Avrupa
İngiltere’de her ay bin dolayında çocuk istismarı vakası yaşanıyor

Birleşik Krallık Ulusal Suç Teşkilatı, teknolojik gelişmeler ve çevrimiçi forumlardaki radikalleşme nedeniyle çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında keskin bir artış yaşandığını duyurdu. Her ay yaklaşık bin şüphelinin yakalandığı ülkede emniyet birimleri, teknoloji şirketlerinin ellerindeki imkanlara rağmen istismar içeriklerini engellemekte yetersiz kaldığını vurguluyor.
Birleşik Krallık emniyet birimleri, çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının hızla arttığını bildirdi.
Verilen bilgiye göre her ay bin çocuk istismarı şüphelisi yakalanırken, son beş yılda zarar görmekten kurtarılan çocuk sayısı yüzde 50 oranında yükseldi.
Ulusal Suç Teşkilatı (NCA), Birleşik Krallık genelinde suçtaki bu artışın teknoloji tarafından tetiklendiğini ve çevrimiçi forumlardaki faillerin radikalleşmesiyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Teşkilat, bu platformların kişilere çocuk istismarı görüntülerini izlemenin normal olduğu telkininde bulunarak onları teşvik ettiğini kaydetti.
Çocuklarla kurulan temasın büyük bir kısmının ana akım sosyal medya platformlarında gerçekleştiği aktarılırken, algoritmaların istismar içeriklerini daha önce bu konuya ilgi göstermiş kişilerin önüne çıkardığı vurgulandı.
Ulusal Suç Teşkilatı artan riskten endişe duyuyor
Sky News’in haberine göre NCA Operasyon Genel Müdürü Rob Jones, her ölçümdeki bu belirgin artışın kendilerini ciddi şekilde endişelendirdiğini belirtti.
Jones, çocukları cinsel istismara maruz bırakmak isteyen kişilere dair ihbarların on yılda on kat arttığını ve her ay bin 200 çocuğun koruma altına alındığını ifade etti.
İstismar görüntülerinin çoğunun bir süredir dolaşımda olan “bilinen görüntüler” olduğunu ekleyen Jones, teknoloji şirketlerinin bu içerikleri durdurma imkanına sahip olduğuna işaret etti.
Jones, “En iyi çabalarımıza rağmen tehdit kötüleşiyor. Çocukların çevrimiçi ortama erişimi daha fazla” dedi.
Çocukların internete daha bağımlı hale geldiğini belirten Jones, faillerin faaliyetlerini koordine etmek için “karanlık ağı” (dark web) kullandığını, ancak savunmasız çocukları tespit etmek ve istismar etmek için açık interneti bir keşif platformu olarak kullandıklarını kaydetti.
Polis en tehlikeli failleri tespit etmek için çalışıyor
Polis teşkilatı, güven pozisyonunda olan veya çocuklara erişimi bulunan ve geçen yılki 33 binden fazla ihbarın yüzde 15’ini oluşturan en tehlikeli failleri yakalamak için yoğun mesai harcıyor.
Jones, potansiyel faillerin algoritmalar aracılığıyla bu içeriklerle tanıştırıldığını ve forumların bu kişilere suçlu olmadıkları yönünde telkinlerde bulunduğunu belirtti.
Toplumsal açıdan işlerin değiştiğini ifade eden Jones, “Çevrimiçi bir foruma girdiğinizde ve çocuklara karşı cinsel ilginiz varsa, size normal olduğunuz söyleniyor” diye konuştu.
Benzer ilgi alanlarına sahip kişileri bir araya getiren algoritmalar ve insanların işleyiş biçimi nedeniyle, bu kişilere yaptıklarının normal olduğu, rasyonalize edildiği ve kanıksatıldığı belirtildi.
Jones, bu sürecin sonunda kişinin hayatı boyunca kendisine yanlış olduğu söylenen her şeyin aksine inanmaya başladığı bir radikalleşme sürecinin yaşandığını vurguladı.
Ağır hapis cezaları ve yeni tehditler
Geçen hafta Londra’da eski bir kreş çalışanı olan Vincent Chan, bakımındaki küçük çocuklara yönelik cinsel istismar dahil çocuklara karşı işlediği cinsel suçlar nedeniyle 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Salı günü ise Eastbourne’dan 26 yaşındaki Joao-Carlos Jardim Dos Santos Teixeira, yapay zeka tarafından üretilen görüntüler de dahil olmak üzere çocuk istismarı materyallerini paylaşmak ve tartışmaktan 11 yıl hapis cezası aldı.
Jones, faillerin kararlı olduğunu ve yakalanmamak için yöntemlerini uyarladıklarını, ancak teknoloji şirketlerinin daha fazlasını yapabileceğini ve yapması gerektiğini belirtti.
Son beş yıldır teknolojinin çocuk istismarcılarına fırsatlar sunduğunu ve riskleri artırdığını sürekli dile getirdiklerini söyleyen Jones, teknoloji şirketlerinin bazı iyileştirmeler yaptığını ancak bunun çocukları korumak için gereken seviyenin çok uzağında olduğunu ifade etti.
Teknoloji şirketlerine yönelik tepki büyüyor
İngiliz emniyet güçleri arasında, çocuklar zarar görürken teknoloji şirketlerinin yeterli adım atmamasına yönelik gizlenemeyen bir tepki hakim. Ancak her yıl alınan on binlerce ihbar için bu şirketlerin işbirliğinin hayati olması, bu tepkiyi dengeliyor.
Jones, dolaşımda olan ve bu tür istismarların çoğunu temsil eden görüntülerin teknoloji şirketleri tarafından tespit edilip kaldırılabileceğini belirtti.
“Çok daha fazlasını durdurabilirler. Eğer şifrelenmemiş bir ortamda bilinen görüntüleri tespit etmek için yapay zeka kullanılırsa, bu artık ulaşılması kolay bir içerik olmaktan çıkar” diyen Jones, bu teknolojinin mevcut olduğunu ve görüntülerin silinebileceğini kaydetti.
Yasal düzenlemeler yetersiz kalıyor
Çevrimiçi Güvenlik Yasası’nın yardımcı olsa da yeterli olmadığını belirten polis yetkilileri, koruyucu önlemlerin eksikliğine dikkat çekiyor.
Jones, “Çocuklar için koruyucu önlemlerin olmadığı bir dünya kabul edilemez. Açık internetteki zorluk da bu. Şu an yeterli önlem yok; düzenlemeler gelse de bu durumu dizginleyecek kadar hızlı ilerlemiyor” dedi.
Staffordshire Polis Teşkilatı Vekili ve Ulusal Polis Şefleri Konseyi Çocuk Koruma Sorumlusu Becky Riggs, bazı platformların diğerlerinden daha iyi durumda olduğunu ifade etti. Riggs, faaliyetlerin izlenmesini engelleyen uçtan uca şifreleme kullanımındaki artışa rağmen sevk sayılarının yükseldiğini belirtti.
Riggs, “Bu tür bir suçu yaşayan her mağdur için sonuçlar hayal edilemez düzeyde ve genellikle ömür boyu sürüyor. Ne yazık ki dijital dünyada görüntüler bir ağ üzerinden paylaşıldığı için bu travma tekrar tekrar yaşanıyor” dedi.
Jones, 16 yaş altı için sosyal medya yasağı teklifinin “tek başına bir çözüm” (silver bullet) olmadığını ifade etti.
NCA, canlı yayınlanan çocuk istismarlarının çevrimiçi ortamda 20 sterlin gibi düşük ücretlerle talep üzerine satın alınabildiğini bildirdi.
Polis, tipik bir fail profilinin olmadığını ve daha önce Birleşik Krallık’ta 840 bin yetişkinin çocuklara karşı cinsel ilgi duyduğunun tahmin edildiğini hatırlattı.
Avrupa
Burnham, küçük göçmen teknelerine karşı “tavizsiz” olacak

Andy Burnham, on binlerce göçmenin İspanya’nın Ceuta bölgesine girmesinin ardından küçük tekneyle geçişlerin önlenmesinde “tavizsiz” olacağına söz verdi.
Britanya Başbakanı, insan kaçakçılığı çeteleriyle mücadele için mültecilere yönelik “güvenli güzergâhlar”ın gerekli olduğunu savundu.
Dover’a yaptığı ziyaret sırasında konuşan Burnham, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’ten, geçen hafta İspanya’nın Kuzey Afrika’daki Ceuta bölgesine giren tahmini 50.000 kişinin yaklaşık %98’inin şu anda Fas’a geri gönderildiğine dair güvence aldığını söyledi.
Ne var ki, bu durum acil sorunu “büyük ölçüde” çözmüş olsa da, “Elbette Schengen bölgesi ve bu bölgeyle olan ilişkilerimiz konusunda daha geniş kapsamlı bir mesele var,” diyen Başbakan, bu konularda AB ile “düzenli bir diyalog içinde olmak istediğini” ekledi.
Güvenli güzergâhların gerekliliğini vurgulayarak bu konudaki tartışmanın tonunu değiştirmek isteyip istemediği sorulduğunda, Birleşik Krallık’ın “bu konuyu siyasi malzeme olarak kullanmak yerine sorunu ele alması” ve halkı rahatlatacak değişiklikler yapması gerektiğini söyledi:
“Halk, sınırın kontrolsüz gibi görünmesinden hoşlanmıyor. Bu kontrolü yeniden sağlamamız gerekiyor, fakat aynı zamanda gerçekten desteğe ihtiyacı olan kişilere de destek sunmamız gerekiyor. Mesele, yaklaşımı tamamen değiştirmekle ilgili ve bu konuya yönelik çok farklı bir yaklaşımın temel taşlarını yavaş ama emin adımlarla yerine koyuyoruz.”
Geçen çarşamba, bu yılın şu ana kadar Manş Denizi’ni küçük teknelerle geçenler açısından en yoğun gün oldu ve 752 kişi Birleşik Krallık’a ulaştı.
Resmi geçici rakamlara göre, bu yılın başından bu yana 14.526 kişi Birleşik Krallık’a giriş yaptı.
Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen sayının (25.436) %43 altında ve 2024’ün aynı dönemine (16.903) kıyasla %14 daha düşük.
“İlerleme kaydediliyor ancak rehavete kapılmıyoruz,” diyen Burnham, organize göç suçlarıyla mücadele eden Ulusal Suç Ajansı memurlarının sayısının 2025 yılının başından bu yana 376’dan neredeyse 800’e çıkarak iki katından fazla arttığını belirtti.
İspanya’ya göç dalgası, İtalya’da “Schengen” tepkisini yükseltti
Pazar günü açıklanan son rakamlara göre, Burnham’ın başbakan olmasından bu yana 2.000’den fazla kişi küçük teknelerle Manş Denizi’ni geçti.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre cumartesi günü dört tekneyle 326 kişi geldi; böylece 20 Temmuz’da Keir Starmer’ın yerine geçmesinden bu yana bu sayı 2.057’ye ulaştı.
Geçen yılın aynı döneminde ise 1.962 geçiş gerçekleşmişti.
Stratford’daki Ulusal Suç Ajansı genel merkezine yaptığı ayrı bir ziyarette İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, küçük tekneyle geçişlerin önlenmesine yönelik hükümetin çalışmalarının “meyvesini vermeye” başladığını söyledi.
Bakan, süresiz oturma izni almaya hak kazanma süresini beş yıldan 10 yıla çıkarmak da dahil olmak üzere önerilen göçmenlik önlemleri konusunda İşçi Partisi saflarında şiddetli bir muhalefetle karşı karşıya kaldı.
Fakat Mahmood, “Manş Denizi’nde insanları teknelere çeken itici faktörleri ele almak için” reformun gerekli olduğunu belirterek, “Hesaplamayı değiştirmek istiyorum. Öncelikle tekneye binip binmeme konusunda fikirlerini değiştirmelerini istiyorum,” dedi.
Mahmood, on binlerce kişinin sığınma başvuruları işleme alınmadan Fas’a geri gönderildiği Ceuta’ya yönelik akına İspanya’nın verdiği yanıtın kopyalanması yönündeki çağrıları reddetti.
Bu, Fas ile İspanya’nın kara sınırı paylaşması ve aralarında bir anlaşma olması nedeniyle mümkün olmuştu.
Mahmood, insan kaçakçılığı ve Manş Denizi’nin ortak sularının durumu “birçok açıdan daha karmaşık” hale getirdiğini söyledi.
Ceuta’ya ulaşmaya çalışırken en az 72 kişi hayatını kaybetti; bunlardan bazıları boğulurken, diğerleri sınır çitine tırmanmaya çalışırken ezilerek öldü.
Sánchez, bu büyük akını “İspanya’nın toprak bütünlüğüne bir ihlal” olarak nitelendirdi.
Perşembe gününden itibaren sadece 24 saat içinde gerçekleşen bu insan akını, 85.000 nüfuslu şehri alt üst etti, Madrid için bir siyasi kriz tetikledi ve bazı AB ülkelerinden öfkeli tepkilere yol açtı.
Bu tepkiler arasında İspanya’nın Schengen serbest dolaşım bölgesinden askıya alınması çağrıları da yer aldı.
Cumartesi günü İspanyol polisi, başkalarının sınırı aşmasını önlemek için Fas sınırı açıklarında 500 metre uzunluğunda bir yüzen bariyer kurdu.
Fakat İspanya’nın sol hükümeti, İspanya’da yaşayan yaklaşık 500.000 göçmeni yasallaştırma planına zaten öfkeli olan sağ ve merkez sağ yönetimlerin ve muhalefetin baskısı altında kalmaya devam ediyor.
AB bakanları salı günü acil görüşmeler düzenlemeye karar verdiler. 22 AB ülkesinin liderleri, kontrolsüz sınır geçişlerinin daha da artmasını önleme gereğini gerekçe göstererek acil bir müdahale talep ettiler.
Zirve, Cumartesi günü AB üye devletlerini temsil eden yetkililer ile Frontex sınır ajansı uzmanlarının katıldığı “ciddi” bir toplantı sırasında çağrıldı.
AB liderleri, blok içindeki bölünmeleri gidermeye ve göç konusunda tek bir yaklaşımı yeniden tesis etmeye çalışıyor.
Avrupa
Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.
CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:
“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”
Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.
Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.
Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.
Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.
Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.
Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.
CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:
“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”
Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.
Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.
Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.
Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.
Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.
“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.
Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.
Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.
Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.
Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.
Avrupa
Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.
Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.
Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.
Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.
Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.
Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.
Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.
Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.
Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.
Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:
“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”
Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.
Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.
Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı











