Bizi Takip Edin

Avrupa

Ukraynalı İHA ve füze üreticisi Fire Point’e yakından bakış

Yayınlanma

Ukrayna merkezli özel savunma şirketi Fire Point, ürettiği uzun menzilli insansız hava araçları ve FP-5 Flamingo füzeleriyle Ukrayna Savunma Bakanlığının ana yüklenicileri arasında yer alıyor. Şirket, füze projelerini genişletirken bir yandan da Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosunun yürüttüğü mali denetimler ve usulsüzlük iddialarıyla mücadele ediyor.

İsmi Türkçe “tutuşma sıcaklığı” anlamına gelen Fire Point, insansız hava araçları ile seyir ve balistik füze üretimine odaklanan Ukraynalı özel bir savunma şirketi.

2022 yılında iş insanları Yegor Skaliga, Irina Tereh ve Denis Ştilerman tarafından kurulan şirket, 2024 yılının sonlarında Ukrayna Savunma Bakanlığının en büyük yüklenicilerinden biri haline geldi.

Yapı, özellikle uzun menzilli dolanan mühimmatlar FP-1 ve FP-2 ile FP-5 “Flamingo” seyir füzelerinin geliştirilmesiyle tanınıyor.

Şirketin ana sahibi ve baş tasarımcısı konumunda Denis Ştilerman yer alıyor. Genel merkezi Kiev’de bulunan kuruluşun üretim tesisleri, başta Dinyeper bölgesi olmak üzere 50’den fazla gizli noktaya ve Danimarka’daki füze yakıtı tesisine yayılıyor.

Füze savunma sistemleri geliştirmek amacıyla Alman Hensoldt şirketiyle ortaklık yürüten işletmenin aylık üretim kapasitesi 2 bin 500 İHA ve yaklaşık 90 ila 200 adet “Flamingo” seyir füzesi olarak hesaplanıyor.

Şirket, 2025 yılından itibaren yolsuzluk soruşturmalarında adı geçen Timur Mindiç ile ilişkilendiriliyor.

Kuruluşun ana faaliyet alanını FP-1 ve FP-2 uzun menzilli vurucu İHA’lar, FP-5 “Flamingo” seyir füzeleri ile geliştirme aşamasındaki FP-7 ve FP-9 balistik füzeleri oluşturuyor.

Ayrıca FP-7 füzesi temel alınarak Ukrayna-Avrupa ortak yapımı “Freyja” hava savunma sistemi için FP-7.x önleme füzesi tasarlanıyor. Askeri hava araçlarının yanı sıra füze yakıtı, motor, anten ve navigasyon donanımları da imal edilen ürün yelpazesinde bulunuyor.

Geliştirilen insansız hava araçları

Şirketin ürettiği FP-1 modeli, uçak tipinde tasarlanan ve yaklaşık 1 bin 650 kilometre menzile sahip olan uzun menzilli bir vurucu İHA.

Tasarımına 2022 sonu ile 2023 başı arasında başlanan araç, resmi olarak Mayıs 2025’te tanıtıldı ve 2024 sonundan itibaren sahada kullanıma girdi.

Nisan 2026’da Paris’te düzenlenen Eurosatory 2026 fuarında, kanatlarına ek yakıt deposu entegre edilerek menzili 2 bin 700 kilometreye çıkarılan güncellenmiş sürümü sergilendi.

FP-2 modeli ise yaklaşık 200 kilometre menzile ve 105 kilogram harp başlığına sahip orta menzilli bir vurucu İHA olarak üretildi. Bu modelin yenilenen versiyonunda menzil 370 kilometreye, harp başlığı kapasitesi ise 200 kilograma yükseltildi.

Tasarımcı Denis Ştilerman, temel donanımdaki bir drone maliyetinin 55 bin dolar olduğunu ve bu rakamın Rus muadilleriyle benzer seviyede seyrettiğini bildirdi.

Füze projeleri ve hava savunma sistemleri

İlk kez Ağustos 2025’te kamuoyuna duyurulan FP-5 “Flamingo”, 3 bin kilometreye kadar menzile sahip bir seyir füzesidir. Şirket yönetiminin aktardığına göre ürün, seri üretimi kolaylaştırmak adına Sovyet yapımı Tu-141 “Striş” İHA’ları ile Alman “V-1” roketlerinin motoru gövde üzerine yerleştiren mimarisinden ilham alınarak geliştirildi. İmalatta Sovyet tasarımı AI-25TL motorları kullanıldı.

20 metre ile 10 kilometre arasındaki irtifalarda manevra yapabilen füzenin sonraki sürümlerinde Fransız Safran şirketine ait yönlendirme sistemlerinin kullanılması planlanıyor.

FP-7 modeli, 200 kilometreye kadar menzile, saniyede 1 bin 500 metre azami hıza ve 65 kilometre irtifa tavanına sahip bir taktik balistik füze. İsabet sapma payı 14 metre olan ve 150 kilograma kadar harp başlığı taşıyan sistemin azami hedefe ulaşma süresi 250 saniye.

İlk fırlatma gösterimi Şubat 2026’da yapılan füzenin test uçuşu Haziran 2026’da gerçekleşti.

FP-9 ise 855 kilometreye kadar menzile ulaşabilen bir operasyonel-taktik balistik füzedir. Azami 800 kilogram harp başlığıyla saniyede 2 bin 200 metre hıza ve 70 kilometre irtifaya çıkabilen modelin sapma payı 20 metre, hedefe varış süresi ise 520 saniyedir.

Freyja hava savunma sistemi için tasarlanan FP-7.x önleme füzesi, Patriot sistemlerinde kullanılan Amerikan PAC-3 füzelerine uygun maliyetli bir alternatif olarak konumlandırılıyor.

İlk testi Haziran 2026’da yapılan ve Sovyet-Rus S-300P sistemlerindeki 5V55/48N6 füzeleriyle benzerlik gösteren ürünün birim maliyeti 700 bin dolar olarak öngörülüyor.

Saniyede 1 bin 500 ila 2 bin metre hıza ulaşması hedeflenen 7,25 metre uzunluğundaki füzenin Alman Diehl Defence üretimi arayıcı başlıklarla donatılması planlanıyor.

Film acentesinden savunma sanayii devine uzanan süreç

Fire Point, Şubat 2022’deki savaş öncesinde Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin projelerine de hizmet veren “Centrocast” isimli bir film ve televizyon ajansı olarak kayıtlıydı.

Şirketin ilk sahibi, çekim mekanları arayan At Point şirketinin de yöneticisi olan Yegor Skaliga’ydı. Teknik direktör Irina Tereh ise şehir içi beton yapılar üreten bir firmayı yönetiyordu.

Şirket, 2022’nin sonunda askeri teknoloji alanına yöneldi.

FP-1 modelinin üretimi Aralık 2022’de başladı ve Mayıs 2023’te Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına onaylandı. YouControl verilerine göre ise silah üretimine resmi geçiş Ocak 2023’te tamamlandı.

Zamanla İHA imalatının yanında tezgah, motor, elektronıik harp korumalı CRPA antenleri ve füze yakıtı üretimi de bünyeye katıldı.

Ağustos 2025’te Zelenski’nin açıklamasıyla duyurulan Flamingo füzesi, Kasım 2025’te IDEX-2025 fuarında İngiliz-Birleşik Arap Emirlikleri ortaklığı Milanion Group ürünü olarak sergilendi.

İmaj tazeleme adımları kapsamında bağımsız denetim kararı alan şirket, Kasım 2025’te eski CIA Direktörü ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da yer aldığı bir danışma kurulu oluşturdu.

Aynı dönemde katı yakıtlı motorlar ve seyrüsefer sistemleri dışındaki tüm üretimin Ukrayna içinde yerlileştirildiği açıklandı.

Ocak 2026 itibarıyla 3 bin 700 çalışana ulaşan şirket, Mayıs 2026 verilerine göre Ukrayna ordusunun uzun menzilli İHA ihtiyacının yüzde 55’ini tek başına karşılar hale geldi. Eylül 2025’te Danimarka’nın Vojens kentinde kurulan FRRT iştirakli yakıt fabrikası ve Hensoldt ile yapılan stratejik ortaklık şirketin küresel ağını genişletti.

2025 yılında BAE merkezli EDGE Group’un şirketin yüzde 33’lük hissesini 600 milyon dolara satın almak istediği, ancak Ukrayna Rekabet Kurumunun bu satışı reddettiği biliniyor.

Ştilerman, kararın Avrupa ile ortak projelere odaklanma stratejisinden kaynaklandığını ve şirket değerinin 760 milyon doları aşacağını beyan etti.

Soruşturmalar, yolsuzluk iddiaları ve kalite tartışmaları

Fire Point ürünleri, 2023 ve 2024 yıllarında askeri personelden kalite eleştirileri almasına rağmen devlet siparişlerini almaya devam etti.

Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU), 2025 yılında şirketi “yetersiz işlevselliğe sahip İHA üretmek” ve “imtiyazlı devlet finansmanı sağlamak” iddialarıyla incelemeye aldı. Genelkurmay Sözcüsü Dmitro Lihoviy ve şirket yönetimi sonraki süreçte ürün kalitesinin düzeltildiğini duyurdu.

Buna rağmen NABU, parça fiyatlarının yüksek gösterilmesi ve teslim edilen drone sayılarının şişirilmesi şüphesiyle açılan soruşturmayı sürdürdü. İş insanı Timur Mindiç’in şirket üzerinde lobi faaliyetleri yürüttüğü ve gizli ortak olduğu iddiaları dosyaya girdi.

Mindiç davasının sanıklarından İgor Fursenko’nun Mart 2025’te yurt dışına çıkabilmek amacıyla Fire Point bünyesinde işe başladığının anlaşılması üzerine Danimarka makamları da şirketten resmi izahat talep etti.

Şirketin roketçilik geçmişi olmadan kısa sürede ana yükleniciye dönüşmesi ve Flamingo füzesini 9 ay gibi kısa bir sürede geliştirmesi şüpheyle karşılandı.

OSINT analistlerinin Nisan 2026 verilerine göre füzeyle yapılan 23 atıştan yalnızca 2’sinde doğrulanmış isabet sağlandı.

Teknik direktör Irina Tereh’in, mühendislerin bazı teknolojileri YouTube ve Google gibi açık kaynaklardan öğrendiğini açıklaması da eleştirilere yol açtı.

Soruşturmada bilgi veren asker ve mühendis Yuriy Kasyanov, şirket ürünlerini eleştirdiği için Sınır Muhafaza Bürosundaki birliğinin eski Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak’ın talimatıyla dağıtıldığını iddia etti. Kasyanov, ürün fiyatlarının gerçek değerinin üç katı olarak belirlendiğini öne sürdü.

Nisan 2026’da Mindiç’e ait ses kayıtlarının yayımlanmasının ardından Savunma Bakanlığı Anti-Korupsiyon Komitesi Başkanı Yuriy Gudımenko, şirketin yaptırımlardan etkilenmemesi adına kısmen kamulaştırılmasını önerdi ancak devletin üretimi etkin yönetip yönetemeyeceğini sorguladı.

Mayıs 2026’daki parlamento komisyonunda konuşan Ştilerman, Mindiç’in hisse satın almak istediğini ancak anlaşma sağlanamadığını, kendilerinin şüpheli statüsünde bulunmadığını belirtti.

Fire Point yönetimi ise tüm suçlamaları Ukrayna savunma sanayiini zayıflatmaya yönelik girişimler olarak niteleyerek reddetti.

Avrupa

Fransa’nın nükleer caydırıcılık girişimine katılan ülke sayısı 10 oldu

Yayınlanma

Finlandiya, Fransa öncülüğündeki nükleer caydırıcılık girişimine katılarak resmi uygulama çalışmalarına geçen hafta başladı. Finlandiya’nın adımıyla girişime dahil olan ülke sayısı 10’a yükseldi.

Finlandiya, Fransa’nın öncülüğünde yürütülen nükleer caydırıcılık girişimine katılarak resmi düzeydeki uygulama çalışmalarına geçen hafta başladı.

Gelişmeyi duyuran Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Fransa ile kurulan bu ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendireceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığının açıklamasına göre Stubb, “Fransa gibi bir nükleer güçle yürütülen derinlemesine görüşmeler, büyük güçlerin mevcut güvenlik ortamında eylemlerinin sonuçlarını nasıl değerlendirdiğine dair bize yeni bir anlayış da kazandırıyor.” dedi.

Stubb değerlendirmesinde ayrıca, “Bu işbirliği anlayışımızı geliştirecek ve her şeyden önce kolektif caydırıcılığımızı güçlendirecektir.” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, gelinen aşamada işbirliğinin tam kapsamının henüz şekillenme sürecinde olduğu kaydedildi.

Helsinki yönetiminin bu konuda herhangi bir nihai adım atmadan önce farklı seçeneklerin doğuracağı sonuçları etraflıca değerlendireceği belirtildi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı basın servisi, ülkenin Fransa öncülüğündeki nükleer caydırıcılık girişimine dahil olduğunu eylül ayında duyurmuştu.

Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen, sürecin ikili bir işbirliği formatında ilerleyeceğini ve hem Finlandiya’nın hem de genel olarak Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi hedeflediğini kaydetmişti.

Finlandiya ordusu, ekim ayında NATO’nun her yıl düzenlediği “Steadfast Noon” adlı nükleer caydırıcılık tatbikatına da katıldı.

Bakan Häkkänen tatbikata katılımlarının ülkenin ulusal hedefleriyle tam uyum sağladığını söyledi.

Häkkänen tatbikatın önemine değinerek, “Nükleer caydırıcılık tatbikatları, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor.” dedi.

Bakan sözlerini, “Nükleer caydırıcılık, Finlandiya da dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasının en üst düzeydeki güvencesidir.” diyerek sürdürdü.

Girişime katılan ülke sayısı 10’a ulaştı

Finlandiya’nın katılımıyla birlikte, Fransa’nın önerdiği nükleer caydırıcılık girişiminde yer alan ülkelerin sayısı 10’a yükseldi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron mart ayında İngiltere, Almanya, Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç ve Danimarka’nın girişime dahil olduğunu duyurmuştu.

Sürece mayıs ayında Norveç de katılmıştı.

Rusya’nın Almanya Büyükelçisi Sergey Neçayev, mayıs ayında yaptığı açıklamada Avrupa nükleer şemsiyesini güçlendirme planlarının Rusya açısından stratejik düzeyde doğrudan bir tehdit oluşturduğunu savunmuştu.

Neçayev, bu planların Rusya’nın askeri ve siyasi planlamalarında mutlaka dikkate alınması gerektiğini söylemişti.

Moskova, söz konusu girişimlerin nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine yönelik riskler barındırdığına da defalarca işaret etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Özel Yetkili Büyükelçisi Andrey Belousov, mayıs ayında ABD, İngiltere ve Fransa’yı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı hiçe sayarak nükleer kapasitelerini artırmakla suçlamıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupalı çiftçiler yeniden isyanın eşiğinde

Yayınlanma

Avrupa’daki çiftçiler, Brüksel’in üstesinden gelmekte zorlandığı yeni iktisadi baskılar nedeniyle bu sonbaharda yeniden sokaklara çıkmaya hazırlanıyor.

İtalyan çiftçiler, bu ay hızla artan yakıt maliyetlerini protesto eden nakliyecilere destek verdi. Bu protestolar sırasında kurulan barikatlar süpermarket raflarını boş bıraktı ve gıda işleme tesislerini durma noktasına getirdi.

İspanya’da ise daha düşük maliyetler, daha adil fiyatlar, bürokrasinin azaltılması ve bir sonraki Ortak Tarım Politikası’nda (CAP) değişiklikler talep eden Madrid’deki bir protesto, ölümcül bir tren kazası sonrasında iptal edildi ama yeniden planlanması bekleniyor.

Şimdi Brüksel de çiftçilerin hedefinde: Avrupa çiftçileri lobi grubu Copa-Cogeca, geçen hafta Kasım veya Aralık ayında AB başkentinde bir protesto düzenlemeyi kararlaştırdı.

Planlanan eylemler, çiftçilerin Yeşil Mutabakat ve “Tarladan Sofraya” stratejisi kapsamında AB’nin çevre planlarında değişiklik talep ettikleri 2023-24 yıllarındaki eylemleri anımsatıyor.

Bağlayıcı pestisit azaltma hedeflerine ilişkin bir öneri geri çekilirken, Doğa Restorasyon Yasası’ndaki tarım arazileriyle ilgili hükümler zayıflatıldı.

Çiftçiler ayrıca ticaret anlaşmalarına ve ulusal dizel vergilerine de karşı çıktılar.

Komisyon’un geri adım atmasına rağmen, çiftçilerin endişeleri ortadan kalkmadı; sadece şekil değiştirdi.

Dublin Trinity College’da tarım politikası alanında emeritus profesör Alan Matthews, tarım fiyatlarının nispeten yüksek olduğu önceki protestolar sırasında çiftçi gelirlerinin o kadar da önemli bir endişe kaynağı olmadığını belirtti.

Gelgelelim bugün bu konu kilit bir mesele haline geldi. Matthews, “Son 12 ayda ürün fiyatları düşerken, girdi fiyatları aynı eğilimi göstermedi,” diyerek kâr marjlarının daraldığını ifade etti.

Baskının büyük bir kısmı AB dışından geliyor. Şubat ayından bu yana, Orta Doğu’daki ABD-İsrail savaşı ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, yakıt ve gübre fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Perşembe günü, Copa-Cogeca, enerji bakanları toplantısı öncesinde artan yakıt maliyetleri konusunda yardım talep etti.

Yüksek dizel fiyatları, bazı çiftçilerin protesto gösterisi yapmak üzere traktörleriyle AB başkentine gitmelerini bile engelleyebilir.

Fakat Matthews, AB’nin “piyasa desteğine katkıda bulunacak kendi bütçesi olmadığını” belirtti. Bunun yerine, Komisyon üye devletlerin çiftçilere destek vermesine izin verdi.

Ortak Tarım Politikası’nın (CAP) tarımsal krizler için ayrılan yıllık rezervi sadece 450 milyon avro tutarında. Bu meblağ, sektörü vuran ardışık acil durumlar nedeniyle defalarca tükendi ve yeniden dolduruldu.

Copa-Cogeca ayrıca, ithal gübrelerin maliyetini artırdığı gerekçesiyle, Ocak ayında uygulamaya konulan AB’nin karbon sınır vergisini (CBAM) eleştirdi.

Komisyon, istisnai piyasa koşullarında CBAM’ın geçici olarak askıya alınmasına olanak tanıyacak ve halen müzakere aşamasında olan bir yasa tasarısı önerdi.

Mayıs ayında, temel gübrelere uygulanan gümrük vergilerini bir yıllığına askıya aldı ve Haziran ayında ise ülkelere çiftçilere yardım etmek için daha fazla esneklik sağlamak amacıyla CAP’ta değişiklikler önerdi.

Son dönemde alınan önlemlerin, yeni protestoları engelleme olasılığı düşük görünüyor.

Tarım alanında faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Farm Europe’un genel sekreteri Luc Vernet, yüksek yakıt ve girdi maliyetleri, kuraklık ve azalan kamu desteğinin oluşturduğu “patlayıcı bir kombinasyon”dan söz ediyor.

Çiftçiler ayrıca Brüksel’in doğrudan etki edebileceği bir konuyu da hedef alıyor: 2028-2034 dönemi için CAP bütçesi.

Copa-Cogeca, Kasım ve Aralık aylarında yapılacak AB liderlerinin bütçe görüşmeleri öncesinde eylemler hazırlıyor.

Copa Başkanı Massimiliano Giansanti, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu politikanın geleceğinin “kenara çekilemeyecek kadar önemli” olduğunu belirterek, politika yapıcılarından “somut kararlar” beklediğini ekledi.

Komisyon önerisi, CAP’ın her iki ayağını tek ve daha geniş kapsamlı bir fon altında birleştirmeyi öngörüyor; mevcut CAP bütçesine ayrılan 386,6 milyar avroya kıyasla, çiftçi gelir desteği için yaklaşık 300 milyar avro ayrılması planlanıyor ama nihai rakamlar hâlâ müzakere aşamasında.

CAP ödemeleri çiftçi gelirinin büyük bir kısmını oluşturduğundan, Vernet bu yaklaşım ile AB’nin tarımsal egemenliğini koruma hedefinin arasında bir çelişki olduğunu düşünüyor.

Ona göre AB’nin tarımı “ekonomik bir çıkmazda ve politika yapıcılar bunun farkında değil gibi görünüyor.”

Buna karşın Matthews, sektördeki küçülme ve çiftlik sayısındaki azalma nedeniyle desteğin azaltılmasının haklı olduğunu savunuyor. “Gelir farkı, nüfusun geri kalanına kıyasla azaldı,” dedi.

Ayrıca, AB ülkelerinin tarım fonlarını ek desteklerle tamamlama olasılığına da dikkat çekiyor. Bu esneklik, siyasi baskıyı Brüksel’den ulusal başkentlere kaydıracak gibi görünüyor.

Matthews’a göre bütçe üzerinde anlaşmaya varıldığında, çiftçiler bakanlıkların önünde toplanacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ABD, Ukrayna üzerinden Avrupa’ya Rus gazı tedariki istiyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD, kış öncesinde bir “enerji ateşkesi” sağlamak amacıyla Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının yeniden başlaması için temaslar yürütüyor. Washington’ın planı, gazın Amerikalı bir aracı üzerinden satılmasını ve Kuzey Akım hattının kapsamlı bir barış anlaşması çerçevesinde açılabileceğini öngörüyor.

The Wall Street Journal’ın ABD’li, Avrupalı ve Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Washington, Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının en kısa sürede yeniden başlatılması için girişim yürütüyor.

Gazete, ABD’nin bu girişiminin kış öncesinde taraflar arasında bir “enerji ateşkesi” sağlamayı amaçlayan müzakerelerin bir parçası olduğuna dikkat çekti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, ABD’li müzakereciler Jared Kushner ile Steve Witkoff’un eylül ayında Moskova ve Kiev’e yaptıkları ziyaretlerde bir formül sunduklarını dile getirdi.

Masaya getirilen fikir, Rus doğalgazının ABD’li bir aracı şirket üzerinden satılmasını, böylece Avrupa yaptırımlarının etrafından dolaşılmasını ve Amerikalı yatırımcılar için karlı fırsatlar yaratılmasını öngörüyor.

Washington, kasım ayında Abu Dabi’de ABD, Rusya ve Ukrayna arasında yapılması planlanan üçlü barış müzakereleri öncesinde enerji tesislerine yönelik saldırıları durduracak daha kapsamlı bir uzlaşmaya varmayı hedefliyor.

The Wall Street Journal, Donald Trump yönetiminin, Avrupa’nın bu konuda ilk bakışta göründüğü kadar uzlaşmaz tavır sergilemeyeceği varsayımıyla hareket ettiğini yazdı.

Kuzey Akım hattının açılması daha geniş bir anlaşmanın parçası olabilir

Gazetenin aktardığına göre ABD, Kuzey Akım boru hattının olası biçimde yeniden faaliyete geçirilmesini de yalnızca Ukrayna’daki savaşı sonlandırmak için değil, Rusya ile Avrupa arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için de kapsamlı bir anlaşmanın potansiyel unsuru olarak değerlendiriyor.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, eski Almanya Başbakanı Angela Merkel’in hatasını, Moskova için kabul edilebilir daha geniş kapsamlı bir güvenlik mutabakatına varmadan doğalgaz boru hattı projesini ilerletmesi olarak tanımladı.

Yetkili, kıta genelinde gaz fiyatlarını ciddi oranda düşürecek bu öneriye Avrupalıların ilgi gösterdiğini belirtti.

Aynı yetkili, hayata geçirilecek her türlü ekonomik mutabakatın kapsamlı bir barış anlaşmasının parçası olacağını sözlerine ekledi.

The Wall Street Journal, Kiev’in bir ateşkes anlaşması çerçevesinde doğalgaz satışına onay vermesi durumunda Avrupa’nın tutumunu değiştirmesinin daha kolay olacağını kaydetti.

Avrupa Komisyonu ise daha önce The New York Times’ın gündeme getirdiği, ABD’nin Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden yüksek hacimlerle yeniden satın alınmasına yönelik fikrini geri çevirmişti.

Moskova tarafında ise bu konudaki tutumun değişmediği, Kremlin’in bir ateşkese değil kalıcı bir barışa ihtiyaç duyduğu daha önce duyurulmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarını reddederek “kendi siyasetine, sanayisine ve sosyal alanına darbe vurduğunu” söylemiş ve “Başkasına kuyu kazan kendi düşer.” atasözünü hatırlatmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Avrupalıların Rus enerjisini keserek “bindikleri dalı kestiklerini” ifade etmişti.

Peskov Avrupa’daki tabloya ilişkin, “Bunun akıllıca bir tutum olduğunu söylemek zor. Avrupa’da ekonomik durum kötüleşiyor, ekonomi durgunluk yaşıyor. Elbette Avrupa ekonomisi devasa, güçlü ve ciddi bir kapasite rezervi var; fakat aynı zamanda Alman vatandaşları konfor alanlarından çıkmaya pek alışkın değil ve şimdi tam da bunu yapmak zorunda kalıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English