Diplomasi
Çin, Alman silah tekeli Rheinmetall’i yaptırım listesine aldı

Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketine misilleme olarak sekiz üye ülkedeki 14 kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi. Karar kapsamında, aralarında Rheinmetall ve TATRA’nın da bulunduğu savunma ve teknoloji şirketlerine Çin menşeli çift kullanımlı ürünlerin tedariki yasaklandı.
Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin 23 Temmuz 2026 tarihinde Rusya’ya karşı kabul ettiği 21’inci kısıtlayıcı tedbirler paketine yanıt olarak 14 Avrupalı kurumu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi.
AB’nin, mikroelektronik, bilgisayarlı sayısal denetimli takım tezgahları ve yarı iletken üretim ekipmanları bağlamında Rusya’nın ihracat kontrollerini aşmasına yardım ettikleri gerekçesiyle Çin anakarası ve Hong Kong merkezli 14 şirketi yaptırım listesine almasının hemen ardından, Pekin yönetimi 24 Temmuz’da 2026 tarihli 30 sayılı duyuruyu yayımladı.
Derhal yürürlüğe giren karar, Çinli ihracatçıların söz konusu kurumlara kontrole tabi çift kullanımlı ürünler tedarik etmesini ve yurtdışındaki tarafların Çin menşeli çift kullanımlı ürünleri bu kurumlara aktarmasını yasaklıyor.
Halihazırda devam eden işlemlerin derhal durdurulmasını emreden düzenleme, istisnai durumlar için bir lisans kanalı açık bırakıyor.
Ticaret Bakanlığı, İhracat Kontrol Yasası ile Çift Kullanımlı Ürünlerin İhracat Kontrolü Yönetmeliği’ne dayandırdığı bu adımı, AB’nin “korkunç davranışına” verilmiş bir yanıt olarak nitelendirdi.
Bakanlık sözcüsü basına yaptığı açıklamada, “AB tarafının 23 Temmuz akşamı Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini resmen yayımlayarak 14 Çin anakarası ve Hong Kong işletmesine yaptırım uyguladığını” hatırlatarak, ulusal güvenliği ve çıkarları korumak amacıyla bu adımın atıldığını kaydetti.
Çin’in listesinin hızı, ölçeği ve bileşimi, kararın arkasında birden fazla etkenin bulunduğunu gösteriyor. İlk ve en belirgin gerekçe karşılıklı misilleme ilkesine dayanıyor.
AB’nin 14 Çinli ve Hong Konglu şirketi hedef almasından bir gün sonra Çin’in tam 14 Avrupalı kurumu listeye eklemesi, Pekin’in tepkisini orantılı ve kurallara dayalı bir hamle olarak sunmasını sağlıyor. Bu durum, Çinli firmalara yönelik olası yeni listelemelerin bir bedeli olacağı mesajını taşıyor.
Hedeflerin seçiminde tedarik zinciri dinamikleri de belirleyici bir rol oynuyor. Listeye alınan Avrupalı kurumların birçoğu, Çin’in galyum, germanyum, antimon, tungsten, nadir toprak ürünleri, kalıcı mıknatıslar veya doğrusal olmayan optik kristallere değişen derecelerde bağımlı olan sektörlerde faaliyet gösteriyor.
Çin’in 2023’ten bu yana bu malzemeler etrafında kademeli olarak inşa ettiği ihracat lisanslama rejimleri, artık yalnızca sınırda uygulanan genel bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak belirli yabancı son kullanıcılara karşı taarruz amaçlı kullanılabiliyor.
Bir diğer husus, Avrupa’nın savunma sanayisi tabanına yönelik caydırıcılık stratejisidir. Liste; önde gelen savunma yüklenicilerini, askeri araç ve insansız hava aracı üreticilerini, optoelektronik firmalarını ve çift kullanımlı araştırma kuruluşlarını kapsıyor.
Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS, Opticoelectron ve III-V Lab, Ukrayna’yı destekleyen daha geniş Avrupa tedarik zincirinde farklı işlevler üstleniyor.
Çin menşeli girdilere erişimlerinin kısıtlanması üretimi tamamen durdurmasa da maliyetleri artırabilir, yeterlilik döngülerini uzatabilir ve halihazırda zorlu olan savunma üretim artışını karmaşıklaştırabilir.
Söz konusu duyuru, AB-Çin ticari ilişkilerindeki genel bozulma bağlamında da değerlendiriliyor. Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında JD.com‘un Ceconomy’yi satın alma teklifine yönelik soruşturma, Komisyon’un FSR’ye ilişkin ilk değerlendirmesi, Ticaret Genel Müdürlüğünün ithalat barometresini güçlendirmesi ve 2026/1540 sayılı Yönetmelik uyarınca Çin lastiklerine uygulanan anti-damping vergilerinin ardından gelen bu karar, Pekin’in AB yaptırımlarının Çinli firmalara genişlemesine karşı net bir çizgi çekme niyetini yansıtıyor.
2024 ile 2026 yılları arasında İhracat Kontrol Listesi’ne veya Güvenilmez Kuruluş Listesi’ne yapılan eklemelerin çoğu ABD’li savunma yüklenicilerini veya Tayvan’a tedarik sağlayan şirketleri kapsıyordu.
24 Temmuz eylemi, İhracat Kontrol Listesi’nin bir AB yaptırım paketine karşı bu hızda, sayısal simetride ve koordinasyonla kullanıldığı ilk örnek olarak kayda geçti.
Listeye alınan 14 kurum sekiz farklı AB üyesi ülkede faaliyet gösteriyor
Listede yer alan 14 kurum sekiz AB üye ülkesine dağılıyor: Almanya’dan Rheinmetall, Sindlhauser Materials ve Antraco Chemie; Fransa’dan InPACT, III-V Lab ve Cavok UAS; İtalya’dan Lafert ve Garnet; Polonya’dan Vigo Photonics ve Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi; Hollanda’dan IHC Merwede; Çek Cumhuriyeti’nden TATRA TRUCKS; Bulgaristan’dan Opticoelectron Group ve Litvanya’dan Ekspla. Bu sekiz ülkenin tamamının Ukrayna’ya destek bağlamında ulusal ticaret, finans veya savunma sanayisi taahhütlerinde bulunmuş olması belirleyici bir ortak özellik taşıyor.
Sektörel açıdan liste; savunma ve çift kullanımlı üretim, fotonik, kızılötesi sistemler, lazerler ve uzmanlık gerektiren malzemelere odaklanıyor.
Rheinmetall, TATRA, Cavok UAS ve Opticoelectron savunma ana yüklenicileri veya sistem entegratörleri olarak öne çıkarken; III-V Lab, Vigo Photonics, Ekspla ve Opticoelectron fotonik, kızılötesi algılama veya lazer alanlarında faaliyet gösteriyor. Sindlhauser, Antraco, Garnet ve InPACT malzeme, kimya veya özel mühendislik kapsamına giriyor. Lafert ve IHC Merwede sırasıyla endüstriyel motorlar ve deniz sistemleri üretiyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ise listedeki tek akademik kurum konumunda.
İtalya merkezli Sumitomo grubu bünyesindeki Lafert, IE4 ve IE5 sabit mıknatıslı motorlar dahil olmak üzere yüksek verimli endüstriyel motorlar üretiyor.
Şirketin en belirgin zafiyeti, yüksek performanslı mıknatıs sistemlerinde kullanılan neodimyum, praseodimyum, disprosyum ve terbiyum ile sinterlenmiş neodimyum-demir-bor mıknatıslar üzerinden şekilleniyor.
Concorezzo merkezli endüstriyel mühendislik tedarikçisi Garnet’in riski ise doğrudan ham maddelerden ziyade hassas bileşenler ve elektronik alt montajlar üzerinden dolaylı olarak ortaya çıkıyor.
Almanya’da Kempten merkezli Sindlhauser Materials, kaplama ve vakum uygulamalarında kullanılan saçtırma hedefleri, lantan hekzaborür seramikler, bağlı nadir toprak metalleri ile tungsten, tantal ve molibden bileşenleri tedarik ediyor.
Listenin en büyük şirketi olan Alman savunma yüklenicisi Rheinmetall; mühimmat, zırhlı araçlar, hava savunması ve askeri elektronik alanlarında faaliyet gösteriyor. Şirketin etkilenebilecek girdileri arasında mühimmattaki antimon, deliciler ve zırhlardaki tungsten, nadir toprak malzemeleri, magnezyum ile galyum veya germanyum içeren elektronik bileşenler yer alıyor.
Çin, lisanslama gereksinimlerini daha da sıkılaştırmadan önce 2024-2025 yıllarında dünyadaki rafine antimon üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirdi. Duisburg merkezli özel kimyasallar tüccarı Antraco Chemie ise Çinli kimyasal üreticileriyle doğrudan tedarik ilişkileri ve aracı rolü nedeniyle listeye dahil edildi.
Fransa’nın Saint-Marcel bölgesinde metalurji ve hassas işlenmiş bileşenler üzerine uzmanlaşan InPACT’ın tungsten, molibden ve belirli nadir toprak ürünleri gibi alaşım malzemelerine maruz kaldığı değerlendiriliyor.
Thales, Nokia Bell Labs ve CEA-Leti tarafından kurulan ortak araştırma laboratuvarı III-V Lab, galyum arsenit, indiyum fosfit ve galyum nitrür epitaksi üzerine çalışarak galyum, indiyum ve germanyuma doğrudan bağımlılık gösteriyor. Çin, küresel birincil galyum üretiminin yüzde 90’ından fazlasını sağlıyor.
Sainte-Menehould merkezli Cavok UAS ise savunma odaklı insansız hava araçları geliştiriyor ve Çin menşeli motorlar, elektronik hız kontrol cihazları, kameralar, kızılötesi veya optik modüller kullanıyor.
Polonyalı Vigo Photonics, kızılötesi dedektörler ve modüller üretirken galyum, indiyum, germanyum, kadmiyum ve tellür gibi özel yarı iletken hammaddelerine ihtiyaç duyuyor. Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi malzeme bilimi, fotonik, yarı iletkenler ve siber güvenlik alanlarında araştırmalar yürütüyor.
Kurumun listeye alınması, araştırma reaktifleri, test levhaları ve lazerlerin yanı sıra Çinli ortaklarla yürütülen programlara erişimini etkileyebilir. Hollandalı Royal IHC, tarak gemileri ve açık deniz kurulum gemileri inşa ediyor ve tahrik sistemlerinde sabit mıknatıslara ihtiyaç duyuyor.
Çek Cumhuriyeti merkezli TATRA TRUCKS, askeri ve ağır hizmet kamyon şasileri üretiyor. Şirket; yüksek mukavemetli uygulamalarda tungsten ve molibden, tahrik ve kontrol sistemlerinde sabit mıknatıslar ve üçüncü taraflarca sağlanan kızılötesi ekipmanlarda Çin menşeli içerik kullanıyor.
Bulgar Opticoelectron Group, gece görüş cihazları ve termal nişangahlar gibi optoelektronik ekipmanlar üretiyor ve germanyum optikler ile antimon bileşiklerine ihtiyaç duyuyor. Litvanyalı Ekspla ise femtosaniye, pikosaniye ve nanosaniye lazerler üreterek Çinli tedarikçilerin küresel kapasitenin büyük bölümünü elinde tuttuğu BBO, LBO ve KTP gibi doğrusal olmayan optik kristalleri kullanıyor.
Çin’in kısıtlamaları dört farklı katmanda uygulanacak
Çin’in İhracat Kontrol Listesi’ne dahil edilmek, bir şirketin Çin’de faaliyet göstermesini veya varlıklarının dondurulmasını otomatik olarak gerektirmiyor; asıl etki, kontrole tabi Çin menşeli girdilere erişimde hissediliyor.
İlk katman olan doğrudan ihracat yasağı kapsamında, Çinli tedarikçiler kontrole tabi çift kullanımlı ürünlerin 14 kuruma ihracatını askıya almak zorunda. İkinci katmanda ise yurtdışındaki yeniden transfer kısıtlaması yer alıyor.
