Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi Parti’de Trump’a destek zayıflıyor

Yayınlanma

The Hill’e konuşan Cumhuriyetçi Senato kaynakları, Başkan Donald Trump’ın yılın geri kalanına ilişkin gündeminin ciddi risk altına girdiğini ve özellikle göçmenlik uygulamalarına 2029’a kadar finansman sağlamayı amaçlayan bütçe uzlaşı paketinin çıkma ihtimalinin zayıfladığını belirtti. Geçen hafta geçici Adalet Bakanı Todd Blanche ile Cumhuriyetçi senatörler arasında yapılan toplantıda tansiyon yükselirken, bazı Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Beyaz Saray balo salonu projesi ve 1,8 milyar dolarlık “mağdur fonu” önerisinin Kongre’de ciddi dirençle karşılaştığını ifade etti.

The Hill gazetesine konuşan Cumhuriyetçi Senato kaynakları, Başkan Donald Trump’ın yılın geri kalanına ilişkin yasama gündeminin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Kaynaklar, özellikle göçmenlik uygulamalarına 2029’a kadar kaynak sağlamayı amaçlayan bütçe uzlaşı paketinin, geçen hafta geçici Adalet Bakanı Todd Blanche ile Cumhuriyetçi senatörler arasında yapılan toplantının ardından daha da kırılgan hale geldiğini aktardı.

Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın Beyaz Saray için balo salonu inşasına kamu kaynağı ayırma planının Senato’dan geçme ihtimalinin bulunmadığını söyledi.

Senatörler ayrıca, Biden dönemi Adalet Bakanlığı tarafından yargılanan kişilere tazminat ödenmesini öngören 1,8 milyar dolarlık “mağdur fonu” teklifinin ya tamamen geri çekilmesi ya da kapsamlı biçimde değiştirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.

Cumhuriyetçi kaynaklar, aksi halde durmuş durumdaki bütçe uzlaşı paketinin ara seçimlerden önce kabul edilme ihtimalinin düşük olduğunu belirtti.

Senato kaynakları, Trump’ın yabancılaştırdığı dört Cumhuriyetçi senatörün bulunduğunu ve bunların Senato’daki yasama sürecini zorlaştırabileceğini aktardı.

Kaynaklar, Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Louisiana Senatörü Bill Cassidy, Teksas Senatörü John Cornyn ve Kentucky Senatörü Rand Paul’ün bu grupta yer aldığını söyledi.

Teksas Senatörü Ted Cruz, Blanche ile geçen hafta yapılan sert toplantının ardından yönetimin Kongre’den yasa geçirmekte zorlanabileceğinin açık biçimde ortaya çıktığını ifade etti.

Cruz, “53-47 çoğunluğumuz var. Dört senatörü kaybederseniz 50’nin altına düşersiniz ve hiçbir şey geçiremezsiniz” dedi.

Cruz, “Bu durum yılın geri kalanında işleri daha da karmaşık hale getirecek” ifadesini kullandı.

Cumhuriyetçi senatörlerin kısa sürede yönetimle yeniden uyumlu hale geleceğini düşünmediğini belirten Cruz, “Bu dört senatörün bir anda her şey yolundaymış gibi davranacağını düşünmüyorum. 2026’ya ve yılın geri kalanına ilişkin olarak önümüzde ilginç sorunlar olacak” dedi.

Cumhuriyetçiler Senato’da 53 sandalyelik çoğunluğa sahip bulunuyor. Maine Senatörü Susan Collins ile Alaska Senatörü Lisa Murkowski ise geçmişte önemli oylamalarda parti yönetimine karşı pozisyon almıştı.

Kıdemli bir Cumhuriyetçi danışman, “Yönetim bu senatörleri öfkelendirerek her yerde sorun yaratıyor. Bu gerçekten kötü bir strateji” dedi.

Cumhuriyetçi Senato kaynakları, Cumhuriyetçi senatörlerin Trump ve Beyaz Saray tarafından baskı altında tutulduklarını düşündüklerini belirtti.

Kaynaklar, senatörlerin yürütme organından yeterli iletişim göremedikleri ve çoğu zaman saygı eksikliğiyle karşı karşıya kaldıkları görüşünde olduğunu aktardı.

Trump’ın en yakın müttefiklerinden bazıları da yönetimle görüş ayrılığı yaşadı. Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Anma Günü tatili sırasında Trump’ın “büyük ölçüde müzakere edildiğini” söylediği olası İran anlaşmasına ilişkin kaygılarını dile getirdi. Trump, anlaşmanın İran’ın nükleer programı ve füze stoğunu nasıl ele alacağına dair ayrıntıları netleştirmemişti.

Graham, X platformundaki paylaşımında, “Eğer İran’la çatışmayı sona erdirmek için bir anlaşma yapılırsa ve bunun nedeni Hürmüz Boğazı’nın İran terörüne karşı korunamayacağına inanılmasıysa ve İran hâlâ Körfez’deki büyük petrol altyapısını yok etme kapasitesine sahipse, İran diplomatik çözüm gerektiren baskın bir güç olarak algılanacaktır” ifadelerini kullandı.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker da cumartesi günü yaptığı açıklamada, “İran’ın iyi niyetle hareket edeceğine dair inançla gündeme gelen 60 günlük ateşkes felaket olur” dedi.

İsminin açıklanmamasını isteyen bir Cumhuriyetçi senatör, meslektaşlarının Beyaz Saray’a yönelik rahatsızlığının seçim yılında daha da arttığını söyledi.

Senatör, Cumhuriyetçilerin Trump tarafından zor siyasi pozisyonlara sürüklendiğini düşündüğünü ifade etti. Başkanın partisinin seçimlerde ciddi siyasi ters rüzgarlarla karşılaşmasının beklendiğini de sözlerine ekledi.

Cumhuriyetçi senatörler, Biden dönemi Adalet Bakanlığı tarafından yargılanan kişilere tazminat ödenmesini öngören 1,8 milyar dolarlık fon teklifini, Beyaz Saray’ın siyasi açıdan en sorunlu girişimlerinden biri olarak değerlendirdi.

Aynı senatör, “İnsanlar yoruldu. Kuşatma altında olduklarını düşünüyorlar. Beyaz Saray’la çalışmak çok zor. Başkanın altındaki kadrolar özellikle sorunlu” dedi.

Senatör, Blanche ile geçen hafta yapılan toplantıda Cumhuriyetçi üyelerin neden öfkelendiğini anlatırken, “İnsanlara kötü davranıyorlar. Bunu kısa süre yapabilirsiniz ama zamanla yıpratıcı hale geliyor” ifadelerini kullandı.

Toplantıya katılan Cumhuriyetçi senatörlerin yaklaşık yarısının, 1,8 milyar dolarlık fon ve başka başlıklar nedeniyle yönetimi eleştirdiği belirtildi.

Tartışmalarda Trump’ın düşen kamuoyu desteğinin kasım seçimlerinde Cumhuriyetçi adayları olumsuz etkileyebileceği kaygısının da gündeme geldiği aktarıldı.

Cumhuriyetçi senatörler ve danışmanlar, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ve Sınır Devriyesi için yaklaşık 70 milyar dolarlık kaynak içeren bütçe uzlaşı paketinin, yönetimin 1,8 milyar dolarlık fon teklifinden vazgeçmemesi halinde çıkma ihtimalinin çok düşük olduğunu söyledi.

Bir kaynak, Cumhuriyetçi senatörler ile Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin Anma Günü tatili sırasında seçmenlerinden bu öneriye yönelik yoğun tepki duyabileceklerini ifade etti.

Aynı senatör, Trump’ın Cassidy ve Cornyn’e karşı ön seçim rakiplerini desteklemesinin Cumhuriyetçi senatörlerle başkan arasındaki gerilimi artırdığını söyledi.

Cassidy, Trump’ın Louisiana Temsilcisi Julie Letlow’u desteklemesinin ardından Louisiana’daki Cumhuriyetçi ön seçiminde üçüncü sırada kaldı ve 27 Haziran’daki ikinci tura kalamadı.

Cornyn ise salı günü yapılacak Teksas Cumhuriyetçi Senato ön seçim ikinci turu öncesinde zayıf aday olarak görülüyor.

Trump, Cornyn’in rakibi olan Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a destek vermişti. Paxton daha önce ağır menkul kıymet dolandırıcılığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış ve duruşma öncesi uzlaşma kapsamında 100 saat kamu hizmeti yapmayı kabul etmişti.

Cumhuriyetçi milletvekilleri ve danışmanlar, Blanche’ın perşembe günü yapılan toplantıda senatörleri öfkelendirmesinin ardından artık Adalet Bakanlığı’nın kalıcı başına getirilme ihtimalinin kalmadığını söyledi.

Blanche, toplantıda milletvekillerinin fon için sınırlayıcı hükümler getirilmesi taleplerine karşı çıkmıştı.

Blanche, Trump’ın nisan ayı başında Adalet Bakanı Pam Bondi’yi görevden almasının ardından geçici olarak görev yapıyor.

Kıdemli Cumhuriyetçi danışman, Blanche’ın “ideolojik yelpazenin tamamından gelen senatörlerin öfkesiyle karşı karşıya kaldığını” söyledi.

Bir başka Cumhuriyetçi danışman ise, “Blanche’ın yüz ifadesi kariyerinin gözlerinin önünde eridiğini gördüğünü gösteriyordu” dedi.

Aynı danışman, “Artık kalıcı adalet bakanı olarak onay alamayacağını biliyor. Kendisi de bu göreve geleceğini düşünüyordu ve bunun için çalışıyordu” ifadelerini kullandı.

Perşembe günkü toplantıda Blanche’a tepki gösteren Tillis, Senato’daki Cumhuriyetçilerin söz konusu fona yönelik itirazlarının başını çekiyor.

Tillis aynı zamanda Bondi’nin yerine gelecek ismin onay sürecini yönetecek Senato Yargı Komisyonu’nda görev yapıyor.

Cumhuriyetçi Senato liderliği, bütçe uzlaşı paketini Yargı Komisyonu’nda görüşmeye açmamaya karar verdi. Bir Cumhuriyetçi Senato kaynağı, bunun nedeninin Tillis’in tasarıya destek verip vermeyeceğinin belirsiz olması olduğunu söyledi.

Kaynak, Tillis’in değişiklik önergelerine karşı güvenilir oy olarak görülmediğini de ifade etti.

Senato Yargı Komisyonu 11 Mayıs’ta yayımladığı açıklamada, Senato İç Güvenlik Komisyonu’nun paketi görüşeceğini duyurması nedeniyle kendi oturumlarını iptal ettiklerini bildirmişti.

Açıklamada, bütçe uzlaşı tasarısının yalnızca bir komisyonda görüşülmesinin yeterli olduğu belirtilmişti.

Bununla birlikte kaynaklar, Trump ve ekibinin Tillis’i Blanche’a veya Yargı Komisyonu’ndan geçecek tartışmalı adaylara destek vermeye ikna etmekte zorlanacağını söyledi.

Trump ile Tillis arasındaki ilişkiler cuma günü daha da kötüleşti. Trump, sosyal medya paylaşımında Tillis’i “PES EDEN” olarak niteledi ve yeniden aday olma “cesaretine” sahip olmadığını söyledi.

Tillis ise Trump’ın danışmanlarının ortaya attığı kötü fikirleri benimsemesinin kasım seçimlerinde Cumhuriyetçi adaylara zarar vereceğini belirtti.

Trump’ın Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı için aday göstereceği isimlerin onay süreçlerinin de zorlaşabileceği değerlendiriliyor. Bu kapsamda Gıda ve İlaç Dairesi’nin eski komiseri Marty Makary’nin yerine gelecek isim ile başcerrah olarak görev yapması planlanan Nicole Saphier’in adaylıkları da bulunuyor.

Trump’ın başcerrahlık görevi için daha önce aday gösterdiği Casey Means, Senato Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik Komisyonu’ndan geçememesi üzerine nisan ayı sonunda adaylıktan çekilmişti.

Senato Sağlık Komisyonu Başkanı Cassidy, Beyaz Saray balo salonu için öngörülen 1 milyar dolarlık kaynak ile 1,8 milyar dolarlık “silahlandırma karşıtı” fon teklifine yönelik Cumhuriyetçi itirazların ön saflarında yer aldı.

Cumhuriyetçi senatörler ve danışmanlar, Cornyn’in Paxton’a karşı yarışını kaybetmesi halinde Trump’ın gündemi açısından yeni bir engel haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Cornyn’in oyu, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevinden ayrılan Tulsi Gabbard’ın yerine getirilecek ismin onayı açısından kritik önem taşıyor.

Gabbard cuma günü görevinden ayrıldığını açıklamış ve eşine kanser teşhisi konmasının ardından daha fazla zaman geçirmek istediğini belirtmişti.

Kıdemli Cumhuriyetçi danışman, “Cassidy’yi bu kadar öfkelendirdikten sonra Sağlık Komisyonu’ndan aday geçirmek çok daha zor olacak” dedi.

Aynı danışman, “Başkan artık Cornyn’i de hedef aldığı için Gabbard’ın yerine gelecek yeni Ulusal İstihbarat Direktörü’nü İstihbarat Komisyonu’ndan geçirmek de daha zor olacak” ifadelerini kullandı.

Cornyn, ikinci tur seçim kampanyası nedeniyle perşembe günü Blanche ile yapılan toplantıya katılmadı.

Cornyn çarşamba günü yaptığı açıklamada, Trump’ın yeniden seçilme kampanyasını desteklememesinden “hayal kırıklığı duyduğunu” söyledi. Bununla birlikte Paxton’ı yenebileceğini savundu.

Cornyn, “Şimdiye kadar yürüttüğüm tüm seçim kampanyalarının en iyi ekibine ve en iyi planına sahibiz. Seçmeni sandığa götüreceğiz ve kazanmayı hedefliyoruz” dedi.

Trump’ın görevdeki Cumhuriyetçi senatörlerin rakiplerini desteklemesinin başkanın yasama gündemini nasıl etkileyebileceği sorusuna Cornyn, “Bu konuda sonucu sizin çıkarımınıza bırakıyorum” yanıtını verdi.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English