Amerika
‘Epstein belgeleri’ açıklandı: Prens Andrew, Bill Gates, Bill Clinton, Donald Trump gibi isimler var

Ünlüler, politikacılar, dolar milyarderleri ve akademisyenlerle ilişki kurmasıyla tanınan biri olan Jeffrey Epstein, 2019 yılında reşit olmayan kızları fuhuşa zorlamaktan tutuklanmış ve hakkında dava açılmıştı.
İlk olarak 2005 yılında Florida, Palm Beach’te 14 yaşındaki bir kıza seks için para ödemekle suçlandıktan sonra tutuklanan Epstein, düzinelerce reşit olmayan kız çocuğunun da benzer cinsel istismarı anlatmasına rağmen o dönem yalnızca tek bir kurbanla ilgili bir suçlamayı kabul etmiş ve savcılar da buna izin vermişti.
Son davasında hapishanede intihar ettiği söylenen Epstein’ın dava dosyalarının bir kısmı açıklandı. 18 Aralık 2023’te federal yargıç Loretta Preska, Virginia Giuffre’nin 2015’te Ghislaine Maxwell’e karşı açtığı karalama davasının kamuoyuna açıklanmayan belgelerinin 1 Ocak 2024 tarihinde yayınlanacağına karar vermişti. Kırk beş belge nihayetinde 3 Ocak akşamı yayınlandı ve dünya çapındaki ilgi, belgeleri barındıran web sitesinin çökmesine neden oldu.
Ghislaine Maxwell, Epstein’ın eski kız arkadaşı ve reşit olmayan kızların fuhuşa zorlanmasına yardım ettiği için 2021’de hüküm giydi ve 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Dava sürecinde intihar ettiği söylenen tek kişi Epstein değildi. Bunlardan biri, 2022’de Paris’teki bir hapishanede intihar ettiğinde reşit olmayan kızlara tecavüz ettiği suçlamasıyla yargılanmayı bekleyen Epstein’a yakın bir Fransız mankenlik ajansı olan Jean-Luc Brunel. Giuffre, Brunel’i cinsel tacizle suçlayan kadınlar arasındaydı.
Virginia Giuffre, Florida, New York, ABD Virjin Adaları ve New Mexico’daki evlerinde taciz ettiğini söyleyerek Epstein’a dava açan onlarca kadından biri.
Şu anda kamuoyuna açıklanan belgeler, Epstein’ın kurbanlarının ve yasal süreç sırasında isimleri ortaya çıkan fakat suçlarına ortak olmayan diğer kişilerin gizlilik haklarıyla ilgili endişeler nedeniyle karartılan veya tamamen mühürlenen bölümlere dair yaklaşık 250 kayıt içeriyor.
Bu belgelerden sadece 40 kadarı çarşamba günü kamuoyuna açıklandı. Önümüzdeki günlerde daha fazlası yayınlanacak.
Yargıç Preska, belgeleri, ‘halihazırda birçoğunun kamuoyunca biliniyor olması nedeniyle’ yayınladığını açıkladı.
107 ve 110 numaralı iki istismar mağdurunun belgeleri hemen açıklanmayacak. Belgelerde reşit olmayan kızların ve istismar kurbanlarının isimleri yerine ‘Jane Doe’ (Kimliği Belirsiz Kadın) takma adları kullanılıyor.
İddialar neydi?
Giuffre, 17 yaşına girdiği yaz, Trump’ın Mar-a-Lago kulübünde spa görevlisi olarak çalışırken, Epstein için bir ‘masöz’ olarak işe alındığını söyledi.
Giuffre ayrıca, İngiltere Prensi Andrew, eski New Mexico Valisi Bill Richardson, eski ABD Senatörü George Mitchell ve milyarder Glenn Dubin de dahil olmak üzere Epstein’ın sosyal çevresindeki erkeklerle seks yapması için baskı gördüğünü iddia etti.
Prens Andrew ve Bill Clinton gibi isimler, Epstein’ın ‘pedofil çetesi’nde bulunduklarına ilişkin iddiaları reddetmişlerdi. Fakat 2016’daki ifadesinde, Epstein’ın kurbanlarından biri olduğu belirtilen Johanna Sjoberg’e, Epstein’ın eski başkan Bill Clinton’dan hiç bahsedip bahsetmediği sorulunca Sjoberg, “Bir keresinde kızlara atıfta bulunarak, Clinton’ın onları genç sevdiğini söyledi,” diyor.
Sjoberg ayrıca bir keresinde Atlantic City’de beklenmedik bir şekilde durduklarında Epstein ile özel bir uçakta olduğunu iddia etti ve Epstein’ın, “Harika, Trump’ı arayacağız,” dediğini aktardı.
Sjoberg, Epstein’ın onu ilk kez Prens Andrew ile tanıştırdığında prensin ‘elini göğsüne koyduğunu’ da ileri sürüyor.
Sjoberg ayrıca ifadesinde iki yeni isim de veriyor: David Copperfield ve Michael Jackson. Jackson ile Epstein’ın Palm Beach malikanesinde tanıştığını iddia ediyor. Başka bir olayda Epstein’ın evlerinden birinde, ‘bazı sihir numaraları yaptığını’ söylediği Copperfield ile tanışmış. Sjoberg, Copperfield’ın ‘kızların başka kızlar bulmak için para aldığının farkında olup olmadığımı sorguladığını’ iddia ediyor.
Mağdurlara göre Epstein, kadınları kariyerlerinde veya ABD’ye göç etme girişimlerinde onlara yardım edebileceğine ikna etmek için elit arkadaşlarının çoğunun isimlerini ortaya atıyordu.
Epstein’ın mağdurlarından birinin avukatına göre, “Seks kaçakçılığı planını daha da kolaylaştırmak için karıştığı güçlü insanları, bu insanlar bilsin ya da bilmesin, kullandı. Bu meşruiyet cephesini yaratmak için etrafındaki herkesi kullanıyordu.”
Deutsche Bank, 75 milyon dolarlık ‘Jeffrey Epstein’ cezası ödeyecek
‘2016 seçimlerini iptal ettirecek bilgilerim var’
Belgelerin açıklanmasından sonra New York Post’a konuşan Epstein’ın kardeşi Mark Epstein ilginç bir iddiada bulundu.
Mark, kardeşinin kendisine hem Hillary Clinton hem de Donald Trump hakkında birçok ayrıntıları bildiğini söylediğini aktardı.
Mark Epstein, kardeşinn sözlerini aktararak, “İşte doğrudan bir alıntı: ‘Her iki aday hakkında da bildiklerimi söyleseydim, seçimi iptal etmek zorunda kalırlardı,’” ifadelerini kullandı.
Bu bilgilerin ne olduğu sorulduğunda kardeş Epstein, ağabeyinin kendisine bu konuda daha fazla açıklama yapmadığını söyledi.
Her iki adayın da doğrudan veya dolaylı olarak Epstein’ın çevresi içinde hareket ettiği biliniyordu.
Uçuş kayıtlarına göre Trump, 90’lı yıllarda Epstein’ın özel jetiyle yedi kez uçtu ve en az iki kez aile üyeleriyle birlikte Palm Beach, Florida ve New York arasında gidip geldi.
Hillary Clinton’ın Epstein ile doğrudan bir bağı olup olmadığı bilinmese de kocası Bill Clinton hakkındaki iddialar henüz sonuca bağlanmış değil. Bill ve Epstein, Epstein’ın Beyaz Saray’a en az 17 ziyarette bulunması da dahil olmak üzere yıllar boyunca birbirlerini defalarca ziyaret ettiler.
Eski başkan ayrıca Epstein’ın jetiyle dünyayı dolaştı, 2002 ve 2003’te Avrupa, Asya ve Afrika’ya geziler yaptı.
Epstein davasında ismi geçen ünlüler
Yeni yayınlanan belgelerde, Jeffrey Epstein ile ilişkilendirilen ünlü isimler şöyle:
- Vera Wang: Ünlü moda tasarımcısı. Epstein, fuhuşa zorladığı genç kızlara modellik kariyerinde yükselebilmeleri için Wang’ın ismini veriyordu.
- Naomi Campbell: Ünlü model. Epstein’ın suçlayan bir Ukraynalı model, 2010 yılında Paris’te Naomi Campbell için düzenlenen bir moda etkinliğine katıldığında Epstein’ın onu gördüğünü ve onunla konuşması için bir Rus kadını gönderdiğini söyledi. Kadın, Epstein’ı kendisine Campbell’ın arkadaşı olan ve modellik kariyerine yardımcı olabilecek ‘zengin bir hayırsever’ olarak tanımladı. Ukraynalı, Rus kadın için, “Çok üst sınıf görünüyordu,” dedi.
- Thorbjørn Jagland: Eski Norveç Başbakanı. Wall Street Journal’ın haberine göre, Epstein’ı suçlayanlardan biri, Epstein’ın Jagland ile paylaştığı e-postaları gösterdiğini ve onunla tanışmasını istediğini açıkladı.
- Robert Kennedy Jr.: Eski Başkan John F. Kennedy’nin yeğeni ve şimdi başkanlık için aday adayı. Fox News röportajında Jeffrey Epstein’ın uçağında iki kez uçtuğunu söyledi.
- Sergey Brin: Google’ın kurucularından. Bir mahkeme dosyasına göre, Epstein Brin’e JPMorgan’daki bankacılarla birlikte, 2004’ten 2007’ye kadar bir vergi sığınağının nasıl kurulacağına dair rehberlik de dahil olmak üzere tavsiyelerde bulundu. Brin, Epstein’ın tavsiyesi üzerine 2004 yılında bankanın müşterisi olmuş ve daha sonra orada 4 milyar dolardan fazla para tutmuştu. Wall Street Journal, Epstein’ın Brin ve Apollo Global Management’ın kurucu ortağı Leon Black’in benzer bir vergi sığınağı kurmasına yardım ettiğini belirtiyor. Epstein’ın Brin ile ilişkisi, ABD Virjin Adaları’nın bankanın Epstein ile ilişkisi nedeniyle JPMorgan’a karşı açtığı hukuk davasında Ağustos 2023’te yapılan bir mahkeme başvurusunda ortaya çıktı.
- Cecile de Jongh: ABD Virjin Adaları eski First Lady’si. Wall Street Journal’ın haberine göre, JPMorgan’ın ABD Virjin Adaları tarafından bankaya karşı açılan hukuk davasına cevaben yaptığı mahkeme dosyalarına göre, Cecile de Jongh’un 2000 yılından itibaren Epstein için çalışmaya başladığı ve kocası John de Jongh ABD topraklarının valisi olarak görev yaparken (2007’den 2015’e kadar) onun için çalışmaya devam ettiği iddia ediliyor.
- Ehud Barak: Eski İsrail başbakanı. Belgelere göre,İsrailli politikacı, 2013’ten 2017’ye kadar Epstein’ın Yukarı Doğu Yakasındaki evinde düzenli olarak misafir oldu ve o dönemin büyük bir bölümünde finansörle aylık olarak görüştü. Barak ayrıca Epstein’ın jetiyle uçtu.
- Bill Gates: Microsoft’un kurucusu. Epstein ve Gates arasındaki bağlantı yıllardır iyi biliniyordu, fakat Mayıs ayı sonlarında Wall Street Journal, ilişkileri hakkında aydınlatıcı yeni bir hikaye yayınladı. Gazete, Gates’in 2010’ların başında Mila Antonova adında bir briç oyuncusuyla ilişkisi olduğunu ve Epstein’ın Microsoft’un kurucu ortağına karşı durum hakkındaki bilgisinden yararlanmaya çalıştığını bildirdi.
- William Burns: CIA direktörü. Belgeler, Epstein’ın 2014 yılında, o sırada Obama yönetiminde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Burns ile planlanmış üç toplantı yaptığını gösteriyor. İkili Washington DC’de bir araya geldi.
- Noam Chomsky: Dünyaca ünlü dil bilimci. Belgelere göre Epstein, 2015 ve 2016 yıllarında, Epstein’ın yüz binlerce dolar bağışladığı MIT’de ders veren Chomsky ile birkaç görüşme ayarladı. Planlanan toplantılar arasında akademisyenlerin bir araya gelmesinin yanı sıra Epstein’ın özel jetiyle New York’a uçuş, film yönetmeni Woody Allen ve eşi Soon-Yi Previn ile bir akşam yemeği yemeyi içeriyordu. Wall Street Journal konu hakkında bilgi almak için Chomsky’e ulaştığında, profesörün cevabı, “Birincisi bu sizi veya kimseyi ilgilendirmez. İkincisi, onu [Epstein’ı] tanıyordum ve ara sıra buluşuyorduk,” olmuştu.
- Ariane de Rothschild: Edmond de Rothschild Group başkanı. İsviçreli banka Edmond de Rothschild Group 2019 yılında kurumun ya da başkanın Epstein ile ilişkisi olduğunu yalanlasa da Wall Street Journal’ın ulaştığı belgeler tersini söylüyor. Rothschild, Epstein ile onlarca toplantı yapmıştı. Belgelere göre Epstein, personel ve mobilya konusunda Rothschild’ın yardımını istedi ve onunla iş anlaşmalarını tartıştı.
- Kathryn Ruemmler: Goldman Sachs Baş Hukuk Müşaviri ve eski Beyaz Saray Hukuk Danışmanı. Belgeler, Epstein’ın, Beyaz Saray’dan ayrıldıktan ve özel sektöre hukuk firması Latham & Watkins’e ortak olarak katıldıktan sonra, 2014’ten başlayarak Ruemmler ile onlarca toplantı planladığını ortaya koyuyor.
- Peter Thiel: Eski PayPal CEO’su. New York Times, Epstein’ın takvim kayıtlarına göre, 2014 yılında PayPal kurucu ortağıyla birkaç toplantı yaptığını bildirdi.
- Michael Jackson: Belgelere göre, Epstein’ı suçlayanlardan biri olan Johanna Sjoberg, bir keresinde Michael Jackson ile Epstein’ın Florida, Palm Beach’teki evinde tanıştı, fakat pop ikonu ile ‘istenmeyen bir şey’ yaşanmadığını söyledi.
- Stephen Hawking: Ünlü fizik profesörü. 2015 yılında, Virginia Giuffre’nin ABD’de hukuk davası açmasından kısa bir süre sonra, Jeffrey Epstein’ın Ghislaine Maxwell’e gönderdiği bir e-posta dikkat çekiyor. E-postada Epstein, Hawking’in reşit olmayan kızların yer aldığı bir grup seks partisine katıldığı iddialarına karşı koymanın bir yolu olarak, Giuffre’nin arkadaşlarından herhangi birine ‘ödül vermesini’ istediğini ortaya koyuyor. Epstein, “Virginia’nın öne çıkan ve iddialarının yanlış olduğunu kanıtlamaya yardımcı olan herhangi bir arkadaşına, tanıdığına, ailesine ödül verebilirsiniz,” diyor.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












