Diplomasi
Çinli yarı iletken araştırmacısı Wang Danhao’nun ABD’de gizemli ölümü

Fakülte dekanı tarafından “umut vadeden ve parlak bir genç zihin” olarak tanımlanan Çinli bilim insanı, ABD federal kolluk kuvvetlerinin sorgusunun ardından yaşamına son verdi. ABD’deki Çin Büyükelçiliği, yarı iletken araştırmacısı Wang Danhao’nun öldüğünü doğruladı.
Çinli yarı iletken araştırmacısı Wang Danhao, geçen ay Michigan Üniversitesi’nde, ABD federal kolluk kuvvetleri tarafından sorgulanmasından kısa süre sonra hayatını kaybetti.
Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, South China Morning Post’a pazartesi günü e-postayla yaptığı açıklamada, Wang’ın yaşamına son verdiğini doğruladı.
“Bu trajediden derin üzüntü duyuyoruz” diye yazan Liu, ABD’nin ulusal güvenlik kavramını “aşırı genişlettiğini” ve Çinli öğrenciler ile akademisyenleri gereksiz sorgulama ve tacize maruz bıraktığını da ekledi.
Liu, ABD hükümetine kapsamlı bir soruşturma yürütmesi, Wang’ın ailesine ve Çin tarafına karşı sorumlu bir açıklama yapması ve ayrımcı kolluk uygulamaları olarak nitelediği uygulamalara son vermesi çağrısında bulundu.
Üniversitenin Mühendislik Fakültesi’nde 2022’den bu yana doktora sonrası araştırma bilim insanı olarak çalışan Wang, 19 Mart gecesi kampüsteki George G. Brown Binası içinde yaşanan bir düşme olayının ardından hayatını kaybetti.
Michigan Üniversitesi Kamu Güvenliği ve Emniyet Birimi’nden bir kamu bilgilendirme yetkilisine göre, üniversite polisi saat 23.00 sıralarında gelen bir ihbar üzerine olay yerine gitti ve daha sonra Wang’ın hayatını kaybettiğini açıkladı.
Polis, ölen kişinin kimliğini açıklamadı.
Liu, büyükelçiliğin destek sunmak amacıyla Wang Danho’nun Çin’deki ailesiyle temas hâlinde olduğunu da belirtti. Ayrıca ABD’deki Çinli öğrencilere dikkatli olmaları ve kolluk kuvvetleriyle sorun yaşamaları hâlinde Çin’in diplomatik temsilcilikleriyle iletişime geçmeleri çağrısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı, olaya ilişkin ilk açıklamasını 27 Mart’ta yaparak “derin üzüntü” duyduğunu ve ABD tarafına “resmî ve ciddi girişimlerde” bulunduğunu söyledi.
Çin’in Chicago Başkonsolosluğu ise 30 Mart tarihli devam açıklamasında, Çinli akademisyenin “ABD kolluk kuvvetleri tarafından sorgulandıktan sonraki gün” intihar ederek öldüğünü bildirdi.
Mühendislik Fakültesi Dekanı Karen Thole da 1 Nisan’da fakülte genelinde gönderdiği bir e-postada kurbanın Wang olduğunu açıkladı.
Michigan merkezli yerel haber sitesi MLive’a göre Thole, Wang’ı “umut vadeden ve parlak bir genç zihin” olarak tanımladı.
Thole, “Onun kaybı derinden hissediliyor… yalnızca burada Üniversite’de onu tanıyanlar tarafından değil, aynı zamanda dünya genelinde insanları olumlu yönde etkileyecek bilimsel atılımlara katkı sunma potansiyelini anlayan herkes tarafından” diye yazdı.
Wang, yarı iletkenler, nano malzemeler ve optoelektronik alanlarında uzmanlaşmış Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Pallab K. Bhattacharya Kürsü Profesörü Zetian Mi’nin laboratuvarında çalışıyordu. SCMP, yorum almak için Mi ve Thole ile iletişime geçti.
Wang’ın LinkedIn sayfası, Haziran 2022’de Hefei’deki Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden (USTC) doktora derecesini aldıktan sonra Michigan eyaletindeki Ann Arbor kentine taşındığını gösteriyor.
Doktora çalışmasında Wang, gelişmiş ışık algılama ve elektronik cihazlar için çok küçük yapılar inşa etmek amacıyla AlGaN adlı bir yarı iletken malzeme kullandı ve tezi o yılın en iyi 30 tezi arasında yer aldı.
Google Scholar profiline göre Wang’ın araştırmalarına 4 binden fazla atıf yapıldı. Michigan Üniversitesi’nin 2024 ve 2025 yıllarında öne çıkardığı son çalışmaları, bazı nitrür yarı iletkenlerin aşırı koşullar altında kararlı kaldığını ortaya koyuyor; bu da daha verimli, yüksek güçlü elektroniklerin önünü açıyor.
Wang, araştırmacıların çalışmalarını paylaştığı bir internet sitesi olan ResearchGate’te, “Araştırmalarım elektrik mühendisliği, malzeme bilimi, kimya ve fotonik/optoelektroniğin kesişim noktasında yer alıyor” diye yazdı.
Çalışmalarının, yeni nesil elektronik ve ışık temelli cihazlar için III-nitrür yarı iletken ince filmleri ve nanoyapılar geliştirmeye odaklandığını söyledi.
Kuzey Amerika’daki en büyük Çince gazetelerden biri olan World Journal’ın 31 Mart tarihli haberine göre Wang, mayıs ayında dönem sona erdikten sonra bir üniversite görevini üstlenmek üzere Çin’e dönmeyi planlıyordu, ancak iddiaya göre ABD makamları tarafından ülkeden ayrılması engellendi.
Haberde ayrıca, federal ajanların Wang laboratuvardayken binayı çevrelediği ve onu sorgulamak üzere götürmeyi amaçladıkları yönündeki iddialara da yer verildi.
ABD’de Çin kökenli Amerikalı bilim insanlarına yönelik inceleme ve baskı, 2010’lu yılların başında başladı. Bu süreçte, Pekin adına casusluk yapmakla suçlanan hidroloji uzmanı Sherry Chen ve hassas Amerikan şirket teknolojilerini paylaşmakla itham edilen fizikçi Xiaoxing Xi gibi yüksek profilli vakalar öne çıktı.
Daha sonra her iki bilim insanı da herhangi bir suç işlemedikleri yönünde aklandı; Chen ise ABD hükümetinden haksız işten çıkarılma nedeniyle yaklaşık 2 milyon ABD doları tazminat aldı.
Başkan Donald Trump, 2018’de Çin’le bağlantılı olduğu iddia edilen ekonomik casusluk ve teknoloji transferlerine karşı koymayı amaçlayan Çin Girişimi’ni resmen başlattı.
Birçok dava daha sonra düşürülmüş ya da mahkemede çökmüş olsa da, program kariyerlere zarar verdi ve yüzlerce araştırmacının ciddi mali ve mesleki sıkıntılarla karşı karşıya kalmasına yol açtı. Girişim, ırksal profilleme ve bilimsel işbirliği üzerinde caydırıcı etki yarattığı yönündeki yaygın eleştirilerin ardından 2022’de sona erdirildi.
Son dönemdeki vakalar da endişeleri artırmayı sürdürdü. 2024’te Northwestern Üniversitesi’nde görev yapan sinirbilimci Jane Wu, Çin bağlantılarıyla ilgili federal soruşturmada aklanmış olmasına rağmen laboratuvarının kapatılmasının ardından intihar ederek hayatını kaybetti; bu bilgi, ailesinin üniversiteye karşı sürdürdüğü davada yer aldı.
Ayrı bir olayda, Arizona State University profesörü Nongjian Tao, 2020’de kampüsteki bir otoparktan düşerek öldü; polis daha sonra bunun intihar olduğuna hükmetti. Bir polis raporunda Tao’nun işle ilgili ciddi stres altında olduğu belirtildi ve Çin bağlantılarının mercek altına alınmasının bu olayda rol oynayıp oynamadığı sorusu gündemde kalmaya devam etti.
Diplomasi
ABD ve İran Hürmüz Boğazı için anlaşmaya yakın

Bloomberg ve CBS News’te yer alan haberlerde ABD ve İran’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması için mutabakat zaptı imzalamaya yakın olduğu bildirildi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, nihai uzlaşı için 60 günlük bir müzakere süreci başlayacak.
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması amacıyla anlaşma imzalamaya yaklaştı. Bloomberg ve CBS News‘ün yüksek düzeyli yetkililer ile G7 ülkelerinin temsilcilerine dayandırdığı haberlere göre, söz konusu uzlaşının nihai bir anlaşma yerine öncelikle bir mutabakat zaptı şeklinde formüle edilmesi ve nihai anlaşma için müzakerelerin önünü açması bekleniyor.
İranlı üst düzey bir yetkili anlaşmanın yakın olduğunu belirtirken, bir G7 temsilcisi de belgenin bağlayıcı bir anlaşmadan ziyade bir niyet beyanı niteliği taşıyacağını aktardı.
Başka bir G7 temsilcisi ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada, belgenin bu pazar günü İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanması ihtimalinin görüşüldüğünü ancak İran tarafının nihai uzlaşıyı henüz onaylamadığını bildirdi.
Bu yılki G7 zirvesi 15 ila 17 Haziran tarihlerinde Fransa Alpleri’ndeki Evian kentinde düzenlenecek. Cenevre ise bu bölgeye yakın bir konumda bulunuyor.
Ajansın kaynağı, çatışmaların başlamasından bu yana Washington ile Tahran arasındaki iletişimin zorlukla yürütüldüğünü kaydetti. CBS News kaynakları mutabakat zaptının önümüzdeki haftanın başında imzalanabileceğini öngörürken, ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta sonu Avrupa’da İran ile bir barış anlaşması imzalanmasının muhtemel olduğunu söyledi.
G7 temsilcileri, daha önce diplomatik alanda sağlanan ilerlemenin henüz resmiyete dökülmediğini ve nihai şartlar üzerinde uzlaşıldığına dair kesin bir işaret bulunmadığını vurguladı.
Mutabakat zaptının imzalanması, taraflar arasında nihai anlaşmanın detaylarını netleştirmek üzere 60 günlük bir müzakere sürecini başlatacak.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Bloomberg’e yaptığı açıklamada, tarafların bu konuda henüz nihai karara varmadıklarını bildirdi. Sözcü bununla birlikte, Ortadoğu’da gerilimin tırmanmasına ve enerji fiyatlarının yükselmesine yol açan çatışmanın sonlandırılması yönünde bir ilerleme kaydedildiğini doğruladı.
Axios sitesinin kaynaklarına dayandırdığı habere göre, ABD ve İran arasındaki mutabakat zaptının metni üzerinde uzlaşı sağlandı ancak belgenin henüz nihai olarak onaylanması gerekiyor.
Haberdeki iddialara göre İran, nükleer silah edinme arayışına girmeme ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını belirli bir düzene sokma taahhüdünde bulunuyor.
ABD tarafı ise BM müfettişlerinin gözetimi altında uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi seçeneğini değerlendiriyor.
İran ve ABD arasında barış mutabakatı: Taslak metindeki maddeler neler?
Belge uyarınca, İran’ın nükleer programına yönelik sonraki adımlar ancak taraflar arasında ikinci bir anlaşmanın yapılmasıyla mümkün olacak.
Bununla birlikte, Axios’a konuşan kaynaklar, müzakerelerin karmaşıklığı nedeniyle ikinci bir anlaşmanın imzalanma olasılığını düşük görüyor.
Metin, Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilerin geçişi için derhal ve ücretsiz olarak açılmasını, taşımacılık hacminin de 30 gün içinde çatışma öncesi seviyeye getirilmesini öngörüyor. Buna karşılık ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı kaldıracak.
Siteye konuşan kaynak, mutabakat zaptının nükleer konulara ilişkin ayrıntılı hükümler içerdiğini ve ABD’nin taleplerini karşıladığını ifade etti.
Daha önce yansıyan bilgilere göre, boğazın açılmasının ardından İran’a geçici olarak yaptırım muafiyeti tanınabileceği ve 60 gün boyunca petrol ihraç etmesine izin verilebileceği belirtilmişti.
Bu sürenin ardından kısıtlamaların gevşetilmeye devam etmesi, anlaşma şartlarının yerine getirilmesine bağlı olacak.
İran’ın yurt dışında dondurulmuş varlıklarının durumu ise henüz çözüme kavuşturulamadı.
Tahran bu fonların bir kısmının derhal ödenmesini talep ederken, Washington paranın aşamalı olarak serbest bırakılmasını öneriyor.
Diplomasi
ABD, Sahalin-2 petrolünün Japonya’ya sevkiyat iznini uzattı

ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın Sahalin-2 projesinden çıkarılan petrolün deniz yoluyla Japonya’ya taşınmasına izin veren lisansın süresini 18 Aralık 2026’ya kadar uzattı. Karar kapsamında ayrıca, yaptırım uygulanan Rus bankaları ve Merkez Bankası ile sivil nükleer enerji alanında yapılacak işlemler için verilen muafiyetin süresi de 18 Aralık’a kadar uzatıldı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın Sahalin-2 projesi kapsamında üretilen petrolün deniz yoluyla taşınmasına yönelik işlemlere izin veren lisansı 18 Aralık 2026’ya kadar uzattı.
Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan belgeye göre, söz konusu muafiyet, taşınan petrolün tamamının yalnızca Japonya’ya ithal edilmesi şartıyla geçerli olacak.
Daha önce 18 Haziran 2026’ya kadar uzatılmış olan bu lisans, ABD tarafından ilk kez 2022 yılında verilmiş ve o tarihten bu yana defalarca yenilenmişti. Tokyo yönetimi, kendi enerji güvenliğini sağlamak amacıyla Eylül 2025’te Sahalin-2 petrolünü tavan fiyat uygulamasından muaf tutmuştu.
Sivil nükleer enerji projelerine yönelik muafiyet de uzatıldı
ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, yaptırım listesinde yer alan Rus bankaları ve kurumlarının katılımıyla sivil nükleer enerji alanında yapılacak işlemler için verilen lisansın süresini de 18 Aralık’a kadar uzattı.
Söz konusu izin kapsamındaki kurumlar arasında Gazprombank, VEB.RF, Otkritie Bankası, Sovcombank, Sberbank, VTB, Alfa-Bank, Rosbank, Zenit ve St. Petersburg bankaları ile Ulusal Takas Merkezi yer alıyor.
Muafiyet, bu kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla hissesine sahip olduğu tüm şirketleri ve Rusya Merkez Bankası’nı da kapsıyor.
Nisan 2024’te ilk kez yürürlüğe giren bu lisans, yalnızca 21 Kasım 2024’ten önce başlatılmış olan sivil nükleer projelerin sürdürülmesi veya desteklenmesi için gerekli işlemleri kapsıyor.
Diplomasi
Çin’in İran’dan ithal ettiği petrol miktarı üç ayda onda bire düştü

Çin’in İran’dan ithal ettiği ham petrol miktarı, bağımsız rafinerilerin talebini azaltması, yeni ABD yaptırımları ve lojistik sorunlar nedeniyle mayıs ayında günlük 160 bin varile geriledi. Bloomberg verilerine göre, şubatta 1,8 milyon varil olan günlük sevkiyatın bu seviyeye düşmesiyle iki ülke arasındaki petrol ticareti en ciddi sınamasıyla karşı karşıya kaldı.
Çin’in İran’dan gerçekleştirdiği ham petrol ithalatı, azalan talep ve ABD’den gelen baskıların artmasıyla keskin bir düşüş kaydetti.
Bloomberg’ün verilerine göre, şubat ayında günlük 1,8 milyon varil olan Çin’in İran’dan petrol ithalatı, mayıs ayında yaklaşık 160 bin varile kadar geriledi. Sevk edilen miktar, üç ay içinde onda birden fazla azaldı.
Bloomberg, bu sevkiyatların İran ekonomisine “hayati bir destek” sağladığına dikkat çekti.
Düşüşün temel nedenlerinden biri olarak Çin’deki bağımsız petrol rafinerilerinin alımlarını azaltması gösterildi. Artan zararlarla karşı karşıya kalan bu işletmeler, petrol işleme hacimlerini düşürmeye başladı.
ABD yaptırımları da piyasa üzerinde ek baskı oluşturdu. Habere göre bazı Çinli alıcılar, Washington’ın kısıtlamalarına maruz kalma riskinden kaçınmak amacıyla İran ham petrolünü satın alma konusunda daha temkinli davranmaya başladı.
Hürmüz Boğazı’nda sevkiyatlar durma noktasında
Lojistik alanda yaşanan sorunlar da ithalat rakamlarını olumsuz etkiliyor. Enerji danışmanlık firması Vortexa’nın verilerine göre, haziran ayında Hürmüz Boğazı’ndan İran petrolü taşıyan tek bir tanker bile geçmedi.
JTD Energy Services Baş Stratejisti John Driscoll, ajansa yaptığı değerlendirmede, “İran ile Çin arasındaki petrol ticareti, tüm zamanların en ciddi sınamasıyla karşı karşıya” ifadesini kullandı.
Uzmanlar, Çin’in İran’dan azalan ithalatı diğer tedarikçiler kanalıyla telafi edebileceğini belirtiyor. Son dönemde fiyatı düşen Rus petrolü, Çinli alıcılar için daha cazip bir seçenek haline geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, mayıs ayında Çin lideri Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, Rusya’nın Çin’e kesintisiz petrol ve doğalgaz tedarik etmeye devam etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Çin Genel Gümrük İdaresi verilerine göre, ülkenin Rusya’dan yaptığı petrol ithalatı 2026 yılının ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 40,83 milyon tona ulaştı.
Bloomberg daha önce yayımladığı bir haberde, bağımsız rafinerilerin talebinin düşmesi üzerine İran’ın Çinli alıcılara yönelik petrol indirimlerini artırmak zorunda kaldığını bildirmişti.
Ajansın verilerine göre, mayıs ayında gösterge ham petrol fiyatlarına göre primle satılan İran Light petrolünün temmuz vadeli partileri, Brent petrolünün varil fiyatından 1 dolardan fazla indirimle alıcı buldu.
The Wall Street Journal gazetesi ise ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukası nedeniyle Tahran yönetiminin petrolü depolamak ve taşımak için alternatif yollar aramak zorunda kaldığını yazmıştı.
Gazetenin haberine göre İranlı yetkililer, ham petrolü sadece tankerlerde değil, Ahvaz ve Asaluye’deki petrol merkezlerinde bulunan konteynerler ile atıl durumdaki rezervuarlarda depolamaya başladı.
Ayrıca İran’ın Çin’e demiryolu üzerinden petrol sevkiyatı gerçekleştirmeyi denediği aktarıldı.
Sevkiyatlardaki bu düşüş, küresel petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı çevresindeki krizin sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.
Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si, sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının ise yüzde 30’u bu güzergah üzerinden yapılıyor.
ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, Hürmüz Boğazı uzunca bir süre daha fiilen kapalı kalmaya devam edecek ve bu kritik rota üzerinden tam kapasiteli petrol sevkiyatları en erken 2027 yılında yeniden başlayabilecek.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş5 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi1 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceYakut Türkleri Lenin’i tartışıyor
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi









