Bizi Takip Edin

Amerika

Yapay zeka şirketleri halka arz yarışını hızlandırıyor

Yayınlanma

SpaceX, OpenAI ve Anthropic’in yüksek değerlemelerle halka arz hazırlığı yaptığı bildirildi. Şirketler, yapay zeka altyapısı, veri merkezleri ve hesaplama kapasitesi için gereken dev finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla kamu piyasalarına yönelirken; SpaceX’in haziran ortasında, OpenAI’nin eylülde, Anthropic’in ise ekim gibi borsaya açılabileceği aktarıldı.

Yapay zeka alanının önde gelen üç şirketi halka arz için yarışırken, teknoloji sektöründeki rekabet yeni bir aşamaya taşınıyor.

SpaceX, OpenAI ve Anthropic’in yüksek değerlemelerle borsaya açılmasının beklendiği, yatırımcıların ise şimdiye kadar özel piyasalarda kalan yapay zeka şirketlerine yoğun ilgi gösterdiği belirtiliyor.

Elon Musk’ın roket şirketi ile yapay zeka alanındaki iki büyük girişimin, halka açık piyasalarda daha yerleşik teknoloji şirketlerine katılmayı ve ek finansmana erişmeyi hedeflediği aktarılıyor. Bu finansmanın, yüksek maliyetli hesaplama kapasitesi ve altyapı yatırımları için kritik önem taşıdığı ifade ediliyor.

San Diego Üniversitesi Knauss School of Business’ta klinik finans profesörü olan David Foster, The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bu şirketlerin paraya ihtiyacı var” dedi.

Foster, “Hepsi yapay zeka altyapısı, sunucular, veri merkezleri, enerji merkezleri ve benzeri yapıları kurmaya çalışıyor. Bütün bunları aynı anda inşa etmeye çalışıyorlar, dolayısıyla çok büyük meblağlardan söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Özel şirket statüsündeki firmaların bu ölçekte harcama yapabilecek kaynaklara sahip olmadığını söyleyen Foster, “Bu yüzden en büyük meselelerden biri halka açılmaları ve büyük öz kaynak finansmanına erişmeleri. Yarışa ayak uydurabilmeleri için bu harcamaları yapmak zorundalar” diye konuştu.

SpaceX’in halka arz sürecinde ilk sırada yer aldığı belirtiliyor. Bu yılın başlarında Musk’ın xAI şirketiyle birleşen şirketin, ilk halka arz başvurusu yaptığı ve 1,75 trilyon dolarlık rekor bir değerleme ile haziran ortasında borsaya açılmayı değerlendirdiği aktarılıyor.

Şirket, çarşamba günü ön izahnamesini kamuoyuna sundu. Böylece yatırımcılar ilk kez şirketin mali yapısına ilişkin ayrıntılı verilere erişti.

Belgelere göre SpaceX, 2026’nın ilk üç ayında 4,69 milyar dolar gelir elde etmesine rağmen 4,28 milyar dolar zarar yazdı. Şirketin 2025 yılı toplam geliri 18,67 milyar dolar olurken, yıl sonunda 4,94 milyar dolar zarar oluştu.

2002’de kurulan SpaceX, roket fırlatma hizmetleri ve Starlink üzerinden sunduğu uydu internet hizmetiyle öne çıktı.

Ancak xAI birleşmesinin ardından Musk’ın şirketi aynı zamanda bir yapay zeka altyapı oyuncusu haline getirmeye çalıştığı ve uzaydaki veri merkezleri olasılığına işaret ettiği belirtiliyor.

Tedarik zinciri hizmetleri şirketi Circular Technology’nin küresel araştırma ve piyasa istihbaratı birimi başkanı Brad Gastwirth, The Hill’e yaptığı açıklamada, “Bence birçok kişi hâlâ şirkete daha geleneksel bir havacılık ve uzay şirketi olarak bakıyor. Oysa şirket, yapay zeka altyapısı, havacılık ve keşif faaliyetlerinin merkezinde yer almaya çalışıyor” dedi.

Şirketin sermaye harcamalarının önemli bölümünü yapay zekaya yönlendirdiği görülüyor. SpaceX, yalnızca 2026’nın ilk çeyreğinde yapay zeka segmentine 7,72 milyar dolar harcadı.

Aynı dönemde uzay segmentine 1,05 milyar dolar, Starlink’i de içeren bağlantı segmentine ise 1,33 milyar dolar yatırım yaptı.

SpaceX’in yapay zekaya yönelik yüksek sermaye harcamalarının sektörde tekil olmadığı belirtiliyor.

Bank of America analistleri, nisan sonu itibarıyla toplam yapay zeka sermaye harcamalarının 2026’da 800 milyar dolara ulaşabileceğini, 2027’de ise 1 trilyon doları aşabileceğini tahmin etti.

Teknoloji şirketlerinin yeni modeller geliştirmek ve işletmek için gerekli hesaplama kapasitesini sağlayacak veri merkezleri başta olmak üzere yapay zeka altyapısına çok yüksek tutarlarda yatırım yaptığı kaydediliyor.

OpenAI’nin yatırımcılara 2030’a kadar hesaplama kapasitesi için 600 milyar dolar harcamayı planladığını söylediği aktarılıyor.

Anthropic’in ise son iki ay içinde hesaplama kapasitesini artırmak amacıyla bir dizi anlaşma yaptığı belirtiliyor. Bu anlaşmalar arasında, Anthropic’in 2029’a kadar aylık 1,25 milyar dolar ödeyeceği SpaceX anlaşmasının da yer aldığı ifade ediliyor.

Gastwirth, “Bu şirketlerin yapay zeka altyapısına yaptığı harcamaların ve ihtiyaç duyulan kaynakların büyüklüğü son derece yüksek” dedi.

Gastwirth ayrıca, “Bu ölçekte büyük likiditeye erişmenin en kolay yolu halka arz” ifadelerini kullandı.

OpenAI’nin, SpaceX’in hemen ardından halka arz için adım atabilecek bir sonraki büyük yapay zeka şirketi olarak görüldüğü belirtiliyor.

Wall Street Journal’ın çarşamba günkü haberine göre ChatGPT’nin geliştiricisi, önümüzdeki günler ve haftalarda halka arz başvurusu yapmaya hazırlanıyor ve eylül ayında borsaya açılmayı değerlendiriyor.

Cornell Üniversitesi finans yardımcı doçenti Minmo Gahng, yazılı açıklamasında şirketin “ürünleri hâlihazırda yüz milyonlarca kullanıcı tarafından her gün kullanılan nadir özel şirketlerden biri” olduğunu belirtti.

OpenAI’nin, 2022 sonunda ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinin ardından küresel ölçekte tanınan bir marka haline geldiği ifade ediliyor. Gahng, bu tanınırlığın “önemli ölçüde bireysel yatırımcı talebi” yaratabileceğini söyledi.

Ancak Gahng, “Aynı büyüme hikâyesi devasa sermaye harcamalarını da gerektiriyor” dedi.

Gahng, “Anthropic, Google, Meta ve diğer şirketlerden gelen rekabet, kalıcı ve pozitif nakit akışına giden yolu belirsiz hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

OpenAI, mart ayında gerçekleştirdiği son yatırım turunda 852 milyar dolarlık değerleme üzerinden 122 milyar dolar topladı. Şirket ayrıca aylık 2 milyar dolar gelir elde ettiğini açıkladı.

Bu açıklamanın, şirketin yüksek hesaplama yükümlülüklerini karşılayıp karşılayamayacağına ilişkin kuşkuları azaltma amacı taşıdığı belirtiliyor.

Gahng, “Asıl gerilim yönetişim yapısında” dedi.

OpenAI’nin kâr amaçlı biriminin, Delaware merkezli kamu yararı şirketi statüsünde olduğunu ve kâr amacı gütmeyen bir vakıf tarafından kontrol edildiğini hatırlatan Gahng, bu nedenle yöneticilerin hissedar getirileri ile daha geniş kapsamlı kâr amacı gütmeyen misyon arasında denge kurmak zorunda olduğunu belirtti.

OpenAI’nin sıra dışı şirket yapısının son yıllarda önemli sorunlara yol açtığı ve Musk ile şirket arasındaki yüksek profilli hukuk mücadelesini körüklediği ifade ediliyor. Bu sürecin halka arz yarışındaki baskıyı artırdığı kaydediliyor.

Şirket, 2015’te Sam Altman, Elon Musk ve diğer isimler tarafından kâr amacı gütmeyen yapı olarak kuruldu. OpenAI, 2019’da kâr amaçlı birim ekledi ve geçen yıl bu yapıyı, yine kâr amacı gütmeyen kuruluşun kontrolünde kalacak kamu yararı şirketine dönüştürdü.

2018’de OpenAI’den ayrılan Musk, 2024’te şirkete dava açtı. Musk, kurucu ortaklarının, girişimi finanse etmesi için kendisini yönlendirdikten sonra şirketin ilk kâr amacı gütmeyen misyonundan uzaklaştığını söyledi.

Musk ile Altman arasındaki yıllara yayılan anlaşmazlığı görünür hale getiren üç haftalık duruşmanın ardından federal jüri, Tesla CEO’sunun açtığı davayı oybirliğiyle reddetti.

Jüri, Musk’ın davayı açmakta geç kaldığı sonucuna vardı. Musk’ın kararı temyize götürme sözü verdiği belirtildi.

Wedbush Securities analisti Dan Ives, geçen hafta yayımladığı değerlendirme notunda, “Bu karar OpenAI açısından büyük rahatlama yarattı. Çünkü şirketin operasyonları üzerindeki 134 milyar dolarlık baskıyı ortadan kaldırdı” dedi.

Ives, bu baskının şirketin halka arz sürecinde ve gelecek yılki halka arz planlarında ciddi zarar yaratabileceğini, aynı zamanda Altman’ın şirketin başında kalma sürecini etkileyebileceğini ifade etti.

Öte yandan Bloomberg’in bu yılın başlarında yayımladığı habere göre Anthropic de ekim ayında halka açılmayı değerlendiriyor.

Claude modelinin geliştiricisi olan şirketin son aylarda çalkantılı süreç yaşadığı belirtiliyor. Bu süreçte Pentagon ile yaşanan yüksek profilli anlaşmazlık ve yeni güçlü modeli Mythos’un sınırlı biçimde yayımlanması öne çıktı.

Anthropic, şubat ayında 380 milyar dolarlık değerleme üzerinden 30 milyar dolar yatırım topladı. Ancak Wall Street Journal’ın haberine göre şirket, 900 milyar dolarlık değerleme üzerinden ek 30 milyar dolar daha toplamayı değerlendiriyor.

Şirketin kısa süre önce yatırımcılara bu çeyrekte 10,9 milyar dolar gelir beklediğini söylediği de Journal tarafından aktarıldı.

Foster, “Piyasadaki söylenti, son çeyrekte çok güçlü performans gösterdikleri yönünde” dedi.

Foster, “Ayrıca kârlılığa geçtikleri konuşuluyor ki bu onlar için önemli. Eğer ikinci sırada halka açılırlarsa, özellikle başarılı bir SpaceX halka arzının ardından bunun onlar için çok uygun zamanlama olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English