Bizi Takip Edin

Asya

Çin’in iki toplantısı sona erdi: İşte öne çıkan başlıklar

Yayınlanma

Çin’in yıllık en önemli siyasi etkinliği olan ve Pekin’de “iki toplantı” olarak bilinen toplantılar salı günü sona erdi.

Delegeler, “Yeni Bir Dönem için Çin Özelliklerine Sahip Sosyalizm Üzerine Xi Jinping Düşüncesi”ne bağlı kalınması gerektiğini vurgulayan ulusal ve yerel kongre delegelerine ilişkin bir yasanın revize edilmesi önerisi de dahil olmak üzere yedi maddeyi kabul etti.

Alışılmadık bir şekilde, Çin’in 3 numaralı yetkilisi ve Ulusal Halk Kongresi (NPC) Daimi Komitesi Başkanı Zhao Leji kapanış törenine katılmadı. Zhao’nun, “solunum yolu enfeksiyonu” nedeniyle katılmadığı açıklandı.

Bunun dışında, en üst siyasi danışma organı olan Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı (CPPCC) ve yasama organı olan NPC’nin bu yılki toplantılarında sürpriz gelişmeler yoktu. Yine de toplantılar, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında kısasa kısas gümrük vergileri furyasını başlatan ABD Başkanı Donald Trump’la başa çıkmaya çalışan Çin’in yeni dönem perspektifine ilişkin fikir verdi.

Çin’de meclis başkanı ‘iki oturum’ sonunda neden ortalıkta yoktu?

YAPAY ZEKA VE İLERİ TEKNOLOJİ VURGUSU

Yapay zeka (AI) bu yılki toplantının en önemli konusuydu ve Çin’in teknolojiye olan ilgisi teknoloji firması DeepSeek’in çığır açan başarısıyla daha da arttı.

DeepSeek, oturumların gündemindeydi. NPC açılmadan önce bir sözcü, şirketin “Çin bilgeliğini” dünyayla paylaşmaya yönelik açık kaynak yaklaşımını övdü.

Geçtiğimiz çarşamba günü Başbakan Li Qiang tarafından sunulan hükümet çalışma raporu, DeepSeek’in adını özellikle anmasa da Çin’in yapay zeka alanındaki “yeni başarılarını” vurguladı ve yapay zeka destekli robotlar gibi gelişmekte olan endüstriler için finansman sözü verdi.

Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (CSRC) Başkanı Wu Qing toplantılar sırasında yaptığı açıklamada “DeepSeek hakkında konuşmayanlar trende ayak uyduramıyor gibi görünüyor” dedi.

Geçtiğimiz hafta yapılan yeni kurumsal duyurular, yatırımcıların Çin yapay zekası konusundaki heyecanını artırdı.

Alibaba Group Holding’in hisse senedi fiyatı, geçtiğimiz perşembe günü yeni bir yapay zeka modelini piyasaya sürmesinin ardından sıçradı. Başka bir startup’ın iki toplantı sırasında piyasaya sürdüğü Manus AI “agent”, hizmet halka açık olmasa da bazı yerel medya kuruluşları tarafından “ikinci DeepSeek” olarak adlandırıldı.

DeepSeek’in kurucusu Liang Wenfeng, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve teknoloji patronlarının yer aldığı yüksek profilli bir sempozyuma katıldıktan sonra bu toplantılarda kamuoyu önüne çıkmadı. Ancak diğer yıldız yöneticiler Pekin’in özel sektöre yönelik yenilenen desteğini sembolize etmek üzere hazır bulundular.

Akıllı telefon üreticisi Xiaomi’nin CEO’su Lei Jun, Başbakan Li’nin çalışma raporu öncesinde “delegeler koridorunda” medyaya konuşan ilk temsilci olarak seçildi. Xi ile geçen ayki sempozyuma da katılan Lei, toplantının “kendime olan güvenimi büyük ölçüde artırdığını” söyledi.

