Ortadoğu
DMO medyasında “ileri savunma” doktrini sorgulanıyor

İran Meclisi’nde Suriye’deki son gelişmeler ve İran’ın takip edeceği askeri stratejinin ele alındığı kapalı toplantı yapıldı. Toplantıda, bölgedeki askeri stratejiler, İsrail’in operasyonları ve İran’ın İsrail’e karşı gerçekleştirdiği operasyonlar masaya yatırıldı. Ayrıca, bölgenin güvenlik ve istihbarat durumu detaylı şekilde değerlendirildi.
Khabaronline haber sitesine göre toplantıda İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Komutanı Hüseyin Selami, Esad yönetiminin yıkılmasından sonra Suriye’de İran’ın silahlı varlığının kalmadığını söyledi.
Suriye’deki gelişmelerde en büyük kaybı İran’ın yaşadığına dair genel bir kanı mevcut. Peki durum, İran içinde nasıl görünüyor?
Aşağıda çevirisini okuyacağınız çalışma DMO’ya yakın medyanın Suriye’de olup bitene nasıl yaklaştığını ele alıyor.
Haber ve yazılarda Lübnan’da Hizbullah’ın kan kaybetmesi ve İran dışında “direniş eksenindeki” tek devlet olan Suriye’nin kaybı sonrası eksen üyelerinin bağlantısı sorgulanırken İran’ın atacağı adımlara dair görüşler farklılaşıyor.
***
İran Devrim Muhafızları medyası ‘Suriye’de pandoranın kutusunun açılmasından’ yakınıyor
Amwaj.media
Haber: Beşar Esad’ın Suriye’deki iktidarının sona ermesi İran’da endişeleri artıran bir dizi belirsizliği de beraberinde getirdi. Bazı İranlılar yaygın bir istikrarsızlıktan endişe ederken, diğerleri yaklaşan fırtınayı atlatmak için Çin ile ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Bu durum, Sünni isyancıların Şam’daki önemli bir türbe de dahil Şii kutsal mekanlarını hedef almaktan kaçınmak için İran’la yaptıkları bildirilen anlaşmaya uyuyor gibi göründükleri bir zamanda yaşanıyor.
Bu arada, İslam Cumhuriyeti’nin “ileri savunma” doktrini sorgulanırken, nükleer programın silahlandırılması çağrıları yapılıyor ki bir zamanlar tabu olan bu öneri son yıllarda giderek yaygınlaşıyor.
Kapsam: Esad hükümetinin Sünni isyancılar tarafından yıkılması İran’ı ‘Direniş Ekseni’ndeki tek devlet müttefikinden yoksun bıraktı ve Suriye’yi bir belirsizlik dünyasına itti.
-Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Javan gazetesi 9 Aralık’ta “Suriye’de Pandora’nın kutusunun açılmasından” yakındı. Gazete, isyancıların yönetimi ele geçirmesinin “her türlü öngörülemeyen felaket ve talihsizliğe” yol açabileceğini savundu.
-Genel yayın yönetmeni İran’ın dini lideri tarafından atanan Kayhan gazetesi, Suriye muhalefetini kastederek “teröristlerin” ABD ve İsrail’in emirlerini yerine getirdiğini iddia etti. Gazete ayrıca Esad’ın düşüşünün Suriye üzerinde “Amerikan egemenliğinin başlangıcı” anlamına geldiğini iddia etti.
-Muhafazakâr Horasan gazetesi -özellikle Esad hanedanından “otoriter yöneticiler” olarak bahsederek- Suriye’nin “yakın zamanda gerçek özgürlük ve demokrasiyi” görmesinin “olası olmadığını” söyledi.
-Horasan ayrıca ayrı makalelerde Suriye’deki gelişmelerden en çok Türkiye’nin faydalanacağını savundu. Türkiye’nin sadece bölgesel bir ağırlık kazanmakla kalmayıp aynı zamanda Suriye üzerinde kontrol sahibi olmanın Ankara’nın kilit transit koridorları oluşturmasına yardımcı olduğunu öne sürdü.
Yarı resmi Mehr Haber Ajansı 9 Aralık’ta İran’ın Esad’ı aslında Sünni İslamcı Heyet-i Tahrir Şam’ın (HTŞ) Kasım sonunda başlattığı yıldırım harekâtından haftalar önce isyancıların faaliyetleri konusunda uyardığını iddia etti. Ancak devrik Suriye liderinin bu kaygıları dikkate almadığı ve İran’ın yardımını reddettiği iddia ediliyor.
-Mehr, Esad’ı uyarmak için geçen ay Şam’a giden DMO askeri danışmanlarından oluşan bir heyetin, uzun süredir Suriye Devlet Başkanı olan Esad’a karşı halkta ciddi bir memnuniyetsizlik olduğunu fark ettiğini iddia etti.
– Ajans, “Ne yazık ki,” Esad’ın İran heyetine “resmi olarak” halkın sorunlarını çözme konusunda “yetersiz olduğunu” söylediğini aktardı.
-Mehr, bazı Arap devletlerinin Suriye’nin ekonomisinin yeniden inşasına yardım etmeleri karşılığında Esad’ı İran ve ‘Direniş Ekseni’ ile arasına mesafe koymaya yönlendirdiğini iddia etti. Ajansa göre bu durum Esad’ın nihai çöküşüne yol açtı. Mehr, “Suriye’nin ‘Direniş Ekseni’nden geçici olarak ayrılmasıyla birlikte, [Direniş] Cephesi’nin çeşitli tarafları arasındaki bağlantı konusunda artık şüpheler var” diye ekledi.
‘Direniş Ekseni’ üzerindeki baskı artarken İran’ın atacağı adımlara dair görüşler farklılaşıyor.
-Horasan gazetesi, İslam Cumhuriyeti’nin Çin ile ilişkilerini geliştirmeye “derhal öncelik vermesi” ve Lübnan’daki Hizbullah’ı yeniden silahlandırmak için alternatif yollar araması gerektiğini savundu.
-Muhafazakâr Milletvekili Ahmad Naderi ise İran’ın önce “yaralı ‘Direniş Ekseni’ni canlandırmaya”, ardından da “nükleer bomba denemeye” yönelmesi gerektiğini öne sürdü.
HTŞ, 8 Aralık’ta Şam’ı ele geçirdiğinde İran devlet televizyonu El Kaide’nin eski kolunun Şiilerin dini mekanlarına zarar verilmeyeceğini söylediğini aktardı. Bu açıklama Sünni İslamcılar ile İran’ın Kudüs Gücü arasında bir anlaşmaya varıldığı haberleriyle uyumlu.
-Aynı gün Suriyeli Şii din adamı Ayman el-Ahmad, Seyyide Zeynep’in boş türbesine giderek İran’a değil Iraklı liderlere “başta Katar ve Türkiye olmak üzere etkili bölge ülkelerine garanti vermeleri için baskı yapmaları” çağrısında bulundu. Sosyal medyada yaygın bir şekilde dolaşıma sokulan videoda Ahmad ayrıca “halk arasında yayılan korku ve güvensizliğe” vurgu yaparak “Şiileri ve kutsal değerlerini maruz kalabilecekleri tehlikelerden korumak için uluslararası güçlerin konuşlandırılmasını” öneriyordu.
-Ancak ertesi gün, 9 Aralık’ta sosyal medyada ve İran devletine bağlı yayın organlarında yer alan videolarda Seyyide Zeynep türbesinde dua edenlerin herhangi bir sorunla karşılaşmadığı görülüyordu.
Bağlam/analiz: İran’da son yıllarda, özellikle de son birkaç aydır, nükleer programın silahlandırılması yönündeki çağrılar artıyor.
-İran, varoluşsal bir tehditle karşılaşması halinde kendi koyduğu nükleer silah yasağını yeniden gözden geçirebileceği uyarısında bulunuyor.
-‘Direniş Ekseni’nin zayıflaması ve İran’ın “ileri savunma” doktrininin Esad yönetiminin sona ermesiyle tehlikeye girmesiyle birlikte, nükleer caydırıcılık geliştirme çağrılarının artması muhtemel.
– Suriye, İran’ın “ileri savunma” stratejisinin temel bir unsuru ve özellikle Lübnan Hizbullah’ına silah aktarmak için bir lojistik üs olarak hizmet ediyor.
Eski Beyaz Saray yetkilisi Doran: Suriye’de İsrail ve Türkiye’nin çıkarları örtüşüyor
HTŞ Suriye iç savaşının ilk yıllarında Ebu Muhammed Colani tarafından kuruldu.
-Jolani 2000’li yıllarda Irak’ta El-Kaide’ye katıldı ve burada ABD liderliğindeki güçlerle savaştı. İç savaş patlak verdiğinde El-Kaide’nin Suriye kolu olarak Nusra Cephesi’ni kurmak üzere Suriye’ye gönderildi.
– Asıl adı Ahmed el-Şaraa olan Colani, 2013 yılında IŞİD ile birleşmeyi reddetti. 2016’da El Kaide ile bağlarını kopardı ve 2017’de diğer Suriyeli isyancı gruplarla birleşerek HTŞ’yi kurdu.
-HTŞ kendini yeniden markalaştırmaya ve militan geçmişinden uzaklaşmaya çalıştı. Ancak grup ve lideri ABD tarafından terörist olarak tanımlanmaya devam ediyor ve Colani’nin başına konulan 10 milyon dolarlık ödül hâlâ yürürlükte.
Öngörü: İran’ın önümüzdeki aylarda, özellikle de Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte vermesi gereken zor kararlar var.
-Bazıları bunu gerekli görse de caydırıcılık için nükleer silah geliştirmek, İsrail’in ve muhtemelen Amerika’nın İran’ın nükleer tesislerine saldırmasıyla sonuçlanabilecek riskli bir hamle. Bu çerçevede Tahran, Washington ile iç kamuoyuna zafer olarak satabileceği bir anlaşmayı tercih ediyor.
-Suriyeli müttefiki olmadan ve Lübnan’daki durum nedeniyle Hizbullah’a erişimi daha da zorlaşan İran, enerjisini komşu Irak’taki nüfuzunu korumaya odaklayabilir. Bununla birlikte, önümüzdeki yıl Irak’ta yapılması beklenen ve Tahran’ın müttefikleri için zorlayıcı olabilecek parlamento seçimleri göz önünde bulundurulduğunda, böyle bir yol her senaryoda muhtemel.
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









