Bizi Takip Edin

Asya

Güney Kore’de başkanın görevden alınması davası son aşamada: Öne çıkan beş tartışma

Yayınlanma

Güney Kore Anayasa Mahkemesi, mart ayı başında Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un görevden alınmasıyla ilgili karar vermeye hazırlanırken şiddetli bir siyasi mücadele alanı haline geldi.

Mahkeme 14 Ocak’tan bu yana Yoon’un aralık ayı başında daha sonra iptal edilen sıkıyönetim ilanıyla görevden alınmasını gerektirecek kadar ciddi anayasa ihlalleri yapıp yapmadığını belirlemek üzere 10 duruşma gerçekleştirdi. Ulusal Meclis’in üçte ikisinden fazlası görevden alınması yönünde oy kullandı.

Mahkemenin 25 Şubat’ta yapılacak son duruşmanın ardından mart ayı başında görevden alma kararını onaylaması ya da reddetmesi bekleniyor.

Nikkei Asia, süreçle ilgili öne çıkan tartışmaları derledi:

Yoon’un Ulusal Meclis’e asker gönderirken verdiği emir neydi?

Başkan Yoon 3 Aralık gecesi sıkıyönetim ilan ettikten sonra Ulusal Meclis’e asker gönderdi. Bu eylemdeki amacı, sıkıyönetimin kaldırılmasını talep etme konusunda anayasal hakka sahip olan yasama organını etkisiz hale getirmek olarak yorumlandı.

Meclis avukatları, Yoon’un komutanlara milletvekillerini ana salondan çıkarma emri vererek sıkıyönetimin kaldırılmasına yönelik bir önergeyi kabul etmelerini engellediğini açıkladı. Yoon’un avukatları ise bunun mecliste düzeni sağlamak ve insanları olası kazalardan korumak için yapıldığını savundu.

Şu anda tutuklu bulunan Özel Harp Komutanlığı’nın eski komutanı Kwak Jong-geun, Yoon’un Kwak’ı henüz yeterli çoğunluğa ulaşılmadığı için “personeli” ana salondan çıkarması için aradığını itiraf etti. Subay bu emir üzerine harekete geçmediğini söyledi.

Salı günkü duruşma sırasında meclisin bir avukatı şunları söyledi: “[Başkan] ulusal silahlı kuvvetleri kişisel birlikleri gibi kullandı ve onları bir darbeye dahil etti.”

Yoon buna karşı çıktı ve söz konusu kişileri tanımlamak için hiçbir zaman “personel” terimini kullanmadığını söyledi. Korece’de milletvekilleri, personel ve ajanlar için kullanılan kelimeler farklı olsa da kulağa benzer geliyor.

Kwak, dönemin savunma bakanı Kim Yong-hyun’un kendisine milletvekillerini salondan çıkarmasını söylediğini belirtti. Kim ise komutanlardan milletvekillerini değil ajanları dışarı çıkarmalarını istediğini ve komutanların yanlış anlamış olabileceğini söyledi. Meclisin avukatı ise böyle bir iddianın mantıklı olmadığını, zira eski savunma bakanının ajan olmaları halinde basitçe geri çekilmelerini emredebileceğini açıkladı.

Yoon siyasetçilerin tutuklanmasını emretti mi?

İkinci konu ise Yoon’un polis şefi ve askeri komutanlara kendisine muhalif olan siyasetçi, yargıç ve gazetecilerin tutuklanması emrini verip vermediğiydi.

Meclis temsilcileri, Yoon’un polis müdürü, özel kuvvetler birim komutanı ve bir casusluk ajansı yetkilisine birlikte bir düzine kişiyi tutuklama emri verdiğini söyledi. Bu kişiler arasında muhalefetteki Demokrat Parti lideri Lee Jae-myung, Meclis Başkanı Woo Won-shik ve iktidardaki Halk Gücü Partisi’nin o dönemki lideri Han Dong-hoon da bulunuyordu.

Sıkıyönetim ilan edildiğinde görevde olan Ulusal İstihbarat Servisi eski müdür yardımcısı Hong Jang-won, Yoon’un bir telefon görüşmesinde kendisine “hepsini yakalamasını” söylediğini ifade etti. Hong daha sonra savunma karşı istihbarat komutanlığından bir liste aldığını da söyledi. Yoon ve avukatları bu iddiayı reddetti ve casusluk teşkilatının tutuklama yetkisi olmadığı için bunun hiçbir anlamı olmadığını savundu. Avukatlar ayrıca listeyi içeren notun gerçekliğini de sorguladı. Ancak mahkeme notu delil olarak kabul etti.

Yoon seçim komisyonuna neden asker gönderdi?

Yoon, eski savunma bakanı Kim’e Ulusal Seçim Komisyonu’nun Seul’ün güneyindeki Gwacheon’daki ofis binasına asker göndererek kurumun elektronik sistemini kontrol etmesini emrettiğini, çünkü elinde casusluk ajansının 2023’te hazırladığı ve sorunlu olduğunu belirten bir rapor olduğunu savundu.

Meclis temsilcileri, Yoon’un 2024 genel seçimlerine hile karıştırıldığına dair bir söylentiye inandığı için komisyonun sunucularını ele geçirmek üzere asker gönderdiğini söyledi.

Yoon’un avukatları da Çin’in Güney Kore seçimlerine karıştığını iddia ederek bazı medya haberlerine atıfta bulundular ancak herhangi bir kanıt sunmadılar.

Sıkıyönetim ülkeye ve halka zarar verdi mi?

Meclisin kıdemli avukatlarından Kim Yi-su, Başkan’ın pervasızca hareket etmesinin ülkeyi derinden yaraladığını söyledi.

Kim Salı günü mahkemede, “Çöken ekonomi daha büyük bir krizle karşı karşıya. Siyasi kutuplaşma derinleşiyor. Ve tüm orduda utanç verici bir travma bıraktı. İnsanlar iyileşme ve restorasyon istiyor,” dedi.

Yoon ve avukatları ise, bunun “barışçıl bir sıkıyönetim” olduğunu ve sadece muhalefetteki Demokrat Parti’nin “büyük” baskısına karşı halka geçici bir uyarı amacı taşıdığını iddia etti. Görevden alınan başkan bu ayın başlarında yapılan bir duruşmada dört kez “hiçbir şey olmadığını” ve sıkıyönetimin kimseye zarar vermeden kaldırıldığını savundu.

Bundan sonra ne olacak?

Her iki taraf da 25 Şubat Salı günü Anayasa Mahkemesi’ne son argümanlarını sunacak. Bunun ardından mahkeme, görevden alma kararının onaylanıp onaylanmayacağına karar verecek.

Anayasada öngörüldüğü üzere, dokuz üyeli mahkemede bir sandalye boş olduğu için karar sekiz yargıçtan altısının onayını gerektiriyor. Mahkeme suçlamayı onaylarsa, şu anda görevden uzaklaştırılmış olan Yoon derhal görevden alınacak ve 60 gün içinde başkanlık seçimi yapılacak.

Mahkemenin davayı reddetmesi halinde ise Yoon görevine geri dönecek.

Asya

İki dakikalık diziler dünyayı ele geçirdi: Sektör 11 milyar dolara ulaştı

Yayınlanma

Çin’de ortaya çıkan ikişer dakikalık dikey mobil diziler, kısa sürede 11 milyar dolarlık dev bir küresel sektöre dönüştü. Süresi üç dakikayı geçmeyen bu yapımlar, Hollywood devlerinin ve küresel markaların da dikkatini çekerek dünyada en hızlı büyüyen mobil içerik formatı haline geldi. Analiz raporları, mobil kullanıcıların bu uygulamalarda geçirdiği günlük sürenin hızla arttığını gösteriyor.

Bloomberg’in “Çin Bütün Dünyayı İki Dakikalık Mikrodramalara Bağımlı Yaptı” başlıklı haberine göre, bir dönem kalitesiz pembe diziler olarak görülen ikişer dakikalık bölümlerden oluşan mobil yapımlar, 11 milyar dolarlık küresel bir sektöre dönüştü.

Mobil telefonlardan izlenmek üzere dikey formatta çekilen ve her bölümü iki ila üç dakika süren bu mikrodramalar, Hollywood stüdyolarının da radarında.

Dijital ve mobil analiz şirketi Sensor Tower’ın verilerine göre, mikrodrama uygulamalarında geçirilen ortalama günlük süre Nisan 2026 itibarıyla 25 dakikaya ulaştı. Bu rakam, Ocak 2025 kıyasla yüzde 85’lik bir artışa işaret ediyor.

Çinli şirketler küresel pazara yüz milyonlarca dolar yatırdı

İlk örnekleri 2018 civarında Çin’de ortaya çıkan mikrodramaların gelirleri, 2024 yılına gelindiğinde Çin’deki toplam sinema gişe hasılatını geride bıraktı.

Çinli ReelShort ve DramaBox gibi şirketler, uluslararası pazara açılmak için yüz milyonlarca dolar yatırım yaptı.

Satış alanını genişleten kısa drama uygulamalarının sayısı Şubat 2025 itibarıyla yurt dışında 200’ü aştı. Bu sayı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık dört katlık bir artış anlamına geliyor.

Maliyeti onlarca bin doları geçmeyen ve çekimleri genellikle iki haftadan kısa süren bu yapımlar, reklam, abonelik ve bölüm başı ödemeler sayesinde milyonlarca dolar kazanç getirebiliyor. İzleyici kitlesinin en büyük bölümünü ise 18 ile 35 yaş arasındaki kadınlar oluşturuyor.

Sektörün en büyük gelir kaynağı ABD oldu. 2026 yılının başında küresel uygulama içi satın almaların yüzde 37’si ABD’den gerçekleşti. 2025 yılında yapımcılarına 11 milyar dolar kazandıran sektörün büyüklüğünün, 2030 yılına kadar 26 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Hollywood devleri ve dünyaca ünlü markalar formata girdi

Dev akış platformları da dikey formatı uygulamalarına entegre etmeye başladı. NBCUniversal bünyesindeki Peacock, Mayıs ayında mobil uygulamasına lisanslı mikrodramalardan oluşan dikey bir video akışı ekleyen ilk büyük ABD’li yayın platformu oldu.

TikTok, PineDrama adıyla müstakil bir uygulama çıkarırken Fox kanalı ise “Farmer Wants a Wife” adlı yarışma programının bölümlerini My Drama uygulaması için iki dakikadan kısa parçalara bölmeye başladı.

Sadece yayıncılar değil, küresel markalar da bu rüzgara katıldı. Ayakkabı markası Crocs, ReelShort platformuyla ortaklaşa beş bölümlük “Charmed to Meet You” projesini yayınladı. Yapım, platformda ilk 10’a girdi ve 10 milyondan fazla izlendi.

Starbucks, Çin’de “Eski Zamanlarda Starbucks Açmak” adlı altı bölümlük bir mikrodrama başlattı. Dizi, ilk gününde 2 milyon izlenmeye ulaşarak şirketin sezonluk içecek satışlarını artırdı.

Netflix ise 10’ar dakikalık 20 bölümden oluşan Meksika yapımı “Entre padre e hijo” dizisini yayınladı. Yapım, ilk haftasında platformun İngilizce dışındaki içerikler kategorisinde küresel olarak ilk 3’e girdi.

Format Rusya’da da yaygınlaşıyor. 2025 yılında “MTS Media” ve Scroll Studios, mikrodrama formatında diziler üretmek üzere anlaştı. Projelerde drama, komedi, eğitici-eğlence (edutainment), romantizm ve yaşam tarzı temalarına odaklanılacağı duyuruldu. Aynı yıl çevrim içi sinema platformu “Ivi” de bünyesinde mini drama bölümünü faaliyete geçirdi.

Yapay zeka maliyetleri yüzde 90 düşürdü

Tüm bu yükselişe rağmen sektör bazı zorluklarla karşı karşıya. Bölüm başına ödeme modeli Asya ve Latin Amerika’da beklenen ilgiyi görmedi. Öte yandan şirketler, maliyetleri kısmak amacıyla yapay zeka teknolojilerine yöneldi.

Yurt dışı pazarını domine eden Çinli üç dev şirket Kunlun Tech, COL Group ve DramaBox, yapay zekayı stratejilerinin merkezine koydu. Kunlun Tech; ses ve görüntü dahil tüm üretim süreçlerine yapay zekayı entegre ederek dizi başına maliyeti 200 bin dolar seviyesinden 20 bin dolara indirdi ve masrafları yüzde 90 azalttı. Bu adım, şirketin 2026’nın ilk çeyreğinde pozitif operasyonel nakit akışına ulaşmasını sağlasa da net zarar 132 milyon dolar olarak gerçekleşti.

ReelShort kurucusu Joey Jia, 2027 yılına kadar yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin şirketin toplam üretiminin yüzde 90’ından fazlasını oluşturacağını söyledi.

Jia, bu durumun giderleri mevcut seviyenin yüzde 10’una kadar düşüreceğini kaydetti. Rekabetten endişe duyduğunu da saklamayan Jia, “Büyük bir korku hissediyorum. Yapay zeka rekabet ortamını tamamen değiştiriyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Asya

“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Yayınlanma

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.

Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.

Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.

Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.

Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.

CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.

E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.

Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.

Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.

E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.

Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.

CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.

Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.

Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.

Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.

Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.

Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.

Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.

Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.

Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.

Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.

Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.

“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:

“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Yayınlanma

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.

Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.

Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.

DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.

Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.

Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.

Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.

The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.

Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.

Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.

The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.

Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor

Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.

İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.

Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.

ASML’ye yetişme arayışı

ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.

Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.

Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English