Bizi Takip Edin

Avrupa

İngiltere’de açlık grevindeki Palestine Action üyeleri hastaneye kaldırıldı

Yayınlanma

İngiltere’de İsrail’e yönelik silah ihracatını protesto etmek amacıyla haftalardır açlık grevi yapan Filistin Eylem Grubu (Palestine Action) üyesi iki tutuklu hastaneye kaldırıldı. Jeremy Corbyn’in de aralarında bulunduğu milletvekilleri, cezaevi koşulların konusunda hükümetten acil açıklama talep ediyor.

Filistin Eylem Grubu’na (Palestine Action) bağlı olarak haftalardır açlık grevini sürdüren iki mahkum, sağlık durumlarının kötüleşmesi üzerine hastaneye sevk edildi.

Surrey’deki HMP Bronzefield cezaevinde tutulan 30 yaşındaki Amu Gib, eyleminin 50. gününde Pazar günü hastaneye götürüldü. Londra’daki Pentonville hapishanesinde bulunan 28 yaşındaki Kamran Ahmed ise açlık grevinin 42. gününde tedavi altına alındı.

Mahkumlar tarafından yönetilen “Filistin İçin Mahkumlar” oluşumu, 2 Kasım Balfour Günü’nde başlayan eylem sürecinde hastaneye kaldırılan eylemci sayısının bu son gelişmelerle birlikte sekize ulaştığını bildirdi.

Arkadaşlarının aktardığı bilgilere göre, Gib’e Cuma günü tekerlekli sandalye tahsis edildi ve ertesi gün hastane süreci başladı.

Pazar günü planlanan görüş öncesi hapishaneden telefon alan yakını Jessica Dolliver, durumu değerlendirdi. Dolliver şöyle konuştu:

“Amu’nun durumunun kötüleştiğini görebildiğim ve telefonda da duyabildiğim için şaşırmadım.”

Eylemcilerin yargılanma süreci

Tutuklu yargılanan Gib, Haziran ayında Brize Norton hava üssündeki askeri uçakların sprey boyayla tahrip edildiği bir olaya karışmakla suçlanıyor.

Gib, Amy Gardiner-Gibson ve Qesser Zuhrah ile birlikte HMP Bronzefield’da bulunan Filistin Eylem Grubu bağlantılı üç mahkumdan biri. Zuhrah’ın da hastanede tedavi gördüğü belirtildi.

HMP Bronzefield yönetimi ise konuya ilişkin açıklama yapmayı reddetti.

Milletvekilleri cezaevi denetçilerine başvurdu

Eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in de aralarında bulunduğu milletvekilleri, açlık grevindeki mahkumlara yönelik muamelenin “tutarsız ve güvenilmez” olduğu gerekçesiyle cezaevi müfettişliğine bir mektup yazdı.

Gib’i gözaltında ziyaret eden ve seçim bölgesini temsil eden Corbyn, söz konusu mektubu milletvekilleri John McDonnell ve Barry Gardiner ile birlikte imzaladı.

Mektupta, “Sekizinci haftalarına yaklaşan açlık grevi sırasında, tedavilerinin tutarsız ve güvenilmez olduğunu öğrenmekten dolayı hayal kırıklığına uğradık” ifadelerine yer verildi.

 

Milletvekilleri, tutukluların tıbbi bakımı ve yasal hakları konusunda hükümeti şeffaflığa ve acil müdahaleye çağırdı. Tutukluları temsil eden avukatlar, İngiltere Adalet Bakanı David Lammy’nin müvekkillerinin sağlık ve tedavi durumlarını görüşmek üzere kendileriyle bir araya gelmeyi reddetmesini eleştirdi.

Daha önce 50’den fazla milletvekilinin imzaladığı bir mektupta da Lammy’nin hukuk ekipleriyle görüşmesi talep edilmişti.

İlgili metinde, “Sorularımız ya cevapsız kaldı ya da cevaplandığında, tüm politika ve yönergelerin izlendiğine dair belirsiz güvenceler verildi. Ancak, tutuklulardan ve sevdiklerinden her gün bunun böyle olmadığını duyuyoruz” denildi.

Hükümet yetkilileri sistemi savundu

Açlık grevi, İngiliz hükümetinin İsrail’in soykırım eylemlerine ortak olmasını protesto etmeyi amaçlıyor.

Filistinli Mahkumlar Grubu, acil önlem alınmaması halinde eylemcilerin ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. Grup açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

“Devletin gözetimindeler ve onlara gelen her türlü zarar, hükümetin ihmalinin ve gözaltılarının siyasallaştırılmasının kasıtlı bir sonucudur.”

Cezaevleri Bakanı Lord Timpson, cezaevi hizmetlerinin açlık grevleriyle başa çıkma konusunda “çok deneyimli” olduğunu, sistemin “sağlam ve işleyen” bir yapıda bulunduğunu savundu.

Timpson, buna rağmen Cezaevi Hizmetleri’nin hiçbir mahkum veya temsilcisiyle görüşmeyeceğini ekledi.

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Yayınlanma

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.

Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.

Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.

Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.

Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.

Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.

Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English