Avrupa
İngiliz donanmasında aktif hava savunma destroyer sayısı ikiyle sınırlı

İngiltere’nin hava savunma kapasitesine ilişkin değerlendirmeler, aktif durumdaki destroyer sayısının sınırlı olduğunu ortaya koydu. Eski askeri yetkililer ve basına yansıyan bilgiler, mevcut unsurların başkent Londra’yı korumakta yetersiz kalabileceğini gösteriyor.
İngiltere’de hava savunma ve füze savunma sistemleriyle donatılmış altı savaş gemisinden yalnızca birinin ülke topraklarında bulunduğu, ancak bu geminin de Londra’ya yönelik olası hava saldırılarını karşılamakta yeterli olmayabileceği bildirildi.
The Sun gazetesi, eski İngiliz askeri yetkililere dayandırdığı haberinde detayları sıraladı.
Kraliyet Donanması envanterinde toplam altı adet Type 45 sınıfı destroyer bulunuyor. Bu gemiler hava saldırılarını engelleme kapasitesine sahip. Emekli İngiliz general Richard Barrons, söz konusu altı gemiden yalnızca ikisinin aktif durumda olduğunu aktardı.
Aktif destroyerlerin biri Akdeniz’de konuşlu bulunuyor
Aktif durumdaki gemilerden HMS Dragon’un Akdeniz’de bulunduğu bildirildi. İngiltere topraklarında konuşlu tek destroyer olan HMS Duncan ise Portsmouth’ta yer alıyor. Bu liman, Londra’ya 100 kilometreden daha uzak bir mesafede bulunuyor.
Richard Barrons, HMS Duncan’ın yaklaşık 150 kilometrelik bir etki yarıçapına sahip olduğunu belirtti. Ancak eski İngiliz istihbarat subayı Philip Ingram, bu kapasitenin başkentin hava savunması için yeterli olmayacağını ifade etti. Philip Ingram, mevcut durumu değerlendirirken “Londra şu anda savunmasız” dedi.
23 Mart tarihinde The Telegraph gazetesi, İngiliz kaynaklara dayandırdığı haberinde ülkenin hava savunma sistemlerinin potansiyel saldırıları karşılamak için yetersiz olduğunu aktardı.
Haberde, Kraliyet Donanması’na ait altı destroyerin tek hava savunma hattını oluşturduğu, ancak bu gemilerin büyük bölümünün limanda bulunduğu ve operasyona hazır olmadığı bilgisine yer verildi.
The Telegraph’a konuşan kaynaklar, 20 Mart’ta Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia askeri üssüne yönelik saldırının bu değerlendirmeleri etkilediğini bildirdi. Söz konusu üs, Londra’nın ABD’ye İran’a yönelik operasyonlarda kullanım izni verdiği iki askeri noktadan biri olarak biliniyor.
Diego Garcia üssü, İran’a yaklaşık 4 bin kilometre mesafede bulunuyor. Bu mesafe, Londra veya Paris ile olan uzaklıkla benzerlik gösteriyor. Haberde yer alan bilgilere göre, bu coğrafi yakınlık güvenlik değerlendirmelerinde dikkate alındı.
Avrupa
Doğu sınırındaki AB ülkeleri hava savunma desteği istiyor

Avrupa Birliği’nin doğu sınırındaki üye ülkeler, hava savunması ve insansız hava araçlarına karşı koruma projelerine ayrılacak bütçenin hızlandırılmasını talep ediyor. Proje onaylarının kasım ayına bırakılmasına tepki gösteren sınır ülkeleri, gecikmenin güvenlik açıklarına yol açabileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği’nin doğu sınırında yer alan üye ülkeler, hava savunması ve insansız hava araçlarına (İHA) karşı koruma projelerine yönelik fonların Brüksel tarafından daha hızlı serbest bırakılmasını talep ediyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, sınır ülkeleri savunma projelerinin onaylanma sürecindeki gecikmelerden rahatsızlık duyuyor.
Projeler kasım ayına kadar onay bekliyor
Estonya, Finlandiya ve AB’nin doğu sınırında yer alan diğer ülkeler, alçaktan uçan taarruz amaçlı insansız hava araçlarını tespit edip etkisiz hale getirecek sistemlerin kurulmasını öngören projeler için fon başvurularını yılın başında gerçekleştirdi.
Ancak bu başvurulara ilişkin karar sürecinin kasım ayına kadar uzaması bekleniyor.
Söz konusu takvime itiraz eden Estonya İçişleri Bakanı İgor Taro, Avrupa Komisyonunun fonları bir sonraki uzun vadeli AB bütçesini beklemeden daha erken tahsis etmesi gerektiğini ifade etti.
Taro, bütçenin öne çekilmemesi halinde finansmanın 2028 yılına kadar ertelenebileceğini belirterek, “Tehdit gerçek, bu varsayımsal bir senaryo değil.” değerlendirmesinde bulundu.
Taro, Estonya’nın gelecek yılın sonuna kadar Rusya ile olan yaklaşık 300 kilometrelik sınır hattı boyunca insansız hava araçlarını tespit ve imha etmeye yönelik sistemleri kurmayı hedeflediğini de sözlerine ekledi.
NATO hava savunma yetersizliğini kabul ediyor
Geçen yılın sonunda NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupalı ittifak üyelerinin hava savunma sistemlerinde eksiklikler olduğunu ve mevcut kapasitenin yaklaşık beş kat artırılması gerektiğini açıklamıştı.
İttifak üyelerinin mevcut durumda “iyi korunduğunu” ifade eden Rutte, Rusya’dan gelebilecek olası bir saldırıya karşı “yıkıcı bir yanıt” verileceğini de dile getirmişti.
Son aylarda Baltık ülkelerinin topraklarına insansız hava araçlarının düşmesiyle ilgili vakalarda artış kaydediliyor. Mayıs ayında Letonya’da benzer vakalar rapor edilmiş; bu araçlardan biri Dridza Gölü’ne düşerek infilak ederken, diğeri Rezekne’deki bir petrol deposunun arazisine düşmüştü.
Aynı ay içinde Estonya, hava sahasını ihlal eden bir insansız hava aracını ilk kez imha ettiğini duyurmuş, benzer bir sınır ihlali vakası Finlandiya’da da yaşanmıştı.
The Economist’ye yayımlanan analizde ise Avrupa’daki NATO hava savunma sisteminin çeşitli yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğu bildirilmişti.
Analizde, mevcut sistemlerin bir kısmının Ukrayna’ya gönderildiği, modern ve düşük maliyetli İHA’ların tespit edilmesinin zor olduğu, bunları yüksek maliyetli füzelerle vurmanın ekonomik açıdan verimsizlik yarattığı ve Avrupa savunmasının ABD’ye olan bağımlılığının sürdüğü kaydedilmişti.
Avrupa
AB zirvesinde Rusya çatlağı: Liderler Costa’ya tepkili

Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın Kremlin ile kurduğu temaslar Brüksel’deki liderler zirvesinde derin bir çatlağa yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz girişime sert şekilde karşı çıkarken, Baltık ülkelerinin temsilcileri duruma tepki gösterdi.
Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa’nın ekibinin yakın zamanda Kremlin ile gerçekleştirdiği temaslar, Avrupalı liderler arasında huzursuzluğa yol açtı.
Politico’nun diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Brüksel’de düzenlenen AB zirvesinin başlangıcında, birçok üye ülke hükümetinin bu girişimden haberdar olmadığı ve bazılarının duruma tamamen karşı çıktığı anlaşıldı.
Haberde, bu görüş ayrılıklarının, ABD ile İran arasında geçici bir anlaşma imzalanmasının ardından olumlu bir atmosferde başlayan zirveye gölge düşürme riski taşıdığı aktarıldı.
Bir diplomatın aktardığına göre, Letonya, Litvanya ve Estonya, AB ile Rusya arasındaki bu temaslar nedeniyle büyük bir rahatsızlık duyuyor.
Diğer üç diplomat ise bazı liderlerin bu telefon görüşmelerini ancak basından öğrendiklerini ve duruma tepki gösterdiklerini belirtti.
Costa’nın ekibinin süreçten önceden yalnızca Almanya, Fransa, İngiltere ve Avrupa Komisyonunu bilgilendirdiği iddia edilse de diğer iki diplomat Berlin’e de önceden haber verilmediğini öne sürdü.
Politico’nun haberine göre, Costa’nın özel kalem müdürü Pedro Lortie, AB büyükelçilerine yaptığı açıklamada, Moskova ile yapılan görüşmelerin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Avrupa’yı barış sürecine dahil etme çağrısına bir yanıt olduğunu savundu.
Lortie, yeni telefon görüşmelerinin yapılıp yapılmayacağına dair bir teyitte bulunmadı ancak böyle bir gelişme yaşanırsa büyükelçileri bilgilendirme sözü verdi.
Lortie ayrıca, görüşmelerin Vladimir Putin’in “ulusal güvenlikten sorumlu” danışmanıyla yürütüldüğünü bildirdi. Haberde, Rusya’da resmi olarak böyle bir kadronun bulunmadığı, ancak bu role en yakın görevleri Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov ve Putin’in yardımcısı Nikolay Patruşev’in yürüttüğü kaydedildi.
Zirvedeki kapalı oturumda, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Costa’nın Moskova ile temas kurma kararını eleştirdi.
Beş diplomatın aktardığına göre, tartışma sırasında diğer bazı liderler ise AB Konseyi Başkanına destek verdi.
Estonya Başbakanı Kristen Michal, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği bu müzakerelerde arabulucu rolü üstlenemez. Alternatif kanallara veya arka kapı diplomasisine ihtiyaç duyulduğu yönündeki varsayımlar yanlıştır” ifadesini kullandı.
Sürece vakıf bir diplomat, Merz’in zirvede meslektaşlarına Costa’nın AB’yi temsil etmesine rağmen bir arabulucu gibi hareket etmemesi gerektiğini ilettiğini aktardı.
Aynı kaynak, Rusya ile temasların boyutunu gizleyen ve bu bilgilerin ancak basına sızmasıyla ortaya çıkmasına neden olan Costa’nın yaklaşımını profesyonellikten uzak olarak nitelendirdi.
Macron ve Merz, Putin ile diyalog kurma zamanının henüz gelmediğini, zamanı geldiğinde ise müzakerelerin Fransa, Almanya ve İngiltere’den oluşan “üçlü” tarafından yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
Fransız hükümetinden bir yetkili, Macron’un bu duruşu zirvede bizzat Costa’ya ilettiğini belirterek, “Cumhurbaşkanının her şeyi yerli yerine koyduğunu ve doğru bir çerçeve çizdiğini düşünüyorum” dedi.
Belçika Başbakanı Bart De Wever ise konuya dair, “İlk soru Putin’in müzakere etmek isteyip istemediğidir. Eğer müzakereye hazır olduğunu gösterirse, o zaman nasıl hareket edeceğimize yeniden karar vermemiz gerekeceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Costa’nın Kremlin ile temasları ilk olarak Bloomberg tarafından kaynaklara dayandırılarak haberleştirilmişti. Haberde, AB Konseyi Başkanının Moskova ile resmi olmayan bir iletişim kanalı kurmaya çalıştığı belirtilmişti.
Costa, mayıs ayında yaptığı açıklamada, AB ülkelerinin Putin ile müzakere potansiyeli olduğunu dile getirmiş ve 27 AB ülkesinin lideriyle Rusya Devlet Başkanı arasındaki olası temasın detaylarını görüştüğünü ifade etmişti.
Buna karşın, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, haziran ayında yaptığı açıklamada, Rusya ile AB arasında müzakere zamanının henüz gelmediğini belirtti.
Kallas, Moskova’yı müzakerelere zorlamak amacıyla AB’nin 21. yaptırım paketi üzerinde çalıştığını vurguladı.
Diğer taraftan, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova ile diyaloğu yeniden başlatmak için Avrupa ülkelerinin sadece telefonu kaldırıp bilinen numarayı aramasının yeterli olacağını ifade etti.
Peskov, Kremlin’in AB liderleriyle diyaloğa açık olduğunu defalarca dile getirdiğini ancak ortaklardan bu yönde bir girişim gelmediğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce AB kanadından Rusya ile müzakere yürütebilecek en uygun ismin eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder olduğunu söylemişti.
Avrupa
Fransa’da Ukrayna’ya İHA üreten fabrikaya saldırı

Fransa’nın Toulouse kenti yakınlarında bulunan ve Ukrayna ordusuna insansız hava aracı tedarik eden Delair firmasına ait fabrika molotofkokteylli saldırıya uğradı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, kundaklama şüphesiyle Belarus vatandaşı bir kişi gözaltına alındı.
Fransa’nın Toulouse kenti yakınlarındaki Labege bölgesinde yer alan ve Ukrayna’ya insansız hava aracı (İHA) tedarik eden savunma sanayi şirketi Delair’e ait fabrika, molotofkokteylli saldırının hedefi oldu.
Le Parisien gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı habere göre, olay haziran ayının başında meydana geldi.
Toulouse Savcılığı, ceza kanununun “mülke insanların yaşamını tehlikeye atacak şekilde zarar verilmesi” maddesi uyarınca soruşturma başlattı.
Toulouse Savcısı David Charmatz, işletmenin stratejik önemi ve faaliyet alanı göz önünde bulundurularak soruşturmanın Toulouse Jandarma Araştırma Dairesine devredildiğini açıkladı.
Saldırıdan birkaç gün sonra yerel kolluk kuvvetleri olayla ilgili şüpheli bir kişiyi gözaltına aldı. Yakalanan şüphelinin Belarus vatandaşı olduğu bildirildi.
Fransa’nın hem sivil hem de askeri İHA endüstrisinin önde gelen temsilcilerinden biri olan Delair, Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından Kiev yönetiminin ana tedarikçilerinden biri haline geldi ve şirketin sipariş hacminde ciddi artış kaydedildi.
İngiltere, Ukrayna’ya 150 bin insansız hava aracı gönderecek
Fransa, Ukrayna’ya askeri teçhizat ve silah desteğini sürdürüyor. Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu, 2024 yılında Kiev’e teslim edilmesi planlanan yeni kamikaze insansız hava araçlarının geliştirildiğini duyurmuştu.
Paris yönetimi halihazırda Ukrayna’ya SCALP füzeleri, Caesar obüsleri, AMX-10 RC zırhlı araçları ve AASM mühimmatı sevk ediyor.
Ayrıca Franceinfo televizyon kanalının geçen yılki haberine göre, Fransız otomotiv üreticisi Renault da Ukrayna’da cephe hattından uzak bölgelerde İHA üretimi gerçekleştirmek üzere bir tesis kurmayı planlıyor.
Amerika3 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Görüş1 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya3 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını1 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Diplomasi1 hafta önceSpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir









