Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Çin’in Ukrayna’da zemin yoklaması

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmeye hazır olduğunu açıkladı. Xi Jinping’i Ukrayna’ya davet etti. Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada Pekin’in “Ukrayan dahil ilgili bütün taraflarla iletişimi” sürdürdüğü kaydedildi.

Çin’in Suudi Arabistan ile İran arasında oynağını arabulucu rolü Ukrayna’da tekrar edip edemeyeceği tartışılıyor. Krizin çözümü ve savaşın durdurulması ile ilgili 12 maddelik bir yol haritası ortaya koyan Pekin, Rusya’ya diplomatik desteğini sürdürürken Ukrayna tarafıyla da temas kanallarını açık tutuyor.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Moskova’ya yaptığı ziyaret sonrasında Kiev’den Çin tarafına davet geldi. Daha önce de krizin çözümü konusunda Pekin’e çağrıda bulunan Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Çin lideri Xi Jinping’i Kiev’e davet etti.

Zelenkiy, “Onunla (Xi Jinping) geniş çaplı savaş öncesi temasım oldu. Ancak bir yıldan uzun bir süredir bir temas kurmadım” ifadelerini kullandı. Ukrayna Devlet Başkanı, “Onu (Xi Jinping) burada görmeye hazırız” dedi.

Financial Times’a konuşan Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba da “Çin ( krizde ) bir rol oynama zamanı gelip gelmediğine bakmaksızın barış süreci açısından zemini test ediyor” demişti.

Çin: Tüm taraflarla temas halindeyiz

Konuya ilişkin açıklama yapan Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, görüşmeyle net bir bilgi bulunmadığını kaydetti. Mao, “Tüm taraflarla temas halindeyiz. Spesifik ayrıntılara gelince, verebileceğim bir bilgi yok” diye konuştu. Çin Dışişleri Sözcüsü, Pekin’in “Ukrayna dahil ilgili bütün taraflarla iletişimi” sürdürdüğünü kaydetti.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov da Ukrayna krizinde Çin’in dengeli pozisyonundan Rusya’nın “hayli takdire değer” gördüğünü belirtti. Zelenskiy ile Jinping arasındaki olası bir görüşmeye ilişkin ise Peskov, “Herhangi bir tavsiyede bulunmayı kendilerine hak görmediklerini” kaydetti.

Başta Washington olmak üzere Batılı başkentlerde ise Çin’in Ukrayna savaşında
Rusya’ya askeri destek sağlayacağı yönünde sıkça spekülasyon yapılıyor. Çin liderliği ise krizin çözümü için diplomatik ve siyasi çabaların önünün açılması gerektiğini dile getiriyor.

Rusya barış için şartlarını tekrarladı

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Galuzin ülkesinin barış için oluşmasını beklediği şartları açıkladı. Ukrayna’nın “tarafsız olması” gerektiğini Galuzin, “Tarafsız ve bloksuz bir Ukrayna statüsüne, Ukrayna’nın NATO ve AB’ye katılmayı reddetmesine ve nükleerden arındırılmış statünün teyit edilmesine, Kiev ve uluslararası toplum tarafından oluşan yeni toprak gerçekliğinin kabul edilmesine ihtiyacımız var” dedi.

Rus medyasına konuşan Galuzin, Ukrayna’nın diplomatik çözüm çabalarını reddettiğini öne sürdü ve Kiev’in askeri çözüme dayalı yaklaşımı sona ermedikçe “olağanüstü bir değişim” beklemediklerini kaydetti.

Moldova’nın Transdinyester bölgesinde tansiyonun yükselmesine de değinen Galuzin, “Rusya ve Dnister’deki (nehir) barış güçlerimiz bölgede gerilimi önlemek için ellerinden gelen her şeyi yapacaktır. Olayların olumsuz bir senaryo doğrultusunda gelişmemesi için gerginliğin taraflarının yeterince sağduyuya sahip olacağını umuyorum” dedi.

DİPLOMASİ

Kongo’da darbe girişimi: ‘ABD ve İngiltere’nin parmağı var’ iddiası

Yayınlanma

19 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde gerçekleşen darbe girişimi engellendi. Ülke makamlarına göre ‘çeşitli uyruklardan şahısların’ dahil olduğu darbede, Kongo kökenli bir Amerikalı olan Christian Malanga’nın organizatör olduğuna inanılıyor.

Ordu Sözcüsü Sylvain Ekenge, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, darbe girişiminde sadece Kongoluların değil, aralarında birkaç Amerikalı ve İngilizin de bulunduğu yabancıların da yer aldığını belirtti.

AFP‘nin aktardığına göre Ekenge, aralarında darbenin lideri olduğu belirtilen Kongo asıllı Amerikalı Christian Malanga’nın da bulunduğu dört kişinin öldürüldüğünü kaydetti.

Ekenge, ayrıca 40 kişinin gözaltına alındığını ve sorguya alındıklarını bildirdi.

19 Mayıs sabahı Devlet Başkanı Felix Tshisekedi’nin başkent Kinşasa’daki konutunun yakınlarında silah sesleri yükseldi. Sosyal ağlarda dolaşan videolarda, binanın dışında toplanan askeri üniformalı kişilerin Zaire (1965-1997 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Mobutu Sese Seko döneminde ülkenin adı) bayrakları salladıkları görüldü.

