Bizi Takip Edin

Avrupa

Eski NATO şefi Rasmussen: Britanya ve Fransa, yeni Avrupa NATO’suna öncülük etmeli

Yayınlanma

Eski NATO genel sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Britanya ve Fransa’nın ABD’nin yardımı olmadan Avrupa’nın savunma sorumluluğunu üstlenmek üzere bir “İstekliler Koalisyonu”na öncülük etmesi gerektiğini söyledi.

2009 ile 2014 yılları arasında ittifakın genel sekreterliğini yapan Rasmussen, Donald Trump’ın NATO’dan çekilme tehditlerine yanıt olarak yeni bir güvenlik mimarisine ihtiyaç olduğunu söyledi.

Rasmussen, ateşkes durumunda Ukrayna’yı savunmak üzere kurulan İstekliler Koalisyonu’nun, Avrupa’nın konvansiyonel savunma sorumluluğunu üstlenmek üzere genişletilmesini önerdi.

The Telegraph gazetesine verdiği demeçte Rasmussen şunları söyledi:

“NATO’yu hâlâ Avrupa ve Kuzey Atlantik güvenliğinin temel taşı olarak görüyorum. Fakat Başkan Trump’ın 5. Maddeye [bir üye devlete yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını belirten karşılıklı savunma maddesi] ve tüm NATO ittifakına olan bağlılığı konusunda şüpheler uyandırmasının ardından, NATO’nun Avrupa ayağını güçlendirmemiz gerekiyor.”

Kiev’in de dahil olduğu 35 ülkeden oluşan koalisyon, Ukrayna’yı Rusya’nın yeni saldırılarından korumak amacıyla savaş sonrası bir konuşlandırma planlıyor.

Fakat Rasmussen’e göre, bu koalisyonun rolü yalnızca Ukrayna’yı korumakla sınırlı kalmayıp, kıtasal güvenliğe odaklanacak şekilde genişletilebilir.

Rasmussen’in planına göre, Kiev bu ittifaka dahil edilecek:

“Ukrayna, aslında bu İstekliler Koalisyonu’nun bir parçası olacak. Gelecekteki olası barış müzakerelerinin sonucu ne olursa olsun, Avrupa’nın sınırında hâlâ saldırgan bir Rusya olacak, bu yüzden o saldırgan Rusya’ya karşı bir kalkan olarak Ukrayna’ya ihtiyacımız var. Bu yüzden Ukrayna’yı yeni bir Avrupa güvenlik mimarisine dahil etmemiz gerektiğini düşünüyorum ve böylece NATO’yu güçlendirebiliriz.”

Rasmussen, genişletilmiş koalisyonun “Avrupa’daki iki nükleer güç olan Fransa ve Birleşik Krallık tarafından yönetilmesi gerektiğini; zaten durumun böyle olduğunu” söyledi.

Koalisyonun genel merkezi şu anda Paris’te bulunuyor; fakat ilk 12 ayın ardından Londra’ya taşınacak.

Rasmussen, Avrupa Birliği gibi diğer ittifakların parçası olan “tereddütlü ülkeleri dahil etmek istemediği” için “İstekli Ülkeler Koalisyonu”na ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Avusturya ve İrlanda gibi bazı Avrupa Birliği üye ülkeleri askeri açıdan tarafsız kabul edilirken, diğerleri daha çok “Kremlin yanlısı bir tutum” sergilemekle suçlanıyor.

Ayrıca Birleşik Krallık, Norveç ve Türkiye gibi önemli NATO müttefikleri de bu bloğun üyesi değil.

Trump’ın, İran savaşına katılmayı reddeden Avrupalı NATO müttefiklerini eleştirmesinin ardından, kıtanın güvenliğinin geleceğine dair tartışmalar hız kazandı.

Bu ay The Telegraph gazetesine verdiği röportajda, ABD başkanı ittifakı “kağıt kaplan” olarak nitelendirdi ve ittifaktan çekilmenin “yeniden değerlendirilmenin ötesinde olduğunu” söyledi.

Şikayetleri, 5. madde devreye girerse Avrupa müttefiklerine ABD askeri desteği onaylayıp onaylamayacağı konusunda anında şüphe uyandırdı.

Buna yanıt olarak, AB üye ülkeleri, Lizbon Antlaşması’nda yer alan bloğun kendi karşılıklı savunma maddesi olan 42.7. maddenin uygulanabilirliğini tartışıyor.

Daha önce Danimarka başbakanlığı da yapmış olan Rasmussen, bu fikri “5. Madde’den daha zayıf” olarak nitelendirdi ve “Avrupa Birliği, mevcut haliyle 42.7’yi fiilen uygulamak için gerekli askeri kapasiteye sahip değil,” diye ekledi.

Eski NATO şefi, Brüksel’e yönelik bir başka eleştiride ise, AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius’un Avrupa Güvenlik Konseyi kurulmasına yönelik önerilerini “havada kalıyor” diye nitelendirdi:

“Avrupa’nın sert savunmasından bahsediyoruz. Dolayısıyla, Avrupa’da gerekli olanı yapmaya muktedir ve istekli bir grup ülkeye ihtiyacımız var. İleride, Avrupa’nın kendi kaderini eline alması için pek çok ilginç yapı tartışılabilir, fakat şu anda, yeni bir karar alma organını da içerecek bir İstekliler Koalisyonu’na ihtiyacımız var.”

Rasmussen ayrıca, Avrupa’nın ABD’nin ticaret gümrük vergilerini düşürme anlaşmasının bir parçası olarak Hürmüz Boğazı’ndaki engellemeyi kaldırma sözü vererek, Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşı desteklemekten çekinmemesi gerektiğini öne sürdü:

“Bence biz Avrupalılar Trump’a şöyle demeliyiz: ‘Tamam, şimdi elimizde bu sorun var. Bu işte birlikteyiz. Ukrayna’ya destek dahil olmak üzere Avrupa ile ilişkilerinizi sürdürmeniz şartıyla size yardım etmeye hazırız ve müttefiklerinize neden gümrük vergileri uyguladığınızı anlamıyoruz.’ İdeal olarak, bu vergiler kaldırılmalıdır. Bu, tam da Başkan Trump’ın kullanacağı türden bir takas yaklaşımıdır. Bir şey karşılığında bir şey… bize yardım ederseniz, biz de size yardım ederiz. Müttefikler işte böyle birlikte çalışır.”

Öte yandan Rasmussen, yeni savunma koalisyonlarının NATO’nun yerini almak yerine onunla birlikte çalışması gerektiğini de ekledi.

Ona göre ABD, ittifak içindeki liderlik rolünü koruyarak Avrupa üzerindeki nükleer şemsiyenin devam etmesini sağlayacak.

“İstekliler Koalisyonu’nun Avrupa’nın konvansiyonel savunmasının giderek daha fazla sorumluluğunu üstleneceğini öngörsem bile, yine de ABD tarafından sağlanan genel nükleer şemsiyeye sahip olacağız; bu da bence Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı’nın yine bir Amerikalı olmasını gerektirir.”

Avrupa

Teknoloji CEO’ları, AB politikalarını şekillendirmek istiyor

Yayınlanma

Bir grup Avrupalı teknoloji şirketi CEO’su, AB’nin sanayi liderlerinin yararına politika oluşturma sürecini hızlandırmak amacıyla Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in dikkatini çekmek istiyor.

Hollandalı çip makinesi üretim devi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, pazartesi günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Önce çok karmaşık politikalar oluşturup sonra bunları basitleştireceğiz diyemezsiniz. En başından doğru politikayı uygulamak çok daha iyidir.”

Fouquet, havacılık devi Airbus, telekom devi Ericsson ve yapay zeka öncüsü Mistral’ın yöneticileriyle birlikte Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i ziyaret etti.

CEO’lar, AB’yi bürokrasiyi daha fazla azaltmaya, birleşme kurallarını yeniden gözden geçirmeye ve ABD’ye karşı kendi içinden çıkan şampiyonlara yatırım yapmaya çağırdı.

Bu, Airbus, ASML, Ericsson, Mistral, Nokia, SAP ve Siemens gibi dev şirketlerin yer aldığı “European Tech Creators” adlı yeni bir sürekli diyalog girişiminin parçası.

Grup, AB kurumlarının ihtiyaçlarına daha iyi hizmet etmesini istiyor; tıpkı ABD ve Çin gibi rakip bölgelerde görülen hükümet ile sanayi arasındaki işbirliği gibi.

Fouquet, “Sürekli konuşmamız gerekiyor çünkü Avrupa için söz konusu olan mesele çok önemli. Ve bir diyalog kurmak zaman alır. Rakip olduğumuz taraflar bunu son derece etkili bir şekilde yapıyor,” diye ekledi.

Airbus CEO’su Guillaume Faury ise şöyle konuştu:

“Avrupa’nın bugün yaptıklarının, Avrupa’nın yapması gerekenler olmadığı konusunda aynı görüşteyiz… Eğer bu bir lobi faaliyeti ise, bu başarılı bir Avrupa için yapılan bir lobi faaliyetidir.”

Grup, nisan ayı sonunda von der Leyen ile bir görüşme gerçekleştirdi ve açık sözlü bir mesaj iletti: “Düzenlemeleri gevşetin, yoksa Avrupa’nın bir inovasyon gücü olarak geleceğini heba edeceksiniz.”

Bir hafta sonra, Almanya’nın güçlü desteğiyle sektör, daha az kural ve ertelenen bir son tarih içeren yapay zeka basitleştirme tasarısında bazı kazanımlar elde etti.

Sunumlarının bir parçası, Brüksel’in endüstri ile daha yakın istişare içinde düzenlemeleri daha hızlı gevşetmesi, birleşmelerin önünü açması ve tek pazarı tamamlaması.

Ericsson’un görevden ayrılan CEO’su Börje Ekholm, “Pazarın tamamen parçalanmasına izin verdik ve kimseye rekabet edebilecek ölçekte bir yapı sağlamadık. Bir adım geri çekilip bu konuda endüstriyel bir düşünce süreci izlemeliyiz,” diye konuştu.

Hız da son derece önemli bir mesele olarak öne çıkıyor. Fransız yapay zeka devi Mistral’ın kurucu ortağı Arthur Mensch şunları söyledi:

“Yapay zeka alanında işler son derece hızlı ilerliyor. Karşı karşıya olduğumuz sorun, iki yıl içinde işlerin çoktan geç kalmış olabileceği.”

Mensch, Komisyonun bulut ve yapay zeka geliştirmeye ilişkin son önerisinin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu ama çok yavaş ilerlediğini belirtti.

Von der Leyen, AB başkanı olarak ikinci görev dönemine başladığından beri endüstri yanlısı bir deregülasyon gündemini savunuyor. 

Gelgelelim Siemens Yönetim Kurulu Başkanı Jim Hagemann Snabe’nin endüstriyel yapay zeka konusunda Komisyon danışmanı olarak atanması, AB yürütme organının Avrupa’nın endüstri devlerine çok yakın olduğunu savunan muhaliflerden eleştiri aldı.

Fouquet bu eleştirileri reddederek, “Başkan, endüstriden birinden gelip yardım etmesini istedi ve o kişi de gidip yardım etmeye karar verdi. Ve bizim karar için verdiğimiz tek ödül, o kişiyi çıkar çatışmasıyla suçlamak,” dedi. 

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman hükümetinden emeklilik sisteminde kapsamlı reform taahhüdü

Yayınlanma

Alman Şansölyesi Friedrich Merz, ideolojik açıdan bölünmüş koalisyonunu, yılın ikinci yarısında Almanya’nın emeklilik sisteminde kapsamlı bir reform yapmaya ikna edeceğine söz verdi.

“Hızlı hareket etmeliyiz, çünkü karşı karşıya olduğumuz sorunlar ertelenemez,” diyen Merz, akademisyenler ve milletvekillerinden oluşan bir uzman komisyonunun, Almanya’nın emeklilik sistemini reform etmek için 33 öneri sunmasının ardından Berlin’de gazetecilere konuştu.

Merz şunları söyledi:

“Aslında çoktan geç kalmış durumdayız. Bunların hepsini yıllar, hatta on yıllar önce halletmiş olmalıydık… Şimdi bu süreci çok hızlı bir şekilde başlatmak ve yılın ikinci yarısında bu reformu hayata geçirmek için gerekli kararları almak istiyorum.”

Merz’in hızla uygulamaya koyacağına söz verdiği 33 öneri arasında, İsveç sistemini örnek alan zorunlu sermaye fonlu emeklilik tasarruf planı ve emeklilik yaşı ile ortalama yaşam süresi arasında bir bağlantı kurulması yer alıyor.

Bu bağlantı uyarınca emeklilik yaşı, 2032’den itibaren her on yılda yaklaşık altı ay artacak.

Raporda yer alan bir özet, “Emeklilik yaşı en erken 2092’den itibaren 70 olacak” ifadesini içeriyor.

Bu reform, Merz ve hükümetin liderlerinin önümüzdeki haftalarda üzerinde anlaşmaya varmayı taahhüt ettikleri, vergi politikası, emeklilik ve uzun süreli bakım sigortasını kapsayan bir dizi acil ve uzun süredir ertelenen önlemden biridir.

Amaç, ana muhalefet partisi Almanya için Alternatif’e (AfD) verilen desteğin artmaya devam etmesi karşısında, popüler olmayan ve zaman zaman iç çekişmelerin yaşandığı koalisyonun hâlâ yönetme kapasitesine sahip olduğunu göstermek.

Merz’in partisi CDU ile koalisyon ortağı SPD’nin liderlerinden Bärbel Bas da komisyonun önerilerinin hızlı bir şekilde uygulanacağına söz verdi.

Bas, önerilerin kapsamlı bir paket oluşturduğunu ve ideolojik tercihlere göre tek tek önlemlerin seçilemeyeceğini savundu.

“Burada şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu paketi uygulamak istiyorum,” diyen ve aynı zamanda çalışma bakanı olarak bu konudan sorumlu olan Bas, Merz’in yanında yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Bunu gerçekleştirmek için, kendi saflarımızdaki parlamento gruplarının desteğini almamız kesinlikle gerekecek. Bu önemli çünkü sonuçta paketin Alman Federal Meclisi tarafından onaylanması gerekiyor.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, Ukrayna ve Moldova müzakere süreçlerini ayırma aşamasında

Yayınlanma

Avrupa Birliği, üyelik şartlarını yerine getirme hızlarındaki farklılıklar nedeniyle, ilk müzakere faslının açılmasının ardından Ukrayna ve Moldova’nın katılım süreçlerini ayırmaya hazırlanıyor. Euronews’in haberine göre, Brüksel’deki AB yetkilileri iki ülkenin müzakere yollarının ayrılmasını kaçınılmaz bir süreç olarak değerlendiriyor.

Daha önce Ukrayna ve Moldova’nın Avrupa Birliği’ne üyelik başvurularını birlikte ele alan AB makamları, ilk müzakere faslının açılmasının ardından iki ülkenin katılım süreçlerini ayırmak için zemin hazırlamaya başladı.

Euronews’in haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB-Moldova Zirvesi’nin sonunda birliğin üst yönetimi bu ayrışmanın yakın zamanda kaçınılmaz hale gelebileceğine işaret etti.

Zirvede konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “İlk küme açıldıktan sonra, her aday ülke kendi sürecinden sorumludur. Çünkü hangi aday ülkeden bahsettiğimize bağlı olarak farklı reformların gerçekleştirilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ise Moldova hükümetinin reformları çok hızlı bir şekilde onaylamasını takdirle karşıladığını belirterek, bu hızın korunması halinde Moldova’nın kalan beş fasıl grubunun önündeki engelleri de hızla kaldırabileceğini öngördü.

Costa ayrıca, “Genişleme, en önemli jeopolitik yatırımdır” şeklinde konuştu.

AB katılım süreci, altı tematik küme altında toplanan 33 fasıldan oluşuyor. Moldova ve Ukrayna haziran ayında, yargı reformu, hukukun üstünlüğü, temel haklar ve yolsuzlukla mücadele gibi konuları kapsayan “Temeller” adlı ilk fasıl grubunu açmış bulunuyor.

Sürece çok dar bir çerçeveden bakılmaması gerektiğini belirten von der Leyen, bir aday ülkenin Moldova gibi çalışması durumunda ilerlemeyi hak ettiğini vurguladı.

Von der Leyen, “Liyakata dayalı süreç, yavaşlama anlamına gelmez, adalet anlamına gelir” diyerek, ülkenin taahhütlerini yerine getirmesi durumunda AB’nin de kendi üzerine düşeni yapması gerektiğini ekledi.

Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu ise düzenlediği basın toplantısında, kalan beş fasıl grubunun gecikmeksizin hemen açılması gerektiğini ifade ederek, “Biz hazır olduğumuz sürece bunun gerçekleşeceğinden eminim” dedi.

Euronews’e göre, Moldova’nın AB’ye katılım süreci Ukrayna’nın gölgesinde kalmaya devam ediyor ve daha az tartışma yaratıyor. AB liderler zirvesinde Macaristan’ın yeni başbakanı Peter Magyar, Ukrayna için tüm müzakere fasıllarının en kısa sürede açılması ifadesine karşı çıkarken, Moldova için benzer bir çekince dile getirmedi.

Brüksel’deki kaynaklar, iki ülkenin yollarının ayrılmasının an meselesi olduğunu belirtiyor. Birçok yetkili, barış dönemindeki bir ülke ile çatışma halindeki bir ülke arasında yanlış bir eşdeğerlik kurulmaması adına Moldova’nın Ukrayna’ya bağlı tutulmasını adaletsiz buluyor.

Diğer yandan, Ukrayna için bu ayrışmanın son derece hassas bir konu olduğu ve Brüksel’in, Kiev’in geride kaldığı, Kişinev’in ise öne geçtiği bir tablodan kaçınmaya çalıştığı kaydediliyor.

AB Moldova Delegasyonu tarafından aktarılan açıklamada von der Leyen, “Moldova’nın yeri Avrupa Birliği’dir. Halkının cesareti, kararlılığı ve özverisi ülkeyi her geçen gün birliğimize daha da yakınlaştırıyor. Avrupa; reformlar, fırsatlar ve barış, özgürlük, demokrasi ve refah içinde ortak bir gelecek için Moldova’yı destekliyor” dedi.

Ukrayna ve Moldova, Rusya’nın askeri operasyonunun başlamasının ardından, sırasıyla Şubat ve Mart 2022 tarihlerinde AB üyeliği için başvuruda bulunmuş, ardından Gürcistan da katılım talebini iletmişti.

Kiev yönetimi, AB üyeliğini devletin temel hedeflerinden biri olarak nitelendirerek 2027 yılına kadar hızlandırılmış bir katılımla birliğe girmeyi talep ediyordu. AB yetkilileri ise Kiev’in 36 aşamalı zorlu katılım sürecindeki yükümlülükleri henüz tamamlamamış olması sebebiyle 2027 hedefini imkansız görüyor.

Ukrayna Başbakan Yardımcısı Yuliya Sviridenko, mart ayında ülkesinin katılım için nihai şartları aldığını açıklamıştı.

AB tarafı ise Ukrayna ile üyelik konferansı öncesinde, ülkenin entegrasyon kararlılığını ve zorlu koşullara rağmen kaydettiği önemli ilerlemeyi takdir ettiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English