Amerika
Cumhuriyetçi Parti’de Trump’a destek zayıflıyor

The Hill’e konuşan Cumhuriyetçi Senato kaynakları, Başkan Donald Trump’ın yılın geri kalanına ilişkin gündeminin ciddi risk altına girdiğini ve özellikle göçmenlik uygulamalarına 2029’a kadar finansman sağlamayı amaçlayan bütçe uzlaşı paketinin çıkma ihtimalinin zayıfladığını belirtti. Geçen hafta geçici Adalet Bakanı Todd Blanche ile Cumhuriyetçi senatörler arasında yapılan toplantıda tansiyon yükselirken, bazı Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Beyaz Saray balo salonu projesi ve 1,8 milyar dolarlık “mağdur fonu” önerisinin Kongre’de ciddi dirençle karşılaştığını ifade etti.
The Hill gazetesine konuşan Cumhuriyetçi Senato kaynakları, Başkan Donald Trump’ın yılın geri kalanına ilişkin yasama gündeminin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Kaynaklar, özellikle göçmenlik uygulamalarına 2029’a kadar kaynak sağlamayı amaçlayan bütçe uzlaşı paketinin, geçen hafta geçici Adalet Bakanı Todd Blanche ile Cumhuriyetçi senatörler arasında yapılan toplantının ardından daha da kırılgan hale geldiğini aktardı.
Cumhuriyetçi senatörler, Trump’ın Beyaz Saray için balo salonu inşasına kamu kaynağı ayırma planının Senato’dan geçme ihtimalinin bulunmadığını söyledi.
Senatörler ayrıca, Biden dönemi Adalet Bakanlığı tarafından yargılanan kişilere tazminat ödenmesini öngören 1,8 milyar dolarlık “mağdur fonu” teklifinin ya tamamen geri çekilmesi ya da kapsamlı biçimde değiştirilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.
Cumhuriyetçi kaynaklar, aksi halde durmuş durumdaki bütçe uzlaşı paketinin ara seçimlerden önce kabul edilme ihtimalinin düşük olduğunu belirtti.
Senato kaynakları, Trump’ın yabancılaştırdığı dört Cumhuriyetçi senatörün bulunduğunu ve bunların Senato’daki yasama sürecini zorlaştırabileceğini aktardı.
Kaynaklar, Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Louisiana Senatörü Bill Cassidy, Teksas Senatörü John Cornyn ve Kentucky Senatörü Rand Paul’ün bu grupta yer aldığını söyledi.
Teksas Senatörü Ted Cruz, Blanche ile geçen hafta yapılan sert toplantının ardından yönetimin Kongre’den yasa geçirmekte zorlanabileceğinin açık biçimde ortaya çıktığını ifade etti.
Cruz, “53-47 çoğunluğumuz var. Dört senatörü kaybederseniz 50’nin altına düşersiniz ve hiçbir şey geçiremezsiniz” dedi.
Cruz, “Bu durum yılın geri kalanında işleri daha da karmaşık hale getirecek” ifadesini kullandı.
Cumhuriyetçi senatörlerin kısa sürede yönetimle yeniden uyumlu hale geleceğini düşünmediğini belirten Cruz, “Bu dört senatörün bir anda her şey yolundaymış gibi davranacağını düşünmüyorum. 2026’ya ve yılın geri kalanına ilişkin olarak önümüzde ilginç sorunlar olacak” dedi.
Cumhuriyetçiler Senato’da 53 sandalyelik çoğunluğa sahip bulunuyor. Maine Senatörü Susan Collins ile Alaska Senatörü Lisa Murkowski ise geçmişte önemli oylamalarda parti yönetimine karşı pozisyon almıştı.
Kıdemli bir Cumhuriyetçi danışman, “Yönetim bu senatörleri öfkelendirerek her yerde sorun yaratıyor. Bu gerçekten kötü bir strateji” dedi.
Cumhuriyetçi Senato kaynakları, Cumhuriyetçi senatörlerin Trump ve Beyaz Saray tarafından baskı altında tutulduklarını düşündüklerini belirtti.
Kaynaklar, senatörlerin yürütme organından yeterli iletişim göremedikleri ve çoğu zaman saygı eksikliğiyle karşı karşıya kaldıkları görüşünde olduğunu aktardı.
Trump’ın en yakın müttefiklerinden bazıları da yönetimle görüş ayrılığı yaşadı. Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham, Anma Günü tatili sırasında Trump’ın “büyük ölçüde müzakere edildiğini” söylediği olası İran anlaşmasına ilişkin kaygılarını dile getirdi. Trump, anlaşmanın İran’ın nükleer programı ve füze stoğunu nasıl ele alacağına dair ayrıntıları netleştirmemişti.
