Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, Google’a rekor ceza kesti

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Dijital Piyasalar Yasasına (DMA) aykırı tekelci uygulamalar gerekçesiyle perşembe günü şirkete 890 milyon avro para cezası verdi.

Dünyanın önde gelen arama motoru, genellikle ilk etapta kendi şirketine fayda sağlayan sonuçlar gösterir. Diğer şirketlere ait bağlantılar ise bu sonuçların altında yer alır.

Bazen Google, kullanıcıyı bilgilendirmek amacıyla kendi oluşturduğu “yapay zeka destekli genel bakış” sunar.

Diğer aramalarda ise arama motoru, önce kendi harita hizmeti olan “Maps” ile ya da “sponsorlu ürünler” ile yanıt verir; yani, sonuçların en üst sıralarında görünmek için ödeme yapan şirketlerin reklamları.

Bu uygulama Google açısından mantıklı olsa da, tüketiciler ve diğer şirketler için dezavantajlı olabilir; örneğin, alternatif harita hizmetleri veya alışveriş portalları, Google’ın geniş kullanıcı tabanına ayrıcalıklı erişim imkânından mahrum kalır.

AB, öncelikle Google’ı, Google Arama’da “Google Shopping” gibi kendi hizmetlerini kayırmakla suçluyor.

Komisyon, “Benzer üçüncü taraf hizmetler aynı görünürlükten yararlanamıyor” diyerek bu konuda daha fazla adalet çağrısında bulunuyor.

AB Rekabet Komiseri Teresa Ribera, “En iyi ürünler, arama motorunu işleten şirkete ait oldukları için değil, daha iyi oldukları için öne çıkmalı,” dedi.

Öte yandan Brüksel, şirketi, geliştiricilerin “Google Play” dışındaki uygulama mağazalarında –bazıları daha ucuz olan– uygulamalar sunmasını zorlaştırmakla suçluyor.

Komisyon, bu para cezasıyla Google’dan DMA’nın her iki ihlalini de sona erdirmesini talep ediyor.

Google, Perşembe günü bu para cezasını sert bir şekilde eleştirdi. Google hukuk danışmanı Kent Walker, “DMA’nın bu şekilde uygulanması, günlük olarak kullanılan hizmetleri bir kez daha zayıflatıyor,” dedi.

Şirket artık, otel fiyat teklifleri gibi Avrupalıların değer verdiği arama özelliklerini kaldırmak zorunda kalacak.

Walker, “Bu adil rekabet değil, kendi çıkarlarını gözeten küçük bir şikayetçi grubu tarafından yönlendirilen ürünlerin kalitesinin düşmesi,” iddiasında bulundu.

Google’a göre, kullanıcılar örneğin bir uçuş aradıklarında belirli bir tarih girmek ve o tarihe göre belirli fiyatları ve uygunluk durumunu görmek isterler.

Şirket, kararı incelemeyi planlıyor ve kendi açıklamasına göre temyiz seçeneğini açık tutuyor.

Prensip olarak Google’ın bu cezaya karşı mahkemede itiraz etme hakkı bulunuyor. Dava, teorik olarak uzun bir hukuki süreç sonunda Avrupa Adalet Divanı’na kadar gidebilir.

Google veya Apple gibi şirketlerin internete erişim kapısı görevi görmesiyle ortaya çıkan “kapı bekçisi sorunu”, uzun süredir politikacılar ve tüketici hakları savunucuları için bir endişe kaynağı.

Alman Tüketici Örgütleri Federasyonu’ndan Miika Blinn, “Kapı bekçilerinin kendi hizmetlerini öncelikli göstermesi, rakiplere ve tüketicilere zarar veriyor,” diye eleştiriyor. 

Tüketici savunucusu ayrıca, kullanıcıların kapı bekçilerine ifşa etmek zorunda kaldıkları büyük miktardaki veriye de dikkat çekiyor.

2023 yılından beri yürürlükte olan DMA, kapı bekçisi rolünü üstlenen büyük şirketlerin, benzer üçüncü taraf hizmetlerine kıyasla kendi ürünlerini kayırmasını önlemeyi amaçlıyor.

Yasa ayrıca, örneğin kullanıcıların, Apple cihazına sahip olsalar da Google’ın Android işletim sistemini çalıştıran bir akıllı telefon kullansalar da, hangi tarayıcıyı veya arama motorunu kullanmak istediklerini özgürce seçebilmelerini sağlamayı amaçlıyor.

AB, teknoloji şirketlerinin pazar gücünün bir segmentten diğerine tekrar tekrar yayılmasını ve bu sayede giderek daha da büyümesini önlemek istiyor.

Yasa, ABD’li şirketler ve Başkan Donald Trump tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştı.

Örneğin Apple, “kapı bekçisi” olarak sınıflandırılmasına itiraz eden bir dava açmış, fakat kısa süre önce Avrupa Birliği Adalet Divanı’nda davayı kaybetmişti.

Facebook’un ana şirketi Meta, ABD Başkanı Trump’tan teknoloji şirketlerine düzenleyici kısıtlamalar getirmeye çalışan hükümetlere karşı uluslararası önlemler almasını istedi.

Elon Musk’ın şirketi X’e AB tarafından para cezası verilmesinin ardından, ABD hükümeti misilleme yapma tehdidinde bile bulundu.

Trump, Brüksel’e, ABD’li teknoloji şirketlerine uygulanan cezaları gümrük vergisi olarak değerlendireceğini ve buna misilleme gümrük vergileriyle yanıt vereceğini söylemişti. 

Haberlere göre, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, zorlu bir ticaret ortağı olan ABD’yi kendinden uzaklaştırmamak için Google’a yönelik DMA cezasını birkaç kez erteledi.

Bu nedenle pek çok gözlemci, Google’a kesilen para cezasını, AB’nin yurtdışından gelen direnişe rağmen dijital yasalarını uygulayabilip uygulayamayacağının bir turnusol testi olarak görüyor.

Google davası, AB’deki yargılama süreçlerinin ne kadar uzayabileceğini de ortaya koyuyor. Davanın açılmasından para cezasının açıklanmasına kadar iki yıl ve yaklaşık dört ay geçti.

Bu nedenle, LobbyControl ve Corporate Observatory Europe gibi kuruluşlar, para cezası kesilmeden önce bile AB’nin DMA’nın uygulanmasını “önemli ölçüde geciktirdiğini” şikayet etmişti.

Avrupa Komisyonu, arama motorunun Idealo gibi sağlayıcılar yerine kendi “Google Shopping” hizmetini kayırması nedeniyle, 2017 yılında antitröst davası kapsamında Google ve ana şirketi Alphabet’e 2,4 milyar avroluk para cezası vermişti.

Bu konudaki hukuki ihtilaf daha sonra Avrupa Adalet Divanı’na taşındı ve Divan, 2024 sonbaharında para cezasını onadı.

Avrupa

Fransa’nın nükleer caydırıcılık girişimine katılan ülke sayısı 10 oldu

Yayınlanma

Finlandiya, Fransa öncülüğündeki nükleer caydırıcılık girişimine katılarak resmi uygulama çalışmalarına geçen hafta başladı. Finlandiya’nın adımıyla girişime dahil olan ülke sayısı 10’a yükseldi.

Finlandiya, Fransa’nın öncülüğünde yürütülen nükleer caydırıcılık girişimine katılarak resmi düzeydeki uygulama çalışmalarına geçen hafta başladı.

Gelişmeyi duyuran Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Fransa ile kurulan bu ortaklığın kolektif caydırıcılığı güçlendireceğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığının açıklamasına göre Stubb, “Fransa gibi bir nükleer güçle yürütülen derinlemesine görüşmeler, büyük güçlerin mevcut güvenlik ortamında eylemlerinin sonuçlarını nasıl değerlendirdiğine dair bize yeni bir anlayış da kazandırıyor.” dedi.

Stubb değerlendirmesinde ayrıca, “Bu işbirliği anlayışımızı geliştirecek ve her şeyden önce kolektif caydırıcılığımızı güçlendirecektir.” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, gelinen aşamada işbirliğinin tam kapsamının henüz şekillenme sürecinde olduğu kaydedildi.

Helsinki yönetiminin bu konuda herhangi bir nihai adım atmadan önce farklı seçeneklerin doğuracağı sonuçları etraflıca değerlendireceği belirtildi.

Finlandiya Savunma Bakanlığı basın servisi, ülkenin Fransa öncülüğündeki nükleer caydırıcılık girişimine dahil olduğunu eylül ayında duyurmuştu.

Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen, sürecin ikili bir işbirliği formatında ilerleyeceğini ve hem Finlandiya’nın hem de genel olarak Avrupa’nın güvenliğini pekiştirmeyi hedeflediğini kaydetmişti.

Finlandiya ordusu, ekim ayında NATO’nun her yıl düzenlediği “Steadfast Noon” adlı nükleer caydırıcılık tatbikatına da katıldı.

Bakan Häkkänen tatbikata katılımlarının ülkenin ulusal hedefleriyle tam uyum sağladığını söyledi.

Häkkänen tatbikatın önemine değinerek, “Nükleer caydırıcılık tatbikatları, NATO’nun nükleer caydırıcılığının güvenilirliğini, emniyetini ve etkinliğini sağlamayı amaçlıyor.” dedi.

Bakan sözlerini, “Nükleer caydırıcılık, Finlandiya da dahil olmak üzere tüm ittifakın korunmasının en üst düzeydeki güvencesidir.” diyerek sürdürdü.

Girişime katılan ülke sayısı 10’a ulaştı

Finlandiya’nın katılımıyla birlikte, Fransa’nın önerdiği nükleer caydırıcılık girişiminde yer alan ülkelerin sayısı 10’a yükseldi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron mart ayında İngiltere, Almanya, Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç ve Danimarka’nın girişime dahil olduğunu duyurmuştu.

Sürece mayıs ayında Norveç de katılmıştı.

Rusya’nın Almanya Büyükelçisi Sergey Neçayev, mayıs ayında yaptığı açıklamada Avrupa nükleer şemsiyesini güçlendirme planlarının Rusya açısından stratejik düzeyde doğrudan bir tehdit oluşturduğunu savunmuştu.

Neçayev, bu planların Rusya’nın askeri ve siyasi planlamalarında mutlaka dikkate alınması gerektiğini söylemişti.

Moskova, söz konusu girişimlerin nükleer silahların yayılmasını önleme rejimine yönelik riskler barındırdığına da defalarca işaret etti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Özel Yetkili Büyükelçisi Andrey Belousov, mayıs ayında ABD, İngiltere ve Fransa’yı Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nı hiçe sayarak nükleer kapasitelerini artırmakla suçlamıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupalı çiftçiler yeniden isyanın eşiğinde

Yayınlanma

Avrupa’daki çiftçiler, Brüksel’in üstesinden gelmekte zorlandığı yeni iktisadi baskılar nedeniyle bu sonbaharda yeniden sokaklara çıkmaya hazırlanıyor.

İtalyan çiftçiler, bu ay hızla artan yakıt maliyetlerini protesto eden nakliyecilere destek verdi. Bu protestolar sırasında kurulan barikatlar süpermarket raflarını boş bıraktı ve gıda işleme tesislerini durma noktasına getirdi.

İspanya’da ise daha düşük maliyetler, daha adil fiyatlar, bürokrasinin azaltılması ve bir sonraki Ortak Tarım Politikası’nda (CAP) değişiklikler talep eden Madrid’deki bir protesto, ölümcül bir tren kazası sonrasında iptal edildi ama yeniden planlanması bekleniyor.

Şimdi Brüksel de çiftçilerin hedefinde: Avrupa çiftçileri lobi grubu Copa-Cogeca, geçen hafta Kasım veya Aralık ayında AB başkentinde bir protesto düzenlemeyi kararlaştırdı.

Planlanan eylemler, çiftçilerin Yeşil Mutabakat ve “Tarladan Sofraya” stratejisi kapsamında AB’nin çevre planlarında değişiklik talep ettikleri 2023-24 yıllarındaki eylemleri anımsatıyor.

Bağlayıcı pestisit azaltma hedeflerine ilişkin bir öneri geri çekilirken, Doğa Restorasyon Yasası’ndaki tarım arazileriyle ilgili hükümler zayıflatıldı.

Çiftçiler ayrıca ticaret anlaşmalarına ve ulusal dizel vergilerine de karşı çıktılar.

Komisyon’un geri adım atmasına rağmen, çiftçilerin endişeleri ortadan kalkmadı; sadece şekil değiştirdi.

Dublin Trinity College’da tarım politikası alanında emeritus profesör Alan Matthews, tarım fiyatlarının nispeten yüksek olduğu önceki protestolar sırasında çiftçi gelirlerinin o kadar da önemli bir endişe kaynağı olmadığını belirtti.

Gelgelelim bugün bu konu kilit bir mesele haline geldi. Matthews, “Son 12 ayda ürün fiyatları düşerken, girdi fiyatları aynı eğilimi göstermedi,” diyerek kâr marjlarının daraldığını ifade etti.

Baskının büyük bir kısmı AB dışından geliyor. Şubat ayından bu yana, Orta Doğu’daki ABD-İsrail savaşı ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, yakıt ve gübre fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı.

Perşembe günü, Copa-Cogeca, enerji bakanları toplantısı öncesinde artan yakıt maliyetleri konusunda yardım talep etti.

Yüksek dizel fiyatları, bazı çiftçilerin protesto gösterisi yapmak üzere traktörleriyle AB başkentine gitmelerini bile engelleyebilir.

Fakat Matthews, AB’nin “piyasa desteğine katkıda bulunacak kendi bütçesi olmadığını” belirtti. Bunun yerine, Komisyon üye devletlerin çiftçilere destek vermesine izin verdi.

Ortak Tarım Politikası’nın (CAP) tarımsal krizler için ayrılan yıllık rezervi sadece 450 milyon avro tutarında. Bu meblağ, sektörü vuran ardışık acil durumlar nedeniyle defalarca tükendi ve yeniden dolduruldu.

Copa-Cogeca ayrıca, ithal gübrelerin maliyetini artırdığı gerekçesiyle, Ocak ayında uygulamaya konulan AB’nin karbon sınır vergisini (CBAM) eleştirdi.

Komisyon, istisnai piyasa koşullarında CBAM’ın geçici olarak askıya alınmasına olanak tanıyacak ve halen müzakere aşamasında olan bir yasa tasarısı önerdi.

Mayıs ayında, temel gübrelere uygulanan gümrük vergilerini bir yıllığına askıya aldı ve Haziran ayında ise ülkelere çiftçilere yardım etmek için daha fazla esneklik sağlamak amacıyla CAP’ta değişiklikler önerdi.

Son dönemde alınan önlemlerin, yeni protestoları engelleme olasılığı düşük görünüyor.

Tarım alanında faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Farm Europe’un genel sekreteri Luc Vernet, yüksek yakıt ve girdi maliyetleri, kuraklık ve azalan kamu desteğinin oluşturduğu “patlayıcı bir kombinasyon”dan söz ediyor.

Çiftçiler ayrıca Brüksel’in doğrudan etki edebileceği bir konuyu da hedef alıyor: 2028-2034 dönemi için CAP bütçesi.

Copa-Cogeca, Kasım ve Aralık aylarında yapılacak AB liderlerinin bütçe görüşmeleri öncesinde eylemler hazırlıyor.

Copa Başkanı Massimiliano Giansanti, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu politikanın geleceğinin “kenara çekilemeyecek kadar önemli” olduğunu belirterek, politika yapıcılarından “somut kararlar” beklediğini ekledi.

Komisyon önerisi, CAP’ın her iki ayağını tek ve daha geniş kapsamlı bir fon altında birleştirmeyi öngörüyor; mevcut CAP bütçesine ayrılan 386,6 milyar avroya kıyasla, çiftçi gelir desteği için yaklaşık 300 milyar avro ayrılması planlanıyor ama nihai rakamlar hâlâ müzakere aşamasında.

CAP ödemeleri çiftçi gelirinin büyük bir kısmını oluşturduğundan, Vernet bu yaklaşım ile AB’nin tarımsal egemenliğini koruma hedefinin arasında bir çelişki olduğunu düşünüyor.

Ona göre AB’nin tarımı “ekonomik bir çıkmazda ve politika yapıcılar bunun farkında değil gibi görünüyor.”

Buna karşın Matthews, sektördeki küçülme ve çiftlik sayısındaki azalma nedeniyle desteğin azaltılmasının haklı olduğunu savunuyor. “Gelir farkı, nüfusun geri kalanına kıyasla azaldı,” dedi.

Ayrıca, AB ülkelerinin tarım fonlarını ek desteklerle tamamlama olasılığına da dikkat çekiyor. Bu esneklik, siyasi baskıyı Brüksel’den ulusal başkentlere kaydıracak gibi görünüyor.

Matthews’a göre bütçe üzerinde anlaşmaya varıldığında, çiftçiler bakanlıkların önünde toplanacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ABD, Ukrayna üzerinden Avrupa’ya Rus gazı tedariki istiyor

Yayınlanma

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD, kış öncesinde bir “enerji ateşkesi” sağlamak amacıyla Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının yeniden başlaması için temaslar yürütüyor. Washington’ın planı, gazın Amerikalı bir aracı üzerinden satılmasını ve Kuzey Akım hattının kapsamlı bir barış anlaşması çerçevesinde açılabileceğini öngörüyor.

The Wall Street Journal’ın ABD’li, Avrupalı ve Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre Washington, Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkiyatının en kısa sürede yeniden başlatılması için girişim yürütüyor.

Gazete, ABD’nin bu girişiminin kış öncesinde taraflar arasında bir “enerji ateşkesi” sağlamayı amaçlayan müzakerelerin bir parçası olduğuna dikkat çekti.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, ABD’li müzakereciler Jared Kushner ile Steve Witkoff’un eylül ayında Moskova ve Kiev’e yaptıkları ziyaretlerde bir formül sunduklarını dile getirdi.

Masaya getirilen fikir, Rus doğalgazının ABD’li bir aracı şirket üzerinden satılmasını, böylece Avrupa yaptırımlarının etrafından dolaşılmasını ve Amerikalı yatırımcılar için karlı fırsatlar yaratılmasını öngörüyor.

Washington, kasım ayında Abu Dabi’de ABD, Rusya ve Ukrayna arasında yapılması planlanan üçlü barış müzakereleri öncesinde enerji tesislerine yönelik saldırıları durduracak daha kapsamlı bir uzlaşmaya varmayı hedefliyor.

The Wall Street Journal, Donald Trump yönetiminin, Avrupa’nın bu konuda ilk bakışta göründüğü kadar uzlaşmaz tavır sergilemeyeceği varsayımıyla hareket ettiğini yazdı.

Kuzey Akım hattının açılması daha geniş bir anlaşmanın parçası olabilir

Gazetenin aktardığına göre ABD, Kuzey Akım boru hattının olası biçimde yeniden faaliyete geçirilmesini de yalnızca Ukrayna’daki savaşı sonlandırmak için değil, Rusya ile Avrupa arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için de kapsamlı bir anlaşmanın potansiyel unsuru olarak değerlendiriyor.

Üst düzey bir ABD’li yetkili, eski Almanya Başbakanı Angela Merkel’in hatasını, Moskova için kabul edilebilir daha geniş kapsamlı bir güvenlik mutabakatına varmadan doğalgaz boru hattı projesini ilerletmesi olarak tanımladı.

Yetkili, kıta genelinde gaz fiyatlarını ciddi oranda düşürecek bu öneriye Avrupalıların ilgi gösterdiğini belirtti.

Aynı yetkili, hayata geçirilecek her türlü ekonomik mutabakatın kapsamlı bir barış anlaşmasının parçası olacağını sözlerine ekledi.

The Wall Street Journal, Kiev’in bir ateşkes anlaşması çerçevesinde doğalgaz satışına onay vermesi durumunda Avrupa’nın tutumunu değiştirmesinin daha kolay olacağını kaydetti.

Avrupa Komisyonu ise daha önce The New York Times’ın gündeme getirdiği, ABD’nin Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden yüksek hacimlerle yeniden satın alınmasına yönelik fikrini geri çevirmişti.

Moskova tarafında ise bu konudaki tutumun değişmediği, Kremlin’in bir ateşkese değil kalıcı bir barışa ihtiyaç duyduğu daha önce duyurulmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarını reddederek “kendi siyasetine, sanayisine ve sosyal alanına darbe vurduğunu” söylemiş ve “Başkasına kuyu kazan kendi düşer.” atasözünü hatırlatmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Avrupalıların Rus enerjisini keserek “bindikleri dalı kestiklerini” ifade etmişti.

Peskov Avrupa’daki tabloya ilişkin, “Bunun akıllıca bir tutum olduğunu söylemek zor. Avrupa’da ekonomik durum kötüleşiyor, ekonomi durgunluk yaşıyor. Elbette Avrupa ekonomisi devasa, güçlü ve ciddi bir kapasite rezervi var; fakat aynı zamanda Alman vatandaşları konfor alanlarından çıkmaya pek alışkın değil ve şimdi tam da bunu yapmak zorunda kalıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English