Bizi Takip Edin

Amerika

Haiti’de tekerrür eden tarih: Yine ‘barış gücü’ gidiyor

Yayınlanma

Karayipler’deki ada ülkelerinden Haiti, bir süredir ‘çete savaşları’ ile anılıyordu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) ABD ve Ekvador tarafından getirilen tasarı, Çin ve Rusya’nın ‘çekimser’ kalması ile birlikte onaylandı ve ülkeye ‘Çok Uluslu Güvenlik Destek Gücü’ gönderilmesine karar verildi. Destek Gücü, ‘gerekli tüm önlemleri alma’ yetkisini sahip olacak, ki bu, güç kullanımı anlamına geliyor. France 24’ün haberine göre diplomatlar, Çin ve Rusya’nın genel bir güç kullanımına izin verme konusunda temkinli davrandıkları için ‘çekimser’ kaldıklarını belirttiler.

15 üyeli konsey ayrıca BM silah ambargosunu ‘tüm çeteleri kapsayacak şekilde’ genişletti. Ambargo daha önce sadece belirlenmiş kişilere uygulanıyordu. Haitili yetkililer, çeteler tarafından kullanılan silahların çoğunlukla ABD’den ithal edildiğine inanıldığını söylüyor.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres Ağustos ayında BMGK’ya, Haiti’de ‘kanun ve düzenin yeniden tesis edilmesi’ ve çetelerin silahsızlandırılması için çok uluslu bir polis gücü ve askeri varlıkların kullanılmasıyla ‘güç kullanımına’ ihtiyaç olduğunu söylemişti.

Destek gücüne Kenya, Temmuz ayında 1.000 polis gönderme taahhüdüyle öne çıkıyor. Bahamalar 150 kişi göndermeyi taahhüt ederken, Jamaika ve Antigua ve Barbuda da ‘yardım etmeye’ istekli.

Guterres, özellikle Amerika kıtasındaki ülkeleri ‘bu yeni ivmeyi geliştirmeye devam etmeye’ çağırdı. Konseyin Pazartesi günü verdiği onayın ardından, bu gücün ne kadar çabuk sahaya inebileceği kesinleşmiş değil.

Emperyalist müdahale zilleri Haiti için çalıyor

ABD, Kenya’yı öne ittiriyor

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken geçen ay yaptığı açıklamada, ABD’nin asker göndermemekle birlikte çok uluslu misyona lojistik ve mali destek sağlamak üzere 100 milyon dolar sağlamayı umduğunu söylemişti. Blinken bu desteğin istihbarat, hava ikmali, iletişim ve tıbbi desteği de kapsayabileceğini kaydetmişti.

Geçen ay ABD ve Kenya Nairobi’de beş yıllık bir savunma anlaşması imzalamış ve ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Kenya Savunma Bakanı Aden Duale’ye, Biden yönetiminin Haiti müdahale planı için 100 milyon dolar temin etmeye çalıştığını söylemişti.

Ariel Henry’nin meşruiyeti yok

Ülkeler, mevcut güvensizlik ortamında adil seçimlerin yapılamayacağını söyleyen Başbakan Ariel Henry’nin seçilmemiş yönetimini destekleme konusunda temkinli davranıyor. Haiti’de Ocak ayından bu yana seçilmiş hiçbir temsilci bulunmuyor.

Güvenlik Konseyi yaptığı açıklamada ‘gerekli güvenlik koşulları sağlanır sağlanmaz, şeffaf, kapsayıcı ve güvenilir seçim süreçleri ile özgür ve adil seçimlerin yapılması amacıyla, siyasi sürece daha geniş katılımın teşvik edilmesi ve mümkün olan en geniş mutabakatın sağlanmasının acil bir ihtiyaç olduğunu’ vurguladı.

BM barış gücü askerleri 2004 yılında dönemin Devlet Başkanı Jean-Bertrand Aristide’nin devrilmesine ve sürgüne gönderilmesine yol açan bir isyanın ardından Haiti’ye konuşlandırılmıştı. Brezilya liderliğindeki barış gücü askerleri 2017’de ayrıldı ve yerlerini 2019’da ayrılan BM polisi aldı.

Haitililer silahlı bir BM varlığına karşı temkinli. Karayip ülkesinde, BM barış gücü askerlerinin enfekte lağım sularını bir nehre boşalttığı 2010 yılına kadar kolera görülmüyordu. O tarihten bu yana hastalıktan 9.000’den fazla kişi öldü ve yaklaşık 800.000 kişi de hastalandı.

Pazartesi günü kabul edilen konsey kararı, güvenlik misyonunda yer alan ülkelerden ‘su kaynaklı hastalıkların girişine ve yayılmasına karşı korunmak için uygun atık su yönetimi ve diğer çevresel kontrolleri benimsemelerini’ istiyor.

ABD’ye çağrı

Yakın zamanda bir grup Haitili-Amerikalı seçilmiş yetkili, ABD Başkanı Joe Biden’a bir mektup yazarak, Haiti’de Kenya liderliğindeki destek gücüne verdiği desteği geri çekmesi çağrısında bulundu ve bunun şu andaki Devlet Başkanı Ariel Henry’nin iktidarını güçlendireceğini söyledi.

Ulusal Haitili-Amerikalı Seçilmiş Yetkililer Ağı (NHAEON) ve Aile Eylem Ağı Hareketi (FANM) mektupta, “Haiti’nin yozlaşmış, baskıcı ve seçilmemiş rejimini destekleyen herhangi bir askeri müdahale, mevcut siyasi krizi daha da kötüleştirerek felakete dönüştürecektir,” diye yazdı.

Kurumlar, bu ‘destek gücünün’ rejimi daha da güçlendireceğini, Haiti’deki siyasi krizi derinleştireceğini, önemli sivil kayıplara ve göç baskısına yol açacağını vurguladılar.

Gruplar, “Yönetiminiz Dr. Henry’den desteğini çekmiş olsaydı, Henry Haiti’nin mevcut siyasi krizine barışçıl bir çözüm bulmak için Haitili sivil toplum ve diğer gruplarla müzakere etmek zorunda kalacaktı,” diye yazdılar.

NHAEON ve FANM gibi gruplar yıllardır Henry hükümetinin çete şiddetinin suç ortağı olduğunu ve kontrolü elinde tutmak için şiddet koşullarını beslediğini iddia ediyor.

Mektupta, Henry’nin ‘Haiti’nin demokratik yapılarını ortadan kaldırırken’ ülkenin kontrolünü çete liderlerine bıraktığı öne sürülüyor.

Başkana suikastte ABD parmağı

Öte yandan yine geçen ay Kolombiyalı eski bir asker, 2021 yılında Haiti Devlet Başkanı Jovenel Moise’nin öldürülmesi komplosuna dahil olmaktan suçlu bulundu.

Şu anda Florida, Haiti, Kolombiya ve Kolombiya’da FBI öncülüğünde yürütülen bir soruşturma kapsamında 11 kişi suçlanıyor.

ABD mahkeme belgesine göre, Albay Mike olarak bilinen German Rivera, planın Moise’yi kaçırmak değil öldürmek olduğu bilgisini aktardıktan günler sonra, 7 Temmuz 2021’de Moise’nin Port-au-Prince tepesindeki evine doğru yola çıkan konvoyun bir parçasıydı.

Haziran ayında ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Haiti-Şili vatandaşı Rodolphe Jaar da silah satın almak ve başkanın korumalarına rüşvet vermek için kullanılan fonları sağladığını söylemişti.

Fakat Moise’nin öldürüldüğü gün yapılan operasyonu yürüten silahlı adamların, “Herkes geri çekilsin. Bu bir DEA [ABD uyuşturucu ile mücadele dairesi] operasyonu,” diye bağırması, olayda ABD parmağı olduğuna ilişkin şüpheleri besliyor. 28 saldırganın çoğunun eski Kolombiyalı asker olması ve bunların da çoğunun ABD’de eğitim görmesi şüpheleri daha da artırıyor.

Tutuklanan şüphelilerin ikisinin Florida’dan Haitili-Amerikalı kişiler olduğu ve birinin zaman zaman DEA için muhbirlik yaptığı ortaya çıktı.

Haiti’nin zenginleri ve yoksulları

Eylül ayında The Nation Podcast’a katılan ABD’li gazeteci Amy Wilentz, Haiti ile ilgili dikkat çekici bilgiler veriyor.

Batı medyasında Haiti’nin sürekli ‘Batı Yarımküredeki en yoksul ülke’ olarak lanse edildiğini hatırlatan Wilentz, bunun gerçeğin bir kısmını yansıttığını, bu yoksulluğa rağmen ülkede kimilerinin ‘gayet iyi para yapabildiğini’ söylüyor.

“Her şeyden önce, Haiti’de bir sektörü kontrol ederseniz para kazanabilirsiniz,” diyen gazeteci, devletin ‘neredeyse tamamen özelleştirildiğini’ vurguluyor ve bu sayede iletişim şebekelerini ve sağlayıcılarını veya devlete ait enerji sistemlerini çetelerin kontrol edebildiklerini, bu pasta kapma telaşının da ‘çete savaşlarının’ kalbinde yattığına işaret ediyor.

Gazeteci, “Eğer limanları işletiyorsanız, limanlarda ve gümrüklerde vergi alabilirsiniz ve bu vergiler ülkenin kasasına değil, doğrudan kendi cebinize gider. Benzer şekilde, ülkenin eskiden devasa olan, serbestçe dolaşan ürün pazarları ve et marketleri. Eğer bu insanları pazarın açılışında vergilendirebilirseniz, büyük miktarda para kazanabilirsiniz,” diyor.

Bu çetelerin ve çetelerle iş yapan iş adamlarının yüklü paralar kazandığının altını çizen Wilentz, Haiti’de bunları yönetenlere ‘iş mafyası’ dendiğini ve bunların ülkeyi kontrol etmek için iş adamlarıyla birlikte çalışan ‘siyasi mafya’ haline geldiğini düşünüyor.

Haiti’de şu anda çeteler birçok bölgeyi kontrol etse de, özellikle başkent Port-au-Prince’teki ve diğer kentlerdeki limanları ellerinde bulunduruyorlar.

Amerika

ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Yayınlanma

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.

ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.

Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.

Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.

Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.

Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.

Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.

Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.

Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.

Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.

Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.

Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı

Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.

Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.

Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.

Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.

Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.

Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Signal yazışmalarında şirket sırrı şüphesi OpenAI çalışanlarını işten etti

Yayınlanma

OpenAI, yapay zeka modellerinin iç yapısına dair gizli bilgileri harici bir uzmanla paylaştıklarından şüphelendiği üç araştırmacısını işten çıkardı. İncelemede çalışanların kişisel telefonlarındaki Signal yazışmalarında kaybolan mesaj özelliğini kullandığı belirlendi.

Yapay zeka devi OpenAI’ın güvenlik birimi, üç araştırmacısının kişisel telefonlarını incelemeye alarak mesajlaşma uygulaması Signal üzerindeki yazışmalarını denetledi.

Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin araştırmacılara ve şirket açıklamalarına dayandırdığı haberine göre, bazı yazışmalarda kaybolan mesaj özelliğinin açık olduğu saptandı.

Söz konusu incelemenin ardından Tomek Korbak, Mikita Balesni ve Jasmine Wang, ekim ayı başında aynı anda yeni toplantılara çağrılarak görevden çıkarıldı.

Şirket yönetimi, üç araştırmacının yapay zeka modellerinin iç mimarisine dair en sıkı korunan şirket sırlarını sızdırdığından şüpheleniyordu. Yazışmaların yapay zeka güvenliği alanında çalışan harici bir uzmanla yürütüldüğü belirlendi.

İşten çıkarma gerekçesi gizli bilgi ihlali olarak açıklandı

Korbak, sürece ilişkin yaptığı değerlendirmede şirket yönetiminin tavrını aktardı: “Yetkisiz kanallar üzerinden üçüncü tarafla iletişime geçtiğim gerekçesiyle güven ilişkisinin zedelendiği söylendi.”

Korbak ve Balesni, yöneticilerin kaybolan mesaj kullanımını işten çıkarma gerekçeleri arasında saydığını dile getirdi. OpenAI cephesi ise Signal uygulamasının onaylı iletişim kanalı olmadığını doğruladı ancak kararın sadece bu uygulamanın kullanımıyla sınırlı kalmadığını bildirdi.

WSJ’ye açıklama yapan OpenAI yetkilileri, iç soruşturmanın gizli bilgilerin kullanımına dair şirket kurallarının çiğnendiğini ortaya koyduğunu kaydetti. Şirket, işten çıkarma kararlarının güvenlik kaygılarının dile getirilmesiyle hiçbir ilgisi olmadığını savundu.

Buna karşılık araştırmacılar şirket sırlarını dışarı aktardıkları yönündeki suçlamaları reddediyor. Eski çalışanlar, kendilerine iddia edilen ihlallere dair herhangi bir yazılı açıklama iletilmediğini söylüyor.

Modellerin karar adımları araştırmacıları böldü

WSJ’nin aktardığına göre görevden alınan araştırmacılar, modellerin problem çözme aşamalarındaki ara adımlara dair daha az kayıt tuttuğu yeni mimarilere karşı çıkıyordu. Araştırmacılar, bu kayıtların azalmasının yapay zekanın tehlikeli davranışlarını tespit etmeyi zorlaştıracağını savunuyordu.

Balesni, bu konudaki öneriyi harici araştırmacı Ryan Greenblatt ile şirket sırlarını dışarıda bırakarak tartıştığını ve bu görüşmeyi OpenAI’ın izniyle yürüttüğünü ifade etti.

İşten çıkarılan çalışanlar, yaşanan bu sürecin şirket içindeki diğer araştırmacıları bağımsız uzmanlarla temas kurmaktan çekinir hale getireceğinden endişe ediyor. OpenAI ise bağımsız kuruluşlarla işbirliğini sürdürdüğünü belirtiyor.

OpenAI cephesinde çalışan hareketliliği ve fikri mülkiyet tartışmaları başka dosyalara da yansıyor. Şirket, bir eski çalışanını Apple’a geçmeden önce 100 dosya çalmakla suçlamıştı.

Şirket içindeki risk tartışmaları açık mektupla gündeme geldi

Ekim ayı başında Reuters, işten çıkarma gerekçelerine itiraz eden araştırmacıların kaleme aldığı açık mektuba şirketin verdiği yanıtı aktarmıştı. Araştırmacılar mektupta, sürecin etrafındaki belirsizliğin kurum içindeki riskleri açıkça tartışma kültürünü zedeleyebileceği uyarısını yapmıştı.

OpenAI yönetimi mektuba verdiği yanıtta kurum içi diyaloğu savundu: “OpenAI bünyesinde güvenlik ve araştırma tartışmaları her gün yapılıyor; bu tartışmalar genellikle canlı ve son derece eleştirel geçiyor. Bu müzakereleri teşvik ediyoruz ve doğru kararlar almak için gerekli görüyoruz. Çalışanlarımızdan hiçbirini soru işaretlerini dile getirdikleri için işten çıkarmadık, çıkarmıyoruz.”

Yapay zeka modellerinin denetimi ve güvenliği konusundaki tartışmalar, temmuz ayında OpenAI modellerinin Hugging Face platformuna yönelik gerçekleştirdiği test saldırısıyla daha da alevlenmişti. Şirket verilerine göre modeller birden fazla açığı birleştirerek internete erişmiş ve ele geçirilen kimlik bilgilerini kullanarak platformun sistemlerine sızmıştı.

OpenAI, yaşanan bu hadisenin ardından güvenlik önlemlerini artırdığını ve test prosedürlerini yeniden düzenlediğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Yayınlanma

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.

ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.

Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.

Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.

Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı

Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.

El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.

El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.

Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.

Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.

The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.

Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.

Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı

Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.

El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.

Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.

El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.

Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.

Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.

Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi

Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.

Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.

El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.

Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.

Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English