Bizi Takip Edin

RUSYA

“General kış”, Batı – Rusya savaşı ve nükleer risk

Yayınlanma

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Rusya ile İttifak arasındaki savaş ihtimalinin “gerçek bir olasılık” olduğunu söyledi. Bir Norveç kanalına konuşan Stoltenberg, “Ukrayna’daki savaşın kontrolden çıkıp NATO ile Rusya  arasındaki büyük bir savaşa dönüşmesinden endişe ediyorum” diyor ve “böyle bir savaştan kaçınmak mümkün ama tehdit gerçek” yorumunu yapıyor. Birinci yılına yaklaşan savaşın “Batı’nın nefesi yettiği kadar” devam edeceği netlik kazanırken bastıran kış şartlarını Rusya’nın sonuna kadar kullanmak istediği ortada.

Harici’ye konuşan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nurşin Güney, “Kış bitimi baharın gelip gelmediğini göreceğiz” yorumunu yapıyor. Güney, “NATO’nun genişlememesine yönelik sözler tutulmadı. Renkli devrimler ve benzeri süreçleri takiben bu karmaşa içinde savaşı görüyoruz. Ukrayna savaşının başlangıcında Batı’nın yaptığı hatalar var. Rusya’nın da Budapeşte Memorandumu bağlamında Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün korunması taahhüdünü çiğneyerek yaptığı hatalar var” diyor.

Peki, bu hatalar ucu nükleer savaşa çıkabilecek bir çatışmaya dönüşür mü? Avrupa’nın uzun kışı nasıl geçecek? NATO Genel Sekreteri’nin “kaygılarını” nasıl okumak lazım?

“Savaşın sonucuna varmak için çok erken”

Cephedeki durumu ana hatlarıyla özetleyecek olursak, Rus ordusu, Donetsk ve Herson’un belli bölümlerinden çekildi. Kerç Köprüsü saldırıya uğradı. Karadeniz Filosu’nun amiral gemisi Moskova’nın batırılması, Sivastopol’daki savaş gemilerinin vurulması Rusya’nın da el yükseltmesinin nedenleri arasında sıralanıyor.

Dahası Ukrayna sürekli artan Batı menşeili silah envanteriyle Rusya’nın iç bölgelerine saldırılar düzenlemeye başladı. Aralık ayının ilk haftasında Rusya’nın Ukrayna sınırına yüzlerce kilometre uzaklıktaki üç Rus ordusuna ait hava üssü Ukrayna tarafından vuruldu. Olay üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “Ukrayna’ya Rusya topraklarında kullanması için silah vermedik. Bunların savunma amaçlı tedarikler olduğunu açıkça beyan ettik. Başkan da daha önce açık bir şekilde ifade etti. Ukrayna’ya sınırlarının ötesinde saldırılar düzenlesin diye destek vermiyoruz. Ukrayna’nın sınırları dışında saldırılar düzenlemesini de teşvik etmiyoruz” demek durumunda kaldı. Rusya ise Ekim ayından bu yana ağırlıklı olarak Ukrayna’nın sivil alt yapısını hedef almaya başladı.

Kış şartlarının da bastırmasıyla sivil alt yapıyı hedef alan saldırıların cephede yeni sonuçlar doğurması mümkün. Prof. Dr. Nurşin Güney, Rusya’nın bu taktik değişikliğini “Kritik altyapılarını vurarak Ukrayna’nın mücadele azmini ve kapasitesini çökermeye çalışıyor” sözleriyle değerlendirdi.

Ukrayna’nın kış taleplerine Batı’nın dayanma limiti 

Batı’yı, Avrupa ve ABD olarak iki ayrı kümede değerlendiren Prof. Dr. Nurşin Güney, ABD’ye yakın dönemde yaptığı bir ziyaretten hareketle şu gözlemini aktarıyor:

ABD’de ciddi bir rahatsızlık yok ve sistem işliyor. ABD’de Ukrayna’da bir savaş olduğu yönünde hissiyat yok. Rusya’nın ise Batı pazarına alternatifleri var. Buradaki kayıplarını telafi edebilir ve kendi kendine yeterli olabilecek düzeyde ekonomik, doğal kaynakları bulunuyor.  Avrupa Birliği (AB) daha çok zarar görecek. Bu da halkı etkileyecek. Zaman zaman protestoları görüyoruz Avrupa’da. ABD’nin ise Rusya karşıtı politikasını değiştireceği yönünde bir işaret yok. ABD’nin amacı Rusya’yı iktisadi ve askeri olarak küçültmek.”

ABD’nin kaya gazı devrimiyle enerjide kendine yeterliliği sağladığını anımsatan Güney, Avrupa Birliği (AB) için ise durumun tam tersi olduğunu vurguluyor. Batı’nın desteği sayesinde bu savaşı sürdürüldüğünü belirten Güney’e göre “Avrupa’nın ve Ukrayna’nın dayanıklılığı” savaşın gidişatında belirleyici olacak. Rusya’yı bütünüyle “kaybeden” olarak gösteren yorumlara ise katılmadığını ifade eden Güney, Moskova’nın bu savaşta henüz bütün kapasitesini kullanmadığını vurguladı.

Paris’te düzenlenen Ukrayna Halkıyla Dayanışma konferansında konuşan Ukrayna Başbakanı Denis Şmihal ise dayanma kapasitelerini artırmak için ülkesinin enerji alt yapısını koruyacak Patriot ve benzeri gelişmiş hava savunma sistemlerinin ülkesine verilmesini istedi. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise kış aylarındaki zorlukları aşabilmek için Avrupa’nın önüne 6 maddelik liste koydu. Listede enerji alt yapısının tamiri, gaz tribünleri, pistonlar, 2 milyar metreküp gaz satın almak için mali destek gibi istekler sıralanıyor. 6. madde ise Zelenski’nin “Rusya’nın enerji terörü” olarak tanımladığı eylemlerine karşı “Paris mekanizması” kurulması. Başbakan Şmihal ise alt yapı onarımı için acil 1 milyar dolarlık kaynak talebinde bulunmuştu.

Ukrayna Halkıyla Dayanışma Konferansı – 13 Aralık 2022  – Paris

Rusya nereye kadar gerileyebilir?

Ukrayna savaşıyla Brüksel-Moskova arasındaki diyalog mekanizmaları bütünüyle işlevsizleşti. Kuzey akıma sabotajla enerji temelinde gelişen ekonomik ilişkilere de kalıcı bir darbe vuruldu. Şimdi kaygı, bu savaşın daha da genişleyip Rusya – Batı savaşına dönüşmesi ya da Rusya’nın savunma doktrini kapsamında taktik nükleer silaha başvurması.

Aslında Rusya, “özel askeri operasyon” kapsamında uzun süre sivil alt yapıyı hedef almamıştı. Ancak dört bölgenin referandumla Rus toprağı ilan edilmesinden bu yana gerilim farklı bir kanaldan tırmanmaya başladı. Kremlinden yapılan son açıklama şu şekilde: “Ukrayna tarafının şimdiye kadar geçen zamanda oluşan gerçeklikleri kabul etmesi gerekiyor. Bu gerçeklikler, Rusya Federasyonu’na referandumlar sonucunda yeni bölgeler (Donetsk ve Lugansk cumhuriyetleri ile Herson ve Zaporojye) eklendiğini söylüyor. Bu yeni gerçeklikleri kabul etmeden ileri doğru gitmek imkansız.” Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in, Noel’e kadar Rus birlikleri geri çekilsin teklifine Kremlin sözücü Peskov, “Bu, söz konusu dahi olamaz” yanıtını verdi.

Moskova, dört Ukrayna bölgesini artık Rus toprağı olarak gördüğüne göre buraya yapılan saldırılara verilecek yanıtın içeriği değişiyor. Bu yeni kırmızı çizgilerin Ukrayna ordusu tarafından aşındırılması ve Rusya içlerine kadar uzanan saldırılar “Rusya’nın büyük güç olarak yenilme seçeneğinin olmaması” ile birleşince taktik nükleer silahlar devreye girer mi sorusu daha sık sorulmaya başlandı.

Prof. Dr. Nurşin Güney,  büyük bir nükleer güç olarak Rusya’nın “geri çekilme” limitlerine ilişkin “Taraflardan birisi son kertede kaybettiği anda taktik nükleer silahları kullanabilir. Kullanma ihtimali yok değil. Kaybetmemek adına bu taktik nükleer güçlere başvurma ihtimali yüksek. Son kertede her şeyi kaybettiği sonucuna varacak bir Rusya’nın taktik nükleer güce başvurma ihtimali var” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya’nın “Statükoyu sarsma gücü”ne işaret eden Güney, savaşın halen devam ettiğini ve NATO ile Rusya’nın şu aşamada bir savaşa girme niyetinde olmadığını ekledi. Ancak Rusya lideri Vladimir Putin’in Aralık ayı başı itibariyle nükleer savaş riskine işaret ettiği konuşmaları bu konudaki tartışmaları alevlendirmiş durumda. Rusya İnsan Hakları Konseyi toplantısında konuşan Putin, “İlk kullanan biz olmayacağız ama bu aynı zamanda ikinci kullanan da biz olmayacağız anlamına geliyor. Çünkü topraklarımıza nükleer bir saldırı düzenlenmesi durumunda karşılık verme imkanımız son derece kısıtlı olur” demişti. Bu sözleirn ardından İsrail’den ilginç bir analiz geldi.

Jeruselam Post analizi: Ukrayna’ya nükleer silah verilmemeli 

Bir dönem İsrail ordusunda da görev yapmış olan askeri analist Ehud Eilam’ın yazısının başlığı “Hiçbir ülke Ukrayna’ya nükleer silah vermemeli.” Güvenlik çalışmaları alanında altı kitabı bulunan Ehuh Eilam, Ukrayna’ya ABD, İngiltere veya bir başka NATO üyesi tarafından neden taktik nükleer silah verilmemesi gerektiğini açıklıyor. İsrailli güvenlik analistine göre, Ukrayna’ya nükleer silah vermek Rusya’yı Ukrayna’da daha fazla saldırdan olmaktan caydırabilir ancak bunu yapmak son derece tehlikeli.

Uç senaryoların canlandırıldığı analizde, “Ukrayna’nın görece yeni bir devlet olduğu, NATO’nun bu ülkenin karar mekanizmalarını  tam olarak anlamayabileceği, demokrasisinin kırılgan olduğu, Ukrayna liderinin bu silahları kontrol etmesinin zor olabileceği” belirtiliyor. Yine Ukrayna’nın “hayal kırıllığı” ile bu silahları Rusya’ya karşı kullanarak NATO’yu savaşın içine çekme olasılığından bahsediliyor. Askeri analist Ehuh Eilam’a göre; “NATO Ukrayna’ya nükleer silah verirse Rusya’nın bir NATO ülkesine saldırma olasılığı artacaktır.”

Yazar, NATO’yu tehlikeye atmadan Ukrayna’ya taktik nükleer silah verme seçeneğinin bu silahların hızla yayılabileceği bir ortam yaratacağı uyarısıyla yazısını bitiyor. Böyle bir adım atıldığı takdirde “Rusya korkusu” nedeniyle Polonya gibi birçok NATO ülkesinin yanı sıra İran’a karşı Körfez ülkelerinin de talepte bulunabileceği belirtiliyor.

Türkiye’nin göze batan denge politikası

Türkiye işte bu fırtınada denge gemisini yürütmek için çabalıyor. AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’e göre ise “Türkiye’nin, AB’nin Rusya’ya yönelik kısıtlayıcı önlemlerine katılmama politikası giderek artan endişe kaynağı.” Borell sözlerinin devamında “Türkiye de dahil bütün aday ülkelerden, Rusya’ya karşı kararlaştırılan önlemlere uymalarını bekliyoruz” diyor.

Türkiye’nin dengede durma sınırı veya limiti nedir sorusuna Güney, şu yanıtı veriyor:

“Türkiye yaptırımlara inanmıyor ve bugüne kadar yaptırımlarla bir sonuç alınamadı. İran’a kaç yıldır yaptırım uygulanıyor. Şu an nükleer silah üretme sınırına yaklaştılar. Ayrıca bize kendi müttefikimiz yaptırım uyguluyor. Dahası İsrail’in de AB ile çok sıkı ilişkileri var. O da yaptırım uygulamıyor Rusya’ya. Neden Türkiye’ye yöneltilen sorular İsrail’e yöneltilmiyor? Ayrıca biz AB üyesi değiliz. Aday üyeyiz. Böyle bir hukuki sorumluluğumuz yok.”

Rusya’nın en başta gündeme getirdiği “yazılı güvenlik garantileri” konusunda bir adım atılması halinde çeşitli pazarlıkların yapılması olası. Ancak Rusyanın en güçlü olduğu ve değişmez kadim komutanı “general kış” aylarında ordu birliklerine Kiev’in talep ettiği gibi Noel izni vermesi pek olası görülmüyor.

AVRUPA

FT: AB’nin Fridman ve Aven’e yönelik yaptırımları kaldırması emsal teşkil ediyor

Yayınlanma

Financial Times (FT) gazetesi, Avrupa Birliği’nin (AB) Alfa Group kurucuları Mihail Fridman ve Pyotr Aven’e dönük yaptırımların kaldırılması yönündeki kararının Brüksel makamları tarafından ‘endişe verici bir emsal’ teşkil ettiği değerlendirmesini yaptı.

Gazeteye konuşan ismi belirsiz AB yetkilileri ve uzmanlar, kararın bir kişinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakınlığının Ukrayna’daki çatışmaları desteklediğine inanmak için gerekçe oluşturduğu yönündeki yaptırım ilkesinin sorgulanmasına yol açtığını söyledi.

Gazeteye göre, Brüksel’in emsal niteliğindeki kararı ‘Kremlin’le bağlantılı yüzlerce kişiye’ kısıtlamalara itiraz etme fırsatı sağlayacak.

Uzmanlar, kararın, AB yaptırımlarının hazırlanmasındaki bir dizi kusuru ortaya çıkardığını da ifade etti.

FT‘ye konuşan yaptırım altındaki bazı Rusya vatandaşları, kendilerine karşı kullanılan kanıtların mesnetsiz, hatalı ya da yanıltıcı olduğunu ve ağırlıklı olarak kamuya açık bilgilere dayandığını belirtti.

Pyotr Aven ve Mihail Fridman’in Kremlin bağlantılarına ilişkin kanıtlar dört makale içeriyordu. Bunlardan biri 2005 yılında yayımlanmıştı ve Putin’in, şirketleri Alfa Group’tan övgüyle söz ettiğini öne sürüyordu.

Gazetenin kaynakları, yaptırımların hızlı bir şekilde kabul edilmesi ihtiyacının Brüksel makamları tarafından alınan durum tespiti tedbirlerinden doğduğuna dikkat çekti.

Yaptırım mekanizması hakkında bilgi sahibi bir kaynak, gazeteye yaptığı açıklamada “Bu belgelerden bazıları birkaç saat öncesinden haber verilerek hazırlanmıştı,” ifadelerini kullandı.

AB, Fridman ve Aven’e yönelik yaptırım kararını 2022’nin nisan ayında almıştı. 10 Nisan’da, AB’nin kısıtlamaları temelsiz bularak kaldırmaya karar verdiği öğrenilmişti.

IMF: Rusya yaptırımlar karşısında şaşırtıcı bir ekonomik büyüme gösterdi

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Rusya Dışişleri: İran, İsrail’e saldırısını meşru müdafaa hakkı çerçevesinde gerçekleştirdi

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanlığı, İran’ın önceki hafta Şam’daki konsolosluğuna İsrail tarafından düzenlenen saldırıya cevaben İsrail’deki hedeflere saldırı gerçekleştirmesinin, BM tüzüğünün 51. Maddesinde öngörülen meşru müdafaa hakkı çerçevesinde olduğu değerlendirmesini yaptı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, “İsrail topraklarına 14 Nisan günü erken saatlerde çok sayıda füze ve insansız hava aracı fırlatıldı. İran Dışişleri Bakanlığı’na göre bu saldırı, 1 Nisan’da Şam’daki İran Büyükelçiliğinin konsolosluk bölümüne düzenlenen ve ülkemizin şiddetle kınadığı saldırı da dâhil olmak üzere bölgedeki İran hedeflerine yönelik saldırılara cevaben BM tüzüğünün 51. Maddesinde öngörülen meşru müdafaa hakkı çerçevesinde gerçekleştirildi. Ne yazık ki Güvenlik Konseyi, Batılı üyelerinin benimsediği tutum nedeniyle, İran konsolosluk misyonuna dönük saldırıya uygun bir yanıt veremedi,” ifadelerine yer verildi.

Moskova’nın bölgede bir başka tehlikeli tırmanıştan büyük endişe duyduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Başta Filistin-İsrail ihtilafı olmak üzere, Orta Doğu’da çözüme kavuşturulamayan ve çoğu zaman sorumsuz provokatif eylemlerle körüklenen sayısız krizin gerilimi daha da artıracağı konusunda defalarca uyarıda bulunduk. Çatışmaya müdahil olan tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz. Bölge ülkelerinin mevcut sorunları siyasi ve diplomatik yollarla çözmelerini bekliyoruz. Yapıcı düşünen uluslararası aktörlerin de bu çabaya katkıda bulunmalarının önemli olduğuna inanıyoruz,” denildi.

Nebenzya: BMGK’nın ikiyüzlülük ve çifte standardına şahit olmak utanç verici

Öte yandan Rusya’nın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya, dün New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında İran’ın misillemesini değerlendirdi.

Nebenzya, “Aslında ABD, İngiltere ve Fransa, ilgili Viyana Sözleşmelerinde yer alan diplomatik ve konsolosluk tesislerinin dokunulmazlığına ilişkin uluslararası hukukun temel ilkelerinin tüm devletler için geçerli olduğunu ve eşit şekilde uygulandığını teyit etmeyi reddetti. Sonucu görüyorsunuz. Diplomatik bir misyona yapılan saldırının uluslararası hukuka göre bir savaş sebebi olduğunu biliyorsunuz,” vurgusunu yaptı.

Eğer Batılı diplomatik misyonlar saldırıya uğrasaydı, tepkilerin çok daha farklı olacağına işaret eden Nebenzya, “Çünkü sizin için Batılı misyonları ve Batılı vatandaşları ilgilendiren her şey kutsaldır ve korunmalıdır. Ancak söz konusu diğer devletler, onların vatandaşları ve meşru müdafaa hakkı da dahil olmak üzere hakları olduğunda, ‘durum farklı’ diyorsunuz,” yorumunda bulundu.

Nebenzya, şöyle devam etti: “Bugün Güvenlik Konseyi’nde yaşanan ikiyüzlülük ve ‘çifte standart’ geçidi o kadar iğrenç ki buna şahit olmak bile utanç verici. Rusya, başta Filistin-İsrail çatışması olmak üzere Orta Doğu’da yaşanan ve çoğu zaman sorumsuzca tek taraflı provokatif eylemlerle körüklenen sayısız krizin çözüme kavuşturulmamasının bölgede gerilimin artmasına neden olacağı konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki hiçbir ülkenin bölgesel ve uluslararası bir çatışma ya da siyasi hesaplaşma arenası haline gelmemesi gerektiğini defalarca dile getirmiştik. Fakat 14 Nisan gecesi yaşananlar durup dururken gerçekleşmedi.”

İran’ın attığı adımların, BM Güvenlik Konseyi’nin İsrail’in Şam’a yönelik ilk olmayan saldırısına karşı utanç verici bir hareketsizlik sergilemesine bir yanıt olduğunu belirten Rus diplomat, şöyle devam etti:

“Suriye İsrail tarafından sürekli bombalanıyor. Birçoğunuz, Orta Doğu’daki mevcut tırmanış patlamasının, BM Güvenlik Konseyi’nin 2728 sayılı kararının acil ateşkes yönündeki açık talebine rağmen, Batı Kudüs’ün Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da altı aydan uzun bir süredir eşi benzeri görülmemiş bir ölçekte devam eden operasyonunun arka planında gerçekleştiğini doğrudan belirtme cesaretini gösteremediniz. Amerikalı ve diğer meslektaşlarımız tarafından tırmandırılan İran’la ilgili durum göz önünde bulundurulduğunda, mevcut krizin temel nedenlerinin bu şekilde ‘susturulmasının’ kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. İsrail’in (bahsettiğim) BMGK kararının gereklerini yerine getirmemesi, Konsey’e – üye ülkelerin koltuklarında oturan sizlere – karşı açık bir saygısızlık ve Güvenlik Konseyi’nin kararlarını tamamen hiçe saymaktır. BMGK kararlarına uymamak kimsenin yanına kâr kalmamalıdır.”

Medvedev: Amerika, Orta Doğu’da büyük bir savaş istemiyor

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev de Washington yönetiminin halihazırda bölgede büyük bir savaş riskine girmek istemediğini kaydetti.

Telegram kanalından paylaşımda bulunan Medvedev, “Washington için Orta Doğu’da yaşananlar ile Ukrayna’da yaşananlar arasındaki fark nedir? Amerika, Orta Doğu’da büyük bir savaş istemiyor. Dengeyi korumaya ve itidal göstermeye çalışıyor. Gazze’deki ölümler Biden’ın seçim beklentilerini kötüleştiriyor ve İsrail ile İran arasındaki bir savaş ek bir belirsizlik yaratıyor. Ancak buradaki can kayıpları onlar için önemsiz. Hatta her iki taraftan da ne kadar çok, o kadar iyi. Ne de olsa Amerikalı yetkililerin dediği gibi bunlar ‘yatırım’. Ve yatırım yapmaya devam ediyorlar…” ifadelerini kullandı.

Scott Ritter: İsrail, etrafında olup bitenlere karşı kör davranıyor

Okumaya Devam Et

RUSYA

Rusya’da eski Soruşturma Komitesi görevlisine zimmete para geçirme suçlaması

Yayınlanma

Kommersant‘ın haberine göre, terör saldırıları ve toplu katliamlara yönelik soruşturmalarla tanınan ve zimmetine para geçirmekle suçlanan Soruşturma Komitesi Ana Soruşturma Dairesi’nin eski savcısı Aleksandr İzbenko, Donetsk’te saklandığı yerde yakalandı.

İzbenko, 2023 sonbaharında kıdem esasına göre emekli olduğunu açıkladı. O dönemde, mülk envanteri prosedürü başladı, bu da soruşturma dosyalarının ve İzbenko’nun maddi kanıtlarının diğer soruşturmacılara devredilmesi anlamına geliyordu.

12 Ekim’de yapılan teftiş sırasında İzbenko hakkında Rusya Federasyonu Ceza Kanunu’nun 160. maddesinin 4. fıkrası (organize bir örgüt tarafından işlenen zimmete para geçirme veya suiistimal) kapsamında dava açıldı.

Aramaya FSB görevlileri de katıldı ve İzbenko’yu Donetsk’de buldular. Ancak eski savcı, muharebe operasyonlarına katılmadı, nikahsız eşinin ailesinin yanında saklanırken bulundu.

TASS haber ajansı, Kommersant’ın haberini takiben, İzbenko’nun tutukluluğunun 12 Haziran 2024 tarihine kadar uzatıldığını bildirdi.

Moskova Basmanniy Mahkemesi, önleyici tedbirin kaçma şüphesiyle ev hapsine dönüştürülmesini reddetti.

İzbenko, Devlet Soruşturma Komitesi’nin organize suç faaliyetlerini ve geçmiş suçları soruşturan dairesinin eski başkan yardımcısı.

Daha önce İzbenko, kamuoyunda yankı uyandıran pek çok davanın soruşturmasında yer aldı.

Bunlar arasında 2015 yılında Sina Yarımadası üzerinde gerçekleşen ve Airbus A321’in vurulduğu (225 kişinin öldüğü) terör saldırısının soruşturulması, uçakta bulunan Total Başkanı Christophe de Margerie’nin öldüğü Vnukovo’daki Falcon uçak kazası, 2021 yılında Kazan’da bir ilkokula düzenlenen silahlı saldırı yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English