Amerika
Gabbard, istihbarat merkezinin başına ‘derin devlet’ düşmanını atadı

Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard, istihbarat analiz merkezini yönetmesi için deneyimli bir eski casus ve “derin devlet” eleştirmenini görevlendirdi.
Nicholas Kass’ın Ulusal İstihbarat Konseyi (NIC) başkan vekili olarak atanması, Gabbard’ın, ABD’nin üst düzey yetkililerinin talebi üzerine önemli ulusal güvenlik konularını değerlendiren etkili istihbarat değerlendirme grubu üzerinde daha fazla kontrol sağlamaya çalıştığının en son işareti.
NIC, uzun süredir siyasetten bağımsız olarak faaliyet gösterdiğini övünerek anlatıyor olsa da, son aylarda siyasi bir çamur savaşının içine sürüklendi ve Kass’ın atanması bu durumu yatıştırmaya pek yardımcı olmayacak gibi görünüyor.
Gabbard, geçen ay, Donald Trump’ın sert göçmen politikasının önemli bir ayağını zayıflatacak gibi görünen gizli bir değerlendirme raporu yayınladıktan kısa bir süre sonra NIC’nin en üst düzey iki yetkilisini görevden almasıyla Demokratlar arasında şiddetli eleştirilere yol açtı.
Gabbard daha sonra, siyasileşme iddialarını daha iyi ele almak için NIC’yi CIA’den Ulusal İstihbarat Direktörü Ofisine (ODNI) taşıdı ve medya haberlerine göre, kurumun çalışmaları üzerinde daha sıkı bir denetim süreci başlattı.
Trump yönetimi yetkilileri ve birçok Cumhuriyetçi ulusal güvenlik yetkilisi, ABD istihbarat topluluğunun “sol eğilimli” olduğunu ve reformlara ihtiyacı olduğunu savunuyor.
POLITICO’ya konuşan kaynaklara göre Trump destekçileri Kass’ta iki önemli özelliği görüyorlar: ABD istihbarat topluluğu içinde önemli deneyim ve bozuk statükoya meydan okuma isteği.
Kass, Demokratlara karşı yoğun şüpheciliğini ve Trump’a olan şiddetli hayranlığını ifade eden birkaç makale yazdı ve sosyal medya paylaşımı yaptı.
Kass’ın X hesabına sabitlediği Kasım 2024 tarihli bir gönderide, Trump’ın 2024 seçimlerindeki “epik” zaferini “Derin Devlet ve onun otoriterliği, operasyonları, kuklaları ve destekçileri ile ideolojik iddiaları ve diğer uzantılarının kamuoyu tarafından tamamen reddedilmesi” olarak nitelendirdi.
ODNI bu haberle ilgili yorum yapmayı reddetti. Fakat, seçim hakkında serbestçe konuşmak için isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir ODNI yetkilisi, Kass’ın istihbarat camiasında 30 yıllık kariyeri boyunca kendini kanıtladığını iddia etti.
Rusya, Orta Doğu ve Avrupa uzmanı olan Kass, LinkedIn profiline göre, Ulusal Güvenlik Konseyi, NIC, CIA ve Dışişleri Bakanlığında üst düzey analitik görevlerde bulundu.
Kass’ın bu göreve kalıcı olarak atanmasının değerlendirilip değerlendirilmediği belli değil. NIC başkanlığı için Senato onayı gerekmiyor.
NIC ile ilgili endişeler, Washington Post’un gizli bir değerlendirmede Nicolas Maduro hükümetinin ABD’deki Venezuela suç çetesinin işgalini yönlendirmediğini tespit ettiğini bildirmesinin ardından nisan ayında patlak verdi çünkü bu iddia, Trump yönetiminin şüpheli çete üyelerini yargılamadan sınır dışı etme politikasının temel hukuki gerekçesi olmuştu.
Daha sonra basına sızan e-postalar, Gabbard’ın baş danışmanı Joe Kent’in NIC yetkililerini analizlerini değiştirmeleri için baskı yaptığını ortaya çıkardı ve Demokratları daha da endişelendirdi.
ODNI yetkilileri, NIC’nin o dönemki başkan vekili Michael Collins ve yardımcısı Maria Langan-Riekhof’un kendilerinin önyargılı olduğunu öne sürdü. Ayrıca, Kent’in baskılarının sınırları aşmadığını savunmak için Kent ve Collins arasındaki e-posta yazışmalarının daha fazla ayrıntısını da yayınladılar.
LinkedIn profiline göre, Kass dört yıl önce hükümetten ayrıldığından beri özel danışman, küçük bir aile şirketinin yönetici direktörü ve Ulusal Çıkar Merkezinde kıdemli araştırmacı olarak çalıştı.
Kass, bu göreve derin bir hükümet deneyimi getiriyor olsa da, Trump yetkililerinin öncelik vermek istediklerini söyledikleri iki ulusal güvenlik konusunda fazla deneyimi yok gibi görünüyor: Çin ve uluslararası organize suç.
Son zamanlarda Trump ile gergin bir ilişkisi olan Gabbard, tartışmalı personel atamalarıyla tanınıyor. Bu yılın başlarında, bir adayın İsrail’e yönelik önceki eleştirileri nedeniyle ODNI’de üst düzey bir istihbarat görevine atamayı geri çekmek zorunda kaldı.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa5 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek








