Bizi Takip Edin

Asya

Çin’in barışçıl yükselişi mümkün mü?

Yayınlanma

Editörün notu: Güneydoğu Norveç Üniversitesi’nden siyaset bilimi profesörü Glenn Diesen, Çin’in yükselişinin kaçınılmaz olarak ABD ile rekabeti artırdığını ve uluslararası gerilimi tetiklediğini vurguluyor. Çin’in barışçıl yükselişinin başarısı, hem Pekin’in stratejilerine hem de ABD’nin bu yeni güç dağılımına uyum sağlama yeteneğine bağlı. ABD’nin Soğuk Savaş sonrası kurduğu tek kutuplu sistem artık sürdürülemez hale geldi; bu da güç rekabetini yönetmeyi zorlaştırıyor. Çin, ekonomik gücünü sanayileşme ve ihracat odaklı kalkınma ile artırırken, 2008-09 Küresel Mali Krizi ilişkilerin dönüm noktası oldu. Bu kriz, Çin’in ABD’ye olan bağımlılığını azaltma çabalarını hızlandırdı. Çin, ekonomik ortaklarını çeşitlendirip Kuşak ve Yol Girişimi gibi projelerle yeni finansal yapılar kurdu. Barışçıl yükseliş artık, çok kutuplu bir dünya düzeni inşa etmeyi ve uluslararası güç dengelerini yönetmeyi hedefleyen bir yaklaşıma dönüştü.


Çin’in barışçıl yükselişi mümkün mü?

Glenn Diesen

16 Kasım 2024

Çin’in muazzam yükselişi, kaçınılmaz olarak ABD ile güvenlik rekabetini tetikleyerek dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında gerilim yaratacaktır.

Fakat, Çin’in barışçıl bir şekilde yükselmesi sadece Pekin’in sorumluluğunda değil; ABD de, uluslararası güç dağılımındaki değişimlere uyum sağlayarak bu güvenlik rekabetini yönetmek zorunda.

Soğuk Savaş’tan sonra ABD, tek kutupluluk (küresel egemenlik) üzerine kurulu bir uluslararası sistem inşa etti ve bu sistem, sahadaki gerçekleri artık yansıtmadığında onu korumaya çalışmak, güvenlik rekabetini yönetmeyi neredeyse imkânsız hale getirecektir.

Geçici bir strateji

Çin’in önceki formatında barışçıl yükselişi, büyük ölçüde geçici bir stratejiydi. Çin’in barışçıl yükselişi, hızlı sanayileşme ve gücünü büyük ölçüde uluslararası işlere fazla müdahil olmadan inşa etmeyi içeriyordu; bu da diğer büyük güçlerin gereksiz endişelerini üzerine çekmekten kaçınmak içindi.

Deng Xiaoping’in ifadeleriyle barışçıl yükseliş, Çin’in amacının “vakti geldiğinde harekete geçmek ve kabiliyetlerini gizlemek” anlamına geliyordu. Çin, hızla sanayileşmek, büyük döviz rezervleri biriktirmek ve küresel değer zincirlerinde kademeli olarak yükselmek için ihracat odaklı bir kalkınma modeli izledi. Peki, Çin artık yeteneklerini gizleyemediğinde ne olacaktı?

Bu “karşılıklı fayda sağlayan” ortaklık sürdürülebilir değildi; zira Çin, sanayi rekabet gücünü ABD’ye karşı kademeli olarak artıracak ve ABD, Çin mallarını satın almak için sürekli daha fazla para gönderecekti.

Bir noktada, ABD, borç seviyeleri sürdürülemez hale geldiğinde ve üretim gücünün kaybı toparlanmayı engellediğinde bu ilişkiden çıkmak isteyecekti.

Çin tarafı da benzer şekilde, ABD’nin artan borçları bir zafiyet haline geldiğinde, ABD’nin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması nedeniyle bu ortaklığı yeniden yapılandırmak isteyecekti.

John Maynard Keynes’in özlü bir şekilde ifade ettiği gibi: “Bankanıza yüz pound borçluysanız, bu sizin sorununuzdur. Ama bankanıza bir milyon pound borçluysanız, bu onun sorunudur…”

İlişkinin dönüm noktası, 2008-09 Küresel Mali Krizi oldu. Bu krizde ABD, borçlanma ve harcamanın sürdürülebilir bir iktisadi model olmadığını keşfetti, Çin ise ABD’nin mali disiplinini geri kazanamayacağını fark etti. Washington’un “borçlanarak ve tüketerek” refaha ulaşma politikası, Çin’in ya giderek daha iflas etmiş bir ABD’ye daha fazla yatırım yapmasını ya da ABD Merkez Bankası’nın para basması nedeniyle mevcut yatırımlarının değer kaybetmesini kabullenmesini gerektiriyordu.

ABD, Çin’i ya daha fazla borç vermeye zorlayarak ya da para basacağını belirterek Çin’i tehdit etti. Washington, karşılıklı bağımlılığın mutlak kazançla değil, nispi kazançla ölçülmesi gerektiğini de anlamaya başladı.

Çin, ABD liderliğindeki uluslararası mali sistemi geride bırakmaya ve böylece ABD’nin baskın konumunu zorlamaya mahkûmdu. Çin, ABD’ye aşırı bağımlılığından kurtulmak için diğer Avrasya devleriyle bağlantılar kurmaya, Afrika’da nüfuzunu artırmaya ve hatta ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika’ya girmeye başladı.

ABD, doğal olarak, bu meydan okumayı tehdit olarak görecek ve bu noktada ABD’ye aşırı derecede bağımlı olmak çok tehlikeli hale gelecekti. Çin’in ABD teknolojilerine aşırı bağımlılığı, Washington’un Çin’in tedarik zincirlerini bozmasına neden olabilirdi; ABD Donanmasının kontrolü altındaki ulaşım koridorlarına ve boğazlara aşırı bağımlılık, Çin’in uluslararası ticaretin ana arterlerinden koparılmasına yol açabilirdi ve ABD bankalarına, ödeme sistemlerine ve dolara olan aşırı bağımlılık, ABD’nin Çin’in finans sistemini durdurabilmesi anlamına gelirdi.

Ayrıca ABD, Tayvan üzerindeki egemenliğini sorgulamaya başlayabilir, “insan hakları STK’ları” ile Hong Kong ve Sincan’ı istikrarsızlaştırabilir ve Çin’in komşularını ABD’nin karşıt ittifak sistemine çekebilirdi. Güçlü bir hegemon olarak ABD, uluslararası ekonomi mimarisi üzerine güven inşa etmeye ve barışçıl bir birlikte yaşama ihtimali yaratmaya çalışır, ancak gerileyen bir ABD hegemonu tahmin edilebilir şekilde son derece acımasız davranır ve uluslararası mali sistem üzerindeki idari kontrolünü rakiplerini zayıflatmak veya yok etmek için kullanır.

Küresel Mali Krizden sonra Çin’e verilecek en iyi tavsiye ne olabilirdi? Çin, ABD’ye olan bağımlılığını azaltmak için ekonomik ortaklarını çeşitlendirmeli ve ABD’nin Çin’i küçültmeye yönelik giderek daha saldırgan hale gelen politikalarına hazırlanmalıydı.

Çin, bunun ardından, Dördüncü Sanayi Devrimi ile ilgili en ileri teknolojilerde liderliği ele almak için iddialı sanayi politikaları başlattı; Kuşak ve Yol Girişimi’ni geliştirerek dünya ile bağlantı kurdu ve alternatif kalkınma bankaları, ödeme sistemleri ve ulusal para birimlerinde ticaret gibi yeni finansal araçlar geliştirdi.

Ayrıca Çin, güçlü bir askeri caydırıcılık inşa etmeye başladı ve ABD’nin ada zincirleri üzerinden uyguladığı çevreleme stratejisini aşmak için hazırlık yaptı.

Amerika’nın paylaşılan yükümlülükleri

“Barışçıl yükseliş”, çift yönlü bir süreç olarak değerlendirilebilir; zira Çin, uluslararası düzenin kurallarına ve yapısına entegre olmaya istekli olmalı, aynı zamanda mevcut sistemi domine eden güç de Çin’i kabul edebilmek için reform yapmaya ve uyum sağlamaya hazır olmalı.

Çok kutuplu bir dünyada hegemonik bir stratejiyi sürdürmek, güvenlik rekabetini azaltma çabalarından vazgeçmeyi gerektirir; zira tek kutupluluk, yükselen rakiplerin çevrelenmesini, zayıflatılmasını veya yok edilmesini zorunlu kılar.

Washington, mevcut yapılar içinde Çin’e yeterince uyum sağlamadı; bu da Çin’i alternatif mali yapılar geliştirmeye zorladı. Örneğin, ABD, Çin’i IMF, Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi kurumlar içindeki ABD önceliği mekanizmalarından vazgeçerek kabul etmeye isteksiz oldu.

Çin’in teknolojik gelişimi, DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) kurallarını açıkça ihlal eden ekonomik baskılarla engelliyor. ABD, artık ABD liderliğindeki uluslararası mali sistemin kurallarına uymuyor.

ABD, karşı tarafın kabul edemeyeceği yeni kurallar geliştiriyor ve böylece istikrarı bozuyor.

Çin’in dışlanma niyeti, Obama’nın 2016’da kaleme aldığı bir makalede açıkça belirtilmiş, “Dünya değişti. Kurallar da onunla birlikte değişiyor. Bunları yazması gereken, Çin gibi ülkeler değil, ABD’dir,” demişti.

Trump ve ardından Biden dönemlerinde daha da yoğunlaşan ekonomik savaş, uluslararası güç dağılımındaki değişiklikleri yönetme konusundaki başarısızlıktan kaynaklanıyordu. Rusya’nın en büyük Avrupa devleti olarak dışlandığı bir Avrupa inşa etme çabası öngörülebilir şekilde çatışmaya yol açtı; Çin’in sadece izleyici olduğu bir Asya inşa etme çabası da aynı sonuçları doğuracaktır.

Barışçıl yükseliş için yeni bir format mı?

On yıllardır Çin, ABD hegemonyasına dayanan bir sistemi eleştirel bir gözle değerlendirdiğini açıkça ortaya koydu; zira bu sistem, diğer güçlerin yükselişini ve uluslararası güç dağılımındaki değişimleri esnek bir şekilde karşılamaktan yoksun.

Diğer güçlerin basitçe yükselmesi bile hegemonya sistemini sarsma tehdidi taşır. Çin’in alternatifler geliştirme arzusu da yeni bir durum değildir. 1990 yılında Deng Xiaoping, Merkez Komite üyelerine dünyanın çok kutupluluğa doğru ilerlediğini söylemişti:

“Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği’nin tüm uluslararası işlere hâkim olduğu durum değişiyor. Bununla beraber dünya üç kutuplu, dört kutuplu veya beş kutuplu hale geldiğinde Sovyetler Birliği, ne kadar zayıflarsa zayıflasın ve bazı cumhuriyetleri ondan ayrılsa bile, yine de bir kutup olarak kalacaktır. Çok kutuplu dünyada, Çin de bir kutup olacaktır. Kendi önemimizi küçümsememeliyiz: Bir şekilde, Çin de bir kutup olarak sayılacaktır. Dış politikalarımız aynı kalmaktadır: Birincisi, hegemonizme ve güç siyasetine karşı çıkmak ve dünya barışını korumak; ikincisi, yeni bir uluslararası siyasi düzen ve yeni bir uluslararası ekonomik düzen kurmak için çalışmak.”

Çin, “barışçıl yükseliş” politikasını tamamen terk etmedi, yalnızca onu yeniden şekillendirdi. Barışçıl yükseliş, artık ABD hegemonik sistemi içinde güç inşa etmek ve bu gücü gizleyerek istenmeyen dikkatlerden kaçınmak anlamına gelmiyor.

Bunun yerine, barışçıl yükseliş, uluslararası güç dağılımındaki değişimleri yönetme kapasitesine daha uygun ve diğer büyük güçlerle çıkarlarını uyumlu hale getiren çok kutuplu bir ekonomik sistem geliştirmeyi ifade ediyor.

John Mearsheimer: Amerikalılar Tayvan için ‘savaşmaya ve ölmeye’ hazır

Asya

“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Yayınlanma

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.

Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.

Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.

Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.

Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.

CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.

E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.

Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.

Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.

E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.

Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.

CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.

Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.

Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.

Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.

Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.

Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.

Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.

Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.

Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.

Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.

Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.

“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:

“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Yayınlanma

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.

Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.

Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.

DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.

Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.

Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.

Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.

The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.

Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.

Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.

The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.

Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor

Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.

İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.

Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.

ASML’ye yetişme arayışı

ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.

Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.

Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Yayınlanma

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.

Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.

Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.

Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.

Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.

ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.

Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.

AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.

Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:

“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”

Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı

Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.

Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.

Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.

Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.

Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.

Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.

Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English