Ortadoğu
İngiliz uçakları “plastik” İran dronlarına karşı “altın” mermiler sıkıyor

Silah uzmanları, İngiliz savaş uçaklarının pahalı havadan havaya füzelerle ucuz İran insansız hava araçlarını vurmasının “plastik hedeflere altın mermi ateş etmek” gibi olduğunu söyledi.
The Times’taki habere göre RAF Typhoon ve F-35 uçakları, İran tarafından fırlatılan yavaş uçan kamikaze insansız hava araçlarını durdurmak için Orta Doğu’daki hava üslerinden havalandı.
Pazar günü, bir Typhoon pilotu, Katar’a doğru ilerleyen tek yönlü bir intihar insansız hava aracını yüksek teknolojili bir füzeyle havada vurdu.
Bu saldırı, ABD ve İsrail’in önceki gün İran’a karşı saldırı başlatmasından bu yana Körfez’de bir İngiliz savaş uçağı tarafından gerçekleştirilen ilk başarılı vuruş oldu.
Typhoonlar, her biri yaklaşık 200.000 ila 2 milyon sterlin arasında maliyetli gelişmiş kısa, orta ve uzun menzilli füzelerle donatılmış durumda.
Hedefledikleri dolaşan insansız hava araçlarının her birinin maliyeti ise yaklaşık 26.000 sterlin.
F-35 jetlerinin, pazar günü bir insansız hava aracının saldırısına uğrayan Kıbrıs’taki RAF hava üssünden kalkışları, iki adet gelişmiş kısa menzilli havadan havaya füze ile donatılmış olarak görüntülendi.
Bu silahlar, en az 300 metre mesafeden veya 16 mil (yaklaşık 25 km) uzaklıktan hedefleri imha edebilir.
Askeri analistler, Typhoonların bunun yerine 27 mm Mauser topu kullanarak insansız hava araçlarını vurup İngiltere’nin azalan füze stokunu koruyabileceğini savunuyor.
Analistler, Savunma Bakanlığını, Rusya’nın fırlattığı İran yapımı cihazları durdurmak için insansız hava araçlarını yaygın olarak kullanan Ukrayna kuvvetlerinden ders almamakla suçladılar.
Ukrayna da bu tehdide karşı koymak için çatıların ve kamyonetlerin üzerine yerleştirilmiş ağır makineli tüfekler veya uçaksavar topları ile helikopter silahlarını kullanıyor.
Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy pazartesi günü, müttefik ülkeleri Tahran’ın devasa Şahid mühimmatı ve diğer varyantlarına karşı sofistike füzeler kullanmakla eleştirdi.
Ukraynalı lider, “füzelerden daha fazla insansız hava aracı var” uyarısında bulunarak Batılı ordulara hava savunmalarına farklı silahlar entegre etmeleri çağrısında bulundu.
Körfez’deki durumla ilgili olarak ise şunları söyledi:
“Bu ciddi bir zorluk. Havacılığın insansız hava araçlarıyla nasıl mücadele ettiğini bilmemiz gerekiyor, Ukraynalıların sahip olduğu deneyime ihtiyacımız var. Mobil ateş gruplarına, önleyici insansız hava araçlarına, doğru sistemlere ihtiyacımız var.”
Pasifik Forumu düşünce kuruluşunda füze ve silah kontrol uzmanı olan William Alberque, savaş uçaklarının Şahid insansız hava araçlarını havadan havaya füzelerle hedef almasını “büyük bir israf” olarak nitelendirdi.
Uzman, savaş uçağının insansız hava aracıyla (İHA) çatışmasını “kalemle silahlanmış biriyle kılıç dövüşü yapmak” olarak nitelendirdi.
Alberque şunları söyledi:
“Burada, havada kalmak için dakikada çok yüksek maliyetli, ayrıca bakım masrafları ve havadan havaya füze fiyatı da eklenen, milyonlarca pound değerinde bir hava platformundan bahsediyoruz. Buna karşılık, üretimi 20 bin pounda mal olan bir şey var. Bir pilotun hedefe saldırıp onu vurmasını suçlayamam, ama hava sahasında hiçbir şey yokken bir drone görürseniz ve ilk seçeneğiniz füzeyse? Hadi ama.”
Alberque, tek bir İHA’yı düşürmek için 1.000 mermi ateşleyen bir topun veya yerde konuşlu makineli tüfek kullanmanın maliyetinın “hâlâ inanılmaz derecede verimli” olduğunu savundu.
Uçaklardaki güdüm bilgisayarlarının, pilotların jetlerinin hızını yaklaşık 115 mil hızla hareket eden yavaş insansız hava araçlarını hedeflemek için yavaşlattıktan sonra mermilerin nereye isabet edeceğini hesaplamalarını sağladığını hatırlatan uzman, “Dünyadaki tüm zaman size ait. Neden iki veya üç geçiş yapmayasınız? Neden 18 mil mesafeden füzeyle saldırasınız?” diye sordu.
Alberque, Savunma Bakanlığının mermi konusunda bir sınırlaması olmadığını ama havadan havaya füzelerde kesinlikle bir eksiklik bulunduğunu kaydetti.
İran şu ana kadar binlerce silah harcadı, fakat devasa bir stok ve her hafta yüzlerce daha fazla silah üretme kapasitesine sahip olduğunu söylüyor; bu da onları uzun vadeli bir tehdit haline getiriyor.
İngiltere pazar günü, Körfez ortaklarının silahları durdurmasına yardımcı olmak için Ukrayna’dan uzmanları kendi uzmanlarıyla birlikte Orta Doğu’ya getireceğini duyurdu.
Irak’taki bir İngiliz karşı drone birimi, İngiliz askeri personelinin bulunduğu koalisyon üssüne doğru ilerleyen en az bir İran dronunu düşürdü.
Ekiplerin, bölgedeki İngiltere’nin en büyük hava üssü olan RAF Akrotiri’nin (Kıbrıs) savunmasını da güçlendireceği umuluyor. Pazar akşamı, üssün İngiliz askerleri, piste düşen tek bir saldırı dronunu bile imha edemedi.
Batı ve Körfez ülkeleri orduları, her balistik füzeyi önlemek için 12 milyon dolar maliyetli daha pahalı THAAD füzelerini ve her biri 1 milyon dolar maliyetli Patriot füzelerini korumaya istekli.
Savunma analisti ve Sibylline istihbarat şirketinin kurucusu Justin Crump, insansız hava araçlarına havadan havaya füzeler ateşlemeyi “McLaren arabalarını dağ bisikletlerine çarpmak” veya “plastik hedeflere altın mermiler ateşlemek” ile karşılaştırdı.
Analis, “Eğer siz öldürmezseniz hedefler sizi öldürecek” diye uyardı ve bunların askeri üsler veya sivil yerler üzerindeki etkisinin füzeleri fırlatmanın “maliyetinden çok daha büyük” olduğunu belirtti.
Crump şöyle konuştu:
“Mesele silahın maliyeti değil. Mesele, silahın neden olacağı hasarın ve can kaybının maliyeti, yani bu yapılmak zorunda. Ukrayna’nın F-16’ları, top ile insansız hava araçlarını düşürdü. Bu daha zor bir iş ve enkaz hasarı ve mermilerin bir yere düşme riski var, fakat kesinlikle daha ucuz.”
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