Çin dışındaki distribütörler ve bayiler, listelenen kurumlara Çin menşeli çift kullanımlı ürünler tedarik edemeyecek. Bu durum, Avrupa, ABD veya Japonya’daki aracılar üzerinden Çin menşeli içerik tedarik eden Rheinmetall, TATRA, Royal IHC ve Lafert gibi şirketleri doğrudan ilgilendiriyor.
Üçüncü katman sözleşme, bankacılık ve sigorta etkilerinden oluşuyor. Müşteriler, kreditörler ve sigortacılar, belirli bir işlem kontrole tabi bir ürün içermese bile Çin’in listesini kendi tarama sistemlerine ekleyebiliyor. Dördüncü katman ise itibar ve kurumsal ilişkileri kapsıyor. Çinli ortaklar, Wroclaw Bilim ve Teknoloji Üniversitesi veya Çin’de ortak girişimleri bulunan şirketlerle çalışmaktan kaçınabiliyor.
Ekonomik etki şirketler arasında farklılık gösterecek. 2025’te 10 milyar avroyu aşan yıllık grup geliriyle Rheinmetall, listedeki en büyük şirket konumunda bulunuyor.
Royal IHC, Lafert, TATRA ve III-V Lab da önemli bir ölçekte faaliyet gösteriyor. Vigo Photonics, Ekspla, Opticoelectron ve Sindlhauser gibi gelirleri on milyonlar ile düşük yüz milyonlarca avro bandında olan daha küçük uzman tedarikçiler için belirli bir Çin girdisinin kaybı, ciro içindeki payı bakımından daha sarsıcı olabiliyor.
Galyum, germanyum, antimon, nadir toprak malzemeleri ve doğrusal olmayan kristaller için alternatif tedarikler mevcut olsa da, yeterlilik süreci yıllar alabiliyor ve birim maliyetler katlanabiliyor.
Çin’in AB listelerine bir gün içinde ve listeye karşı liste temelinde yanıt verebileceğini kanıtlaması, gelecekteki AB yaptırım paketlerinin uzun süreli diplomatik protestolar yerine doğrudan Çin’in kontrol listesi yanıtını tetikleme ihtimalini artırıyor.
Bir devlet üniversitesinin listeye alınması ise Çin’in karşı tedbirlerinin laboratuvar tedarik zincirlerine ve kurumsal ortaklıklara kadar uzanabileceğini gösteriyor. Uygulamaya dair istisnai durumların kapsamı, yedek parçaların durumu ve Hong Kong üzerinden yönlendirilen işlemlerin nasıl ele alınacağı gibi sorular, Ticaret Bakanlığının vereceği ilk lisans kararlarıyla netleşecek.
Avrupa tarafında ise bir sonraki yanıtların Almanya, Fransa ve Çek Cumhuriyeti sanayi bakanlıkları ile Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğünden gelmesi bekleniyor.
Komisyonun 2023/2675 sayılı Yönetmelik kapsamındaki Zorlama Karşıtı Aracı değerlendirmesi ihtimal dahilinde bulunsa da, bu adımın atılması Çin’in tedbirinin yönetmeliğin eşiğini karşıladığına dair mutabakat gerektiriyor ve önemli bir siyasi tırmanışı temsil ediyor.
Diplomasi
ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.
The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.
Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.
Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.
Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.
Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.
Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.
Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.
Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.
İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.
Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.
Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.
Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması
Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.
Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.
Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.
Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.
Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.
Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.
Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş
“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”
Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.
Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.
Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.
Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.
Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.
Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.
Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.
Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.
Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.
Sinaloa cartel sicarios just filmed themselves on the Ukrainian front, shouting greetings home while wearing full AFU kit. Mexican officials keep insisting “it’s only Colombians.”
Watch the video.
These aren’t idealistic volunteers but actual cartel foot soldiers using someone… pic.twitter.com/6kDtGUGFCO
— THE ISLANDER (@IslanderWORLD) October 12, 2026
Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.
Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.
İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.
Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.
Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.
Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.
Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor
Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor
Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.
Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.
Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.
Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.
ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.
ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.
Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.
Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.
Diplomasi
Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.
ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.
ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.
Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.
Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.
Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.
Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.
Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.
Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.
Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.
Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu
ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.
Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.
Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.
Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.
Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını6 gün önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Görüş1 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı











