Diplomasi
İran, Rusya arabuluculuğunda ABD ile nükleer müzakerelere başlayacak mı?

ABD, İran ile nükleer programı konusunda olası müzakerelerde Rusya’nın arabulucu olmasını talep etti. Bloomberg‘in haberine göre, bu talep, ABD Başkanı Donald Trump tarafından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e 12 Şubat’taki telefon görüşmesinde iletildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, ülkelerin bu tür önemli bir konuda yardım teklif etmesini “doğal” olarak nitelendirirken, İran içinde nükleer müzakerelere ilişkin görüş ayrılıkları yaşandığı belirtiliyor.
ABD ile İran arasında, Tahran’ın nükleer programı üzerine yapılacak olası müzakerelerde, Rusya’nın arabulucu rolü üstlenmesi gündemde.
Bloomberg, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’den, 12 Şubat’ta, üç yıl aradan sonra yapılan ilk Rusya-ABD telefon görüşmesinde bu yönde bir talepte bulunduğunu, Moskova’daki kaynaklara dayandırarak duyurdu.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, ilk olarak Krasnaya Zvezda televizyon kanalına Rusya’nın bu arabuluculuğa hazır olduğunu “genel olarak evet, durum bu” sözleriyle teyit etse de, daha sonra daha temkinli bir açıklama yaptı.
Peskov, 4 Mart’taki resmi açıklamada, “Bunu teyit edemem. Ancak Putin, İran’ın nükleer dosyasındaki sorunun barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini defalarca dile getirdi. Rusya, İran’ın müttefiki ve ortağı olarak, bu sürece katkıda bulunmak için elinden geleni yapmaya hazırdır,” ifadelerini kullandı.
18 Şubat’ta Riyad’da gerçekleşen Rusya-ABD görüşmelerinde konunun gündeme geldiği kesin olarak biliniyor.
Görüşmeye katılan Putin’in Yardımcısı Yuri Uşakov, “ayrı görüşmeler” yapılması konusunda mutabakata varıldığını açıkladı.
Peskov, Bloomberg‘e yaptığı açıklamada, Moskova’nın, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlıkların müzakereler yoluyla giderilmesine yardımcı olmak için “elinden geleni yapacağını” belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai ise 3 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında, Moskova’nın arabuluculuk teklif edip etmediği sorusuna, ülkelerin böylesine önemli bir konuda yardım teklif etmelerinin “doğal” olduğunu söyleyerek yanıt verdi.
İran’ın nükleer programı konusu, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, 25 Şubat’ta Tahran’da İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmelerde de ele alındı.
Lavrov, görüşmede, yeni bir nükleer anlaşma için diplomatik araçların, güç kullanma tehdidi olmaksızın hala mevcut olduğunu belirtti.
Arakçi ise, Tahran’ın Amerikalılarla baskı altında müzakere masasına oturmayacağını vurguladı.
Trump, 20 Ocak’ta Beyaz Saray’a döndüğünden beri İran’a yönelik çelişkili mesajlar veriyor.
Bir yandan, şubat ayı başında, ilk döneminde uyguladığı “maksimum baskı” politikasını sürdüreceğini belirtirken, diğer yandan İran ile yeni bir Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) anlaşması yapmayı, “bombalamaktan” daha çok tercih edeceğini ifade etti.
İran’da nükleer programla ilgili müzakerelerin yeniden başlaması ihtimali, yönetici elitler arasında görüş ayrılıklarına neden olmuş durumda.
Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 2 Mart’ta parlamentoda Ekonomi ve Maliye Bakanı Abdünnasır Himmeti ve Stratejik İşlerden Sorumlu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhammed Zarif hakkında verilen güvensizlik oylaması görüşmeleri sırasında, ülkenin dini lideri Ali Hamaney’in bu konuda ABD ile diyaloğa karşı olduğunu, kendisinin ise diplomasiye inandığını belirtti.
IRNA’nın aktardığına göre Pezeşkiyan, “Sorunları çözmek için uygun yollar bulmalıyız. Kendi inançlarım olabilir, ancak dini lider bir yön belirlediğinde, ona uyum sağlamalıyız,” dedi.
KOEP (Kapsamlı Ortak Eylem Planı), İran, BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri ve Almanya tarafından onaylanarak 2015 yılında, ABD Başkanı Barack Obama döneminde imzalandı.
