Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya, İran savaşında ABD’ye lojistik destek vermeyi sürdürüyor

Yayınlanma

İran’a karşı savaşın genişletilmesine hazırlık amacıyla ABD ordusu bir kez daha Almanya’daki askeri altyapıyı kullanıyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre tıpkı savaş başlamadan önce ve savaşın ilk 40 günü boyunca olduğu gibi, savaş uçakları ve askerler, Ramstein ABD Hava Üssü üzerinden bölgeye sevk ediliyor ve burada, duyurulan yoğun saldırı dalgası için hazır bekliyorlar.

Spangdahlem ABD Hava Üssü de bu süreçte rol oynuyor; burada konuşlanmış F-16 savaş uçakları geçen hafta Orta Doğu’daki toplanma bölgesine sevk edildi. Bu uçaklar, Orta Doğu’daki muharebe görevinden sadece birkaç hafta önce dönmüştü.

Landstuhl’daki ABD askeri hastanesi de büyük önem taşıyor; bu hastane, türünün dünyadaki en büyüğü. Son günlerde, bazıları ağır yaralı olan yaklaşık bir düzine ABD askeri, tedavi için buraya nakledildi.

Yaralı sayısında artış beklentisiyle, hastanede görev yapan sağlık personeli sayısı da son zamanlarda artırıldı.

Ramstein

ABD silahlı kuvvetlerinin İran’a yönelik asker yığınakları için Almanya’daki ABD askeri altyapısını yoğun bir şekilde kullandığı görülüyor.

Örneğin, Kaiserslautern’’e yakın Ramstein Hava Üssü (ABD dışındaki en büyük ABD Hava Kuvvetleri üssü ve Avrupa ile Afrika’daki ABD Hava Kuvvetleri karargahına ev sahipliği yapıyor) sürekli olarak kullanılıyor.

Ramstein, diğer şeylerin yanı sıra, sadece Afrika’da değil, Yakın ve Orta Doğu’daki ABD insansız hava aracı operasyonlarını kontrol etmek için kullanıldığı için defalarca manşetlere taşınan bir uydu aktarma istasyonuna da ev sahipliği yapıyor.

Diğer operasyonlara ait veriler de Ramstein üzerinden aktarılıyor; özellikle İran’daki savaş için.

Ramstein, bu çatışma için sürekli bir lojistik merkez işlevi de görüyor. Savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, İspanya hükümetinin yasaklaması nedeniyle savaşa katılmak üzere bu ülkeden kalkış izni alamayan İspanyol askeri uçakları Ramstein’a getirildi.

Madrid’in aksine, Berlin’in İran’a karşı yürütülen savaşa lojistik destek vermeye hiçbir itirazı yok.

Son olarak, çarşamba günü bir E-11A BACN aktarma uçağı Ramstein’e indi; uçak, ABD’nin Georgia eyaletindeki Warner Robins Hava Üssü’nden gelmiş ve Orta Doğu’ya doğru yoluna devam etmişti.

Bu uçak, hava saldırıları gerçekleştirirken avcı jetleri ve bombardıman uçaklarının koordinasyonunu gerçek zamanlı olarak sağlıyor.

Spangdahlem

Eifel bölgesindeki Spangdahlem ABD Hava Üssü de savaşın kapsamlı bir şekilde genişletilmesine hazırlık amacıyla Orta Doğu’da ABD Hava Kuvvetleri varlığının mevcut şekilde güçlendirilmesinde kilit bir rol oynuyor.

Geçen hafta, burada konuşlanmış ABD’ye ait F-16 avcı uçakları Orta Doğu’ya sevk edildi.

Buna ek olarak, Cambridge’in kuzeydoğusundaki Lakenheath’teki İngiliz hava üssünden F-35 jetleri, Venedik’in kuzeydoğusundaki Aviano ABD Hava Üssü’nden de ilave F-16 jetleri bu geniş bölgeye uçtu.

Spangdahlem’de kalıcı olarak konuşlanmış olan F-16’lar, sadece birkaç hafta önce savaş bölgesindeki görevlerinden dönmüştü.

Bu uçaklar, düşman hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirme konusunda uzmanlaşmış uçaklar.

Emekli ABD Hava Kuvvetleri tuğgenerali ve Washington’da hava kuvvetleri konularına odaklanan bir düşünce kuruluşu olan Mitchell Havacılık ve Uzay Araştırmaları Enstitüsü’nün dekanı David Deptula’nın, ABD askeri gazetesi Stars and Stripes’ta, Avrupa’daki üç ABD Hava Kuvvetleri biriminin tamamından savaş uçaklarının bu kadar büyük sayılarda Arap Yarımadasına sevk edilmesinin olağandışı olduğunu söylediği aktarıldı

Fakat Deptula, Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa’da üç değil dokuz birim bulundurduğuna da dikkat çekiyor; bu da askeri gücündeki uzun vadeli düşüşün bir kanıtı.

Landstuhl

İran’daki savaşla bağlantılı olarak, ABD dışındaki en büyük ABD askeri hastanesi olan Landstuhl Bölgesel Tıp Merkezi, Ramstein ve Spangdahlem ile birlikte artık daha yoğun bir şekilde kullanılıyor.

Son günlerde, tedavi için Ürdün’den buraya yaklaşık bir düzine ağır yaralı ABD askeri nakledildi. 

Bu durum, kısmen Trump yönetiminin kendi zayiat ve kayıplarını önceki ABD yönetimlerine kıyasla önemli ölçüde daha az bildirmesi nedeniyle yankı uyandırdı.

Yasalarca kesin olarak zorunlu tutulduğu için yalnızca ABD askeri personeli arasındaki ölümler kamuoyuna açıklanıyor.

Fakat ABD’li gözlemciler, bunun genellikle ABD askeri üslerindeki personelin önemli bir bölümünü oluşturan özel askeri müteahhitlerin çalışanları için geçerli olmadığını belirtiyor.

Pentagon’un kısa süre önce Ürdün’ün El Azrak kenti yakınlarındaki Muwaffaq Salti Hava Üssü’ne yönelik İran saldırılarında üç ABD askerinin hayatını kaybettiğini doğrulamak zorunda kalmasının ardından, ABD medyasının yaptığı araştırmalar, 7 Haziran ile geçen hafta sonu arasında yaklaşık 100 ABD askeri personelinin de yaralandığını ortaya çıkardı.

İran misillemelerinin yarattığı maddi hasar

İran saldırılarında yaralanan ABD askeri personelinin sayısının yanı sıra, saldırılar sırasında silah ve askeri altyapıya verilen hasara ilişkin ilk medya araştırmaları da artık mevcut.

New York Times’ın çarşamba günü bildirdiği üzere, İran bu ay saldırılarını ABD’nin varlık gösterdiği dokuz noktaya yoğunlaştırdı; savaşın ilk 40 gününde bu sayı 18 idi.

Muwaffaq Salti Hava Üssü dört kez saldırıya uğradı; gazeteye göre, burada insansız hava araçları tarafından üç bina ve iki hangar ile yaşam alanları olduğu düşünülen binalar tahrip edildi.

Ürdün’ün en kuzeydoğusunda, Suriye sınırının hemen üzerinde bulunan bir ABD askeri tesisi olan 22 Numaralı Kule’de de ciddi hasar meydana geldi.

Ürdün’deki diğer iki askeri üssün hangarları ve bir radar sistemi de vuruldu; aynı şekilde ABD askeri personelinin de konuşlandığı Kral Hüseyin Uluslararası Havalimanı da saldırıya uğradı. 

Bahreyn’de en az bir depo hasar gördü; ABD askerlerinin de bulunduğu Irak’ın kuzeyindeki Erbil Uluslararası Havalimanı’nda ise bir askeri çadır tahrip edildi.

Kuveyt’teki Ali al Salem Hava Üssü de vurulurken, aynı ülkedeki Ahmad al Jaber Hava Üssü’ndeki bir radar sistemi tahrip edildi; bu sistem sadece yarım yıldır faaliyetteydi.

Bunlar, şu ana kadar teyit edilen hasarlardan sadece bir kısmı.

Kamuoyuna duyurulmayan Amerikan kayıpları

Washington’un kamuoyuna yaptığı açıklamaların ötesinde, perde arkasında neye hazırlandığı, son günlerde Landstuhl Bölgesel Tıp Merkezi’ne 150’den fazla ek ABD’li sağlık görevlisinin sevk edilmiş olmasından açıkça anlaşılıyor.

Dolayısıyla, ABD Başkanı Donald Trump’ın gerçekten de ABD saldırılarının genişletilmesini emretmesi halinde İran’ın misilleme saldırılarında buna paralel bir tırmanış ve ABD’nin kayıp sayısında buna paralel bir artış bekleniyor.

Bu kayıplar arasında, tedavi için Almanya’ya nakledilecek ağır yaralı personel de yer alacak.

İran’ın karşı saldırılarında hayatını kaybedenler bile, tabutlarla ABD’ye nakledilmeden önce muhtemelen önce Almanya’ya getirilecek: Hava Kuvvetleri Cenaze İşleri Operasyonları (AFMAO) birimi, savaş bölgesinden ABD’ye yaptığı uçuşlarda genellikle Ramstein’da mola verir.

Orta Doğu’da ölen dört ABD askerinin naaşlarının yakın zamanda ülkelerine nakledilmesi sırasında da durum böyleydi; Ramstein’dan Delaware’deki Dover Hava Üssü’ne yapılan uçuş bildirildiğine göre dokuz ila on saat sürüyor.

Berlin için yasal sonuçlar neler?

Uluslararası hukuku ihlal eden saldırı savaşını genişletmek amacıyla ABD Başkanı Trump, sivil altyapıya yönelik ABD saldırılarını resmen duyurdu; bunlar savaş suçu teşkil ediyor.

Savaş suçu emri verme niyetini açıklayan bu duyuru, Alman hükümeti için de ciddi sonuçlar doğuruyor.

Almanya, ABD silahlı kuvvetlerinin Ramstein, Spangdahlem ve Landstuhl gibi Almanya’daki askeri altyapıyı kullanmasına izin vermeye devam ediyor ve tereddüt etmeden onlara hava sahası geçiş hakkı tanıyor.

Erfurt Üniversitesi’nde kamu hukuku, uluslararası hukuk ve karşılaştırmalı hukuk profesörü olan ve üniversitenin Küresel Adalet Kliniği’nin direktörü Michael Riegner’e göre, bunun hiçbir sonucu olmadığı görüşü savunulamaz.

Riegner, Anayasa’nın 26. maddesinin 1. fıkrasını sadece Bundeswehr ile sınırlandırmanın kabul edilemez olduğunu savunuyor.

Söz konusu fıkra, “halkların barış içinde bir arada yaşamasını bozma olasılığı bulunan eylemlerin, özellikle de saldırı savaşı hazırlıklarının” “cezalandırılmasını” öngörüyor.

Riegner, saldırı savaşının yürütülmesine yardımcı olan herkesin “suça yardım ve yataklık” suçundan suçlu olduğunu ileri sürüyor.

Avrupa

Avrupa’da doğalgaz fiyatları 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı

Yayınlanma

Avrupa’da vadeli doğalgaz fiyatları Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve daralan LNG arzının etkisiyle megavatsaat başına 86,79 euroya kadar yükselerek Aralık 2022’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. Yeraltı depolama tesislerindeki doluluk oranı 12 Ekim itibarıyla yüzde 73,75’te kaldı.

Avrupa’da vadeli doğalgaz fiyatları, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) arzındaki düşüş ve yeraltı depolama tesislerindeki düşük doluluk oranlarının piyasada uzun süreli açık endişesini artırmasıyla 2022’den bu yana görülen en yüksek düzeye çıktı.

Hollanda merkezli sanal ticaret noktası TTF’de işlem gören kasım vadeli doğalgaz kontratlarının fiyatı yüzde 2,89 artışla megavatsaat başına 86,79 euroya ulaştı.

Uluslararası piyasalardaki döviz kuru hesaba katıldığında bu tutar bin metreküp başına 1019,83 dolara karşılık geliyor. Avrupa pazarında doğalgaz, söz konusu seviyelerde en son 22 Aralık 2022’de işlem görmüştü.

Günün ilerleyen saatlerinde artış hızı yüzde 2,1’e geriledi; Türkiye saatiyle 13.11 itibarıyla gaz fiyatı megavatsaat başına 86,125 eurodan (bin metreküp için 1011,47 dolar) alıcı buldu.

Avrupa’da doğalgaz fiyatı eylül ayında da Aralık 2022’den bu yana ilk kez 1000 dolar barajını aşmış, ardından 870 dolara çekilmişti.

Fiyat artışının ekim ayında da sürmesinde, ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaşın tetiklediği küresel arz açığı endişeleri belirleyici rol oynuyor. Doğalgaz krizi, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin sekiz aydan uzun süredir kapalı kalmasından kaynaklanıyor.

Savaşın başlamasıyla boğazın neredeyse tamamen ulaşıma kapatılması, dünya pazarına sunulan LNG hacminin yaklaşık yüzde 20 daralmasına yol açtı.

Ortadoğu kaynaklı sevkiyatın sekteye uğraması, mevcut LNG hacimleri üzerindeki uluslararası rekabeti hızlandırdı. Bu tablo, tüketim dalgalanmalarını ve ani tedarik kesintilerini dengeleyen Avrupa’daki yeraltı depolama tesislerinin yaz aylarında yeterince doldurulamamasına neden oldu.

Avrupa’daki depolama tesislerinin doluluk oranı 12 Ekim itibarıyla yüzde 73,75 düzeyinde kaldı. Tesislerin doluluk oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 83,03, Ekim 2024’te ise yüzde 94,89 seviyesindeydi.

ING analistleri piyasadaki görünüme ilişkin değerlendirmelerinde, “Piyasa, kışın büyük bölümünü Basra Körfezi’nden neredeyse hiç LNG almadan geçireceği gerçeğini kavramaya çalışıyor” ifadesine yer verdi.

Depolardaki yetersizlik ve stokları tamamlama zorunluluğu fiyatları yukarı taşırken, Asyalı alıcılarla rekabetin kış aylarında yeni bir fiyat sıçramasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.

Avrupa doğalgazda 2022 krizine geri dönebilir

Kış öncesinde stoklar beş yıllık ortalamanın gerisinde

Öte yandan Reuters’ın görüş aldığı sektör uzmanları ve analistler, enjeksiyon sezonunun resmi sonu kabul edilen 1 Kasım itibarıyla Avrupa’daki doğalgaz depolarının doluluk oranının yüzde 75 ila yüzde 78 arasında kalacağını öngörüyor.

Bu oran, son beş yılın ortalamasının yaklaşık 10 yüzde puan altına denk geliyor.

Avrupa Birliği’nin kış dönemi tüketiminin yüzde 25 ila 30’unu yeraltı depoları karşılıyor; bu durum bölgeyi özellikle Norveç ve ABD’den sağlanan boru hattı ve LNG teslimatlarına bağımlı kılıyor.

ABN Amro enerji uzmanı Mutaz Altaghlibi, tedarikte yaşanacak olası bir aksamanın Avrupa’da fiyatları daha da yukarı çekebileceğini, Asyalı alıcıların LNG talebinin de fiyat baskısını yüksek tutacağını belirtti.

Banka, sert geçebilecek bir kış mevsiminde Avrupa depolarındaki gaz rezervinin yüzde 10 ila 15 seviyesine kadar eriyebileceğini duyurdu.

Altaghlibi, söz konusu düşüşün bir sonraki dolum sezonu açısından oldukça kritik ve zorlu koşullar yaratacağını vurguladı.

Mevcut piyasa koşulları, fiyatların megavatsaat başına 350 euronun üzerine çıktığı 2021-2022 enerji krizini andırıyor.

Enerji analistlerinin büyük bölümü fiyatların yeniden o zirvelere tırmanmasını beklemiyor; ancak megavatsaat başına 100 euronun aşılarak yüzde 25’lik ek bir artış yaşanmasının muhtemel olduğunu kaydediyor.

AB kış aylarında 14 milyar metreküplük doğalgaz açığı riskiyle karşı karşıya

Okumaya Devam Et

Avrupa

Fransa’da market soğutucuları hacklendi: Milyonlarca euroluk gıda çöpe gitti

Yayınlanma

Fransa’daki büyük süpermarket zincirlerinin soğutma sistemlerini hedef alan siber saldırıda yüzlerce mağazanın dolapları 50 dereceye kadar ısıtıldı. Saatlerce süren ısınma nedeniyle taze ve dondurulmuş ürünler bozulurken, sektördeki zararın milyonlarca euroya ulaştığı hesaplanıyor.

Fransa genelindeki büyük süpermarket zincirleri, soğutma ve dondurucu sistemlerini hedef alan kapsamlı bir siber saldırıya uğradı.

Bilgisayar korsanlarının uzaktan erişim sağlayarak soğutuculardaki sıcaklığı 50 dereceye kadar yükseltmesi sonucu yüzlerce mağazadaki taze ve dondurulmuş gıdalar bozuldu.

BBC ve Fransız haber kanalı BFMTV’nin aktardığı verilere göre perakendecilerin toplam zararı milyonlarca euroyu bulabilir.

Saldırının, Danimarka merkezli mühendislik şirketi Danfoss tarafından üretilen ve soğutma ekipmanlarının uzaktan idaresini sağlayan yazılımdaki bir güvenlik açığından kaynaklandığı bildirildi.

Normal şartlarda gece saatlerinde buz çözme işlemi için kısa süreliğine ısıtılan üniteler, korsanların müdahalesiyle saatlerce yüksek sıcaklıkta tutuldu.

Bazı noktalarda ekipmanın aşırı ısınması nedeniyle yangın çıktığı aktarıldı.

Fransa genelinde yüzlerce süpermarket etkilendi

Perakende zincirlerinden Coopérative U Genel Direktörü Dominique Schelcher, olayı “son derece ciddi ve benzeri görülmemiş” bir saldırı olarak nitelendirdi.

Zincir bünyesindeki 100’ü aşkın mağazanın etkilendiği açıklandı. Intermarché ve Netto markalarını bünyesinde barındıran Les Mousquetaires Grubu, 180 mağazanın hedef alındığını, yeni olayları önlemek amacıyla yaklaşık 100 satış noktasının internet bağlantısının acilen kesildiğini bildirdi.

Reuters ajansının haberine göre Intermarché bünyesindeki bazı soğutucularda sıcaklık altı saat boyunca 50 derecede kaldı.

Carrefour, ülke genelindeki 6 bin mağazasından 80’inde soğutuculara yetkisiz erişim sağlandığını duyurdu.

Monoprix zinciri ise 400’ü aşkın şubesinin yüzde 5’inin saldırıya maruz kaldığını kaydetti.

Leclerc mağazalarının da etkilendiği bildirilirken, Les Mousquetaires Grubu 12 Ekim öğle saatlerinde bazı reyonların devre dışı kalmayı sürdürdüğünü paylaştı.

Soruşturma başlatıldı, gözler eski yazılımlara çevrildi

Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, olayın aydınlatılması için Ulusal Siber Güvenlik Ajansını (ANSSI) görevlendirdi.

Paris savcılığı da soğutma sistemlerine yönelik siber saldırı hakkında adli soruşturma başlattı.

Danfoss şirketi, saldırıların güvenlik güncellemesi yapılamayan eski yazılımlara sahip üniteleri etkilediğini savundu.

Şirket, müşterilerine sistem yazılımlarını güncel tutmaları ya da yeni cihazlara geçmeleri yönünde uzun süredir tavsiyede bulunduğunu açıkladı.

Öte yandan Hollanda merkezli perakende grubu Ahold Delhaize de bünyesindeki Albert Heijn zincirinde bir siber güvenlik sorunu yaşandığını bildirdi.

Şirketin mobil uygulamasından yapılan duyuruda teslimatların durdurulduğu, fiziki mağazaların ise açık kaldığı belirtildi. Hollanda’daki aksaklığın Fransa’daki saldırıyla bağlantılı olup olmadığı henüz netlik kazanmadı.

Danimarka Savunma Bakanlığı İstihbarat Dairesi, geçtiğimiz ay yayımladığı değerlendirmede Rusya’nın Batı ülkelerine yönelik hibrit saldırılarını önümüzdeki aylarda artırmasının muhtemel olduğu uyarısını yapmıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya, Starlink istasyonunu kundaklama iddiasıyla 2 Türk vatandaşını gözaltına aldı

Yayınlanma

Polonya yetkilileri, Alman polisinin geçen ay Varşova yakınlarındaki bir Starlink istasyonunu ateşe verdiği şüphesiyle iki Türk vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

Polonya’nın özel servislerini koordine eden Bakan Tomasz Siemoniak, pazartesi günü Varşova’da düzenlediği basın toplantısında, Polonya’nın şüphelilerin iadesini talep ettiğini ve kundaklama saldırısının arkasında Rus gizli servislerinin olduğundan “hiç şüphe duymadığını” belirtti.

Siemoniak, düzenlediği basın toplantısında, “Ayrıca, Rus istihbarat teşkilatlarının giderek daha fazla suç dünyasıyla bağlantılı kişilere yöneldiğini de belirtmek gerekir,” dedi.

Başbakan Donald Tusk, X’te paylaştığı bir gönderide, olayı bir başka “hibrit savaş eylemi” olarak nitelendirdi ve sabotajdan sorumlu olanların Polonya’da adalete teslim edileceğini söyledi.

İçişleri Bakanı Marcin Kierwinski, iki Türk vatandaşının Polonya’da yabancı bir istihbarat teşkilatının talimatıyla sabotaj eylemi gerçekleştirdikleri gerekçesiyle suçlanacaklarını söyledi.

Polonya ve Ukrayna dahil Doğu Avrupa’nın diğer bölgelerine hizmet veren bir Starlink yer istasyonundaki güç kaynağı ekipmanı, 23 Eylül gecesi alev aldı.

Olay, internet hizmetinde ciddi bir kesintiye yol açmadı. Öte yandan çıkan yangın, istasyonun elektrik sistemini ve yedek jeneratörünü tamamen tahrip etti.

Batı’nın Ukrayna’ya sağladığı yardımların önemli bir geçiş yolu olan Polonya, son dönemde bir dizi şüpheli olayla karşı karşıya kaldı.

Su ve enerji altyapısı ile hastaneler gibi kamu hizmetlerine yönelik çok sayıda siber saldırı gerçekleşti.

Ayrıca Varşova ile Ukrayna sınırı arasındaki bir demiryolu hattında meydana gelen hasar, yetkililer tarafından Rus sabotajına atfedildi.

Temmuz ayı sonlarında da bir Rus füzesi Polonya’ya düştü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English