Bizi Takip Edin

Avrupa

FT: Ukrayna savaşının Avrupalı şirketlere maliyeti 100 milyar avro

Yayınlanma

Financial Times’ın (FT) analizine göre, Avrupa’nın en büyük şirketleri, geçen yıl başlayan Ukrayna savaşından bu yana Rusya’daki faaliyetlerinden en az 100 milyar avro doğrudan zarara uğradı.

FT tarafından 600 Avrupalı grubun yıllık raporları ve 2023 mali tabloları üzerinde yapılan bir araştırma, 176 şirketin Rus işletmelerinin satışı, kapatılması veya küçültülmesi sonucunda varlık değer kayıpları, dövizle ilgili masraflar ve diğer tek seferlik giderler kaydettiğini gösteriyor.

Bu toplam rakam, savaşın yüksek enerji ve emtia maliyetleri gibi dolaylı makroekonomik etkilerini içermiyor. Öte yandan savaş aynı zamanda petrol ve doğalgaz grupları ile savunma şirketleri için de kâr artışı sağladı.

Kiev Ekonomi Üniversitesi tarafından derlenen verilere göre, savaştan önce Rusya’da bulunan 1.871 Avrupalı şirketin yüzde 50’sinden fazlası hâlâ ülkede faaliyet gösteriyor. Rusya’da hâlâ faaliyet gösteren Avrupalı şirketler arasında İtalya’nın UniCredit, Avusturya’nın Raiffeisen, İsviçre’nin Nestlé ve İngiltere’nin Unilever şirketleri yer alıyor.

BP, Shell ve Total büyük zararda

Enerji ve kamu hizmetleri grubu şirketleri, Rusya’daki operasyonların çökmesinden kaynaklanan kazanç kayıplarının yarısından fazlasını oluşturuyor. Bu sektörleri bankacılık, kimya ve otomotiv şirketleri takip ediyor.

En büyük kayıplar sadece üç şirketin, BP, Shell ve TotalEnergies’in 40,6 milyar avro toplam masraf bildirdiği petrol ve doğalgaz grupları. Kayıplar, bu grupların geçen yıl yaklaşık 95 milyar avro tutarında yüksek toplam kâr raporlamasına yardımcı olan yüksek petrol ve doğalgaz fiyatlarından çok daha ağır bastı.

Kamu hizmetleri şirketleri 14,7 milyar avroluk doğrudan darbe alırken, otomobil üreticileri de dahil olmak üzere sanayi şirketleri 13,6 milyar avroluk kayıp yaşadı. Bankalar, sigortacılar ve yatırım şirketlerini içeren finans şirketleri ise 17,5 milyar avroluk zarar ve diğer masraflar kaydetti.

Alman otomotiv ve kimya sanayileri darbe aldı

Enerji ve kamu hizmetleri hariç tutulduğunda, en büyük kayıplar Almanya’nın kimya ve motor endüstrilerinden geldi. Alman kimya sektörü de 8 milyar avro civarında kayıp yaşadı. Enerji sektörü söz konusu olduğunda en büyük kaybı İngiliz, Fransız ve Norveçli şirketler bildirdi.

Alman Wintershall Dea grubu Ocak ayında yaptığı açıklamada Kremlin’in Rusya’daki işlerini kamulaştırmasının banka hesaplarındaki 2 milyar avroluk nakdi sildiğini söylemişti. Buna karşılık Wintershall’ın sahibi Alman kimya devi BASF, enerji şirketindeki hisselerini 6,5 milyar avro azalttı. Geçen yıl Alman devleti tarafından kurtarılan Uniper 5,7 milyar avro değer azalması kaydederken, Finlandiyalı Fortum da 5,3 milyar avro zarar etti.

Batılı bankaların çoğu hâlâ Rusya’da

On bir Avrupalı otomobil üreticisi toplam 6,4 milyar avro zarar etti. Renault, Mayıs 2022’de Moskova fabrikasını ve Rus Avtovaz’daki hisselerini sattıktan sonra 2.3 milyar avro zarar yazdı. Volkswagen 2 milyar avroluk bir zarar bildirdi ve Mayıs ayında Moskova, VW’nin geçen yıl 111,3 milyar ruble (1,5 milyar avro) değerinde olan ve 4.000 kişinin çalıştığı bir fabrika da dahil olmak üzere yerel varlıklarının satışını onayladı.

Finans sektöründe Fransız Société Générale Nisan 2022’de Rosbank’ı ve sigorta faaliyetlerini Nornikel patronu Vladimir Potanin’e sattı ve bu süreçte 3,1 milyar avro zarar etti.

Ne var ki, Rusya’da iştiraki bulunan 45 Batılı bankadan sadece birkaçı, kısmen Moskova’nın getirdiği kısıtlamalar nedeniyle ülkeden çıktı.

Hâlâ ülkedeki en büyük batılı banka olan Raiffeisen, 1 milyar avroluk zarar ve diğer masrafları üstlendi. Kredi kuruluşu, şu anda 1 milyar avro değer biçtiği Rusya biriminin satışı için araştırma yaptığını söyledi.

Yerel işletmesi için bir alıcı bulma sözü veren UniCredit de 1,3 milyar avro zarar ederken, İtalyan Intesa Sanpaolo 1,4 milyar avro zarar etti.

Avrupa

Deutsche Bank, altın fiyatı tahminlerini yüzde 22’ye varan oranlarda indirdi

Yayınlanma

Deutsche Bank, ABD Merkez Bankasının para politikasına yönelik endişeler ve azalan yatırımcı talebi nedeniyle altın fiyatı tahminlerini üçüncü çeyrek için yüzde 22, dördüncü çeyrek için yüzde 17 düşürdü. Bankanın analisti Michael Hsueh, faiz artışlarının sürmesi halinde altının ons fiyatının 3 bin 800 dolara kadar gerileyebileceğini öngördü.

Deutsche Bank, altın fiyatlarına yönelik üçüncü ve dördüncü çeyrek tahminlerini sırasıyla yüzde 22 ve yüzde 17 oranında düşürdü. Yapılan bu revizyona gerekçe olarak, ABD para politikasına ilişkin endişeler ve daralan yatırım talebi gösterildi.

Bloomberg’in aktardığına göre, Deutsche Bank Analisti Michael Hsueh, üçüncü çeyrek için altın fiyatı tahminini önceki öngörüsünün yüzde 22 altında bir seviye olan ons başına 4 bin 300 dolara çekti.

Analist, dördüncü çeyrek tahminini ise önceki beklentisinin yüzde 17 altında kalan 4 bin 800 dolar seviyesine indirdi.

Revize edilen her iki hedef seviye de altının mevcut fiyatı olan yaklaşık 4 bin 110 dolara kıyasla bir artışa işaret etse de önceki tahminlere göre çok daha az iyimser bir tablo ortaya koydu.

Deutsche Bank’ın daha ihtiyatlı bir yaklaşıma geçmesi, geçen hafta yıllık tahminini ons başına 500 dolar düşürerek 4 bin 900 dolara çeken Goldman Sachs’ın adımını izledi.

Goldman Sachs da revizyon kararına gerekçe olarak ABD Merkez Bankasının (Fed) bu yıl faiz indirimine gitmesini beklememesini göstermişti.

Altın fiyatları içinde bulunulan çeyrekte yaklaşık yüzde 12 oranında değer kaybetti. Orta Doğu’daki çatışmalar başlangıçta enerji fiyatlarının yükselmesine yol açarken, bu durum para politikasının daha da sıkılaştırılacağı beklentilerini artırdı.

Analist Hsueh, “Fed politikasının yeniden değerlendirilmesi ve ABD’deki güçlü makroekonomik veriler, altın fiyatlarındaki düşüşte temel rolü oynadı” değerlendirmesinde bulundu.

Fed, son toplantısında faiz oranını değiştirmeyerek sabit tutmuş ancak faiz artırımına yönelik desteğin arttığı yönünde işaretler vermişti. Kurumun yeni başkanı Kevin Warsh da fiyat istikrarını yeniden sağlama sözü vermişti.

Deutsche Bank’ın dördüncü çeyreğe ilişkin baz senaryo tahmini, Fed’in faiz oranlarını değiştirmeyeceği varsayımına dayanıyor.

Ancak Hsueh, regülatörün üç ila dört kez faiz artırımına gitmesi durumunda, bir ons altının fiyatının yaklaşık 3 bin 800 dolara kadar gerileyebileceği uyarısında bulundu.

Hsueh, altınla desteklenen borsa yatırım fonlarından (ETF) devam eden çıkışların, değerli metal için alışılagelmiş desteğin şu anda mevcut olmadığını gösterdiğini yazdı.

Analist ayrıca, Çin’deki fiziki altın fiyatlarının Comex fiyatlarına göre iskontolu seyretmesinin, bu ülkeden yapılacak ithalatın da piyasayı desteklemeyeceğine işaret ettiğini belirtti.

Diğer taraftan analist, “Tek güçlü destek noktası merkez bankalarının talebi olmaya devam ediyor ve bu durumun bir süre daha böyle sürmesini bekliyoruz” değerlendirmesini ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Teknoloji CEO’ları, AB politikalarını şekillendirmek istiyor

Yayınlanma

Bir grup Avrupalı teknoloji şirketi CEO’su, AB’nin sanayi liderlerinin yararına politika oluşturma sürecini hızlandırmak amacıyla Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in dikkatini çekmek istiyor.

Hollandalı çip makinesi üretim devi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, pazartesi günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Önce çok karmaşık politikalar oluşturup sonra bunları basitleştireceğiz diyemezsiniz. En başından doğru politikayı uygulamak çok daha iyidir.”

Fouquet, havacılık devi Airbus, telekom devi Ericsson ve yapay zeka öncüsü Mistral’ın yöneticileriyle birlikte Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i ziyaret etti.

CEO’lar, AB’yi bürokrasiyi daha fazla azaltmaya, birleşme kurallarını yeniden gözden geçirmeye ve ABD’ye karşı kendi içinden çıkan şampiyonlara yatırım yapmaya çağırdı.

Bu, Airbus, ASML, Ericsson, Mistral, Nokia, SAP ve Siemens gibi dev şirketlerin yer aldığı “European Tech Creators” adlı yeni bir sürekli diyalog girişiminin parçası.

Grup, AB kurumlarının ihtiyaçlarına daha iyi hizmet etmesini istiyor; tıpkı ABD ve Çin gibi rakip bölgelerde görülen hükümet ile sanayi arasındaki işbirliği gibi.

Fouquet, “Sürekli konuşmamız gerekiyor çünkü Avrupa için söz konusu olan mesele çok önemli. Ve bir diyalog kurmak zaman alır. Rakip olduğumuz taraflar bunu son derece etkili bir şekilde yapıyor,” diye ekledi.

Airbus CEO’su Guillaume Faury ise şöyle konuştu:

“Avrupa’nın bugün yaptıklarının, Avrupa’nın yapması gerekenler olmadığı konusunda aynı görüşteyiz… Eğer bu bir lobi faaliyeti ise, bu başarılı bir Avrupa için yapılan bir lobi faaliyetidir.”

Grup, nisan ayı sonunda von der Leyen ile bir görüşme gerçekleştirdi ve açık sözlü bir mesaj iletti: “Düzenlemeleri gevşetin, yoksa Avrupa’nın bir inovasyon gücü olarak geleceğini heba edeceksiniz.”

Bir hafta sonra, Almanya’nın güçlü desteğiyle sektör, daha az kural ve ertelenen bir son tarih içeren yapay zeka basitleştirme tasarısında bazı kazanımlar elde etti.

Sunumlarının bir parçası, Brüksel’in endüstri ile daha yakın istişare içinde düzenlemeleri daha hızlı gevşetmesi, birleşmelerin önünü açması ve tek pazarı tamamlaması.

Ericsson’un görevden ayrılan CEO’su Börje Ekholm, “Pazarın tamamen parçalanmasına izin verdik ve kimseye rekabet edebilecek ölçekte bir yapı sağlamadık. Bir adım geri çekilip bu konuda endüstriyel bir düşünce süreci izlemeliyiz,” diye konuştu.

Hız da son derece önemli bir mesele olarak öne çıkıyor. Fransız yapay zeka devi Mistral’ın kurucu ortağı Arthur Mensch şunları söyledi:

“Yapay zeka alanında işler son derece hızlı ilerliyor. Karşı karşıya olduğumuz sorun, iki yıl içinde işlerin çoktan geç kalmış olabileceği.”

Mensch, Komisyonun bulut ve yapay zeka geliştirmeye ilişkin son önerisinin doğru yönde atılmış bir adım olduğunu ama çok yavaş ilerlediğini belirtti.

Von der Leyen, AB başkanı olarak ikinci görev dönemine başladığından beri endüstri yanlısı bir deregülasyon gündemini savunuyor. 

Gelgelelim Siemens Yönetim Kurulu Başkanı Jim Hagemann Snabe’nin endüstriyel yapay zeka konusunda Komisyon danışmanı olarak atanması, AB yürütme organının Avrupa’nın endüstri devlerine çok yakın olduğunu savunan muhaliflerden eleştiri aldı.

Fouquet bu eleştirileri reddederek, “Başkan, endüstriden birinden gelip yardım etmesini istedi ve o kişi de gidip yardım etmeye karar verdi. Ve bizim karar için verdiğimiz tek ödül, o kişiyi çıkar çatışmasıyla suçlamak,” dedi. 

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman hükümetinden emeklilik sisteminde kapsamlı reform taahhüdü

Yayınlanma

Alman Şansölyesi Friedrich Merz, ideolojik açıdan bölünmüş koalisyonunu, yılın ikinci yarısında Almanya’nın emeklilik sisteminde kapsamlı bir reform yapmaya ikna edeceğine söz verdi.

“Hızlı hareket etmeliyiz, çünkü karşı karşıya olduğumuz sorunlar ertelenemez,” diyen Merz, akademisyenler ve milletvekillerinden oluşan bir uzman komisyonunun, Almanya’nın emeklilik sistemini reform etmek için 33 öneri sunmasının ardından Berlin’de gazetecilere konuştu.

Merz şunları söyledi:

“Aslında çoktan geç kalmış durumdayız. Bunların hepsini yıllar, hatta on yıllar önce halletmiş olmalıydık… Şimdi bu süreci çok hızlı bir şekilde başlatmak ve yılın ikinci yarısında bu reformu hayata geçirmek için gerekli kararları almak istiyorum.”

Merz’in hızla uygulamaya koyacağına söz verdiği 33 öneri arasında, İsveç sistemini örnek alan zorunlu sermaye fonlu emeklilik tasarruf planı ve emeklilik yaşı ile ortalama yaşam süresi arasında bir bağlantı kurulması yer alıyor.

Bu bağlantı uyarınca emeklilik yaşı, 2032’den itibaren her on yılda yaklaşık altı ay artacak.

Raporda yer alan bir özet, “Emeklilik yaşı en erken 2092’den itibaren 70 olacak” ifadesini içeriyor.

Bu reform, Merz ve hükümetin liderlerinin önümüzdeki haftalarda üzerinde anlaşmaya varmayı taahhüt ettikleri, vergi politikası, emeklilik ve uzun süreli bakım sigortasını kapsayan bir dizi acil ve uzun süredir ertelenen önlemden biridir.

Amaç, ana muhalefet partisi Almanya için Alternatif’e (AfD) verilen desteğin artmaya devam etmesi karşısında, popüler olmayan ve zaman zaman iç çekişmelerin yaşandığı koalisyonun hâlâ yönetme kapasitesine sahip olduğunu göstermek.

Merz’in partisi CDU ile koalisyon ortağı SPD’nin liderlerinden Bärbel Bas da komisyonun önerilerinin hızlı bir şekilde uygulanacağına söz verdi.

Bas, önerilerin kapsamlı bir paket oluşturduğunu ve ideolojik tercihlere göre tek tek önlemlerin seçilemeyeceğini savundu.

“Burada şunu açıkça belirtmek istiyorum: Bu paketi uygulamak istiyorum,” diyen ve aynı zamanda çalışma bakanı olarak bu konudan sorumlu olan Bas, Merz’in yanında yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Bunu gerçekleştirmek için, kendi saflarımızdaki parlamento gruplarının desteğini almamız kesinlikle gerekecek. Bu önemli çünkü sonuçta paketin Alman Federal Meclisi tarafından onaylanması gerekiyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English