Amerika
Bob Menendez şimdi de Katar’dan rüşvet almakla suçlanıyor

ABD’de federal savcıların salı günü yaptığı açıklamaya göre, senatör Bob Menendez, Katar’ın lehine eylemlerde bulunmak için rüşvet kabul etmekle suçlanıyor.
Senato dış ilişkiler komitesinin başkanı olarak görev yapan 70 yaşındaki Menendez, federal ajanların evinden altın külçeleri ve yüz binlerce dolar nakit para ele geçirdiği bir baskının ardından eylül ayında karısı ve üç işadamıyla birlikte suçlanmıştı.
Menendez daha sonra, Mısır hükümeti adına ‘yabancı bir ajan’ olarak faaliyet yürütmekle suçlanmıştı.
Salı günkü güncellenmiş iddianamede, Menendez’in Doha ile yakın bağları olan bir Katar fonundan milyonlarca dolarlık bir yatırım arayan New Jerseyli bir emlak geliştiricisi Fred Daibes’e altın, mobilya ve nakit karşılığında yardım etmeyi kabul ettiği iddia edildi. Daibes, suçsuz olduğunu iddia etti.
Savcılar, Menendez’in Daibes’i 2021’de Katar kraliyet ailesinin bir üyesiyle tanıştırdığını ve Katar hükümetinin ev sahipliğinde Manhattan’da özel bir etkinliğe katıldığını iddia etti. Savcılara göre, olaydan kısa bir süre sonra Daibes Menendez’e şifreli bir uygulama kullanarak lüks saatlerin resimlerini ve “Bunlardan birine ne dersin?” mesajını gönderdi.
İddianamede Menendez’in aile üyelerine Miami’deki bir F1 yarışına bilet verildiği de iddia edildi.
Menendez Doha’yı övmüş
Savcılar, Ekim 2021’de Mısır ve Katar’a yaptıkları bir gezinin ardından Menendez ve eşinin Daibes’in şoförü tarafından eve götürüldüğünü ve eve vardıklarında senatörün internette ‘bir kilo altın ne kadar eder’ sorusuyla arama yaptığını söyledi. Birkaç ay sonra ise, yeni iddianameye göre, Google’da ‘kilo altın fiyatı’nı arattı.
Menendez, dış ilişkiler komitesindeyken Katar’ı destekleyen bir dizi açıklama yapmış ve ülkenin yöneticilerini ‘dostları ve müttefikleri’ ve ‘ahlaki rol modelleri’ olarak nitelendirmişti.
Bob Menendez, ABD yönetiminin Türkiye’ye F-16 satışına itiraz etmesiyle de biliniyordu.
Amerika
Anket: ABD’de İsrail’e verilen desteğe tepki rekor seviyede

ABD’de yapılan yeni kamuoyu araştırması, Washington’ın İsrail’e sağladığı desteğin çok fazla olduğunu düşünen kayıtlı seçmenlerin oranının tarihi bir zirveye ulaştığını ortaya koydu. Quinnipiac Üniversitesi tarafından düzenlenen ankete göre, katılımcıların yüzde 48’i ABD’nin İsrail’i gereğinden fazla desteklediğini belirtti.
ABD’de yapılan yeni kamuoyu araştırması, Washington yönetiminin İsrail’e çok fazla destek verdiğini düşünen Amerikan seçmenlerinin oranının şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi.
Quinnipiac Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ankete katılanların yüzde 48’i ABD’nin İsrail’e “çok fazla” destek sağladığını belirtirken, yüzde 7’si bu desteğin “yetersiz” olduğunu, yüzde 38’i ise “kararında” olduğunu ifade etti. Katılımcıların yüzde 6’sı ise kararsız kaldı veya soruyu yanıtsız bıraktı.
Araştırmayı hazırlayan uzmanlar, “Bu oran, Quinnipiac Üniversitesinin kayıtlı seçmenlere bu soruyu ilk kez yönelttiği Ocak 2017’den bu yana, ABD’nin İsrail’i gereğinden fazla desteklediğini düşünen seçmenlerin ulaştığı en yüksek seviyedir” değerlendirmesini yaptı.
Siyasi parti eğilimlerine göre incelendiğinde, ankete katılan Demokratların yüzde 66’sı, bağımsız seçmenlerin yüzde 55’i ve Cumhuriyetçilerin yüzde 20’si ABD’nin İsrail’i çok fazla desteklediğini kaydetti.
Son yıllarda İsrail, özellikle Gazze’deki askeri operasyonları yürütme biçimi nedeniyle küresel düzeyde eleştirilerin odağında yer alıyor. İsrail’in iki yılı aşkın bir süre önce başlattığı ve Hamas’ı hedef alan savaş, Gazze’deki Filistinlilerin kitlesel ölümlerine ve altyapının büyük ölçüde tahrip olmasına yol açtı.
Diğer yandan ABD, yaklaşık dört ay önce İsrail ile birlikte İran’a karşı mevcut savaşa katılmıştı. Son anketler, bu adımın Amerikan halkı arasında popüler olmadığını gösteriyor.
Geçen hafta ABD Başkan Yardımcısı Vance, İsrailli yetkilileri, yakın zamanda Washington ile Tahran arasında varılan barış anlaşmasını eleştirmemeleri konusunda uyardı. Vance, küresel ölçekte tecrit edilen İsrail’in ABD ile olan ortaklığına minnettar olması gerektiğini ima etti.
Beyaz Saray’da düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Vance, “İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, tüm dünyada elimde kalan tek güçlü müttefike herhalde saldırmazdım” dedi.
18-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Quinnipiac anketi, kendisini kayıtlı seçmen olarak tanımlayan 1165 kişinin katılımıyla yapıldı. Araştırmanın hata payı ise artı veya eksi yüzde 3,4 olarak açıklandı.
Amerika
Trump ve Senatör Cassidy’nin basına kapalı görüşmesinde kavga çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy arasında basına kapalı yapılan Kongre toplantısında İran savaşı ve yasama süreçleri üzerine şiddetli bir tartışma yaşandı. Senatör Cassidy, Trump’ın İran politikası konusunda Amerikan halkına dürüst davranmadığını savunurken, ikili arasındaki gerilim fiziksel müdahale eşiğine geldi.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’de çarşamba günü basına kapalı düzenlenen hararetli bir toplantı sırasında, kendisini İran savaşı konusunda Amerikan halkına karşı dürüst olmamakla suçlayan Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy ile sert bir tartışma yaşadı.
Toplantıda Trump ile Louisiana Senatörü Cassidy arasındaki tartışmanın ses tonu ve gerilimi o kadar yükseldi ki Cassidy’nin yanında oturan bir diğer senatör, kendisini sakinleştirmek amacıyla koltuğuna geri çekmek zorunda kaldı.
Gerilim, Trump’ın salı günü Senato tarafından kabul edilen ve kendisinin İran’a yönelik düşmanca faaliyetlerdeki ABD askeri gücünü geri çekmesini öngören savaş yetkileri tasarısına yönelik hoşnutsuzluğunu dile getirmesiyle başladı.
Trump’ın bu kararı veto yetkisine doğrudan bir tepki niteliği taşıyordu.
Daha sonra yaşadıkları gerilimli diyalogu aktaran Cassidy’nin verdiği bilgiye göre Trump, toplantıda “Herhangi biri savaş yetkileri tasarısına neden evet oyu verir ki?” sorusunu yöneltti. Cassidy, bu soru üzerine ayağa kalkarak, “Bu retorik bir soru mu yoksa gerçekten öğrenmek mi istiyorsunuz?” diye sorduğunu belirtti.
Trump’ın, Cassidy ve diğer üç Cumhuriyetçi senatör olan Rand Paul (Kentucky), Susan Collins (Maine) ve Lisa Murkowski’nin (Alaska) başkomutanlık yetkilerini sınırlandırmak amacıyla neden Demokratlarla birlikte oy kullandığını gerçekten bilmek istediğini söylemesi üzerine Cassidy, Trump’ın kamuoyunda destek bulmayan bu savaşı yürütme biçimini sert bir dille eleştirdi.
Cassidy, karşılıklı atışmayı şu sözlerle aktardı:
“Ayağa kalktım ve ‘Amerikan halkına neler olduğunu anlatmadınız. Bu sürecin dört hafta sürmesi gerekiyordu ama dört ay sürdü. Başlangıçtaki hedeflerimize ulaşılamadı ve ben neler olup bittiğini bilmek istiyorum’ dedim.”
Cassidy’nin tüm Cumhuriyetçi senatörlerin önünde sergilediği bu meydan okuma karşısında öfkelenen Trump, senatöre bağırmaya başladı. Cassidy de başkanın ses tonuna ve öfkesine aynı şekilde bağırarak karşılık verdi.
Cassidy yaşananları, “Yorumlarımdan pek hoşlanmadı ve sesini yükseltti. Ben de öfkeme yenik düştüm, bu pek şık olmadı, içimdeki İrlandalı damarı ortaya çıktı. Onun ses tonuna ve desibeline aynı şekilde karşılık verdim ve tartışma bu şekilde karşılıklı sürdü” sözleriyle ifade etti.
Cumhuriyetçi senatör, Trump’ın tartışmayı kişiselleştirdiğini ve kendisini ön seçimlerde aldığı mağlubiyet üzerinden hedef aldığını ekledi. Cassidy, “Başkan Trump ne mi dedi? ‘Ön seçimi kaybettin’ gibi, bir insanı küçümsemek için akla gelebilecek her şeyi söyledi” diye konuştu.
Cassidy, yanındaki senatörün tansiyonu düşürme yönündeki uyarısıyla koltuğuna geri oturduğunu belirtti.
Ancak Louisiana Senatörü, Trump ile girdiği bu münakaşadan pişman olmadığını vurgulayarak, İran ile yaşanan çatışmanın gidişatı hakkında hem Amerikan halkının hem de Senato’nun daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini savundu.
Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın Güney Lübnan’daki vekillerini dizginlememesi halinde bu ülkeyi bombalama tehdidini yinelemişti.
Bu güç kullanma tehdidi, Trump yönetiminin İran ile imzaladığı mutabakat zaptının ihlali anlamına geliyordu.
Cassidy, “Görünen o ki bu sürecin gidişatı bize anlatıldığı gibi ilerlemiyor. Bu yüzden başkana karşı durduğum, Senato’ya ve Amerikan halkına daha fazla bilgi verilmesini talep ettiğim için kimseden özür dilemiyorum” dedi ve ekledi:
“Eğer birileri beni bu soruyu sormaktan alıkoymak için sindirmeye çalışırsa bunu da kabul etmeyeceğim.”
Toplantı salonundan ayrılırken öfkesi geçmediği görülen Trump ise gazetecilere, “Birkaç kişiden hoşlanmıyorum ama onların kim olduğunu zaten bildiğinizi tahmin ediyorum” açıklamasını yaptı.
Geçen ay Trump destekli bir rakibe karşı girdiği ön seçimleri kaybetmesinden bu yana Cassidy, yönetime yönelik eleştirilerini açıkça dile getiren isimlerden biri haline geldi.
Cassidy, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınındaki rolü nedeniyle Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanan az sayıdaki Cumhuriyetçi senatörden biri olduğu günden bu yana Trump’ın hedefindeydi.
Buna rağmen Cassidy, o tarihten bu yana genellikle parti çizgisine sadık kalmaya çalışmış, çekincelerine rağmen Trump’ın adaylarını onaylamış ve Kongre’de neredeyse her zaman başkanla uyumlu oy kullanmıştı.
Ancak bu durum 16 Mayıs’ta değişti. Adaylardan birinin Trump’ın desteğini aldığı iki turlu seçimde üçüncü sırada kalan Cassidy, o tarihten bu yana birçok kritik yasa tasarısında Demokratlarla birlikte hareket etti.
Senatör ayrıca, balo salonu fonlamaları, “silahsızlandırma karşıtı fon” olarak adlandırılan bütçe ve Bill Pulte’nin ulusal istihbarat direktör vekilliğine atanması gibi yönetim adımlarına karşı sesini yükseltti.
Geçtiğimiz birkaç ay içinde Trump’a karşı sesini yükseltmeye başlayan tek Cumhuriyetçi senatör Cassidy değil. Çarşamba günkü kapalı toplantı, Cumhuriyetçi senatörler arasında başkanın adımlarına yönelik genel bir huzursuzluğun yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmak için İran ile yaptığı anlaşmayı eleştiren Teksas Senatörü Ted Cruz, kapalı toplantıyı “heyecanlı bir sohbet” olarak nitelendirdi.
Kuzey Dakota Senatörü John Hoeven ise “İran hakkında ve bir arada kalarak hedeflerimize ulaştığımızdan emin olmamız gerektiği üzerine çok konuştuk” diyerek toplantının büyük bölümünde İran çatışmasının ele alındığını ifade etti.
Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Trump’ın ayrıca, Demokratların engeline (filibuster) takılan SAVE America Act adlı yasa tasarısının Senato’dan geçememesinden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdiğini aktardı.
Tillis, Senato Çoğunluk Lideri John Thune’un da defalarca belirttiği gibi, Cumhuriyetçi liderlerin Senato’daki kürsü işgali ve engelleme kuralını (filibuster) tamamen ortadan kaldıracak oy çoğunluğuna sahip olmadığını kaydetti.
Tillis, “Save Act’in geçememesi konusunda bir hayal kırıklığı olduğunu biliyorum ama bu engelleme kuralını ortadan kaldırmayacağımız için yeterli oyumuz yok. Dolayısıyla asıl mesele, nasıl ilerleyeceğimiz, FISA’yı nasıl neticelendireceğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz alanları nasıl bulacağımızdır” dedi.
