Bizi Takip Edin

Diplomasi

İngiliz istihbarat şefi Moore, Rusları MI6 için casusluk yapmaya çağırdı

Yayınlanma

Görevden ayrılmaya hazırlanan Birleşik Krallık dış istihbarat servisi MI6’in şefi Richard Moore, İstanbul’da “Sessiz Kurye” platformunu tanıtırken Rusları Vladimir Putin’e karşı casusluk yapmaya davet etti.

Moore, Rusların “ülkelerinin onurunu geri kazanmak” için Britanya adına casusluk yapmaları gerektiğini söyledi.

Gizli İstihbarat Servisi (SIS veya yaygın adıyla MI6) başkanı olarak yaptığı son kamuya açık konuşmasında, Vladimir Putin’in Ukrayna’da “bizi oyaladığını” ve Kremlin’in “Ukrayna’nın teslim olmasından başka bir şey” istemediğini iddia etti.

Moore, “Sonunda, eğer sabırlı olursak, Putin bir seçim yapması gerektiği gerçeğini kabul etmek zorunda kalacak: kendi iktidarını tehdit eden iktisadi ve siyasi bir kriz riski almak ya da mantıklı bir anlaşma yapmak,” dedi.

İstanbul’da konuşan Moore, Rusya’nın birçok insanın sandığından çok daha zayıf olduğunu ve “bu düşüşü hızlandırdığını” ileri sürdü.

Bu açıklama, daha önce Beyaz Saray’a girdikten bir gün sonra savaşı sona erdirebileceğini iddia eden ABD Başkanı Donald Trump’ın, Birleşik Krallık’a yaptığı resmi ziyaret sırasında düzenlediği basın toplantısında Putin tarafından “gerçekten hayal kırıklığına uğradığını” söylemesinin ardından geldi.

Hassas bilgilerin doğrudan MI6’e gönderilebildiği yeni bir karanlık ağ (dark web) portalının lansmanını yaptığı konuşmada Moore şöyle devam etti:

“Putin, kaldırabileceğinden fazlasını üstlendi. O dünyaya yalan söylüyor. Halkına yalan söylüyor. Belki de kendine bile yalan söylüyor. Putin ülkesinin geleceğini ipotek ediyor. Rusya’nın ekonomisi, demografisi ve imparatorluk gücünü yansıtma araçları uzun vadede gerileme içinde ve Putin’in savaşı bu gerilemeyi hızlandırıyor. Rusya’dan daha büyük güçler, Ukrayna’dan daha zayıf güçleri boyun eğdiremedi.”

Casus şefi, kamuoyuna açık son konuşmasında, MI6 başkanı olarak geçirdiği süreyi de değerlendirdi.

MI6, “dark web” aracılığıyla casus devşiriyor

Ajansının personelinin sadece yüzde 40’ının kadın olduğunu ve etnik azınlıkların oranının “yüzde 10’un biraz altında” olduğunu üzülerek belirten Moore, “bazı ölçülebilir başarılar” olduğuna da dikkat çekerek, MI6’te beş yıl öncesine göre çok daha fazla kadının liderlik rolünde olduğunu, bunların arasında Birleşik Krallık ve yurtdışındaki istihbarat operasyonları ile casus ajansının teknik ekiplerinde görev yapanların da bulunduğunu söyledi.

MI6’in “çevikliğine” övgüde bulunan Moore, CIA direktörü John Ratcliffe’in kendisine yakın zamanda “sizler gerçekten çok çalışıyorsunuz” dediğini aktardı.

Moore, 1 Ekim’de görevini Blaise Metreweli’ye devredecek. Metreweli, MI6’in 18. başkanı olacak.

MI6 şefi, kariyerini “özel olarak” değerlendirmek için sabırsızlandığını söyledi ve “Artık pelerinimi asıyorum, hayali hançerimi kınına geri koyuyorum ve ünlü yeşil kalemimi devrediyorum,” dedi.

Daha önce görev yaptığı İstanbul’u “sadece duygusal nedenlerle seçmediğini” de vurgulayan MI6 şefi, “Bunu yaptım çünkü Türkiye, yüzyıllardır olduğu gibi, uluslararası sistem için hayati öneme sahip bir ülkedir. MI6 Başkanı olarak uğraştığım neredeyse tüm konularda Türkiye kilit bir rol oynamıştır,” dedi.

NATO müttefiki Türkiye’nin “Ukrayna’nın egemenliği ve bağımsızlığının sadık bir destekçisi” olduğuna işaret eden Moore, “Özellikle etnik akrabaları olan Kırım Tatarlarının içinde bulunduğu zor durumdan etkilenmiş, ancak her şeyden önce uluslararası hukuka ve BM Şartına bağlı kalmıştır,” ifadelerini kullandı.

Yeni MI6 şefinin dedesi, “Kasap” olarak bilinen Nazi casusu çıktı

Doğu komşuları söz konusu olduğunda Türkiye’nin, İngiltere ile aynı şekilde, “kötü niyetli dış etkilerden uzak, istikrarlı bir Kafkasya ve Orta Asya’ya ilgi duyduğunu” belirten Moore, “Güney komşuları olarak ise, sözde İslam Devleti teröristlerine karşı birlikte mücadele etmiş ve Esad sonrası Suriye’nin istikrarını desteklemek için çalışmışızdır,” dedi.

MI6 şefi, Beşar Esad’ı devirmeden “bir veya iki yıl önce” El Kaide uzantısı Heyet Tahrir eş-Şam ile ilişki kurduklarını da itiraf ederek, Birleşik Krallık hükümetinin “birkaç hafta içinde ülkeye geri dönmesi için bir yol açtıklarını” söyledi.

Her iki ülkenin de “7 Ekim’deki vahşi saldırıya karşı aynı tiksintiyi paylaştığını” ve “Gazze’deki masum Filistinlilerin yaşadığı korkunç acılara üzüldüğünü” ileri süren Moore, “İsrail ve Filistinliler için kalıcı güvenlik ve refahın ancak iki devletli bir çözümle sağlanabileceğine inanıyoruz. Tüm bu çabalarda, MİT liderleri Hakan Fidan ve şimdi de İbrahim Kalın ile yakın bir şekilde çalışabildim. Her ikisi de mükemmel profesyoneller ve sadık dostlar,” diye konuştu.

Diplomasi

Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.

Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.

Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.

İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.

Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.

Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.

Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.

Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.

Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.

Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.

OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.

Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.

Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.

Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.

Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.

Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.

ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.

Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.

Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.

Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

Yayınlanma

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.

İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.

Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.

Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.

Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.

Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.

Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.

Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.

Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.

Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English