Bizi Takip Edin

Amerika

Ford, Çin’in nadir toprak kısıtlamalarına karşı sektörün kırılganlığı konusunda uyardı

Yayınlanma

Ford Motor, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’le girdiği ticaret savaşının sektörler arasında belirsizlikler yaratması nedeniyle, Pekin’in nadir toprak mineralleri ihracatına getirdiği son kısıtlamaların yol açabileceği potansiyel aksaklıklar konusunda uyarıda bulundu.

Ford’un işletme müdürü Kumar Galhotra salı sabahı analistlere yaptığı açıklamada Pekin’in 4 Nisan’da uygulamaya koyduğu kısıtlamaların otomobil sektörünü bir bütün olarak derinden etkileyebileceğini söyledi.

“Sadece bizim için değil, tüm sektör için nasıl ithal edildikleri son birkaç hafta içinde oldukça karmaşık hale geldi” dedi. “Üretimimizin aksaması için sadece birkaç parça yeterli olacaktır,” diye sözlerine devam etti ve rakiplerinin de benzer sorularla karşı karşıya olduğunu ekledi.

Galhotra, Trump’ın “karşılıklı” gümrük vergileri listesini ilk kez açıklamasından kısa bir süre sonra Pekin’in açıkladığı ihracat kısıtlamalarına atıfta bulunuyordu. Bu, ABD’nin Çin mallarına toplam %145 vergi koyduğu ve Çin’in de ABD ürünlerine %125 vergi uygulamasına yol açan bir misilleme döngüsüne işaret ediyor.

Çin’in nadir toprak önlemleri yedi minerali hedef aldı: samaryum, gadolinyum, terbiyum, disprosyum, lutesyum, skandiyum ve itriyum. Bu elementler elektrikli araçlarda, temiz enerji ürünlerinde ve savunma silahlarında yaygın olarak kullanılan özel mıknatısların üretiminde hayati önem taşıyor.

Diğer küresel otomobil üreticilerine kıyasla ABD’deki nispeten daha büyük üretim üssü sayesinde Ford, ticaret savaşının ortasında artık bir avantaja sahip olduğuna inanıyor.

Başkan ve CEO Jim Farley, bu yeni ortamda “ABD’de en büyük ayak izine sahip otomobil üreticisinin büyük bir avantaja sahip olacağı açık” dedi.

Analistlerle yaptığı görüşmede “Bu bizi önemli bir konuma getiriyor” dedi.

Farley, bazı rakiplerin Ford’a yetişmek için fiili üretime kaydırılabilecek “açık kapasiteye” sahip olduğunu kabul etti, ancak bunu söylemenin yapmaktan daha kolay olduğunu düşünüyor. “Daha yüksek maliyetleri absorbe etmeleri, sermaye yatırımı yapmaları gerekiyor ve bu zaman alacak” dedi. “Bu, ABD’de daha fazla araç monte etmek kadar basit değil” diye ekledi.

Farley, “yönetimin Amerikan imalatını büyüterek ABD ekonomisini güçlendirme hedefini desteklediğini” ve bu konuda “yönetimle sürdürdüğümüz işbirliğini takdir ettiğini” vurguladı.

Bununla birlikte Ford, Trump’ın gümrük vergisi politikasının tüm yıla brüt etkisinin faiz ve vergi öncesi kar veya EBIT’de 2,5 milyar dolar olacağını tahmin ediyor. Net bazda ise, çeşitli dengeleme önlemleri alındıktan sonra 1,5 milyar dolar olması bekleniyor.

Farley ve diğer yöneticiler konferans sırasında Ford’un yıllık 7 milyar ila 8,5 milyar dolarlık FVÖK hedefine doğru ilerlediğini, ancak bunun tarife darbesini içermediğini birkaç kez yineledi. Sonuç olarak, yıllık hedefler askıya alındı.

Galhotra, “Tarife politikasında aksamaya neden olabilecek çok fazla dalgalanma oldu,” dedi.

Bu durum Ford’un Çin ile başa çıkma ve küresel operasyonlarını en üst düzeye çıkarma çabalarını zorlaştırıyor.

Galhotra, otomobil üreticisinin ABD’den Çin’e araç ihracatını durdurduğunu doğruladı. Şirketin finans müdürü Sherry House, ABD’de üretilen güç aktarma organları gibi bazı önemli bileşenlerin hala Çin’e ihraç edildiğini söyledi.

Ford’un Çin’deki operasyonlarına gelince, plan bunları bir ihracat üssü olarak kullanmak.

Galhotra, “Çin’i ASEAN, Avustralya, Güney Amerika ve ticari ilişkilerin elverişli olduğu diğer bölgelere bir araç ihracat merkezi olarak kullanmaya devam ediyoruz” dedi.

Ford’un Çin anakarasında iki büyük kuruluşu var: Chongqing Changan Automobile ile 50-50 ortak girişimi olan Changan Ford Automobile ve Shenzhen’de listelenen Jiangling Motors Corporation veya JMC’de %32 hissesi.

Tüm yerleşik otomobil üreticileri BYD gibi Çinli elektrikli araç üreticilerinin yükselişi karşısında zorlanırken, Ford anakara pazarında otomobil satmak için General Motors, Volkswagen ve Toyota Motor gibi rakiplerinden daha büyük bir mücadeleyle karşı karşıya kaldı. Ford, Çin’deki faaliyetlerini çoğunlukla 2022 ve 2023 yıllarında yeniden yapılandırdı ve bu yıllarda toplam 1,4 milyar doların üzerinde ilgili harcama kaydetti. Sonuç, odak noktasının ihracata kayması oldu.

Changan Ford 2024 yılında 2,08 milyar yuan (287 milyon $) net kâr elde ederek bir önceki yıl 2,06 milyar yuan olan net zararını tersine çevirdi. Ford’un uzun vadeli ortağı Chongqing Changan Automobile, nisan ayı ortasında yaptığı açıklamada, ortak girişimin geri dönüşünün sabit maliyetlerin azalmasıyla birlikte ihracattaki artıştan kaynaklandığını açıkladı.

Çin’in 2023 yılında Japonya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük otomobil ihracatçısı olması, ABD ve gelişmiş ülkelerdeki diğer geleneksel otomobil üreticileri ile yaşanan gerilime yeni bir boyut kazandırdı. Ancak Ford, Çin’in otomobil ihracat makinesinin bir parçası.

Ford son yıllık raporunda Çin’deki risklerin ve karmaşıklığın altını çizdi:

“Özellikle Çin, ABD-Çin ilişkilerindeki gerginlik, ülkenin kendine özgü düzenleyici ortamı, küresel tedarik zincirimizdeki kilit bileşenlerle entegrasyon düzeyi ve Çinli elektrikli araç üreticilerinin ürünlerini faaliyet gösterdiğimiz bazı kilit pazarlara ihraç etmesiyle Çin elektrikli araç endüstrisinin hızlı gelişimi nedeniyle ABD’li otomobil üreticileri için benzersiz riskler sunmaktadır.”

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English