Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Trump’a karşı cephe alıyor

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde ara seçimlerde Trump tarafından desteklenmeyen veya hedef alınan Cumhuriyetçi Parti üyeleri, partinin yasama gündemine karşı daha bağımsız bir tutum benimseyeceklerinin işaretlerini veriyor. Sınırda çoğunluğa sahip olan Cumhuriyetçi Parti liderliği, bu muhalefet sebebiyle göçmenlik, istihbarat yetkileri ve bütçe paketleri gibi kritik konularda zorlu bir süreçle karşı karşıya.

Ara seçimlerde Donald Trump tarafından dışlanan Cumhuriyetçi Parti bünyesindeki mevcut Kongre üyeleri, onun ajandasına karşı giderek daha bağımsız bir yaklaşım sergileyeceklerinin işaretini veriyor.

Bu durum, önümüzdeki haftalarda bir dizi yasama zaferi elde etmek için yarışan Cumhuriyetçi Parti liderleri için yeni zorluklar yaratıyor.

Cumhuriyetçi Parti üyeleri, göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik bir finansman paketini geçirmeyi, federal hükümetin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü gözetleme yetkilerinin uzun vadeli olarak uzatılmasını sağlamayı ve Demokratların oyları olmadan, İran savaşına yönelik fonları, dolandırıcılığı önleme tedbirlerini ve diğer Cumhuriyetçi Parti önceliklerini içerebilecek üçüncü bir parti çizgisindeki harcama paketini ilerletmeyi hedefliyor.

Ancak Trump’ın, partisinin bazı üyelerine karşı ön seçimlerdeki rakiplerini destekleme kararı alması ve kendisine karşı çıkan diğer isimleri tehdit etmesi, hem Beyaz Saray’ı hem de Cumhuriyetçi Parti liderlerini siyasi bir ikilemle karşı karşıya bıraktı.

Hassas çoğunluk sınırlarıyla tanımlanan bir Kongre’de, sadece birkaç milletvekilinin bile partinin en iddialı önceliklerini ilerletme çabalarını sekteye uğratabileceği belirtiliyor.

Teksas Temsilcisi Cumhuriyetçi Wesley Hunt, ön seçimde yenilgiye uğrayan mevcut Kongre üyeleri hakkında, “Kendilerini istedikleri kadar cesaretlendirilmiş hissedebilirler” dedi.

Hunt, “Başkana ve belki de onun kendilerine karşı başkalarını destekleme kararlarına istedikleri kadar kızabilirler, ancak biz tek bir parti miyiz, değil miyiz? Dolayısıyla, bu noktada bunların hepsi kişisel duygulardır ve kişisel düşmanlıktır; bunların Başkan Trump’ın tam olarak yapmak istediği şey olan ‘Önce Amerika’ ajandasını masadan geçirmekle hiçbir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

Teksas Senatosu için girdiği ön seçimi kaybeden Hunt, “Dolayısıyla, yine kendinize şu soruyu soracaksınız: Partiyi mi kendinizin önüne koyacaksınız, yoksa kendinizi mi partinin önüne koyacaksınız? Bu insanların cevaplaması gereken soru bu olacak. Ve yine, eğer dışarı çıkıp Amerikan halkının bir kez değil, iki kez göreve getirdiği ajandaya engel olmak istiyorsanız, bunun sonuçları olacağını düşünüyorum” diye ekledi.

Bununla birlikte, Cumhuriyetçi Parti grubundaki çatlaklar şimdiden kendini göstermeye başladı.

Senatoda bütçe ve güvenlik başlıklarında çatlaklar büyüyor

Grup içindeki ön seçimi Trump destekli Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a karşı kaybeden Louisiana Senatörü Cumhuriyetçi Bill Cassidy, Trump’ın İran’a yönelik askeri eylemlerini sınırlayacak bir savaş yetkileri tasarısı lehinde oy kullanan dört Cumhuriyetçi senatörden biri oldu.

Cassidy, ön seçim yenilgisinden önce bu tür tasarılara karşı çıkıyordu.

Cassidy, ayrıca göçmenlik finansman paketinde yer alan ve yeni Beyaz Saray balo salonu ile diğer Gizli Servis öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu sağlanmasını öngören bir hükme de karşı çıktı. Senato’daki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, neticede bu ifadeyi tasarıdan çıkardı.

Hem Cassidy hem de Cumhuriyetçi Parti ön seçiminde Trump destekli Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a karşı kaybeden Teksas Senatörü John Cornyn, Trump yönetiminin, Biden Adalet Bakanlığı döneminde haksız yere soruşturulduğuna veya kovuşturulduğuna inanan kişilere ödeme yapılmasını öngören yaklaşık 1,8 milyar dolarlık “silah haline getirmeye karşı” fon kurulması teklifine de tepki gösterdi.

Söz konusu teklif, Senato’daki diğer bazı Cumhuriyetçi Parti üyeleri arasında da endişelere yol açmıştı. Adalet Bakanlığı daha sonra, yönetimin devam eden davalar sonuçlanana kadar bu fonu kurmasını geçici olarak engelleyen bir federal mahkeme kararına uyacağını açıkladı.

Senato İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli üyesi olan Cornyn, Trump’ın Federal Konut Finansmanı Kurumu Direktörü Bill Pulte’u ulusal istihbarat başkan vekili olarak atama kararına ilişkin diğer birçok Cumhuriyetçi Parti üyesinin görüşünü yineleyerek, “Bu iş için herhangi bir niteliğe sahip olduğuna dair hiçbir kanıt göremiyorum” dedi.

Temsilciler Meclisinde iki fire bile tasarıları engelleyebilir

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson’ın işi de Temsilciler Meclisi kanadında çok kolay olmayabilir.

Johnson, ön seçimde Trump destekli Ed Gallrein’e karşı kaybeden liberteryen eğilimli Kentucky Temsilcisi Thomas Massie’den bir dizi önlem konusunda şimdiden muhalefet bekliyor.

Massie, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi Parti üyelerinin, arama izni şartı getirilmediği sürece Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’nin yenilenmesini engellemesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

FISA’nın uzatılması, Johnson’ın gündemindeki en acil konulardan biri ve Trump için de en öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Massie, ön seçim mağlubiyetinden önce de Trump’a rutin olarak karşı çıkıyordu.

Cornyn’in bir kurbağa ve akrep masalını içeren sosyal medya paylaşımı sorulduğunda Massie, “Ben her zaman kendi yolumu çizdim; oysa bence John Cornyn, burada uyumlu davranmak için her şeye göz yumduğu ve bunun nihayetinde ona istediğini kazandırmadığı için acı çekiyor olabilir” ifadelerini kullandı.

Tüm üyelerin hazır bulunduğu ve Demokratların muhalefette birleştiği varsayıldığında Johnson, parti çizgisindeki herhangi bir tasarıda yalnızca iki Cumhuriyetçi Parti üyesinin fire vermesini göze alabiliyor.

Güney Carolina valilik yarışının iddialı isimlerinden olan Güney Carolina Temsilcileri Ralph Norman ve Nancy Mace de Trump’ın eyaletin Vali Yardımcısı Pam Evette’i valilik için desteklemesinin ardından, ilerleyen süreçte Johnson için potansiyel baş ağrısı kaynağı haline gelebilir.

Ön seçimde Teksas başsavcılığı adaylığını rakibine kaybeden Teksas Temsilcisi Chip Roy, bu vekillerin ilerleyen süreçte parti önceliklerini sekteye uğratmasından endişe duyup duymadığı sorulduğunda, “Benim görüşüm, her zaman vicdanıma göre oy kullandığım yönündedir; açıkçası bazıları bunun bir hata olduğunu söyleyebilir. Ve her zaman bu şekilde oy kullanacağım. Dolayısıyla, diğer üyelerin bununla nasıl başa çıkacağı veya çıkmayacağı onlara kalmış bir durumdur. Ancak ben tasarıları taşıdıkları değere göre oylayacağım. Her zaman yapmaya çalıştığım şey budur” dedi.

Diğer üyeler de benzer görüşleri dile getirdi.

Trump’ın daha önce tehdit ettiği ılımlı isimlerden Pensilvanya Temsilcisi Brian Fitzpatrick, CNN’den Anderson Cooper’a verdiği demeçte, başkanın kendisine yönelik öfkesi sorulduğunda, “Washington D.C.’de hiçbir kişiye veya hiçbir partiye hesap vermem” şeklinde konuştu.

Fitzpatrick, “Ben Pensilvanya’daki Bucks ve Montgomery bölgelerindeki insanlar için çalışıyorum. Benim patronlarım onlardır. Her Kongre üyesinin benimsemesi gereken yaklaşım budur. Bizi Washington’a gönderenler onlardır. Onları temsil etmek zorundayız ve seçmenlerim bir balo salonu için para istemediklerini açıkça belirttiler. Bir örtülü ödenek için para istemiyorlar. Yaşam pahalılığı sorunlarına odaklanmamızı istiyorlar ve biz de onlar için bunu yapacağız” dedi.

Fitzpatrick, Demokrat New York Temsilcisi Tom Suozzi ile birlikte hazırladığı ve “silah haline getirmeye karşı” fon kurulmasını engellemeyi amaçlayan tasarı için Temsilciler Meclisinde zorunlu bir oylama yaptıracağını belirtti.

Trump, Massie’ye karşı kampanya yürütmesinin ardından Colorado Temsilcisi Lauren Boebert’i de tehdit etmiş ve Truth Social adlı sosyal medya platformundaki bir paylaşımında onun için “zayıf iradeli” ifadesini kullanmıştı.

Bu Kongre üyeleriyle yaşanan karmaşık dinamik sorulduğunda, Missouri Temsilcisi Eric Burlison, “Gerçekten ilkelere odaklanmayan bazı insanlar olabilir. Onlar intikam almaya odaklanmış durumdalar” değerlendirmesinde bulundu.

Burlison sözlerini, “Ancak tanıdığım pek çok insanın ilkelere bağlı olduğunu, ilkelere odaklandığını ve intikamı bir kenara bırakacağını düşünüyorum. Herkes için durum böyle değil. Sadece sürecin nasıl işleyeceğini görmemiz gerekecek” diyerek tamamladı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English