Asya
İki Toplantı: Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin açıklamalarından öne çıkanlar

Dışişleri Bakanı Wang Yi cuma günü yaptığı açıklamada Çin’i çalkantılı bir dönemde dünyada bir “istikrar kaynağı” olarak gösterdi ve Pekin’in çıkarlarını kararlılıkla savunurken barış için mücadele edeceğini söyledi.
Çin’in en önemli siyasi toplantıları olan ve tüm dünyada ilgiyle takip edilen “iki toplantı” sırasında bir basın toplantısı düzenleyerek dünya medyasının karşısına çıkan Wang, Çin’in Rusya ile olan “dirençli” bağlarından övgüyle bahsederken, ABD’yi Washington’un Çin’in gelişimini engelleme girişimlerine Pekin’in kararlılıkla karşılık vereceği konusunda uyardı.
90 dakika süren basın toplantısında üst düzey diplomat ayrıca Ukrayna savaşı, Orta Doğu, Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi bir dizi konuda Pekin’in tutumunu ortaya koydu.
İki Toplantı: Çin’in ekonomi kurmayları 2025 planlarını açıkladı
İşte Wang’ın açıklamalarından öne çıkanlar:
- ABD-Çin ilişkileri
Wang basın toplantısı boyunca birçok kez ABD’den bahsederek Washington’un Çin’in gelişimini “bastırdığını” söyledi.
Çin’in ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni yönetimiyle nasıl ilişki kuracağı konusunda Çinli diplomat, karşılıklı saygının ilişkileri yöneten temel ilke olduğunu ve “hiçbir ülkenin aynı anda hem Çin’i bastırıp hem de Çin ile iyi ilişkiler sürdürebileceğini hayal etmemesi gerektiğini” söyledi.
“Bu tür iki yüzlü davranışlar ikili ilişkilerin istikrarı ya da karşılıklı güven inşası için iyi değildir” dedi.
Wang’ın yorumları, Trump’ın Çin mallarına yönelik gümrük vergilerini artırdığı ve Pekin’in de buna hızla misilleme yaptığı bir dönemde geldi.
“Eğer ABD Çin’i çevrelemeye devam ederse, biz de kararlılıkla karşı koyacağız” dedi.
Ancak Wang, ABD ve Çin arasındaki işbirliğinin karşılıklı fayda sağlayacağını ve iki rakip ekonominin ortak olmasının ve birbirlerinin başarısına katkıda bulunmasının “tamamen mümkün” olduğunu söyleyerek bazı uzlaştırıcı açıklamalar da yaptı.
Çin’den ABD Savunma Bakanı Hegseth’e yanıt: Savaşın kazananı olmaz
- İstikrar sağlayıcı bir güç olarak Çin
Wang, Çin’in dış politikasının uluslararası toplum tarafından giderek daha fazla memnuniyetle karşılandığını ve küresel zorlukların ele alınmasındaki rolünün dünyanın dört bir yanındaki ülkeler tarafından giderek daha fazla “beklendiğini ve takdir edildiğini” söyledi.
“Ülkeler, özellikle de büyük ülkeler tarafından yapılan seçimler çağımızın gidişatını belirleyecek ve dünyanın geleceğini şekillendirecektir. Çin’in diplomasisi tarihin doğru tarafında sağlam bir şekilde duracaktır” dedi.
“Bu belirsiz dünyaya kesinlik sağlayacağız… Dünya barışı ve istikrarı için adil ve dürüst bir güç olacağız” ifadelerini kullandı.
- Küresel Güney
Wang, Küresel Güney’deki ülkeleri “dünya barışının korunması, dünya kalkınmasının yönlendirilmesi ve küresel yönetişimin iyileştirilmesi için kilit güç” olarak tanımladı. Bu gelişmekte olan ülkelerin küresel GSYH’nin yüzde 40’ından fazlasını oluşturduğunu kaydetti.
