Avrupa
Farage: Zenginleri vergilendirmek aşırı solcu bir dogma

Reform UK lideri Nigel Farage, merakla beklenen ekonomi konuşmasını yaptı ve partisinin “iş dünyası yanlısı” olduğunu ilan etti.
İktisadi güvenilirliğini artırmaya ve seçmenlere Reform’un ekonomiyi yönetme konusunda güvenilir olduğunu garanti etmeye çalışan Farage, partisi bir sonraki seçimleri kazanırsa “şişirilmiş devletin boyutunu küçülteceğini” ve “hükümete uzmanlık getireceğini” vaat etti.
Farage, “Biz iş dünyasını destekleyen bir partiyiz. İşletmelerin gelişmesi olmadan, iyi işler de olmaz,” dedi.
Reform lideri ayrıca “iş adamı olmayan siyaset sınıfını” suçladı ve Birleşik Krallık’ın “girişimciler değil, insan hakları avukatları tarafından yönetildiğini” öne sürdü.
Sembolik bir şekilde, İngiltere’nin ve dünyanın en önemli finans merkezlerinden City of London’daki etkinlik mekanı Banking Hall’da ekonomi programını açıklayan Farage, politikacı olmadan önce Londra’da emtia tüccarı olarak servet kazanmıştı. Farage, özel hayatında sık sık İngiliz iş dünyasının önde gelen isimlerinden bahsediyor ve onlarla sık sık kişisel ilişkileri bulunduğunun altını çiziyor.
Nitekim konuşmasında Reform lideri City geçmişine atıfta bulundu ve şunları söyledi:
“Bu konuşmanın, City of London’ın kalbinde bulunan bu muhteşem eski banka salonunda yapılması belki de çok uygun. Burası, çalışma hayatımın büyük bir bölümünü burada geçirdiğim ve benden önceki nesillerin de burada çalıştığı, benim çok iyi tanıdığım bir yer. Burası çok özel bir yer, çünkü her şeye rağmen hala İngiltere’nin en büyük endüstrisini simgeliyor. Bundan hiç bahsetmiyoruz. Parlamento nadiren bu konuyu tartışıyor. Finansal hizmetler İngiltere’nin en büyük endüstrisi, ama şu anda ne kadar üzücü bir düşüş yaşıyoruz.”
Telegraph muhabirine göre klasik müzik eşliğinde, İngiltere’nin en büyük üç iş dünyası lobi ajansının temsilcilerinin dolaşıp dinleyicilerle temas kurmaya çalışıyordu.
İki kamu işleri uzmanı ise, müşterilerinin şu anda Reform ile işbirliği yapmaya ve bir sonraki seçimler öncesinde manifestolarını şekillendirmeye ilgi duyduklarını söyledi.
Telegraph, “Genel seçimlerden dört yıl önce, üç milletvekili olan bir muhalefet partisi için bu alışılmadık bir durum. ‘Umutsuz vaka’ hükümetine duyulan hayal kırıklığı bunu tetikliyor gibi görünüyor,” dedi.
Reform UK, 2024 manifestosunda bir dizi iktisadi politika vaat etmişti. Örneğin asgari gelir vergisi eşiğini 12.571 sterlinden 20.000 sterline çıkarmayı taahhüt etmişlerdi, bu da altı milyon kişinin gelir vergisi ödemekten muaf tutulmasını sağlayacaktı.
Ayrıca, %40’lık yüksek vergi eşiğini yaklaşık 50.000 sterlinden 70.000 sterline çıkarmayı planladıklarını da açıklamışlardı. Yanı sıra, 2 milyon sterlinin altındaki tüm mülkler için veraset vergisini kaldırmayı vaat etmişlerdi.
Son konuşması, Nigel Farage’ın bu vaatlerin çoğundan uzaklaştığı ve yeni bir iktisadi vizyon sunduğu anlamına geliyor.
Açılış konuşmasını yapan Zia Yusuf, hem İşçi Partisi’ni hem de Muhafazakârları, İngiltere’nin maliyesine zarar vermekle suçladı. Reform UK’in politika şefi, yaşam maliyetini “dayanılmaz” olarak nitelendirdi ve özellikle enerji fiyatlarını hedef aldı.
Yusuf şunları söyledi:
“Muhafazakârlar ve İşçi Partisi kamu maliyesini mahvetti. Reform UK bunu düzeltecek. On yıllardır Muhafazakârlar ve İşçi Partisi İngiliz ekonomisini boğdu, her yıl milyarlarca sterlini yabancı vatandaşlara öncelik vererek israf etti, bize dünyanın en pahalı enerji maliyetlerini yükledi ve bu ülkede GSYİH’nin yüzdesi olarak vergileri İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyelere çıkardı. Siyaset sınıfı bu ülkenin ekonomisini uçurumun kenarına sürüklüyor. Acilen rotamızı değiştirmezsek İngiltere iktisadi bir felakete doğru gidiyor.”
Nigel Farage ise, İngiltere’nin birkaç yıldır iktisadi refahı konusunda “hayal dünyasında yaşadığını” savundu.
Reform lideri şunları kaydetti:
“Bence birkaç yıldır aslında bir hayal dünyasında yaşıyoruz. Gerçekte ne kadar büyük bir iktisadi karmaşa içinde olduğumuzu kabul etmeye hazır değiliz. Küresel sıralamalarda gerilerken kendimizi kandırıyoruz. ‘Eh, GSYİH büyümemiz var, sorun yok.’ Ancak, şimdiye kadar hiç düşünülmemiş ölçekte bir kitlesel göç olmasaydı, son birkaç yılda GSYİH büyümesi olmazdı.”
Piyasaların gerginleştiğini, bunu 10 ve 30 yıllık devlet tahvili getirilerinde gördüklerini savunan Farage, İşçi Partili Maliye Bakanı Rachel Reeves’in kemer sıkma bütçesine zorlanacağını düşündüğünü vurguladı.
Bu durumu İşçi Partisi’nin sol kanadının kabul etmeyeceğini hatırlatan Farage, bu yüzden, “2027’de yaşanacak iktisadi çöküşün genel seçimlere yol açacağı yönündeki tahmininin arkasında durduğunu” belirtti.
Nigel Farage, İngiltere’nin “hızlı bir şekilde” sanayisizleşmekte olduğunu ve Çin’e karşı kaybettiklerini söyledi:
“Sadece hızına bakın, sanayisizleşmeye devam ettiğimiz hıza. Her şey gidiyor: kimyasallar, rafineri, çimento, ağır mühendislik, çelik. Kelimenin tam anlamıyla hepsini kaybediyoruz. Ve Çin neredeyse her sektörde bundan faydalanıyor. Neden? Çünkü ideolojik nedenlerle, dünyadaki en pahalı endüstriyel enerji fiyatlarını seçtik.”
Bu kapsamda Reform UK, hükümet departmanlarına dışardan iş dünyasından isimler atayacak.
Parti lideri, milletvekillerinin çok az deneyimleri olan sektörlerin departmanlarına atandıklarını iddia etti ve patron temscilerinin devlet yönetimine entegra edileceğini ima ederek şunları söyledi:
“Daha geniş bir yaşam yelpazesinden gelen, daha deneyimli insanlardan oluşan bir parlamentomuz olsaydı, bu sorun olmayabilirdi. Fakat her iki partinin de bağlı kaldığı mevcut gelenek, basitçe işe yaramıyor. Aslında, açıkçası, düşününce, bu gerçekten bir komedi, değil mi? Büyük bir departmanın başına getiriliyorsunuz ve 14 ay sonra, tam da işlerinizi öğrenmeye başlamışken, Keir Starmer veya başka biri sizi yeniden atamaya karar veriyor. Kendi sektörlerinde gerçek iş uzmanlığına sahip kişileri danışman veya bakan olarak hükümete getireceğiz ve umduğumuzu, inandığımızı ve bildiğimizi göstereceğiz. Bu ülkede tutum değişikliğine ihtiyacımız var, sıkı çalışmaya karşı tutum değişikliğine, para kazanmaya karşı tutum değişikliğine, başarıya karşı tutum değişikliğine.”
Nigel Farage, Britanya’nın kripto para birimi patlamasında “geride kaldığını” ve City of London’ın da bunu benimsemesi gerektiğini iddia etti. Reform lideri, “dışarıdaki yepyeni dünyayı tamamen görmezden geldiklerini” iddia etti.
Farage, ”Dijital varlıkların ticareti, sabit coinlerin kullanımı, tüm kripto para birimlerinin kullanımı ve yatırımı konusunda küresel bir patlama var. Biz ise buna tam anlamıyla sırtımızı döndük. Hem İngiltere Merkez Bankası hem de FCA [Finansal Davranış Otoritesi] bu konuda suçlu,” dedi.
City of London’ın “yüzlerce yıldır başarılı olmasının” nedeni, Farage’a göre, “yenilikçi olması, risk alması, piyasaların ve tüketici ve ticari talebin gelecekteki yönünü görmesi” idi
Nigel Farage, “zenginlere vergi uygulamak halktan yanadır” şeklindeki “aşırı solcu sosyalist dogmayı” reddedeceğini ve İngiltere’de daha fazla yüksek gelirli kişi olmasını istediğini açıkladı.
Farage şöyle devam etti:
“Şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu ülkede mümkün olduğunca çok sayıda yüksek gelirli insanın yaşaması ve yasal olarak ödemek zorunda oldukları kadar vergi ödemesini istiyorum, çünkü zenginler ülkeyi terk ederse ve vergi ödemese, toplumdaki yoksullar daha fazla vergi ödemek zorunda kalacak. Bu kadar basit.”
Öte yandan Farage, partisinin kamu harcamalarını kontrol altına alıp böylece ülkenin borçlanma maliyetleri düşüreceğini ve ancak o zaman büyümeyi teşvik etmek için vergileri düşüreceğini kabul etti.
Nigel Farage ayrıca, Reform UK’in “Kuzey Denizini yeniden faaliyete geçireceğini” söyledi.
Tüm “net sıfır” sübvansiyonları kaldıracaklarını ilan eden Reform lideri, enerji maliyetlerini düşüreceklerini; Jeremy Hunt tarafından getirilen ve Rachel Reeves tarafından daha da artırılan “çılgın Kuzey Denizi vergilerini” ortadan kaldıracaklarını duyurdu.
Farage, “Kuzey Denizini yeniden faaliyete geçirelim. Bu ülkede bulunan ve on binlerce iyi ücretli iş yaratacak yeni kara gaz sahalarına bir göz atalım,” dedi.
Ayrıca Reform’un nükleer enerji geliştirme konusunda mevcut hükümetten daha ileri gideceğini belirterek, yeni bir santral için şu anda gereken zaman ve parayı eleştirerek, “Güney Kore’ye bakın. Güney Kore, güvenlikten ödün vermeden nükleer enerji kullanıyor,” diye konuştu.
Farage, küçük işletme sahipleri için geçerli olan bordro dışı çalışma kurallarını eleştirerek, bu kuralların “inovasyonu engellediğini” iddia etti.
Basın toplantısında, küçük işletmelerin geçtiğimiz yıl boyunca, “özellikle konaklama ve sektörlerde çalışanlar olmak üzere, Ulusal Sigorta kuralları tarafından zor durumda bırakıldığını” söyledi.
Reform lideri, “Hazine Bakanlığı ve büyük şirketlerde çalışmayan herkesin bir tür dolandırıcı olduğunu varsayan zayıf Muhafazakâr bakanlar tarafından tasarlanan IR35 düzenlemeleriyle mücadele ediyorlar. Üzgünüm ama IR35 kuralları saçma. İnovasyonu engelliyorlar. Hatta ellili yaşlarındaki bazı kişileri pes edip erken emekli olmaya itiyorlar,” dedi.
Nigel Farage, insanları işe geri döndürmek için “havuç ve sopa yaklaşımı”nın bir parçası olarak gelir vergisi başlangıç oranını 20.000 sterline çıkarmak istediğini söyledi.
Reform lideri, bu oranın 20.000 sterline çıkarılmasının “bu ülke için hayati önem taşıdığını” düşündüğünü söyledi, fakat daha önce, iktidara gelmeleri halinde ekonominin durumunu değerlendirmeden önce partiye belirli rakamlar koymayacaklarını söylemişti.
Farage şunları söyledi:
“Vergi eşiğinin 20.000 sterline çıkarılmasını istiyorum. Bunun bu ülke için hayati önem taşıdığını düşünüyorum. Sosyal yardımlar ve insanların işlerine geri dönmeleri için teşvikler olması hayati önem taşıyor. Bunun gerçekten çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kuralların sıkılaştırılmasının yanı sıra, ödül ve ceza yaklaşımı da gerekiyor. Yani bunlar sadece birer arzu idi. Bence gördüğünüz şey, ekonominin durumu konusunda gerçekçi davranmamızdır.”
Avrupa
BP, Birtanya’daki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı

BP, Birleşik Krallık’taki Kuzey Denizi faaliyetlerini satışa çıkardı; bu hamle, dev petrol şirketinin bu havzada 60 yılı aşkın süredir devam eden üretimine son verecek.
Genel müdür Meg O’Neill şunları söyledi:
“Kuzey Denizi, Birleşik Krallık’ın enerji sistemi için hâlâ vazgeçilmez bir unsurdur. Fakat portföyümüzü odaklayıp sermayemizi en yüksek değerli fırsatlara yönlendirirken, Kuzey Denizi faaliyetlerimizin başka bir şirketin bünyesinde daha iyi bir konuma geleceğine inanıyoruz.”
Bu yılın başlarında BP, faaliyetleri için yaklaşık 2 milyar sterlinlik bir anlaşma konusunda Ithaca Energy ile ileri düzey görüşmeler yürütmüş ama bir anlaşmaya varılamamıştı.
İngiliz petrol devi şu anda Kuzey Denizi’nde beş merkez işletiyor, 1.100 kişiyi istihdam ediyor ve günde 100.000 varilin biraz altında petrol ve gaz üretiyor.
BP, bölgede önemli bir bağımsız faaliyete sahip son büyük petrol şirketlerinden biri; diğerleri ise varlıklarını ya birleştirdi ya da satışa çıkardı.
Bu haber, yeni başbakan Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından Kuzey Denizi’ndeki sondaj çalışmalarına “pragmatik” bir yaklaşım sergileyeceğine söz vermesinin ardından geldi.
Burnham bu hafta yaptığı açıklamada, “Orada bir kaynak var. İnsanlar zor durumda iken bunu görmezden gelemeyiz,” dedi.
O’Neill, göreve başladıktan kısa bir süre sonra Kuzey Denizi’nde “henüz kullanılmamış bir potansiyel” gördüğünü belirtmişti.
Fakat BP, resmi bir satış süreci başlatma kararının “sermaye tahsisine yönelik disiplinli yaklaşımını yansıttığını” açıkladı.
Şirket, küresel genel merkezinin Birleşik Krallık’ta kalacağını belirtti. O’Neill, “Birleşik Krallık 100 yılı aşkın süredir bizim yuvamız olmuştur ve gelecekte de önemli bir rol oynamaya devam edecek,” dedi.
Avrupa
AB yetkilisi: Tüm Avrupa alevler içinde kalabilir

AB Acil Durum Koordinasyon Merkezi yetkilisi Maria Zuber, uzun süren sıcak hava ve yetersiz müdahale durumunda tüm Avrupa’nın yangınlarla kaplanabileceği uyarısında bulundu. Yunanistan, İtalya ve Orta Avrupa ülkeleri önümüzdeki haftalarda en büyük risk altında. Bu yılki yangın sezonunun geçen yılın rekorunu aşması bekleniyor.
Avrupa Birliği Acil Durum Koordinasyon Merkezi (ERCC) yetkilisi Maria Zuber, Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, önümüzdeki haftalarda Yunanistan, İtalya ve bazı Orta Avrupa ülkelerinin orman yangınlarının yayılmasına karşı en savunmasız bölgeler olduğunu söyledi.
Eş zamanlı çıkan yangınların söndürme çalışmalarını zorlaştırdığını belirten Zuber, uzun süren sıcak hava nedeniyle yangın sayısının artması ve müdahale edecek yeterli gücün bulunmaması durumunda “tüm Avrupa’nın alevler içinde kalması” riski olduğunu ifade etti.
Zuber, AB kriz merkezinin böyle bir senaryoyla başa çıkabileceği güvencesini verdi. Geçen yıl çok sayıda yangınla karşılaştıklarını ancak hepsinin üstesinden geldiklerini hatırlatan yetkili, “Tüm taleplere yanıt vereceğimizi düşünüyorum, yerine getiremesek bile..” dedi.
AB üyesi ülkeler arasında İspanya ve Fransa orman yangınlarından en ağır şekilde etkilenen ülkeler oldu.
Avrupa Orman Yangın Bilgi Sistemi’nin (EFFIS) 27 Temmuz verilerine göre İspanya’da 207 bin hektar, Fransa’da ise 90 bin hektardan fazla alan yangınlar nedeniyle kül oldu. Her iki ülkede de yangınlar halen devam ediyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki orman yangınları iki itfaiye görevlisinin hayatını kaybetmesine ve 8 bin kişinin tahliye edilmesine yol açtı.
Kuvvetli rüzgarlar nedeniyle yangınlar Kiklad Adaları’na da sıçrarken, burada da birkaç köy tahliye edildi.
Zuber, yangınların Yunanistan’a da sıçrayacağını ve Ağustos başında İtalya için tehdit oluşturacağını belirtti. ERCC verilerine göre 2026 yazı, yangın yoğunluğu açısından rekor seviyedeki 2025 yılını geride bırakabilir.
Zuber, geçen yıl yangın sezonunda 19 yardım talebi aldıklarını ve bu rekoru kırmayı beklediklerini ekledi.
World Weather Attribution araştırma grubunun verilerine göre insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle Fransa’daki aşırı hava olaylarının olasılığı en az iki kat, İspanya’da ise en az 20 kat arttı.
Zuber, tehdidin boyutu nedeniyle Avrupa Birliği’nin 12 Canadair amfibi yangın söndürme uçağı sipariş ettiğini, ancak ilk teslimatların 2028’den önce beklenmediğini söyledi.
Londra Ekonomi ve Siyaset Bilimi Okulu’ndan bilim insanı Thomas Smith, “İklim ısınmaya devam ettikçe yangınları tetikleyen aşırı hava koşulları daha sık ve şiddetli hale geliyor. Bu da bu yaz gözlemlediğimize benzer büyük ve yoğun orman yangınlarının olasılığını artırıyor” açıklamasında bulundu.
Avrupa Orta Vadeli Hava Tahmin Merkezi ise önümüzdeki on yıllarda yangın riskinin hem ılıman kuşak ormanlarında hem de kuzey ormanlarında artacağını öngörüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce ülkesinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en ağır durumla karşı karşıya olduğunu ve benzeri görülmemiş orman yangınlarıyla mücadele ettiğini açıklamıştı.
AFP haber ajansı daha sonra Fransa’nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde bulunan Atom ve Alternatif Enerji Komiserliği’ne (CEA Cesta) bağlı nükleer araştırma merkezi yakınlarında yangınlar çıktığını duyurdu.
Avrupa
Polonya’da Morawiecki’nin yeni hareketi ilk adımını atıyor

Hukuk ve Adalet’ten (PiS) kopan Mateusz Morawiecki’nin siyasi çevresi tarafından düzenlenen ilk büyük etkinlik, Varşova’nın Praga semtinde yapılacak.
Bu etkinlik, eski başbakan ve onlarca müttefikinin “milliyetçi-muhafazakâr” PiS ile yollarını ayırmasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşiyor.
Bu hamle, Morawiecki’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun başkanlığından da istifa etmesine yol açtı.
Kömür ateşinde pişirilmiş Kiełbasa sosislerinin önemli bir yer tutacağı için “Morawiecki’nin barbeküsü” olarak adlandırılan ve onun Rozwój Plus (Kalkınma Plus) hareketi tarafından düzenlenen konferans, Polonya muhafazakâr siyasetinde önemli bir an olacak.
Etkinlik, yeni ortaya çıkan hareketin kilit isimlerini, eski dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov ve Polonya silahlı kuvvetlerinin eski başkomutanı General Rajmund Andrzejczak gibi konuklarla bir araya getirecek.
Etkinlik, Morawiecki’nin kampına mevcut PiS liderliğinden farklı bir siyasi vizyon sunma fırsatı verecek.
Morawiecki bu hafta şunları söyledi:
“Polonyalılar, güçlü bir Polonya için verilen mücadeleye, cüzdanlarına, işlerine, konutlarına, kalkınmaya, kimliklerine, kültürlerine, Hıristiyan inancına ve Sejm’de asılı duran haçın savunulmasına önem veriyorlar. Bunlar bizim ilkelerimiz, bu bizim inancımız.”
Tartışmalar demografi, güvenlik ve tarih politikası üzerine odaklanacak. Bu konular, Polonya-Ukrayna ilişkilerindeki son gerginlikler nedeniyle giderek daha hassas hale geliyor.
Morawiecki, Rozwój Plus’ı “uzman ve düşünce kuruluşu” olarak tanımlıyor ama bu oluşumun siyasi hedefleri giderek daha net hale geliyor.
Çarşamba günü kurulan yeni bir parlamento grubu, 40 milletvekili ve bir senatörü bir araya getirerek, müttefiklerine parlamentoda resmi bir platform ve PiS’e karşı mücadele edebilecekleri bir üs sağlıyor.
PiS’li siyasetçi ve Przemysław Czarnek’in başbakanlık kampanyasının sözcüsü Mateusz Kurzejewski, Euractiv’e verdiği demeçte, “Bu bizim için bir tehdit. Sonuçta bu, zafer şansımızı azaltan bir girişim ama bu şansı tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sıkı çalışmaya devam edeceğiz,” dedi.
Öte yandan Morawiecki’nin Polonya’nın sağını yeniden şekillendirip şekillendiremeyeceği henüz belirsiz.
Onet tarafından yaptırılan bir SW Research anketi, ankete katılanların %32,9’unun eski başbakanın liderliğindeki bir partiye oy vermeyi düşünebileceğini ortaya koydu.
En güçlü potansiyel destek, halihazırda sağda yer alan seçmenlerden geliyor. Şu anda PiS’e yakın olan katılımcıların %14’ü Morawiecki’yi desteklemeyi düşünebileceğini söylerken, daha sağdaki Konfederasyon’a yakın olanların %7,1’i de aynı görüşü paylaştı.
Bu girişim, iktidar kampından da sınırlı bir destek alabilir. Şu anda Donald Tusk’un AB yanlısı Yurttaş Koalisyonu’nu, Sol’u, Polonya 2050’yi veya Polonya Halk Partisi’ni destekleyen seçmenlerin yaklaşık %7,4’ü, Morawiecki liderliğindeki bir partiye oy vermeyi göz ardı etmeyeceklerini belirtti.
Başbakan Tusk’un hükümetindeki kaynaklar, PiS’teki bölünmenin kısa vadede iktidar koalisyonuna yardımcı olabileceğine inanıyor.
Bir kaynak Euractiv’e verdiği demeçte, “Özellikle de bu durum hastane skandalının etkisini hafifletmeye yardımcı olduğu için. Bugün artık kimse bundan bahsetmiyor ve neyse ki yeni bir açıklama da yapılmadı,” dedi.
Tartışma, Varşova’daki bir hastanenin şu anda ülkeyi yöneten Sivil Koalisyon’a mensup siyasetçiler için özel bir kabul süreci uyguladığı ve bu sayede söz konusu kişilerin diğer hastalardan önce VIP salonuna girip tedavi görmelerine imkân sağladığı iddialarıyla ilgili.
Ayrıca, Tusk’un partisiyle bağlantılı olduğu belirtilen ve hastanenin acil servisini yöneten doktorun maaşı konusunda da sorular gündeme geldi.
Fakat aynı kaynak, Morawiecki’nin ayrılmasının Sivil Koalisyon üzerinde uzun vadede pek bir etkisi olmayabileceği konusunda uyarıda bulundu.
PiS’in son derece sadık bir seçmen kitlesine sahip olduğunu, Rozwój Plus’a yönelik coşkunun ise geçici olabileceğini savundular.
Bir başka kaynak, “Rzeczpospolita için yapılan IBRiS anketine bakın. PiS seçmenlerinin yüzde 70’i, ideal partilerine oy verdiklerini söylüyor. Bu çekirdek seçmen kitlesi, PiS’in mevcut seçmenlerinin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturuyor,” dedi.
PiS içinde de benzer bir görüş hakim. Buradaki siyasetçiler, Morawiecki’nin yeni bir partiyi ayakta tutmak için çok küçük olabilecek bir seçmen kitlesinin peşinde olduğunu savunuyor.
Kurzejewski Euractiv’e verdiği demeçte şunları söyledi:
“İnsanlar, PiS’ten dışlanan siyasetçilere oy vermek istemiyor. Hukuk ve Adalet Partisi seçmenlerine gelince, onlar da kendilerine ihanet edenlere oy vermek istemiyor. İşte bu yüzden bu proje, Rozwój Plus’ın seçim barajını aşamayacağı anlamına geliyor.”
Dolayısıyla bugün yapılacak etkinlik, Morawiecki’nin merak ve kurumsal desteği kalıcı bir siyasi güce dönüştürebilip dönüştüremeyeceğinin –ya da ayrılmasının Polonya’nın kalabalık sağ kanadında kısa ömürlü bir başka kopma hareketi olup olmayacağının– erken bir testi olacak.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











