Bizi Takip Edin

Avrupa

Farage: Zenginleri vergilendirmek aşırı solcu bir dogma

Yayınlanma

Reform UK lideri Nigel Farage, merakla beklenen ekonomi konuşmasını yaptı ve partisinin “iş dünyası yanlısı” olduğunu ilan etti.

İktisadi güvenilirliğini artırmaya ve seçmenlere Reform’un ekonomiyi yönetme konusunda güvenilir olduğunu garanti etmeye çalışan Farage, partisi bir sonraki seçimleri kazanırsa “şişirilmiş devletin boyutunu küçülteceğini” ve “hükümete uzmanlık getireceğini” vaat etti.

Farage, “Biz iş dünyasını destekleyen bir partiyiz. İşletmelerin gelişmesi olmadan, iyi işler de olmaz,” dedi.

Reform lideri ayrıca “iş adamı olmayan siyaset sınıfını” suçladı ve Birleşik Krallık’ın “girişimciler değil, insan hakları avukatları tarafından yönetildiğini” öne sürdü.

Sembolik bir şekilde, İngiltere’nin ve dünyanın en önemli finans merkezlerinden City of London’daki etkinlik mekanı Banking Hall’da ekonomi programını açıklayan Farage, politikacı olmadan önce Londra’da emtia tüccarı olarak servet kazanmıştı. Farage, özel hayatında sık sık İngiliz iş dünyasının önde gelen isimlerinden bahsediyor ve onlarla sık sık kişisel ilişkileri bulunduğunun altını çiziyor.

Nitekim konuşmasında Reform lideri City geçmişine atıfta bulundu ve şunları söyledi:

“Bu konuşmanın, City of London’ın kalbinde bulunan bu muhteşem eski banka salonunda yapılması belki de çok uygun. Burası, çalışma hayatımın büyük bir bölümünü burada geçirdiğim ve benden önceki nesillerin de burada çalıştığı, benim çok iyi tanıdığım bir yer. Burası çok özel bir yer, çünkü her şeye rağmen hala İngiltere’nin en büyük endüstrisini simgeliyor. Bundan hiç bahsetmiyoruz. Parlamento nadiren bu konuyu tartışıyor. Finansal hizmetler İngiltere’nin en büyük endüstrisi, ama şu anda ne kadar üzücü bir düşüş yaşıyoruz.”

Telegraph muhabirine göre klasik müzik eşliğinde, İngiltere’nin en büyük üç iş dünyası lobi ajansının temsilcilerinin dolaşıp dinleyicilerle temas kurmaya çalışıyordu.

İki kamu işleri uzmanı ise, müşterilerinin şu anda Reform ile işbirliği yapmaya ve bir sonraki seçimler öncesinde manifestolarını şekillendirmeye ilgi duyduklarını söyledi.

Telegraph, “Genel seçimlerden dört yıl önce, üç milletvekili olan bir muhalefet partisi için bu alışılmadık bir durum. ‘Umutsuz vaka’ hükümetine duyulan hayal kırıklığı bunu tetikliyor gibi görünüyor,” dedi.

Reform UK, 2024 manifestosunda bir dizi iktisadi politika vaat etmişti. Örneğin asgari gelir vergisi eşiğini 12.571 sterlinden 20.000 sterline çıkarmayı taahhüt etmişlerdi, bu da altı milyon kişinin gelir vergisi ödemekten muaf tutulmasını sağlayacaktı.

Ayrıca, %40’lık yüksek vergi eşiğini yaklaşık 50.000 sterlinden 70.000 sterline çıkarmayı planladıklarını da açıklamışlardı. Yanı sıra, 2 milyon sterlinin altındaki tüm mülkler için veraset vergisini kaldırmayı vaat etmişlerdi.

Son konuşması, Nigel Farage’ın bu vaatlerin çoğundan uzaklaştığı ve yeni bir iktisadi vizyon sunduğu anlamına geliyor.

Açılış konuşmasını yapan Zia Yusuf, hem İşçi Partisi’ni hem de Muhafazakârları, İngiltere’nin maliyesine zarar vermekle suçladı. Reform UK’in politika şefi, yaşam maliyetini “dayanılmaz” olarak nitelendirdi ve özellikle enerji fiyatlarını hedef aldı.

Yusuf şunları söyledi:

“Muhafazakârlar ve İşçi Partisi kamu maliyesini mahvetti. Reform UK bunu düzeltecek. On yıllardır Muhafazakârlar ve İşçi Partisi İngiliz ekonomisini boğdu, her yıl milyarlarca sterlini yabancı vatandaşlara öncelik vererek israf etti, bize dünyanın en pahalı enerji maliyetlerini yükledi ve bu ülkede GSYİH’nin yüzdesi olarak vergileri İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyelere çıkardı. Siyaset sınıfı bu ülkenin ekonomisini uçurumun kenarına sürüklüyor. Acilen rotamızı değiştirmezsek İngiltere iktisadi bir felakete doğru gidiyor.”

Nigel Farage ise, İngiltere’nin birkaç yıldır iktisadi refahı konusunda “hayal dünyasında yaşadığını” savundu.

Reform lideri şunları kaydetti:

“Bence birkaç yıldır aslında bir hayal dünyasında yaşıyoruz. Gerçekte ne kadar büyük bir iktisadi karmaşa içinde olduğumuzu kabul etmeye hazır değiliz. Küresel sıralamalarda gerilerken kendimizi kandırıyoruz. ‘Eh, GSYİH büyümemiz var, sorun yok.’ Ancak, şimdiye kadar hiç düşünülmemiş ölçekte bir kitlesel göç olmasaydı, son birkaç yılda GSYİH büyümesi olmazdı.”

Piyasaların gerginleştiğini, bunu 10 ve 30 yıllık devlet tahvili getirilerinde gördüklerini savunan Farage, İşçi Partili Maliye Bakanı Rachel Reeves’in kemer sıkma bütçesine zorlanacağını düşündüğünü vurguladı.

Bu durumu İşçi Partisi’nin sol kanadının kabul etmeyeceğini hatırlatan Farage, bu yüzden, “2027’de yaşanacak iktisadi çöküşün genel seçimlere yol açacağı yönündeki tahmininin arkasında durduğunu” belirtti.

Nigel Farage, İngiltere’nin “hızlı bir şekilde” sanayisizleşmekte olduğunu ve Çin’e karşı kaybettiklerini söyledi:

“Sadece hızına bakın, sanayisizleşmeye devam ettiğimiz hıza. Her şey gidiyor: kimyasallar, rafineri, çimento, ağır mühendislik, çelik. Kelimenin tam anlamıyla hepsini kaybediyoruz. Ve Çin neredeyse her sektörde bundan faydalanıyor. Neden? Çünkü ideolojik nedenlerle, dünyadaki en pahalı endüstriyel enerji fiyatlarını seçtik.”

Bu kapsamda Reform UK, hükümet departmanlarına dışardan iş dünyasından isimler atayacak.

Parti lideri, milletvekillerinin çok az deneyimleri olan sektörlerin departmanlarına atandıklarını iddia etti ve patron temscilerinin devlet yönetimine entegra edileceğini ima ederek şunları söyledi:

“Daha geniş bir yaşam yelpazesinden gelen, daha deneyimli insanlardan oluşan bir parlamentomuz olsaydı, bu sorun olmayabilirdi. Fakat her iki partinin de bağlı kaldığı mevcut gelenek, basitçe işe yaramıyor. Aslında, açıkçası, düşününce, bu gerçekten bir komedi, değil mi? Büyük bir departmanın başına getiriliyorsunuz ve 14 ay sonra, tam da işlerinizi öğrenmeye başlamışken, Keir Starmer veya başka biri sizi yeniden atamaya karar veriyor. Kendi sektörlerinde gerçek iş uzmanlığına sahip kişileri danışman veya bakan olarak hükümete getireceğiz ve umduğumuzu, inandığımızı ve bildiğimizi göstereceğiz. Bu ülkede tutum değişikliğine ihtiyacımız var, sıkı çalışmaya karşı tutum değişikliğine, para kazanmaya karşı tutum değişikliğine, başarıya karşı tutum değişikliğine.”

Nigel Farage, Britanya’nın kripto para birimi patlamasında “geride kaldığını” ve City of London’ın da bunu benimsemesi gerektiğini iddia etti. Reform lideri, “dışarıdaki yepyeni dünyayı tamamen görmezden geldiklerini” iddia etti.

Farage, ”Dijital varlıkların ticareti, sabit coinlerin kullanımı, tüm kripto para birimlerinin kullanımı ve yatırımı konusunda küresel bir patlama var. Biz ise buna tam anlamıyla sırtımızı döndük. Hem İngiltere Merkez Bankası hem de FCA [Finansal Davranış Otoritesi] bu konuda suçlu,” dedi.

City of London’ın “yüzlerce yıldır başarılı olmasının” nedeni, Farage’a göre, “yenilikçi olması, risk alması, piyasaların ve tüketici ve ticari talebin gelecekteki yönünü görmesi” idi

Nigel Farage, “zenginlere vergi uygulamak halktan yanadır” şeklindeki “aşırı solcu sosyalist dogmayı” reddedeceğini ve İngiltere’de daha fazla yüksek gelirli kişi olmasını istediğini açıkladı.

Farage şöyle devam etti:

“Şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu ülkede mümkün olduğunca çok sayıda yüksek gelirli insanın yaşaması ve yasal olarak ödemek zorunda oldukları kadar vergi ödemesini istiyorum, çünkü zenginler ülkeyi terk ederse ve vergi ödemese, toplumdaki yoksullar daha fazla vergi ödemek zorunda kalacak. Bu kadar basit.”

Öte yandan Farage, partisinin kamu harcamalarını kontrol altına alıp böylece ülkenin borçlanma maliyetleri düşüreceğini ve ancak o zaman büyümeyi teşvik etmek için vergileri düşüreceğini kabul etti.

Nigel Farage ayrıca, Reform UK’in “Kuzey Denizini yeniden faaliyete geçireceğini” söyledi.

Tüm “net sıfır” sübvansiyonları kaldıracaklarını ilan eden Reform lideri, enerji maliyetlerini düşüreceklerini; Jeremy Hunt tarafından getirilen ve Rachel Reeves tarafından daha da artırılan “çılgın Kuzey Denizi vergilerini” ortadan kaldıracaklarını duyurdu.

Farage, “Kuzey Denizini yeniden faaliyete geçirelim. Bu ülkede bulunan ve on binlerce iyi ücretli iş yaratacak yeni kara gaz sahalarına bir göz atalım,” dedi.

Ayrıca Reform’un nükleer enerji geliştirme konusunda mevcut hükümetten daha ileri gideceğini belirterek, yeni bir santral için şu anda gereken zaman ve parayı eleştirerek, “Güney Kore’ye bakın. Güney Kore, güvenlikten ödün vermeden nükleer enerji kullanıyor,” diye konuştu.

Farage, küçük işletme sahipleri için geçerli olan bordro dışı çalışma kurallarını eleştirerek, bu kuralların “inovasyonu engellediğini” iddia etti.

Basın toplantısında, küçük işletmelerin geçtiğimiz yıl boyunca, “özellikle konaklama ve sektörlerde çalışanlar olmak üzere, Ulusal Sigorta kuralları tarafından zor durumda bırakıldığını” söyledi.

Reform lideri, “Hazine Bakanlığı ve büyük şirketlerde çalışmayan herkesin bir tür dolandırıcı olduğunu varsayan zayıf Muhafazakâr bakanlar tarafından tasarlanan IR35 düzenlemeleriyle mücadele ediyorlar. Üzgünüm ama IR35 kuralları saçma. İnovasyonu engelliyorlar. Hatta ellili yaşlarındaki bazı kişileri pes edip erken emekli olmaya itiyorlar,” dedi.

Nigel Farage, insanları işe geri döndürmek için “havuç ve sopa yaklaşımı”nın bir parçası olarak gelir vergisi başlangıç oranını 20.000 sterline çıkarmak istediğini söyledi.

Reform lideri, bu oranın 20.000 sterline çıkarılmasının “bu ülke için hayati önem taşıdığını” düşündüğünü söyledi, fakat daha önce, iktidara gelmeleri halinde ekonominin durumunu değerlendirmeden önce partiye belirli rakamlar koymayacaklarını söylemişti.

Farage şunları söyledi:

“Vergi eşiğinin 20.000 sterline çıkarılmasını istiyorum. Bunun bu ülke için hayati önem taşıdığını düşünüyorum. Sosyal yardımlar ve insanların işlerine geri dönmeleri için teşvikler olması hayati önem taşıyor. Bunun gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kuralların sıkılaştırılmasının yanı sıra, ödül ve ceza yaklaşımı da gerekiyor. Yani bunlar sadece birer arzu idi.  Bence gördüğünüz şey, ekonominin durumu konusunda gerçekçi davranmamızdır.”

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English