Diplomasi
Çin, Alman silah tekeli Rheinmetall’i yaptırım listesine aldı

Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketine misilleme olarak sekiz üye ülkedeki 14 kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi. Karar kapsamında, aralarında Rheinmetall ve TATRA’nın da bulunduğu savunma ve teknoloji şirketlerine Çin menşeli çift kullanımlı ürünlerin tedariki yasaklandı.
Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin 23 Temmuz 2026 tarihinde Rusya’ya karşı kabul ettiği 21’inci kısıtlayıcı tedbirler paketine yanıt olarak 14 Avrupalı kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi.
AB’nin, mikroelektronik, bilgisayarlı sayısal denetimli takım tezgahları ve yarı iletken üretim ekipmanları bağlamında Rusya’nın ihracat kontrollerini aşmasına yardım ettikleri gerekçesiyle Çin anakarası ve Hong Kong merkezli 14 şirketi yaptırım listesine almasının hemen ardından, Pekin yönetimi 24 Temmuz’da 2026 tarihli 30 sayılı duyuruyu yayımladı.
Derhal yürürlüğe giren karar, Çinli ihracatçıların söz konusu kurumlara kontrole tabi çift kullanımlı ürünler tedarik etmesini ve yurtdışındaki tarafların Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri bu kurumlara aktarmasını yasaklıyor.
Halihazırda devam eden işlemlerin derhal durdurulmasını emreden düzenleme, istisnai durumlar için bir lisans kanalı açık bırakıyor.
Ticaret Bakanlığı, İhracat Kontrol Yasası ile Çift Kullanımlı Ürünlerin İhracat Kontrolü Yönetmeliği’ne dayandırdığı bu adımı, AB’nin “korkunç davranışına” verilmiş bir yanıt olarak nitelendirdi.
Bakanlık sözcüsü basına yaptığı açıklamada, “AB tarafının 23 Temmuz akşamı Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini resmen yayımlayarak 14 Çin anakarası ve Hong Kong işletmesine yaptırım uyguladığını” hatırlatarak, ulusal güvenliği ve çıkarları korumak amacıyla bu adımın atıldığını kaydetti.
Çin’in listesinin hızı, ölçeği ve bileşimi, kararın arkasında birden fazla etkenin bulunduğunu gösteriyor. İlk ve en belirgin gerekçe karşılıklı misilleme ilkesine dayanıyor.
AB’nin 14 Çinli ve Hong Konglu şirketi hedef almasından bir gün sonra Çin’in tam 14 Avrupalı kurumu listeye eklemesi, Pekin’in tepkisini orantılı ve kurallara dayalı bir hamle olarak sunmasını sağlıyor. Bu durum, Çinli firmalara yönelik olası yeni listelemelerin bir bedeli olacağı mesajını taşıyor.
Hedeflerin seçiminde tedarik zinciri dinamikleri de belirleyici bir rol oynuyor. Listeye alınan Avrupalı kurumların birçoğu, Çin’in galyum, germanyum, antimon, tungsten, nadir toprak ürünleri, kalıcı mıknatıslar veya doğrusal olmayan optik kristallere değişen derecelerde bağımlı olan sektörlerde faaliyet gösteriyor.
Çin’in 2023’ten bu yana bu malzemeler etrafında kademeli olarak inşa ettiği ihracat lisanslama rejimleri, artık yalnızca sınırda uygulanan genel bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak belirli yabancı son kullanıcılara karşı taarruz amaçlı kullanılabiliyor.
Bir diğer husus, Avrupa’nın savunma sanayisi tabanına yönelik caydırıcılık stratejisidir. Liste; önde gelen savunma yüklenicilerini, askeri araç ve insansız hava aracı üreticilerini, optoelektronik firmalarını ve çift kullanımlı araştırma kuruluşlarını kapsıyor.
Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS, Opticoelectron ve III-V Lab, Ukrayna’yı destekleyen daha geniş Avrupa tedarik zincirinde farklı işlevler üstleniyor.
Çin menşeli girdilere erişimlerinin kısıtlanması üretimi tamamen durdurmasa da maliyetleri artırabilir, yeterlilik döngülerini uzatabilir ve halihazırda zorlu olan savunma üretim artışını karmaşıklaştırabilir.
Söz konusu duyuru, AB-Çin ticari ilişkilerindeki genel bozulma bağlamında da değerlendiriliyor. Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında JD.com‘un Ceconomy’yi satın alma teklifine yönelik soruşturma, Komisyon’un FSR’ye ilişkin ilk değerlendirmesi, Ticaret Genel Müdürlüğünün ithalat barometresini güçlendirmesi ve 2026/1540 sayılı Yönetmelik uyarınca Çin lastiklerine uygulanan anti-damping vergilerinin ardından gelen bu karar, Pekin’in AB yaptırımlarının Çinli firmalara genişlemesine karşı net bir çizgi çekme niyetini yansıtıyor.
2024 ile 2026 yılları arasında İhracat Kontrol Listesi’ne veya Güvenilmez Kuruluş Listesi’ne yapılan eklemelerin çoğu ABD’li savunma yüklenicilerini veya Tayvan’a tedarik sağlayan şirketleri kapsıyordu.
24 Temmuz eylemi, İhracat Kontrol Listesi’nin bir AB yaptırım paketine karşı bu hızda, sayısal simetride ve koordinasyonla kullanıldığı ilk örnek olarak kayda geçti.
Listeye alınan 14 kurum sekiz farklı AB üyesi ülkede faaliyet gösteriyor
Listede yer alan 14 kurum sekiz AB üye ülkesine dağılıyor: Almanya’dan Rheinmetall, Sindlhauser Materials ve Antraco Chemie; Fransa’dan InPACT, III-V Lab ve Cavok UAS; İtalya’dan Lafert ve Garnet; Polonya’dan Vigo Photonics ve Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi; Hollanda’dan IHC Merwede; Çek Cumhuriyeti’nden TATRA TRUCKS; Bulgaristan’dan Opticoelectron Group ve Litvanya’dan Ekspla. Bu sekiz ülkenin tamamının Ukrayna’ya destek bağlamında ulusal ticaret, finans veya savunma sanayisi taahhütlerinde bulunmuş olması belirleyici bir ortak özellik taşıyor.
Sektörel açıdan liste; savunma ve çift kullanımlı üretim, fotonik, kızılötesi sistemler, lazerler ve uzmanlık gerektiren malzemelere odaklanıyor.
Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS ve Opticoelectron savunma ana yüklenicileri veya sistem entegratörleri olarak öne çıkarken; III-V Lab, Vigo Photonics, Ekspla ve Opticoelectron fotonik, kızılötesi algılama veya lazer alanlarında faaliyet gösteriyor. Sindlhauser, Antraco, Garnet ve InPACT malzeme, kimya veya özel mühendislik kapsamına giriyor. Lafert ve IHC Merwede sırasıyla endüstriyel motorlar ve deniz sistemleri üretiyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ise listedeki tek akademik kurum konumunda.
İtalya merkezli Sumitomo grubu bünyesindeki Lafert, IE4 ve IE5 sabit mıknatıslı motorlar dahil olmak üzere yüksek verimli endüstriyel motorlar üretiyor.
Şirketin en belirgin zafiyeti, yüksek performanslı mıknatıs sistemlerinde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyum ile sinterlenmiş neodimyum-demir-bor mıknatıslar üzerinden şekilleniyor.
Concorezzo merkezli endüstriyel mühendislik tedarikçisi Garnet’in riski ise doğrudan ham maddelerden ziyade hassas bileşenler ve elektronik alt montajlar üzerinden dolaylı olarak ortaya çıkıyor.
Almanya’da Kempten merkezli Sindlhauser Materials, kaplama ve vakum uygulamalarında kullanılan saçtırma hedefleri, lantan hekzaborür seramikler, bağlı nadir toprak metalleri ile tungsten, tantal ve molibden bileşenleri tedarik ediyor.
Listenin en büyük şirketi olan Alman savunma yüklenicisi Rheinmetall; mühimmat, zırhlı araçlar, hava savunması ve askeri elektronik alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirketin etkilenebilecek girdileri arasında mühimmattaki antimon, deliciler ve zırhlardaki tungsten, nadir toprak malzemeleri, magnezyum ile galyum veya germanyum içeren elektronik bileşenler yer alıyor.
Çin, lisanslama gereksinimlerini daha da sıkılaştırmadan önce 2024-2025 yıllarında dünyadaki rafine antimon üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirdi. Duisburg merkezli özel kimyasallar tüccarı Antraco Chemie ise Çinli kimyasal üreticileriyle doğrudan tedarik ilişkileri ve aracı rolü nedeniyle listeye dahil edildi.
Fransa’nın Saint-Marcel bölgesinde metalurji ve hassas işlenmiş bileşenler üzerine uzmanlaşan InPACT’ın tungsten, molibden ve belirli nadir toprak ürünleri gibi alaşım malzemelerine maruz kaldığı değerlendiriliyor.
Thales, Nokia Bell Labs ve CEA-Leti tarafından kurulan ortak araştırma laboratuvarı III-V Lab, galyum arsenit, indiyum fosfit ve galyum nitrür epitaksi üzerine çalışarak galyum, indiyum ve germanyuma doğrudan bağımlılık gösteriyor. Çin, küresel birincil galyum üretiminin yüzde 90’ından fazlasını sağlıyor.
Sainte-Menehould merkezli Cavok UAS ise savunma odaklı insansız hava araçları geliştiriyor ve Çin menşeli motorlar, elektronik hız kontrol cihazları, kameralar, kızılötesi veya optik modüller kullanıyor.
Polonyalı Vigo Photonics, kızılötesi dedektörler ve modüller üretirken galyum, indiyum, germanyum, kadmiyum ve tellür gibi özel yarı iletken hammaddelerine ihtiyaç duyuyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi malzeme bilimi, fotonik, yarı iletkenler ve siber güvenlik alanlarında araştırmalar yürütüyor.
Kurumun listeye alınması, araştırma reaktifleri, test levhaları ve lazerlerin yanı sıra Çinli ortaklarla yürütülen programlara erişimini etkileyebilir. Hollandalı Royal IHC, tarak gemileri ve açık deniz kurulum gemileri inşa ediyor ve tahrik sistemlerinde sabit mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.
Çek Cumhuriyeti merkezli TATRA TRUCKS, askeri ve ağır hizmet kamyon şasileri üretiyor. Şirket; yüksek mukavemetli uygulamalarda tungsten ve molibden, tahrik ve kontrol sistemlerinde sabit mıknatıslar ve üçüncü taraflarca sağlanan kızılötesi ekipmanlarda Çin menşeli içerik kullanıyor.
Bulgar Opticoelectron Group, gece görüş cihazları ve termal nişangahlar gibi optoelektronik ekipmanlar üretiyor ve germanyum optikler ile antimon bileşiklerine ihtiyaç duyuyor. Litvanyalı Ekspla ise femtosaniye, pikosaniye ve nanosaniye lazerler üreterek Çinli tedarikçilerin küresel kapasitenin büyük bölümünü elinde tuttuğu BBO, LBO ve KTP gibi doğrusal olmayan optik kristalleri kullanıyor.
Çin’in kısıtlamaları dört farklı katmanda uygulanacak
Çin’in İhracat Kontrol Listesi’ne dahil edilmek, bir şirketin Çin’de faaliyet göstermesini veya varlıklarının dondurulmasını otomatik olarak gerektirmiyor; asıl etki, kontrole tabi Çin menşeli girdilere erişimde hissediliyor.
İlk katman olan doğrudan ihracat yasağı kapsamında, Çinli tedarikçiler kontrole tabi çift kullanımlı ürünlerin 14 kuruma ihracatını askıya almak zorunda. İkinci katmanda ise yurtdışındaki yeniden transfer kısıtlaması yer alıyor.
Çin dışındaki distribütörler ve bayiler, listelenen kurumlara Çin menşeli çift kullanımlı ürünler tedarik edemeyecek. Bu durum, Avrupa, ABD veya Japonya’daki aracılar üzerinden Çin menşeli içerik tedarik eden Rheinmetall, TATRA, Royal IHC ve Lafert gibi şirketleri doğrudan ilgilendiriyor.
Üçüncü katman sözleşme, bankacılık ve sigorta etkilerinden oluşuyor. Müşteriler, kreditörler ve sigortacılar, belirli bir işlem kontrole tabi bir ürün içermese bile Çin’in listesini kendi tarama sistemlerine ekleyebiliyor. Dördüncü katman ise itibar ve kurumsal ilişkileri kapsıyor. Çinli ortaklar, Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi veya Çin’de ortak girişimleri bulunan şirketlerle çalışmaktan kaçınabiliyor.
Ekonomik etki şirketler arasında farklılık gösterecek. 2025’te 10 milyar avroyu aşan yıllık grup geliriyle Rheinmetall, listedeki en büyük şirket konumunda bulunuyor.
Royal IHC, Lafert, TATRA ve III-V Lab da önemli bir ölçekte faaliyet gösteriyor. Vigo Photonics, Ekspla, Opticoelectron ve Sindlhauser gibi gelirleri on milyonlar ile düşük yüz milyonlarca avro bandında olan daha küçük uzman tedarikçiler için belirli bir Çin girdisinin kaybı, ciro içindeki payı bakımından daha sarsıcı olabiliyor.
Galyum, germanyum, antimon, nadir toprak malzemeleri ve doğrusal olmayan kristaller için alternatif tedarikler mevcut olsa da, yeterlilik süreci yıllar alabiliyor ve birim maliyetler katlanabiliyor.
Çin’in AB listelerine bir gün içinde ve listeye karşı liste temelinde yanıt verebileceğini kanıtlaması, gelecekteki AB yaptırım paketlerinin uzun süreli diplomatik protestolar yerine doğrudan Çin’in kontrol listesi yanıtını tetikleme ihtimalini artırıyor.
Bir devlet üniversitesinin listeye alınması ise Çin’in karşı tedbirlerinin laboratuvar tedarik zincirlerine ve kurumsal ortaklıklara kadar uzanabileceğini gösteriyor. Uygulamaya dair istisnai durumların kapsamı, yedek parçaların durumu ve Hong Kong üzerinden yönlendirilen işlemlerin nasıl ele alınacağı gibi sorular, Ticaret Bakanlığının vereceği ilk lisans kararlarıyla netleşecek.
Avrupa tarafında ise bir sonraki yanıtların Almanya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti sanayi bakanlıkları ile Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğünden gelmesi bekleniyor.
Komisyonun 2023/2675 sayılı Yönetmelik kapsamındaki Zorlama Karşıtı Aracı değerlendirmesi ihtimal dahilinde bulunsa da, bu adımın atılması Çin’in tedbirinin yönetmeliğin eşiğini karşıladığına dair mutabakat gerektiriyor ve önemli bir siyasi tırmanışı temsil ediyor.
Diplomasi
ABD, Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek için 10 milyar dolarlık fon önerdi

ABD, Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek üzere Arap devletleriyle 10 milyar dolarlık bir ortak yatırım fonu üzerinde görüşüyor.
Financial Times’ın (FT) eline geçen bir sunum taslağına göre, Washington, “Müttefik İnşaat ve Mutemetlik Ortaklığı” olarak bilinen bu girişime 5 milyar dolarlık bir katkı taahhüt ederken, bölge devletlerinden de yeni bir holding şirketine benzer bir miktarda fon sağlamaları bekleniyor.
Bu girişim, savaş öncesinde dünyadaki petrol ve gazın yaklaşık beşte birinin geçtiği su yolu olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere saldırarak bölgenin enerji ihracatını aksatma konusunda İran’ın elindeki kozu amaçlıyor.
Sunumda ortaklık, “Orta Doğu’daki müttefik ülkelerde ve bu ülkeler arasında stratejik enerji ve altyapı varlıklarına” yatırımı teşvik edecek “50 milyar doların üzerinde tarihi bir yatırım platformu” olarak tanımlandı.
Bu kapsamda varlık fonları ve özel sermaye şirketlerinin holding şirketi ile birlikte yatırım yapabileceği belirtildi.
Sunumda, Blackstone, BlackRock’un Global Infrastructure Partners ve KKR gibi yatırımcılar örnek olarak gösterildi.
Konuya yakın bir kaynak, sunumda adı geçen yatırım şirketlerinden en azından bazılarının, Donald Trump yönetiminin taslak teklifte kendilerinden bahsettiğini fark ettiklerinde “hazırlıksız yakalandıklarını” söyledi.
Konuyla ilgili bilgilendirilen diğer üç kişi de ABD’nin bu teklifi bölgesel ortaklarla görüştüğünü doğruladı.
Sunumda, ABD’nin ortaklık yönetim kuruluna başkanlık edeceği ve Washington ile Arap devletleri arasındaki teknik müzakerelerin Ekim ayında başlayacağı belirtildi.
Boğazdan geçen trafiğin durdurulması, küresel petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı çekti.
Brent ham petrolü varil başına 100 doların biraz altında işlem görüyor. ABD’de ise bir galon dizel fiyatı rekor seviyelere ulaştı.
Sunum şöyle devam etti:
“Pakt, ihracatın devamlılığını sağlamak ve tek bir darboğazın bölgesel enerji akışını durduramamasını garanti altına almak için oluşturulmuş bir işbirliği mekanizmasıdır. Hiçbir ülke bu yedekleme sistemini tek başına kuramaz; ne kadar çok rota varsa, düşmanların küresel enerji sistemleri üzerindeki etkisi o kadar azalır.”
İran, Şubat ayında ABD ve İsrail’in savaş başlatmasının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki nakliyeyi neredeyse durma noktasına getirdi ve bu kapalı boğazı, Trump yönetimi ile mücadelesinde en önemli baskı aracı haline getirdi.
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dahil bazı Körfez ülkeleri, boğaza olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla ham petrolü Hürmüz dışındaki limanlara taşımak için yeni boru hatlarını şimdiden tartışıyor veya planlıyor.
Fakat bu altyapı da saldırılara karşı savunmasızdır. Bu ay Riyad, petrol zengini doğu bölgelerinden Kızıldeniz kıyılarına ham petrol taşımak için kullandığı hayati öneme sahip Doğu-Batı boru hattını bir insansız hava aracının altyapıya isabet etmesinin ardından kapattı.
ABD, bazı petrol tankerlerine Hürmüz Boğazı’ndan dışarıya çıkışta eşlik etse de, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG), petrokimyasallar ve gübre hammaddeleri dahil olmak üzere diğer önemli emtiaların bu su yolundan geçişi ihmal edilebilir düzeyde.
Uluslararası Kriz Grubu’nun program direktörü Michael Wahid Hanna, projelerin iktisadi açıdan mantıklı olması halinde Arap devletlerinin ABD ile yatırım yapacağını söyledi:
“Birçok kişi, alternatif rotalar bulmayı ve daha fazla dayanıklılık sağlamayı düşünmeye başladı; bunların hepsi makul fikirler. Ama bu ülkelerin, sırf Donald Trump için hayali iktisadi projelere girişeceklerini görmeyeceksiniz. Bu ülkeler, çatışmaların azaldığı ve petrol fiyatlarının daha istikrarlı bir seviyeye oturduğu bir dünyada bu yatırımların nasıl görüneceğini akıllarında tutacaklar.”
Diplomasi
Trump, Orta Doğu liderleri ile buluştu

ABD Başkanı Donald Trump, BM Genel Kurulu kapsamında Körfez, Lübnan, Mısır, Suriye, Türkiye ve Ürdün liderleri ile bir araya geldi.
Trump, temsil edilen ülkeleri “ABD’nin dostları, müttefikleri ve ortakları” olarak nitelendirdi. Orta Doğu’daki barış ve refah hakkında konuşan Trump şöyle konuştu:
“Daha güvenli ve daha müreffeh bir Ortadoğu için çabalarımızı sürdürmek üzere, Amerika’nın en büyük ve en yakın dostları, müttefikleri ve ortaklarından bazılarıyla burada bulunmak benim için bir onurdur. Burası özel bir yer ve ben siyasete girdiğimden bu yana geçen süre içinde daha da özel hale geldi… Bu masada oturan pek çok harika dostum var. Hepsi muhteşem insanlar ve biz onların hayatlarının iyi geçmesini sağlıyoruz.“
Etrafındaki masada yer alan her ülkenin ”olağanüstü” olduğunu ekleyen Trump, Ocak 2025’te göreve geldiğinden bu yana bu ülkelerden gelen ve toplamda yaklaşık 21 trilyon dolar tutarındaki ABD yatırımları için onlara teşekkür etti.
Özellikle, ilk görev döneminden beri yakın bir dostluk kurduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan yakın ilişkilerden de bahsetti ve Erdoğan’a teşekkür ederek onu “harika bir adam” ve “çetin ceviz” olarak nitelendirdi.
ABD Başkanı, ABD ve İran temsilcileri arasında yakın zamanda gerçekleştirilen bir toplantının verimli geçtiğini de belirtti.
Trump, bölgenin yüksek enerjiyle dolu olduğunu esprili bir şekilde dile getirdi fakat bunun bazen “çok yüksek enerji” anlamına geldiğini de belirtti.
Trump, İran’la bir anlaşmaya varılması yönünde “büyük bir ivme” olduğunu söyledi. Bu açıklamadan birkaç saat önce BM Genel Kurulu kürsüsünden ise ABD’nin ya Tahran’la bir anlaşma yapabileceğini ya da onu “yok edebileceğini” öne sürmüştü.
Trump, Salı günü erken saatlerde dünya liderlerine yaptığı yaklaşık 35 dakikalık konuşmasında, “Almam gereken büyük bir karar var. İran’la, onların ülkeyi yeniden inşa etmelerine ve eskisinden çok daha büyük, belki de Orta Doğu’nun hatta dünyanın en büyük ülkelerinden biri haline getirmelerine imkân verecek bir anlaşma mı yapılacak? Yoksa İslam Cumhuriyeti’ni yok mu edeceğim ve bunu hızlıca mı yapacağım, onlara bir daha insanları ve ülkeleri öldürme ve yok etme şansı hiç vermeden?” demişti.
ABD’nin “İran’ı finansal olarak tamamen izole etmeyi” hedeflediğini belirten Trump, “Umarım çok geç olmadan doğru şeyi hızlıca yaparlar; biliyorsunuz ki bir gün çok geç olacak ve onların bir ulus olarak hayatta kalmasına izin verme şansımız kalmayacak,” diye ekledi.
Trump ayrıca İran’ın nükleer programına da değinerek, Tahran’ın nükleer silaha sahip olmasını engellemenin ABD’nin kampanyasının temel hedeflerinden biri olmaya devam ettiğini belirtti.
Trump şöyle devam etti:
“Yaptıklarımızın büyük bir kısmı, belki de %99’u, İran’ın nükleer silaha sahip olmamasını sağlamak içindi; o tesisler havaya uçuruldu. Bir tanesini daha, Kazma Dağı’nı havaya uçurmak zorunda kalabiliriz. Orada pek fazla faaliyet görmüyoruz, fakat görürsek derhal havaya uçururuz.”
Al-Monitor’un ileriye dönük bir yol haritası konusunda bir uzlaşma olup olmadığını sorması üzerine, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, “İleriye dönük bir yol haritasına ihtiyacımız olduğu konusunda bir uzlaşma var; tek uzlaşma budur,” dedi.
Ayrı bir gelişmede, Ürdün Kralı Abdullah, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada toplantının “çok iyi” geçtiğini söyledi.
Bir muhabirin İran’la yapılan toplantı hakkında sorduğu soruya Witkoff, “Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum,” diye yanıt verdi.
Körfez ülkeleri, çatışma devam ederken İran ile diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Pazar günü, BAE cumhurbaşkanlığı danışmanı Enver Gergeş, Al-Monitor’a verdiği demeçte, Washington ile Tahran arasındaki görüşmelere paralel bir bölgesel diyalogun eşlik etmesi gerektiğini söyledi.
Körfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor
Gergeş, “Hepimizin nasıl bir bölge istediğine, nasıl bir istikrar için dua ettiğimize ve kalkınmanın hangi temel unsurlarına ihtiyacımız olduğuna dair bu tür tartışmaların –ki bu tür tartışmalar istikrarla çok yakından bağlantılıdır– İran-ABD düzeyinde gerçekleşebileceği gibi, İran-Arap düzeyinde de gerçekleşmesi gerektiğine dair yeni bir zihniyete ihtiyacımız var,” dedi.
BM Genel Kurulu’nda ise bölge liderleri İsrail’e sert çıktı. Ürdün Kralı II. Abdullah, New York’ta düzenlenen 81. BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Filistin meselesini ön plana çıkarırken, İsrail’in “korkutucu boyutlarda” cezasızlıkla hareket eden bir “bölgesel tehdit” olduğunu belirtti.
Etkinliğin açılış gününde, “bilginin boyutu ve değişimin hızının eşi benzeri görülmemiş” olduğu “tarihte eşsiz bir an”a değindiği coşkulu bir konuşma yaptı.
Kral, “Her gün, dikkatimizi gerektiren yeni bir kriz, yeni bir trajedi, yeni bir acil durum ortaya çıkıyor. Her nesil, karşılaştığı zorlukların benzersiz olduğuna inanır; belki de bizim için bu doğru,” diye ekledi.
Hüseyin şöyle devam etti:
“Dünyamızın bu bölgesindeki bir krizin sadece bu bölgeyle sınırlı kalacağına dair herhangi bir şüphesi olan varsa, Mumbai’den Madrid’e ve Minnesota’ya kadar sıradan ailelerin enerji ve market faturalarına bir baksın. İran savaşı, istikrarsızlığın ticareti, yatırımı ve bölge dışındaki insanların yaşamlarını ne kadar çabuk altüst edebileceğini göstermiştir.”
Yıllardır BM’de Filistin-İsrail çatışmasının çözümsüz kalmasının tehlikeleri konusunda uyarıda bulunduğunu hatırlatan Kral, uluslararası toplumun çatışmayla yüzleşip onu çözmek yerine onu “yönetmeyi” tercih ettiğini savundu ve “dünyanın en uzun süren işgallerinden biri” ışığında uluslararası hukukun değerini ve meşruiyetini sorguladı.
Ürdün Kralı şöyle devam etti:
“Uluslararası hukuk on yıllardır görmezden gelinebiliyorsa, o zaman bu hukukun tam olarak ne değeri var? Ve ihlallerini bile dile getirmiyorsak, onu nasıl uygulayabiliriz? Gazze’de kanıtlar çok açık: Sözde ateşkesin ilk 300 gününde en az 300 Filistinli çocuk öldürüldü.”
Kral, İsrail hükümetini “kuralları değiştirerek”, Gazze’deki saldırıları ve sivil altyapının tahribatını sürdürerek ve savaşın yıktığı Filistin bölgesinden çekilmeyi reddederek kınadı.
Batı Şeria’daki İsrail faaliyetlerinin zorla yerinden etme politikası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hüseyin, uluslararası topluma Gazze ve Batı Şeria’yı Filistin halkının tek bir bütünün parçası olarak ele alması çağrısında bulundu.
Diplomasi
Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.
Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Macron şöyle konuştu:
“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”
Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.
Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.
Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.
Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.
Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.
Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.
Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.
Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.
Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya1 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Avrupa1 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Asya2 hafta önceYatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor










