Asya
Güney Kore cumhurbaşkanı adayı Lee, seçilirse Kuzey Kore ile acil iletişim hattını yeniden kuracağını söyledi

Güney Kore cumhurbaşkanlığı seçimlerinde liberal aday Lee Jae-myung pazartesi günü, seçilmesi halinde Seul ile Kuzey Kore arasındaki iletişimin yeniden kurulmasını, bunun için askeri bir acil hat da dahil olmak üzere tüm yolları kullanacağını söyledi.
İki Kore geçmişte acil hatlar aracılığıyla iletişim kurmuştu ancak görevden azledilen başkan Yoon Suk Yeol’un düşmanca açıklamaları ve politikaları sonrası Pyongyang, 2023’ten beri bu hatlara yanıt vermemişti.
3 Haziran seçimlerinde kamuoyu yoklamalarında önde giden Lee ayrıca, Facebook’ta yaptığı bir paylaşımda, önceki yönetim altında “en kötü duruma” geldiğini söyledi Çin ile ilişkileri “istikrarlı bir şekilde yöneteceğini” de belirtti.
Lee, ABD-Güney Kore ilişkilerini kapsamlı bir stratejik ittifaka dönüştürmeyi ve Güney Kore, ABD ve Japonya arasındaki işbirliğini güçlendirirken, Japonya ile ilgili geçmişteki tarihi ve toprak sorunlarına ilke olarak yanıt vermeyi taahhüt etti.
Lee’nin başlıca muhafazakar rakibi Kim Moon-soo’nun danışmanları, Lee’nin önerilerinin, Washington ile ittifakı güçlendirme ve Pyongyang ile diyalog kapılarını açık tutma yönündeki taahhüdüyle büyük ölçüde örtüştüğünü söyledi.
Ancak eski nükleer elçi ve Kim’in dış politika danışmanlarından Kim Gunn, Lee’yi daha ılımlı seçmenlere hitap etmek için politika yönünü değiştirdiği gerekçesiyle eleştirdi.
Eski birleşmeden sorumlu bakan yardımcısı olan bir başka danışman Kim Hyungsuk da Lee’nin vaatlerinin Kuzey Kore’nin ciddi nükleer tehdidini ele almadığını, yalnızca izole edilmiş ülkeyle yeniden ilişki kurmaya çalıştığını söyledi.
3 Haziran’da yapılacak seçimler öncesi adaylar söylemlerini yükseltti. Geçen hafta yapılan bir ankete göre, sol eğilimli muhalefet adayı Demokratik Parti’den (DP) Lee Jae-myung %52,1 oy oranıyla, %31,1 oy alan iktidardaki Halkın Gücü Partisi’nden (PPP) Kim Moon-soo’nun önünde yer aldı.
Yonhap haber ajansına göre Lee, yaklaşan seçimi “sadece DP ile PPP arasındaki bir savaş değil, ayaklanma yoluyla anayasal düzeni ve halkın hayatını mahveden köklü elitlere karşı bir savaş” olarak nitelendirdi. Kendisini “hazırlıklı bir başkan” olarak tanımlayan Lee, önceki başkanlık seçimlerindeki yenilgisinden ders aldığını söyledi.
Muhafazakar kamp ise, Yoon’un sıkıyönetim ilanının ve ardından gelen azil sürecinin yol açtığı kaosun sarsıntısını yaşıyor.
Asya
Pekin yeniden kullanılabilir roketlerle uzayda ABD’ye yaklaşıyor

Çin, yörünge fırlatmalarının ardından roketlerin ilk aşamalarını başarıyla dünyaya indirerek yeniden kullanılabilir taşıyıcı sistemler geliştirmede kritik adımlar attı. South China Morning Post gazetesi, fırlatma maliyetlerini düşürecek bu kabiliyetin Çin ordusunun uzay altyapısını ve operasyonel zincirini daha dayanıklı hale getireceğini vurguladı.
South China Morning Post gazetesinin uzman değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Çin, yeniden kullanılabilir roket fırlatma sistemleri geliştirmeye yaklaşarak Çin Halk Kurtuluş Ordusunun (ÇHKO) askeri uydu altyapısının ve “ölüm zinciri” olarak adlandırılan operasyonel hedefleme ağının dayanıklılığını artırma potansiyeli elde etti.
Çinli havacılık ve uzay kuruluşları, son haftalarda gerçekleştirdikleri yörünge fırlatmalarının ardından roketlerin birinci kademelerini iki kez başarıyla Dünya’ya döndürdü.
Çin’in devlete ait uzay ve havacılık şirketi CASC, temmuz ayında ilk kez bir yörünge roket kademesini deniz platformuna bir ağ yakalama sistemi vasıtasıyla indirdi.
Ticari uzay şirketi LandSpace ise ağustos ayında, Çin’de bir ilke imza atarak bu tür bir roket kademesini iniş ayakları kullanarak karaya dikey olarak indirmeyi başardı.
Uzmanlar, yeniden kullanılabilir roket teknolojisinin geliştirilmesinin fırlatma maliyetlerini azaltacağını ve sefer sıklığını artıracağını belirtiyor.
Araştırma şirketi Perceptum’un direktörü Timothy Heath konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Yeniden kullanılabilir fırlatma kabiliyeti, Çin ordusunun uzay platformlarındaki kayıpları hızla ikame etmesine veya uzay kapasitesini daha da genişletmesine olanak tanıyacak” ifadelerini kullandı.
Johns Hopkins Üniversitesinden Profesör Namrata Goswami, yeniden kullanılabilir taşıyıcı roketlerin seri uydu üretimiyle bir araya gelmesinin özellikle Tayvan etrafında patlak verebilecek olası bir çatışmada kritik önem taşıyacağını kaydetti.
Goswami, “Hasar gören keşif veya haberleşme düğüm noktaları hızla yenilenebilirse, uzay katmanındaki bir kesinti ölüm zincirinin tamamen kopmasına değil, yalnızca askeri kabiliyetlerin geçici olarak zayıflamasına yol açacaktır” dedi.
Temmuz ayında ABD Uzay Kuvvetleri Komutanlığı görevine atanan Korgeneral Douglas Schiess de Çin’den kaynaklanan tehdidin gerçek olduğunu ifade etmişti.
Schiess, Çin Halk Kurtuluş Ordusunun, Amerikan uçak gemisi görev gruplarını ve bombardıman uçaklarını uzun mesafelerden takip etmeyi mümkün kılan keşif ve gözetleme kabiliyetlerini genişlettiğini dile getirmişti.
Pekin yönetiminin yeniden kullanılabilir fırlatma sistemleri alanında henüz ABD’nin gerisinde olduğu, ancak uzmanlara göre LandSpace gibi şirketlerin kaydettiği ilerlemenin aradaki farkı kapatmaya yardımcı olacağı kaydediliyor.
Secure World Foundation Uzay Güvenliği Programı Direktörü Victoria Samson, “Fırlatma maliyetlerinin gerilemesi Çin’in uzay sektörünü büyütecek, ulusal güvenliğe doğrudan katkı sağlayabilecek yeni uzay teknolojilerinin gelişimini ve inovasyonunu teşvik edecektir” görüşünü paylaştı.
South China Morning Post’un Pekin merkezli araştırma şirketi Hello Space’in verilerine dayandırdığı bilgilere göre, Çin’de Nisan 2026 itibarıyla 55 adet uydu üretim tesisi kayıtlara geçmiş durumda.
Asya
Tayvan’ın güvenlik konseyi sessizce Çin stratejisinin mimarı haline geliyor

Tayvan Ulusal Güvenlik Konseyi “savunma ve dayanıklılık” reformlarını yönlendiriyor, diplomasiyi yürütüyor. Bu yönüyle Çin stratejisinin mimarı olarak görülüyor.
“Devlet içinde devlet” olarak görülen Tayvan Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), adanın Çin’e karşı eylemlerini koordine etmede sessizce daha büyük ve daha kapsamlı bir rol üstleniyor.
NSC’de daha önce üst düzey görev yapmış bir yetkili, üç farklı hükümetten yetkililer ve konuya yakın çok sayıda kaynak, kurumun asimetrik savaş kabiliyetleri oluşturmayı ve “toplumun tamamının” dayanıklılığını artırmayı amaçlayan askeri ve sivil savunma reformlarının başlıca politika mimarı olduğunu anlattı. Nikkei Asia’ya konuşan kaynaklara göre NSC aynı zamanda bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlıyor ve Taipei’ye uluslararası desteği güçlendirmek amacıyla perde arkasında kritik diplomatik faaliyetler yürütüyor.
Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre, Yediler Grubu’nun (G7) büyük güçleri ile Avrupa ülkelerinden yetkililer NSC ile iletişim ve işbirliğinin daha fazla artırmaya yöneliyor.
Tayvan yalnızca Pekin tarafından değil, Birleşmiş Milletler ve bağlı devletler tarafından da Çin’in resmi bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak ABD de Tayvan’ın Çin’in bir parçası oldugunu resmi olarak kabul etmesine rağmen adadaki ayrılıkçı eğilimleri desteklemeyi ve Pekin’e karşı bir koz olarak kullanmak üzere adayı silahlandırmayı sürdürüyor. Çin bu eylemler karşısında defalarca ada ile yeniden birleşme hedeflerini tekrarladı.
NSC, Cumhurbaşkanlığı Ofisi bünyesinde faaliyet gösteriyor ve başkanlığını Lai Ching-te yürütüyor. İktidardaki Demokratik İlerici Parti’nin ağır toplarından Genel Sekreter Joseph Wu, kurumun operasyonlarını yönetiyor. Üyeler arasında kilit bakanlıkların başkanlarının yanı sıra askeri ve istihbarat kurumlarının yöneticileri de yer alıyor.
Ulusal Savunma Bakanlığı askeri konulardan sorumlu olsa da, Tayvan’ın büyük ölçüde konvansiyonel bir güçten daha büyük bir düşmanla savaşmak üzere tasarlanmış asimetrik savunma stratejisine geçişi, cumhurbaşkanlığı düzeyinde yönlendirme gerektiriyor. National Bureau of Asian Research’te misafir olmayan araştırmacı olarak görev yapan Tristan Tang Nikkei Asia röportajında bunu şöyle açıklıyor:
“NSC önemli çünkü cumhurbaşkanının bu politikayı geliştirmesine ve koordine etmesine yardımcı oluyor, savunma bakanlığının bunu nasıl uyguladığını izliyor ve müdahale gerektirebilecek sorunları tespit ediyor.”
Tang, özellikle insansız hava araçlarına ağırlık veren silahlı kuvvetlerin asimetrik dönüşümünden söz ederek şöyle devam etti:
“Ordular doğaları gereği muhafazakâr kurumlardır. Bu nedenle NSC’den gelen siyasi otorite, büyük savunma reformlarını ileri taşımada önemli olabilir.”
Nikkei Asia’ya konuşan eski üst düzey bir NSC yetkilisine göre, son on yılda güvenlik ile geleneksel olarak başbakan ve kabinesinin görev alanına giren dış ve iç politika arasındaki sınırlar bulanıklaştıkça NSC’nin rolü de genişledi. Örneğin uluslararası ticaret stratejileri ile teknoloji kısıtlamaları, Tayvan’ın dış ve güvenlik politikalarıyla giderek daha fazla iç içe geçiyor.
Eski NSC üyesi, “NSC, güvenlik, istihbarat ve politika yapımının temel yürütme gücü haline geldi” dedi. Kurumun, cumhurbaşkanından aldığı yetki sayesinde bakanlıklar arasındaki politikaları yönlendirme, önceliklendirme ve koordine etme gücüne sahip olduğunu vurguladı.
Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir G7 ülkesi hükümet yetkilisi ise NSC’nin deniz güvenliğinin güçlendirilmesine katkısını övdü. Yetkili, doğrudan askeri saldırının altında kalan “gri bölge” tehditleriyle başa çıkmak için kısa süre önce açıklanan yeni koordinasyon mekanizmasına işaret etti.
G7 yetkilisi, “NSC’nin rolü koordinasyonu geliştirmek” dedi ve daha büyük bir rakibe karşı koyabilmek için “tek takım olarak çalışmak zorundasınız” diye vurguladı.
Ancak Batılı bir yetkili daha az iyimserdi. NSC ve hükümetin asimetrik savunma ve sivil savunma reformlarını acilen hızlandırması ve askeri yapı içerisindeki ataleti aşması gerektiği uyarısında bulundu.
“Aciliyet gerektiren konu, düşünce kuruluşu tarzı tartışmalar yürütmek değil, silahlı kuvvetlerdeki değişiklikleri uygulamaktır.”
Bu eylemlere karşı Pekin, Asya’daki en büyük askeri yığınağı gerçekleştirirken Tayvan’ın uluslararası hareket alanını daraltıyor ve “ayrılıkçı” Lai yönetimini zayıflatmaya çalışıyor.
İngiliz milletvekili ve eski Güvenlik Bakanı Tom Tugendhat, Tayvan NSC’sinin Pekin’e verilen karşılıkta oynadığı rolü vurguladı, koordinasyon olmaması halinde Tayvan’ın “anlamlı bir karşılık verilmeden önce Pekin tarafından bölünüp ezileceği” uyarısında bulundu.
Asya
Samsung, Kore tarihinin en büyük hissedar ödeme planını açıkladı

Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında ödeme yapmayı planladığını duyurdu. Bloomberg verilerine göre bu adım Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma niteliği taşırken, rakip SK Hynix’in hisse geri alımı sonrasında devreye alındı.
Elektronik, akıllı telefon ve yarı iletken üreticisi Samsung Electronics, 2026 yılında hissedarlarına 90 trilyon ile 110 trilyon won (65-80 milyar dolar) arasında kaynak aktarmayı planladığını bildirdi.
Bloomberg verilerine göre bu tutar, Kore şirketleri tarihindeki en yüksek ödeme hacmi olma özelliği taşıyor.
Samsung’un duyurduğu bu plan, dünya genelinde bugüne kadar açıklanan en büyük sermaye getirisi programları arasında da yer alıyor.
ABD tarihinde ise Apple, 2024 yılında 110 milyar dolarlık hisse geri alımını onaylamış ve bu işlem ülkenin en büyük hisse geri alımı olarak kayda geçmişti.
Samsung, serbest nakit akışının yaklaşık yarısını hissedarlara yönlendireceğini açıkladı. Şirket, bu tutarın yaklaşık 30 trilyon wonluk (yaklaşık 21,4 milyar dolar) kısmını üçüncü çeyrek temettüsü olarak ödeyecek.
Şirket ayrıca çalışan tazminatlarını karşılamak amacıyla yaklaşık 15 trilyon won (10,73 milyar dolar) tutarında hisse geri alımı gerçekleştirmeyi hedefliyor.
Buna karşılık Samsung, yaptığı açıklamada hedeflenen toplam tutarın kalan kısmının tam olarak nasıl ödeneceğini belirtmedi.
Şirket, kalan ödeme miktarının ve dağıtım şeklinin ocak ayındaki yönetim kurulu toplantısında kesinleştirileceğini kaydetti.
Samsung, rakibi SK Hynix gibi, yapay zeka alanındaki yükselişin etkisiyle rekor seviyeye ulaşan çip satışlarından elde edilen kârın bir bölümünü geri almak isteyen hissedarların baskısı altında.
SK Hynix, daha önce 40 trilyon won (28,5 trilyon dolar) tutarında kendi hisselerini geri alacağını duyurmuştu.
Financial Times’ın aktardığına göre, JPMorgan analistleri SK Hynix’in hissedarlarına en az 130 milyar dolar tutarında ek ödeme açıklamasını bekliyor.
Hissedarlara yönelik sermaye getirisi programını 2024 yılında başlatan Samsung, bu kapsamda yıllık 9,8 trilyon wonluk (7 milyar dolar) düzenli temettü ödemelerini korurken, 2024-2026 döneminde oluşacak serbest nakit akışının yüzde 50’sini hissedarlara aktarmayı taahhüt etmişti.
Samsung’un mart ayında yayımladığı kurumsal değer artırma planına göre şirket, 2024 ve 2025 yıllarında 20,9 trilyon won (14,9 milyar dolar) nakit temettü ödedi ve ardından iptal edilmek üzere hisse geri alımlarına 8,4 trilyon won (6 milyar dolar) harcadı.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı









