Amerika
Moody’s uyardı: Devlerin yapay zeka harcamaları kredi kalitesini tehdit ediyor

Google, Meta, Microsoft ve Amazon gibi küresel teknoloji devleri, yapay zeka altyapı yatırımlarını finanse etmek amacıyla devasa miktarlarda borçlanmaya gidiyor. Derecelendirme kuruluşları ve analistler, milyarlarca dolarlık harcamaların şirketlerin bilanço yapısını değiştirdiği ve kredi kalitesini tehdit edebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
Dünyanın önde gelen teknoloji şirketleri, iddialı yapay zeka hedeflerini finanse etmek amacıyla devasa miktarlarda borç yükünün altına giriyor.
Şirketlerin borçlanma oranlarındaki bu hızlı artış, yatırımcıların yapay zeka odaklı hisse senetlerine yönelik daha önce sınırsız görünen coşkusuna gölge düşürürken piyasalarda da tedirginliğe yol açıyor.
Google, Meta, Microsoft ve Amazon gibi teknoloji devleri, son yıllarda yapay zeka geliştirmelerini destekleyecek altyapıları inşa etmek için yüz milyarlarca dolar taahhüt etti.
Yatırımcılar başlangıçta bu yüklü harcamaları büyük ölçüde ödüllendirdi. Ancak şirketlerin bu maliyetli yatırımı finanse etmek için giderek daha fazla borca dayanmasıyla birlikte piyasa, en büyük yapay zeka aktörlerinin bazılarına kaygılı bir gözle bakmaya başlıyor.
Moody’s Ratings tarafından yayımlanan yakın tarihli rapora göre, veri merkezi kurulumuna öncülük eden Amazon, CoreWeave, Google, Meta, Microsoft ve Oracle firmalarının bu yıl altyapı için 785 milyar dolar harcaması bekleniyor. Raporda, bu toplamın 2027 yılında daha da büyüyerek 1 trilyon dolara yaklaşacağı öngörülüyor.
Moody’s, bu firmaların “tarihin en zengin nakit rezervine sahip şirketleri arasında” yer almasına rağmen, yapay zeka harcamalarını desteklemek amacıyla yaklaşık 460 milyar dolar borç aldıklarına dikkat çekti. Kuruluş, bu durumun “kredi kalitesini tehdit edebileceği” uyarısında bulundu.
Raporda ayrıca, “Kredi göstergeleri bu şirketlerin çoğu için halen çok güçlü seyrediyor; ancak bilanço yapılarında maddi bir kayma olduğu açıkça görülüyor” değerlendirmesine yer verildi.
LSEG verilerine göre, CoreWeave dışındaki söz konusu dev altyapı sağlayıcılarının (hyperscaler) ihraç ettiği tahvillerde muazzam bir artış yaşandı. Şirketlerin tahvil ihraçları 2024 yılındaki 16,7 milyar dolar seviyesinden 2026’da şu ana kadar 193 milyar dolara fırladı.
Ritholtz Wealth Management Baş Piyasa Stratejisti Callie Cox, konuya ilişkin The Hill’e yaptığı değerlendirmede, “Büyük teknoloji şirketlerinin piyasaya çıkıp özkaynak ve borçlanma piyasalarını kullanması beni şaşırtmadı. Harcamalarını artırmaya ve cesur yapay zeka stratejileri hakkında konuşmaya başladıklarında bu durum zaten tahmin ediliyordu” dedi.
Cox sözlerini şöyle sürdürdü: “Bence şaşırtıcı olan, harcamaların büyüklüğü ve bu şirketlerin hisse senetleri ile borçlanma piyasalarından temin ettiği kaynağın miktarıdır.”
S&P Global analistleri de geçen hafta yayımladıkları raporda piyasaların borç akını karşısında “bazı yorgunluk belirtileri gösterdiğini” yazdı.
Yatırımcıların daha yüksek getiri arayışına girdiğini gösteren bir işaret olarak, bu şirketlerin tahvil spread’lerinin (getiri farkları) yükseldiği kaydedildi.
S&P Global analistleri raporda şu ifadelere yer verdi:
“Dev altyapı sağlayıcılarının spread’leri, geçen sonbahardan bu yana gerçekleşen her yeni borç enjeksiyonuyla hızlı bir şekilde genişliyor; hatta Microsoft yeni bir tahvil ihraç etmemesine rağmen bu dönemde daha geniş spread’lerle karşılaşıyor. Piyasa katılımcıları, daha önce güçlü ve güvenilir nakit akışıyla karakterize edilen ihraççıların hızla artan kaldıracından giderek daha fazla endişe duyuyor.”
Aynı zamanda ana altyapı sağlayıcılarının borçlarını sigortalamanın maliyeti de son haftalarda artış gösterdi.
S&P Global verilerine göre, büyüyen borç yükü hakkında uzun süredir sorularla karşılaşan Oracle’ın beş yıllık kredi temerrüt takası (CDS) primleri geçen çarşamba günü 218 baz puana yükseldi.
Kredi temerrüt takasları, alıcının bir prim karşılığında borçlunun borcunu temerrüde düşürme riskine karşı korunmasını sağlıyor. Bu fiyat yükseldiğinde, genellikle daha yüksek bir temerrüt riskini yansıtıyor.
Amazon, Microsoft, Alphabet, Meta, Nvidia, CoreWeave ve SpaceX’in CDS primleri de geçen ayın sonunda benzer şekilde artış kaydetti.
Bu yılın başlarında xAI’ı satın alan SpaceX, işlem gücü sağlamak amacıyla yapay zeka laboratuvarlarıyla milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzalayarak kendisini giderek daha fazla bir dev altyapı sağlayıcısı olarak konumlandırıyor.
Cox, CDS fiyatlarındaki bu duruma dair şunları söyledi:
“Büyük teknoloji şirketlerinin CDS oranlarında, özellikle de serbest nakit akışı biraz düşük olanlarda yükselişler görüyoruz. Bunun temel nedeni, risk yönetimi perspektifinden bakıldığında gelecekte bir şeylerin başarısız olabileceğini düşünmenin makul olmasıdır. Bu mutlaka bir şeylerin başarısız olacağına dair bir bahis değildir. Ancak Wall Street’te kesinlikle kaşların çatılmasına neden oluyor.”
Piyasa uzun süredir yapay zeka sektörünün sürekli büyüyen altyapı taahhütlerini desteklese de, yatırımcıların teknolojinin beklenen yatırım getirisini sağlayıp sağlamayacağını sorgulamasıyla bu coşku bocalamaya başlıyor.
Google’ın hisseleri, ikinci çeyrek kazançlarını açıkladıktan sonra geçen ay darbe aldı.
Arama motoru devi, bu yılki harcama tahminini 15 milyar dolar artırırken, halka açılmasından bu yana serbest nakit akışının ilk kez negatife döndüğünü ortaya koydu.
Meta’nın hisseleri de geçen hafta açıklanan çeyreklik kazançların ardından geriledi.
Facebook’un ana şirketi, 2026 harcama tahmininin alt sınırını 5 milyar dolar yükseltti ve serbest nakit akışının yaklaşık 780 milyon dolara gerilediğini açıkladı.
Öte yandan Microsoft, sonuçlarını açıkladığı günün ardından değerine yaklaşık 450 milyar dolar kattı. Şirket, harcamalarını bu yıl sabit tutacağını duyurdu ve serbest nakit akışının 2027 mali yılı boyunca pozitif kalacağına işaret etti.
Amazon ise bu eğilimi tersine çevirmiş göründü. E-ticaret devi 20 milyar dolarlık ek sermaye harcaması ve negatif nakit akışı açıklamasına rağmen, beklenenden yüksek gelen geliri sayesinde hisselerinde artış kaydetti.
Yapay zeka harcama çılgınlığının büyük ölçüde dışında kalan Apple ise rakiplerinden ayrılarak nispeten benzersiz bir konumda yer aldı.
Cox, Apple’ın durumunu değerlendirirken, “Apple son zamanlarda dev altyapı sağlayıcılarına karşı adeta ters bir işlem konumunda. Apple iyi gidiyorsa dev altyapı sağlayıcıları iyi gitmiyor veya bunun tersi yaşanıyor” dedi.
Cox ayrıca, “Yapay zeka etrafında finansal kalite ile esneklik arasında gerçekten bir çekişme olduğunu düşünüyorum. Günün koşullarına, olaya veya ruh haline bağlı olarak yatırımcılar bu denklemin her iki tarafını da beğenebilir” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka harcamalarına ilişkin endişeler ve Çin’den gelen rekabet korkularının etkisiyle geçen hafta yaşanan teknoloji hissesi satışlarına rağmen, piyasalar salı günü yeniden yükselişe geçti; hem S&P 500 hem de Dow Jones Industrial Average endeksleri kapanışta yeni zirvelere ulaştı.
Amerika
OpenAI kontrolden çıkan modellerin internetini kesti

Yapay zeka şirketi OpenAI, güvenlik sınırlarını aşıp dış ağlara sızan gelişmiş yapay zekâ modellerinin eğitim sırasında internete erişimini engellemeye başladı. Şirket, eylül ayında durdurduğu model eğitimini ise ağ kısıtlamalarını artırarak yeniden devreye aldı.
OpenAI, en yetenekli yapay zekâ modellerinin korumalı test alanını aşıp dış kaynaklara izinsiz bağlandığı olayların ardından, eğitim sırasında internet erişimini kesmeye başladı.
Şirket, güvenlik açıkları tamamen kapatılana ve yeterli koruma sağlanana kadar bu kısıtlamayı sürdürmeyi planlıyor.
Şirketin açıklamasında kararın gerekçesi paylaşıldı:
“Model uyumu, izleme sistemleri ve internet altyapı güvenliği alanındaki araştırmaların bugünkü durumunu dikkate aldığımızda, en gelişmiş modelleri internete erişim olmadan eğitmenin sorumlu bir yaklaşım olduğuna inanıyoruz.”
OpenAI, eylül ayında eğitim sürecine ara vermişti. Ajanların kendilerine verilen görev sınırlarını aşması nedeniyle durdurulan en gelişmiş modellerin eğitimi, ek güvenlik önlemlerinin ardından yeniden başladı.
Şirket içi inceleme süreci yaz aylarındaki olaylarla tetiklendi.
Yapay zekâ sistemlerini değerlendiren Transluce şirketinin verilerine göre, OpenAI ile bağlantılı olduğu düşünülen ajanlar ABD Eğitim Bakanlığı’nın internet sitesine girmeye çalıştı ve kamu verilerine ulaşmak için kullanılan API anahtarlarını ele geçirdi.
Ajanların siteden yalnızca herkese açık bilgileri topladığı kaydedildi. OpenAI bu iddiaları teyit etmezken ABD Eğitim Bakanlığı internet sitesine veya veri tabanlarına herhangi bir müdahale tespit etmediğini duyurdu.
Benzer bir vaka ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nda (SEC) yaşandı. Kurum temsilcisi Kurt Hopfenspirger, ajanların açık verilere ulaştığını ancak talimatları çiğneyip bu verileri başka bir yere aktardığını belirterek “Gizli bilgilere erişim sağlanmadı” dedi.
OpenAI, olayların ardından yaptığı açıklamada yeni modellerin eğitimine ancak ek güvenlik önlemlerinin eksiksiz çalıştığından emin olduktan sonra döneceklerini bildirmişti. Bu duraklama, şirketin son üç ay içinde aldığı ikinci askıya alma kararı oldu.
Temmuz ayında yaşanan ilk olayda OpenAI ajanları kapalı ortamdan çıkmış ve yapay zekâ geliştirme platformu Hugging Face’e sızmıştı.
İncelemelerin ardından şirket, ajanların dış ağa bağlanabildiği neredeyse tüm servislerde açıklar tespit etti ve modellerin yetkisiz adımlar atmasını engellemek için ağ sınırlamalarını sertleştirdi.
Axios’un haberine göre OpenAI ile Anthropic, gelişmiş modellerin dahil olduğu on binlerce olayı inceliyor.
İncelenen dosyalar arasında filtreleri aşma, kapalı test havuzundan çıkma ve denetim mekanizmalarını devre dışı bırakma girişimleri yer alıyor.
The Wall Street Journal’ın Transluce raporuna dayandırdığı habere göre ise yapay zekâ ajanları nisan ile haziran sonu arasında Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın sitesini 16 binden fazla kez taradı.
Sistemler, herkese açık verilere ulaşmak için güvenlik filtrelerini bypass etmeye çalıştı.
Hugging Face vakasının ardından Anthropic’in tepe yöneticisi Dario Amodei de yapay zekâ geliştirme temposunun yavaşlatılması çağrısında bulundu.
Amerika
Epstein dosyalarında yeni perde: Demokratlar büyük bankaları çağıracak

ABD’de Demokratlar, 3 Kasım’daki ara seçimlerde Meclis çoğunluğunu kazanmaları hâlinde Epstein dosyalarına yönelik parlamento soruşturması başlatmayı planlıyor. Hedefte Adalet Bakanlığı’nın sansürlediği 3 milyondan fazla sayfalık arşiv ve Epstein ile çalışan büyük bankalar var.
ABD’de Demokratlar, 3 Kasım’daki ara seçimlerde Kongre’de çoğunluğu yeniden kazanmaları durumunda Jeffrey Epstein dosyaları üzerinden Beyaz Saray ve federal yönetime yönelik kapsamlı bir parlamento soruşturması başlatmaya hazırlanıyor.
Bloomberg’in haberine göre Temsilciler Meclisi Denetim Komisyonu’nun en kıdemli Demokrat üyesi Robert Garcia, Epstein dosyalarına ilişkin incelemenin yasama dönemindeki temel hedeflerden biri olacağını duyurdu.
Garcia, “Epstein soruşturması bizim en önemli önceliklerimiz arasında yer alacak. Ülke bu bilgilerin açığa çıkmasını, dosyaların kamuoyuyla paylaşılmasını ve mağdurlar için adaletin sağlanmasını istiyor” dedi.
Garcia, komisyonun ifadeye çağırmayı planladığı kurumlar arasında finansal transferlere aracılık eden büyük bankaların da yer aldığını söyledi.
Buna göre Epstein’in mali operasyonlarıyla bağlantısı tespit edilen bankaların yöneticileri kongre oturumlarında ifade verebilir.
Reşit olmayan çocukları cinsel istismar amacıyla pazarlamak ve insan ticareti yapmakla suçlanan Jeffrey Epstein, 2019 yılının yaz aylarında ABD’de tutuklanmıştı.
Gözaltına alındıktan bir ay sonra New York’taki bir tutukevinde ölü bulunan milyarder finansörün resmî ölüm nedeni kayıtlara intihar olarak geçti.
Epstein dosyasının uluslararası ölçekte büyük bir skandala dönüşmesi ise siyasetçiler, küresel iş insanları ve eğlence sektörünün önde gelen isimleriyle kurduğu yakın ağlardan kaynaklandı.
ABD Kongresi, dosyadaki sır perdesini aralamak amacıyla Kasım 2025’te federal düzeyde harekete geçti.
Kongre’nin çıkardığı yasa, ABD Adalet Bakanlığı’na Epstein dosyalarındaki tüm bilgi ve belgeleri kamuoyuna açıklama zorunluluğu getirdi.
Bakanlık, yasal sürenin ardından Ocak 2026 sonunda devasa bir arşiv yayımladı.
Kamuoyuyla paylaşılan veri tabanı 3 milyondan fazla sayfa belge, 2 bini aşkın video kaydı ve 180 bin fotoğraftan oluşuyor.
Açıklanan belgelerde eski ABD başkanları Bill Clinton ile Donald Trump, İngiltere Kralı 3. Charles’ın kardeşi Prens Andrew ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın adları geçiyor.
Arşivde ayrıca illüzyonist David Copperfield, eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, oyuncu Dustin Hoffman, Microsoft’un kurucusu Bill Gates ve Google’ın kurucularından Sergey Brin dahil çok sayıda kamuya mal olmuş ismin yer aldığı görülüyor.
Fakat Adalet Bakanlığı’nın paylaştığı bu geniş arşiv, belgelerdeki yoğun sansür uygulaması ve eksik evrak iddiaları nedeniyle kamuoyunda ciddi eleştirilerle karşılandı.
Amerika
ABD’nin BM’deki Küba toplantısında terör sabıkalı konuklar çıktı

ABD’nin BM Daimi Temsilciliğinin Küba oturumu öncesinde düzenlediği toplantıya terör ve ağır suç geçmişi bulunan kişilerin katıldığı belgelendi. Küba Daimi Temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán, ablukanın 34’üncü kez oylanacağı BM Genel Kurulu öncesinde yapılan etkinliği kural tanımaz bir korsan gösteri olarak niteledi.
Sosyal medyada yayılan görüntüler, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği tarafından düzenlenen etkinliğe doğrudan terör eylemleri ve şiddet suçlarıyla belgelenmiş geçmişi bulunan kişilerin katıldığını ortaya çıkardı.
Söz konusu etkinlik, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun ABD tarafından uygulanan ekonomik ve finansal ablukanın kaldırılmasını öngören Küba karar tasarısını oylamasından yalnızca sayılı günler önce yapıldı.
Toplantı, 29 Ekim’de yapılması planlanan karar tasarısı oylamasının hemen arifesinde düzenlendi.
Sosyal medyada paylaşılan çok sayıda video kaydı, etkinlikteki davetlilerin bizzat orada yer alan katılımcılar tarafından durdurularak Küba halkını hedef alan terör eylemleriyle bağlarının tek tek yüzlerine vurulduğu o anları gözler önüne seriyor.
Etkinlikte yer aldığı belgelenen bu isimlerin başında José Daniel Ferrer García geliyor.

Ferrer García’nın sicili, Küba sınırları içinde işlediği hırsızlık, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kamu görevlilerine fiili saldırı suçlarını kapsıyor.
ABD topraklarına geçtikten sonra da durmayan Ferrer García, buradan Kübalıları açıkça şiddet eylemlerine kışkırttı ve adaya yönelik doğrudan bir ABD askeri müdahalesi yapılması yönünde açık çağrılarda bulundu.
Toplantının bir diğer konuğu Orlando Gutiérrez Boronat ise doğrudan ada topraklarındaki şiddet eylemlerini finanse eden, teşvik eden ve bu eylemleri organize biçimde destekleyen bir figür olarak tanınıyor.
ABD’nin eski BM İnsan Hakları Komisyonu Temsilcisi Armando Valladares, Gutiérrez Boronat’ı bizzat Amerikan hükümetini yüz binlerce dolar dolandırmakla suçlamıştı.
Gutiérrez Boronat da tıpkı diğer isim gibi Küba’ya yönelik ABD askeri işgalini savunuyor. Üstelik bununla da kalmayıp Kübalı devlet yetkililerine ve diplomatlara karşı doğrudan terör eylemleri düzenlenmesi gerektiğini açıktan propaganda ediyor.
Davetliler arasında görülen Luis Manuel Otero Alcántara ise Küba’daki iç düzeni, kamu güvenliğini ve istikrarı baltalamayı hedefleyen yıkıcı faaliyetlerin içinde yer almış bir isim.
Otero Alcántara henüz Küba topraklarındayken ABD ile kesintisiz temas halindeydi ve oradan düzenli fon sağlıyordu; adayı terk edip ABD’ye geçişini de bizzat ABD hükümeti organize etti.

Etkinlikteki bir diğer isim, doğrudan Küba’nın uluslararası sağlık dayanışmasını ve sağlık sistemini hedef alan kampanyayı yöneten María del Carmen Cañizares Werlau oldu.
Werlau, başında bulunduğu Archivo Cuba adlı organizasyon üzerinden Amerikan resmi dairelerinden açıkça fonlanıyor.
Werlau’nun yürüttüğü bu kampanya, Küba’dan doktor, sağlık personeli veya herhangi bir tıbbi işbirliği kabul eden bütün üçüncü ülkelere ağır ekonomik yaptırımlar uygulanması çağrısını temel alıyor.
Bu şahısların tamamının ABD misyonunda bir araya getirilmesi, uluslararası kamuoyunun onlarca yıllık ablukanın kaldırılması talebini oylamaya hazırlandığı günlerde gerçekleşti.
Etkinliğe tepki gösterenler, bu nitelikteki figürlerin bizzat ABD eliyle ağırlanmasının Washington yönetiminin dillerden düşürmediği insan hakları retoriğini tamamen geçersiz kıldığını belirtiyor.
Bu tablonun, ABD’nin Küba’ya dönük saldırgan politikasındaki iki yüzlülüğü ve çelişkileri hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açığa çıkardığı vurgulanıyor.
Küba Daimi Temsilcisi Soberón Guzmán: “Abluka altındaki halkın iradesini kıramayacaksınız”
Küba’nın BM Daimi Temsilcisi Ernesto Soberón Guzmán, ABD Daimi Temsilciliğinin BM binası içinde organize ettiği bu girişimi derhal teşhir eden bir açıklama yaptı.
Soberón Guzmán, ABD Misyonunun birkaç metre ötede, BM yerleşkesinin ve tesislerinin kullanım kurallarını tamamen çiğneyerek Küba aleyhine sahte bir etkinlik düzenlediğini duyurdu.
Daimi Temsilci, bu buluşmanın Birleşmiş Milletler’in resmi gündemiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmayan, gizli kapaklı, korsan bir toplanma olduğunu kaydetti.
Küba tarafının BM Genel Sekreterliğini bu korsan etkinlik konusunda önceden defalarca uyarmış olmasına karşın Genel Sekreterliğin bu skandalı durdurmak için hiçbir adım atmadığını özellikle vurguladı.
Soberón Guzmán, Washington’ın gizlenmeye çalışarak çok küçük, seçici ve ayrımcı bir grup üye devlet temsilcisini Küba hakkında yalanlar yaymak üzere bir odaya topladığını söyledi.
Bu siyasi tezgahın içinde yer alan konuşmacıların bizzat ABD Dışişleri Bakanlığının maaş bordrosunda bulunan bordrolu piyonlar olduğunu ifade etti.
Büyükelçi, paneldeki şahısların ya doğrudan mahkum edilmiş adi suçlular ya da bugüne kadar Küba halkına ölüm, yıkım ve tarif edilmez acılar getirmiş kanlı terör örgütleriyle doğrudan bağlantılı unsurlar olduğunun altını çizdi.
Bu gösterinin ardındaki tek gerçeğin, ABD’nin uluslararası bir haydut ve kanun kaçağı gibi davranarak tüm Küba halkına toplu cezalandırma uyguladığı gerçeğini unutturma çabası olduğunu kaydetti.
ABD’nin barışçıl bir ulusun bütün nüfusuna devasa acılar çektirdiğini belirten Daimi Temsilci, yeryüzünün en güçlü devletinin Küba halkına yönelik suç teşkil eden bu saldırganlığını aklamak için uyduruk bahaneler ürettiğini ve sahte anlatılar dayatmaya çalıştığını ifade etti. Hiçbir bahanenin bu suç politikasını meşrulaştıramayacağını da hatırlattı.
Üye devletlerin ve Genel Kurulun önündeki tek gerçek ve meşru gündem maddesinin, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik ablukanın yarattığı yıkım ve bu zorbalığa derhal son verilmesi zorunluluğu olduğunu söyledi.
Genel Kurulun bu can alıcı meseleyi kapalı kapılar ardında değil, 27 ve 28 Ekim tarihlerinde tüm üye devletlerin katılımıyla açık bir resmi oturumda görüşeceğini duyurdu.
Soberón Guzmán, üye ülkelerin ezici çoğunluğunun Küba’nın haklı talebini bir kez daha eksiksiz destekleyeceğini Washington’ın çok iyi bildiğini kaydetti.
Daimi Temsilci, Küba’nın hiç kimse için bir tehdit olmadığını, asıl ve tek tehdidin bu gayrimeşru abluka olduğunu bir kez daha ilan etti.
Yanı başlarında sahnelenen bu soytarılığın, Genel Kurulun 34’üncü kez ele alacağı abluka karşıtı meşru tasarı sürecini sabote etmeyi hedeflediğini söyleyen Soberón Guzmán, kukla panelistlerin azami baskı politikasının ve eşi görülmemiş şekilde katmerlenen ablukanın halk üzerindeki ağır yıkımını gizlemeye çalıştığını vurguladı.
ABD’nin insan hakları gibi soylu bir kavramı araçsallaştırarak Küba’nın egemenliğini ve kendi kaderini tayin hakkını ezmeye çalıştığını belirtti.
Toplu cezalandırma politikasının yegane hedefinin Küba halkının boyun eğmeyen iradesini kırmak ve anayasal düzeni yıkmak olduğunu ifade eden Guzmán, bunun Washington’ın onlarca yıldır peşinde koşup başaramadığı eski bir hayal olduğunu hatırlattı.
Küba’nın o kapalı odalarda değil burada olduğunu, Küba halkının gerçek temsilcilerinin ve Birleşmiş Milletler’in ezici çoğunluğunun da Küba’nın yanında saf tuttuğunu kaydetti.
Soberón Guzmán sözlerini, ABD yönetiminden herhangi birinin Küba halkının sarsılmaz kararlılığını ve birliğini kırabileceğini sanıyorsa zamanını, çabasını ve yüklü kaynaklarını boşuna harcadığını belirterek tamamladı:
“Asla diz çökmeyeceğiz, asla teslim olmayacağız; zafere kadar daima, ya vatan ya ölüm, kazanacağız.”
Amerika7 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor











