bu çerçevede sisteme verilen isimden bağımsız olarak, tartışma bugünkü enerji krizinin ABD tarafından doların egemenliğini ve dolar üzerinden bağımlılığı güçlendirmek için kullanılıp kullanılmadığı tartışmasıdır. En azından üçüncü dünya için tartışmanın bu olması gerekir. Bu satırları yazarken mailime düşen bir rapor, kriz nedeniyle Mısır’ın da IMF reçetelerine teslim olmaya doğru hızla ilerlediğini anlatıyor, önemlidir. (yazarın 28.04.2026 tarihli notu)
Amerika
Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.
Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.
Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.
Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.
Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.
Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.
Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.
Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.
Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.
Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.
Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.
Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.
Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.
Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.
SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.
Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.
The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.
Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.
SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.
Amerika
ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.
ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.
Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.
Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.
Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.
İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.
Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.
İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.
Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.
İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.
Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.
Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.
Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.
Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.
Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.
Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.
Amerika
Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.
Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.
The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.
Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.
Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.
Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.
Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.
Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.
Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.
Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.
Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.
Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.
Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.
Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.
Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Amerika2 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor









