Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman devleti, muhalif gazeteci Ulrich Heyden’in banka hesaplarını bloke etti

Yayınlanma

Moskova’da yaşayan Alman gazeteci Ulrich Heyden’in Hamburg merkezli bankadaki hesabının kapatılmasına dair yorum yaptı. Heyden, kararın Rusya bağlantısı gerekçesiyle alındığını aktarırken, benzer durumda olan diğer gazetecilere işaret etti ve süreci hukuki yollardan takip edeceğini açıkladı.

NachDenkSeiten editörü Albrecht Müller, Moskova’da bulunan gazeteci Ulrich Heyden ile bağlantı kurduklarını belirtti. Müller, görüşmenin ana konusunun Heyden’in Hamburg merkezli bankası tarafından hesabının kapatılması olduğunu söyledi.

Gazeteci Ulrich Heyden, Hamburg Sparkasse tarafından hesabının kapatıldığını belirterek süreci ayrıntılı şekilde aktardı. Heyden, “Bana gönderilen yazılı açıklamada, Rusya’da yaşayan müşterilerle olan tüm iş ilişkilerinin gözden geçirildiği ve bu ilişkilerin sonlandırıldığı ifade edildi” dedi.

Heyden, banka yetkilisinin telefon görüşmesinde ek açıklamalar yaptığını belirtti. Heyden, “Banka çalışanı telefonda bunun Rusya yaptırımlarıyla bağlantılı olduğunu söyledi ve Almanya’da ikamet etmem halinde hesabın sürdürülebileceğini belirtti” ifadelerini kullandı.

Heyden, Almanya’da ikinci bir ikamet adresi edinmenin hukuken mümkün olmadığını söyledi. Heyden, “Yılın büyük bölümünü Rusya’da geçirdiğim için Almanya’da ikinci bir ikamet kaydı yaptırmam yasal değil. Bunu kendilerine de söyledim” dedi.

“Rusya’ya transfer zaten engellenmişti”

Heyden, bankanın daha önce de çeşitli kısıtlamalar getirdiğini belirtti. Heyden, “Yaklaşık bir buçuk yıl önce Rusya’ya para transferi yapma imkanım kaldırıldı. Hesap vardı ama işlevi ciddi biçimde sınırlanmıştı” dedi.

Heyden, bankanın kendisini “bölgesel banka” olarak tanımladığını ve bu nedenle uluslararası işlemlerde sınırlama uyguladığını ifade etti. Heyden, “Bu gerekçe de yazılı açıklamada yer alıyordu” diye konuştu.

Albrecht Müller, diğer ülkelerde çalışan gazetecilerin benzer durumlarla karşılaşıp karşılaşmadığını sordu. Heyden, Almanya’nın önde gelen medya kuruluşları için Moskova’da görev yapan gazeteciler arasında böyle bir durumdan haberdar olmadığını söyledi. Heyden, “Moskova’da yaklaşık on Alman gazeteci var ve onların bu tür kısıtlamalar yaşadığına dair bilgim yok” dedi.

“Bu durumun siyasi arka planı var”

Heyden, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’e 13 Mart tarihli bir mektup gönderdiğini belirtti. Heyden, “Mektupta bankanın gerekçesini aktardım ve bunun oldukça tuhaf olduğunu ifade ettim” dedi.

Heyden, kararın siyasi bir bağlamı olabileceğini düşündüğünü dile getirdi. Heyden, “Bu durumu doğrudan siyasi saldırı olarak tanımlamadım ama siyasi bir arka planı olduğunu belirttim” ifadelerini kullandı.

Heyden, benzer şekilde Rusya’da çalışan gazeteciler Thomas Röper ve Alina Lipp’in de yaptırımlara maruz kaldığını söyledi. Heyden, “Bu iki isim daha ağır yaptırımlarla karşı karşıya. Onlar doğrudan Avrupa Birliği yaptırımları kapsamında” dedi.

Heyden, üç gazetecinin ortak noktasına dikkat çekti. Heyden, “Bu üç gazeteci Rusya ile daha dengeli ya da olumlu ilişki kurulmasını savunan kişiler ve bu durum dikkat çekici” dedi.

“Medyada Rusya’ya dair dar bir çerçeve vardı”

Heyden, gazetecilik kariyeri boyunca Rusya’nın Almanya’daki sunumuna ilişkin gözlemlerini paylaştı. Heyden, “1990’lardan itibaren Rusya’ya yönelik olumsuz bir bakışın sürekli var olduğunu gözlemledim” dedi.

Heyden, editoryal yönlendirmelere de değindi. Heyden, “Benden genellikle suç, uçak kazaları, AIDS vakaları ve sosyal sorunlar gibi olumsuz konulara odaklanmam istenirdi” ifadelerini kullandı.

Heyden, alternatif konuların geri planda kaldığını söyledi. Heyden, “Rusya’daki farklı halklar, savaşın hayatta kalan tanıkları ya da tarihsel deneyimler yeterince işlenmedi” dedi.

Heyden, bu yaklaşımın haber çerçevesini daralttığını belirtti. Heyden, “Redaksiyonlarda Rusya hakkında nasıl bir içerik beklendiği önceden belirlenmiş gibiydi” dedi.

“2022 sonrası ilişkiler keskin biçimde koptu”

Heyden, Almanya ile Rusya arasındaki sivil ilişkilerin zayıflamasını Ukrayna savaşı bağlamında değerlendirdi. Heyden, “2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri müdahalesi sonrasında şehir ortaklıklarının yüzde 95’i durduruldu” dedi.

Heyden, bu süreçte duygusal atmosferin yoğunlaştığını ifade etti. Heyden, “O dönemde olayları daha geniş bağlamda tartışmak neredeyse mümkün değildi” dedi.

Kamu kurumlarının bu süreçte belirleyici olduğunu söyleyen Heyden, “Şehir ortaklıklarının sona erdirilmesi büyük ölçüde resmi kararlarla gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

Heyden, bazı bireysel girişimlerin devam ettiğini de ekledi. Heyden, “Bazı kişiler resmi destek olmadan bu ilişkileri sürdürmeye çalışıyor” dedi.

“Savaş mezarları çalışmaları da yavaşladı”

Heyden, Almanya ile Rusya arasındaki savaş mezarları çalışmalarının da etkilendiğini belirtti. Heyden, “2022’den sonra Rusya, Alman askerlerinin kalıntılarının çıkarılması için verilen izinleri önemli ölçüde azalttı” dedi.

Heyden, bu alandaki faaliyetlerin sürdüğünü ancak hız kaybettiğini ifade etti. Heyden, “Bu çalışmalar tamamen durmadı ama belirgin şekilde yavaşladı” dedi.

Heyden, Almanya’da bu konunun yeterince yer bulmadığını söyledi. Heyden, “Medya bu konuyu neredeyse hiç işlemiyor” dedi.

Heyden, İkinci Dünya Savaşı’nda Rusya’da hayatını kaybeden Alman askerlerine de değinerek, “Yaklaşık 3,5 milyon Alman askerin Rusya’da hayatını kaybettiği ifade ediliyor” dedi.

“Hukuki yollara başvuracağım”

Heyden, banka kararına karşı hukuki süreç başlatacağını açıkladı. Heyden, “Bir avukat aracılığıyla bu karara itiraz edeceğim ve geri alınmasını talep edeceğim” dedi.

Heyden, Sparkasse’nin serbest çalışanlar için önemli bir konumda olduğunu belirtti. Heyden, “Sparkasse’nin belirli bir tekel konumu var ve ben 30 yılı aşkın süredir bu bankanın müşterisiyim” dedi.

Heyden, bankayla ilişkilerinin sorunsuz olduğunu vurguladı. Heyden, “Bankayla ilişkimiz her zaman olumlu olarak değerlendirildi. Bu nedenle kararın gerekçesi net değil” dedi.

Kamuoyuna yansımanın süreci etkileyebileceğini ifade eden Heyden, “Bu konunun gündeme gelmesi belirli bir baskı oluşturabilir” dedi.

Heyden, banka çalışanının yaptığı bir açıklamayı da aktardı. Heyden, “Banka çalışanı, Federal Finans Denetleme Kurumu’nun baskısı olduğunu söyledi” dedi.

“İnsanlar doğrudan temas kurmalı”

Söyleşinin sonunda Heyden, Almanya ile Rusya halkları arasındaki ilişkilerin nasıl geliştirilebileceğine dair önerilerde bulundu. Heyden, “Almanya’da yaşayan Ruslarla doğrudan iletişim kurmak önemli bir adım olabilir” dedi.

Rusya’ya seyahatin mümkün olduğunu belirten Heyden, “Seyahat etmek zor değil, sadece organizasyonu bireysel olarak yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Heyden, ulaşım yollarını da anlattı. Heyden, “En yaygın yöntem İstanbul üzerinden uçuş. Ayrıca Sırbistan üzerinden de ulaşım mümkün” dedi.

Rusya’da yabancılara yönelik yaklaşımı da değerlendiren Heyden, “Batılı ziyaretçilere karşı oldukça olumlu bir tutum var ve özellikle gençler iletişime açık” dedi.

Alternatif olarak bilgi edinme yollarına işaret eden Heyden, “Seyahat edemeyenler farklı kaynaklardan Rusya hakkında bilgi edinmeli ve farklı perspektifleri okumalı” dedi.

Avrupa

Birleşik Krallık arşivlerinde ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin nüshası bulundu

Yayınlanma

ABD Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan nadir bir nüshası, Londra’daki Ulusal Arşivler’de keşfedildi.

Belge, şubat ayında bir gönüllü tarafından, Amerikan Devrimi dönemine ait Kraliyet Donanması kaptanlarının belgelerini kataloglarken ortaya çıkarıldı.

Bu belge, İngiliz kuvvetleri tarafından ele geçirilmeden önce Amerikan bağımsızlığı haberini kolonilere yaymak amacıyla Temmuz 1776’da New Hampshire’ın Exeter kentinde basılan 11 nüshadan biri.

Gönüllü Michael Scurr, kağıdı açıp ne olduğunu anladıktan sonra “karnında kelebekler uçtuğunu” hissettiğini söyledi.

BBC’ye verdiği demeçte, “Patronumu çağırdım ve ‘Bence gelip buna bir bakmalısın’ dedim,” diye konuştu.

Restorasyon çalışmalarının ardından bu kopya, geçen ay açılan ve Amerikan bağımsızlığına giden yolu konu alan arşiv sergisinde sergilenecek.

Ulusal Arşivler’in genel müdürü Saul Nassé, bu bulguyu “olağanüstü bir keşif” olarak nitelendirdi.

Nassé, “Bu, Bağımsızlık Bildirgesi’nin günümüze ulaşan son derece nadir bir kopyası ve Amerika’da değil, burada, Birleşik Krallık’ta bulundu,” diye ekledi.

Belge, 1776 yılının Noel arifesinde, HMS Raisonable gemisinin yedi saatlik bir kovalamacanın ardından Portekiz açıklarında Amerikan gemisi Dalton’u ele geçirmesiyle Kraliyet Donanması tarafından ele geçirildi.

Ulusal Arşivler’den Dr. Graham Moore, belgenin “bildiğimiz en nadir Bağımsızlık Bildirgesi versiyonlarından biri” olduğunu belirterek, belgenin hızlı bir şekilde dağıtılması amaçlandığı için korunmasının düşünülmediğini ekledi.

BBC’ye verdiği demeçte, “4 Temmuz’daki ilk baskının ardından, Bildirge haberi Kuzey Amerika’da hızla yayıldı ve her bir koloniye ulaştıkça yeniden basıldı. Elimizdeki kopya, New Hampshire’da basılan ilk nüshalardan günümüze ulaşan sadece 11 taneden biri,” dedi.

Ele geçirilen gemi daha sonra Britanya’ya getirildi ve korsan gemisi yetki belgesi, ilk ABD Meclisi’nin [Continental Congress] basılı talimatları ve Bildirge’nin kendisi de dahil olmak üzere gemideki tüm belgeler ele geçirildi.

Moore, Bağımsızlık Bildirgesi’nin Kaptan Thomas Fitzherbert’in mektupları arasında katlanmış halde bulunduğunu ve 1777 yılının Ocak ayında Plymouth’a getirildikten sonra Londra’daki Whitehall’a nakledildiğini söylüyor.

Belge, Kraliyet Donanması kaptanı tarafından ayrı bir kayda alınmamış, o dönemde “başka bir belge” olarak tanımlanmış ve yüzyıllar boyunca devlet arşivinde gizli kalmıştı.

Moore, bu hazinenin askeri bir operasyonla ele geçirilen Bağımsızlık Bildirgesi’nin bilinen tek kopyası olduğunu belirtti.

Bu nadir nüsha, kağıdını sağlamlaştırmak ve hafif bir yırtığı onarmak amacıyla koruma çalışmalarından geçirildi. Böylece dokunulması, incelenmesi ve gelecekte sergilenmesi için güvenli hale getirildi.

Bu nüsha, Ulusal Arşivler’de düzenlenecek “Devrim 250: Amerika’nın Bağımsızlık Hikâyesi, 1763-1783” sergisinin bir parçası olarak sergilenecek.

Ulusal Arşivler, 4 Temmuz 1776 tarihinde Philadelphia’da John Dunlap tarafından basılan Bağımsızlık Bildirgesi’nin orijinal resmi nüshalarından üçünü halihazırda elinde bulunduruyor.

O gece yaklaşık 200 nüsha basılmış olması muhtemel. Bunlardan günümüze kadar sadece 26’sının ulaştığı biliniyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Moldova’da hükümet düştü

Yayınlanma

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevini kendi ilke ve inançları doğrultusunda daha fazla sürdüremeyeceğini belirterek istifa ettiğini duyurdu. Munteanu’nun istifasıyla birlikte ülkede anayasa gereği hükümet düştü ve geçici yönetim süreci başladı.

Moldova Başbakanı Alexandru Munteanu, görevinden istifa ettiğini açıkladı. 3 Temmuz Cuma günü sosyal medya hesapları üzerinden kararı duyuran Munteanu, görev süresini sonlandırdığını bildirdi.

Munteanu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Başbakan olma teklifini büyük bir sorumlulukla ve daha iyiye doğru bir değişime katkıda bulunabileceğime dair güçlü bir inançla kabul etmiştim. Yetkimi artık kendi ilke ve inançlarım doğrultusunda yerine getiremeyeceğimi anladığım an, görevden ayrılmaya karar verdim.”

Bakanlara, ekiplerine ve mesleki sorumluluk bilinciyle, dürüstlükle çalışan herkese teşekkür eden Munteanu, gelecekte hangi makamda bulunursa bulunsun veya ister kamu ister özel sektörde çalışsın Moldova’ya hizmet etmeye devam edeceğini belirtti.

Munteanu, “Ülkeye olan borcun makamla değil, koruduğumuz bağlılıkla ilgili olduğuna inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümet otomatik olarak düştü

Munteanu, 1 Kasım 2025 tarihinde Batı yanlısı Eylem ve Dayanışma Partisinin (PAS) parlamento seçimlerini kazanmasının ardından hükümetin başına geçmişti.

Moldova anayasal düzenlemelerine göre, başbakanın istifası kabinenin tamamının da istifası anlamına geliyor. Bakanların ayrıca bireysel olarak istifa dilekçesi sunması gerekmiyor.

Başbakanın istifasını parlamentoya yazılı olarak sunması halinde süreç dilekçenin kayda girmesiyle, kamuoyuna açıkça duyurması durumunda ise beyan anından itibaren yürürlüğe giriyor.

Anayasa Mahkemesinin geçmiş kararları da başbakanın görevden ayrılmasının, herhangi bir ek resmiyete gerek kalmaksızın tüm hükümetin istifası sonucunu doğurduğunu teyit ediyor.

Mevcut parlamento istifayı karar altına alıp kayda geçirebilecek olsa da bu karar, istifanın geçerliliğini veya yeni hükümet kurma sürecinin başlamasını etkilemiyor.

İstifa eden kabine, yeni hükümet kurulup yemin edene kadar devletin günlük işlerini yürütmek üzere geçici olarak görevde kalmayı sürdürüyor ancak bu süreçte tam siyasi yetkilere sahip olamıyor.

Yeni kabine için üç aylık anayasal süre

Başbakanın istifasının ardından Moldova Cumhurbaşkanı, parlamentoda grubu bulunan siyasi partilerle istişarelerde bulunarak yeni başbakan adayını belirleyecek.

Belirlenen aday, kabine listesini ve hükümet programını parlamentoya sunarak güvenoyu talep edecek. Yeni hükümet, parlamento onayının ardından bakanların yemin etmesiyle resmen göreve başlayacak.

Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre, başbakanın resmi istifa açıklamasının ardından yeni hükümetin kurulması için en fazla üç aylık bir süre tanınıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Monaco’da Ukraynalı milyardere suikast girişiminin faili Almanya’da aranıyor

Yayınlanma

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralandığı bombalı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturmada baş şüphelinin Almanya’da yaşayan Ukrayna vatandaşı bir kadın olduğu bildirildi. Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen kaynaklar, şüphelinin bombayı Yermolayev’in konutunun önüne bıraktığını aktarıyor. Soruşturma kapsamında daha önce de yabancı uyruklu bir kişinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.

Monaco’da Ukraynalı iş insanı Vadim Yermolayev’in yaralanmasıyla sonuçlanan patlamaya ilişkin soruşturmada önemli bir gelişme kaydedildi.

Fransa merkezli Le Figaro gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, olayın baş şüphelisinin Almanya’da ikamet eden otuzlu yaşlarında bir Ukrayna vatandaşı kadın olduğu belirlendi.

Soruşturma makamlarının üzerinde durduğu iddiaya göre, bombayı Yermolayev’in evinin önüne bırakan kişi bu kadın. Le Figaro’nun ulaştığı güvenlik kamerası görüntülerinde, şüphelinin olay günü beyaz pantolon üzerine siyah bir şapka ve siyah yelek giydiği, ayağında ise açık renkli spor ayakkabılar yer aldığı görülüyor.

Fransa merkezli yayın kuruluşu BFMTV ise daha önce yayımladığı haberinde, kimliği belirsiz bir kişinin olay yerine bıraktığı sırt çantasının çevredekilerin yaklaşmasıyla infilak ettiğini aktarmıştı.

Monaco’da milyarder Yermolayev’e yönelik bombalı suikastın ardında Ukrayna istihbaratı mı var?

Neler olmuştu?

Monaco’nun Reverand-Pere-Louis-Frolla Caddesi’nde 29 Haziran akşamı meydana gelen patlamanın detayları da netleşiyor.

Nice-Matin gazetesinin aktardığı bilgilere göre, şüpheli şahıs Yermolayev’i hedef almak için yaklaşık bir saat boyunca bekledi.

Patlayıcı düzeneğin, iş insanının aracının Moulin Meydanı’ndaki otoparka girdiği sırada kurulduğu ve aktif hale getirildiği belirtiliyor.

Olayın ardından kaçan zanlının Fransa’nın Beausoleil komününe geçtiği, Le Figaro’nun elde ettiği bilgilere göre ise buradan İtalya yönüne hareket etmiş olabileceği değerlendiriliyor.

Patlamanın etkisiyle vücudunda ciddi yanıklar oluşan Yermolayev, ilk olarak Nice’teki bir hastaneye sevk edildi. Nice-Matin’in haberine göre, daha sonra Toulon’daki bir hastaneye nakledilen iş insanı, son olarak Marsilya’daki bir kliniğe götürüldü. Yermolayev’in eşi, ailenin derin bir stres altında olduğunu belirterek adli makamlar ve emniyet güçleriyle tam bir işbirliği içinde hareket ettiklerini açıkladı.

Nice-Matin ile Birleşik Krallık merkezli Daily Star ve Metro gazeteleri, patlamada Dnipro Bölgesi eski Başsavcı Yardımcısı’nın kızı ve Club Eclectique adlı cemiyet kulübünün kurucularından Anna Nasobina’nın da ağır yaralandığını duyurdu.

Hastaneye kaldırılan Nasobina’nın durumunun son derece kritik olduğu ve her iki bacağının da ampute edildiği bildirildi.

Monaco yakınlarındaki Nice kentinin Belediye Başkanı Eric Ciotti, yaşananları prenslik tarihinin ilk terör saldırısı olarak nitelendirdi.

Monaco Info televizyonunun savcılık kaynaklarına dayandırdığı 1 Haziran tarihli haberde ise olayla bağlantılı olarak yabancı uyruklu ilk şüphelinin gözaltına alındığı bilgisi paylaşıldı.

Saldırının hedefindeki Vadim Yermolayev, 2019 yılında Ukrayna vatandaşlığından çıkarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını almıştı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 2023 yılının Aralık ayı sonunda Yermolayev’e yönelik kişisel yaptırım kararlarını yürürlüğe koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English