“Küresel Güney, dünyaya istikrar getirmenin ve onu daha iyi bir yer haline getirmenin anahtarını elinde tutuyor,” diye ekleyerek gelişmekte olan ekonomiler arasında daha fazla birlik ve işbirliği çağrısında bulundu.
Wang, “Dünya nasıl değişirse değişsin, kalbimiz her zaman Küresel Güney ile birlikte olacak ve köklerimiz Küresel Güney’de daha da derinleşecek” dedi.
- Rusya-Ukrayna savaşı
Çin’in Rusya ile ilişkileri sorulduğunda Wang, uluslararası ortam nasıl gelişirse gelişsin iki komşu arasındaki derin dostluğun ve bağların ivmesinin değişmeyeceğini söyledi.
“Olgun ve dirençli ilişkileri… herhangi bir olaydan ya da üçüncü bir taraftan etkilenmeyecektir” diyen Wang, Çin-Rusya ilişkisinin dünyada istikrar sağlayıcı bir güç olduğunu sözlerine ekledi.
Ukrayna savaşıyla ilgili ayrı bir soru üzerine Wang, Pekin’in duruşunu “objektif ve tarafsız” olarak nitelendirdi ve Çin hükümetinin çatışmanın üç yıldan uzun bir süre önce patlak vermesinden bu yana barışı desteklediğini belirtti. Çin’in krizin çözümünde yapıcı bir rol oynamak için uluslararası toplumla birlikte çalışmaya istekli olduğunu söyledi.
- Güney Çin Denizi
Wang, Güney Çin Denizi konusunda sert açıklamalarda bulunarak Filipinler’in Pekin ile yaşadığı deniz sürtüşmelerinin arkasında bölge dışı ülkelerin olduğunu savundu.
Wang, “İhlal ve provokasyon geri tepecek ve başkalarının satranç taşları gibi hareket edenler mutlaka bir kenara atılacaktır,” dedi.
Bu yorumlar, Çin’in hak iddia ettiği kilit uluslararası su yolunda Manila ile gerilimin arttığı bir dönemde geldi. Filipinler de dâhil olmak üzere birçok Güneydoğu Asya ülkesinin Güney Çin Denizi’nde birbiriyle örtüşen hak iddiaları bulunuyor.
Wang, Çin’in toprak egemenliğini kararlılıkla koruyacağını söyledi ancak Çin ve Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği’nin (ASEAN) ortak çabaları sayesinde Güney Çin Denizi’ndeki durumun istikrarını koruduğunu da sözlerine ekledi.
- Gazze Savaşı
Orta Doğu’daki çatışmalarla ilgili olarak Wang, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’yi ele geçirme önerisini reddederek Gazze’nin Filistin halkına ait olduğunu ve “statüsünün güç kullanarak değiştirilmesinin barış değil yeni bir kaos getireceğini” söyledi.
Pekin’in Mısır’ın ve diğer Arap ülkelerinin barış planına destek sözü veren Trump, Çin’in iki devletli çözümü desteklemeye devam edeceğini söyledi.
Wang, “Filistin-İsrail çatışmasının döngüsünün özü, İsrail devletinin uzun süredir kurulmuş olması ve Filistin devletinin hala ulaşılamaz olmasıyla, iki devletli çözümün yalnızca yarısının başarılmış olması gerçeğinde yatmaktadır” dedi.
- Avrupa ile ilişkiler
Elektrikli araçlar konusunda artan ekonomik gerilimlerin ortasında Çin’in Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini nasıl gördüğü sorusuna Wang, Çin’in iki tarafın sorunları istişareler yoluyla çözebilecek “kapasite ve bilgeliğe” sahip olduğuna inandığını söyledi.
Çin ve AB’nin stratejik diyalog ve karşılıklı güveni derinleştirmesi gerektiğini belirten Wang, Pekin’in Avrupa’nın Çin için güvenilir bir ortak olabileceğine inandığını söyledi.
Çin ve Avrupa bloğu bu yıl ilişkilerin kurulmasının 50. yıldönümünü kutlayacak.
- Tayvan
Tayvan’la ilgili bir soruyu yanıtlayan Wang, Tayvan’ın hiçbir zaman bir ülke olmadığına dair daha önce yaptığı açıklamaları yineledi.
“Geçmişte olmadı ve gelecekte de olmayacak” dedi.
Tayvan’ın bağımsızlığının desteklenmesinin Tayvan Boğazı’ndaki istikrarı tehlikeye atacağını söyledi. ABD’nin ve diğer Batılı ülkelerin Tayvan’ı destekleme çabalarına işaret eden Wang, “Tayvan’ın bağımsızlığını istemek geri tepmeye mahkumdur ve Çin’i kontrol altına almak için Tayvan’ı kullanmak beyhude bir girişimden başka bir şey olmayacaktır. Çin yeniden birleşmeyi gerçekleştirecektir ve bu durdurulamaz” ifadelerini kullandı.
Asya
Çin Başbakanı Yaz Davos’unda Avrupa’nın sübvansiyon iddialarını reddetti

Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu’nun “Yaz Davos’u” toplantısında Avrupalı ticaret ortaklarının sübvansyion şikâyetlerini reddetti.
Çin Başbakanı Li Qiang, Dünya Ekonomik Forumu (WEF) konferansında ülkesinin rekabet gücünü teknolojik yeniliğe bağladı ve devlet sübvansiyonlarına ilişkin uluslararası şikâyetleri reddetti.
Çarşamba günü kuzeydeki liman kenti Dalian’da düzenlenen WEF’in “Yaz Davos’u” etkinliğinde konuşan Li, Çinli şirketlerin araştırma-geliştirme harcamalarını ve bataryalardan iletişim teknolojilerine kadar uzanan sektörlerde elde edilen başarıları öne çıkardı.
“Çin ürünlerinin rekabet gücünün anahtarı, bazılarının iddia ettiği gibi hükümet sübvansiyonlarına dayanması değildir” diyen Li, “Çin hükümeti o kadar zengin değil, bunu karşılayabilecek durumda da değil” ifadelerini kullandı.
Li’nin yorumları, Çin’in Avrupalı ticaret ortaklarının ülkenin ekonomik modeline yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Bu eleştirilerde, Pekin’in öncelikli sektörlerde sanayi politikalarını kullanmasının aşırı kapasiteyi körüklediği savunuluyor. Çin’in ticaret fazlası, mal ihracatının gücüyle geçen yıl 1,2 trilyon dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Yıllardır artan ticaret gerilimleri geçen yıl Washington ile Pekin arasında patlak veren sert tarife savaşıyla zirveye çıkarken, Avrupa Birliği’nin (AB) en büyük dört ekonomisi de “haksız ticaret uygulamalarının yükselişi” olarak niteledikleri duruma karşı Avrupa sanayisini savunmak için daha sert önlemler alınması yönünde baskı yapıyor.
IMF bu yıl Çin’e sübvansiyonlarını yarıya indirme çağrısında bulundu. Kurum, bu sübvansiyonların GSYİH’nin yüzde 4’üne denk geldiğini tahmin etmiş ve bunların “uluslararası taşma etkilerine ve baskılara yol açtığını” belirtmişti.
WEF’in “Yeni Şampiyonlar Yıllık Toplantısı” —Dalian ve Tianjin arasında dönüşümlü olarak düzenlenen ve Çin’in İsviçre’deki kış buluşmasına verdiği karşılık olarak görülen etkinlik— geçmişte uluslararası yöneticileri kendine çekmiş ve Pekin’in üst düzey politika yapıcılarının başlıca ekonomik eğilimlere dair açıklamaları nedeniyle yakından izlenmişti.
Son yıllarda Pekin’in iki numaralı yetkilisi olan Li, bu etkinliği Çin’i küresel ticaret sisteminin bir dayanağı olarak göstermek ve ülkenin hızla artan ihracatına ilişkin Batı’daki kaygıları yatıştırmak için kullandı.
Bu yılki açılış konuşmasını çarşamba günü yapan Li, “maliyetli Ar-Ge harcamaları” yapan ve “haksız dış baskılarla” karşı karşıya kalan yerli şirketleri övdü.
Li, ABD’nin ihracat kontrolleri nedeniyle en ileri çip üretim teknolojilerine erişimi kısıtlanan Huawei örneğini öne çıkardı.
Huawei’nin “uzun süredir mali ve teknolojik ablukalardan muzdarip olduğunu” ancak “direnç gösterdiğini” söyleyen Li, şirketin on yılda Ar-Ge’ye 1 trilyon RMB’den —147 milyar dolar— fazla yatırım yaptığını ve “öncü teknolojilerde bir dizi atılım gerçekleştirdiğini” belirtti.
Li, “ikinci Çin şoku” uyarıları gibi “dostane olmayan anlatıları” eleştirdi. Bu ifade, Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasının ardından yaşanan ilk ihracat patlamasının bugünkü yankılarına gönderme yapıyor.
“Geçmişte Çin’in büyük pazarı ve düşük maliyetli üretim faktörleri dünyaya pazar getirileri sağlamıştı” diyen Li, şöyle devam etti:
“Bugün Çin, daha da büyük pazar getirileri sunmayı sürdürürken, teknolojik ilerlemesi ve sanayi modernizasyonuyla giderek daha fazla inovasyon getirisi de sağlıyor.”
Li, Batılı ticaret ortakları ve iş dünyası odalarının sıkça dile getirdiği bir şikâyet konusu olan pazara erişimi genişletme taahhüdünde bulunmasının yanı sıra, yapay zekânın taşıdığı riskler ve uluslararası düzenleyici işbirliği ihtiyacı konusunda da uyarıda bulundu.
Riskleri kontrol altına alacak “uygun bir yönetişim” olmaması halinde, “sonuçların ağır olabileceğini” söyledi.
Li ayrıca, perakende satışların mayısta 2022’den bu yana ilk kez gerilediği ve yılbaşından bu yana yatırımlardaki düşüşün derinleştiği iç ekonominin durumu konusunda da dinleyicilere güven vermeye çalıştı.
Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte “sağlam ivmesini koruduğunu” söyledi.
Asya
Japon elektrik üreticisi JERA, ABD’deki veri merkezi için 3 milyar dolarlık büyük gaz yakıtlı santral kuracak

Nikkei Asia’nın pazartesi günü edindiği bilgiye göre Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, ABD’de aynı sahada yer alacak bir veri merkezi için yaklaşık 500 milyar yen, yani 3 milyar dolar değerinde büyük bir gaz yakıtlı elektrik santrali inşa edecek.
Bu adım, Japon şirketinin ABD’li teknoloji devlerinin yapay zekâya yönelik benzeri görülmemiş yatırımları karşısında hızla büyüyen enerji altyapısı talebinden pay alma hedefiyle birlikte geldi.
Japonya’nın en büyük elektrik üreticisi JERA, büyük dil modellerinin eğitimi için bitişikteki veri merkezlerine elektrik sağlamak üzere ABD’de doğal gaz santrali inşa etmek amacıyla büyük Amerikan teknoloji şirketleriyle ortaklık kuruyor. 3 milyar dolarlık yatırım kapsamında kurulacak santralin 2028’de faaliyete geçmesi planlanıyor.
Bu proje, yapay zekâ eğitimi için istikrarlı elektrik arzına duyulan acil ihtiyacı yansıtıyor. Doğal gaz santralleri, veri merkezlerinin yüksek yük taleplerini karşılamak için geçiş dönemi çözümü işlevi görüyor.
Piyasa mekanizmaları açısından bakıldığında, yapay zekâ sermaye harcamaları elektrik üretimi ile veri merkezlerinin birlikte gelişimini tetikliyor. Finansman doğal gaz altyapısına ve hiper ölçekli veri merkezi işletmecilerine yönelirken, elektrik ekipmanı tedarikçileri ve bulut hizmet sağlayıcıları bu süreçten fayda sağlıyor.
JERA daha önce yurt dışı enerji varlıklarına yönelik yatırımlarını aktif biçimde geliştirmişti. ABD’li teknoloji devleriyle bu santral işbirliği, Japon şirketlerinin küresel yapay zekâ tedarik zincirine katılma stratejisinin devamı niteliğinde. Bu eğilim, Microsoft gibi şirketlerin kendi veri merkezi enerji kaynaklarını inşa etmesine benzer bir yönelimi yansıtıyor.
Sermaye akışları bakımından proje, altyapı fonlarını ve enerji dönüşümü sermayesini kendine çekecek. Bu da doğal gazın yapay zekâ veri merkezleri için güvenilir bir baz yük enerji kaynağı rolünü güçlendirirken, yenilenebilir enerji ve depolama yatırımlarını da teşvik edecek.
Google ve Amazon’un veri merkezleri için uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları imzalamasına benzer şekilde, Japon şirketleri de doğrudan yatırımlar yoluyla yapay zekâ büyümesinden doğan kazançları güvence altına alıyor. Bu süreç, küresel enerji ve bilişim altyapısının entegrasyonunu hızlandırıyor.
Özünde bu gelişme, teknolojik ikame ve sanayi zincirinin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor. Yapay zekâ eğitiminde kullanılan hesaplama gücündeki patlayıcı büyüme, yerel elektrik tedarikini zorunlu kılıyor. Bu durum, fiyatlama gücünü geleneksel kamu hizmeti şirketlerinden veri merkezleri ile elektrik üretiminin birleşimine doğru kaydırıyor ve küresel enerji sermayesinin tahsisini yeniden şekillendiriyor.
Japon sanayiciler ve yöneticiler, ABD’ye ‘sonu gelmez’ yatırımlar konusunda uyardı
Asya
Güney Kore, Orta Doğu’da savaş sonrası yeniden imar için görev gücü kurdu

Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun pazartesi günü yaptığı açıklamada, Güney Kore hükümetinin, Güney Koreli şirketlerin çatışma sonrası yeniden imar çalışmalarına katılımını desteklemek amacıyla Orta Doğu genelinde ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını belirlemek üzere bir görev gücü kurduğunu söyledi.
Cho, düzenlediği basın toplantısında, “Güney Koreli şirketlerin Orta Doğu’daki yeniden imar çalışmalarına katılımını kolaylaştırmak ve bölgeyle daha geniş ekonomik işbirliği geliştirmek amacıyla bakanlık özel bir görev gücü kurdu ve yurt dışı temsilcilikler aracılığıyla ülke bazlı işbirliği ihtiyaçlarını aktif biçimde tespit etti” dedi.
Cho, “Krizlere verdiğimiz yanıtlar, Orta Doğu ülkeleri nezdinde Güney Kore’nin zor zamanlarda yanlarında duran güvenilir bir ortak olduğu algısını güçlendirdi” diye ekledi.
Geçen hafta ABD ve İran, aylar süren savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı. Söz konusu mutabakat, iki ülke arasındaki ateşkesi 60 gün uzatacak; bu süre içinde nükleer meseleler ve diğer başlıkların ele alınarak nihai bir barış anlaşmasına varılması için müzakereler yürütülecek.
Cho, anlaşmanın yalnızca kısa vadeli bir gerilimi azaltma tedbiri olarak kalmaması, aynı zamanda bölgede kalıcı barış ve istikrarın temeli haline gelmesi için ABD ve daha geniş uluslararası toplumla birlikte çalışacaklarını taahhüt etti.
Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan Güney Kore bağlantılı gemilere ilişkin olarak Cho, hükümetin ilgili koşulları ve Kore gemileri ile mürettebatının güvenliğini yakından izlemeyi sürdürdüğünü söyledi.
Cho, “Bizim gemilerimiz de dahil olmak üzere tüm gemiler için serbest ve güvenli geçişin hızla yeniden tesis edilmesini sağlamak amacıyla ilgili ülkelerle işbirliğimizi sürdüreceğiz” dedi. “Yakın gelecekte İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yapılması için Tahran ile koordinasyon halindeyiz” diye ekledi.
Okyanuslar Bakanlığı’na göre, Güney Kore tarafından işletilen iki gemi pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan çıktı. Bu gemiler, geçen haftaki ABD-İran anlaşmasıyla stratejik deniz yolunun yeniden açılmasının ardından su yolundan geçen ilk Güney Kore bağlantılı gemiler oldu.
Bu çıkışla birlikte bölgede kalan Güney Kore bağlantılı gemi sayısı 22’ye düştü.
Daha sonra bakanlıktan üst düzey bir yetkili, Güney Kore ile ABD’nin bu yıl içinde, Seul’ün nükleer denizaltı arayışı ile uranyum zenginleştirme ve kullanılmış yakıtı yeniden işleme kabiliyetleri dahil olmak üzere temel nükleer işbirliği konularında anlaşmaya varmasının beklendiğini söyledi.
Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, “Son görüşmeler Güney Kore’de yapıldı ve yakın gelecekte ABD’de yeni bir turun gerçekleştirilmesi bekleniyor” dedi.
Güney Kore’nin zenginleştirme ve yeniden işleme haklarını elde edebilmesi için ABD ile ikili nükleer işbirliği anlaşmasında, 123 Anlaşması olarak bilinen düzenlemede, kısmi ya da kapsamlı değişiklikler yapılmasını veya bir ek protokol kabul edilmesini sağlaması gerekecek.
Yetkili, “Bir anlaşmanın biçiminden çok içeriği önemlidir” dedi ve aynı ilkenin nükleer denizaltılara ilişkin görüşmeler için de geçerli olduğunu belirtti. “Mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak gibi net bir hedef belirledik” dedi.
Kuzey Kore konusunda ise yetkili, Çin’in Pyongyang’ın nükleer silah programına fiilen göz yumduğu yönündeki spekülasyonları reddederek, Pekin’in “bu konuyu kamuoyu önünde tartışmaktan kaçınmış göründüğünü” söyledi.
Bu açıklamalar, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in kısa süre önce Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile görüşmek üzere Pyongyang’a yaptığı ziyaretin ardından geldi. Önceki görüşmelerinin aksine, bu ziyarette Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması konusu kamuoyu önünde dile getirilmedi.
Bakanlık yetkilisi, “Çin’in bu konuyu kamuoyu önünde ele alma konusundaki isteksizliği, Kuzey Kore ile ilişkileri ve Pyongyang ile Moskova arasındaki büyüyen ilişki bağlamında daha geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir” dedi.
Yetkili ayrıca Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasında derinleşen hizalanmanın arzu edilmeyen bir durum olacağı uyarısında bulundu ve Güney Kore, Çin ve Japonya arasındaki üçlü işbirliğinin önemini vurguladı.
Başkan Lee Jae Myung’un kısa süre önce G7 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump’a Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılmasının aşamalı olarak yürütülmesi yönünde yaptığı öneriye ilişkin olarak yetkili, Seul ile Washington’ın büyük ölçüde aynı çizgide kalmaya devam ettiğini söyledi.
“Çalışma düzeyindeki istişareler yoluyla ABD ile koordinasyonu sürdürdük; bu nedenle pozisyonlarımız arasında temel bir fark olduğunu düşünmüyorum” dedi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