Tillis ayrıca, “SAVE Act’in geçmesi için engelleme kuralının kaldırılması gerekiyorsa bunun gerçekleşmeyeceğini daha önce de net bir şekilde ifade etmiştik” diye ekledi.
Trump, geçtiğimiz hafta Kongre’nin SAVE America Act’i kabul etmemesi durumunda, süresi dolan Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) uzatılmasını imzalamayacağını açıklamıştı.
Başkan çarşamba sabahı bu tutumunu daha da ileri taşıyarak, Kongre seçim reformu yasasını onaylamadığı sürece, konut erişilebilirliğine yönelik hazırlanan ve geniş destek gören 21. Yüzyıl Konuta Gidiş Yolu Yasası’nın imza törenini iptal ettiğini duyurdu.
Trump’ın bu yasa tasarısına ilişkin kendi tercih ettiği versiyon, aralarında Tillis’in de bulunduğu dört Cumhuriyetçi senatörün karşı oy kullanması nedeniyle bu ayın başlarında salt çoğunluğu bile elde edememişti.
Senatör Tillis, başkan ve Cumhuriyetçi senatörlerin iletişim ve strateji konusunda daha yakın çalışma kararı almasıyla salondaki gerilimin yatıştığını belirtti.
Tillis, “Kongre ile Beyaz Saray’ın artık tam bir uyum içinde hareket etmesi gerektiği konusunda genel bir fikir birliği oluştu. Mesajlarımızın ve zamanlamamızın daha senkronize olması için koordinasyon sağlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika
ABD nükleer cephanelik için yeni aracını denedi

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yapay zeka ve süper bilgisayarlar kullanılarak beş ayda tasarlanan deneysel uçuş aracı Aires Tide’ın başarıyla test edildiğini duyurdu. Utah’taki askeri poligonda denenen prototip, nükleer silahların uçuş esnasında maruz kaldığı ısı ve titreşimleri ölçecek.
ABD Enerji Bakanlığına bağlı Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), dün yapay zeka, süper bilgisayarlar ve 3D yazıcı teknolojisiyle tasarlanıp üretilen deneysel uçuş aracı Aires Tide’ın geliştirildiğini ve test edildiğini duyurdu.
Kurum tarafından yapılan açıklamada, Aires Tide’ın ulusal güvenlik alanındaki çözümlerin geliştirilmesini hızlandırmayı amaçlayan deneysel bir uçuş aracı olduğu belirtildi. NNSA verilerine göre uzmanlar, mayıs ayında iki başarılı uçuş testi gerçekleştirdi. Testler kapsamında araç, Utah’taki ABD Ordusu Dugway Poligonu’nda 32 bin fit yükseklikten bırakıldı.
Sandia Ulusal Laboratuvarları tarafından paylaşılan detaylara göre, 11 fit uzunluğundaki bu prototip, nükleer silahların hedefe doğru uçuşu sırasında maruz kaldığı ısı ve titreşimleri ölçmek amacıyla tasarlandı. Laboratuvar yetkilileri, normal şartlarda yaklaşık iki yıl süren tasarım ve test sürecinin bu proje kapsamında beş ay gibi kısa bir sürede tamamlandığına dikkat çekti.
NNSA Yöneticisi Brandon Williams, Aires Tide’ın ulusal güvenlik hedefleri doğrultusunda yapay zeka, süper bilgisayarlar ve katmanlı imalat imkanlarını bir araya getiren “Genesis Mission” girişiminin erken aşamadaki bir gösterimi olduğunu ifade etti.
Gelişme, ABD’nin nükleer silahlara yönelik bütçe artışının yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. ABD’nin 2025 yılı nükleer silah harcamaları yaklaşık yüzde 25 oranında artış gösterdi.
Küresel nükleer güvenlik gündemine ilişkin olarak ABD Başkanı Donald Trump, 17 Haziran’da Rusya ve Çin’e nükleer silahsızlanma anlaşması yapılması çağrısında bulunmuş, ülkelerin “tüm dünyayı arka arkaya 300 kez havaya uçurabilme” kapasitesine sahip olmalarına gerek olmadığını savunmuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ABD veya diğer nükleer güce sahip ülkelerin test gerçekleştirmesi durumunda Moskova’nın “uygun adımlarla” karşılık vereceği uyarısında bulunmuştu.
Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov da 24 Haziran’da yaptığı açıklamada, teknolojik gelişmelerin nükleer olmasa bile yıkıcı gücü bakımından nükleer silahlarla yarışabilecek yeni silahların ortaya çıkmasına yol açabileceğini ifade etti. Peskov ayrıca, dünyada nükleer caydırıcılık dışında küresel güvenlik aracının neredeyse kalmadığını dile getirdi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










