Ortadoğu
Eski CIA Direktörü Petraeus, biyometrik kontrollü ‘Yeni Gazze’ planı için İsrail’deki merkezi ziyaret etti

Eski CIA Direktörü ve KKR ortağı David Petraeus, İsrail’in güneyindeki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’ni (CMCC) ziyaret ederek, Gazze’de biyometrik giriş kontrollü yerleşim modellerini öngören planlar hakkında yetkilileri bilgilendirdi. Ziyaret, ABD Ordusu’nun Refah için hazırladığı ve BAE tarafından finanse edilmesi planlanan “Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesinin sunumunun ardından gerçekleşti.
Drop Site News’in diplomatik kaynaklara dayandırdığı habere göre, modern “ayaklanmaya karşı koyma” (counterinsurgency) doktrininin mimarlarından biri olan eski CIA Direktörü David Petraeus, geçtiğimiz hafta İsrail’in güneyinde bulunan ve Gazze’deki ateşkes sürecini denetleyen ABD ordusu yönetimindeki merkezi ziyaret etti.
Kiryat Gat’taki Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nde (CMCC) konuşan Petraeus, İsrail’in stratejisini “temizle, tut ve yeniden inşa et” (clear, hold, and rebuild) modeline kaydırmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Petraeus daha önce, İsrail güçlerinin ABD’nin Irak’taki operasyonlarından, özellikle de “kapalı site toplulukları” (gated communities) oluşturma derslerinden faydalanmadığı yönünde eleştirilerde bulunmuştu.
“Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesi
Petraeus’un ziyaretinden bir hafta önce ABD Ordusu, CMCC yetkililerine Refah’ta kurulması planlanan “Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesini sundu.
Drop Site News’in edindiği bilgilere göre, söz konusu konut kompleksi, tamamen İsrail askeri kontrolü altındaki bir bölgede 25 bin Filistinliyi barındıracak. Proje; biyometrik giriş sistemleri, kimlik kontrolleri, yeniden eğitim programları ile yardım ve barınma üzerindeki sıkı denetimleri içeriyor.
CMCC’nin günlük işleyişine aşina iki kaynağa göre, “Önce Gazze Planlı Topluluğu”, “Yeni Gazze”nin genel yeniden inşa planının ilk adımı olarak bir pilot proje işlevi görecek.
The Guardian gazetesinin aktardığı bilgiye göre, kompleksin finansmanı Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sağlanacak.
Trump ve Kushner’in Davos açıklamaları
Petraeus’un 21 Ocak’taki CMCC ziyareti, Başkan Donald Trump’ın İsviçre’nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu’nda “Barış Kurulu”nun açılışını yaptığı tarihle denk geldi.
Törende konuşan Trump, “Gazze’nin silahsızlandırılmasını, düzgün bir şekilde yönetilmesini ve güzel bir şekilde yeniden inşa edilmesini sağlamaya kararlıyım” dedi.
Trump, “Ben özümde bir gayrimenkul insanıyım ve her şey konumla ilgilidir. Ve dedim ki, şu deniz kenarındaki konuma bakın, şu güzel mülk parçasına bakın” ifadelerini kullandı.
Trump’ın ardından söz alan damadı Jared Kushner, önümüzdeki 100 günün öncelikleri arasında “Gazze’yi yeniden inşa etmek ve enerji vermek için Trump ekonomik kalkınma planını” sıraladı.
Kushner, “Bu yatırımları çekmek ve kolaylaştırmak için güvenlik ve yönetim çerçevelerini sentezleyecek bir süreç olacak” diye konuştu.
Petraeus, CMCC’deki konuşmasında, Gazze’deki askeri operasyonu ABD’nin 2007 yılında Irak’ta gerçekleştirdiği asker artırımıyla kıyasladı.
Eski ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı olan Petraeus, Irak işgali sırasında ABD askerlerinin sayısının artırılmasını yönetmiş ve yerel milislerin silahlandırılması sürecine nezaret etmişti. Petraeus ayrıca Afganistan’da gece baskınlarını, CIA ve Özel Operasyon görevlerini genişleten isim olarak biliniyor.
Petraeus, Irak ve Afganistan’daki tecrübelerine dayanarak kapalı site topluluklarını savunmanın yanı sıra, Trump yönetiminin pazarladığı iş fırsatlarıyla da yakından ilgileniyor.
2012 yılında CIA’den istifa etmesinin ardından Petraeus, güçlü bir ABD özel sermaye ve yatırım şirketi olan Kohlberg Kravis Roberts & Co. (KKR) bünyesinde çalışmaya başladı.
Halen KKR’de ortak, KKR Küresel Enstitüsü Başkanı ve BAE ile Suudi Arabistan’da ofisleri bulunan KKR Orta Doğu’nun başkanı olarak görev yapıyor.
Petraeus, CMCC konuşmasında 2006 sonunda geliştirdiği ayaklanmaya karşı koyma saha talimnamesine de atıfta bulundu.
“Ayaklanmaya Karşı Koyma (COIN) Ortamında Askeri Operasyonlar İçin Doktrin (Temel İlkeler)” başlığını taşıyan talimnamede Petraeus, “Tüm İslami isyancılar veya teröristler küresel bir devrim için savaşmıyor.
Bazıları, Sünni Arap egemenliğindeki bir Irak kurmak veya İsrail’in yerine bir Arap Filistin devleti geçirmek gibi bölgesel hedefler peşinde” ifadelerine yer veriyor.
Petraeus ayrıca, İsrail’in karavan ve diğer barınma malzemeleri gibi temel ihtiyaç maddelerini engellemesine ve 37 yardım kuruluşunun Gazze’de faaliyet göstermesini yasaklamasına rağmen, CMCC’nin Ekim ayındaki ateşkes anlaşmasından bu yana Gazze’ye insani yardım koordinasyonundaki çabalarından övgüyle bahsetti.
Reuters’ın haberine göre, bazı Avrupa ülkeleri yardım akışını artıramadığı gerekçesiyle geçen ay CMCC’ye personel göndermeyi durdurdu.
CMCC, Ekim 2025’te İsrail ve Hamas arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bir hafta sonra CENTCOM tarafından kuruldu.
50’den fazla ülke ve uluslararası kuruluştan temsilcilerin yer aldığı merkez; yardımları koordine etmek, ateşkesi izlemek ve yeniden inşayı planlamakla görevli. Merkezin başında, Irak ve Afganistan’da Petraeus’un komutası altında görev yapmış olan Korgeneral Patrick Frank bulunuyor.
Biyometrik kontrol ve “yazılım tanımlı harp”
Petraeus, Foreign Affairs dergisinde Haziran 2024’te yayımlanan yazısında, İsrail’in ABD’nin hatalarını tekrarladığını ancak 2007 sonrası Irak’ta uygulanan stratejiyi örnek alarak “başarıları” da tekrarlayabileceğini savundu.
Petraeus’un argümanının merkezinde, biyometrik giriş noktaları, kimlik kartları ve sürekli devriyelerle korunan kapalı site topluluklarının oluşturulması yer alıyor.
Ekim ayında Al Majalla’ya verdiği demeçte Petraeus, “Her binayı, katı, odayı, mahzeni temizlersiniz ve her tünel girişini kapatırsınız… Biyometrik kimlik kartları, o bölgede yaşayan insanların geri dönmesine ve evlerinin yakınındaki daha iyi barınaklara erişmesine olanak tanır” dedi.
Mart 2024’te Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü konferansında Times of Israel’e konuşan Petraeus, İsrail’in ayaklanmaya karşı koyma yaklaşımına geçmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Temel kavramlar şunlardır: Bir alanı temizlersiniz, tutarsınız ve çok önemli bir şekilde tutarsınız… Etrafını duvarla çevirirsiniz. Sadece Felluce’de 12 veya 13 tane olmak üzere, bizim dediğimiz gibi kapalı site toplulukları oluşturursunuz. Düşmanı, aşırılık yanlılarını halktan ayırmaya çalıştığınız için biyometrik kimlik kartları kullanırsınız.”
“Önce Gazze Planlı Topluluğu” projesi de Petraeus’un modeli gibi, girişleri düzenlemek için biyometrik tarama uygulanmasını öngörüyor.
CMCC sunumunda, konut ve hizmetlere erişim koşulu olarak başvuru sahiplerinin güvenlik veritabanlarında sorgulanacağı belirtildi. Petraeus, bu teknolojik kapasite artışını yakın zamanda “Yazılım Tanımlı Harp” olarak nitelendirdi.
2012’de biyografisini yazan kişiyle yaşadığı evlilik dışı ilişki ve gizli belgeleri paylaşması nedeniyle CIA direktörlüğünden istifa eden ve federal suçlamayı kabul eden Petraeus, istifasının hemen ardından KKR’de çalışmaya başladı. KKR’nin portföyünde, Gazze’de teknoloji ve savunma çıkarları bulunan şirketler yer alıyor.
Optiv: KKR, 2017 yılında İsrail siber güvenlik endüstrisiyle stratejik ortaklıkları bulunan Optiv’in çoğunluk hissesini satın aldı.
Sempris: Mayıs 2022’de KKR, eski İsrail istihbarat yetkilileri tarafından kurulan kimlik odaklı siber güvenlik şirketi Sempris için 200 milyon dolarlık fonlama turuna liderlik etti.
Circor: KKR, 2023 yılında havacılık ve savunma pazarlarına tedarik sağlayan Circor’u satın aldı.
Global Technical Realty: KKR ayrıca İsrail’in Petah Tikva kentindeki güvenli bir yeraltı veri merkezine yatırım yaptı.
KKR’nin İsrail ile bağlantıları, Alman medya ve teknoloji şirketi Axel Springer üzerindeki mülkiyeti aracılığıyla da devam ediyor. Axel Springer, sahibi olduğu İsrailli şirket Yad2 aracılığıyla Batı Şeria yerleşimlerinden kâr elde etmekle suçlanıyor.
Aralık 2024’te Yad2, İsrail ekonomi gazetesi The Marker’da “Nehirden denize” sloganıyla bir reklam yayımladı. Tarihi Filistin topraklarının tamamında gayrimenkul fırsatlarını işaretleyen haritaların yer aldığı reklamda, “Yad2, ileriye bakmanıza ve İsrail’deki bir sonraki evinizde bir gelecek kurmanıza yardımcı olur” ifadesi kullanıldı.
Filistinliler ne diyor?
Drop Site News’e Gazze’den konuşan Filistin STK Ağı Başkanı Emced Şava, Trump ve Kushner’in Davos sunumunu eleştirdi.
Şava, “Sivil toplum, Filistin Yönetimi veya özel sektör olsun, hiçbir Filistinliye danışılmadı. Bu sadece yapay zeka tarafından tasarlanmış, gerçekliği yansıtmayan güzel bir fotoğraf. Siyasi ufuktan, sosyal uyumdan, düzenden bahsetmiyor. Buna kim sahip olacak? Biz Filistinliler mi, yoksa başkaları mı sahip olacak ve biz sadece hizmet mi edeceğiz?” dedi.
Haberde, Filistin’in enerji kaynaklarının yeniden inşanın finansal temeli olarak değerlendiriliyor olabileceği belirtildi. Bir trilyon metreküp doğalgaz rezervine sahip olduğu tahmin edilen ve henüz geliştirilmemiş Gazze Marine sahası, bu model kapsamında paraya çevrilebilir.
“Barış Kurulu” yönetim kurulunda adı geçen eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ve Petraeus’un, enerji çıkarları etrafında birleşen BAE ile güçlü bağları bulunuyor. Abu Dabi merkezli Mubadala, Aralık 2021’de İsrail’in Tamar açık deniz doğalgaz sahasında yüzde 22 hisse satın aldı. Blair, Mubadala’nın ücretli danışmanlığını yaptı.
KKR ise Blackrock ile birlikte Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi’nde (ADNOC) 4 milyar dolarlık yatırıma ve ADNOC Gaz Boru Hattı Varlıkları’nda azınlık hissesine sahip.
Petraeus, Irak’ta devlet kaynaklarını yeniden yönlendirerek küçük ölçekli yeniden inşa projelerini finanse etme konusunda deneyim kazandı.
2007’de ele geçirilen Irak fonlarını, “Komutanların Acil Müdahale Programı” (CERP) aracılığıyla bir ayaklanmaya karşı koyma aracına dönüştürdü. Bu yaklaşım, “Silah Sistemi Olarak Para İçin Komutan Kılavuzu” adlı ABD askeri talimnamesinde özetlenmiştir.
Gazze gazının çıkarılması, İbrahim Anlaşmaları kapsamında İsrail ve BAE arasındaki enerji işbirliğine uyum sağlıyor. 2025 yılında imzalanan BAE-İsrail enerji işbirliği mutabakat zaptı, gaz sektöründe işbirliğini öngörüyor.
Emced Şava, “Yatırımcılar başımızın üstünde ancak kuralları kabul etmeliler. Gazze onların perspektifine göre değil, Filistin perspektifine göre yeniden inşa edilmeli” ifadelerini kullandı.
Petraeus’un ziyareti, Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin edenler değil, “mahkumlar veya geleceğin işgücü” statüsünde kalacağı planlara dahil olmak isteyen tarafların yakınlaşmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Drop Site News’e konuşan Glasgow Üniversitesi Rektörü ve Beyrut Amerikan Üniversitesi Çatışma Tıbbı Başkanı Dr. Gassan Ebu Sitta, planla ilgili şunları kaydetti:
“Trump’ın Gazze planı, hayatta kalanların yerli rezervasyonlarına kapatıldığı Kuzey Amerika soykırım modelini izliyor. Bu modelde Filistinlilerin ırksallaştırılmış bedenleri sadece beslenmesi ve sulanması gereken, her türlü öznel derinlikten arındırılmış varlıklar olarak görülüyor. Jared Kushner’in Davos’ta sunduğu ‘Yeni Gazze’ haritası, tam olarak bir hapishanenin iç mimarisine benziyor. Plan, Gazze’nin bir açık hava hapishanesi olarak işlev görmesinden ziyade, mahkumların -Filistinlilerin- en ince ayrıntısına kadar yönetildiği kapalı bir hapishaneye dönüştürülmesini öngörüyor.”
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









