Bizi Takip Edin

Diplomasi

‘İngiltere, Odessa üzerinden Rusya ile uzun vadeli çatışma kurguluyor’

Yayınlanma

Rusya’nın önde gelen gazetelerinden Moskovskiy Komsomolets gazetesine konuşan Rus uzman Ruslan Pankratov, İngiltere’nin Odessa’ya asker gönderme planının askeri bir hazırlıktan ziyade “çok hamleli bir oyun” olduğunu belirtti. Pankratov, Londra’nın bu adımla Ukrayna’nın bölünmesini fiilen kabullendiğini ve Kiev’in yenilgisi sonrası bölgedeki stratejik altyapıyı kontrol etmeyi amaçladığını savundu.

Rusya Subayları Uzman Konseyi üyesi ve Avrupa Siyasi Göçmenler Birliği Başkan Yardımcısı Ruslan Pankratov, Moskovskiy Komsomolets gazetesine verdiği mülakatta, İngiltere’nin Ukrayna’ya asker gönderme planlarını değerlendirdi.

İngiliz basınında yer alan ve Londra’nın barış anlaşmalarının ardından Ukrayna’ya, özellikle de Odessa’ya “gönüllüler koalisyonu” adı altında askeri birlik göndermeyi planladığına dair haberler Rusya’da yankı uyandırdı.

Konuyu değerlendiren Pankratov, bu girişimin Odessa’ya çıkarma yapmak için gerçek bir operasyonel hazırlıktan ziyade; Moskova, Kiev, Brüksel ve İngiliz kamuoyuna yönelik psikolojik bir hamle olduğu görüşünü paylaştı.

“Dışarıdan yönetim için yasal zemin hazırlığı”

Pankratov, İngiltere’nin “barış gücü” ve “gönüllüler koalisyonu” vurgularının arkasında yatan asıl nedenin, Kiev’in olası askeri yenilgisi sonrası ülkenin geri kalanı üzerinde kurulacak dışarından yönetim mekanizması olduğunu öne sürdü.

İngiliz ordusunun 16. Hava İndirme Tugayı’nın hazırlıklarına dair söylentileri değerlendiren Pankratov, “Bu anlatılar, bölgede kararlılık ve güç gösterisi algısı yaratmaya hizmet ediyor. Bu durum, psikolojik bir yoklama ve bir sonraki bilgi operasyonuna hazırlık niteliği taşıyor” dedi.

Pankratov, söz konusu planların “barış gücü” adı altında sunulmasının, Kiev’in kaçınılmaz görülen askeri yenilgisinden sonra “Ukrayna’dan geriye kalanlar” üzerinde meşru bir dışarından yönetim kurmak için yasal altyapı hazırlığı olduğunu belirtti.

İngiltere ve AB Ukrayna’ya asker konuşlandırma planlarını tamamladı

“Ukrayna’nın bölünmesi kabul edildi”

Planların sadece “ateşkes sonrası” mantığıyla kurgulanmasına dikkat çeken Pankratov, Londra’nın Ukrayna’nın toprak kayıplarını geri döndürülemez bir gerçek olarak kabul ettiğini savundu.

Pankratov, “Bu durum, Londra’nın Kiev’in toprak kayıplarının kaçınılmazlığından hareket ettiğini ve ‘ne pahasına olursa olsun her şeyi geri alma’ hedefini gütmediğini gösteriyor. Konu artık Ukrayna’yı kurtarmak değil, geriye kalanların kimin himayesinde olacağı ve Rusya sınırındaki istikrarsızlık ocağının ne kadar süre muhafaza edilebileceği meselesi” diye konuştu.

“Washington’dan rol çalma girişimi”

İngiltere’nin bu hamlesinin ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın olası barış girişimleriyle ilişkisine de değinen Pankratov, Londra’nın stratejik inisiyatifi Washington’dan alma çabasında olduğunu belirtti.

Pankratov, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İngiltere, ABD’nin ajandası içinde erimemiş, Avrupa’da bağımsız bir askeri etki merkezi olma arzusunda. Bu büyük ihtimalle bir ön alma hamlesi. Londra, İngiliz çıkarlarını gözetmeyen, tamamen varsayımsal bir ABD-Rusya anlaşmasının mümkün olamayacağı mesajını veriyor. Kendilerinin dışlandığı bir denklemde, süreci ‘barış gücü’ faktörü üzerinden sabote edeceklerinin sinyalini veriyorlar.”

Odessa’nın neden özellikle seçildiği sorusuna yanıt veren Pankratov, kentin “Ukrayna demokrasisinin zaferi” olarak değil, “büyük ödül” olarak görüldüğünü vurguladı.

Odessa ve Karadeniz altyapısına odaklanılmasının İngiliz istihbarat servisi MI6’nın gerçek amaçlarını ifşa ettiğini belirten Pankratov, “Hedef soyut güvenlik garantileri değil; lojistik kanallar, limanlar, enerji ve askeri altyapı üzerinde tam kontrol sağlamak. Tüm bunlar, ‘uluslararası garanti’ veya ‘misyon’ adı altında, geriye kalan Ukrayna’nın kilit noktalarında uzun vadeli yabancı askeri varlığını kalıcı hale getirme senaryosuna benziyor” ifadelerini kullandı.

Pankratov, İngiliz hükümetinin Rusya’nın askeri gücüne ve savunma harcamalarına yaptığı vurgunun, kendi kamuoyunu manipüle etmeye yönelik bir araç olduğunu savundu. Doğrudan saldırı riskinin düşük gösterilmesine rağmen “kariyerimdeki en tehlikeli durum” gibi ifadelerin kullanılmasının, Rusya ile uzun süreli bir çatışmayı “yeni normal” olarak kabul ettirme çabası olduğunu belirtti.

Bu hazırlıkların “Soğuk Savaş 2.0” modelini pekiştirdiğini ifade eden Pankratov, şunları kaydetti:

“Eğer kamuoyu bilincine İngiliz, Fransız veya diğer NATO askerlerinin Odessa’da ‘barış için’ yasal olarak bulunabileceği fikri aşılanır ve normalleştirilirse, birkaç yıl sonra bu durum olağanüstü bir müdahale değil, doğal bir hal olarak algılanacaktır. Tüm bunlar, Rusya ile sadece NATO’nun doğu kanadı üzerinden değil, Ukrayna’da fiilen kontrol edilen bir bölge üzerinden yeni ve uzun vadeli bir temas hattı oluşturma çabasına benziyor.”

“Çatışma donmuş durumda ama patlamaya hazır hale gelebilir”

Önerilen “barış gücü” senaryosunun hayata geçirilmesi durumunda savaşın bitmeyeceğini, aksine donmuş ancak son derece patlayıcı bir formata evrileceğini belirten Pankratov, Odessa veya limanlar etrafındaki her krizin Rusya ile Batılı ülkeler arasında doğrudan askeri çatışmaya dönüşme potansiyeli taşıyacağı uyarısında bulundu.

Pankratov, sözlerini şöyle tamamladı:

“Stratejik planda tüm bunlar, Londra’nın Rusya’yı çevreleyen yeni bir mimariyi kalıcı hale getirme girişimi gibi görünüyor. Burada Ukrayna bir özne değil bir saha, Odessa ise bir şehir değil, Moskova’ya uzun vadeli baskı ve kıta Avrupası üzerinde etki kurma aracı. Bu söylemler medya gürültüsü değil, bir deneme atışı. İngiltere, AB, Ukrayna ve Rusya kamuoyunun bu fikre nasıl tepki vereceğini test ediyor. Eğer tepki yönetilebilir düzeyde kalırsa, bir sonraki adım makaleler değil, bu senaryo için somut siyasi ve hukuki yapıların hazırlanması olacaktır. Bu, MI6’nın eski usül yıkıcı faaliyet tarzı. Buna İngiliz klasiği diyebiliriz; zaman değişiyor ama yaklaşımlar aynı kalıyor.”

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermenistan’da en büyük kumarhane olan Shangri La kapatıldı

Yayınlanma

Ermenistan Ekonomi Bakanlığı, muhalefet lideri Gagik Carukyan’a ait Onira Club şirketinin kumarhane işletme lisansını usulsüzlük gerekçesiyle iptal etti. Kararın, ülkede gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından muhalefetin sonuçlara itiraz ettiği ve Anayasa Mahkemesinin süreci incelediği bir dönemde alınması dikkati çekti.

Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, muhalefetteki Müreffeh Ermenistan Partisi’nin lideri Gagik Carukyan’a ait Onira Club şirketinin kumarhane işletme lisansının iptal edilmesine yönelik kararı imzaladı.

Sputnik Ermenistan’ın aktardığı gelişmeye göre iptal kararı, başkent Erivan yakınlarında bulunan ve ülkenin en büyük kumarhanesi olan Shangri La’yı kapsıyor.

Bakan Papoyan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, lisans iptaline gerekçe olarak Mart 2026’da gerçekleştirilen denetimlerde tespit edilen usulsüzlükleri gösterdi.

Yapılan incelemelerde, şirketin sunduğu finansal raporlar ile oyun makinelerinin sayaçlarındaki fiili veriler arasında tutarsızlıklar belirlendi. Papoyan, kumarhane yönetimi tarafından sunulan verilerin tahrif edildiğini ve yanlış bilgiler içerdiğini kaydetti.

Tüketicilerin ve kamu yararının korunması amacıyla hemen yürürlüğe girdiği belirtilen karara karşı, Ermenistan mevzuatı uyarınca iki ay içinde idari yoldan veya Ermenistan İdari Mahkemesinde dava açılarak itiraz edilebilecek.

Onira Club şirketine kumarhane işletme lisansı, ilk olarak 1 Ocak 2014 tarihinde Ermenistan Maliye Bakanlığı tarafından verilmişti.

Şirketin lisansı daha önce 2020 yılında, üçüncü çeyreğe ait devlet harcının dörtte birinin ödenmemesi gerekçesiyle de iptal edilmiş, ancak şirket daha sonra gerekli izinleri yeniden alarak faaliyetine devam etmişti.

Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a yurt dışına çıkış yasağı

Seçim sonuçlarına yönelik itirazlar sürüyor

Söz konusu lisans iptali kararı, ülkede parlamento seçimlerinin ardından yaşanan siyasi hareketliliğin ortasında geldi. Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından, aralarında Samvel Karapetyan liderliğindeki Güçlü Ermenistan Bloku, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı ve Gagik Carukyan’ın Müreffeh Ermenistan Partisi’nin de bulunduğu yedi siyasi oluşum, 19 Haziran’da seçim sonuçlarının yeniden incelenmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Ermenistan Anayasa Mahkemesi, bu başvuruları 21 Haziran’da görüşmeye başladı.

Seçimlerden Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi birinci çıkarken, muhalefet partileri oy verme sürecinde organize usulsüzlükler yapıldığını savunuyor.

Güçlü Ermenistan Bloku, Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonunun 14 Haziran tarihli kararının iptal edilmesini ve seçimlerin ikinci turunun düzenlenmesini talep ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English