Bizi Takip Edin

Amerika

‘Epstein belgeleri’ açıklandı: Prens Andrew, Bill Gates, Bill Clinton, Donald Trump gibi isimler var

Yayınlanma

Ünlüler, politikacılar, dolar milyarderleri ve akademisyenlerle ilişki kurmasıyla tanınan biri olan Jeffrey Epstein, 2019 yılında reşit olmayan kızları fuhuşa zorlamaktan tutuklanmış ve hakkında dava açılmıştı.

İlk olarak 2005 yılında Florida, Palm Beach’te 14 yaşındaki bir kıza seks için para ödemekle suçlandıktan sonra tutuklanan Epstein, düzinelerce reşit olmayan kız çocuğunun da benzer cinsel istismarı anlatmasına rağmen o dönem yalnızca tek bir kurbanla ilgili bir suçlamayı kabul etmiş ve savcılar da buna izin vermişti.

Son davasında hapishanede intihar ettiği söylenen Epstein’ın dava dosyalarının bir kısmı açıklandı. 18 Aralık 2023’te federal yargıç Loretta Preska, Virginia Giuffre’nin 2015’te Ghislaine Maxwell’e karşı açtığı karalama davasının kamuoyuna açıklanmayan belgelerinin 1 Ocak 2024 tarihinde yayınlanacağına karar vermişti. Kırk beş belge nihayetinde 3 Ocak akşamı yayınlandı ve dünya çapındaki ilgi, belgeleri barındıran web sitesinin çökmesine neden oldu.

Ghislaine Maxwell, Epstein’ın eski kız arkadaşı ve reşit olmayan kızların fuhuşa zorlanmasına yardım ettiği için 2021’de hüküm giydi ve 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Dava sürecinde intihar ettiği söylenen tek kişi Epstein değildi. Bunlardan biri, 2022’de Paris’teki bir hapishanede intihar ettiğinde reşit olmayan kızlara tecavüz ettiği suçlamasıyla yargılanmayı bekleyen Epstein’a yakın bir Fransız mankenlik ajansı olan Jean-Luc Brunel. Giuffre, Brunel’i cinsel tacizle suçlayan kadınlar arasındaydı.

Virginia Giuffre, Florida, New York, ABD Virjin Adaları ve New Mexico’daki evlerinde taciz ettiğini söyleyerek Epstein’a dava açan onlarca kadından biri.

Şu anda kamuoyuna açıklanan belgeler, Epstein’ın kurbanlarının ve yasal süreç sırasında isimleri ortaya çıkan fakat suçlarına ortak olmayan diğer kişilerin gizlilik haklarıyla ilgili endişeler nedeniyle karartılan veya tamamen mühürlenen bölümlere dair yaklaşık 250 kayıt içeriyor.

Bu belgelerden sadece 40 kadarı çarşamba günü kamuoyuna açıklandı. Önümüzdeki günlerde daha fazlası yayınlanacak.

Yargıç Preska, belgeleri, ‘halihazırda birçoğunun kamuoyunca biliniyor olması nedeniyle’ yayınladığını açıkladı.

107 ve 110 numaralı iki istismar mağdurunun belgeleri hemen açıklanmayacak. Belgelerde reşit olmayan kızların ve istismar kurbanlarının isimleri yerine ‘Jane Doe’ (Kimliği Belirsiz Kadın) takma adları kullanılıyor.

İddialar neydi?

Giuffre, 17 yaşına girdiği yaz, Trump’ın Mar-a-Lago kulübünde spa görevlisi olarak çalışırken, Epstein için bir ‘masöz’ olarak işe alındığını söyledi.

Giuffre ayrıca, İngiltere Prensi Andrew, eski New Mexico Valisi Bill Richardson, eski ABD Senatörü George Mitchell ve milyarder Glenn Dubin de dahil olmak üzere Epstein’ın sosyal çevresindeki erkeklerle seks yapması için baskı gördüğünü iddia etti.

Prens Andrew ve Bill Clinton gibi isimler, Epstein’ın ‘pedofil çetesi’nde bulunduklarına ilişkin iddiaları reddetmişlerdi. Fakat 2016’daki ifadesinde, Epstein’ın kurbanlarından biri olduğu belirtilen Johanna Sjoberg’e, Epstein’ın eski başkan Bill Clinton’dan hiç bahsedip bahsetmediği sorulunca Sjoberg, “Bir keresinde kızlara atıfta bulunarak, Clinton’ın onları genç sevdiğini söyledi,” diyor.

Sjoberg ayrıca bir keresinde Atlantic City’de beklenmedik bir şekilde durduklarında Epstein ile özel bir uçakta olduğunu iddia etti ve Epstein’ın, “Harika, Trump’ı arayacağız,” dediğini aktardı.

Sjoberg, Epstein’ın onu ilk kez Prens Andrew ile tanıştırdığında prensin ‘elini göğsüne koyduğunu’ da ileri sürüyor.

Sjoberg ayrıca ifadesinde iki yeni isim de veriyor: David Copperfield ve Michael Jackson. Jackson ile Epstein’ın Palm Beach malikanesinde tanıştığını iddia ediyor. Başka bir olayda Epstein’ın evlerinden birinde, ‘bazı sihir numaraları yaptığını’ söylediği Copperfield ile tanışmış. Sjoberg, Copperfield’ın ‘kızların başka kızlar bulmak için para aldığının farkında olup olmadığımı sorguladığını’ iddia ediyor.

Mağdurlara göre Epstein, kadınları kariyerlerinde veya ABD’ye göç etme girişimlerinde onlara yardım edebileceğine ikna etmek için elit arkadaşlarının çoğunun isimlerini ortaya atıyordu.

Epstein’ın mağdurlarından birinin avukatına göre, “Seks kaçakçılığı planını daha da kolaylaştırmak için karıştığı güçlü insanları, bu insanlar bilsin ya da bilmesin, kullandı. Bu meşruiyet cephesini yaratmak için etrafındaki herkesi kullanıyordu.”

Deutsche Bank, 75 milyon dolarlık ‘Jeffrey Epstein’ cezası ödeyecek

‘2016 seçimlerini iptal ettirecek bilgilerim var’

Belgelerin açıklanmasından sonra New York Post’a konuşan  Epstein’ın kardeşi Mark Epstein ilginç bir iddiada bulundu.

Mark, kardeşinin kendisine hem Hillary Clinton hem de Donald Trump hakkında birçok ayrıntıları bildiğini söylediğini aktardı.

Mark Epstein, kardeşinn sözlerini aktararak, “İşte doğrudan bir alıntı: ‘Her iki aday hakkında da bildiklerimi söyleseydim, seçimi iptal etmek zorunda kalırlardı,’” ifadelerini kullandı.

Bu bilgilerin ne olduğu sorulduğunda kardeş Epstein, ağabeyinin kendisine bu konuda daha fazla açıklama yapmadığını söyledi.

Her iki adayın da doğrudan veya dolaylı olarak Epstein’ın çevresi içinde hareket ettiği biliniyordu.

Uçuş kayıtlarına göre Trump, 90’lı yıllarda Epstein’ın özel jetiyle yedi kez uçtu ve en az iki kez aile üyeleriyle birlikte Palm Beach, Florida ve New York arasında gidip geldi.

Hillary Clinton’ın Epstein ile doğrudan bir bağı olup olmadığı bilinmese de kocası Bill Clinton hakkındaki iddialar henüz sonuca bağlanmış değil. Bill ve Epstein, Epstein’ın Beyaz Saray’a en az 17 ziyarette bulunması da dahil olmak üzere yıllar boyunca birbirlerini defalarca ziyaret ettiler.

Eski başkan ayrıca Epstein’ın jetiyle dünyayı dolaştı, 2002 ve 2003’te Avrupa, Asya ve Afrika’ya geziler yaptı.

Epstein davasında ismi geçen ünlüler

Yeni yayınlanan belgelerde, Jeffrey Epstein ile ilişkilendirilen ünlü isimler şöyle:

  • Vera Wang: Ünlü moda tasarımcısı. Epstein, fuhuşa zorladığı genç kızlara modellik kariyerinde yükselebilmeleri için Wang’ın ismini veriyordu.
  • Naomi Campbell: Ünlü model. Epstein’ın suçlayan bir Ukraynalı model, 2010 yılında Paris’te Naomi Campbell için düzenlenen bir moda etkinliğine katıldığında Epstein’ın onu gördüğünü ve onunla konuşması için bir Rus kadını gönderdiğini söyledi. Kadın, Epstein’ı kendisine Campbell’ın arkadaşı olan ve modellik kariyerine yardımcı olabilecek ‘zengin bir hayırsever’ olarak tanımladı. Ukraynalı, Rus kadın için, “Çok üst sınıf görünüyordu,” dedi.
  • Thorbjørn Jagland: Eski Norveç Başbakanı. Wall Street Journal’ın haberine göre, Epstein’ı suçlayanlardan biri, Epstein’ın Jagland ile paylaştığı e-postaları gösterdiğini ve onunla tanışmasını istediğini açıkladı.
  • Robert Kennedy Jr.: Eski Başkan John F. Kennedy’nin yeğeni ve şimdi başkanlık için aday adayı. Fox News röportajında Jeffrey Epstein’ın uçağında iki kez uçtuğunu söyledi.
  • Sergey Brin: Google’ın kurucularından. Bir mahkeme dosyasına göre, Epstein Brin’e JPMorgan’daki bankacılarla birlikte, 2004’ten 2007’ye kadar bir vergi sığınağının nasıl kurulacağına dair rehberlik de dahil olmak üzere tavsiyelerde bulundu. Brin, Epstein’ın tavsiyesi üzerine 2004 yılında bankanın müşterisi olmuş ve daha sonra orada 4 milyar dolardan fazla para tutmuştu. Wall Street Journal, Epstein’ın Brin ve Apollo Global Management’ın kurucu ortağı Leon Black’in benzer bir vergi sığınağı kurmasına yardım ettiğini belirtiyor. Epstein’ın Brin ile ilişkisi, ABD Virjin Adaları’nın bankanın Epstein ile ilişkisi nedeniyle JPMorgan’a karşı açtığı hukuk davasında Ağustos 2023’te yapılan bir mahkeme başvurusunda ortaya çıktı.
  • Cecile de Jongh: ABD Virjin Adaları eski First Lady’si. Wall Street Journal’ın haberine göre, JPMorgan’ın ABD Virjin Adaları tarafından bankaya karşı açılan hukuk davasına cevaben yaptığı mahkeme dosyalarına göre, Cecile de Jongh’un 2000 yılından itibaren Epstein için çalışmaya başladığı ve kocası John de Jongh ABD topraklarının valisi olarak görev yaparken (2007’den 2015’e kadar) onun için çalışmaya devam ettiği iddia ediliyor.
  • Ehud Barak: Eski İsrail başbakanı. Belgelere göre,İsrailli politikacı, 2013’ten 2017’ye kadar Epstein’ın Yukarı Doğu Yakasındaki evinde düzenli olarak misafir oldu ve o dönemin büyük bir bölümünde finansörle aylık olarak görüştü. Barak ayrıca Epstein’ın jetiyle uçtu.
  • Bill Gates: Microsoft’un kurucusu. Epstein ve Gates arasındaki bağlantı yıllardır iyi biliniyordu, fakat Mayıs ayı sonlarında Wall Street Journal, ilişkileri hakkında aydınlatıcı yeni bir hikaye yayınladı. Gazete, Gates’in 2010’ların başında Mila Antonova adında bir briç oyuncusuyla ilişkisi olduğunu ve Epstein’ın Microsoft’un kurucu ortağına karşı durum hakkındaki bilgisinden yararlanmaya çalıştığını bildirdi.
  • William Burns: CIA direktörü. Belgeler, Epstein’ın 2014 yılında, o sırada Obama yönetiminde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Burns ile planlanmış üç toplantı yaptığını gösteriyor. İkili Washington DC’de bir araya geldi.
  • Noam Chomsky: Dünyaca ünlü dil bilimci. Belgelere göre Epstein, 2015 ve 2016 yıllarında, Epstein’ın yüz binlerce dolar bağışladığı MIT’de ders veren Chomsky ile birkaç görüşme ayarladı. Planlanan toplantılar arasında akademisyenlerin bir araya gelmesinin yanı sıra Epstein’ın özel jetiyle New York’a uçuş, film yönetmeni Woody Allen ve eşi Soon-Yi Previn ile bir akşam yemeği yemeyi içeriyordu. Wall Street Journal konu hakkında bilgi almak için Chomsky’e ulaştığında, profesörün cevabı, “Birincisi bu sizi veya kimseyi ilgilendirmez. İkincisi, onu [Epstein’ı] tanıyordum ve ara sıra buluşuyorduk,” olmuştu.
  • Ariane de Rothschild: Edmond de Rothschild Group başkanı. İsviçreli banka Edmond de Rothschild Group 2019 yılında kurumun ya da başkanın Epstein ile ilişkisi olduğunu yalanlasa da Wall Street Journal’ın ulaştığı belgeler tersini söylüyor. Rothschild, Epstein ile onlarca toplantı yapmıştı. Belgelere göre Epstein, personel ve mobilya konusunda Rothschild’ın yardımını istedi ve onunla iş anlaşmalarını tartıştı.
  • Kathryn Ruemmler: Goldman Sachs Baş Hukuk Müşaviri ve eski Beyaz Saray Hukuk Danışmanı. Belgeler, Epstein’ın, Beyaz Saray’dan ayrıldıktan ve özel sektöre hukuk firması Latham & Watkins’e ortak olarak katıldıktan sonra, 2014’ten başlayarak Ruemmler ile onlarca toplantı planladığını ortaya koyuyor. 
  • Peter Thiel: Eski PayPal CEO’su. New York Times, Epstein’ın takvim kayıtlarına göre, 2014 yılında PayPal kurucu ortağıyla birkaç toplantı yaptığını bildirdi.
  • Michael Jackson: Belgelere göre, Epstein’ı suçlayanlardan biri olan Johanna Sjoberg, bir keresinde Michael Jackson ile Epstein’ın Florida, Palm Beach’teki evinde tanıştı, fakat pop ikonu ile ‘istenmeyen bir şey’ yaşanmadığını söyledi.
  • Stephen Hawking: Ünlü fizik profesörü. 2015 yılında, Virginia Giuffre’nin ABD’de hukuk davası açmasından kısa bir süre sonra, Jeffrey Epstein’ın Ghislaine Maxwell’e gönderdiği bir e-posta dikkat çekiyor. E-postada Epstein, Hawking’in reşit olmayan kızların yer aldığı bir grup seks partisine katıldığı iddialarına karşı koymanın bir yolu olarak, Giuffre’nin arkadaşlarından herhangi birine ‘ödül vermesini’ istediğini ortaya koyuyor. Epstein, “Virginia’nın öne çıkan ve iddialarının yanlış olduğunu kanıtlamaya yardımcı olan herhangi bir arkadaşına, tanıdığına, ailesine ödül verebilirsiniz,” diyor.

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English