Elektrikli araç üreticisi XPeng’in CEO’su He Xiaopeng cumartesi günü Büyük Halk Salonu koridorlarındaydı ve uçan arabaları geniş ölçekte üreten ilk şirket olma hedeflerini anlattı. Lazer ekipmanı üreticisi Huagong Tech’in başkanı Ma Xinqiang, şirketinin “yaklaşık 40 yıllık yabancı teknoloji tekelini kırdığını” ve “yabancı ürünlerin fiyatının %40’tan fazla düşmesine neden olduğunu” söyledi.

Pekin Üniversitesi Çin Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nde profesör olan Yao Yang, “Bu yıldan itibaren ruh hali daha iyimser hale geldi” dedi ve bunu Çin’in DeepSeek gibi yerli başarılarına bağladı.

“Ancak bu havanın devam etmesi gerçekten hükümet politikasına bağlı. Hükümetin ekonomiyi canlandırmaya ve özel teşebbüsü desteklemeye yönelik hamleleri belirleyici olmazsa, bu ruh hali ortadan kalkacaktır” diye ekledi.

Çin büyüme hedefini ve savunma bütçesini belirledi

HÜKÜMET ÇALIŞMA RAPORUNDAN ÖNE ÇIKANLAR

Delegeler, Pekin’in kendi kendine yeterlilik istediği stratejik, gelişmiş alanları temsil ediyordu. Ancak özel işletmelere yönelik daha geniş kapsamlı destek belirsizliğini koruyor. Bazı analistlerin NPC’de görüşülmesini bekledikleri özel ekonomiyi teşvik yasası gündem dışı bırakıldı. Bir NPC sözcüsü tasarının gelecekteki NPC Daimi Komite toplantılarında görüşüleceğini söyledi.

Hükümet çalışma raporu, 2025 yılı için geçen yılki gibi “%5 civarında ” bir gayri safi yurtiçi hasıla büyüme hedefi belirledi ve bu hedefe ulaşmak için çeşitli teşvik planlarının ana hatlarını çizdi. Bunlar arasında 300 milyar yuan (41.5 milyar dolar) tüketici sübvansiyon programı, devlet bankalarına 500 milyar yuan enjeksiyon ve yerel yönetim özel tahvil kotasında 500 milyar yuan artış yer alıyor. Ayrıca bütçe açığının GSYH’ye oranı geçen yılki %3 seviyesinden %4’e yükseltildi.

Yetkililer, Komünist Parti liderliğinin geçen sonbaharda üst düzey bir toplantıda daha fazla teşvik önlemi sinyali vermesinin ardından ekonominin ivme kazandığını söyledi. İskan Bakanı Ni Hong Pazar günü gazetecilere yaptığı açıklamada emlak piyasasında “olumlu değişikliklerin” ortaya çıktığını söylerken, insan kaynakları bakanı Wang Xiaoping istihdam durumunun “iyileşme eğilimi gösterdiğini” belirtti.

Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC) direktörü Zheng Shanjie, “Bu yıl yaklaşık %5’lik büyüme hedefine ulaşmak için sağlam bir temelimiz, güçlü desteğimiz ve güvenilir garantilerimiz var” dedi.

Ancak teşvik tedbirleri çoğunlukla analistlerin mütevazı beklentileri doğrultusunda gerçekleşti ve pazar günü açıklanan ekonomik veriler tüketici fiyat endeksinin şubat ayında keskin bir şekilde negatife dönerek deflasyonist baskının altını çizdiğini gösterdi.

Bu arada ABD ile hızla tırmanan ticaret savaşı, birçok analistin iddialı bulduğu GSYH hedefine gölge düşürüyor. Çin’in Amerikan tarım ürünlerine uyguladığı misilleme gümrük vergileri de pazartesi günü yürürlüğe girdi.

Ticaret Savaşı 2.0: Çin, ABD tarım ürünlerine gümrük vergisi getirdi

Etkileyici yeni girişimlerin eksikliği, iki toplantıya yönelik borsa tepkisinin sessiz kalmasına yol açtı. Anakarada listelenen hisse senetlerinin bir ölçütü olan CSI 300 Endeksi, toplantıların başlamasından bu yana sadece marjinal bir artış gösterdi.

Çin’in 10 yıllık devlet tahvili getirisi geçtiğimiz cuma günü %1,793’e yükselerek yaklaşık üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bazı analistler bu yükselişi kısmen Merkez Bankası Başkanı Pan Gongsheng’in bir gün önceki brifingde faiz indirimleri için belirli bir takvim taahhüt etmediği ve sadece faizlerde ve zorunlu karşılık oranlarında indirimlerin “zamanında” yapılacağını söylediği yorumlarına bağladı.

Maliye Bakanı Lan Fo’an, Çin’in belirsizliklerle başa çıkmak için hala “yeterli rezerv araçlarına ve politika alanına” sahip olduğunu söyledi.

SAVAŞ YETENEKLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE TAYVAN

Silahlı kuvvetlerin 2025 yılı bütçe büyüme hedefi %7.2 olarak belirlenirken, askeri bütçe ekonomiden daha hızlı büyümeye devam ediyor. PLA sözcüsü Wu Qian Pazar günü yaptığı açıklamada harcamaların 1.81 trilyon yuana (249 milyar dolar) ulaşacağını ve bunun daha önce belirtilen 1.78 trilyon yuan rakamından biraz daha fazla olduğunu söyledi. Her iki durumda da bu rakam Asya’daki en büyük savunma ödeneği olup, Japonya’nın nisan ayından itibaren yeni mali yıl için düşündüğü yıllık savunma harcamasının dört katından fazla. Öte yandan ABD’nin savunma bütçesinin ise 3’te birinden daha az.

Başbakan Li’nin çalışma raporuna göre bütçedeki bu genişleme “askeri eğitimi ve savaşa hazır olma durumunu artırma ve yeni savaş yeteneklerinin geliştirilmesini hızlandırma” çabasına işaret ediyor. Li, hükümetin “Çin’in egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını sıkı bir şekilde korumaya” kararlı olduğunu söyledi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping de, NPC sırasında bir konferansta kadrolara zorlukları vurguladı. Devlete ait haber ajansı Xinhua’ya göre cuma günü Halk Kurtuluş Ordusu ve Silahlı Polis Gücü temsilcilerine yaptığı “önemli konuşmada” onlara “ele alınması gereken birçok zorluk ve sorun” olduğunu söyledi.

Başkomutan askeri planların “daha sistematik, bütüncül ve koordineli bir şekilde” uygulanabilmesi için “modern yönetim kavram ve yöntemlerinin kullanılmasının önemini” vurguladı. Xi ayrıca kalite ve verimliliği artırmak için “sivil-asker ortak çabalarının” yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Xinhua raporunda ayrıca Xi’nin “ yolsuzluğun kapsamlı bir şekilde araştırılması ve ele alınması için sağlam ve etkili bir gözetim sistemi” talep ettiği belirtildi.

PLA sözcüsü Wu Qian da pazar günü yaptığı açıklamada Çin kuvvetlerinin “Tayvan bağımsızlık ayrılıkçılarına” karşı koymaya odaklandığını söyledi. Wu’ya göre Taipei’deki Demokratik İlerleme Partisi iktidarında bu tür faaliyetler “ne kadar yaygınlaşırsa”, “boyunlarındaki ilmik o kadar sıkılaşacak ve başlarının üzerinde sallanan kılıç o kadar keskinleşecektir.”

ABD’nin Tayvan değişikliği, Çin’in tepkisini çekti: Derhal düzeltin

1.4 MİLYAR İNSAN İÇİN GIDA GÜVENCESİ

Gıda güvenliği Çin için bir başka odak noktası. Geçen yıl ülkenin toplam tahıl üretimi 1.4 trilyon jin ya da 700 milyon ton gibi rekor bir seviyeyi aşmış olsa da, Başbakan Li’nin çalışma raporunda gıda kaynaklarının “çok yönlü bir şekilde” geliştirilmesi çağrısında bulunuldu.

Li sözlerine şöyle devam etti: “Tüm yerel yönetimler Çin’in gıda güvenliğinin sağlanmasında kendi paylarına düşen sorumluluğu üstlenmeli ve ülkemizin gıda tedarikinin sağlam bir şekilde kendi ellerimizde kalması için ortak çaba sarf etmelidir.” Ülkenin kendi kendine yeterlilik oranı, yüzyılın başında %90’ın üzerindeyken 2020’ye kadar üçte ikinin altına düşüyor.

Tarım ve Köy İşleri Bakanı Han Jun, cumartesi günü iki toplantı arasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bir başka bereketli yıla rağmen, ulusumuzun gıda durumunun belirli bir işareti geçtiğini söyleyemeyiz” dedi ve ekledi: “Yurt içi gıda arz ve talebinde bir dengeye ulaşmak için hala ithalata güvenmemiz gerekiyor.”

Ticaret savaşının giderek büyümesi, kendi kendine yeterliliği daha da artırma aciliyetini hızlandırabilir. Çin’in Trump’a karşı ikinci tur misillemesi, tavuktan mısıra, buğdaydan soya fasulyesine ve diğer ürünlere kadar geniş bir yelpazede ABD’nin tarımsal ithalatına daha yüksek gümrük vergileri getirdi. Kolza tohumu yağı, küspe, bezelye, domuz eti ve su ürünleri de dâhil olmak üzere Kanada gıdalarına 20 Mart’ta ayrı bir gümrük tarifesi uygulanacak.

Gıda ürünlerini hedef alma kararı Çinli yetkililerin kendilerine güvendiklerini gösteriyor. Han yine de rehavete kapılınmaması konusunda uyardı.

“1.4 milyar insanın yaşadığı bizimki gibi büyük bir ülkede kendimizi beslemek için kendimize güvenmeliyiz” dedi.

DIŞİŞLERİ BAKANI KONUŞTU

Başbakan’ın geleneksel NPC sonrası basın toplantısının geçen yıl kaldırılmasının ardından, Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin sözleri Pekin’in dünyaya resmi mesajı olarak daha fazla ağırlık taşıyor.

Wang, tarihi imaların ağırlıkta olduğu basın toplantısında, Çin’in Rusya ile olan sıkı ilişkisini ve gelişmekte olan Küresel Güney ülkeleri ile ilişkilerini vurguladı. Ayrıca, çözüm bekleyen sorunlara rağmen Avrupa ve Hindistan’a zeytin dalı uzattı. Öte yandan Wang, ABD ve yakın müttefiki Japonya’ya karşı sert bir ton kullandı. Tayvan söz konusu olduğunda Wang eleştirilerini sadece ABD’ye değil Tokyo’ya odakladı ve “Tayvan’daki bir acil durumun Japonya’daki bir acil durum olduğu” düşüncesini kınadı. Ayrıca bu yılın Tayvan’ın “kurtuluşunun” ve “Çin halkının Japon karşıtı muzaffer savaşının bir sonucu olarak Çin topraklarına geri dönüşünün” 80. yıldönümü olduğunu vurguladı.

Washington’un, Trump’ın cezalandırıcı gümrük vergilerinin görünürdeki nedeni olan yasadışı fentanil akışından Çin’in sorumlu olduğu yönündeki iddialarını “temelsiz” olarak nitelendiren Wang, Washington’un tutumunu “iki yüzlü” olmakla eleştirdi.

“Hiçbir ülke bir yandan Çin’i baskı altında tutarken diğer yandan Çin ile iyi ilişkiler geliştirebileceğini hayal etmemeli” dedi.

Wang, bölgesel sürtüşme noktalarına değinirken, Trump yönetimiyle diyalog için kapıyı açık bırakmaya çalıştı.

Çin ve ABD’nin “en büyük gelişmekte olan ülke ve en büyük gelişmiş ülke olarak gelecekte uzun bir süre var olacaklarını” söyledi. “Bu nedenle barış içinde bir arada yaşamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İki Toplantı: Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamalarından öne çıkanlar

 

Asya

Hindistan, ABD ile ticaret görüşmelerinde daha iyi koşullar için direniyor

Yayınlanma

Yetkililer ve analistlere göre Hindistan, ABD ile son görüşmelerde hızlı bir ticaret anlaşmasını reddetti ve Başbakan Narendra Modi’nin yeni ticaret ortakları, azalan ekonomik riskler ve iç siyasette elde ettiği kazanımlardan aldığı güvenle daha iyi koşullar için beklemeyi tercih etti.

Aylar süren müzakerelerin ardından iki ülke, ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın geçen ay Yeni Delhi’ye yaptığı ziyaret sırasında geçici bir ticaret anlaşmasını sonuçlandıramadı. Oysa her iki taraf da sınırlı kapsamlı bir anlaşmaya varılmasının yakın olduğunu düşünüyordu.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir Hindistan hükümeti yetkilisi, Reuters’a, Washington’ın Yeni Delhi’nin temel talepleri konusunda güvence vermemesi nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını söyledi. Bu talepler arasında Hindistan’a Çin gibi rakipleri karşısında tarife avantajı tanınması ve anlaşma sonrasında ABD tarafından yeni vergiler getirilmemesi bulunuyordu.

Yetkili, “Tutumumuz açık. Olumlu koşullar içermeyen bir anlaşmaya alelacele imza atmayı ya da tarım konusunda taviz vermek gibi kırmızı çizgilerimizden ödün vermeyi düşünmüyoruz” dedi.

Yetkililer ve analistlere göre Washington, Başkan Donald Trump’ın bu ayın ilerleyen günlerinde yürürlüğe girmesi beklenen yeni gümrük vergilerine hazırlandığı bir dönemde, stratejik ortağı Hindistan’dan hızlı ticari tavizler almayı umuyordu. Ancak Hindistan’ın direnmesi, ihracatına daha yüksek vergiler uygulanması ve şirketler açısından belirsizliğin uzaması riskini beraberinde getiriyor.

Greer ile yapılan görüşmelerin ertesi günü Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, Hindistan’a avantaj sağlamadığı sürece ABD ile anlaşmanın uygulamaya konulmayacağını söyledi. Bu açıklama, daha yüksek tarife ihtimaline rağmen Yeni Delhi’nin tutumunu sertleştirdiğini ve anlaşma konusunda acele etmediğini gösterdi.

Diğer birçok ülkede olduğu gibi Hindistan’dan gelen malların büyük bölümü şu anda ABD’de yüzde 10 gümrük vergisine tabi. Ancak Trump yönetiminin, aşırı sanayi kapasitesine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında bu ay daha yüksek tarifeler getirmesi bekleniyor. Hindistan ise ABD’nin kapasite fazlasına ilişkin suçlamalarını reddediyor.

Washington, zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini engellemekte başarısız oldukları iddiasıyla aralarında Hindistan’ın da bulunduğu onlarca ülkeye yüzde 12,5’e varan yeni tarifeler uygulanmasını daha önce teklif etmişti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir ABD kaynağının Reuters’a aktardığına göre Washington’ın tutumu, Hindistan’ın talep ettiği tercihli ticaret hükümlerinden yararlanabilmek için kendi tavizlerini vermesi gerektiği yönünde.

Müzakerelerin gizli olması nedeniyle Hindistanlı yetkili ile ABD’li kaynak isimlerinin açıklanmasını istemedi. Hindistan Ticaret Bakanlığı ile ABD Ticaret Temsilciliği, e-posta yoluyla gönderilen yorum taleplerine yanıt vermedi.

İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ABD’li yetkili, Washington’ın Hindistan ile görüşmeleri sürdürdüğünü ve hâlâ bir anlaşmaya varılmasını beklediğini söyledi ancak herhangi bir takvim paylaşmadı.

Yetkili, bununla birlikte Hindistan’ın müzakerelerde zaman zaman yavaş, bürokratik ve zorlu bir tutum sergilediğini belirterek hızlı bir anlaşma ihtimalinin düşük olduğu sinyalini verdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai, görüşmelerdeki tıkanıklığa ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Trump yönetimi, Amerikalıları ve ‘Önce Amerika’ yaklaşımını merkeze alan tarihi bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırmak için Hindistanlı yetkililerle verimli temaslarını sürdürüyor.”

Modi’nin üst düzey danışmanı: Hindistan yüzde 8 büyümeye çok yakın

Hindistan’ın ihracatı artıyor, ekonomik riskler azalıyor

Ticaret analistlerine göre ihracattaki artış, diğer ülkeler ve bloklarla imzalanan yeni ticaret anlaşmaları ve ekonomik risklerin azalması, Hindistan’ın elini güçlendirdi.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre Hindistan’ın toplam mal ihracatı, İran’daki savaşın yol açtığı aksamalara rağmen nisan-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15 arttı. Bu artışta, fiyatı yükselen petrol ürünleri sevkiyatları etkili oldu.

Tüccarların alternatif nakliye güzergâhlarına yönelmesinin ardından Körfez ülkelerine ihracat savaş öncesi seviyelere geri döndü. Mart ayında 2,62 milyar dolar olan ihracat mayısta 5,3 milyar dolara yükselirken, ABD’ye ihracat nisan ve mayıs aylarında 17,29 milyar dolara çıktı.

Hindistan ayrıca diğer gelişmiş pazarlara erişimini genişletiyor. İngiltere ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının bu ay yürürlüğe girmesi, Avrupa Birliği ile yapılacak anlaşmanın ise gelecek yılın başlarında tamamlanması bekleniyor.

Washington merkezli Asia Society Policy Institute’un kıdemli başkan yardımcısı ve eski ABD ticaret yetkilisi Wendy Cutler, “Hindistanlı müzakereciler, ülkenin güçlü ekonomisi, diğer ortaklarla yürüttüğü çeşitlendirme girişimleri ve dünyadaki stratejik konumu sayesinde görüşmelerde belirli bir manevra alanı kazandı” dedi.

Goldman Sachs ekonomisti Santanu Sengupta bir raporunda, ABD ile İran arasındaki geçici barış anlaşmasının petrol fiyatlarını düşürerek Hindistan’ın ekonomik görünümünü iyileştirdiğini belirtti.

Banka, Hindistan için 2026 büyüme tahminini yüzde 6,8’e yükseltirken, enflasyon ve cari açık tahminlerini düşürdü. Bu da Yeni Delhi’nin daha iyi koşullar elde etmek amacıyla beklemek için ekonomik açıdan daha geniş bir hareket alanına sahip olduğunu gösteriyor.

Rupinin değer kaybetmesi de ihracatçıların rekabet gücünü artırdı.

Washington’ı bekleme stratejisi

Bir başka Hindistanlı yetkiliye göre Yeni Delhi ayrıca ABD’nin bazı ticaret önlemlerinin hukuki ya da siyasi engellerle karşılaşabileceğini hesaplıyor.

Demokrat Parti’den 22 eyalet başsavcısından oluşan bir grup, Trump yönetiminin zorla çalıştırmaya ilişkin soruşturmalar kapsamında önerdiği tarifelere karşı şimdiden itirazda bulundu.

Ticaret analistlerine göre ABD tarifelerine ilişkin hukuki belirsizlikler ile Modi’nin son eyalet seçimlerindeki zaferleri, Hindistan’ın aceleye getirilmiş bir anlaşmaya direnmesine yardımcı oldu.

Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nin üst düzey yöneticileri, ticaret anlaşmalarının Hindistanlı çiftçileri ve küçük işletmeleri koruması gerektiğini kamuoyu önünde savundu. Yeni Delhi, siyasi açıdan etkili olan bu iki kesimi ticaret müzakerelerinde uzun süredir koruyor.

Eski ticaret müzakerecisi ve Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, “Hindistan, aceleye getirilmiş bir anlaşmayı geciktirmenin, hatta tamamen terk etmenin; maliyeti geçici tarife avantajlarının çok ötesine geçebilecek yükümlülüklerin altına girmekten daha ihtiyatlı olabileceğinin farkında” dedi.

Hindistan’da Hamamböceği Partisi’nin protestoları sürüyor

Okumaya Devam Et

Asya

Çin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu

Yayınlanma

Fransız mutfağının simge gıdası kaz ciğeri üretiminde Çin, devlet destekli yatırımlarla küresel pazarın yüzde 45’ini ele geçirdi. Ülkede yılda 11 bin ton üretilen de lüks gıda maddesi, Fransız rakiplerine kıyasla yarı fiyatına alıcı buluyor.

Fransız mutfağının ve kültürünün dünya çapındaki en önemli simgelerinden biri olan kaz ciğeri (foie gras) üretiminde dengeler değişiyor.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Çin, gerçekleştirdiği büyük atılımla bu lüks gıda maddesinin küresel üretim merkezi haline geldi. Devlet kontrolündeki yatırım kuruluşu China International Capital tarafından haziran ayında yayımlanan rapora göre, Çin sınırları içinde her yıl 11 bin ton kaz ciğeri üretiliyor.

Bu hacim, Çinli üreticilerin şu anda küresel kaz ciğeri üretiminin yüzde 45 gibi büyük bir oranını tek başına karşıladığı anlamına geliyor.

The Wall Street Journal gazetesine değerlendirmelerde bulunan Çin tarım sektörü uzmanı Even Pei, Batı dünyasındaki algının dönüştüğünü vurguladı. Pei, konuya ilişkin açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“On yıllar boyunca Batılı tüketicilerin gözünde ‘Çin Malı’ ibaresi ucuz, kalitesiz ve basit ürünlerle özdeşleşti. Ancak son on yılda, Çin’de üretilen ve yüksek kaliteyi daha düşük fiyata sunan çok sayıda yerli markanın yükselişine şahit oluyoruz.”

Kırsal kalkınma hamlesi sektörü büyüttü

Kaz ciğeri üretimindeki bu olağanüstü büyüme, Pekin yönetiminin kırsal bölgeleri kalkındırma stratejisinin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Kentlere göç eden iş gücü nedeniyle boşalan kırsal yerleşim birimlerinde sürdürülebilir sanayi kolları yaratmak isteyen Çin hükümeti, bu sektörü hedef seçti.

Tarım uzmanı Even Pei, devletin üreticilere düşük faizli krediler sağlayarak ve pazarlama faaliyetlerine doğrudan destek vererek sektörün büyümesini hızlandırdığını ifade etti.

Günümüzde Çinli çiftçiler, ördek ve kazları ciğerlerini büyütecek şekilde özel besleme yöntemlerine tabi tutarak binlerce ton kaz ciğeri işleme kapasitesine sahip durumda.

Ülkedeki restoranlar ve gıda üreticileri de tüketimi artırmak amacıyla yaratıcı sunumlar geliştiriyor. Habere göre, piyasada kaz ciğerli dondurma, yaban mersini aromalı kaz ciğeri ve bu lezzeti barındıran suşi roll gibi alternatif ürünler yer alıyor.

Lüks tüketim sınıfındaki bu gıda maddesi Çin içinde halen ağırlıklı olarak büyük şehirlerde yaşayan varlıklı kesime hitap ediyor.

Bununla birlikte, Çin’de üretilen kaz ciğerinin satış fiyatı, Fransa’da üretilen muadillerine kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük seviyede seyrediyor.

Avrupa pazarında rekabet endişesi

The Wall Street Journal gazetesinin dikkat çektiği bir diğer husus ise Avrupa Birliği’nin ithal ürünlere yönelik tedbirleri oldu. Avrupa Birliği, kaz ciğeri etiketleme kurallarını sıkılaştırarak yabancı üreticilerin ürünlerinde Fransa menşeini çağrıştıracak ibareler kullanmasını yasakladı.

Çin dışında üretilen kaz ciğerinin uluslararası satışı şu an için yalnızca birkaç küçük pazarla sınırlı kalıyor.

Öte yandan Fransa’daki sektör temsilcileri, Çin menşeli kaz ciğerinin Avrupa pazarına doğrudan girmesi durumunda, düşük fiyat avantajının tüketiciler nezdinde belirleyici unsur haline gelmesinden endişe ediyor.

Dünya gastronomi kültüründe kaz ciğeri, Fransa’nın en önemli marka değerleri arasında kabul ediliyor. Fransa, bu özel yemeğe yasal koruma altında olan kültürel ve gastronomik miras statüsü tanımış durumda.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşımasını protesto etti

Yayınlanma

Çin, Japonya Dışişleri Bakanı’nın Güney Çin Denizi tahkim kararını gündeme taşıması ve bazı ülkelerle yayımladığı ortak bildiri nedeniyle sert girişimde bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı Asya İşleri Dairesi’nden sorumlu bir yetkili, pazar günü Japonya’nın Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı’nı bakanlığa çağırdı. Görüşmede, Japonya Dışişleri Bakanı’nın, sözde “Güney Çin Denizi Tahkim Kararı”nı yayımlanmasının 10. yılında yeniden gündeme taşıması ve Japonya’nın bazı ülkelerle işbirliği içinde ortak bir bildiri yayımlaması nedeniyle sert girişimde bulunuldu; Çin’in güçlü memnuniyetsizliği ve protestosu iletildi.

Yetkili, Çin’in Japonya’nın “provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceğini”, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını “kesin biçimde koruyacağını” belirtti.

Çin Dışişleri Bakanlığına göre Çin tarafı, Japonya’nın Güney Çin Denizi ile bağlantılı tarihsel suçlarının hesabını açık biçimde vermediğini ve bu nedenle konu hakkında sorumsuzca açıklamalar yapma hakkına sahip olmadığını ifade etti.

Çin tarafı, Japonya’nın “bu çirkin söz ve eylemlerinin savaş sonrası uluslararası düzene ve uluslararası ilişkilerde hukukun üstünlüğüne meydan okuduğunu, çifte standart uyguladığını, ülkeler arasında ayrılık yaratmaya çalıştığını ve Güney Çin Denizi’ndeki barış ve istikrarı baltaladığını” bildirdi. Bu tutumun, bölge ülkelerinin ortak çıkarları ve beklentileriyle de çeliştiği kaydedildi.

Bakanlık, bu tür adımların Çin dahil uluslararası toplumda, Japonya’nın modern tarihteki saldırganlık eylemleri ve sömürgeci vahşeti konusunda tarihsel kaygıları yeniden canlandırdığını ve güçlü öfkeye yol açtığını açıkladı.

Açıklamada, Çin’in Japonya’nın provokasyonlarına kararlı ve güçlü biçimde karşılık vereceği, toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kesin biçimde koruyacağı yinelendi.

Bakanlık ayrıca Çin tarafının, Japonya’yla bağlantılı çeşitli olumsuz gelişmeler konusunda da sert girişimlerde bulunduğunu bildirdi. Bunlar arasında, “Tayvan meselesi, Japonya’nın Çin’de bıraktığı terk edilmiş kimyasal silahlar, Japon parlamento üyelerinin Çin’in etnik politikalarına ilişkin uygunsuz açıklamaları ve Japonya’nın askeri ve güvenlik alanındaki olumsuz adımları” yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English