Silahlı kişiler Ulusal Meclis adayı Vital Kamerhe’nin evine saldırdı ancak güvenlik görevlileri tarafından durduruldu.

Kamerhe ve ailesi yara almadan kurtulurken iki polis memuru öldürüldü. Ekenge, saldırganların nisan ayında göreve gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı Judith Suminwa Tuluka ve Savunma Bakanı Jean-Pierre Bemba’nın evlerine de saldırmayı planladıklarını ancak başarısız olduklarını ifade etti.

Aynı zamanda Reuters‘a konuşan Ekengue, Malanga’nın ilk olarak 2017’de darbe girişiminde bulunduğunu ancak o zaman da engellendiğini anımsattı.

Batı basının Kongo muhalefetinin lideri olarak tanımladığı Malanga, 41 yaşındaydı. 2017 yılında kendisini ‘sürgündeki Yeni Zaire hükümetinin’ lideri ilan etmişti.

ABD Büyükelçisi Lucy Tamlin X’te (eski Twitter) ABD vatandaşlarının olaya karıştığına dair haberlerden ‘son derece endişe duyduğunu’ ve Washington’un Kongo Demokratik Cumhuriyeti yetkilileriyle işbirliği içinde olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Julian Assange, ABD’ye iadesine itiraz etme hakkını kazandı

Yayınlanma

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a casusluk suçlamasıyla ABD’ye iade kararına itiraz etme hakkı tanındı.

Londra Yüksek Mahkemesi pazartesi günü verdiği kararla Avustralyalı yayıncının Britanya’dan ABD’ye gönderilmesine itiraz edebileceğine hükmederek Assange’ın zaten uzun süren hukuk mücadelesini biraz daha uzattı.

Mart ayında Yüksek Mahkeme Assange’a geçici bir erteleme vermiş ve Amerikan hükümetine adil yargılanacağına, birinci madde ile korunan ifade özgürlüğü haklarına sahip olacağına ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair “tatmin edici güvenceler” vermesi için üç hafta süre tanımıştı.

Fakat mahkemenin pazartesi günü aldığı karar Assange’ın sınır dışı edilmesini daha da geciktirecek ve yasal statüsünün tartışmalı olmaya devam edeceği anlamına geliyor. Pazartesi günü yapılan hukuki tartışmalar Assange’ın birinci madde korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusuna odaklandı.

Assange, ABD Casusluk Yasasını ihlal etmek, gizli askeri belgeleri ele geçirmek ve Pentagon bilgisayar ağına sızmak için komplo kurmak gibi 17 suçtan aranıyor. Suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Alman CDU’dan Meloni’nin partisi ile işbirliğine yeşil ışık

Yayınlanma

Alman Hıristiyan Demokratların (CDU) önde gelen milletvekillerinden Jens Spahn Euractiv’e yaptığı açıklamada İtalya’nın sağcı iktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia – FdI) ile normalleşme zamanının geldiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) içerisindeki en büyük grup olan ve CDU’nun da dahil olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) aylardır, Avrupalı merkez sağcıların genellikle uzak durduğu sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun parçası Giorgia Meloni’nin FdI partisi ile daha yakın bir işbirliğine gitmeyi düşünüyor.

Meloni’nin partisi ‘post-faşist’ olarak nitelendirilirken, Spahn partisinin çekincelerini yitirdiğinin sinyalini verdi.

CDU yönetim kurulu üyesi Spahn, “EPP’nin potansiyel ortaklarının Avrupa yanlısı, NATO yanlısı, hukuk devleti yanlısı ve Ukrayna yanlısı olması gerektiği şeklindeki ‘güvenlik duvarı’, Meloni’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki partisinin sağında yer alıyor,” dedi.

CDU’lu, AfD ve onun Avrupa’da mensup olduğu grup Kimlik ve Demokrasi’yi (ID) sınırların dışında görürken, Meloni’nin durumunun farklı olduğuna inanıyor.

Meloni ile Le Pen işbirliği arayışında

Spahn, “[Meloni] Halihazırda 26 AB hükümet başkanıyla çalışıyor (…) ve [Almanya] Şansölyesi [Olaf Scholz] dahil kimsenin onunla çalışmayacağını söylediğini duymadım(…),” dedi.

Spahn, tepkilerden ve “solun özenti kışkırtma kampanyalarından” korkmadığını belirtti. Alman siyasetçi, “[Sosyalist lider adayı] Nicolas Schmit ve [SPD lider adayı] Katarina Barley’i kimse tanımıyor; ne Almanya’da ne de Avrupa’da,” ifadelerini kullandı.

Spahn, CDU’yu “aşırı sağcılarla işbirliği yapmak” istemekle suçlamanın, “tehlike altındaki sol partilerin sarıldığı son öcü” olduğunu savundu.

Spahn’ın fikirleri önemli bir rol oynayabilir. Daha önce “Merkel’in yerine şansölye olabilecek adam” olarak adlandırılan eski sağlık bakanı, 2025 yılında önemli bir göreve hazır görünüyor.

Seçim sonrası planları, seçimlerden sonra çok daha muhafazakâr bir AB vizyonunu ortaya koyuyor.

Spahn, sosyal demokratlar/sosyalistler ve liberaller ile seçim sonrası “merkezci” bir anlaşmayı destekliyor, fakat AP gruplarını “dogmatik” olarak nitelendirdiği için, “Yeşiller bunun bir parçası olmamalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English