Anlaşma, İran’a, ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında, düşük seviyede zenginleştirilmiş uranyum stoklarını (yüzde 3,67 seviyesine kadar) 10 tondan 300 kilograma düşürme yükümlülüğü getiriyordu.
Ayrıca, 15 yıl boyunca nükleer program için yeni araştırma ve üretim tesisleri kurmama şartı içeriyordu.
Ancak, üç yıl sonra Trump anlaşmadan çekildiğini ve İslam Cumhuriyeti’ne yönelik tüm ekonomik yaptırımları yeniden uygulamaya koyduğunu açıkladı.
20 Ocak’tan önce, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekai, Batılı ülkelerin Tahran’a karşı BM Güvenlik Konseyi yaptırımlarını geri getirecek olan “snapback” mekanizmasını kullanması halinde, İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’ndan çekilebileceği tehdidinde bile bulunmuştu.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) raporuna göre, İran şu anda yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş 182 kilogram uranyuma sahip.
Uzmanların tahminlerine göre, bu uranyum kolaylıkla yüzde 90’a kadar zenginleştirilebilir, bu da teorik olarak dört nükleer silah üretmek için yeterli.
Vedomosti gazetesine konuşan İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Kıdemli Uzmanı Yelena Dunayeva, Moskova ile Washington arasında diyaloğun yeniden başlamasıyla birlikte, İran’ın Rusya ile ilişkilerinin kötüleşmesinden endişe duyduğunu belirtiyor.
Dunayeva’ya göre, Tahran açısından bu durum, iki ülkenin, ulaşım ve enerji alanları da dahil olmak üzere, ortak ekonomik projeleri hayata geçirmesini engelleyebilir:
“Elbette, Moskova’nın İran-ABD müzakerelerinde arabuluculuk yapması, İranlıların bu endişelerini kısmen giderebilir.”
Dunayeva, daha önce KOEP müzakere sürecinde yer alan Zarif’in istifasının, Hamaney’in baskısıyla gerçekleştiği görüşünde.
Hamaney, Trump’ın başkanlığı döneminde İran-ABD nükleer anlaşmasıyla ilgili diyaloğun yeniden başlamasında bir anlam görmüyor.
Öte yandan Dunayeva, Moskova’nın, kontrol ve uygulama mekanizmalarını içeren yeni KOEP’in koşulları önermesi halinde, tarafların müzakere masasına oturabileceğini belirtiyor:
“İran için ekonomik yaptırımların kaldırılması önemli. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’daki (GSYİH) yüzde 3,4’lük artışa rağmen, yüksek enflasyon ve ulusal para biriminin değer kaybetmesi nedeniyle ülkenin ekonomik durumu kötüleşti. Ancak, İsrail’in Orta Doğu’daki politikası ve bölgedeki genel durum da belirleyici olacak.”
İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Uzmanı Stanislav Lazovskiy ise, Trump’ın, Obama döneminde imzalanan JCPOA anlaşmasını ABD için dezavantajlı bulduğunu ve anlaşmadan çekildiğini hatırlatıyor.
Ardından, İran’a yönelik daha fazla yaptırım uyguladığını ve Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi emrini verdiğini, Süleymani’nin “direniş ekseninin” mimarı olduğunu belirtiyor.
Lazovskiy’e göre, şu anda İran’ın pozisyonu zayıfladığı ve İsrail’in pozisyonu güçlendiği için, Trump anlaşma için daha fazla şart öne sürebilir ve “muhtemelen, nükleer programdan vazgeçilmesi, Hamas, Hizbullah ve Yemen’deki Husilere desteğin kesilmesi gibi her şeyi aynı anda talep edecek, ki İran kesinlikle buna yanaşmayacaktır”.
Rusya ise, hem İsrail hem de İran’ın yanı sıra, bu bağlamda önemli bir ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile de iyi ilişkilere sahip olduğu için etkili bir arabulucu olabilir.
Bu nedenle Moskova, her bir tarafın pozisyonlarını iletmeye yardımcı olabilir. Fakat, İran muhtemelen UAEA denetimleri ve şeffaf bir nükleer program içeren eski anlaşma formatını önerecektir, bu da ABD’yi tatmin etmeyebilir.
Benzer şekilde İran’ın, Trump’ın Gazze Şeridi’ni bir tatil beldesine dönüştürme planını asla kabul etmeyeceğine dikkat çeken Lazovskiy, teorik olarak, müzakereler sırasında, siyasi irade olması halinde, tarafların bir konuda anlaşmaya varabileceğini vurguladı.
İran elitleri içinde hem anlaşmayı destekleyenler (Zarif gibi) hem de karşı çıkanlar (görünüşe göre Hamaney ve DMO) bulunuyor.
Diplomasi
Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.
Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.
Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.
Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.
Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.
Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor
Diplomasi
Ermenistan’da en büyük kumarhane olan Shangri La kapatıldı

Ermenistan Ekonomi Bakanlığı, muhalefet lideri Gagik Carukyan’a ait Onira Club şirketinin kumarhane işletme lisansını usulsüzlük gerekçesiyle iptal etti. Kararın, ülkede gerçekleştirilen parlamento seçimlerinin ardından muhalefetin sonuçlara itiraz ettiği ve Anayasa Mahkemesinin süreci incelediği bir dönemde alınması dikkati çekti.
Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, muhalefetteki Müreffeh Ermenistan Partisi’nin lideri Gagik Carukyan’a ait Onira Club şirketinin kumarhane işletme lisansının iptal edilmesine yönelik kararı imzaladı.
Sputnik Ermenistan’ın aktardığı gelişmeye göre iptal kararı, başkent Erivan yakınlarında bulunan ve ülkenin en büyük kumarhanesi olan Shangri La’yı kapsıyor.
Bakan Papoyan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, lisans iptaline gerekçe olarak Mart 2026’da gerçekleştirilen denetimlerde tespit edilen usulsüzlükleri gösterdi.
Yapılan incelemelerde, şirketin sunduğu finansal raporlar ile oyun makinelerinin sayaçlarındaki fiili veriler arasında tutarsızlıklar belirlendi. Papoyan, kumarhane yönetimi tarafından sunulan verilerin tahrif edildiğini ve yanlış bilgiler içerdiğini kaydetti.
Tüketicilerin ve kamu yararının korunması amacıyla hemen yürürlüğe girdiği belirtilen karara karşı, Ermenistan mevzuatı uyarınca iki ay içinde idari yoldan veya Ermenistan İdari Mahkemesinde dava açılarak itiraz edilebilecek.
Onira Club şirketine kumarhane işletme lisansı, ilk olarak 1 Ocak 2014 tarihinde Ermenistan Maliye Bakanlığı tarafından verilmişti.
Şirketin lisansı daha önce 2020 yılında, üçüncü çeyreğe ait devlet harcının dörtte birinin ödenmemesi gerekçesiyle de iptal edilmiş, ancak şirket daha sonra gerekli izinleri yeniden alarak faaliyetine devam etmişti.
Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a yurt dışına çıkış yasağı
Seçim sonuçlarına yönelik itirazlar sürüyor
Söz konusu lisans iptali kararı, ülkede parlamento seçimlerinin ardından yaşanan siyasi hareketliliğin ortasında geldi. Ermenistan’da 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından, aralarında Samvel Karapetyan liderliğindeki Güçlü Ermenistan Bloku, eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın Ermenistan İttifakı ve Gagik Carukyan’ın Müreffeh Ermenistan Partisi’nin de bulunduğu yedi siyasi oluşum, 19 Haziran’da seçim sonuçlarının yeniden incelenmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu. Ermenistan Anayasa Mahkemesi, bu başvuruları 21 Haziran’da görüşmeye başladı.
Seçimlerden Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi birinci çıkarken, muhalefet partileri oy verme sürecinde organize usulsüzlükler yapıldığını savunuyor.
Güçlü Ermenistan Bloku, Ermenistan Merkezi Seçim Komisyonunun 14 Haziran tarihli kararının iptal edilmesini ve seçimlerin ikinci turunun düzenlenmesini talep ediyor.
Diplomasi
İsrail diplomasisinin yeni hedefi Latin Amerika

Latin Amerika ülkeleri ile İsrail arasındaki ilişkiler son yıllarda hızla gelişirken “İshak Anlaşmaları” yeni bir çerçeve oluşturuyor.
Pazartesi günü Kudüs’te düzenlenen 2026 JNS Uluslararası Politika Zirvesi’nde, “Batı Yarımküre”de İsrail için açılan fırsatlara ilişkin bir panel tartışmasının arka planını oluşturdu.
Diplomatlar ve bölge uzmanlarının katıldığı “Yaklaşan İshak Anlaşmaları: İsrail ve Latin Amerika” başlıklı panelde, Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun nisan ayında Milei’nin İsrail ziyareti sırasında duyurdukları stratejik çerçeve olan İshak Anlaşmaları’na katılımı teşvik edecek gelişmeler ele alındı.
JNS muhabiri Etgar Lefkovits’in moderatörlüğünü üstlendiği tartışmaya, Panama’nın İsrail Büyükelçisi Ezra Cohen; ABD’nin eski Kosta Rika Büyükelçisi Fitzgerald Haney; ve İspanyolca yayın yapan haber kuruluşlarına Orta Doğu haberleri sağlayan Fuente Latina’nın kurucusu ve CEO’su Leah Soibel katıldı.
Soibel şunları söyledi:
“Farkına varmamız gereken şey, İshak Anlaşmaları’nın diplomatik alanın çok ötesinde geniş kapsamlı bir etkiye sahip olduğudur. ABD nüfusunun %20’si Latin kökenlidir. 2050 yılına kadar bu oranın ABD nüfusunun %30’una ulaşması bekleniyor. Bu kesim, en az antisemitik duyguya sahip olan kesimdir.”
Panel, pazar günü Kolombiya’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde solcu rakibini geride bırakan ABD ve İsrail yanlısı aday Abelardo De La Espriella’nın zaferini kutladı.
De La Espriella, İsrail ile ilişkilerin yeniden kurulmasını ve ülkesinin büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasını seçim programının temel unsurlarından biri haline getirmişti.
Cohen, Latin Amerika ülkelerinin haritasına baktığını ve sadece dördünün solcu, İsrail karşıtı hükümetler tarafından yönetildiğini söyledi.
Avrupa’daki Yahudiler için kasvetli geleceğe dair daha önceki bir panelden bahsederek, “Bir pencere kapandığında, bir diğeri açılır. Latin Amerika’ya gelin,” dedi.
Haney ise “İsrail’in dostlarının kazanmaya devam ettiğini” savunarak, “Bence Latin Amerika’dan çok daha fazla olumlu gelişme göreceğiz,” iddiasında bulundu.
Kolombiya’dan bir meslektaşı ona bir kısa mesaj göndererek “7 Ağustos saat 17.00’de İsrail ile ilişkilerimizi yeniden kuracağız,” diye söz verdi.
Bunun yeni cumhurbaşkanının göreve başlama tarihi ve saati olduğunu belirten Haney, Kolombiya’nın büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararıyla ilgili bir başka duyuru daha yapılacağını öngördü.
Kolombiya, “ortak değerler, ortak refah ve ortak güvenlik” için İsrail’e yönelen bir dizi Latin Amerika ülkesinin en sonuncusu olduğunu belirtti.
Haney, milletvekilleriyle birlikte çalışan İsrail yanlısı bir savunma grubu olan Israel Allies Foundation’ın, hafta sonunda Latin Amerika’nın dört bir yanından 11 farklı yasama organını Buenos Aires’te bir araya getirerek ortak ilkeler bildirgesini imzalatacağını söyledi.
Bunun, İsrail karşıtı lideri Başkan Luiz Inácio Lula da Silva’ya rağmen Brezilya yasama organıyla başarıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
Brezilya yasama organı, önümüzdeki dokuz ay içinde İsrail ile ilişkileri derinleştirmek için bir plan hazırladı.
Soibel, 12 Latin Amerika ülkesinin İsrail ile dostluklarını yeniden kurduğunu ve İspanyolca içerik üreticiler, influencer’lar ve gazeteciler arasında İsrail’ee yönelik ilginin giderek arttığını belirtti. Soibel’in grubu, 300 Yahudi olmayan İspanyol asıllı gazeteciyi İsrail’e getirdi.
Panelde, JNS’nin Panama merkezli İspanyolca bir edisyon yarattığı da vurgulandı. Soibel, bölgede aktif olan İsrail yanlısı grupların sayısının çok az olması nedeniyle bu grupların çalışmalarının hayati önem taşıdığını, buna karşılık “İran, Katar ve Hizbullah’ın ise İspanyolca dilinde Latin Amerika’da propaganda yürüttüğünü” belirterek şöyle devam etti:
“İspanyolca konuşulan coğrafyada faaliyet gösteren kuruluşların ve liderlerin sayısını muhtemelen bir, belki iki elin parmaklarıyla sayabilirsiniz. Dolayısıyla yapılan bu çalışma inanılmaz derecede stratejik. Etkisi de inanılmaz derecede büyük. İsrail ve Yahudi halkı daha fazla yatırım yapmalıdır. İsrail’de çok büyük bir Hispanik-İsrailli nüfus var ve bunların çoğu 7 Ekim olaylarının kurbanlarıydı. Anlatacak hikayelerimiz var. Şimdi bu mesajları ve bilgileri yayabilmek için yatırıma ve dağıtım kanallarına ihtiyacımız var.”
Panelistler, Latin Amerika’nın önümüzdeki yıllarda İsrail’in küresel diplomatik stratejisinin giderek daha önemli bir ayağı haline geleceği konusunda iyimser olduklarını belirterek konuşmalarını sonlandırdılar.
Milei ile Netanyahu’dan anlaşma imzası
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, geçen cumartesi İshak Anlaşmaları’nın başlatıldığını duyurdu.
İshak Anlaşmaları, “özgürlük ve demokrasinin savunulması ile terörizm, antisemitizm ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadelede” Arjantin, İsrail ve “Batı Yarımküre”deki benzer görüşlü ortaklar, “İshak’ın torunları ve Yahudi-Hristiyan geleneğine sahip uluslar” arasındaki işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan yeni bir stratejik çerçeve oluşturuyor.
Anlaşmaya imza atan ülkeler, “terör örgütlerine karşı” koordinasyonu güçlendirmeye yönelik olacak ve özellikle “İran’ın Batı Yarımküre genelinde terör ağlarını ve operasyonel varlığını genişletme girişimlerine” özel önem verecek.
Girişim ayrıca, uluslararası forumlarda koordinasyon ve uyumu teşvik etmeyi ve inovasyon, teknoloji, ticaret ve ekonomik açıklık alanlarında işbirliğini genişletecek bir çerçeve oluşturmayı hedefliyor.
Milei, Netanyahu ile düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Terörle ve İran rejimiyle mücadelelerinde ABD ve İsrail’e kararlı desteğimizi ifade ettik; bunu sadece doğru olan şey olduğu için değil, aynı zamanda ülkelerimizin acı içinde kardeş oldukları için de yaptık.”
Milei, konuşmasında 1992’de Buenos Aires’teki İsrail büyükelçiliğine düzenlenen bombalı saldırıyı ve 1994’teki AMIA Yahudi toplum merkezine yapılan saldırıyı hatırlattı.
Arjantin mahkemeleri her iki saldırıyı da İran’a atfetmiş olsa da, İran her zaman bu olaylarla ilgisi olduğunu reddediyor.
Netanyahu, Arjantinli lideri İsrail’in yanında durarak kendi deyimiyle “ahlaki netlik” sergilediği için övdü ve diğer Latin Amerika hükümetlerinin de, iki liderin “İbrahim Anlaşmaları’ndan esinlendiğini” belirttiği İshak Anlaşmaları’na katılacağını umduğunu ifade etti.
İbrahim Anlaşmaları, 2020 yılında Washington’un arabuluculuğunda imzalanmış ve Arap-İsrail diplomatik ilişkilerinde bir normalleşme dalgası başlatmıştı.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee imza törenine katıldı ve Milei ile Netanyahu’nun “Başkan Trump’ın en yakın iki dostu” olduğunu söyledi.
Huckabee, “Dünyada başkanımızın bu kadar saygı duyduğu ve bu kadar kişisel bir ilişkisi olduğu başka iki dünya lideri daha olduğunu sanmıyorum,” diye ekledi.
Ziyaret sırasında, Kasım ayında başlaması planlanan Buenos Aires ile Tel Aviv arasındaki ilk doğrudan ticari uçuşların duyurusu da yapıldı.
Milei, yeni güzergâhın iki ülke arasında “kopmaz bir bağ” kuracağını belirtti ve Arjantin Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma niyetini yineleyerek şöyle konuştu: “Koşullar elverdiği anda Arjantin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma konusundaki istekliliğimizi bir kez daha vurguluyoruz.”
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe









