Avrupa
İngiltere’de Burnham adım adım başbakanlığa yürüyor

Andy Burnham, Wes Streeting’in de destek vermesiyle istifa eden Başbakan Starmer’ın koltuğuna oturmaya bir adım daha yaklaştı.
Geçen hafta Makerfield ara seçimlerini kazanmasının ardından milletvekili seçilen eski Büyük Manchester Belediye Başkanı Burnham, X’te İşçi Partisi liderliğine aday olduğunu ilan etti.
Paylaştığı gönderide Burnham, Starmer’ın istifa edeceğini duyurmasının “bir geçiş sürecinin başlangıcını işaret ettiğini ve bu sürecin düzenli ve sorumlu bir şekilde yürütülmesinin önemli olduğunu” belirterek, “Bu sürecin bir parçası olarak adaylığımı koyacağım,” diye ekledi.
Burnham yaptığı açıklamada, Starmer’a “böylesine zorlu bir dönemde gösterdiği liderlik ve özveri” için teşekkür etti.
Sözlerine şöyle devam etti:
“Ülke istikrar, ciddiyet ve en önemli meselelere odaklanmaya devam edilmesini bekliyor; işte tam da bunu elde edecek. İlerlerken önceliğimiz, ülkeyi hepimizin istediği noktaya geri getirmek için birlikte çalışmak olmalıdır. Halk, iktisadi büyüme, yaşam maliyeti, kamu hizmetleri, konut ve gelecek nesil için fırsatlar konusunda ilerleme görmek istiyor. Siyasi değişim, insanların yaşamlarını iyileştirme sorumluluğundan asla uzaklaştırmamalıdır. İşçi Hareketi, her zaman güven ve kararlılıkla geleceğe baktığında en güçlü halini almıştır. Bundan sonra da bunu yapacağız ve bu geçiş sürecinin partimiz ve ülkemiz için olumlu bir yenilenme süreci olmasını sağlayacağız.”
Birkaç dakika sonra, geçen ay Starmer hükümetinden istifa eden eski sağlık bakanı Streeting, X’te bir paylaşımda, Burnham’ın “kapsayıcı bir parti” kurmayı umduğunu ve İşçi Partisi liderliği için yarışmayacağını kendisine ilettiğini belirtti.
Streeting, bunun için gerekli olan 81 milletvekili sayısına (parlamento grubunun %20’si) sahip olup olmadığı konusunda bazı şüpheler olsa da, liderlik yarışına gireceğine dair defalarca söz vermişti.
Açıklamasında Starmer’ı da öven Streeting, Burnham’ın Makerfield’daki zaferinin “bölünme ve nefrete karşı birlik ve umudun zaferi” olduğunu söyledi.
“Ülkenin her köşesinde milliyetçilere karşı mücadelemizi kaybediyorduk” diyerek hükümetten istifa ettiğini belirten Streeting, sonraki haftaları ülkeyi değiştirmek için planlar hazırlamakla geçirdiğini söyledi.
Streeting sözlerine şöyle devam etti:
“Son günlerde Andy ile uzun uzun konuştuktan sonra, bu fikirlerin onun liderliği altında yer bulacağına; siyasi geleneklerimizin en iyi yanlarından beslenen kapsayıcı bir parti kurmaya kararlı olduğuna; ve milliyetçilik güçlerine karşı hayatımızın mücadelesini kazanabileceğine ikna oldum. Yaz boyunca küçük farklılıkları abartarak zaman geçirebiliriz ya da kolları sıvayıp, partimizin ve ülkemizin ihtiyaç duyduğu değişimi gerçekleştirmesi için ona yardım edebiliriz. Benim yaptığım seçim budur ve umarım herkes de Andy’yi destekler.”
Bu gelişme, Starmer’ın milletvekilleri ve bakanlarından gelen artan baskıya boyun eğip genel seçimlerde ezici bir zafer kazandıktan iki yıldan az bir süre sonra istifa etmek için hızlı bir takvim belirleyeceğini açıklamasının ardından geldi.
Starmer, İşçi Partisi’nin iktidardaki ulusal yürütme komitesinden, adaylıkların 9 Temmuz’da açılacağı bir yarış için bir takvim belirlemesini isteyeceğini söyledi.
İşçi Partisi üyelerinin oy kullanacağı bir yarış olması halinde, bu süreç parlamento yaz tatili sırasında tamamlanacak ve Starmer o zamana kadar görevde kalacak.
Fakat Streeting’in aday olmama kararıyla Burnham rakipsiz olarak aday olacak gibi görünüyor ve böylece Avam Kamarası’nın 16 Temmuz’da tatile girmesiyle birlikte görevi devralabilir.
Başka bir bakanın da yarışa girmesi mümkün; bazı İşçi Partisi milletvekilleri, bir yarışın Burnham’ın fikir ve planlarına karşı çıkılmasına yardımcı olacağına inanıyor.
Fakat pek çok kişi, taç giyme töreninin, 10 yıl içinde Birleşik Krallık’ın yedinci başbakanının göreve başlamasından önce yaşanacak kargaşayı ve kaos hissini en aza indireceğine inanıyor.
Avrupa
İki Avrupa Parlamentosu üyesine ırkçı ifadeler nedeniyle disiplin soruşturması talebi

Avrupa Parlamentosundaki sığınmacıların sınır dışı edilmesine yönelik yasa tasarısı oylamasının ardından iki milletvekili hakkında ırkçı ifadeler kullandıkları gerekçesiyle disiplin işlemi talep edildi. Irak asıllı İsveçli milletvekili Abir el-Sahlani’nin kendisini güvende hissetmediğini açıklaması üzerine Danimarkalı ve Finli meslektaşlarından gelen tepkiler parlamentoda tartışmaya yol açtı.
Avrupa Parlamentosunda (AP), sığınmacıların sınır dışı edilmesini düzenleyen yasa tasarısı oylamasının ardından tartışma çıktı.
Politico’nun haberine göre, Avrupa Muhafazakarları ve Reformistleri (ECR) grubuna üye iki milletvekilinin, meslektaşlarına yönelik ırkçı ifadeleri nedeniyle disiplin sorumluluğuyla karşı karşıya kalabileceği bildirildi.
Gerginlik, Irak doğumlu İsveçli Milletvekili Abir el-Sahlani’nin oylama sonrasında AP çatısı altında “kendisini hiç bu kadar güvensiz hissetmediğini” açıklamasıyla başladı.
Bu açıklamaya tepki gösteren Finli Milletvekili Sebastian Tynkkynen, el-Sahlani’nin konuşmasını “biraz daha ağla” ifadesiyle video olarak paylaşırken, Danimarkalı Milletvekili Kristoffer Storm ise sosyal medyada el-Sahlani’ye “evine dönmesi” yönünde paylaşımda bulundu.
Gelişmeler üzerine Renew Europe grubu başkanı Valérie Hayer, AP Başkanı Roberta Metsola’ya başvurarak her iki milletvekiline karşı önlem alınmasını talep etti. Hayer, milletvekillerinin cezalandırılmamasının cezasızlık algısına yol açabileceğini belirtti.
El-Sahlani, Politico’ya yaptığı açıklamada, Storm’un ifadelerini ırkçı bir söylem olarak değerlendirdiğini aktardı. Suçlamaları reddeden Storm ise “evine git” ifadesiyle ülkeyi terk etmesini değil, yalnızca duygusal konuşmasının ardından toplantı salonundan çıkıp sakinleşmesini kastettiğini savundu.
Tynkkynen ise konuya ilişkin soruları yanıtsız bıraktı.
AP Başkanı Roberta Metsola’nın sözcüsü, konunun halihazırda incelendiğini ve kararın Metsola tarafından verileceğini bildirdi.
Haziran ayı başında AP ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin müzakerecileri, sığınmacıların birlik dışına gönderilmesine yönelik yeni kurallar üzerinde anlaşmaya varmıştı.
Kabul edilen belge, sığınma hakkı alamayan kişilerin AB dışındaki özel merkezlere gönderilmesine olanak tanıyor.
Bağımsız araştırma kuruluşu RFBerlin bünyesindeki Göç Araştırmaları ve Analiz Merkezi verilerine göre, AB genelindeki göçmen sayısı 2025 yılı itibarıyla 64,2 milyon kişiye ulaştı.
Son 15 yılda yüzde 60’tan fazla artış gösteren bu nüfus, AB toplam nüfusunun yüzde 14,2’sini oluşturuyor.
Avrupa
Litvanya’da zorunlu askerlik gündemde

Litvanya’nın gelecekteki başbakanı ve Sosyal Demokratların lideri Mindaugas Sinkevičius, genel askerlik uygulamasının ülkenin güvenliğinin bir unsuru olduğunu söyledi. Sinkevičius, her vatandaşın daha fazla güvenliğe katkı sunmaya çalışması gerektiğini belirtirken, böyle bir sistem için altyapı ve eğitmen hazırlığının da gerekli olduğunu ifade etti.
Litvanya’nın gelecekteki başbakanı ve Sosyal Demokrat Parti lideri Mindaugas Sinkevičius, ülkede genel askerlik uygulamasının gerekli olduğunu belirterek bunun ulusal güvenliğin bir parçası olduğunu söyledi.
Delfi’nin aktardığına göre Sinkevičius, “Genel askerlik ülkenin güvenliğinin bir unsurudur. Neden olmasın? Bence olabilir. Bu ülkenin her vatandaşı daha fazla güvenliğe katkı sunmaya çalışmalı. Daha iyi hazırlanırsak daha huzurlu yaşayacağımızı ve kendimizi daha güvende hissedeceğimizi düşünüyorum” dedi.
Sinkevičius, genel askerliğin uygulanmasına ilişkin ayrıntılar hakkında konuşmak için henüz erken olduğunu ifade ederken, “büyük olasılıkla buna ihtiyaç duyulan bir noktaya gelineceğini” düşündüğünü söyledi.
Bunun yalnızca siyasi bir karar olmadığını vurgulayan Litvanyalı siyasetçi, altyapının ve eğitmen kadrolarının hazırlanması gerektiğini belirtti. Sinkevičius, genel askerlik uygulamasının mevcut parlamento döneminde hayata geçirilebileceği görüşünü de dile getirdi.
Litvanya’da bir sonraki Seimas seçimlerinin Ekim 2028’de yapılması planlanıyor. Sonbahar 2024’te seçilen mevcut 14. dönem parlamentonun görev süresi 2024-2028 yıllarını kapsıyor.
ERR’nin aktardığına göre Sinkevičius, haziran ayında koalisyon programının uzlaşmaya varılmasının ardından başbakanlık görevini üstlenmeye hazır olduğunu doğruladı.
Sinkevičius, 2024 parlamento seçimlerinden sonra ülkenin üçüncü başbakanı olacak. Bu dönemde ilk başbakan Gintautas Paluckas, ikinci başbakan ise Inga Ruginiene olmuştu.
Haziran ayında Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas da ülkenin genel askerlik sistemine doğru ilerlediğini, ancak bunun için hazırlık gerektiğini söylemişti.
Kaunas, “Kaliteyi koruyarak ve yeni tehditlere yanıt vererek genel askerliğe doğru iyi bir tempoyla ilerliyoruz. Bu süreçte komutanlıklar, gönüllü piyadeler ve Litvanya ordusu yer alıyor. Ortak hazırlığımız, savaş durumunda tüm toplumun nasıl hareket edeceği ve kendisini nasıl savunacağı konusunda eğitilmesini amaçlıyor” ifadelerini kullanmıştı.
Delfi’nin belirttiğine göre Litvanya’da henüz genel askerlik uygulaması bulunmuyor. Ancak bazı siyasetçiler, yürürlükteki uygulamaların ülkeyi bu sisteme yaklaştırdığı görüşünü dile getiriyor.
Ülkede askerlik hizmeti dokuz ay sürüyor. Bu yıldan itibaren hizmet süresinin üç ya da altı aya düşürülmesine imkan tanıyan seçenekler de uygulanmaya başladı.
Askerlik hizmetine 18 ila 22 yaş arasındaki lise mezunları çağrılırken, her yıl silah altına alınacak gençlerin sayısı artırılıyor.
Silahlı kuvvetler geçen aralık ayında, 2026 yılı boyunca yaklaşık 5 bin gencin askere alınmasının planlandığını açıklamıştı. Askerlik celbi yıl boyunca, 2 Ocak ile 31 Aralık tarihleri arasında yürütülüyor.
Litvanya, 2008’de kaldırdığı zorunlu askerlik hizmetini 2015 yılında yeniden yürürlüğe koydu. İlk aşamada uygulamanın geçici olduğu belirtilse de daha sonra Seimas, askerlik sisteminin kalıcı hale getirilmesine karar verdi.
Litvanyalı yayın kuruluşu LNK’nin haziran başındaki haberine göre ABD, rotasyon süresinin sona ermesi nedeniyle Litvanya’daki binin üzerinde askerini ve askeri teçhizatını ülkeden çekmeye başladı.
Avrupa
EUISS: Rusya’yı caydırmak için AB’de askeri entegrasyon derinleşmeli

EUISS raporuna göre, Avrupa’nın gerçek caydırıcılık kapasitesi savunma harcamalarının miktarıyla değil, gerçek bir kriz durumunda kuvvetlerinin fiilen birlikte savaşıp savaşamayacağıyla değerlendirilecek.
Avrupa Birliği’nin dış ve güvenlik politikası alanındaki düşünce kuruluşu olan Avrupa Birliği Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nin (EUISS) Avrupa’yı Savunmak, Rusya’yı Caydırmak: Kaynaklar, Hazırlık ve Kararlılık başlıklı raporunda, Avrupa’nın caydırıcılık yeteneklerinin tek bir AB çözümünün peşinde koşmaya değil, paralel ulusal ordulardan “gerçek anlamda entegre operasyonel sistemlere” geçişe bağlı olduğu savunuluyor.
En bariz yolun, “daha “Avrupalılaşmış bir NATO”ya doğru ilerlemek olduğunu savunan EUISS, ittifakın hâlâ Avrupa’nın kolektif savunmasının organize edildiği yerleşik bir çerçeve konumunda olduğuna işaret ediyor.
Fakat yazarlar, ABD’nin rolünü üstlenebilecek bir duruş oluşturmak için çok uluslu askeri işbirliğini derinleştirmenin önemini vurguluyor.
EUISS’e göre, “kademeli koordinasyon” artık yeterli değil ve Avrupa ülkeleri, askeri yeteneklerin tüm yelpazesi boyunca ikili ve çok taraflı işbirliğini bilinçli bir şekilde genişletmeli ve birlikte çalışabilirliğin “istisna değil, varsayılan durum haline gelmesini” sağlamalı.
İşbirliğinin, “işlevselliğe uygun şekilde” tasarlanmasını tavsiye eden EUISS, havadan erken uyarı ve kontrol sistemleri, istihbarat platformları ve uydular gibi varlıklar için, yüksek maliyetleri ve merkezi kullanımları göz önüne alındığında, kaynakların birleştirilmesinin ve ortak mülkiyet düzenlemelerinin “en verimli seçenek olarak değerlendirildiğini” kaydediyor.
Öte yandan EUISS Kıdemli Politika Analisti Luigi Scazzieri’ye göre, roket topçuları veya zırhlı birlikler gibi cephe savaş sistemleri, tam bir yapısal birleşmeden ziyade ortak lojistik, ortak eğitim ve koordineli operasyonel planlama yoluyla entegrasyona daha uygun.
Avrupalı ülkeler, tedarik, eğitim ve lojistik alanlarında Belçika-Hollanda deniz işbirliğinden, Avrupa Hava Taşımacılığı Komutanlığı (EATC) aracılığıyla hava taşımacılığı ve havada yakıt ikmalinin birleştirilmesine kadar bu eğilimin örneklerini şimdiden görüyor.
Daha iddialı bir bakış açısıyla, Hollanda mekanize kara kuvvetlerinin Alman yapılarına dahil edilmesi ve İskandinav hava kuvvetlerinin giderek artan entegrasyonu gibi düzenlemeler, daha derin bir operasyonel yakınlaşmayı gösteriyor.
Bu nedenle rapor, hem yerleşik hem de yeni ortaya çıkan işbirliği modellerinin genişletilmesini talep ediyor.
Bunun kilit unsuru, Avrupa komuta düzenlemelerinde daha fazla dayanıklılık sağlanması olacak. Bu sayede bu düzenlemeler, ABD’nin desteğine çok daha az ihtiyaç duyarak operasyonları planlayıp yürütebilecek.
Bu süreç halihazırda devam ediyor. En göze çarpan örnekler ise komuta sorumluluklarının Napoli’de İtalya’ya ve Norfolk’ta Birleşik Krallık’a devredilmesi.
Nihai hedef, Avrupalıların omurgasını oluşturduğu ve ABD’nin artık vazgeçilmez bir çerçeve ülke olarak hizmet etmediği bir ittifak olacak.
EUISS, bu gündemin aciliyetinin Rusya’nın değişen askeri duruşuyla daha da vurgulandığını belirtiyor.
Ukrayna’da savaş alanında önemli kayıplara rağmen Moskova, silahlı kuvvetlerini uyarladı, endüstriyel seferberliğini genişletti ve melez ve yıpratma tarzı bir savaş yöntemini geliştirdi.
Amerika5 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya6 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı












