Bizi Takip Edin

Amerika

Yapay zeka, büyümeye ve verimliliğe ne kadar katkı sunuyor?

Yayınlanma

Devasa yapay zeka yatırımları sürerken, bu yatırımların Amerikan ekonomisine katkısı ve verimlilik üzerindeki etkisi tartışılıyor.

Yapay zeka (AI) patlaması, ABD’nin üretmediği donanımların muazzam miktarda ithalatına bağlı.

Bu durum, yatırımın ölçeği ile bunun resmi istatistiklerde, özellikle de GSYİH’de nasıl yansıtıldığı arasında alışılmadık bir uyumsuzluk yaratıyor.

Bu bağlamda tüm yatırımlar GSYİH’ye eşit oranda yansıtılmıyor. Yapay zeka altyapısının kurulması büyük ölçüde ithal çiplere, sunuculara ve ağ ekipmanlarına dayanıyor.

Bu da yatırım patlamasının bir kısmının hükümetin büyüme hesaplamalarında dengelendiği anlamına geliyor.

Yapay zeka, resmi verilerde kendine ait kapsamlı bir kategoriye sahip değil. Bu da iktisatçıları, yapay zekanın katkısını temel yatırım ve ticaret kategorilerinden çıkarsamaya itiyor.

Federal Rezerv (Fed) iktisatçıları Paul Soto, Mason Thieu ve Jeffrey Allen, bu ay yayınladıkları bir makalede şöyle yazıyor:

“Ulusal hesaplarda yapay zeka ile ilgili yatırımlara ayrılmış özel bir kalem bulunmaması ve altyapı geliştirmenin temelini oluşturan ekipmanların ithalat payının yüksek olması nedeniyle, son dönemdeki GSYİH büyümesinin ne kadarının yapay zeka ile ilgili yatırımlar tarafından desteklendiğini kesin olarak ölçmek daha büyük bir zorluk teşkil ediyor.”

Amerikan ekonomisi ilk çeyrekte yıllık bazda %2,1 oranında büyüdü. Fed iktisatçıları, yapay zeka harcamalarının (yani yazılım, veri merkezleri, enerji altyapısı ve bilgi işlem ekipmanlarına yapılan yatırımların) GSYİH büyümesine yaklaşık 0,73 puanlık bir katkı sağladığını tahmin ediyor.

Fakat ithal edilen yapay zeka ile ilgili parçaların yarattığı olumsuz etki olmasaydı, yapay zeka ile ilgili yatırımların tahmini katkısı daha büyük olurdu.

Sadece bilgisayar, çevre birimleri ve parçaların net ithalatı, büyümeden 0,45 puan düşürdü.

ABD’nin ithalatında yapay zeka ürünlerinin payı artıyor

Minneapolis Fed iktisatçısı Michael Waugh’un araştırmasına göre, yapay zeka ile ilgili ürünler, 2023’teki %15’lik orandan artış göstererek 2025 yılında ABD’nin toplam ithalatının %23’ünü oluşturdu.

Bu ithalatın yaklaşık yarısını bilgisayar donanımı oluşturuyor.

Geri kalan kısım ise yapay zeka veri merkezlerinin kurulması ve işletilmesi için gerekli olan elektrikli ekipman, ağ donanımı ve soğutma sistemleri gibi ürünleri içeriyor.

Trump yönetimi, bu yapay zeka ile ilgili girdilerin çoğunu geniş kapsamlı gümrük vergilerinden büyük ölçüde muaf tutmuştu.

2025 yılının sonlarında yapay zeka yatırımları ve ticaret dinamikleri daha da dikkat çekiciydi. Şirketler yılın son üç ayında yapay zeka donanımına büyük miktarda para aktardı ama ithalat hesaba katıldığında GSYİH’ye sağlanan artış büyük ölçüde ortadan kalktı.

Fed iktisatçıları, yapay zeka yatırımlarının net etkisinin “çeyrekler arasında önemli ölçüde değişiklik gösterdiğini, zira ithalatın keskin bir şekilde arttığı çeyreklerde bilgisayar, çevre birimleri ve parçaların net ihracatından kaynaklanan olumsuz etki, brüt yatırımın büyük bir kısmını dengelediğini” belirtiyorlar.

Net ihalat büyümeyi negatif etkiliyor

Fed iktisatçıları, ithalat hesaba katılmadan önce ilgili kategorilerdeki harcamaların GSYİH’ye yaklaşık 0,75 puanlık katkı sağlamasına rağmen, yapay zeka altyapı yatırımlarının GSYİH’ye sadece 0,14 puanlık katkı sağladığını tahmin ediyorlar.

Yapay zeka ekipmanlarının net ithalatı ise büyümeyi 0,61 puan düşürdü.

İktisatçılar, ekonominin Nisan-Haziran döneminde yıllık bazda %1,8 oranında büyüdüğünü öngörüyor. Rapor bugün (30 Temmuz) açıklanacak.

Goldman Sachs, yapay zeka ile ilgili ekipman harcamalarından kaynaklanan güçlü iş yatırımlarının yanı sıra, tüketici harcamalarında da bir toparlanma bekliyor.

Yapay zeka patlaması ayrıca, iktisatçıları ekonomiyi ölçme yöntemlerini yeniden düşünmeye zorluyor.

Büyümenin giderek daha fazla ithal donanım ve maddi olmayan yazılımlara dayanan teknolojilerden kaynaklanması nedeniyle, iktisadi faaliyetin geleneksel göstergelerini yorumlamak daha zor hale gelebilir.

Verimlilik meselesi: Artış AI’dan değil, sermaye kullanım oranı kaynaklı

Yapay zeka, birçok sektörde çalışanların verimliliğini artırıyor gibi görünüyor. ABD, son birkaç yılda ekonomi genelinde verimlilikte bir artış yaşadı. 

Fakat ilkinin, ikincisini mutlaka tetiklediği kesin değil. Tartışmaya yol açan yeni bir analiz, şirketlerin bir işçiden saat başına daha fazla üretim elde etmelerinin nedeninin, en azından şimdilik yapay zekayı yaygın olarak kullanmaktan ziyade, mevcut sermayeyi daha verimli kullanmalarından kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Stripe’ın baş ekonomisti Ernie Tedeschi’ye göre, yapay zeka alanındaki gelişmeler bazı sektörlerde mikro düzeyde önemli kazançlar sağlıyor olabilir fakat şu ana kadar son birkaç yılın en önemli makro trendlerinden birinin itici gücü değil.

Son birkaç on yıldır beklenenin altında bir iyileşme kaydedildikten sonra işgücü verimliliğinde yaşanan artış, son birkaç yılda ABD ekonomisiyle ilgili en iyi haberlerden biri olmuştu.

Tedeschi, geçtiğimiz yıl boyunca çalışılan saat başına üretimin %2,5 arttığını, buna karşılık son 20 yılda yıllık artışın %1,6 olduğunu belirtti.

Bu fark küçük gibi görünebilir ama bu yüksek verimlilik sadece birkaç yıl boyunca sürdürülürse, birikimli bir etki yaratarak işçi başına gelir ve üretimi çok daha yüksek seviyelere çıkaracak.

Tedeschi, işgücü verimliliğinin artmış olmasına rağmen, toplam faktör verimliliğinin (yani sadece çalışma saati başına üretim değil, çalışma saati ve sermaye birimi başına üretim) pek değişmediğini tespit etti.

Sektörler genelinde inceleme yaptığında, yapay zeka kullanımının yaygın olduğu sektörlerde verimlilik artışının daha yüksek olduğunu fakat bu eğilimin pandemiden önce, yani yüksek kaliteli büyük dil modellerinin (LLM) yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından önce, başladığını tespit etti.

Aksine, daha yüksek üretimin mevcut sermayenin daha verimli ve fazla şekilde kullanılmasından kaynaklandığını tespit etti.

Tedeschi şöyle yazdı:

“Halihazırda inşa edilmiş fabrikaların daha uzun süre çalışması, maliyeti karşılanmış sunucu rafları ve GPU kümelerinin daha fazla kullanılması ve mevcut otel odalarının daha fazla doluluk oranı gibi durumları düşünün. Ekonomistler buna ‘sermaye yoğunluğu’ veya ‘kullanım oranı’ diyor. Daha yüksek sermaye kullanım oranı, gerçek iktisadi kazançları temsil eder ama mikro verimlilikle aynı şey değildir.”

Tedeschi, Axios’a verdiği demeçte, ABD’nin yüksek verimlilik artışı yaşadığı bir dönemde olduğunu ve yapay zekanın da bu sürecin bir parçası olduğu ihtimalinin giderek daha olası hale geldiğini söylüyor ama uyarıyor:

“Fakat yapay zekanın bu süreçte nasıl bir rol oynadığı konusunda gerçekçi olmalıyız; çünkü bu, yapay zekanın büyüme yolunda sadece geçici bir dalgalanma mı, yoksa daha kalıcı ve dönüştürücü bir unsur mu olduğunu ayırt etmemize yardımcı olacaktır.”

Yapay zeka patlaması merkez bankalarını zorluyor

Merkez bankacıları, kağıt üzerinde fiyat istikrarını, güçlü bir işgücü piyasasını ve sağlam bir finansal sistemi korumaya çalışsalar da yapay zeka patlaması, bu üç alanda da karmaşıklığı artıran bir unsur olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) tarafından hazırlanan bir rapor, yapay zekanın merkez bankacılarının politika belirlerken dayandıkları geleneksel göstergeleri belirsiz hale getirdiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre bu durum, ekonominin hem arz hem de talep tarafını aynı anda etkiliyor ve hem yapısal hem de konjonktürel değişimleri tetikliyor.

ABD’de ve yapay zeka inovasyonunun diğer merkezlerinde, kısa vadede yaşanan yatırım patlaması, özellikle yarı iletkenler ve veri merkezlerinin diğer bileşenlerine yönelik talepte bir artışa yol açıyor.

Bu arada, borsadaki patlama, kağıt üzerindeki serveti artırarak tüketici talebini daha da artırıyor. Fakat bu servetin bir kısmının hayali olduğu ve er ya da geç patlayacak bir yapay zeka balonunun var olduğu yönünde endişeler var.

Yapay zekanın orta vadede büyük ölçekli iş kayıplarına yol açma riski mevcut olsa da, bunun gerçekleşmeye başladığına dair kanıtlar belirsiz.

Ayrıca, yapay zeka alanındaki ilerlemelerin üretkenlikte çok daha fazla artışa yol açtığı bir dünya, enflasyonu düşürmesi beklenen olumlu bir arz şokunu da beraberinde getiriyor.

BIS iktisatçıları Iñaki Aldasoro, Leonardo Gambacorta, Enisse Kharroubi ve Matthias Rottner şöyle yazıyor:

“Yapay zekanın etkilerine ilişkin büyük belirsizlik, para politikası ve finansal istikrar açısından çeşitli zorluklar ortaya çıkarıyor. Birincisi, yapay zeka hem konjonktürel hem de yapısal açıdan talep ve arzı aynı anda etkiliyor. Ayrıca, bu etkiler sektörden sektöre farklılık gösteriyor ve bu da altta yatan eğilimlerin değerlendirilmesini zorlaştırıyor. Belirsizliğin artması, politika ayarlamalarında hata yapma riskini artırıyor.”

Bugün sona eren politika toplantısında Fed’in yanı sıra yarın toplantı yapacak olan İngiltere Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası da dahil olmak üzere merkez bankaları, temelde yapay zeka patlamasının bu değişkenleri hangi yöne, ne ölçüde ve hangi zaman diliminde değiştirdiğine dair gerçek zamanlı kararlar almak zorunda.

Amerika

Nvidia, kendi müşterilerini finanse ediyor

Yayınlanma

Nvidia, Teksas’ta kurulacak devasa bir veri merkezi için 50 milyar dolara varan kiralama sözleşmeleri imzaladı.

Daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan bu taahhüt, çip üreticisinin yapay zeka finansmanındaki artan rolüne yeni bir ışık tutuyor.

Anlaşmaya yakın beş kaynağın Financial Times’a (FT) verdiği bilgiye göre, değeri yaklaşık 5 trilyon dolar olan şirket, geliştirici Hut 8’in inşa ettiği 1 gigawatt kapasiteli tesisin tamamını kiralıyor.

Bu tesiste Nvidia’nın yüz binlerce grafik işlem birimi (GPU) yer alacak.

Bu hamle, Nvidia’nın CEO’su Jensen Huang’ın, şirketi hızla büyüyen yapay zeka hesaplama gücü pazarının merkezinde tutmak için şirketin finansal gücünü agresif bir şekilde kullanmasının en son örneği.

Bu çabalar arasında, CoreWeave gibi yeni nesil yapay zeka altyapı sağlayıcılarını desteklemek ve bu şirketlerin Nvidia’nın GPU’larını satın alıp işletmesini sağlamak için milyarlarca dolarlık harcamalar da yer alıyor.

Teksas’taki kira anlaşması ise daha da öteye giderek, Nvidia’yı kendi çiplerini barındıracak tesislerin arkasına yerleştiriyor.

Teksas’taki tesis, geliştiricilerin şebeke elektriği için rekabet ettiği bir ortamda giderek daha nadir hale gelen elektrik erişimini güvence altına aldı.

Anlaşmaya yakın bir yönetici, Nvidia’nın kendi çipleri için bu tesisi garantilemek üzere finansal gücünü kullandığını söyledi:

“Elektrik tedarikini sağlayacak bilançoya sahipler ve bunu yaparak ürünlerinin kullanıma sunulmasını garanti altına alıyorlar.”

Bu kişi, tesisin tamamlanmasının ardından Nvidia’nın, GPU’larını satın alıp yapay zeka bulut bilişim hizmetleri satan “neocloud” ortaklarına kapasiteyi alt kiralayabileceğini belirtti.

Çip üreticisi, kendi çipleri için pazarın daha büyük bir kısmını üstlendiği için bu düzenleme, döngüsel finansman konusundaki endişeleri artıracak.

Bu gelişmeye yakın kaynaklara göre, Nvidia ayrıca OpenAI’a 250 milyar dolarlık bir destek sağlamak üzere görüşmeler yürütüyor.

Bu destek, OpenAI’nin SoftBank’ın Ohio’da inşa ettiği 10 GW’lık veri merkezini kiralamasına yardımcı olacak.

Hut 8’e göre, Nvidia’nın Teksas tesisine ilişkin 15 yıllık kiralama taahhüdünün değeri 19,6 milyar dolar ve yenileme seçenekleri ile birlikte toplam değer 30 yıl içinde 50 milyar dolara ulaşacak.

Çip üreticisinin kira sözleşmeleri, Hut 8’in projeyi uygun maliyetle finanse edebilmesinin temelini oluşturuyor.

Projenin ilk aşamasını desteklemek amacıyla Haziran ayında yüzde 6,129 faiz oranıyla yaklaşık 4,3 milyar dolarlık tahvil ihraç edildi.

Tahviller, kira sözleşmesi sayesinde Moody’s’ten yatırım yapılabilir not aldı ve fiyatlandırması, yonga grubunun kendi 30 yıllık borcunun yaklaşık 100 baz puan üzerinde gerçekleşti.

Hut 8’in, kampüsün büyüklüğünü ikiye katlayacak ve geçen hafta duyurulan projenin ikinci aşamasını desteklemek için ek finansman arayışına girmesi bekleniyor.

Arama devi Google da bilançosunu kullanarak Tensor İşleme Birimi (TPU) yongalarını pazara sürerken, veri merkezlerine destek sağlıyor ve geliştiriciler için daha ucuz borç imkânları yaratıyor. Bu durum Nvidia’nın Google ile rekabetini artırıyor.

Bankacılara göre, bir büyük teknoloji grubu veri merkezi kira sözleşmelerine kefil olduğunda, finansman maliyeti yaklaşık olarak yarı yarıya azalıyor.

Hut 8, Beacon Point projesindeki kiracısını kamuoyuna yalnızca “yüksek yatırım notuna sahip bir şirket” olarak tanımladı.

Tahvil belgelerinde ise Nvidia dahil altı büyük teknoloji şirketi izinli kiracılar olarak belirtildi.

Konuya yakın kaynaklar, veri merkezinin kiracısının Nvidia olduğunu söyledi.

Nvidia’nın en son üç aylık raporunda, esas olarak araştırma ve geliştirmeyi desteklemek amacıyla henüz başlamamış 32,4 milyar dolarlık veri merkezi kira ödemesi yer alıyor.

Bu rakam bir yıl öncesine göre 7,4 milyar dolardan artış göstermiş.

Mart ayında imzalanan Beacon Point projesinin ilk aşamasına ilişkin 9,8 milyar dolarlık kira sözleşmesi, bu rakamın neredeyse üçte birini oluşturuyor.

Hut 8, şirketin “kiracının kimliği ile ilgili söylentiler veya spekülasyonlar hakkında yorum yapmayacağını” ve kamuya açık açıklamalarının ötesinde ek finansman konusunda herhangi bir rehberlik sağlamadığını belirtti.

Şirket, veri merkezinin, bir tesisin bilgi işlem gücünü, ağ bağlantısını, güç ve soğutma sistemlerini çip grubunun donanım ve yazılımı etrafında standart hale getiren Nvidia’nın DSX mimarisi temelinde inşa edileceğini belirtti.

Teksas’taki kira sözleşmesi hakkında sorulan bir soruya yanıt veren Nvidia, “AI fabrikalarının kurulması ve işletilmesi için bir şablon” olan “DSX AI fabrika mimarisi aracılığıyla verimli AI altyapısının kurulmasını hızlandırmak için ekosistem ortaklarıyla birlikte çalıştığını” söyledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de milletvekillerine personel ile ilişki yasağı getirilmesi gündemde

Yayınlanma

ABD Kongresi, milletvekillerine yönelik cinsel taciz iddiaları ve çalışanlarla yaşanan rızaya dayalı ilişkilerin ortaya çıkmasının ardından etik kurallarını ve çalışma kültürünü yeniden tartışmaya açtı. Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekilleri, güç dengesizliğini önlemek amacıyla temsilciler ile Kongre personeli arasındaki romantik ilişkilerin tamamen yasaklanmasını da içeren çeşitli reform adımlarını değerlendiriyor.

ABD Kongresi, milletvekillerine yönelik cinsel taciz iddialarının yanı sıra milletvekilleri ile çalışanlar arasındaki rıza dayalı ilişkilerin ortaya çıkmasının ardından hesap verebilirlik ve çalışma kültürü konularını yeniden gündemine aldı.

Her iki partiden milletvekilleri, güç dinamiklerini ele almak amacıyla temsilciler ile çalışanlar arasındaki romantik ilişkilerin tamamen yasaklanması da dahil olmak üzere olası reformları değerlendiriyor.

Mevcut Temsilciler Meclisi kurallarına göre milletvekillerinin yalnızca kendi doğrudan denetimleri altındaki çalışanlarla ve görev yaptıkları komisyonların personeliyle ilişki yaşaması yasaklanıyor. Bu durum, diğer ofislerde görev yapan yardımcılarla yaşanan ilişkilerin büyük ölçüde düzenleme dışında kalmasına yol açıyor.

Yeniden başlayan tartışmalar, New York Post gazetesinin Demokrat Senatör Ruben Gallego’nun Temsilciler Meclisi’nde görev yaptığı dönemde başka Kongre ofislerinde çalışan iki yardımcıyla rıza dayalı ilişki yaşadığına dair haberinin ardından hız kazandı.

Gallego haberi “dedikodu” diyerek reddederken, Temsilciler Meclisi’ndeki çok sayıda Cumhuriyetçi kadın milletvekili reform çağrısında bulundu.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Konferansı Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci Lisa McClain, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Senatör Ruben Gallego hakkındaki son New York Post haberinin ardından, üyelerin Kongre personeliyle romantik veya cinsel ilişki yaşamasını yasaklayan bir kural getirilmesi çağrısında bulunuyorum. Bir ilişki rıza dayalı olsa bile, güveni sarsabilecek ve uygunsuzluk algısı yaratabilecek doğal bir güç dengesizliği vardır. Amaç personeli korumak ve kuruma olan güveni sürdürmek olmalıdır.”

Son baskılar, bu yılın başlarında eski Temsilciler Meclisi üyeleri Demokrat Eric Swalwell ve Cumhuriyetçi Tony Gonzales’in istifa etmesine yol açan ve ilk değişiklik çağrılarını başlatan cinsel taciz iddialarına ilişkin tepkilerin ardından geldi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, üyelerin herhangi bir Kongre personeliyle ilişki yaşamasının yasaklanmasını destekleyeceğini söyledi.

Johnson, “Bunun herhangi bir durumda kabul edilebilir olabileceğine inanamıyorum” diyerek şunları ekledi:

“Kongre üyelerinin, onların astlarının ve çalışanlarının bulunduğu bir konumdasınız. Her çalışma yerinde olduğu gibi bunun da uygunsuz olduğunu düşünüyorum, zaten şirketlerin çoğunda bu kural var.”

Demokrat Kadınlar Grubu Başkanı Temsilci Teresa Leger Fernández ve Cumhuriyetçi Kadınlar Grubu Başkanı Temsilci Kat Cammack, iş yerinde cinsel tacizle mücadele amacıyla Mayıs ayında partiler üstü bir çalışma grubu oluşturdu.

Fernández bu hafta The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Kongre bir çalışma yeridir, bir arkadaşlık uygulaması değil” dedi. Fernández sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kongre üyelerinin herhangi bir personelle çıkmasının yasaklanması, partiler üstü reform müzakerelerimizin ana odağı olmuştur ve olmaya devam edecektir. Sadece genç çalışanları korumakla kalmayıp Kongre’deki kültürü de değiştirecek bu yasağı kabul etmeyi ve daha büyük reform tedbirlerini yürürlüğe koymayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Buna karşın izlenecek yol belirsizliğini koruyor.

Cumhuriyetçi Temsilci Jeff Crank, geçen hafta üyelerin “ilişki önce Temsilciler Meclisi Etik Komisyonuna bildirilmediği sürece” herhangi bir Temsilciler Meclisi çalışanıyla ilişki yaşamasını yasaklayan bir yasa tasarısı sundu. Bu karar tasarısı mevcut Temsilciler Meclisi kurallarını korumaya devam ediyor.

Ancak Demokrat Kadınlar Grubu, X üzerinden Crank’e tepki göstererek tasarının “gerçek bir yasak” olmadığını savundu.

Grup paylaşımında, “Sorunu çözmeden manşet almaya çalışıyorsunuz. Bu konu üzerinde çalışan kadınlarla konuşsaydınız belki doğru şekilde yapabilirdiniz. Gerçekten bir şeyler yapacak olan yasa tasarımıza desteğinizi bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Bu sırada Cammack, MeidasTouch’tan Pablo Manríquez’e yaptığı açıklamada, “Kongre’deki tuhaf kültürü temizlemek için çaba gösteren herkesin çabasının kayda değer olduğunu” söyledi.

Cammack şöyle konuştu:

“Bunu ortaya koyduğu için kendisini takdir ediyorum. Bu konuda onunla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Tekrar ediyorum, insanlar kimin takdir toplayacağıyla daha az, işin yapılmasıyla daha çok ilgilenseydi, çok daha ileride olurduk. Temsilci Crank’in devreye girip bu sorunun çözümüne yardımcı olmak için gerçekten iyi niyetli bir çaba gösterdiğini düşünüyorum.”

Cammack, kızını Kongre’de çalışmaya gönderme konusunda kendisini “rahat” hissetmeyeceğine dair beyanıyla da dikkat çekti.

Cammack, “Bunun değiştiğini hissedene kadar, Kongre’yi çalışmak için güvenli bir yer haline getirmenin yollarını bulmak amacıyla devam edeceğiz” dedi.

Diğer milletvekilleri de cinsel taciz iddialarının daha hızlı incelenmesi ve ele alınması için Temsilciler Meclisi Etik Komisyonunun bildirim ve soruşturma sürecinin yeniden düzenlenmesi dahil ek değişiklikler yapılması çağrısında bulundu.

Gonzales ve Swalwell’in istifası için baskı yapan Cumhuriyetçi Temsilci Anna Paulina Luna, The Hill’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bence en önemli şey, bildirim prosedürünün ve soruşturmaların belirli bir süre içinde yürütülmesi ve hızlandırılması gerektiğidir. Özellikle de örneğin bir çalışanın, üyenin tekrarlanan ve reddedilen tekliflerinin ardından kendisini yakarak intihar ettiği durumlar yaşandığında bu şarttır.”

Gonzales, daha sonra intihar ederek yaşamına son veren bir çalışanla evlilik dışı ilişki yaşadığını kabul etmişti. Gonzales, emeklilik dilekçesini Nisan ayında sundu.

Swalwell de birden fazla kadının kendisini cinsel saldırı ve cinsel tacizle suçlamasının ardından Nisan ayında Kongre’den ayrıldı. Saldırı ve taciz iddialarını reddeden Swalwell, “muhakeme hataları” nedeniyle özür diledi.

Luna, “Seçmenler göreve kimi seçtiklerini bilmelidir. İnsanlar hakkında soruşturma varsa, seçmenlerin bu kişilerin alenen yolsuzluğa bulaşıp bulaşmadığını bilmesi için bu raporların özellikle seçim dönemlerinden önce hızlandırılması ve tamamlanması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Luna ve Demokrat Temsilci Ro Khanna, Salı günü “Kampanya Fonlarıyla Örtbas Etmeye Son Yasası” olarak adlandırılan bir yasa tasarısı sundu. Tasarı, federal adayların ve görevde bulunanların cinsel saldırı, cinsel istismar veya cinsel taciz iddialarıyla ilgili masrafları ödemek için kampanya fonlarını veya hukuki gider hesaplarını kullanmalarını yasaklamayı hedefliyor.

Johnson’ın Kongre’de ortaya çıkan cinsel taciz iddialarını ele alma konusunda yeterli çabayı gösterip göstermediği sorulduğunda Luna, “Gonzales’e yeniden aday olmaması çağrısında bulundu, bu yüzden elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum” dedi.

Luna sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak kendi adıma, daha fazla üyenin daha açık olması gerektiğini düşünüyorum ve bu konulardaki sessizliğin korkaklık olduğuna inanıyorum.”

Okumaya Devam Et

Amerika

Alex Jones, ABD Başkanı Trump için azil çağrısında bulundu

Yayınlanma

InfoWars’un eski sahibi ve komplo teorisyeni Alex Jones, İran ile yaşanan çatışmalar nedeniyle ABD Başkanı Trump’ın derhal azledilmesi gerektiğini söyledi. Jones, canlı yayında yaptığı açıklamada yönetimin ulusal zorunlu askerlik hizmetine hazırlandığını iddia ederek durumun çığırından çıktığını vurguladı. Kongreye Savaş Yetkileri Yasası’nı devreye sokma çağrısı yapan Jones, ülke yönetiminin kontrol altına alınması için gerekirse Anayasa’nın 25’inci Maddesi’nin uygulanmasını talep etti.

InfoWars’un eski sahibi Alex Jones, Salı günü yaptığı açıklamada İran ile yaşanan çatışmalar nedeniyle Başkan Trump’ın azledilmesi gerektiğini söyledi.

Durumu “kesinlikle kontrolden çıkmış” şeklinde niteleyen Jones, yönetimin ulusal çapta zorunlu askerliğe hazırlandığı uyarısında bulundu.

X sosyal platformunda canlı yayınlanan bir program sırasında konuşan Jones, “Asıl mesele Trump’ın nasıl durdurulacağıdır. Kongrenin savaş yetkilerini devreye sokmasını sağlamak zorundayız. Savaş yetkilerini oylamak için üç kez girişimde bulundular, bir savaşa onların yetki vermesi gerekiyor. Bu bir savaştır, zorunlu askerliği hazırlıyorlar. Bu bir savaş değilse hiçbir şey savaş değildir. Yani bu durum kesinlikle kontrolden çıkmıştır” ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Mart ayında yaptığı açıklamada Başkan’ın İran ile yaşanan çatışma için zorunlu askerlik ihtimalini göz ardı etmediğini bildirmişti.

Konuşmasını sürdüren Jones, “Ve bu yüzden şu anda çağrıda bulunuyorum: 25’inci Madde, azil veya bu konuyu merkeze taşımak, ülkemizin kontrolünü yeniden ele geçirmek için ne gerekiyorsa yapılmalıdır” dedi.

Temsilciler Meclisinde kabul edilen savunma bütçesi tepki çekiyor

Tanınmış bir komplo teorisyeni ve Başkan’ın eski bir müttefiki olan Jones, Trump’ın Ulusal Savunma Yetki Yasası’na verdiği desteğin de “azil gerektiren bir suç” olduğunu öne sürdü.

Temsilciler Meclisi, Kongrenin yurtdışındaki savaşı onaylamak üzere oylama yapmamış olmasına rağmen, İran’daki çatışmanın fonlanmasına yardımcı olacak 2027 mali yılına ait 1,15 trilyon dolarlık yıllık savunma harcama tasarısını kabul etmişti.

Bazı milletvekilleri, çatışmanın Anayasa’yı ihlal ettiğini ve Başkan’ın Kongre onayı olmadan yurtdışında askeri eylemler başlatma veya bunları tırmandırma yetkisini sınırlandırmak için tasarlanan bir federal yasa olan Savaş Yetkileri Kararı’nın etrafından dolaştığını kaydetmişti.

Demokratlar Nisan ayında, İran’a yönelik devam eden saldırıları gerekçe göstererek Anayasa’nın 25’inci Maddesi aracılığıyla Trump’ı görevden uzaklaştırma hamlesinde bulunmuştu. Jones, savaşa dair endişeleri dile getirerek söz konusu girişimin haklı olduğunu savundu.

Jones, Salı günkü yayınında, “Sansür uygulayabilmek, özgürlüklerimizi elimizden alabilmek, her şeyi millileştirebilmek ve yapay zeka ile bizi kenara itebilmek için toplam bir savaşın içinde olmamızı istiyorlar; tam sorumsuzluk, dokunulmazlık ve koruma peşindeler. Bu bir felakettir. Bir tiranlıkla karşı karşıyayız ama kamuoyu uyanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Jones sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir araya gelmek, sağ ve sol ayrımını aşmak ve ekonomiyi kesinlikle mahvedecek, çok sayıda askerimizin ölümüne yol açacak genişletilmiş bir savaşa ‘hayır’ demek zorundayız. Devasa bir karadan işgale hazırlanıyorlar. Hepsi doğrulandı. Bu durum tam şu anda yaşanıyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English