Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, yapay zekayla 27 otonom hava önlemesi gerçekleştirdi

Yayınlanma

ABD Hava Kuvvetleri Pilot Test Okulu ile Lockheed Martin ve diğer sanayi ortakları, X-62A uçağının yapay zeka sistemiyle 27 özerk hava önlemesi gerçekleştirdiği test serisini tamamladı. Have Heat adı verilen testlerde yapay zeka algoritmaları kızılötesi sensör verilerini gerçek zamanlı işleyerek uçağı insan pilot müdahalesi olmadan hedefe yönlendirdi.

ABD Hava Kuvvetleri Pilot Test Okulu; Lockheed Martin ve diğer sanayi ortaklarıyla birlikte yürüttüğü test serisinde, yapay zeka tabanlı sistemle donatılan X-62A uçağının 27 özerk hava önlemesi gerçekleştirdiğini duyurdu.

TMZ’nin aktardığı habere göre Have Heat adı verilen testler kapsamında yapay zeka algoritmaları, kızılötesi sensörden gelen verileri gerçek zamanlı olarak işledi ve uçağı insan pilot müdahalesi olmadan özerk biçimde hedefe yönlendirdi.

F-16 savaş uçağının özel bir uyarlaması olan ve yapay zeka sistemi ile Legion Pod kızılötesi arama ve takip modülüyle donatılan ABD Hava Kuvvetleri’ne ait X-62A, testler sırasında T-38 tipi eğitim uçağını takibe alarak önleme yaptı.

TMZ, Legion Pod sisteminin ABD Hava Kuvvetleri’ndeki insanlı savaş uçaklarında hâlihazırda kullanıldığını ve benzer sistemlerle birlikte düşük görünürlüklü hedefleri tespit etme kabiliyetine sahip olduğunu aktardı.

Haberde, Legion Pod’un dahil olduğu kızılötesi arama ve takip sistemlerinin telsiz parazitlerine ve elektronik baskılamaya karşı dirençli olduğu, pasif çalışma esası sayesinde kendi konumunu açık etmeden görev yaptığı kaydedildi.

Yapılan denemeler, ABD Hava Kuvvetleri’nin Collaborative Combat Air (CCA) projesi kapsamında tedarik etmeyi planladığı ilk insansız savaş uçağı filosundan beklediği özerk hava muharebesi kabiliyetlerinin niteliğini ortaya koydu.

ABD’nin askeri yapay zeka yatırımları

Daha önce Reuters tarafından geçilen haberde, Pentagon’un OpenAI ve Anthropic dahil önde gelen yapay zeka geliştiricilerinden, teknolojilerini standart etik kısıtlamalar olmadan gizli ağlarda kullanmak üzere erişime açmalarını talep ettiği bildirilmişti.

Anthropic firmasının bu koşulları yerine getirmeyi reddetmesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump, şubat ayında federal kurumların şirkete ait teknolojileri kullanmasını yasaklamıştı.

Buna rağmen ABD Savunma Bakanlığı yapay zeka uygulamalarını askeri yapıya entegre etme hedefinden vazgeçmedi.

The Information’ın nisanda konuya vakıf bir kaynağa dayandırdığı haberde, bakanlığın Google ile şirketin yapay zeka modelinin gizli operasyonlar da dahil olmak üzere her türlü yasal devlet ihtiyacı için kullanılmasına yönelik bir anlaşma vardığı ileri sürüldü.

Reuters’ın mart ayında Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in mektubuna dayandırdığı haberde ise Palantir şirketine ait Maven yapay zeka sisteminin resmi Pentagon programı haline geleceği kaydedildi.

Söz konusu platform, muharebe sahasından gelen verileri analiz ederek hedeflerin tespit edilmesine yardımcı oluyor.

Bu adımların öncesinde, Aralık 2025’te ABD Savunma Bakanlığı, Elon Musk’ın xAI şirketiyle stratejik ortaklık kurmuştu. Ortaklık kapsamında şirketin Grok modellerinin GenAI.mil platformuna entegre edileceği açıklandı.

Bakanlık, bu entegrasyonun askeri personelin gizli olmayan hizmet içi bilgileri güvenli biçimde işlemesini sağlayacağını ve X platformundan gelen gerçek zamanlı analitik verileri kullanarak sistemin “günlük bir operasyonel kaynağa” dönüşeceğini duyurdu.

Amerika

ABD Savaş Bakanlığından yeni nükleer strateji hazırlığı

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığının, küçük menzilli taktik nükleer silahların olası kullanımına özel önem veren yeni bir nükleer strateji geliştirdiği bildirildi. NBC kanalının haberinde, yeni yaklaşımın ABD Başkanı için eylem seçeneklerini genişletmeyi amaçladığı aktarıldı. Öte yandan Kongre ve askeri çevrelerdeki bazı eleştirmenler, planın askeri hazırlık seviyesini düşürebileceği ve nükleer caydırıcılığa zarar verebileceği yönünde endişelerini dile getirdi.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), taktik ve daha kısa menzilli nükleer silahların olası kullanımına özel önem veren yeni bir nükleer strateji hazırlıyor.

NBC’nin konuya vakıf beş bilgilendirilmiş kaynağa dayandırdığı haberine göre, hazırlanan yeni strateji on yıllardır sarsılmaz kabul edilen nükleer silah yaklaşımını sorguluyor.

Haberde, bakanlığın sunduğu önerilerin ABD Başkanı için hiçbir hareket seçeneğini dışarıda bırakmayacağı, aksine kendisine gerçekçi ve güvenilir seçenekler sunarak “karar alanını genişletmeyi ve böylece caydırıcılığı güçlendirmeyi” hedeflediği öne sürüldü.

Pentagon’dan bir kaynak, yaptığı açıklamada, “Nükleer silahların kullanımı konusunda güvenilir seçeneklere ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz” ifadesini kullandı.

Yeni strateji çalışması, Pentagon Siyasi Müsteşarı Elbridge Colby tarafından yürütülüyor. Sürecin, genellikle her yeni başkan döneminde gerçekleştirilen düzenli gözden geçirme kapsamında sürdürüldüğü kaydedildi.

Taktik silahların rolünün artırılmasını uzun süredir savunan Colby, ABD’nin rakiplerinin, Washington’ın yürürlükteki stratejide öngörüldüğü şekliyle düşmanın nükleer güçlerini yok etmek amacıyla uzun menzilli nükleer silahları gerçekten kullanabileceğine inandıklarını ileri sürüyor.

Colby’nin önerdiği strateji, bazı ABD’li milletvekilleri arasında endişeye yol açtı. Eleştirmenler, bu yaklaşımın nükleer silah kullanımını daha az tehditkar gösterebileceğini veya belirli senaryolarda askeri hazırlık seviyesinin düşmesine neden olabileceğini savunuyor.

Ayrıca bazı çevreler, askerlerin eğitimindeki odağın daha kısa menzilli silahların kullanımını içeren yeni stratejiye kayması nedeniyle ABD Silahlı Kuvvetlerinin harbe hazırlık durumunun olumsuz etkilenebileceğini değerlendiriyor.

Bu görüşü dile getirenler, olası bir felaket senaryosunda ABD ordusunun nükleer silah kullanımı konusunda yeterli uzmanlığa sahip olamayacağı için sürece daha az hazırlıklı olacağını iddia ediyor.

ABD Kongresinden bir kaynak NBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Başkan Donald Trump’ın nükleer caydırıcılık sistemimizi yeniden harika yapmamız gerektiği yönünde beyan ettiği pozisyonla bu kadar çelişen başka bir çalışma hayal etmek zor. O açıkça daha az değil, daha fazla imkana sahip olmak istiyor. Bu çalışma tam bir fiyaskodur” dedi.

Kanala konuşan kaynaklar, Colby’nin yürüttüğü çalışmaları ABD nükleer güçlerini denetleyen ABD Silahlı Kuvvetleri Stratejik Komutanlığına yapacağı ziyaret sırasında, Nebraska’da basına kapalı düzenlenecek askeri bir etkinlikte sunacağını aktardı.

ABD’nin nükleer stratejisi son olarak 2024 yılında güncellenmişti.

Amerikan Bilim İnsanları Federasyonunun (FAS) Şubat 2026 tarihli araştırmasına göre, ABD Savaş Bakanlığının elinde balistik füzeler ve stratejik bombardıman uçaklarıyla sevk edilmek üzere tasarlanmış yaklaşık 3 bin 700 nükleer harp başlığı stoku bulunuyor.

Dünyadaki toplam nükleer silah stokunun yaklaşık yüzde 90’ı ortaklaşa olarak Rusya ve ABD’nin kontrolünde yer alıyor. Rusya’nın nükleer cephaneliğinin ise 4 bin 300’den fazla harp başlığından oluştuğu tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD yönetimi akaryakıt fiyatları için Jones Yasası muafiyetini uzatabilir

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetiminin, iç limanlar arasındaki deniz taşımacılığına yönelik Jones Yasası kısıtlamalarını askıya alan kararın süresini önümüzdeki günlerde uzatması bekleniyor. Reuters’ın aktardığına göre bu adımla benzin fiyatlarının düşürülmesi hedefleniyor ancak düzenleme denizcilik sektörü ve bazı Cumhuriyetçilerin tepkisini çekiyor.

ABD’de Donald Trump yönetimi, akaryakıt fiyatlarını dizginlemeye yönelik temel önlemlerden biri olan deniz taşımacılığı muafiyetini sürdürmeyi hedefliyor.

Reuters’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray, ABD limanları arasındaki yük taşımacılığının yalnızca ABD yapımı, ABD bayraklı ve ABD mürettebatına sahip gemilerle yapılmasını zorunlu kılan Jones Yasası’nın askıya alınma süresini önümüzdeki günlerde uzatabilir.

Mevcut muafiyet kararının süresi 16 Ağustos’ta doluyor. Haberde, dört buçuk aylık süreçte söz konusu esnekliğin yaklaşık 200 kez uygulandığı ve bunun programın tüm tarihi boyunca gerçekleşen en uzun süreli istisna olduğu kaydedildi.

Reuters’a konuşan kaynaklar, nihai kararın henüz alınmadığını bildirdi. Yönetim yetkililerinin, muafiyet mekanizmasını korurken kapsamını daraltma seçeneğini değerlendirdiği belirtildi.

Görüşmelere Beyaz Saray temsilcileri, denizcilik sektörü yetkilileri ve Kongre üyeleri katılıyor.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, uygulanan muafiyetin Kaliforniya ve ülkenin Doğu Yakası’nda enerji fiyatlarının düşmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Wright, yakıt maliyetlerinin önümüzdeki haftalarda gerilemesini beklediğini belirterek muafiyet süresinin yeniden uzatılmasının muhtemel olduğunu dile getirdi.

Trump yönetimi, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde galon başına ortalama 4 doları aşan benzin fiyatlarını düşürmenin yollarını arıyor.

Bu süreçte kamuoyu önündeki eleştirilerini artıran Başkan Donald Trump, petrol şirketleri Exxon Mobil ve Chevron’u hedef aldı.

Trump, söz konusu şirketlerin aşırı yüksek kârlar elde ettiğini belirterek bu gelirin bir kısmını akaryakıt fiyatlarını indirerek tüketicilere geri vermeleri gerektiğini ifade etti.

Diğer yandan denizcilik sektörü temsilcileri ile bazı Cumhuriyetçi siyasetçiler muafiyetin uzatılmasına karşı çıkıyor. Karşıt görüştekiler, esnekliğin geniş çaplı uygulanmasının yabancı taşıyıcılara haksız avantaj sağladığını, ABD ticaret filosunu zayıflattığını ve Jones Yasası’nın ulusal güvenlikle ilgili hedeflerini zedelediğini savunuyor.

Trump yönetimi, İran ile yaşanan gerilimin ardından petrol fiyatlarında görülen artış üzerine Mart ayında Jones Yasası’nın şartlarını ilk kez geçici olarak esnetmişti. 1920 yılından bu yana yürürlükte olan yasa, ABD limanları arasındaki deniz nakliyatının yerli üretim gemiler ve yerli mürettebatla yapılmasını şart koşuyor.

Bloomberg’in daha önce aktardığı analizde, kısıtlamaların kaldırılmasının daha düşük maliyetle çalışan yabancı tankerlerin Meksika Körfezi kıyılarından ABD’nin Doğu Yakası’ndaki rafinerilere petrol ve işlenmiş akaryakıt taşımasına imkan tanıdığı belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi Çin menşeli veri merkezi cihazlarını yasaklamaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Konuya yakın dört kişinin Reuters’a verdiği bilgiye göre Trump yönetimi, yapay zekâ alanındaki büyümeyi destekleyen altyapıyı koruma amacıyla Çin menşeli veri merkezi bileşenlerinin yeni modellerinin ABD’ye ithalatını yasaklayacak bir düzenleme hazırlıyor.

ABD telekomünikasyon sektörünü denetleyen Federal İletişim Komisyonu (FCC), verilerin veri merkezleri içindeki fiber optik kablolar üzerinden ışık hızında iletilmesini sağlayan yeni Çin menşeli optik alıcı-vericilerin ithalatını engelleyecek düzenleme üzerinde çalışıyor. Yetkililer, düzenlemenin bu yıl yayımlanmasını ve yayımlandığı anda yürürlüğe girmesini umuyor.

Daha önce kamuoyuna yansımayan bu adımın, Çinli şirketlerin veri çalmasını, kötü amaçlı yazılım yerleştirmesini veya yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve çalıştırılmasında kullanılan çipleri barındıran ABD’deki veri merkezlerinde hizmetleri aksatmasını önlemeyi amaçladığı savunuldu.

Hassas konuları görüşmek üzere isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynaklar, FCC’nin kısıtlamayı hâlâ değiştirebileceğini ya da tamamen rafa kaldırabileceğini vurguladı. Ancak söz konusu düzenleme, Trump yönetiminin Çin teknolojisinin ileri düzey ABD sanayilerine tedarik zincirine yerleşmeden önce girişini sınırlandırma çabalarının son örneğini oluşturuyor.

Washington merkezli danışmanlık şirketi Beacon Global Strategies’da yapay zekâ politikaları uzmanı olan Divyansh Kaushik, “Alıcı-vericiler kesinlikle bir risk oluşturuyor” dedi.

Kaushik, “Veri merkezi yatırımları büyürken, veri merkezi tedarik zincirinin en başından itibaren güvenli olduğundan emin olmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Düzenlemeden fayda sağlayacağı düşünülen ABD merkezli alıcı-verici üreticilerinin hisseleri haberin ardından yükseldi. Lumentum’un hisseleri yüzde 7, Coherent’in yüzde 11 ve Applied Optoelectronics’in hisseleri yüzde 18 değer kazandı.

Çin Büyükelçiliği: Gerekirse karşılık veririz

Beyaz Saray ve FCC, yorum taleplerine yanıt vermedi. Çin’in Washington Büyükelçiliği ise Pekin’in ABD’ye “iki ülkedeki iş çevrelerinin nesnel ve akılcı görüşlerine kulak verme” ve “Çinli şirketleri karalamayı ve yaptırım tehditlerinde bulunmayı bırakma” çağrısı yaptığını bildirdi.

Büyükelçilik, “Çin, çıkarlarına somut zarar veren her türlü adıma karşı gerekli bütün tedbirleri alacaktır” açıklamasında bulundu.

Çin menşeli veri merkezi cihazlarının yeni modellerine getirilecek bir ABD yasağının, dünyanın en büyük alıcı-verici satıcılarından biri olan Çinli Zhongji Innolight şirketini etkilemesi bekleniyor. Şirket, haziran ayında Pentagon’un Çin ordusu tarafından desteklendiği iddia edilen şirketler listesine eklenmişti. Bu liste, daha sert tedbirlerin habercisi olabiliyor.

Yasak, Amazon Web Services gibi ABD’li bulut bilişim şirketlerinin maliyetlerini de artırabilir. Çünkü bu şirketler, ABD merkezli Coherent ve Lumentum gibi başka üreticilere yönelmek zorunda kalabilir.

Counterpoint Research verilerine göre Çinli Innolight, küresel veri merkezi alıcı-verici pazarında yüzde 27’lik payla lider konumda bulunuyor.

Foundation for American Innovation tarafından hazırlanan bir rapora göre Coherent ve Lumentum rekabetçi teknolojilere sahip olsa da Çinli tedarikçilerin yerini alacak üretim ölçeğine sahip değil.

Raporda ayrıca Innolight’ın gelirlerinin yüzde 90’ını Çin dışındaki pazarlardan elde ettiği belirtildi.

Reuters’ın daha önce bildirdiği üzere FCC, Çin menşeli insansız hava araçları, yönlendiriciler, robotlar ve invertörlere yönelik benzer kısıtlamalar uyguladı.

Kaynaklardan üçünün verdiği bilgiye göre kurum, bu kısıtlamalara paralel olarak bütün yeni alıcı-verici modellerinin ithalatını yasaklayacak, ardından Çinli olmayan birçok tedarikçiyi kısıtlamalardan muaf tutacak.

Trump, ilk başkanlık döneminde Çinli şirketlerin fikrî mülkiyet hırsızlığı yaptığı ve Huawei’nin devlet destekli casusluk faaliyetlerine karıştığı yönündeki iddiaları gündeme taşımıştı. Huawei ise bu suçlamaları reddediyor.

Ancak Pekin’in geçen yıl nadir toprak minerallerine yönelik ihracat kontrollerini devreye sokmasının ardından Trump, ikinci döneminde daha az saldırgan bir yaklaşım benimsedi.

ABD Ticaret Bakanlığı geçen ekimde ticaret savaşında sağlanan yumuşamanın ardından Çin’e yönelik bir dizi ithalat kısıtlamasını rafa kaldırdığını bildirmişti. Bunlar arasında Çin menşeli veri merkezi ekipmanlarını hedef alan bir düzenleme de bulunuyordu.

Ancak FCC devreye girerek aralık ve mart aylarında sırasıyla insansız hava araçları ve yönlendiricilere yönelik yasakları açıkladı.

Bu yasaklar, ürünleri ulusal güvenlik riski taşıyan yabancı şirketlerin gelecekteki ekipman satışlarını engellemek amacıyla Kongre tarafından oluşturulan “Covered List” kapsamında hayata geçirildi.

Çin menşeli invertörler ve robotlara yönelik adımlar da geçen hafta atıldı.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English