Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya Merkez Bankası faizi yüzde 14’e indirdi: Ruble kararı sakin karşıladı

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, Temmuz toplantısında gösterge faiz oranını 25 baz puan indirerek yüzde 14 seviyesine çekti. Piyasa beklentisinin aksine gevşeme adımlarına devam eden bankanın kararı sonrasında Moskova Borsası’nda ruble sınırlı bir tepki verdi. Uzmanlar, yüksek reel faizlerin ve 100 dolar seviyesine yaklaşan petrol fiyatlarının kısa vadede yerel para birimini desteklemeyi sürdüreceğini öngörüyor.

Rusya Merkez Bankası (CBR), bugün gerçekleştirdiği para politikası kurul toplantısında gösterge faiz oranını 25 baz puan düşürerek yüzde 14 seviyesine indirdi.

Moskova Borsası verilerine göre ruble, bankanın faiz indirimi kararına sınırlı bir tepki verdi.

Karar öncesinde, TSİ 13:29’da 11,4865 seviyesinde bulunan Çin yuanı/ruble paritesi (CNY/RUB), kararın açıklanmasıyla TSİ 13:31’de yüzde 0,12 artışla 11,5005 seviyesine tırmandı. Parite, TSİ 13:40 itibarıyla ise önceki gün kapanışına kıyasla yüzde 0,62 düşüşle 11,501 seviyesinden işlem gördü.

Merkez Bankası tarafından cuma günü için açıklanan resmi döviz kurları ise ABD doları için 78,4049 ruble, euro için 89,4443 ruble ve Çin yuanı için 11,5826 ruble olarak belirlendi.

Piyasa beklentisinin aksine faiz indirimi gedi

Haziran 2025’te başlayan parasal gevşeme sürecini sürdüren Rusya Merkez Bankası, bu tarihten itibaren her toplantıda faiz indirimine gitti.

Son kararla birlikte, daha önce yüzde 21 ile tarihi zirvesini gören politika faizi toplamda 7 puan düşerek yüzde 14’e gerilemiş oldu.

Kurum, bir önceki toplantısı olan 19 Haziran’da da politika faizini 25 baz puan azaltarak yüzde 14,25 düzeyine çekmişti.

Ancak kararın yönü piyasa konsensüsüyle çelişti. RBC tarafından düzenlenen ankete katılan 30 uzmandan 26’sı, Merkez Bankası’nın Nisan 2025’ten bu yana ilk kez faizleri sabit tutacağını tahmin etmişti.

İki analist faizin sabit bırakılması ile 25 baz puanlık indirim olasılığını eşit görürken, yalnızca iki katılımcı faiz oranının yüzde 14’e çekileceğini doğru öngördü.

Temmuz ayı başında değerlendirmelerde bulunan Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, faiz indirimi için alan bulunduğunu belirtmiş, akaryakıt piyasasındaki ikincil etkilerin kararlar üzerinde belirleyici olabileceğine işaret etmişti.

Yüksek enflasyon ortamında faiz indirmenin ekonomi açısından “çok tehlikeli” olacağını vurgulayan Nabiullina, bu yöndeki vaatleri “yanıltıcı bir rahatlama” olarak nitelendirmişti.

Piyasa uzmanları, 25 baz puanlık indirimin ruble üzerinde kısa vadede belirgin bir baskı oluşturmayacağı görüşünde birleşti.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev, kararın halihazırda piyasa fiyatlamalarına girdiğini, enflasyondan arındırılmış reel ruble faizinin yüksek kalmaya devam edeceğini ve bu durumun yerel para birimini destekleyeceğini kaydetti.

Pervaya Portföy Yönetimi Kıdemli Analisti Natalya Vaşelyuk, faiz kararlarının döviz piyasasını ancak beklentilerden çok büyük sapmalar gösterdiğinde güçlü şekilde etkilediğini belirtti.

Vaşelyuk’a göre mevcut dönemde ruble açısından Ortadoğu’daki gerilimin petrol fiyatlarına etkisi, iç akaryakıt piyasasındaki denge, jeopolitik gelişmeler ve 2027 bütçe kuralındaki gösterge petrol fiyatı değişiklikleri daha kritik rol oynuyor.

Tsyfra Broker Analisti İvan Yefanov da Merkez Bankası’nın adımının döviz kurları üzerinde belirleyici bir etki yaratmasını beklemediğini aktardı.

Sinara Yatırım Bankası Kıdemli Ekonomisti Sergey Kanygin, Brent petrolün varil fiyatının ay başından bu yana yüzde 37’den fazla artarak 100 dolar sınırına yaklaşmasının henüz ruble kurlarına tam yansımadığını vurguladı.

Kanygin, gecikmeli etkinin devreye girmesiyle Dolar/Ruble paritesinin 75-80 aralığında yeni bir dengeye oturacağını savundu.

Sovcombank ise önümüzdeki haftalarda Dolar/Ruble paritesinin 76-81, Yuan/Ruble paritesinin 11,2-11,9 ve Euro/Ruble paritesinin 87-93 bantlarında seyretmesini bekliyor. Banka; ticaret fazlası, sınırlı ithalat talebi ve yüksek faizlerin rubleyi desteklediğini, buna karşın yaz sezonu döviz talebi, Maliye Bakanlığı’nın bütçe kuralı kapsamında günlük 4,8 milyar rublelik döviz alımları, dizel ihracat geçici yasağı ve jeopolitik risklerin baskı oluşturduğunu aktardı.

VIM İvestisii analistleri; ithal ikamesi politikaları, ekonomik dönüşümün yatırım döngüsündeki sona yaklaşılması ve finans hesabından sermaye çıkışlarının yavaşlaması sayesinde rublenin yapısal olarak güçlü kaldığını kaydetti.

Kurum, petrol fiyatlarındaki olası düzeltmelerin ihracatçı döviz girdisini azaltmasıyla 2026 yılı sonunda doların 81 rubleye, yuanın ise 11,6 rubleye yükselebileceğini öngördü.

Tsyfra Broker Analisti İvan Yefanov, 2026’nın ikinci yarısında Merkez Bankası’nın iç piyasadaki döviz satışlarını azaltması ve bütçe açığını kapatma ihtiyaçları nedeniyle rublede gevşeme beklediğini açıkladı.

Yefanov, 2026’nın üçüncü çeyreğinde doların 81-85 ruble, yuanın 11,5-12 ruble aralığında kalacağını; dördüncü çeyrekte ise kademeli yükselişle doların 85-92 ruble, yuanın ise 12,5 ruble seviyesine çıkacağını tahmin etti.

Pervaya Portföy Yönetimi, yıl sonuna doğru doların 85 rubleye, yuanın 12,5 rubleye ulaşacağını öngörürken; Sinara Yatırım Bankası yılın ikinci yarısında dolar/ruble paritesinin 80-83 bandında daha dengeli bir seyir izleyeceğini tahmin etti.

Rusya

Körfez destekli konsorsiyum Lukoil için ABD’li Carlyle’a rakip çıktı

Yayınlanma

Amerikalı milyarder Todd Boehly, ABD devlet kurumu DFC ve Körfez sermayesiyle birlikte Lukoil’in yurt dışı varlıklarına talip oldu. Yaklaşık 20 milyar dolar değerindeki varlık paketi rafinerileri, binlerce istasyonu ve 3 milyar varili aşkın petrol rezervini kapsıyor.

Amerikalı milyarder Todd Boehly, Rus petrol şirketi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın almak amacıyla ABD hükümetinin ve Körfez bölgesindeki güçlü yatırımcıların desteğini arkasına aldı.

Financial Times (FT) gazetesinin teklife aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre bu hamle, Washington yönetimini kendi içinde çıkar çatışması yaratabilecek sıra dışı bir konuma yerleştiriyor.

Haberde aktarılan ayrıntılara göre resmi bir kamu kuruluşu olan ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC), Boehly liderliğindeki konsorsiyum bünyesinde Lukoil varlıkları için teklif sunan taraflar arasında yer alıyor.

Diğer yandan satışın tamamlanması için nihai onayı yine ABD yönetiminin vermesi gerekiyor. Gazeteye konuşan kaynaklar, DFC’nin kurulacak yeni şirkette yaklaşık yüzde 15 hisse sahibi olabileceğini belirtiyor.

Konsorsiyumda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı’nın kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayid ile Katarlı milyarder Al-Hayat ailesi de ortak olarak yer alıyor.

Katarlı ailenin daha önce Beyaz Saray ve Donald Trump’ın aile üyeleriyle gayrimenkul ve enerji projelerinde ortaklık yürüttüğü biliniyor.

Ortaklık yapısına göre konsorsiyumun liderliğini Şeyh Tahnun’un kontrolündeki International Holding Company ile BAE merkezli Allied Investment Partners üstlenecek.

Kurulacak yeni şirketin yönetim kurulundaki çoğunluk sandalyelerinin ise Boehly ve DFC temsilcilerine verilmesi planlanıyor.

Söz konusu satış için nihai izni Trump yönetiminin vermesi gerekiyor.

Gazeteye konuşan bir kaynak, ABD’ye ait bir kamu kurumunun alıcı konsorsiyumda yer almasının, sürece daha önce talip olan Amerikan yatırım fonu Carlyle’ı dezavantajlı duruma düşürebileceğine dikkat çekti.

Görüşmelerin ileri bir aşamaya ulaştığı, ancak Lukoil ile henüz kesin bir mutabakat sağlanmadığı kaydediliyor. Kaynaklardan biri, portföyün tamamına veya münferit varlıklara talip olan diğer tarafların yarıştan çekildiğini aktardı.

FT, satışa konu olan uluslararası iş hacminin piyasa değerini yaklaşık 20 milyar dolar olarak hesaplıyor.

Satış paketi; Orta Asya, Meksika ve diğer bölgelerdeki petrol sahalarını, kanıtlanmış ve muhtemel 3 milyar varili aşkın rezervi, binlerce akaryakıt istasyonunu, Bulgaristan ve Romanya’daki büyük petrol rafinerilerini kapsıyor.

Lukoil, Ocak ayında LUKOIL International şirketinin satışı için Amerikan yatırım fonu Carlyle ile bir ön anlaşma imzalamıştı. İşlemin nihayete ermesi için ABD Hazine Bakanlığı dahil olmak üzere düzenleyici kurumların onayı şart koşuluyor.

Yaklaşık 20 milyar dolarlık bu ilk anlaşmanın onay süreci ABD’deki kurumlar arası mekanizmalara takıldı. Habere göre ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) işleme onay verdi; ancak Trump yönetiminin nihai kararı henüz netleşmedi.

Müzakerelerin yürütülmesine imkan tanıyan resmi lisansın süresi ise 22 Ekim tarihine kadar uzatıldı.

Washington daha önce petrol ticaret şirketi Gunvor’un Lukoil’in yurt dışı operasyonlarını satın alma girişimine izin vermemiş, bunun üzerine Gunvor teklifini geri çekmişti.

Lukoil, ABD’nin Ekim 2025’te yürürlüğe koyduğu yaptırımların ardından uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı almıştı.

Rus şirketi, yurt dışındaki operasyonlarının kontrolünü kaybetmesi sebebiyle bilançosunda 1,67 trilyon rublelik değer kaybı kaydetti. Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uygulamaya koyduğu yaptırımları yasa dışı olarak nitelendiriyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Romanya’da Lukoil rafinerisinin kapatılması iflas dalgası yaratabilir

Yayınlanma

Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu, Rus Lukoil grubuna ait Petrotel rafinerisinin kapalı kalmaya devam etmesi halinde 460 yerel şirketin iflas edebileceğini duyurdu. Tesisin devre dışı kalmasının 8 bin kişilik istihdam kaybına ve akaryakıt arzında daralmaya yol açabileceği belirtiliyor.

Romanya hükümetinin Rus enerji şirketi Lukoil’e ait Petrotel rafinerisini yeniden faaliyete geçirmemesi halinde yaklaşık 460 yerel şirketin iflas riskiyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi.

DCBusiness platformuna konuşan Romanya Ulusal Sendika Konfederasyonu (Cartel Alfa) Başkanı Bogdan Hossu, tesisin kapalı kalmasının 8 bin kişinin işini kaybetmesine yol açabileceğini belirterek ciddi bir toplumsal sorunun kapıda olduğuna dikkat çekti.

Başkent Bükreş’e 55 kilometre mesafedeki Ploieşti kentinde yer alan Petrotel-Lukoil, yıllık 2,5 milyon ton ham petrol işleme kapasitesiyle Romanya’nın en büyük rafinerileri arasında yer alıyor.

Mülkiyeti 1998 yılında Lukoil’e geçen tesis, ürettiği akaryakıtın bir bölümünü Moldova’ya da sevk ediyor.

Almanya ve Bulgaristan yönetimlerinin benzer krizleri hızla aştığını hatırlatan Hossu, Romanya makamlarının adım atmakta geciktiğini savundu.

Sendika lideri, “Almanlar, elde edilen gelirlerin Rusya Federasyonu’na gitmesini engellemek ve denetlemek amacıyla bir hafta içinde özel bir kayyum atadı. Bulgarlar da aynı süreci bir ayda tamamladı. Biz ise bu tür krizlerdeki tecrübeye rağmen 14 aydır özel kayyum atamayı başaramadık” dedi.

Tesisin kapalı kalmasının iç pazardaki yakıt arzını daraltacağını ve fiyat baskısını artıracağını vurgulayan Hossu, yoğun motorin tüketicisi konumundaki tarım ve ulaştırma sektörlerinin ilk darbeyi alacağını kaydetti.

Sendika başkanı, olumsuz etkilerin zamanla tedarikçi şirketlere, bu işletmelerin personeline ve ulaştırma ağına bağımlı diğer sektörlere de sıçrayabileceği uyarısını dile getirdi.

Digi24 televizyonunun haberine göre, Romanya mahkemesi daha önce Petrotel Lukoil rafinerisinin iflas koruma sürecine girmesine onay verdi.

Süreç kapsamında alacak taleplerine ilişkin ön listenin 29 Eylül’e kadar hazırlanması, nihai tablonun ise 23 Ekim tarihine kadar onaylanması planlanıyor. Alacaklılar kurulu ilk toplantısını 3 Ekim’de gerçekleştirecek.

Şirket yetkilileri, yargı denetimindeki bu sürecin iflası değil; ticari faaliyetlerin devamını, şirket varlıkları ile çalışanların korunmasını, ortaklarla ilişkilerin dengelenmesini ve tesisin yeniden üretime hazırlanmasını hedeflediğini belirtti.

Petrotel rafinerisindeki üretim, planlı bakım çalışmaları gerekçesiyle Ekim 2025’te durduruldu ve aradan geçen sürede yeniden başlamadı.

Tesis daha sonra ABD yaptırımlarının hedefi oldu.

Bükreş yönetimi mart ayında rafinerinin tekrar çalışabilmesi için ABD’den izin talebinde bulundu.

Yetkililer yaptırımlardan gerekli muafiyetlerin sağlandığını duyursa da tesis faaliyete geçmedi.

Yaptırımlar nedeniyle uluslararası varlıklarını elden çıkarma kararı alan Lukoil, ocak ayında Carlyle Group ile anlaşmaya vardığını duyurmuştu.

Petrotel Lukoil hisselerinin neredeyse tamamı, Rus enerji devinin uluslararası yapılanması çatısı altındaki İsviçre merkezli Litasco S.A. şirketinin elinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

WSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı

Yayınlanma

Amerikan The Wall Street Journal gazetesi, Rusya’nın yeni nesil düşük maliyetli saldırı dronları ile füzelerin seri üretimine hızla geçerek rakiplerini geride bıraktığını yazdı. Yaklaşık 100 bin dolara mal olan bu silahlar, ABD ve Ukrayna gibi müttefikleri daha pahalı savunma sistemleri kullanmaya zorlayarak ekonomik açıdan zorluyor.

Rusya, yeni nesil düşük maliyetli saldırı dronları ile füzelerin geliştirilmesinden seri üretimine kısa sürede geçti. Amerikan The Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, bu adımla Moskova’nın rakiplerinin önüne geçtiğini yazdı.

Haberde özellikle Geran tipi insansız hava araçları ile Banderol seyir füzelerine dikkat çekildi. Uzmanlar bu silahların birim maliyetinin yaklaşık 100 bin dolar seviyesinde kaldığını hesaplıyor.

Buna karşılık Amerikan Tomahawk seyir füzeleri ve bunlarla karşılaştırılabilecek Rus sistemlerinin maliyeti 2 milyon doları aşıyor.

Rus mühendisler ardışık modernizasyon süreçleriyle araçların hızını artırırken, seyrüsefer ve iletişim kabiliyetlerini de geliştirdi. WSJ, Geran-5 modelinin son versiyonunun teknik özellikler bakımından artık bir seyir füzesine daha yakın olduğunu kaydetti.

Gazeteye konuşan diplomatlar ve analistler, Rusya’nın ürettiği bu yeni ve görece ucuz silahların, ordunun uyum sağlama ve yenilik üretme yeteneğini koruduğunu gösterdiğini ifade etti.

Eski modelleri modifiye eden Rusya, iki silah türünü de iki yıl içinde geliştirip hızlıca seri üretime soktu.

Geliştirilen bu Rus dronları, Ukrayna dahil olmak üzere ABD ve müttefikleri için ekonomik açıdan ciddi sorunlar yaratıyor; müttefikler bu araçları düşürmek için daha az maliyetli yöntemler aramak zorunda kalıyor.

Ukrayna’nın da silah geliştirme ve imalatında hızlı hareket edebileceğini kanıtladığı, ancak üretim kaynaklarının yetersiz kaldığı ve yakın geleceğin ötesine odaklanmakta zorlandığı aktarıldı.

Daha önce Financial Times gazetesi, Ukrayna’daki savaşta uzun menzilli insansız hava araçları kullanımındaki üstünlüğün, üretim kapasitesindeki artış ve daha hızlı araçların devreye girmesiyle Rusya lehine kaydığını yazmıştı.

Gazeteye konuşan bir uzman, mevcut üretim temposunun ve yabancı motor teknolojilerine erişimin sürmesi halinde, Rusya’nın kısa sürede dünyanın en büyük ucuz seyir füzesi üreticisi haline gelebileceğini dile getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yerli insansız hava araçlarının etkinliğinin arttığını, fakat bu alandaki teknolojilerin geliştirilmesine devam edilmesi gerektiğini açıklamıştı.

Putin, görevlerini gittikçe daha iyi yerine getiren yeni sistemlerin ortaya çıktığını kaydetti.

Geçen yılın Kasım ayında Rusya’da İnsansız Sistem Kuvvetleri kurulduğu duyurulmuştu. Devlet Başkanı, bu yeni askeri yapının kurulma gerekçesini sahada edinilen deneyim ve askeri operasyon bölgesindeki durumla açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English