Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçiler İran savaşının seçimleri kaybettirmesinden korkuyor

Yayınlanma

ABD’li Cumhuriyetçiler, Başkan Trump’ın İran ile uzlaşma adımlarından memnuniyet duysalar da bu hamlelerin yaklaşan ara seçimlerde ağır bir yenilgiyi engellemek için geç kaldığından endişe ediyor. Parti içindeki hakim görüşe göre savaşın neden olduğu yüksek yaşam maliyeti ve akaryakıt fiyatlarındaki sert artış, seçmenlerin değişim arzusunu tetikleyerek Kongre kontrolünün kaybedilmesine yol açabilir.

Cumhuriyetçiler, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile uzlaşmaya yönelik attığı adımlar karşısında bir nebze rahatlamış olsalar da bu önlemlerin, kendilerini ara seçim döngüsündeki ağır bir yenilgiden kurtarmak için çok az ve çok geç kalmış olmasından kaygı duyuyor.

Birçok Cumhuriyetçinin iki haftalık geçici ateşkes ilanını kamuoyu önünde kutlamasının ardında, partinin deneyimli isimleri kasvetli bir siyasi gerçeğe işaret etmeye devam ediyor.

Uzmanlar, kırılgan ateşkes sürse bile savaşın neden olduğu yüksek yaşam maliyeti ve özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artışın haftalarca, hatta daha uzun süre etkisini sürdüreceği uyarısında bulunuyor.

Beyaz Saray’a yakın olan ve samimi açıklamalarda bulunabilmek amacıyla kimliğinin gizli tutulmasını isteyen bir yetkili, durumu açık bir dille ifade etti.

Politico’ya konuşan yetkili, “İran’daki bu savaş, kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’nin her iki kanadını, yani hem Senato’yu hem de Temsilciler Meclisi’ni kaybedeceğimiz gerçeğini neredeyse kesinleştiriyor” dedi.

Partideki bu endişeler, Cumhuriyetçilerin son dönemdeki bir dizi seçimde beklentilerin altında performans sergilemesiyle daha da derinleşiyor.

Ekonomik meseleler ve cüzdanlarını ilgilendiren konularda kaygılı olan seçmenlerin değişim arzusunda olması, bu korkuları besliyor. Savaş şu an sona erse bile akaryakıt ve diğer emtia fiyatları üzerindeki kalıcı etkilerin devam edeceği öngörülüyor.

Bu durumun, vergi indirimleri veya sınır güvenliği konularını gündeme getirmeye çalışsalar dahi Cumhuriyetçileri seçim meydanlarında savunma yapmaya zorlayacağı belirtiliyor.

Arizona’da uzun süredir görev yapan Cumhuriyetçi stratejist Barrett Marson, “Bu gidişatı düzeltmek için bir anda yön değiştiremeyiz” değerlendirmesini yaptı. Marson ayrıca, kasım seçimleri söz konusu olduğunda zamanın başkanın aleyhine işlediğini kaydetti.

Trump ve üst düzey danışmanları ise son birkaç ayı, “Büyük, Güzel Yasa” (One Big Beautiful Bill) olarak adlandırılan düzenlemeden kaynaklanan politikaların tam olarak yürürlüğe girmesiyle ülkenin bir ekonomik dönüşümün eşiğinde olduğunu savunarak geçirdi.

Ancak buna karşın İran savaşı, başkanı ve müttefiklerini savunma pozisyonuna itti. Savaş, yönetimin ekonomik mesajlarını gölgelerken birçok seçmenin gerçek ekonomik koşullarını daha da kötüleştirdi.

İran, küresel petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı savaşta ABD’ye karşı bir koz olarak kullandı. Bu durum, ülke genelinde akaryakıt fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Beyaz Saray danışmanları, Trump’ın ateşkes ilanının ardından petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki düşüş ile borsadaki toparlanmayı, başkanın vaatlerinin gerçekleştiğinin kanıtı olarak gösteriyor.

Yetkililer ayrıca, “Büyük, Güzel Yasa” kapsamındaki vergi indirimleri dahil olmak üzere ekonomik politikaların faydalarının seçmenler tarafından henüz tam olarak hissedilmediğini savunuyor.

Beyaz Saray sözcüsü Kush Desai yaptığı açıklamada, “Enerji piyasaları istikrara kavuşmaya başladıkça, tarihi vergi iadesi çekleri posta yoluyla ulaştıkça ve Trump yönetiminin büyüme odaklı gündeminin geri kalanı yürürlüğe girmeye devam ettikçe, Amerikalılar en iyisinin henüz gelmediğinden emin olabilirler” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Cumhuriyetçilerin bu karamsar bakış açısı, partinin her türlü seçimde Trump’ın gerisinde kalmaya devam ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.

Salı günü gerçekleşen seçimlerde bu eğilimin hızlandığı görüldü. Georgia’da Demokrat Shawn Harris, Cumhuriyetçi Marjorie Taylor Greene’den boşalan koltuk için yapılan özel seçimi 12 puan farkla kaybetti; ancak Harris, Trump’ın 2024’te bu bölgede elde ettiği 37 puanlık devasa farkı ciddi şekilde eritti. Wisconsin’de ise Demokrat eğilimli eyalet yüksek mahkemesi adayı, eyaletteki Cumhuriyetçi kaleleri de kazanarak büyük bir zafer elde etti.

Demokratlar savaş üzerinden Trump’a yüklenmeye devam ederken, savaşın neden olduğu yüksek akaryakıt fiyatlarını kendi temel kampanya odakları olan “karşılanabilirlik” konusunu öne çıkarmak için kullandı.

Demokrat araştırma firması Navigator Research tarafından çarşamba günü yayımlanan anket sonuçlarına göre, seçmenlerin yüzde 65’i Trump’ın ortalama galon başına 4 doların üzerine çıkan akaryakıt fiyatlarını yönetme biçimini onaylamıyor. Katılımcıların yüzde 71’i ise İran’daki savaşın fiyat artışlarına yol açtığına inanıyor.

Cumhuriyetçiler, Demokratların karşılanabilirlik argümanının seçmende karşılık bulduğunu kabul ediyor. Georgia’dan bir Cumhuriyetçi stratejist, dış müdahale konusunda MAGA tabanını da bölen savaşın aslında bir “karşılanabilirlik meselesi” olduğuna dikkat çekti.

Samimi şekilde konuşabilmek için isminin gizli tutulmasını isteyen stratejist, “Trump bu durumu sahiplenmek zorunda kalacak” dedi.

Aynı stratejist ayrıca, “Georgia’daki genel seçmen kitlesini anlayan hiçbir Georgia Cumhuriyetçisinin Trump’ın buraya gelmesini isteyeceğini sanmıyorum” değerlendirmesini yaptı.

Stratejist, özellikle Trump’ın popülaritesinin yüzde 30’ların ortasında olması durumunda, bunun bir “kan gölüne” dönebileceğini de sözlerine ekledi.

New York Times verilerinin ortalamasına göre, Trump’ın mevcut görev onay oranı yüzde 39 seviyesinde bulunuyor.

Buna rağmen bazı Cumhuriyetçi stratejistler, başkanın ekonomiyi ve seçim şanslarını tersine çevirmek için hala vakti olduğu konusunda iyimserliğini koruyor.

Trump’ın salı gecesi yaptığı açıklamanın ardından ABD petrolü, yaklaşık 113 dolarlık zirve seviyesinden 94 dolara gerilese de bu rakam hala savaş öncesi seviyelerin çok üzerinde bulunuyor.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt çarşamba günü muhabirlere yaptığı açıklamada, Trump’ın ekonomik politikalarını tanıtmak üzere Arizona ve Nevada’ya seyahat edeceğini bildirdi. Leavitt, bu ziyaretleri duyururken “Başkan’ın politikalarının Amerikan halkına nasıl fayda sağladığına dair kendisinden pek çok şey duyacaksınız” dedi.

Kararsız eyaletlerden birinde aday olan bir Cumhuriyetçi de kasım ayına kadar hala uzun bir süre olduğu konusunda hemfikir olduğunu belirtti.

Michigan’daki boş Senato koltuğu için yarışan Cumhuriyetçi Mike Rogers, çarşamba günü Politico’ya verdiği demeçte, karşılanabilirlik konusundaki soru üzerine, “Bu tabloyu düzeltmek için pek çok fırsat var” şeklinde konuştu.

Rogers, “Savaştaki bir ulus olduğunuz her an endişe duyarsınız. Ancak bence halk, başkanın doğru yönde ilerlediğini ve bir terör devletini herkesi tehdit edemeyecek şekilde devre dışı bırakarak başarması gerekeni başardığını hissediyor” dedi.

Salı günkü seçim sonuçlarına da değinen Rogers, bu sonuçlar ile kendi eyaleti arasında bir bağ görmediğini belirterek, “Wisconsin Wisconsindir, Michigan ise Michigan” ifadesini kullandı.

Georgia’dan bir başka Cumhuriyetçi yetkili ise ara seçimlerin İran meselesinden önce de zaten zor geçeceğinin belli olduğunu söyledi. Yetkili, özel seçim sonuçlarının Cumhuriyetçilerin zaten bildiği bir gerçeği doğruladığını belirterek, “Bu da daha önce hiç savaşmadığımız kadar çok savaşmak zorunda kalacağımızdır” dedi.

Aynı yetkili, “Demokrat arkadaşlarımın ve meslektaşlarımın bu durumdan muhtemelen gereğinden fazla anlam çıkardığını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Ayrıca, “İran’ı işgal etmeden önce de özel seçimleri kaybetmiştik, değil mi? Bu yüzden bunu söylemek gerçekten zor” diyerek görüşlerini tamamladı.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English