Graham, X platformundaki paylaşımında, “Eğer İran’la çatışmayı sona erdirmek için bir anlaşma yapılırsa ve bunun nedeni Hürmüz Boğazı’nın İran terörüne karşı korunamayacağına inanılmasıysa ve İran hâlâ Körfez’deki büyük petrol altyapısını yok etme kapasitesine sahipse, İran diplomatik çözüm gerektiren baskın bir güç olarak algılanacaktır” ifadelerini kullandı.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker da cumartesi günü yaptığı açıklamada, “İran’ın iyi niyetle hareket edeceğine dair inançla gündeme gelen 60 günlük ateşkes felaket olur” dedi.
İsminin açıklanmamasını isteyen bir Cumhuriyetçi senatör, meslektaşlarının Beyaz Saray’a yönelik rahatsızlığının seçim yılında daha da arttığını söyledi.
Senatör, Cumhuriyetçilerin Trump tarafından zor siyasi pozisyonlara sürüklendiğini düşündüğünü ifade etti. Başkanın partisinin seçimlerde ciddi siyasi ters rüzgarlarla karşılaşmasının beklendiğini de sözlerine ekledi.
Cumhuriyetçi senatörler, Biden dönemi Adalet Bakanlığı tarafından yargılanan kişilere tazminat ödenmesini öngören 1,8 milyar dolarlık fon teklifini, Beyaz Saray’ın siyasi açıdan en sorunlu girişimlerinden biri olarak değerlendirdi.
Aynı senatör, “İnsanlar yoruldu. Kuşatma altında olduklarını düşünüyorlar. Beyaz Saray’la çalışmak çok zor. Başkanın altındaki kadrolar özellikle sorunlu” dedi.
Senatör, Blanche ile geçen hafta yapılan toplantıda Cumhuriyetçi üyelerin neden öfkelendiğini anlatırken, “İnsanlara kötü davranıyorlar. Bunu kısa süre yapabilirsiniz ama zamanla yıpratıcı hale geliyor” ifadelerini kullandı.
Toplantıya katılan Cumhuriyetçi senatörlerin yaklaşık yarısının, 1,8 milyar dolarlık fon ve başka başlıklar nedeniyle yönetimi eleştirdiği belirtildi.
Tartışmalarda Trump’ın düşen kamuoyu desteğinin kasım seçimlerinde Cumhuriyetçi adayları olumsuz etkileyebileceği kaygısının da gündeme geldiği aktarıldı.
Cumhuriyetçi senatörler ve danışmanlar, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ve Sınır Devriyesi için yaklaşık 70 milyar dolarlık kaynak içeren bütçe uzlaşı paketinin, yönetimin 1,8 milyar dolarlık fon teklifinden vazgeçmemesi halinde çıkma ihtimalinin çok düşük olduğunu söyledi.
Bir kaynak, Cumhuriyetçi senatörler ile Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin Anma Günü tatili sırasında seçmenlerinden bu öneriye yönelik yoğun tepki duyabileceklerini ifade etti.
Aynı senatör, Trump’ın Cassidy ve Cornyn’e karşı ön seçim rakiplerini desteklemesinin Cumhuriyetçi senatörlerle başkan arasındaki gerilimi artırdığını söyledi.
Cassidy, Trump’ın Louisiana Temsilcisi Julie Letlow’u desteklemesinin ardından Louisiana’daki Cumhuriyetçi ön seçiminde üçüncü sırada kaldı ve 27 Haziran’daki ikinci tura kalamadı.
Cornyn ise salı günü yapılacak Teksas Cumhuriyetçi Senato ön seçim ikinci turu öncesinde zayıf aday olarak görülüyor.
Trump, Cornyn’in rakibi olan Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a destek vermişti. Paxton daha önce ağır menkul kıymet dolandırıcılığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalmış ve duruşma öncesi uzlaşma kapsamında 100 saat kamu hizmeti yapmayı kabul etmişti.
Cumhuriyetçi milletvekilleri ve danışmanlar, Blanche’ın perşembe günü yapılan toplantıda senatörleri öfkelendirmesinin ardından artık Adalet Bakanlığı’nın kalıcı başına getirilme ihtimalinin kalmadığını söyledi.
Blanche, toplantıda milletvekillerinin fon için sınırlayıcı hükümler getirilmesi taleplerine karşı çıkmıştı.
Blanche, Trump’ın nisan ayı başında Adalet Bakanı Pam Bondi’yi görevden almasının ardından geçici olarak görev yapıyor.
Kıdemli Cumhuriyetçi danışman, Blanche’ın “ideolojik yelpazenin tamamından gelen senatörlerin öfkesiyle karşı karşıya kaldığını” söyledi.
Bir başka Cumhuriyetçi danışman ise, “Blanche’ın yüz ifadesi kariyerinin gözlerinin önünde eridiğini gördüğünü gösteriyordu” dedi.
Aynı danışman, “Artık kalıcı adalet bakanı olarak onay alamayacağını biliyor. Kendisi de bu göreve geleceğini düşünüyordu ve bunun için çalışıyordu” ifadelerini kullandı.
Perşembe günkü toplantıda Blanche’a tepki gösteren Tillis, Senato’daki Cumhuriyetçilerin söz konusu fona yönelik itirazlarının başını çekiyor.
Tillis aynı zamanda Bondi’nin yerine gelecek ismin onay sürecini yönetecek Senato Yargı Komisyonu’nda görev yapıyor.
Cumhuriyetçi Senato liderliği, bütçe uzlaşı paketini Yargı Komisyonu’nda görüşmeye açmamaya karar verdi. Bir Cumhuriyetçi Senato kaynağı, bunun nedeninin Tillis’in tasarıya destek verip vermeyeceğinin belirsiz olması olduğunu söyledi.
Kaynak, Tillis’in değişiklik önergelerine karşı güvenilir oy olarak görülmediğini de ifade etti.
Senato Yargı Komisyonu 11 Mayıs’ta yayımladığı açıklamada, Senato İç Güvenlik Komisyonu’nun paketi görüşeceğini duyurması nedeniyle kendi oturumlarını iptal ettiklerini bildirmişti.
Açıklamada, bütçe uzlaşı tasarısının yalnızca bir komisyonda görüşülmesinin yeterli olduğu belirtilmişti.
Bununla birlikte kaynaklar, Trump ve ekibinin Tillis’i Blanche’a veya Yargı Komisyonu’ndan geçecek tartışmalı adaylara destek vermeye ikna etmekte zorlanacağını söyledi.
Trump ile Tillis arasındaki ilişkiler cuma günü daha da kötüleşti. Trump, sosyal medya paylaşımında Tillis’i “PES EDEN” olarak niteledi ve yeniden aday olma “cesaretine” sahip olmadığını söyledi.
Tillis ise Trump’ın danışmanlarının ortaya attığı kötü fikirleri benimsemesinin kasım seçimlerinde Cumhuriyetçi adaylara zarar vereceğini belirtti.
Trump’ın Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı için aday göstereceği isimlerin onay süreçlerinin de zorlaşabileceği değerlendiriliyor. Bu kapsamda Gıda ve İlaç Dairesi’nin eski komiseri Marty Makary’nin yerine gelecek isim ile başcerrah olarak görev yapması planlanan Nicole Saphier’in adaylıkları da bulunuyor.
Trump’ın başcerrahlık görevi için daha önce aday gösterdiği Casey Means, Senato Sağlık, Eğitim, Çalışma ve Emeklilik Komisyonu’ndan geçememesi üzerine nisan ayı sonunda adaylıktan çekilmişti.
Senato Sağlık Komisyonu Başkanı Cassidy, Beyaz Saray balo salonu için öngörülen 1 milyar dolarlık kaynak ile 1,8 milyar dolarlık “silahlandırma karşıtı” fon teklifine yönelik Cumhuriyetçi itirazların ön saflarında yer aldı.
Cumhuriyetçi senatörler ve danışmanlar, Cornyn’in Paxton’a karşı yarışını kaybetmesi halinde Trump’ın gündemi açısından yeni bir engel haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Cornyn’in oyu, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü görevinden ayrılan Tulsi Gabbard’ın yerine getirilecek ismin onayı açısından kritik önem taşıyor.
Gabbard cuma günü görevinden ayrıldığını açıklamış ve eşine kanser teşhisi konmasının ardından daha fazla zaman geçirmek istediğini belirtmişti.
Kıdemli Cumhuriyetçi danışman, “Cassidy’yi bu kadar öfkelendirdikten sonra Sağlık Komisyonu’ndan aday geçirmek çok daha zor olacak” dedi.
Aynı danışman, “Başkan artık Cornyn’i de hedef aldığı için Gabbard’ın yerine gelecek yeni Ulusal İstihbarat Direktörü’nü İstihbarat Komisyonu’ndan geçirmek de daha zor olacak” ifadelerini kullandı.
Cornyn, ikinci tur seçim kampanyası nedeniyle perşembe günü Blanche ile yapılan toplantıya katılmadı.
Cornyn çarşamba günü yaptığı açıklamada, Trump’ın yeniden seçilme kampanyasını desteklememesinden “hayal kırıklığı duyduğunu” söyledi. Bununla birlikte Paxton’ı yenebileceğini savundu.
Cornyn, “Şimdiye kadar yürüttüğüm tüm seçim kampanyalarının en iyi ekibine ve en iyi planına sahibiz. Seçmeni sandığa götüreceğiz ve kazanmayı hedefliyoruz” dedi.
Trump’ın görevdeki Cumhuriyetçi senatörlerin rakiplerini desteklemesinin başkanın yasama gündemini nasıl etkileyebileceği sorusuna Cornyn, “Bu konuda sonucu sizin çıkarımınıza bırakıyorum” yanıtını verdi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Amerika
ABD’de zenginler prestijli arsalar için milyonluk evleri yıktırıyor

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD’de milyarderler, prestijli kıyı bölgelerindeki arsa kıtlığı nedeniyle yüz milyonlarca dolarlık malikaneleri satın alıp yerle bir ediyor. Satış ilanlarında yapay zekayla boş arsa tasarımları öne çıkarken uzmanlar tek bir yıkım ve lüks inşaat döngüsünün 250 hanenin yıllık karbon salımına denk zarar ürettiğini belirtiyor.
ABD’de milyarderler, yüz milyonlarca dolar ödeyerek satın aldıkları lüks malikaneleri kısa süre içinde yıktırıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre bu yönelimin arkasında, özellikle sahil şeritleri gibi prestijli bölgelerde yaşanan arsa kıtlığı yatıyor.
Çok zengin alıcılar için asıl belirleyici etken üzerindeki yapı değil, arazinin konumu haline geldi. Satın alınan mülkler yerle bir edildikten sonra açılan alana daha modern tarzda yeni konutlar inşa ediliyor.
Haberde lüks gayrimenkul piyasasındaki değişime dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Daha önce pahalı gayrimenkul alımlarının temel nedeni olan evin kendisi, artık neredeyse önemini yitirdi. Alıcılar her şeyden önce okyanus kıyısında veya dağ zirvesinde yer alan, iyi konuma sahip araziler için yarışıyor.”
Gazete bu duruma örnek olarak ABD’li milyarder William Lauder’ın hamlelerini aktardı. Lauder, Mart 2023’te hayatını kaybeden radyo programcısı Rush Limbaugh’nun okyanus kıyısındaki mülkünü 155 milyon dolara aldıktan sonra temmuz ayında tamamen yıktırdı.
Lauder daha önce de Palm Beach sahilinde yaklaşık 1,2 hektarlık arazide yer alan iki evi yıktırmıştı. Başlangıçta bu alana kendi konutunu yapmayı tasarlayan Lauder, daha sonra boşalan arsayı yaklaşık 200 milyon dolara sattı.
Gayrimenkul değerleme uzmanı Jonathan Miller, arsa fiyatları arttıkça bu tür işlemlerin giderek yaygınlaştığını belirtti.
Yaşanan hareketlilik üzerine emlak danışmanları da lüks konutları doğrudan yıkıma uygun arsa olarak pazarlamaya başladı.
İlanlarda arazinin üzerindeki yapılar olmadan nasıl görüneceğini göstermek için yapay zekayla üretilen görseller kullanılıyor.
Pazarlamacılar “yıkım” sözcüğünü doğrudan kullanmamak adına “uyarlanabilir yeniden kullanım” gibi ifadelere başvuruyor.
Lüks konut piyasasında yıkım ilanı oranı artıyor
Eğilim yalnızca kıyı şeridiyle sınırlı kalmayıp ABD’nin diğer bölgelerine de yayılıyor.
Gayrimenkul aracılık şirketi Redfin’in verileri, satış ilanlarında binaların yıkılmasını öngören ifadelerin sıklaştığını ortaya koyuyor.
Söz konusu ifadelerin oranı Houston’ın Bunker Hill Village bölgesindeki ilanlarda yüzde 15’in üzerine çıkarken, Virginia’daki Pimmit Hills’te yüzde 6,67 seviyesinde seyrediyor.
Miami’de çalışan emlak danışmanı Dina Goldenteyer, alıcıların on yıldan daha eski evleri artık beğenmemesi nedeniyle üst üste yıkım uygulamalarının sıklaştığını dile getirdi.
Perakende sektörünün eski yöneticileri Jamie Dooley ve Christine Scott çifti, 2020 yılında Florida’daki Destin yakınlarında deniz kenarındaki bir evi yıkmak için 3,7 milyon dolar harcadı.
Çift, açılan alana modern bir konut inşa etmek için beş yıl harcamasına rağmen ortaya çıkan yeni yapıyı da yıkım şartıyla satışa çıkardı; gerekçe olarak yapıyı bu haliyle kimsenin satın almak istememesini gösterdi.
WAP Sustainability adlı çevre danışmanlığı şirketinin çalışanı William Paddock ise bu inşaat döngüsünün çevreye verdiği zarara işaret etti.
Paddock, yaklaşık 1000 metrekarelik bir evi yıkıp yerine yaklaşık 2 bin 700 metrekarelik yeni bir bina yapmanın, ortalama 250 Amerikan hanesinin yıllık emisyonuna denk bir karbon ayak izi ürettiğini vurguladı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları










