Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya, İran savaşında ABD’ye lojistik destek vermeyi sürdürüyor

Yayınlanma

İran’a karşı savaşın genişletilmesine hazırlık amacıyla ABD ordusu bir kez daha Almanya’daki askeri altyapıyı kullanıyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre tıpkı savaş başlamadan önce ve savaşın ilk 40 günü boyunca olduğu gibi, savaş uçakları ve askerler, Ramstein ABD Hava Üssü üzerinden bölgeye sevk ediliyor ve burada, duyurulan yoğun saldırı dalgası için hazır bekliyorlar.

Spangdahlem ABD Hava Üssü de bu süreçte rol oynuyor; burada konuşlanmış F-16 savaş uçakları geçen hafta Orta Doğu’daki toplanma bölgesine sevk edildi. Bu uçaklar, Orta Doğu’daki muharebe görevinden sadece birkaç hafta önce dönmüştü.

Landstuhl’daki ABD askeri hastanesi de büyük önem taşıyor; bu hastane, türünün dünyadaki en büyüğü. Son günlerde, bazıları ağır yaralı olan yaklaşık bir düzine ABD askeri, tedavi için buraya nakledildi.

Yaralı sayısında artış beklentisiyle, hastanede görev yapan sağlık personeli sayısı da son zamanlarda artırıldı.

Ramstein

ABD silahlı kuvvetlerinin İran’a yönelik asker yığınakları için Almanya’daki ABD askeri altyapısını yoğun bir şekilde kullandığı görülüyor.

Örneğin, Kaiserslautern’’e yakın Ramstein Hava Üssü (ABD dışındaki en büyük ABD Hava Kuvvetleri üssü ve Avrupa ile Afrika’daki ABD Hava Kuvvetleri karargahına ev sahipliği yapıyor) sürekli olarak kullanılıyor.

Ramstein, diğer şeylerin yanı sıra, sadece Afrika’da değil, Yakın ve Orta Doğu’daki ABD insansız hava aracı operasyonlarını kontrol etmek için kullanıldığı için defalarca manşetlere taşınan bir uydu aktarma istasyonuna da ev sahipliği yapıyor.

Diğer operasyonlara ait veriler de Ramstein üzerinden aktarılıyor; özellikle İran’daki savaş için.

Ramstein, bu çatışma için sürekli bir lojistik merkez işlevi de görüyor. Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, İspanya hükümetinin yasaklaması nedeniyle savaşa katılmak üzere bu ülkeden kalkış izni alamayan İspanyol askeri uçakları Ramstein’a getirildi.

Madrid’in aksine, Berlin’in İran’a karşı yürütülen savaşa lojistik destek vermeye hiçbir itirazı yok.

Son olarak, çarşamba günü bir E-11A BACN aktarma uçağı Ramstein’e indi; uçak, ABD’nin Georgia eyaletindeki Warner Robins Hava Üssü’nden gelmiş ve Orta Doğu’ya doğru yoluna devam etmişti.

Bu uçak, hava saldırıları gerçekleştirirken avcı jetleri ve bombardıman uçaklarının koordinasyonunu gerçek zamanlı olarak sağlıyor.

Spangdahlem

Eifel bölgesindeki Spangdahlem ABD Hava Üssü de savaşın kapsamlı bir şekilde genişletilmesine hazırlık amacıyla Orta Doğu’da ABD Hava Kuvvetleri varlığının mevcut şekilde güçlendirilmesinde kilit bir rol oynuyor.

Geçen hafta, burada konuşlanmış ABD’ye ait F-16 avcı uçakları Orta Doğu’ya sevk edildi.

Buna ek olarak, Cambridge’in kuzeydoğusundaki Lakenheath’teki İngiliz hava üssünden F-35 jetleri, Venedik’in kuzeydoğusundaki Aviano ABD Hava Üssü’nden de ilave F-16 jetleri bu geniş bölgeye uçtu.

Spangdahlem’de kalıcı olarak konuşlanmış olan F-16’lar, sadece birkaç hafta önce savaş bölgesindeki görevlerinden dönmüştü.

Bu uçaklar, düşman hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirme konusunda uzmanlaşmış uçaklar.

Emekli ABD Hava Kuvvetleri tuğgenerali ve Washington’da hava kuvvetleri konularına odaklanan bir düşünce kuruluşu olan Mitchell Havacılık ve Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün dekanı David Deptula’nın, ABD askeri gazetesi Stars and Stripes’ta, Avrupa’daki üç ABD Hava Kuvvetleri biriminin tamamından savaş uçaklarının bu kadar büyük sayılarda Arap Yarımadasına sevk edilmesinin olağandışı olduğunu söylediği aktarıldı

Fakat Deptula, Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa’da üç değil dokuz birim bulundurduğuna da dikkat çekiyor; bu da askeri gücündeki uzun vadeli düşüşün bir kanıtı.

Landstuhl

İran’daki savaşla bağlantılı olarak, ABD dışındaki en büyük ABD askeri hastanesi olan Landstuhl Bölgesel Tıp Merkezi, Ramstein ve Spangdahlem ile birlikte artık daha yoğun bir şekilde kullanılıyor.

Son günlerde, tedavi için Ürdün’den buraya yaklaşık bir düzine ağır yaralı ABD askeri nakledildi. 

Bu durum, kısmen Trump yönetiminin kendi zayiat ve kayıplarını önceki ABD yönetimlerine kıyasla önemli ölçüde daha az bildirmesi nedeniyle yankı uyandırdı.

Yasalarca kesin olarak zorunlu tutulduğu için yalnızca ABD askeri personeli arasındaki ölümler kamuoyuna açıklanıyor.

Fakat ABD’li gözlemciler, bunun genellikle ABD askeri üslerindeki personelin önemli bir bölümünü oluşturan özel askeri müteahhitlerin çalışanları için geçerli olmadığını belirtiyor.

Pentagon’un kısa süre önce Ürdün’ün El Azrak kenti yakınlarındaki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne yönelik İran saldırılarında üç ABD askerinin hayatını kaybettiğini doğrulamak zorunda kalmasının ardından, ABD medyasının yaptığı araştırmalar, 7 Haziran ile geçen hafta sonu arasında yaklaşık 100 ABD askeri personelinin de yaralandığını ortaya çıkardı.

İran misillemelerinin yarattığı maddi hasar

İran saldırılarında yaralanan ABD askeri personelinin sayısının yanı sıra, saldırılar sırasında silah ve askeri altyapıya verilen hasara ilişkin ilk medya araştırmaları da artık mevcut.

New York Times’ın çarşamba günü bildirdiği üzere, İran bu ay saldırılarını ABD’nin varlık gösterdiği dokuz noktaya yoğunlaştırdı; savaşın ilk 40 gününde bu sayı 18 idi.

Muwaffaq Salti Hava Üssü dört kez saldırıya uğradı; gazeteye göre, burada insansız hava araçları tarafından üç bina ve iki hangar ile yaşam alanları olduğu düşünülen binalar tahrip edildi.

Ürdün’ün en kuzeydoğusunda, Suriye sınırının hemen üzerinde bulunan bir ABD askeri tesisi olan 22 Numaralı Kule’de de ciddi hasar meydana geldi.

Ürdün’deki diğer iki askeri üssün hangarları ve bir radar sistemi de vuruldu; aynı şekilde ABD askeri personelinin de konuşlandığı Kral Hüseyin Uluslararası Havalimanı da saldırıya uğradı. 

Bahreyn’de en az bir depo hasar gördü; ABD askerlerinin de bulunduğu Irak’ın kuzeyindeki Erbil Uluslararası Havalimanı’nda ise bir askeri çadır tahrip edildi.

Kuveyt’teki Ali al Salem Hava Üssü de vurulurken, aynı ülkedeki Ahmad al Jaber Hava Üssü’ndeki bir radar sistemi tahrip edildi; bu sistem sadece yarım yıldır faaliyetteydi.

Bunlar, şu ana kadar teyit edilen hasarlardan sadece bir kısmı.

Kamuoyuna duyurulmayan Amerikan kayıpları

Washington’un kamuoyuna yaptığı açıklamaların ötesinde, perde arkasında neye hazırlandığı, son günlerde Landstuhl Bölgesel Tıp Merkezi’ne 150’den fazla ek ABD’li sağlık görevlisinin sevk edilmiş olmasından açıkça anlaşılıyor.

Dolayısıyla, ABD Başkanı Donald Trump’ın gerçekten de ABD saldırılarının genişletilmesini emretmesi halinde İran’ın misilleme saldırılarında buna paralel bir tırmanış ve ABD’nin kayıp sayısında buna paralel bir artış bekleniyor.

Bu kayıplar arasında, tedavi için Almanya’ya nakledilecek ağır yaralı personel de yer alacak.

İran’ın karşı saldırılarında hayatını kaybedenler bile, tabutlarla ABD’ye nakledilmeden önce muhtemelen önce Almanya’ya getirilecek: Hava Kuvvetleri Cenaze İşleri Operasyonları (AFMAO) birimi, savaş bölgesinden ABD’ye yaptığı uçuşlarda genellikle Ramstein’da mola verir.

Orta Doğu’da ölen dört ABD askerinin naaşlarının yakın zamanda ülkelerine nakledilmesi sırasında da durum böyleydi; Ramstein’dan Delaware’deki Dover Hava Üssü’ne yapılan uçuş bildirildiğine göre dokuz ila on saat sürüyor.

Berlin için yasal sonuçlar neler?

Uluslararası hukuku ihlal eden saldırı savaşını genişletmek amacıyla ABD Başkanı Trump, sivil altyapıya yönelik ABD saldırılarını resmen duyurdu; bunlar savaş suçu teşkil ediyor.

Savaş suçu emri verme niyetini açıklayan bu duyuru, Alman hükümeti için de ciddi sonuçlar doğuruyor.

Almanya, ABD silahlı kuvvetlerinin Ramstein, Spangdahlem ve Landstuhl gibi Almanya’daki askeri altyapıyı kullanmasına izin vermeye devam ediyor ve tereddüt etmeden onlara hava sahası geçiş hakkı tanıyor.

Erfurt Üniversitesi’nde kamu hukuku, uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk profesörü olan ve üniversitenin Küresel Adalet Kliniği’nin direktörü Michael Riegner’e göre, bunun hiçbir sonucu olmadığı görüşü savunulamaz.

Riegner, Anayasa’nın 26. maddesinin 1. fıkrasını sadece Bundeswehr ile sınırlandırmanın kabul edilemez olduğunu savunuyor.

Söz konusu fıkra, “halkların barış içinde bir arada yaşamasını bozma olasılığı bulunan eylemlerin, özellikle de saldırı savaşı hazırlıklarının” “cezalandırılmasını” öngörüyor.

Riegner, saldırı savaşının yürütülmesine yardımcı olan herkesin “suça yardım ve yataklık” suçundan suçlu olduğunu ileri sürüyor.

Avrupa

Fransa’nın nükleer caydırıcılık girişimine katılan ülke sayısı 10 oldu

Yayınlanma

Finlandiya, Fransa öncülüğündeki nükleer caydırıcılık girişimine katılarak resmi uygulama çalışmalarına geçen hafta başladı. Finlandiya’nın adımıyla girişime dahil olan ülke sayısı 10’a yükseldi.

Finlandiya, Fransa’nın öncülüğünde yürütülen nükleer caydırıcılık girişimine katılarak resmi düzeydeki uygulama çalışmalarına geçen hafta başladı.

Gelişmeyi duyuran Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Fransa ile kurulan bu ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendireceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığının açıklamasına göre Stubb, “Fransa gibi bir nükleer güçle yürütülen derinlemesine görüşmeler, büyük güçlerin mevcut güvenlik ortamında eylemlerinin sonuçlarını nasıl değerlendirdiğine dair bize yeni bir anlayış da kazandırıyor.” dedi.

Stubb değerlendirmesinde ayrıca, “Bu işbirliği anlayışımızı geliştirecek ve her şeyden önce kolektif caydırıcılığımızı güçlendirecektir.” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, gelinen aşamada işbirliğinin tam kapsamının henüz şekillenme sürecinde olduğu kaydedildi.

Helsinki yönetiminin bu konuda herhangi bir nihai adım atmadan önce farklı seçeneklerin doğuracağı sonuçları etraflıca değerlendireceği belirtildi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı basın servisi, ülkenin Fransa öncülüğündeki nükleer caydırıcılık girişimine dahil olduğunu eylül ayında duyurmuştu.

Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen, sürecin ikili bir işbirliği formatında ilerleyeceğini ve hem Finlandiya’nın hem de genel olarak Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi hedeflediğini kaydetmişti.

Finlandiya ordusu, ekim ayında NATO’nun her yıl düzenlediği “Steadfast Noon” adlı nükleer caydırıcılık tatbikatına da katıldı.

Bakan Häkkänen tatbikata katılımlarının ülkenin ulusal hedefleriyle tam uyum sağladığını söyledi.

Häkkänen tatbikatın önemine değinerek, “Nükleer caydırıcılık tatbikatları, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor.” dedi.

Bakan sözlerini, “Nükleer caydırıcılık, Finlandiya da dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasının en üst düzeydeki güvencesidir.” diyerek sürdürdü.

Girişime katılan ülke sayısı 10’a ulaştı

Finlandiya’nın katılımıyla birlikte, Fransa’nın önerdiği nükleer caydırıcılık girişiminde yer alan ülkelerin sayısı 10’a yükseldi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron mart ayında İngiltere, Almanya, Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç ve Danimarka’nın girişime dahil olduğunu duyurmuştu.

Sürece mayıs ayında Norveç de katılmıştı.

Rusya’nın Almanya Büyükelçisi Sergey Neçayev, mayıs ayında yaptığı açıklamada Avrupa nükleer şemsiyesini güçlendirme planlarının Rusya açısından stratejik düzeyde doğrudan bir tehdit oluşturduğunu savunmuştu.

Neçayev, bu planların Rusya’nın askeri ve siyasi planlamalarında mutlaka dikkate alınması gerektiğini söylemişti.

Moskova, söz konusu girişimlerin nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine yönelik riskler barındırdığına da defalarca işaret etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Özel Yetkili Büyükelçisi Andrey Belousov, mayıs ayında ABD, İngiltere ve Fransa’yı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı hiçe sayarak nükleer kapasitelerini artırmakla suçlamıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupalı çiftçiler yeniden isyanın eşiğinde

Yayınlanma

Avrupa’daki çiftçiler, Brüksel’in üstesinden gelmekte zorlandığı yeni iktisadi baskılar nedeniyle bu sonbaharda yeniden sokaklara çıkmaya hazırlanıyor.

İtalyan çiftçiler, bu ay hızla artan yakıt maliyetlerini protesto eden nakliyecilere destek verdi. Bu protestolar sırasında kurulan barikatlar süpermarket raflarını boş bıraktı ve gıda işleme tesislerini durma noktasına getirdi.

İspanya’da ise daha düşük maliyetler, daha adil fiyatlar, bürokrasinin azaltılması ve bir sonraki Ortak Tarım Politikası’nda (CAP) değişiklikler talep eden Madrid’deki bir protesto, ölümcül bir tren kazası sonrasında iptal edildi ama yeniden planlanması bekleniyor.

Şimdi Brüksel de çiftçilerin hedefinde: Avrupa çiftçileri lobi grubu Copa-Cogeca, geçen hafta Kasım veya Aralık ayında AB başkentinde bir protesto düzenlemeyi kararlaştırdı.

Planlanan eylemler, çiftçilerin Yeşil Mutabakat ve “Tarladan Sofraya” stratejisi kapsamında AB’nin çevre planlarında değişiklik talep ettikleri 2023-24 yıllarındaki eylemleri anımsatıyor.

Bağlayıcı pestisit azaltma hedeflerine ilişkin bir öneri geri çekilirken, Doğa Restorasyon Yasası’ndaki tarım arazileriyle ilgili hükümler zayıflatıldı.

Çiftçiler ayrıca ticaret anlaşmalarına ve ulusal dizel vergilerine de karşı çıktılar.

Komisyon’un geri adım atmasına rağmen, çiftçilerin endişeleri ortadan kalkmadı; sadece şekil değiştirdi.

Dublin Trinity College’da tarım politikası alanında emeritus profesör Alan Matthews, tarım fiyatlarının nispeten yüksek olduğu önceki protestolar sırasında çiftçi gelirlerinin o kadar da önemli bir endişe kaynağı olmadığını belirtti.

Gelgelelim bugün bu konu kilit bir mesele haline geldi. Matthews, “Son 12 ayda ürün fiyatları düşerken, girdi fiyatları aynı eğilimi göstermedi,” diyerek kâr marjlarının daraldığını ifade etti.

Baskının büyük bir kısmı AB dışından geliyor. Şubat ayından bu yana, Orta Doğu’daki ABD-İsrail savaşı ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, yakıt ve gübre fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Perşembe günü, Copa-Cogeca, enerji bakanları toplantısı öncesinde artan yakıt maliyetleri konusunda yardım talep etti.

Yüksek dizel fiyatları, bazı çiftçilerin protesto gösterisi yapmak üzere traktörleriyle AB başkentine gitmelerini bile engelleyebilir.

Fakat Matthews, AB’nin “piyasa desteğine katkıda bulunacak kendi bütçesi olmadığını” belirtti. Bunun yerine, Komisyon üye devletlerin çiftçilere destek vermesine izin verdi.

Ortak Tarım Politikası’nın (CAP) tarımsal krizler için ayrılan yıllık rezervi sadece 450 milyon avro tutarında. Bu meblağ, sektörü vuran ardışık acil durumlar nedeniyle defalarca tükendi ve yeniden dolduruldu.

Copa-Cogeca ayrıca, ithal gübrelerin maliyetini artırdığı gerekçesiyle, Ocak ayında uygulamaya konulan AB’nin karbon sınır vergisini (CBAM) eleştirdi.

Komisyon, istisnai piyasa koşullarında CBAM’ın geçici olarak askıya alınmasına olanak tanıyacak ve halen müzakere aşamasında olan bir yasa tasarısı önerdi.

Mayıs ayında, temel gübrelere uygulanan gümrük vergilerini bir yıllığına askıya aldı ve Haziran ayında ise ülkelere çiftçilere yardım etmek için daha fazla esneklik sağlamak amacıyla CAP’ta değişiklikler önerdi.

Son dönemde alınan önlemlerin, yeni protestoları engelleme olasılığı düşük görünüyor.

Tarım alanında faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Farm Europe’un genel sekreteri Luc Vernet, yüksek yakıt ve girdi maliyetleri, kuraklık ve azalan kamu desteğinin oluşturduğu “patlayıcı bir kombinasyon”dan söz ediyor.

Çiftçiler ayrıca Brüksel’in doğrudan etki edebileceği bir konuyu da hedef alıyor: 2028-2034 dönemi için CAP bütçesi.

Copa-Cogeca, Kasım ve Aralık aylarında yapılacak AB liderlerinin bütçe görüşmeleri öncesinde eylemler hazırlıyor.

Copa Başkanı Massimiliano Giansanti, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu politikanın geleceğinin “kenara çekilemeyecek kadar önemli” olduğunu belirterek, politika yapıcılarından “somut kararlar” beklediğini ekledi.

Komisyon önerisi, CAP’ın her iki ayağını tek ve daha geniş kapsamlı bir fon altında birleştirmeyi öngörüyor; mevcut CAP bütçesine ayrılan 386,6 milyar avroya kıyasla, çiftçi gelir desteği için yaklaşık 300 milyar avro ayrılması planlanıyor ama nihai rakamlar hâlâ müzakere aşamasında.

CAP ödemeleri çiftçi gelirinin büyük bir kısmını oluşturduğundan, Vernet bu yaklaşım ile AB’nin tarımsal egemenliğini koruma hedefinin arasında bir çelişki olduğunu düşünüyor.

Ona göre AB’nin tarımı “ekonomik bir çıkmazda ve politika yapıcılar bunun farkında değil gibi görünüyor.”

Buna karşın Matthews, sektördeki küçülme ve çiftlik sayısındaki azalma nedeniyle desteğin azaltılmasının haklı olduğunu savunuyor. “Gelir farkı, nüfusun geri kalanına kıyasla azaldı,” dedi.

Ayrıca, AB ülkelerinin tarım fonlarını ek desteklerle tamamlama olasılığına da dikkat çekiyor. Bu esneklik, siyasi baskıyı Brüksel’den ulusal başkentlere kaydıracak gibi görünüyor.

Matthews’a göre bütçe üzerinde anlaşmaya varıldığında, çiftçiler bakanlıkların önünde toplanacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ABD, Ukrayna üzerinden Avrupa’ya Rus gazı tedariki istiyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD, kış öncesinde bir “enerji ateşkesi” sağlamak amacıyla Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının yeniden başlaması için temaslar yürütüyor. Washington’ın planı, gazın Amerikalı bir aracı üzerinden satılmasını ve Kuzey Akım hattının kapsamlı bir barış anlaşması çerçevesinde açılabileceğini öngörüyor.

The Wall Street Journal’ın ABD’li, Avrupalı ve Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Washington, Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının en kısa sürede yeniden başlatılması için girişim yürütüyor.

Gazete, ABD’nin bu girişiminin kış öncesinde taraflar arasında bir “enerji ateşkesi” sağlamayı amaçlayan müzakerelerin bir parçası olduğuna dikkat çekti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, ABD’li müzakereciler Jared Kushner ile Steve Witkoff’un eylül ayında Moskova ve Kiev’e yaptıkları ziyaretlerde bir formül sunduklarını dile getirdi.

Masaya getirilen fikir, Rus doğalgazının ABD’li bir aracı şirket üzerinden satılmasını, böylece Avrupa yaptırımlarının etrafından dolaşılmasını ve Amerikalı yatırımcılar için karlı fırsatlar yaratılmasını öngörüyor.

Washington, kasım ayında Abu Dabi’de ABD, Rusya ve Ukrayna arasında yapılması planlanan üçlü barış müzakereleri öncesinde enerji tesislerine yönelik saldırıları durduracak daha kapsamlı bir uzlaşmaya varmayı hedefliyor.

The Wall Street Journal, Donald Trump yönetiminin, Avrupa’nın bu konuda ilk bakışta göründüğü kadar uzlaşmaz tavır sergilemeyeceği varsayımıyla hareket ettiğini yazdı.

Kuzey Akım hattının açılması daha geniş bir anlaşmanın parçası olabilir

Gazetenin aktardığına göre ABD, Kuzey Akım boru hattının olası biçimde yeniden faaliyete geçirilmesini de yalnızca Ukrayna’daki savaşı sonlandırmak için değil, Rusya ile Avrupa arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için de kapsamlı bir anlaşmanın potansiyel unsuru olarak değerlendiriyor.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, eski Almanya Başbakanı Angela Merkel’in hatasını, Moskova için kabul edilebilir daha geniş kapsamlı bir güvenlik mutabakatına varmadan doğalgaz boru hattı projesini ilerletmesi olarak tanımladı.

Yetkili, kıta genelinde gaz fiyatlarını ciddi oranda düşürecek bu öneriye Avrupalıların ilgi gösterdiğini belirtti.

Aynı yetkili, hayata geçirilecek her türlü ekonomik mutabakatın kapsamlı bir barış anlaşmasının parçası olacağını sözlerine ekledi.

The Wall Street Journal, Kiev’in bir ateşkes anlaşması çerçevesinde doğalgaz satışına onay vermesi durumunda Avrupa’nın tutumunu değiştirmesinin daha kolay olacağını kaydetti.

Avrupa Komisyonu ise daha önce The New York Times’ın gündeme getirdiği, ABD’nin Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden yüksek hacimlerle yeniden satın alınmasına yönelik fikrini geri çevirmişti.

Moskova tarafında ise bu konudaki tutumun değişmediği, Kremlin’in bir ateşkese değil kalıcı bir barışa ihtiyaç duyduğu daha önce duyurulmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarını reddederek “kendi siyasetine, sanayisine ve sosyal alanına darbe vurduğunu” söylemiş ve “Başkasına kuyu kazan kendi düşer.” atasözünü hatırlatmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Avrupalıların Rus enerjisini keserek “bindikleri dalı kestiklerini” ifade etmişti.

Peskov Avrupa’daki tabloya ilişkin, “Bunun akıllıca bir tutum olduğunu söylemek zor. Avrupa’da ekonomik durum kötüleşiyor, ekonomi durgunluk yaşıyor. Elbette Avrupa ekonomisi devasa, güçlü ve ciddi bir kapasite rezervi var; fakat aynı zamanda Alman vatandaşları konfor alanlarından çıkmaya pek alışkın değil ve şimdi tam da bunu yapmak zorunda kalıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English