Diplomasi
BBC: İran ateşkesi Trump için kısmi bir zafer, ancak bedeli ağır

ABD başkanı Trump, İran ateşkesi ile kendine sadece geçici bir nefes alma süresi kazanmış olabilir. Ancak başkanın söz ve eylemlerinin ve genel olarak savaşın uzun vadeli maliyeti henüz tam olarak değerlendirilmedi.
Anthony Zurcher, BBC Kuzey Amerika Muhabiri
8 Nisan 2026
Sonunda, sağduyu galip geldi – en azından şimdilik.
Washington saatiyle 18:32’de Başkan Donald Trump, sosyal medya hesabından ABD ile İran’ın “kesin” bir barış anlaşması konusunda “çok ilerlemiş” olduğunu ve müzakerelerin devam edebilmesi için iki haftalık bir ateşkes üzerinde anlaştığını duyurdu.
Tam olarak son dakika sayılmazdı, ancak Trump’ın anlaşmaya varılması için belirlediği 20:00 EDT (Çarşamba günü 00:00 GMT) son tarihi yaklaşırken, ABD’nin İran’ın enerji ve ulaşım altyapısına yönelik büyük çaplı saldırılar başlatacağı düşünülürse, son dakikaya oldukça yakındı.
Tüm bunlar, İran’ın da düşmanlıklarını askıya almasına ve Hürmüz Boğazı’nı ticari gemi trafiğine tamamen açmasına bağlı. Rejim bunu yapacağını söylüyor, ancak su yolu üzerinde hala “hakimiyet” kurduğunu vurguluyor.
Anlaşma, Trump’ın “bu gece bütün bir medeniyet yok olacak” sözüyle gerginliği tırmandırmak ya da geri adım atıp güvenilirliğini zedelemek gibi tehlikeli bir seçimden kurtulmasını sağladı. Ancak ABD başkanı, kendine sadece geçici bir nefes alma süresi kazanmış olabilir.
ABD ve İranlılar şimdi önümüzdeki iki hafta boyunca müzakerelere girecek ve kalıcı bir çözüme ulaşmak için biraz zaman kazanacak. Bu süreç muhtemelen çalkantılı geçecek, ancak mesai sonrası işlemlerde petrolün varil fiyatı günlerdir ilk kez 100 doların altına düştü ve ABD hisse senedi vadeli işlemleri yükseldi. En kötüsünün geride kaldığına dair bir iyimserlik havası var gibi görünüyor.
Daha salı sabahı bile bu tür bir ilerleme kesin olmaktan uzaktı; o gün Trump, İran medeniyetini “bir daha asla geri getirilemeyecek” şekilde yok etmekle tehdit etmişti.
Bir ABD başkanından gelen böylesine dudak uçuklatan bir tehdidin, İran’ı daha önce reddettikleri türden bir ateşkes anlaşmasını kabul etmeye zorlayıp zorlamadığı belirsizdir. Açık olan şey ise, benzer bir küfürlü Truth Social talebinden sadece iki gün sonra gelen Trump’ın şaşırtıcı ve kışkırtıcı açıklamasının, modern bir ABD başkanının şimdiye kadar yaptığı veya ima ettiği hiçbir şeye benzemediğidir.
Ve iki haftalık İran ateşkesi kalıcı bir barışa yol açsa bile, bu savaş – ve Trump’ın son sözleri – dünyanın geri kalanının ABD’ye bakışını kökten değiştirmiş olabilir.
Bir zamanlar kendini küresel istikrarın gücü olarak gören bir ülke, şimdi uluslararası düzenin temellerini sarsıyor. İç politikada normları ve gelenekleri yıkmaktan zevk almış gibi görünen bir başkan, şimdi aynı şeyi dünya sahnesinde yapıyor.
Demokratlar salı günü Trump’ın sözlerini hemen kınadılar; bazıları ise görevden alınmasını talep edecek kadar ileri gitti.
“Başkanın giderek kötüleştiği ve liderlik yapmaya uygun olmadığı açıktır,” diye yazdı Kongre Üyesi Joaquin Castro, X’te.
ABD Senatosu’nun en üst düzey Demokrat üyesi Chuck Schumer, İran savaşını sona erdirmek için yapılan oylamaya katılmayan hiçbir Cumhuriyetçinin “bu her ne haltsa, bunun tüm sonuçlarının sorumluluğunu üstleneceğini” söyledi.
Trump’ın kendi partisinden pek çok kişi başkanlarının yanında dursa da, bu durum onun genellikle gördüğü neredeyse evrensel desteğin çok uzağındaydı.
Georgia’dan Cumhuriyetçi Kongre Üyesi ve Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi’nin kıdemli üyesi Austin Scott, Trump’ın bir medeniyetin yok olacağına dair tehditlerini sert bir şekilde eleştirdi.
BBC’ye verdiği demeçte, “Başkanın yorumları ters etki yaratıyor,” dedi, “ve ben bunlara katılmıyorum” diye ekledi.
Genellikle Trump’a sadık olan Wisconsin Senatörü Ron Johnson, Trump’ın bombalama kampanyasını sürdürmesinin “büyük bir hata” olacağını söyledi. Teksas Kongre Üyesi Nathaniel Moran, sosyal medyada “bütün bir medeniyetin yok edilmesini” desteklemediğini yazdı.
“Biz böyle değiliz,” diye yazdı, “ve bu, Amerika’yı uzun süredir yönlendiren ilkelerle uyumlu değil” diye ekledi.
Başkanla sık sık fikir ayrılığına düşen Alaska Senatörü Lisa Murkowski de aynı derecede açık sözlüydü ve başkanın tehdidinin “İran ile müzakerelerde avantaj elde etme girişimi olarak mazur görülemeyeceğini” yazdı.
Ancak Beyaz Saray, bu baskı aracının işe yaradığını savunacaktır. Anket sonuçlarında düşüş yaşayan, kendi partisi içinde eleştirilerin arttığı ve yüksek enerji fiyatları nedeniyle zor durumda olan bir ekonomi ile karşı karşıya olan bir başkan için, çatışmanın sona ermesi büyük bir rahatlama olacaktır.
Ateşkesi duyuran Truth Social paylaşımında Trump, ABD’nin tüm askeri hedeflerini “gerçekleştirdiğini ve aştığını” söyledi.
İran ordusu önemli ölçüde zayıflatıldı. İslamcı rejim hala iktidarda olsa da, üst düzey liderlerinin çoğu bombalı saldırılarda öldürüldü.
Ancak şu anda, ABD’nin belirtilen hedeflerinin çoğu hala belirsizliğini koruyor. İran’ın nükleer silah programının temeli olan zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti bilinmiyor. Ülke, Yemen’deki Husi isyancıları gibi bölgesel vekilleri üzerinde hala etkiye sahip.
Ve İran, Hürmüz Boğazı’nı – geçiş için geçiş ücreti veya başka ödemeler şart koşmadan – tamamen açsa bile, bu önemli jeopolitik boğazı kontrol etme kabiliyeti şimdi her zamankinden daha açık.
Trump’ın ateşkes mesajının ardından yaptığı açıklamada İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın “savunma operasyonlarını” durduracağını ve “İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon içinde” Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişe izin vereceğini söyledi. Arakçi, ABD’nin İran’ın 10 maddelik planının “genel çerçevesini” kabul ettiğini de ekledi.
Bu plan, ABD’nin bölgedeki askeri güçlerini çekmesini, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırmasını, savaş hasarları için tazminat ödemesini ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü sürdürmesine izin vermesini içeriyor. Trump’ın bu koşullardan herhangi birini gerçekten kabul edeceğini hayal etmek zor; bu da önümüzdeki iki haftalık müzakerelerin çetin geçebileceğinin bir işareti.
Ancak şimdilik bu, Trump için kısmi bir siyasi zafer. Dramatik bir tehditte bulundu ve istediği sonucu elde etti. Ancak ateşkes, kalıcı bir çözüm değil, sadece bir nefes alma fırsatı.
Başkanın söz ve eylemlerinin ve genel olarak savaşın uzun vadeli maliyeti henüz tam olarak değerlendirilmedi.
İran: ABD ve İsrail 40 günlük savaşın sonunda yenilgiyi kabul etti
Diplomasi
Zelenskiy ile gerilim yaşayan Kliçko görevden alma ihtimaline rest çekti

Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini görevden alma girişimlerine karşı mücadele edeceğini belirterek çatışma sürecinde yaklaşık 300 belediye başkanının uzaklaştırıldığını hatırlattı.
Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, Ukrayna yönetiminin kendisini herhangi bir şekilde görevden alma girişimine boyun eğmeyeceğini ve böyle bir durumda mücadele edeceğini söyledi.
BBC’ye mülakat veren Kliçko, “Beni görevden alırlarsa mücadele ederim” ifadesini kullandı.
Kiev yönetiminin Ukrayna yasalarına bağlı kaldığını belirten Kliçko, yerel topluluğun temsilcisi sıfatıyla başkent sakinlerinin çıkarlarını savunacağını dile getirdi.
Gelecekteki seçimlere işaret eden Kliçko, “Gelecek seçimler yapılır, başka insanlar gelir, buyursunlar. Buna topluluğun kendisi karar verir. Her kent sakininin, kendi çıkarlarını kimin savunacağını kendisinin belirlemek istediğine inanıyorum; yukarıdan birilerinin topluluğu yönetmesi için paraşütle birini atamasını değil. Demokrasi tam da budur” dedi.
Kliçko’nun bu çıkışının öncesinde, 17 Ekim günü yüzlerce Kievli belediye başkanının istifasını talep eden bir gösteri düzenledi.
Kamu yayıncısı Suspilne Kiev tarafından paylaşılan görüntülerde, belediye binası önünde toplanan protestocuların iki saat boyunca istifa sloganları attığı görüldü.
Eylemi “kurgulanmış” ve “sipariş üzerine yapılmış” olarak nitelendiren Kliçko, çatışma süreci boyunca görevden alınan yaklaşık 300 diğer belediye başkanı gibi kendisinin de bu yolla makamından uzaklaştırılmak istendiğini savundu.
Kliçko, Haziran 2014’ten bu yana Kiev Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor; 2015 ve 2020 yıllarındaki seçimlerde de yeniden bu göreve seçildi.
Zelenskiy ile enerji altyapısı üzerinden başlayan gerginlik sürüyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Kliçko arasındaki anlaşmazlık son günlerde kamuoyu önünde karşılıklı suçlamalarla görünür hale geldi.
Fransız Le Monde gazetesinin 14 Ekim tarihli haberine göre iki lider, başkentin enerji altyapısının kış mevsimine hazırlanması konusunda açıkça karşı karşıya geldi.
Zelenskiy, enerji tesislerinin korunmasına dönük adımların hayata geçirilmesinde geç kalındığı gerekçesiyle Kiev yönetimini eleştirdi.
Ukrayna Devlet Başkanı, başkentin kışa hazırlık seviyesinin sınır ve cephe hattındaki bölgelerden bile daha kötü durumda olduğunu savundu.
Bu eleştirileri “temelsiz” olarak tanımlayan Kliçko ise Devlet Başkanlığı Ofisi’nin yerel özyönetimi ortadan kaldırmayı ve kendisini şehir yönetiminden uzaklaştırmayı amaçladığını öne sürdü.
Ekim ayı başında kış mevsimi öncesinde Kiev’in hayatta kalma moduna geçtiğini duyuran Kliçko, kentin su şebekesindeki olası bir aksamanın son derece büyük ölçekli bir krize yol açabileceği uyarısını yapmıştı.
Kliçko, kışa hazırlık kapsamında başkentte yedek ısıtma sistemlerinin kurulduğunu; yakıt, gıda ve içme suyu stoklarının oluşturulduğunu aktardı.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor











