Ortadoğu
Eski CIA Direktörü Petraeus, biyometrik kontrollü ‘Yeni Gazze’ planı için İsrail’deki merkezi ziyaret etti

Eski CIA Direktörü ve KKR ortağı David Petraeus, İsrail’in güneyindeki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’ni (CMCC) ziyaret ederek, Gazze’de biyometrik giriş kontrollü yerleşim modellerini öngören planlar hakkında yetkilileri bilgilendirdi. Ziyaret, ABD Ordusu’nun Refah için hazırladığı ve BAE tarafından finanse edilmesi planlanan “Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesinin sunumunun ardından gerçekleşti.
Drop Site News’in diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, modern “ayaklanmaya karşı koyma” (counterinsurgency) doktrininin mimarlarından biri olan eski CIA Direktörü David Petraeus, geçtiğimiz hafta İsrail’in güneyinde bulunan ve Gazze’deki ateşkes sürecini denetleyen ABD ordusu yönetimindeki merkezi ziyaret etti.
Kiryat Gat’taki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nde (CMCC) konuşan Petraeus, İsrail’in stratejisini “temizle, tut ve yeniden inşa et” (clear, hold, and rebuild) modeline kaydırmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Petraeus daha önce, İsrail güçlerinin ABD’nin Irak’taki operasyonlarından, özellikle de “kapalı site toplulukları” (gated communities) oluşturma derslerinden faydalanmadığı yönünde eleştirilerde bulunmuştu.
“Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesi
Petraeus’un ziyaretinden bir hafta önce ABD Ordusu, CMCC yetkililerine Refah’ta kurulması planlanan “Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesini sundu.
Drop Site News’in edindiği bilgilere göre, söz konusu konut kompleksi, tamamen İsrail askeri kontrolü altındaki bir bölgede 25 bin Filistinliyi barındıracak. Proje; biyometrik giriş sistemleri, kimlik kontrolleri, yeniden eğitim programları ile yardım ve barınma üzerindeki sıkı denetimleri içeriyor.
CMCC’nin günlük işleyişine aşina iki kaynağa göre, “Önce Gazze Planlı Topluluğu”, “Yeni Gazze”nin genel yeniden inşa planının ilk adımı olarak bir pilot proje işlevi görecek.
The Guardian gazetesinin aktardığı bilgiye göre, kompleksin finansmanı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sağlanacak.
Trump ve Kushner’in Davos açıklamaları
Petraeus’un 21 Ocak’taki CMCC ziyareti, Başkan Donald Trump’ın İsviçre’nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu’nda “Barış Kurulu”nun açılışını yaptığı tarihle denk geldi.
Törende konuşan Trump, “Gazze’nin silahsızlandırılmasını, düzgün bir şekilde yönetilmesini ve güzel bir şekilde yeniden inşa edilmesini sağlamaya kararlıyım” dedi.
Trump, “Ben özümde bir gayrimenkul insanıyım ve her şey konumla ilgilidir. Ve dedim ki, şu deniz kenarındaki konuma bakın, şu güzel mülk parçasına bakın” ifadelerini kullandı.
Trump’ın ardından söz alan damadı Jared Kushner, önümüzdeki 100 günün öncelikleri arasında “Gazze’yi yeniden inşa etmek ve enerji vermek için Trump ekonomik kalkınma planını” sıraladı.
Kushner, “Bu yatırımları çekmek ve kolaylaştırmak için güvenlik ve yönetim çerçevelerini sentezleyecek bir süreç olacak” diye konuştu.
Petraeus, CMCC’deki konuşmasında, Gazze’deki askeri operasyonu ABD’nin 2007 yılında Irak’ta gerçekleştirdiği asker artırımıyla kıyasladı.
Eski ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı olan Petraeus, Irak işgali sırasında ABD askerlerinin sayısının artırılmasını yönetmiş ve yerel milislerin silahlandırılması sürecine nezaret etmişti. Petraeus ayrıca Afganistan’da gece baskınlarını, CIA ve Özel Operasyon görevlerini genişleten isim olarak biliniyor.
Petraeus, Irak ve Afganistan’daki tecrübelerine dayanarak kapalı site topluluklarını savunmanın yanı sıra, Trump yönetiminin pazarladığı iş fırsatlarıyla da yakından ilgileniyor.
2012 yılında CIA’den istifa etmesinin ardından Petraeus, güçlü bir ABD özel sermaye ve yatırım şirketi olan Kohlberg Kravis Roberts & Co. (KKR) bünyesinde çalışmaya başladı.
Halen KKR’de ortak, KKR Küresel Enstitüsü Başkanı ve BAE ile Suudi Arabistan’da ofisleri bulunan KKR Orta Doğu’nun başkanı olarak görev yapıyor.
Petraeus, CMCC konuşmasında 2006 sonunda geliştirdiği ayaklanmaya karşı koyma saha talimnamesine de atıfta bulundu.
“Ayaklanmaya Karşı Koyma (COIN) Ortamında Askeri Operasyonlar İçin Doktrin (Temel İlkeler)” başlığını taşıyan talimnamede Petraeus, “Tüm İslami isyancılar veya teröristler küresel bir devrim için savaşmıyor.
Bazıları, Sünni Arap egemenliğindeki bir Irak kurmak veya İsrail’in yerine bir Arap Filistin devleti geçirmek gibi bölgesel hedefler peşinde” ifadelerine yer veriyor.
Petraeus ayrıca, İsrail’in karavan ve diğer barınma malzemeleri gibi temel ihtiyaç maddelerini engellemesine ve 37 yardım kuruluşunun Gazze’de faaliyet göstermesini yasaklamasına rağmen, CMCC’nin Ekim ayındaki ateşkes anlaşmasından bu yana Gazze’ye insani yardım koordinasyonundaki çabalarından övgüyle bahsetti.
Reuters’ın haberine göre, bazı Avrupa ülkeleri yardım akışını artıramadığı gerekçesiyle geçen ay CMCC’ye personel göndermeyi durdurdu.
CMCC, Ekim 2025’te İsrail ve Hamas arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bir hafta sonra CENTCOM tarafından kuruldu.
50’den fazla ülke ve uluslararası kuruluştan temsilcilerin yer aldığı merkez; yardımları koordine etmek, ateşkesi izlemek ve yeniden inşayı planlamakla görevli. Merkezin başında, Irak ve Afganistan’da Petraeus’un komutası altında görev yapmış olan Korgeneral Patrick Frank bulunuyor.
Biyometrik kontrol ve “yazılım tanımlı harp”
Petraeus, Foreign Affairs dergisinde Haziran 2024’te yayımlanan yazısında, İsrail’in ABD’nin hatalarını tekrarladığını ancak 2007 sonrası Irak’ta uygulanan stratejiyi örnek alarak “başarıları” da tekrarlayabileceğini savundu.
Petraeus’un argümanının merkezinde, biyometrik giriş noktaları, kimlik kartları ve sürekli devriyelerle korunan kapalı site topluluklarının oluşturulması yer alıyor.
Ekim ayında Al Majalla’ya verdiği demeçte Petraeus, “Her binayı, katı, odayı, mahzeni temizlersiniz ve her tünel girişini kapatırsınız… Biyometrik kimlik kartları, o bölgede yaşayan insanların geri dönmesine ve evlerinin yakınındaki daha iyi barınaklara erişmesine olanak tanır” dedi.
Mart 2024’te Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü konferansında Times of Israel’e konuşan Petraeus, İsrail’in ayaklanmaya karşı koyma yaklaşımına geçmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Temel kavramlar şunlardır: Bir alanı temizlersiniz, tutarsınız ve çok önemli bir şekilde tutarsınız… Etrafını duvarla çevirirsiniz. Sadece Felluce’de 12 veya 13 tane olmak üzere, bizim dediğimiz gibi kapalı site toplulukları oluşturursunuz. Düşmanı, aşırılık yanlılarını halktan ayırmaya çalıştığınız için biyometrik kimlik kartları kullanırsınız.”
“Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesi de Petraeus’un modeli gibi, girişleri düzenlemek için biyometrik tarama uygulanmasını öngörüyor.
CMCC sunumunda, konut ve hizmetlere erişim koşulu olarak başvuru sahiplerinin güvenlik veritabanlarında sorgulanacağı belirtildi. Petraeus, bu teknolojik kapasite artışını yakın zamanda “Yazılım Tanımlı Harp” olarak nitelendirdi.
2012’de biyografisini yazan kişiyle yaşadığı evlilik dışı ilişki ve gizli belgeleri paylaşması nedeniyle CIA direktörlüğünden istifa eden ve federal suçlamayı kabul eden Petraeus, istifasının hemen ardından KKR’de çalışmaya başladı. KKR’nin portföyünde, Gazze’de teknoloji ve savunma çıkarları bulunan şirketler yer alıyor.
Optiv: KKR, 2017 yılında İsrail siber güvenlik endüstrisiyle stratejik ortaklıkları bulunan Optiv’in çoğunluk hissesini satın aldı.
Sempris: Mayıs 2022’de KKR, eski İsrail istihbarat yetkilileri tarafından kurulan kimlik odaklı siber güvenlik şirketi Sempris için 200 milyon dolarlık fonlama turuna liderlik etti.
Circor: KKR, 2023 yılında havacılık ve savunma pazarlarına tedarik sağlayan Circor’u satın aldı.
Global Technical Realty: KKR ayrıca İsrail’in Petah Tikva kentindeki güvenli bir yeraltı veri merkezine yatırım yaptı.
KKR’nin İsrail ile bağlantıları, Alman medya ve teknoloji şirketi Axel Springer üzerindeki mülkiyeti aracılığıyla da devam ediyor. Axel Springer, sahibi olduğu İsrailli şirket Yad2 aracılığıyla Batı Şeria yerleşimlerinden kâr elde etmekle suçlanıyor.
Aralık 2024’te Yad2, İsrail ekonomi gazetesi The Marker’da “Nehirden denize” sloganıyla bir reklam yayımladı. Tarihi Filistin topraklarının tamamında gayrimenkul fırsatlarını işaretleyen haritaların yer aldığı reklamda, “Yad2, ileriye bakmanıza ve İsrail’deki bir sonraki evinizde bir gelecek kurmanıza yardımcı olur” ifadesi kullanıldı.
Filistinliler ne diyor?
Drop Site News’e Gazze’den konuşan Filistin STK Ağı Başkanı Emced Şava, Trump ve Kushner’in Davos sunumunu eleştirdi.
Şava, “Sivil toplum, Filistin Yönetimi veya özel sektör olsun, hiçbir Filistinliye danışılmadı. Bu sadece yapay zeka tarafından tasarlanmış, gerçekliği yansıtmayan güzel bir fotoğraf. Siyasi ufuktan, sosyal uyumdan, düzenden bahsetmiyor. Buna kim sahip olacak? Biz Filistinliler mi, yoksa başkaları mı sahip olacak ve biz sadece hizmet mi edeceğiz?” dedi.
Haberde, Filistin’in enerji kaynaklarının yeniden inşanın finansal temeli olarak değerlendiriliyor olabileceği belirtildi. Bir trilyon metreküp doğalgaz rezervine sahip olduğu tahmin edilen ve henüz geliştirilmemiş Gazze Marine sahası, bu model kapsamında paraya çevrilebilir.
“Barış Kurulu” yönetim kurulunda adı geçen eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Petraeus’un, enerji çıkarları etrafında birleşen BAE ile güçlü bağları bulunuyor. Abu Dabi merkezli Mubadala, Aralık 2021’de İsrail’in Tamar açık deniz doğalgaz sahasında yüzde 22 hisse satın aldı. Blair, Mubadala’nın ücretli danışmanlığını yaptı.
KKR ise Blackrock ile birlikte Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’nde (ADNOC) 4 milyar dolarlık yatırıma ve ADNOC Gaz Boru Hattı Varlıkları’nda azınlık hissesine sahip.
Petraeus, Irak’ta devlet kaynaklarını yeniden yönlendirerek küçük ölçekli yeniden inşa projelerini finanse etme konusunda deneyim kazandı.
2007’de ele geçirilen Irak fonlarını, “Komutanların Acil Müdahale Programı” (CERP) aracılığıyla bir ayaklanmaya karşı koyma aracına dönüştürdü. Bu yaklaşım, “Silah Sistemi Olarak Para İçin Komutan Kılavuzu” adlı ABD askeri talimnamesinde özetlenmiştir.
Gazze gazının çıkarılması, İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail ve BAE arasındaki enerji işbirliğine uyum sağlıyor. 2025 yılında imzalanan BAE-İsrail enerji işbirliği mutabakat zaptı, gaz sektöründe işbirliğini öngörüyor.
Emced Şava, “Yatırımcılar başımızın üstünde ancak kuralları kabul etmeliler. Gazze onların perspektifine göre değil, Filistin perspektifine göre yeniden inşa edilmeli” ifadelerini kullandı.
Petraeus’un ziyareti, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin edenler değil, “mahkumlar veya geleceğin işgücü” statüsünde kalacağı planlara dahil olmak isteyen tarafların yakınlaşmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Drop Site News’e konuşan Glasgow Üniversitesi Rektörü ve Beyrut Amerikan Üniversitesi Çatışma Tıbbı Başkanı Dr. Gassan Ebu Sitta, planla ilgili şunları kaydetti:
“Trump’ın Gazze planı, hayatta kalanların yerli rezervasyonlarına kapatıldığı Kuzey Amerika soykırım modelini izliyor. Bu modelde Filistinlilerin ırksallaştırılmış bedenleri sadece beslenmesi ve sulanması gereken, her türlü öznel derinlikten arındırılmış varlıklar olarak görülüyor. Jared Kushner’in Davos’ta sunduğu ‘Yeni Gazze’ haritası, tam olarak bir hapishanenin iç mimarisine benziyor. Plan, Gazze’nin bir açık hava hapishanesi olarak işlev görmesinden ziyade, mahkumların -Filistinlilerin- en ince ayrıntısına kadar yönetildiği kapalı bir hapishaneye dönüştürülmesini öngörüyor.”
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor











